<?xml version="1.0"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xml:lang="en">
	<id>https://www.baka-tsuki.org/project/api.php?action=feedcontributions&amp;feedformat=atom&amp;user=LoneWizzy</id>
	<title>Baka-Tsuki - User contributions [en]</title>
	<link rel="self" type="application/atom+xml" href="https://www.baka-tsuki.org/project/api.php?action=feedcontributions&amp;feedformat=atom&amp;user=LoneWizzy"/>
	<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Special:Contributions/LoneWizzy"/>
	<updated>2026-05-30T16:32:16Z</updated>
	<subtitle>User contributions</subtitle>
	<generator>MediaWiki 1.43.1</generator>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:_3._Cilt_Ba%C5%9Flang%C4%B1%C3%A7&amp;diff=483907</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe: 3. Cilt Başlangıç</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:_3._Cilt_Ba%C5%9Flang%C4%B1%C3%A7&amp;diff=483907"/>
		<updated>2016-03-20T17:30:04Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;LoneWizzy: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Onun gümüş rengi saçını ilk gördüğüm zaman, “Aa, yollarımız asla kesişmeyecek,” diye düşündüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sınıf arkadaşlarımın da buna benzer izlenime kapıldığına emindim. Daiya Oomine başkalarının arkadaşlığını bütün varlığıyla reddetti. Bu kasvetli tavrını ve rock &amp;amp; roll tarzını sadece başkalarını kendisinden uzak tutmak için üstlendiğini düşünmüştüm. Ama iyi anlaştık. Tabi, Haruaki de aracı rolü üstlendi, ama tek sebep o değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
«Ehm, sen… Kazuki Hoşino’sun, değil mi? Nedenini dile getiremiyorum, ama sen biraz tuhafsın!»&lt;br /&gt;
Bu bana ilk söylediği şeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama arkadaş olduğumuzu sanmıştım; ne de olsa, benimle her konuştuğunda mutlu gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Buna rağmen, o konuyu açtı:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öğle arasıydı, ve vize haftası yarın başlayacaktı; Daiya Maria’nın yanına gelişigüzel oturdu ve, “‘O’ ile alakadar oldun, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanıt veremeyecek kadar hayrete düşmüştüm, o yüzden Maria benim adıma cevap verdi. “......Oomine, bir ‘kutu’ mu elde ettin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Nasıl bir soru o öyle? Tabi ki de ettim. Her şeyden önce, Kazu’yla konuşuyorum. Sessiz ol, seni sinir bozucu muhafız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria sert bir şekilde iç çekti, ve ardından bana baktı, bunu bana bırakacağını ima edermiş gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bana hep garip gelmişti. Otonaşi’nin ortaya çıkması, senin Kokone’ye itirafın, ve birçok başka olay.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya sağ kulağındaki piercing&#039;e dokundu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu şüpheler ‘O’ ile tanıştığımda ortadan kalktı. Onunla tanıştığım an —tam o anda, onun, sadece &amp;quot;garip&amp;quot; olarak betimlenemeyecek varlığın, son zamanlardaki bütün o tuhaf olayların sebebi olduğunu fark &lt;br /&gt;
ettim. Ve ardından bana Kazuki Hoşino ile ilgilendiğini söyledi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tamamen algılamaktan aciz, onu sessizce dinledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu da demek olur ki senin hakkında tuhaf bir şeyler olduğunu hisseden tek ben değilim. ...Biliyor &lt;br /&gt;
musun Kazu? Seni bir sene gözlemledikten sonra, anladığım tek bir şey oldu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bana delici bir bakış ile odaklandı ve devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen süzülüyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...süzülüyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bağlamı olmadan, aniden kullandığı bu kelime bana oldukça anlamsız geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bizi yüksekteki bir yerden izliyor gibisin. Fiziksel olarak aramızdasın, ancak bize tam olarak yakın değilsin, insanlarla aranda hep belirli bir mesafe bırakıyorsun. Ne içeridesin, ne dışarıda. Sen sadece… &lt;br /&gt;
süzülüyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne demek istediğini anlamadım, ve bir kaşımı kaldırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ama buna rağmen bu günlük hayatı muhafaza etmek istediğini söylüyorsun. Bunu neden dilediğin benim &lt;br /&gt;
için hep bir gizemdi. Ama ‘O’ ile konuştuğumda —herhangi bir ‘dileği’ yerine getiren ‘kutuyu’ reddettiğini &lt;br /&gt;
söyledi —o zaman anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya sert bir ses tonuyla ilan etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Senin amacın başkalarının ‘dileklerini’ ezip geçmek.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu doğru değil!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sesimin ne kadar yüksek çıktığına şaşırdım, ama bunu belirtmek zorundaydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gündelik yaşantıma bu kadar değer vermemin sebebi… bir şeyleri arzulamanın hayatta olmanın kanıtı olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmem… bu yüzden…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne kadar da gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya, söylediklerine kıyasla, hiç gülmüyordu. Sadece acımasızca devam etti,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse hayatta arzuladığın bir şey var mı? Söyle hadi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tabi ki de var. Ben—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Durdum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vardı. Bir tane olmalıydı. Ama ifade edemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—henüz bir şekle bürünmediğinden dolayı olduğuna emindim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hayatın boyunca arzuladığın bir şey olmasını istiyorsun demek. Peki, bu iddiayı kabul etsem bile, bir tane daha &lt;br /&gt;
soru kalır. &#039;&#039;Neden bu hale geldin&#039;&#039;?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...???”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu günlük hayata değer vermeye başlamamın sebebi mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi düşününce, ben hep böyle miydim?... Sanmıyorum. Öyleyse, ne zamandan beri—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“——”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aklıma geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—Tanıyamadığım, sis ile örtülü biri.İlk bakışta tanıyamadım ama aklımdaki bu görüntü ne kadar buğulu olursa olsun onun kim olduğunu biliyordum...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;O kızın ismi—&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Anladın mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya beni böldüğünde, siluet sis içerisinde kayboldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Ne…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gerçek şu ki, sen günlük hayatını içgüdüsel olarak muhafaza etmeye çalışıyorsun, Pavlov’un &lt;br /&gt;
köpekleri gibi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben sadece gündelik yaşantımı muhafaza etmeye mi çalışıyordum? Eğer öyleyse—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu başkalarının ‘dileklerini’ ezip geçmekle aynı. ...Hey, Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya bana her zamanki sakinliğiyle seslendi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bende bir ‘kutu’ var. Gündelik yaşantınla çelişen bir varlık oldum. —Şimdi ne yapacaksın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya’nın ‘dileğini’ bilmiyordum. Ama eğer bu gündelik yaşantımı tehdit eden bir dilek ise, ben—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Çoktan kararını verdin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya duygusuz bir sesle devam etti, sağ kulağındaki piercinge hafifçe dokunarak:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“O yüzden ben —senin düşmanınım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vizelerimiz geri verildi, ve Temmuz’u uyuşuk bir şekilde geçirdik, sanki sonuçları hazmediyormuşuz gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Millet, birazdan alışveriş merkezine gideceğimizden kimseye bahsedemezsiniz!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin hastane odasına giderken, saçını büyük bir topuz yapmış olan Kokone bunu söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Özellikle sen Haruaki!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Biliyorum, tamam!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gerçekten mi? Ne de olsa «Haruaki» teriminin «Ortamı anlayamayan kişi» yerine kullanılmaya başlandığını duydum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle bir terimi hiç duymadım! Ama «K.K» teriminin «uyuz» yerine kullanıldığını biliyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hey! Benim ismimin baş harfleri neden «uyuz» anlamına geliyor!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kirino, çok yüksek sesle konuşuyorsun, Mogi sesini duyarsa sürpriz yapma şansımız kalmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria tarafından uyarıldıktan sonra—”Te~he!”—Kokone bir gözünü kapatıp dilini çıkarttı, ve Haruaki &lt;br /&gt;
“Bunun ‘tatlı olduğunu’ mu düşünüyorsun?” diyince ona sert sert baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu nispeten sıradan sahneye iç çekerek, hastane odasına girdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk gördüğüm şey bir dergi kapağındaki yarı çıplak, kaslı bir şahıs.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kasumi…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He…? —AH!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
El çabukluğu ile dergiyi futon’un altına koydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“M-Merhabalar herkese… N-Ne oldu? Bugün oldukca erkensiniz demek…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi bize mahcup bir şekilde gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben, acaba, görmemem gereken bir şey mi gördüm…? Kokone ile bakıştık ve tek kelime etmeden—”Bu konudan &lt;br /&gt;
bahsetmeyelim,” diye anlaştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hop, ne saklıyorsun bakalım Kasumi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Başarısızdık. Burada ismi «Ortamı anlayamayan» anlamına gelen bir herif vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“H-Hiçbir şey saklamıyorum…!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yalan söyleme! ...hm? Ha, porno dergisi, değil mi! Göster hadi göster! Kızların ne tür porno &lt;br /&gt;
dergisiyle— Gıhgıh!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone ona dirseği ile vurdu. Evet, bence en doğrusunu yaptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Merak etme Kasumi, bir şey görmedik… Hayır, gerçekten, sorun yok! Ne de olsa, hastanede uzun süre &lt;br /&gt;
kalırsan, yani… İçine çok atarsın, değil mi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“B-B-B-Ben hiçbir şey içime atmadım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi kızarmış suratının önünde ellerini çılgınca salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil! Bu… yani…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dudaklarını büktü ve, biraz tereddüt ederek, futon’undan dergiyi çıkarttı. Üzerinde gerçekten de yarı &lt;br /&gt;
çıplak bir adam vardı, ama üzerinde “Yoga” ve “Düzgün İdman Yöntemleri” yazıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu egzersiz için spor dergisi! O yüzden, ehm… erotik dergi değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He? Ah, haklısın. Haha, özür dilerim. ...Ama o zaman dergiyi neden saklıyordun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her nedense Kokone’ye değil, bana baktı ve fısıldayarak:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...çünkü bu tür dergiler bana yakışmıyor…”&amp;lt;!--Suit me : ?--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi sözünü edince—içgüdüsel olarak Mogi&#039;nin kollarına baktım. Onun bir zamanlar kırılgan gözüken &lt;br /&gt;
beyaz kolları, şimdi biraz daha güçlü gözüküyordu. ...Hala oldukca ince gözüküyorlardı ama.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi nereye baktığımı fark etti ve çekinerek kollarını arkasına sakladı. Ardından,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Rehabilitasyonum için iyi bir kaynak olabileceğini düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O tekrarlanan günlerden bu yana dört ay geçmişti. Onun kırık kemikleri kaynamıştı ve rehabilitasyonu &lt;br /&gt;
şimdiye kadar başlamıştı. Onun, bir zamanlar ulaşması uzak bir hayal gibi gelen er ya da geç okula &lt;br /&gt;
dönüşü, yavaş yavaş gerçekleşiyordu. Onun tekerlikli sandalyeli varlığı yakında bu günlük hayatının da &lt;br /&gt;
parçası olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi bu günlük hayata geri dönecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—Maria olmadan önceki zaman gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hey, hey, Maria, Kasumi’nin etrafında tedirgin hissediyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Alışverişine tam girmek üzereyken Haruaki bunu sordu, oysa Kokone ile birlikte bu konu hakkında bilerek &lt;br /&gt;
sessiz kalmıştık…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Haru… Biliyor musun, bazen sen gerçekten rezaletsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin ne demek istediğini bile anlamadı! Rezalet!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...neden öyle düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Maria Haruaki’ye bunu açıkca ve sakince sordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Çünkü ikinizin birbirinize doğru düzgün konuştuğunu hiç görmedim! Yani, belki de bunun sebebi sadece &lt;br /&gt;
ikinizi bir arada nadiren gördüğümdendir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Haru, dinle,” Kokone Haruaki’yi kendisine doğru çekti ve kulağına fısıldadı. “...ikisi aşk &lt;br /&gt;
rakipleri… o yüzden garip oluyorlar. Bu kadarını senin de bilmen gerekir, değil mi…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ehm, Kokone…? Düşünceli olmaya çalıştığının farkındayım, ama seni duyabiliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Heee, anladım, anladım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Haruaki bana kocaman gülümsedi. ...Bu oldukca sinir bozucuydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria onların tavırına iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yani, nasıl anlam çıkartmak istiyorsan çıkart, ama onunla kolaylıkla konuşamadığım doğru.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hoho! Rakip olma anlamında mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Usui. Seni rezil eden ve mideni bıçaklayan biriyle rahat rahat konuşabilir miydin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Şakaydı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria bunu yüzünde ifade olmadan söylediğinde, Kokone ve Haruaki aralarında bakıştılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...Bu sınıra yakın yoruma kalbi hoplayan tek kişi bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...ehm, öyleyse bu konuyu bırakalım… Şimdi sıra ana hedefimizde!! ‘Mari-mari’ye uyan giysiler &lt;br /&gt;
bulalım!’ Yani, ona hemen hemen her şey uyar ama… cık, senin bu lanet manken gibi vücudun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yakın geçmişte resminin bir moda dergisinde çıkmasıyla hiçbir şikayetin olmamalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Şimdi düşününce, bu mesele de nereden çıktı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bak, dinle sadece! Son zamanlarda Mari-mari ile tatilde sık sık günlük giysilerle buluştum tatilde, &lt;br /&gt;
ama biliyor musun, modayı görmezden geldiği belli! Giysileri tam olarak kötü değil ama, tek eksiği &lt;br /&gt;
bireysellikleri olmaması… ve markayı sorduğumda UNIQLO olduğunu söyledi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Geçmişte nasıl olduğunu bir kenara bırakırsak, şu anki UNIQLO’nun yüksek moda değeri var. Şirketinin &lt;br /&gt;
büyük çabaları sayesinde birçok yüksek kalite ürünü düşük fiyata satıyorlar. En iyi seçim UNIQLO.”&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
Reklamcılık yapmaya karar verdim. Sayonara.--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bende UNIQLO giyiniyorum yani! Ama demek istediğim o değildi! Sadece düşünüyordum da, yani… ideal kendin olmak için uğraşmalısın ya da… Aa, lanet olsun! Sırf vücudun ile kazanabildiğin için…!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kiri, sakin ol! En azından onu göğüslerinle yenebilirsin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sadece göğüslerimle mi?! Dalga geçme Haru! ...Onu ayrıca yenebileceğim konu—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin konuşması kesildi, Maria’ya baştan aşağı baktı, ve dehşete kapıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Yok artık… Hiçbir şansım yok mu?! Giyaa, olamaz! Dünyanın en iyi idolü olman lazım, ancak o zaman &lt;br /&gt;
senin «güzel» olduğunu gücenmeden kabul edebilirim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...K-Kokone, görünüş zaten öznel bir şeydir yani…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse kimi daha güzel buluyorsun Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Neden burada sessiz kalıyorsun! Yalan olsa bile benim olduğumu söyle!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yani, bu imkansız bir istek değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kapa çeneni, seni görme bozukluğu olan insan.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne!? Alçakgönüllülükle en az ortanın üzerinde olduğum söylenir!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yarattıkları gürültüden dolayı, etraftaki müşteriler bize odaklanmaya başladı. ...Kokone bizimle &lt;br /&gt;
beraber olduğunda hep aynı hikayeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“H-Hey, Kokone, biz yavaş yavaş…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ona hitap ettiğimde, bana haşin bir bakış attı. Uva, tehlike hissediyordum…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Her şeyden önce, Kazu, Mari-mari’nin giysileri hakkında en çok neye izin veremiyorum biliyor &lt;br /&gt;
musun? Sırf aynı boyda olmanızdan dolayı, birkaç parça giysi paylaşma unsuru!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...he? Paylaşmamalı mıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin gözleri sonuna kadar açıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......Ha? Bu şaşkın ifade de neyin nesi? «...he? Paylaşmamalı mıyız-mış», hadi oradan! Sağduyunda &lt;br /&gt;
hata var! En azından ben, Mari-mari’nin başka bir gün giydiği tişörtü üzerinde gördüğümde hayrete &lt;br /&gt;
düştüm!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onu hala anlayamadım ve gözlerimi Haruaki’ye çevirdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hayır, o haklı yani.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...Açıkca reddedilmiştim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen o tür insansın, değil mi? Sevdiğin kız tarafından verilen yarı içilmiş su şişesini sorunsuz &lt;br /&gt;
bitiren tip.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu normal değil mi…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bak bak,” Haruaki sanki bana göstermek için ellerini abartılı bir şekilde salladı ve iç çekti. ...O &lt;br /&gt;
tepki de neyin nesiydi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Haru, ona yeni giysiler aldırtmak istediğimi anlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Fazlasıyla!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O ikisi birlik kurduktan sonra, Kokone’nin planladığı gibi Maria için giysi arayışımız başladı. Ama, &lt;br /&gt;
Maria alışveriş yapmaktan hiç hoşlanmadı ve bu yüzden kendisine gösterilen giysiler hakkında Kokone’ye &lt;br /&gt;
gönülsüzce yorumlar verdi. Ve ara sıra, Kokone ona birkaç giysi giymeye zorladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk başta, Maria’nın kendisine önerilen giysileri almadığı için Kokone’nin güceneceğini düşünmüştüm, &lt;br /&gt;
ama aksine Kokone neşeyle gülümsüyordu. Ona göre, «olağanüstü bir güzeli giydirip kuşatmak zaten &lt;br /&gt;
eğlenceliydi». ...Bir erkek olarak onun hislerini anlayamıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Buradaki diğer erkekten, Haruaki’den söz etmişken, sırf diğer bayan müşterileri ve yardımcıları &lt;br /&gt;
izleyerek mutlu gözüküyordu. Onun düşünebilme şeklini kıskanıyordum—yani, tam olarak değil. Hiç değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bütün bu enerjiyi nereden aldığını merak edecek kadar dinç olan Kokone’den mola rica ettim. Bu ricamı &lt;br /&gt;
üç saat sonrasına kadar kabul etmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ha… sonunda geçici olarak serbest bırakılmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Haruaki, neşeli gözüküyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Evet! Bu zamanın tamamını güzel kızlara puan vererek geçirdim yani. Ah, bu çok iyidi! Benim favorim &lt;br /&gt;
önceki mağazadaki mağaza yardımcısıydı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin keyfi bozuldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bizim okulun öğrenci konseyi başkanına benziyordu biraz. Sen de öyle düşünmüyor musun Hoshii?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Eeeh~~... öyle mi düşünüyorsun~?” Kokone itiraz etti. “Bizim öğrenci konseyi başkanımız çok daha &lt;br /&gt;
havalı… ah, şimdi sözünü etmişken, «Üç Süpermen’i» biliyor musunuz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Duymuşluğum var.” “...Yani, kulağıma gelmemesinin imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Anlaşılan bilmeyen bir tek ben vardım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“... o «Üç Süpermen» da ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bak, her senede olağanüstü notları olan bir öğrenci yok mu? O üçünün notları dışında da kendilerine &lt;br /&gt;
özgü özellikleri olduğu için, biri onlara «süpermen» olarak davrandı. Yani, bu terim de onlara o kadar &lt;br /&gt;
yakışıyordu ki yayıldı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Maria acaba onlardan biri mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Evet. Bana nasıl hitap ettikleri umurumda değil, ama fazla göze batmayı sevmem.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayır… giriş töreninde yarattığın olaydan sonra ne diyordun öyle?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yani, Mari-mari birinci sınıfta, okul konsey başkanı üçüncü sınıfta olanlar. Ve ikinci sınıfta olan da&lt;br /&gt;
—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone cümlenin ortasında durdu. Keyifinin nasıl kaçtığı açık açık görünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...demek sonuncusu da Daiya’ydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya okul kantininde bize “sahip” durumunu belirttikten hemen sonra ortadan kayboldu. Artık okula &lt;br /&gt;
gelmiyordu ve evde de değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone ve Haruaki için hiçbir şey demeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone bu konu hakkında son derece öfkeliydi. Ona bir şey söylemeden neden birden bire kaybolduğunu &lt;br /&gt;
anlayamıyordu. Tabi, işin gerçeği, o sadece onun için endişeliydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone onun kayboluşunu sadece geçici bir durum olarak düşünüyordu herhalde. O yüzden bu kadar kızgın &lt;br /&gt;
olabiliyordu. Ama ben… Ben bunun geçici bir durum olduğunu düşünmüyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne de olsa, Daiya—bir “kutu” elde etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O bizim günlük hayatımızdan kopmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yüzü asık, karamel macchiato’sunu tek bir yudumda bitirdikten sonra, Kokone iç çekti ve konuşmaya &lt;br /&gt;
başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Her neyse, o pislik bir kenara, demeye çalıştığım o «Üç Süpermen» sıradan değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Maria ve Daiya söz konusu olunca anlıyorum… ama öğrenci konsey başkanı gerçekten de bu kadar harika &lt;br /&gt;
mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Harika! Notları ile Tokyo Üniversitesine kolaylıkla girebilirmiş; atletizm kulübünün bir üyesi olarak &lt;br /&gt;
ulusal kısa mesafe koşuları ve uzun atlama yarışlarında yer aldı; ve öğrenci konseyinde de, o tarihi &lt;br /&gt;
geçmiş okul kurallarına nokta koyuyor. Ama anlaşılan o ki onun ne kadar harika biri olduğunu anlamak &lt;br /&gt;
için bu yüzeysel kurallara gerek bile yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kulağıma gelen küçük bir hikayeye göre, başkan antrenmanlarda o kadar da hızlı gözükmüyormuş. Ara sıra &lt;br /&gt;
diğer üyelere bile kaybediyor. Ama gerçek olayda neredeyse kesin en iyi zaman rekorları kırıyor ve &lt;br /&gt;
kazanıyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse antrenmanlarda kendine geri mi tutuyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle değilmiş. «Antrenmanın amacı gücünü geliştirmektir. Gerçek yarışın amacı ise kazanmak. Gerçek &lt;br /&gt;
yarışta gücümü dışarı vurmaya tamamen odaklandığımda en hızlı olmam doğal tabi.» diyor kendisi. ...Ne &lt;br /&gt;
düşünüyorsun? Biraz garip gelebilir, ama o nedense harika değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Evet. Başka bir evrenden bir insan gibi geliyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aynen~”—böyle derken, bardaklarımızın boş olduğunu doğruladı ve memnun bir şekilde gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Peki o zaman! Mari-mari-giydirme-vaktine geri dönelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Doğrusu, bu can sıkıntısının daha fazlası yorucuydu…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“K-Kokone, evde yakında yemek vakti olacak, o yüzden ben yavaş yavaş…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Eeh~...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone dudaklarını büktü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse sadece bir tane daha! Mari-mari’nin kesinlikle giyinmesini istediğim bir şey var!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone nihayet bizi diğer mağazalardan farklı bir hava veren bir mağazaya getirmişti. Giysilerin &lt;br /&gt;
çoğunluğu siyah ve acayip şekilde fırfırlıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu sana kesin yakışacak! Gotikloli-Mari-mari-tan, haa haa.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fazlasıyla heyecanlı olan Kokone’nin gösterdiği giysi çok fırfırı olan siyah bir elbiseydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......onu giyinmemi mi istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tabiki!&amp;lt;!--Bilerek yapılan bir şey. Orijinali: ‘Course!---&amp;gt; ...bu arada, Gotikloli’ler hakkında ne &lt;br /&gt;
düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kendi küçük dünyalarında yaşıyorlarmış gibiler.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sana tam uyuyor o zaman, değil mi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eeeeeh! B-Bu pat diye söylenen acayip ifade de neyin nesiydi!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria’ya gönülsüzce baktım. Neyse ki Kokone’nin ona az önce verdiği elbiseye o kadar odaklanmıştı ki &lt;br /&gt;
şimdiki ifadeyi aldırmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone, “O zaman başsüsüne ihtiyacımız var… veya minik bir şapka da güzel olabilir!” gibi bir şey &lt;br /&gt;
mırıldadı ve aksesuarları karıştırmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Gerçekten yapmak istemiyorsan, düzgün bir şekilde reddetsen iyi edersin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria suratım ve Gotikloli elbise arasında ileri geri baktı ve kısık bir sesle,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen de görmek istiyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Diyorum ki sen de beni bu Gotikloli elbisesini giyinmemi istiyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sorudaki niyeti algılayamamıştım, ama dürüstce cevap vermeye karar verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...ehm, söylemem gerekirse eğer o zaman görmeyi tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Anladım. Eğer o kadar görmek istiyorsan, giyinirim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...hayır, ben öyle deme—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sırf bana dediğin için bunu giyiniyorum yani. Of, gerçekten çaresizsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
……..ehm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Acaba Maria onu giyinmek mi istemişti?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve böylece, Maria Gotikloli’ye dönüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ayy, ay, ay! Mari-mari, ü-üzerime ayağını bas! Senin o ayaklarınla, üzerime bas!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uva, ne yapmalıydık acaba? Kokone aklını yitirdi…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Seçimim fazla doğruydu. Sen de öyle düşünmüyor musun, Kazu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“E-Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şüphesiz ona yakışıyordu. Haruaki de memnun bir şekilde başını sallıyordu ve birkaç mağaza yardımcısı &lt;br /&gt;
da değişme kabinine göz atıyordu. Ona bu kadar yakışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria’ya gelince, ne tür surat yapması gerektiğini bilmiyordu ve özellike hiçbir yere bakmadan &lt;br /&gt;
kollarını kavuşturdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hop, Kazu, bu kadar mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Daha fazla… ne bileyim, heyecan göstermelisin. Sizden tatlı üçüncü sınıf bir dram gibi bir şey görmek &lt;br /&gt;
istiyorum, senin şaşkınlıktan ağzını açarak «Çok güzel...» mırıldanmanla başlayıp, üzerine de Mari-mari &lt;br /&gt;
utangaçlığını «Hımf, demek birden bire böyle gözüktüğüm için mi beni sevmeye başladın?» diyerek &lt;br /&gt;
saklamaya çalışır ve bu da Kazu&#039;ya «H-Hayır, sen hep güzelsin! Sen gerçekten güzelsin Maria!» &lt;br /&gt;
şeklinde itiraz ettirir, ve ikinizin de yüzlerinizin kızarmasıyla biter! Çünkü o zaman da sizi &lt;br /&gt;
döverim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......Yapamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne acınası bir herif. Karaoke bar’ında kimsenin bilmediği halk şarkıları söyleyen tiplerdensin sen, &lt;br /&gt;
değil mi? Ve ayrıca ne güzel ne de kötü şarkı söyleyebilen tür herif olduğundan eminim, o yüzden de &lt;br /&gt;
kimse Tsukkomi&amp;lt;ref name=”Tsukkomi”&amp;gt; Manzai’da (漫才) - bir tür Japon komedi türü - bulunan iki karakter türünden biridir. Birlikte çalıştığı Boke’nin aksine, ciddi bir karakter türüdür ve Boke’nin &lt;br /&gt;
esprilerine tepki verir. Boke ise komik olandır ve kötü bile denilecek espriler yapar. Japon kültüründe &lt;br /&gt;
yaygındır.&amp;lt;/ref&amp;gt; yapamaz. ...Aa, Kazu&#039;yu boşver. Hey, hey, Mari-mari, resim çekebilir miyim?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İmkansız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dedi Maria, kolları hala kavuşmuş ve gözlerini hala kaçırarak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...Aa? Bu elbiseyi giyindiği için acaba esasında utanmış mıydı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle kocaman sırıtma Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Az önce çapkın bir surat yaptın. Demek bana böyle bir elbise giyidirerek beni rezil etmek istedin, &lt;br /&gt;
öyle mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gel buraya bir dakika.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Azarlanmak için hazırlandım ve Maria’nın önünde başım öne eğik durdum. Gotikloli Maria kolları &lt;br /&gt;
kavuşmuş bir vaziyette mütehakkim gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bana yakışıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neden soruyordu ki? Bunu düşünürken, başımı salladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria başından fırfırlı saç süsünü çıkarttı. Bu saç süsüne bakarken, dudaklarının kenarı kalktı ve,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her nedense benim başıma koydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Evet, sana da yakışıyor!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria oldukca eğlenmişe benziyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen çok istediğin için bunu giyindim. Durum öyle, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...ehm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Durum öyle, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“........Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu da demek oluyor ki: senin bencil isteklerinden birine uyduğum için, sende benim bir isteğime &lt;br /&gt;
uyarsan adil olacağını düşünüyorum. Sence de öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Yani… sanırım öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu elbise bana güzel yakıştı. Biz aynı bedeniz. Başka bir deyişle, sen de bunu giyinebilirsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria hiçbir retti kabul etmeyen güçlü bir sesle devam etti,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Giyin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve bu şekilde ben bir Gotikloli oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Üüü…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Soyunma odasında kendime bakarken inledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Demek bunu ilk giyinmek Maria’nın bana bu görünüşe büründürmek için planının bir parçasıydı. Bu &lt;br /&gt;
maksatla, benim reddedemeyeceğim bir durum yaratmak istemişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi durup düşününce, o zamanda elbise ve bana ileri geri bakmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hop, daha değişmedin mi Kazuki? Aç kapıyı artık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Maria. Bunu neden giyinmek zorundayım…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tabi ki de seni Gotikloli olarak o kadar görmek istiyorum ki komik bile değil. Doğal olarak, bu senin &lt;br /&gt;
utanmanı da içeriyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu uzun süreden sonra Maria’nın bana sataşmasıydı…!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonsuza dek burada duramazdım. Kendimi hazırladım ve kapıyı açtım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gyahahahahahahaha—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone anında bana doğru işaret etti ve gülmeye başladı. Sadece Maria, Kokone ve Haruaki’nin soyunma &lt;br /&gt;
odasının önünde olması gerekiyordu, ama her nedense ayrıca mağaza yardımcıları ve birkaç alakasız &lt;br /&gt;
müşteri vardı. Bu nasıl bir halka açık infazdı böyle…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kyahahaha, Kazukocum, çok tatlısın!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bunu demekle birlikte, Kokone cep telefonunu çıkarttı ve bana yöneltti. …...Lütfen yapma…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“D-Dur! Resim çekme!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İmkansız. Yapmam gerekiyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sırf Kokone değil, ayrıca Haruaki ve Maria bile fotoğrafımı çekmeye başladı. Oysa kimseye onun resmini &lt;br /&gt;
çekmesine izin vermemişti!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Merak etme Kazuki. Tatlı bu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria anlamı belirsiz bir teşvikte bulunmaya çalıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tamamdır, ve gönderildi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“D-Dur bir dakika Kokone! B-Bunu az önce nereye gönderdin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ha? Kasumi’ye tabi ki de!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“N-Ne yapıyorsun sen?! E-En başta, hani ona alışveriş merkezine gittiğimizi bahsetmeyecektik?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aptal mısın Kazu? ‘Öncelik’ denilen bir şey var!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Grubun aptalı sensin Kokone! Bu fazla acımasızdı!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...cep telefonum hemen titredi. Tereddüt ederek açtım. Yeni bir eposta vardı. Göndericinin ismi «Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi’ydi».&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesaj tek bir kelimeden ibaretti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
«Tatlı ♡»&lt;br /&gt;
Umurumda bile değil artık! ☆&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bana neredeyse başağrısı veren yoğun bir ufunet yüzünden uyandım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu ani gelişimden şaşkın bir vaziyette, sesimin ağzımdan sızmasına izin verdim. Son hatırladığım şey, &lt;br /&gt;
bana neredeyse hayatım kalanı boyunca travmaya sebep olacak bu olayı unutmak için yatağıma girmekti. &lt;br /&gt;
Ondan sonra, muhtemelen uyuya kalmıştım—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—Öyleyse, ben neredeydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Burası zefiri karanlıktı ve hava da biri güveç içerisinde kaynatmış gibiydi.&amp;lt;!--Boiled all desire &lt;br /&gt;
diyor, ama desire ne alaka anlayamadım bir türlü--&amp;gt; Bu hava inatla vücuduma yapıştı. İnatla, bütün &lt;br /&gt;
vücuduma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İsteksizce ayağa kalktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Önümde katlanan dünya. Siyah, siyah, neredeyse gözlerimi işgal eden saf siyahlık. Kendimi yere &lt;br /&gt;
yığılmaktan geri tutabildim ve direndim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Karanlığın içerisinde, hafif bir ışık fark ettim. Titreyen mavimsi-beyaz bir ışıktı. Böcekleri yüksek &lt;br /&gt;
çıkışla böcekleri yakan ve genellikle dükkan önlerine konulan böcek öldürme cihazlarının&amp;lt;ref &lt;br /&gt;
name=”Zapper”&amp;gt;http://i.ytimg.com/vi/gQPk48fGwM8/maxresdefault.jpg&amp;lt;/ref&amp;gt; ışığını andırıyordu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu ışığa yaklaşmamam gerektiği hissine kapılmama rağmen, sanki ona kapılmış gibi ayaklarım hareket &lt;br /&gt;
etmeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Işığa olan mesafem yaklaşık beş metreydi. Ama buna rağmen, her adım attığımda o sanki uzaklaşıyordu; &lt;br /&gt;
algılarım gerçekliği reddediyordu ve bu mesafeyi büyütüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Guni—&amp;lt;!--Ses efekti sanırım. Bir vücuda çarpma sesi. Jp’sında da böyle bir ses efekti var sanırım, &lt;br /&gt;
böyle bırakıyorum.--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayağım bir şeye çarptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bakışımı yere çevirdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Hİİ”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu bir kızın vücuduydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Eh, ah, hiya! Ha, ha, haa—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çılgına dönmüş nefesimi sakinleştirerek, ona baktım. Uzun saçı olan ve pijama giyinmiş tanımadık bir &lt;br /&gt;
kızdı—Hayır, sanırım onu daha önce bir yerde görmüştüm. Onu biraz hatırlayabileceğim miktarda tanıdık &lt;br /&gt;
biri miydi…?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nefes almıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama o ölü değildi. O muhtemelen sadece “durmuştu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendi üzerimdekileri doğruladım. Uyuya kaldığımdaki aynı giysiler—pijama ve don yerine bir tişört.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Anladım. İkimiz muhtemelen uyurken buraya getirilmiştik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Böylece—biz &amp;lt;u&amp;gt;bu “kutunun” içine konulmuştuk&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonunda mavimsi-beyaz ışığın önüne geldim. Daha yakından bakınca, mahfuz Onsen-konaklarında olacak eski &lt;br /&gt;
ateri makinelerine benziyordu. Ekranında başlık gibi gözüken bir yazı vardı, «Asil Krallık».&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu makinenin yanında da onu gördüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“......Daiya.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Orada dikiliyordu, kayboluşundan önceki halinden farksız, iki kulağında da pirsingler ile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Uzun zaman oldu Kazu. Neredeyse iki ay mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dedi sohbet başlatmaya çalışırmış gibi. Ona sormak istediğim birçok şey vardı, ama ilk önce belli olan &lt;br /&gt;
soruyu sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Bu senin ‘kutun’ mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Cevap vermem bile gerekiyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aynen öyle. Sonunda ‘kutusunu’ kulandığı besbelliydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Can sıkıntısı—insanlar bu canavardan kaçmak için kendi beyinlerini bile dağıtırlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onun gizemli sözleri üzerine yüzümü astığımı görünce, onun ağzının kenarları kalktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“‘20. Senemin Etüdü’’nden bir alıntıydı.”&amp;lt;ref name=”Etude”&amp;gt;Touzou Haraguchi tarafından yazılan bir &lt;br /&gt;
kitap, 20. senesinde intihar ettikten sonra yayınlandı. &lt;br /&gt;
http://www.aozora.gr.jp/cards/000740/card49078.html&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Ne hakkında konuşuyorsun sen Daiya?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu ‘Asılsızlık Oyunu’na’ konulan ‘dilek’.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onun niyetini algılayamıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen tabi ki de beni anlayamazsın, değil mi? Sen günlük hayatının tadını çıkartabildiğine göre can &lt;br /&gt;
sıkıntısını bilebilmenin imkanı yok. Ne kadar kahredici bir şey olduğunu hayal bile edemezsin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya’nın söylemek istediği şey bu ‘Asılsızlık Oyunu’nu’ yaratmasının ve bizi de dahil etmesinin sebebi &lt;br /&gt;
«can sıkıntısından» mıydı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu fazla bencil ve akılsızca olurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yüzüne bakılırsa, anlaşılan beni anlamaya çalışmak dahi istemiyorsun he. Hayal gücü olmayan insanlar &lt;br /&gt;
hep de aşırı kibirlidir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...beni kandıramazsın. Sırf can sıkıntından kurtulmak için ‘kutu’ kullanmak çok fazla saçma olurdu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Anlamaman umurumda değil. Ama en azından bu hissin de var olduğunu unutma.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Sadece bu hisse bir çare bulmak gerekiyor, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle bir şey imkansız. Bu söz konusu kişinin doğası ile ilgili bir sorun. Gidip kendi doğanı &lt;br /&gt;
değiştiremezsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu sadece… kötü bir bahane!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“O zaman senin şu günlük hayatına olan anormal düşkünlüğünü düzelt!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ağzımı kapattım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne yaparsan yap, nereye gidersen git, kendi doğandan kaçamazsın. Hırpani gözüken bir adam hırpani &lt;br /&gt;
görünüşünü değiştiremez, ne kadar pahalı giysiler giyinse de, bir saat makyaj sürse de. Değiştirilemezi &lt;br /&gt;
değiştiremezsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...can sıkıntısı o kadar kahredici olsa bile, nasıl meydana geliyor ki? Birçok zevkli şey yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“‘Doğalar’ bu şekildedir. Her olay senin doğana göre şekil değiştirir. Senin zevkli bulduğun şeyleri &lt;br /&gt;
‘bıkkın’ doğasına sahip insanlar için saf can sıkıntısıdır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...oysa senin yüksek kabiliyetlerin okulun sana imrenmesine sebep oluyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ben sıradanım. Bunu biliyorum çünkü kabiliyetlerimin sınırını görebiliyorum. Hiçbir şeyi ne &lt;br /&gt;
başarabileceğimi, ne de elde edebileceğimi fark ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu mütevazi ifade beni şaşırttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendine o kadar güvenmesine rağmen Daiya’nın bu şekilde düşündüğünü asla hayal edemezdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“‘Kutu’ can sıkıntısına boğulmuş insanlar için vakit öldürmekten daha fazla bir şey değil. Bu yüzden, &lt;br /&gt;
bu sadece bir oyun. Anlamsız bir oyun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Açıkladı ve o sırıtmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ama her şeye rağmen benim için çok değerli.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onun mantığını hala anlayamıyordum; ama onu kelimelerle ikna etmenin imkansız olduğunu anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...söylesene Daiya. Bu ‘kutu’ tam olarak ne yapar?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya hafifce güldü, beni omuzlarımdan tuttu, ve ateri makinesinin önüne beni zorla oturttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu sadece vakit öldürme uğruna bir oyun. Can sıkıntısından uzaklaşmaktan başka bir amacı yok. Öyleyse&lt;br /&gt;
—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Anlamsız bir ölüm maçı yapalım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya başparmaklarını köprücük kemiğime bastırıyordu ve dolayısıyla kaçamıyordum. Ekran sallanmaya &lt;br /&gt;
başladı. Neredeyse sarhoş gibi hissediyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—*tut*&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;u&amp;gt;Bir şey&amp;lt;/u&amp;gt; ben büyülenmişken başımı tuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ateri makinesinden bir şey çıktı. Şeffaf bir eldi. Bu şeffaf el tarafından tutuldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kafamda ses yankılandı. Şeffaf ellerin sayısı durmadan artıyordu. Artıyordu. Gitgide daha çok eller &lt;br /&gt;
başımı, kollarımı, bacaklarımı, karnımı tutmaya başladı ve bütün vücudumu kapladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“D-Daiya—!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya soğukkanlı bir şekilde buruşuk suratımı görmezden geldi ve,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“&amp;lt;u&amp;gt;Git&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve ardından ben—&amp;lt;u&amp;gt;o eller tarafından içeri çekildim&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references/&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro no Hako - Türkçe: 3. Cilt Açılış|Açılış]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro no Hako - Türkçe: 3. Cilt 1. Raund|1. Raund]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>LoneWizzy</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:_3._Cilt_Ba%C5%9Flang%C4%B1%C3%A7&amp;diff=483905</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe: 3. Cilt Başlangıç</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:_3._Cilt_Ba%C5%9Flang%C4%B1%C3%A7&amp;diff=483905"/>
		<updated>2016-03-20T16:01:02Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;LoneWizzy: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Onun gümüş rengi saçını ilk gördüğüm zaman, “Aa, yollarımız asla kesişmeyecek,” diye düşündüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sınıf arkadaşlarımın da buna benzer izlenime kapıldığına emindim. Daiya Oomine başkalarının arkadaşlığını bütün varlığıyla reddetti. Bu kasvetli tavrını ve rock &amp;amp; roll tarzını sadece başkalarını kendisinden uzak tutmak için üstlendiğini düşünmüştüm. Ama iyi anlaştık. Tabi, Haruaki de aracı rolü üstlendi, ama tek sebep o değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
«Ehm, sen… Kazuki Hoşino’sun, değil mi? Nedenini dile getiremiyorum, ama sen biraz tuhafsın!»&lt;br /&gt;
Bu bana ilk söylediği şeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama arkadaş olduğumuzu sanmıştım; ne de olsa, benimle her konuştuğunda mutlu gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Buna rağmen, o konuyu açtı:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öğle arasıydı, ve vize haftası yarın başlayacaktı; Daiya Maria’nın yanına gelişigüzel oturdu ve, “‘O’ ile alakadar oldun, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanıt veremeyecek kadar hayrete düşmüştüm, o yüzden Maria benim adıma cevap verdi. “......Oomine, bir ‘kutu’ mu elde ettin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Nasıl bir soru o öyle? Tabi ki de ettim. Her şeyden önce, Kazu’yla konuşuyorum. Sessiz ol, seni sinir bozucu muhafız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria sert bir şekilde iç çekti, ve ardından bana baktı, bunu bana bırakacağını ima edermiş gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bana hep garip gelmişti. Otonaşi’nin ortaya çıkması, senin Kokone’ye itirafın, ve birçok başka olay.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya sağ kulağındaki piercing&#039;e dokundu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu şüpheler ‘O’ ile tanıştığımda ortadan kalktı. Onunla tanıştığım an —tam o anda, onun, sadece &amp;quot;garip&amp;quot; olarak betimlenemeyecek varlığın, son zamanlardaki bütün o tuhaf olayların sebebi olduğunu fark &lt;br /&gt;
ettim. Ve ardından bana Kazuki Hoşino ile ilgilendiğini söyledi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tamamen algılamaktan aciz, onu sessizce dinledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu da demek olur ki senin hakkında tuhaf bir şeyler olduğunu hisseden tek ben değilim. ...Biliyor &lt;br /&gt;
musun Kazu? Seni bir sene gözlemledikten sonra, anladığım tek bir şey oldu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bana delici bir bakış ile odaklandı ve devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen süzülüyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...süzülüyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bağlamı olmadan, aniden kullandığı bu kelime bana oldukça anlamsız geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bizi yüksekteki bir yerden izliyor gibisin. Fiziksel olarak aramızdasın, ancak bize tam olarak yakın değilsin, insanlarla aranda hep belirli bir mesafe bırakıyorsun. Ne içeridesin, ne dışarıda. Sen sadece… &lt;br /&gt;
süzülüyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne demek istediğini anlamadım, ve bir kaşımı kaldırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ama buna rağmen bu günlük hayatı muhafaza etmek istediğini söylüyorsun. Bunu neden dilediğin benim &lt;br /&gt;
için hep bir gizemdi. Ama ‘O’ ile konuştuğumda —herhangi bir ‘dileği’ yerine getiren ‘kutuyu’ reddettiğini &lt;br /&gt;
söyledi —o zaman anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya sert bir ses tonuyla ilan etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Senin amacın başkalarının ‘dileklerini’ ezip geçmek.”&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&lt;br /&gt;
“Bu doğru değil!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sesimin ne kadar yüksek çıktığına şaşırdım, ama bunu belirtmek zorundaydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gündelik yaşantıma bu kadar değer vermemin sebebi… bir şeyleri arzulamanın hayatta olmanın kanıtı olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmem… bu yüzden…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne kadar da gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya, söylediklerine kıyasla, hiç gülmüyordu. Sadece acımasızca devam etti,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse hayatta arzuladığın bir şey var mı? Söyle hadi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tabi ki de var. Ben—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Durdum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vardı. Bir tane olmalıydı. Ama ifade edemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—henüz bir şekle bürünmediğinden dolayı olduğuna emindim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hayatın boyunca arzuladığın bir şey olmasını istiyorsun demek. Peki, bu iddiayı kabul etsem bile, bir tane daha &lt;br /&gt;
soru kalır. &#039;&#039;Neden bu hale geldin&#039;&#039;?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...???”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu günlük hayata değer vermeye başlamamın sebebi mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi düşününce, ben hep böyle miydim?... Sanmıyorum. Öyleyse, ne zamandan beri—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“——”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aklıma geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—Tanıyamadığım, sis ile örtülü biri.İlk bakışta tanıyamadım ama aklımdaki bu görüntü ne kadar buğulu olursa olsun onun kim olduğunu biliyordum...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;O kızın ismi—&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&lt;br /&gt;
“Anladın mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya beni böldüğünde, siluet sis içerisinde kayboldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Ne…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gerçek şu ki, sen günlük hayatını içgüdüsel olarak muhafaza etmeye çalışıyorsun, Pavlov’un &lt;br /&gt;
köpekleri gibi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben sadece gündelik yaşantımı muhafaza etmeye mi çalışıyordum? Eğer öyleyse—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu başkalarının ‘dileklerini’ ezip geçmekle aynı. ...Hey, Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya bana her zamanki sakinliğiyle seslendi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bende bir ‘kutu’ var. Gündelik yaşantınla çelişen bir varlık oldum. —Şimdi ne yapacaksın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya’nın ‘dileğini’ bilmiyordum. Ama eğer bu gündelik yaşantımı tehdit eden bir dilek ise, ben—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Çoktan kararını verdin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya duygusuz bir sesle devam etti, sağ kulağındaki piercinge hafifçe dokunarak:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“O yüzden ben —senin düşmanınım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vizelerimiz geri verildi, ve Temmuz’u uyuşuk bir şekilde geçirdik, sanki sonuçları hazmediyormuşuz gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Millet, birazdan alışveriş merkezine gideceğimizden kimseye bahsedemezsiniz!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin hastane odasına giderken, saçını büyük bir topuz yapmış olan Kokone bunu söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Özellikle sen Haruaki!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Biliyorum, tamam!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gerçekten mi? Ne de olsa «Haruaki» teriminin «Ortamı anlayamayan kişi» yerine kullanılmaya başlandığını duydum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle bir terimi hiç duymadım! Ama «K.K» teriminin «uyuz» yerine kullanıldığını biliyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hey! Benim ismimin baş harfleri neden «uyuz» anlamına geliyor!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kirino, çok yüksek sesle konuşuyorsun, Mogi sesini duyarsa sürpriz yapma şansımız kalmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria tarafından uyarıldıktan sonra—”Te~he!”—Kokone bir gözünü kapatıp dilini çıkarttı, ve Haruaki &lt;br /&gt;
“Bunun ‘tatlı olduğunu’ mu düşünüyorsun?” diyince ona sert sert baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu nispeten sıradan sahneye iç çekerek, hastane odasına girdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk gördüğüm şey bir dergi kapağındaki yarı çıplak, kaslı bir şahıs.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kasumi…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He…? —AH!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
El çabukluğu ile dergiyi futon’un altına koydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“M-Merhabalar herkese… N-Ne oldu? Bugün oldukca erkensiniz demek…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi bize mahcup bir şekilde gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben, acaba, görmemem gereken bir şey mi gördüm…? Kokone ile bakıştık ve tek kelime etmeden—”Bu konudan &lt;br /&gt;
bahsetmeyelim,” diye anlaştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hop, ne saklıyorsun bakalım Kasumi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Başarısızdık. Burada ismi «Ortamı anlayamayan» anlamına gelen bir herif vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“H-Hiçbir şey saklamıyorum…!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yalan söyleme! ...hm? Ha, porno dergisi, değil mi! Göster hadi göster! Kızların ne tür porno &lt;br /&gt;
dergisiyle— Gıhgıh!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone ona dirseği ile vurdu. Evet, bence en doğrusunu yaptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Merak etme Kasumi, bir şey görmedik… Hayır, gerçekten, sorun yok! Ne de olsa, hastanede uzun süre &lt;br /&gt;
kalırsan, yani… İçine çok atarsın, değil mi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“B-B-B-Ben hiçbir şey içime atmadım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi kızarmış suratının önünde ellerini çılgınca salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil! Bu… yani…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dudaklarını büktü ve, biraz tereddüt ederek, futon’undan dergiyi çıkarttı. Üzerinde gerçekten de yarı &lt;br /&gt;
çıplak bir adam vardı, ama üzerinde “Yoga” ve “Düzgün İdman Yöntemleri” yazıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu egzersiz için spor dergisi! O yüzden, ehm… erotik dergi değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He? Ah, haklısın. Haha, özür dilerim. ...Ama o zaman dergiyi neden saklıyordun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her nedense Kokone’ye değil, bana baktı ve fısıldayarak:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...çünkü bu tür dergiler bana yakışmıyor…”&amp;lt;!--Suit me : ?--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi sözünü edince—içgüdüsel olarak Mogi&#039;nin kollarına baktım. Onun bir zamanlar kırılgan gözüken &lt;br /&gt;
beyaz kolları, şimdi biraz daha güçlü gözüküyordu. ...Hala oldukca ince gözüküyorlardı ama.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi nereye baktığımı fark etti ve çekinerek kollarını arkasına sakladı. Ardından,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Rehabilitasyonum için iyi bir kaynak olabileceğini düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O tekrarlanan günlerden bu yana dört ay geçmişti. Onun kırık kemikleri kaynamıştı ve rehabilitasyonu &lt;br /&gt;
şimdiye kadar başlamıştı. Onun, bir zamanlar ulaşması uzak bir hayal gibi gelen er ya da geç okula &lt;br /&gt;
dönüşü, yavaş yavaş gerçekleşiyordu. Onun tekerlikli sandalyeli varlığı yakında bu günlük hayatının da &lt;br /&gt;
parçası olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi bu günlük hayata geri dönecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—Maria olmadan önceki zaman gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hey, hey, Maria, Kasumi’nin etrafında tedirgin hissediyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Alışverişine tam girmek üzereyken Haruaki bunu sordu, oysa Kokone ile birlikte bu konu hakkında bilerek &lt;br /&gt;
sessiz kalmıştık…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Haru… Biliyor musun, bazen sen gerçekten rezaletsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin ne demek istediğini bile anlamadı! Rezalet!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...neden öyle düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Maria Haruaki’ye bunu açıkca ve sakince sordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Çünkü ikinizin birbirinize doğru düzgün konuştuğunu hiç görmedim! Yani, belki de bunun sebebi sadece &lt;br /&gt;
ikinizi bir arada nadiren gördüğümdendir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Haru, dinle,” Kokone Haruaki’yi kendisine doğru çekti ve kulağına fısıldadı. “...ikisi aşk &lt;br /&gt;
rakipleri… o yüzden garip oluyorlar. Bu kadarını senin de bilmen gerekir, değil mi…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ehm, Kokone…? Düşünceli olmaya çalıştığının farkındayım, ama seni duyabiliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Heee, anladım, anladım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Haruaki bana kocaman gülümsedi. ...Bu oldukca sinir bozucuydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria onların tavırına iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yani, nasıl anlam çıkartmak istiyorsan çıkart, ama onunla kolaylıkla konuşamadığım doğru.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hoho! Rakip olma anlamında mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Usui. Seni rezil eden ve mideni bıçaklayan biriyle rahat rahat konuşabilir miydin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Şakaydı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria bunu yüzünde ifade olmadan söylediğinde, Kokone ve Haruaki aralarında bakıştılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...Bu sınıra yakın yoruma kalbi hoplayan tek kişi bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...ehm, öyleyse bu konuyu bırakalım… Şimdi sıra ana hedefimizde!! ‘Mari-mari’ye uyan giysiler &lt;br /&gt;
bulalım!’ Yani, ona hemen hemen her şey uyar ama… cık, senin bu lanet manken gibi vücudun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yakın geçmişte resminin bir moda dergisinde çıkmasıyla hiçbir şikayetin olmamalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Şimdi düşününce, bu mesele de nereden çıktı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bak, dinle sadece! Son zamanlarda Mari-mari ile tatilde sık sık günlük giysilerle buluştum tatilde, &lt;br /&gt;
ama biliyor musun, modayı görmezden geldiği belli! Giysileri tam olarak kötü değil ama, tek eksiği &lt;br /&gt;
bireysellikleri olmaması… ve markayı sorduğumda UNIQLO olduğunu söyledi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Geçmişte nasıl olduğunu bir kenara bırakırsak, şu anki UNIQLO’nun yüksek moda değeri var. Şirketinin &lt;br /&gt;
büyük çabaları sayesinde birçok yüksek kalite ürünü düşük fiyata satıyorlar. En iyi seçim UNIQLO.”&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
Reklamcılık yapmaya karar verdim. Sayonara.--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bende UNIQLO giyiniyorum yani! Ama demek istediğim o değildi! Sadece düşünüyordum da, yani… ideal kendin olmak için uğraşmalısın ya da… Aa, lanet olsun! Sırf vücudun ile kazanabildiğin için…!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kiri, sakin ol! En azından onu göğüslerinle yenebilirsin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sadece göğüslerimle mi?! Dalga geçme Haru! ...Onu ayrıca yenebileceğim konu—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin konuşması kesildi, Maria’ya baştan aşağı baktı, ve dehşete kapıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Yok artık… Hiçbir şansım yok mu?! Giyaa, olamaz! Dünyanın en iyi idolü olman lazım, ancak o zaman &lt;br /&gt;
senin «güzel» olduğunu gücenmeden kabul edebilirim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...K-Kokone, görünüş zaten öznel bir şeydir yani…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse kimi daha güzel buluyorsun Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Neden burada sessiz kalıyorsun! Yalan olsa bile benim olduğumu söyle!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yani, bu imkansız bir istek değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kapa çeneni, seni görme bozukluğu olan insan.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne!? Alçakgönüllülükle en az ortanın üzerinde olduğum söylenir!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yarattıkları gürültüden dolayı, etraftaki müşteriler bize odaklanmaya başladı. ...Kokone bizimle &lt;br /&gt;
beraber olduğunda hep aynı hikayeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“H-Hey, Kokone, biz yavaş yavaş…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ona hitap ettiğimde, bana haşin bir bakış attı. Uva, tehlike hissediyordum…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Her şeyden önce, Kazu, Mari-mari’nin giysileri hakkında en çok neye izin veremiyorum biliyor &lt;br /&gt;
musun? Sırf aynı boyda olmanızdan dolayı, birkaç parça giysi paylaşma unsuru!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...he? Paylaşmamalı mıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin gözleri sonuna kadar açıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......Ha? Bu şaşkın ifade de neyin nesi? «...he? Paylaşmamalı mıyız-mış», hadi oradan! Sağduyunda &lt;br /&gt;
hata var! En azından ben, Mari-mari’nin başka bir gün giydiği tişörtü üzerinde gördüğümde hayrete &lt;br /&gt;
düştüm!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onu hala anlayamadım ve gözlerimi Haruaki’ye çevirdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hayır, o haklı yani.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...Açıkca reddedilmiştim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen o tür insansın, değil mi? Sevdiğin kız tarafından verilen yarı içilmiş su şişesini sorunsuz &lt;br /&gt;
bitiren tip.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu normal değil mi…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bak bak,” Haruaki sanki bana göstermek için ellerini abartılı bir şekilde salladı ve iç çekti. ...O &lt;br /&gt;
tepki de neyin nesiydi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Haru, ona yeni giysiler aldırtmak istediğimi anlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Fazlasıyla!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O ikisi birlik kurduktan sonra, Kokone’nin planladığı gibi Maria için giysi arayışımız başladı. Ama, &lt;br /&gt;
Maria alışveriş yapmaktan hiç hoşlanmadı ve bu yüzden kendisine gösterilen giysiler hakkında Kokone’ye &lt;br /&gt;
gönülsüzce yorumlar verdi. Ve ara sıra, Kokone ona birkaç giysi giymeye zorladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk başta, Maria’nın kendisine önerilen giysileri almadığı için Kokone’nin güceneceğini düşünmüştüm, &lt;br /&gt;
ama aksine Kokone neşeyle gülümsüyordu. Ona göre, «olağanüstü bir güzeli giydirip kuşatmak zaten &lt;br /&gt;
eğlenceliydi». ...Bir erkek olarak onun hislerini anlayamıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Buradaki diğer erkekten, Haruaki’den söz etmişken, sırf diğer bayan müşterileri ve yardımcıları &lt;br /&gt;
izleyerek mutlu gözüküyordu. Onun düşünebilme şeklini kıskanıyordum—yani, tam olarak değil. Hiç değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bütün bu enerjiyi nereden aldığını merak edecek kadar dinç olan Kokone’den mola rica ettim. Bu ricamı &lt;br /&gt;
üç saat sonrasına kadar kabul etmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ha… sonunda geçici olarak serbest bırakılmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Haruaki, neşeli gözüküyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Evet! Bu zamanın tamamını güzel kızlara puan vererek geçirdim yani. Ah, bu çok iyidi! Benim favorim &lt;br /&gt;
önceki mağazadaki mağaza yardımcısıydı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin keyfi bozuldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bizim okulun öğrenci konseyi başkanına benziyordu biraz. Sen de öyle düşünmüyor musun Hoshii?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Eeeh~~... öyle mi düşünüyorsun~?” Kokone itiraz etti. “Bizim öğrenci konseyi başkanımız çok daha &lt;br /&gt;
havalı… ah, şimdi sözünü etmişken, «Üç Süpermen’i» biliyor musunuz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Duymuşluğum var.” “...Yani, kulağıma gelmemesinin imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Anlaşılan bilmeyen bir tek ben vardım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“... o «Üç Süpermen» da ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bak, her senede olağanüstü notları olan bir öğrenci yok mu? O üçünün notları dışında da kendilerine &lt;br /&gt;
özgü özellikleri olduğu için, biri onlara «süpermen» olarak davrandı. Yani, bu terim de onlara o kadar &lt;br /&gt;
yakışıyordu ki yayıldı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Maria acaba onlardan biri mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Evet. Bana nasıl hitap ettikleri umurumda değil, ama fazla göze batmayı sevmem.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayır… giriş töreninde yarattığın olaydan sonra ne diyordun öyle?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yani, Mari-mari birinci sınıfta, okul konsey başkanı üçüncü sınıfta olanlar. Ve ikinci sınıfta olan da&lt;br /&gt;
—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone cümlenin ortasında durdu. Keyifinin nasıl kaçtığı açık açık görünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...demek sonuncusu da Daiya’ydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya okul kantininde bize “sahip” durumunu belirttikten hemen sonra ortadan kayboldu. Artık okula &lt;br /&gt;
gelmiyordu ve evde de değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone ve Haruaki için hiçbir şey demeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone bu konu hakkında son derece öfkeliydi. Ona bir şey söylemeden neden birden bire kaybolduğunu &lt;br /&gt;
anlayamıyordu. Tabi, işin gerçeği, o sadece onun için endişeliydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone onun kayboluşunu sadece geçici bir durum olarak düşünüyordu herhalde. O yüzden bu kadar kızgın &lt;br /&gt;
olabiliyordu. Ama ben… Ben bunun geçici bir durum olduğunu düşünmüyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne de olsa, Daiya—bir “kutu” elde etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O bizim günlük hayatımızdan kopmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yüzü asık, karamel macchiato’sunu tek bir yudumda bitirdikten sonra, Kokone iç çekti ve konuşmaya &lt;br /&gt;
başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Her neyse, o pislik bir kenara, demeye çalıştığım o «Üç Süpermen» sıradan değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Maria ve Daiya söz konusu olunca anlıyorum… ama öğrenci konsey başkanı gerçekten de bu kadar harika &lt;br /&gt;
mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Harika! Notları ile Tokyo Üniversitesine kolaylıkla girebilirmiş; atletizm kulübünün bir üyesi olarak &lt;br /&gt;
ulusal kısa mesafe koşuları ve uzun atlama yarışlarında yer aldı; ve öğrenci konseyinde de, o tarihi &lt;br /&gt;
geçmiş okul kurallarına nokta koyuyor. Ama anlaşılan o ki onun ne kadar harika biri olduğunu anlamak &lt;br /&gt;
için bu yüzeysel kurallara gerek bile yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kulağıma gelen küçük bir hikayeye göre, başkan antrenmanlarda o kadar da hızlı gözükmüyormuş. Ara sıra &lt;br /&gt;
diğer üyelere bile kaybediyor. Ama gerçek olayda neredeyse kesin en iyi zaman rekorları kırıyor ve &lt;br /&gt;
kazanıyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse antrenmanlarda kendine geri mi tutuyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle değilmiş. «Antrenmanın amacı gücünü geliştirmektir. Gerçek yarışın amacı ise kazanmak. Gerçek &lt;br /&gt;
yarışta gücümü dışarı vurmaya tamamen odaklandığımda en hızlı olmam doğal tabi.» diyor kendisi. ...Ne &lt;br /&gt;
düşünüyorsun? Biraz garip gelebilir, ama o nedense harika değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Evet. Başka bir evrenden bir insan gibi geliyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aynen~”—böyle derken, bardaklarımızın boş olduğunu doğruladı ve memnun bir şekilde gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Peki o zaman! Mari-mari-giydirme-vaktine geri dönelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Doğrusu, bu can sıkıntısının daha fazlası yorucuydu…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“K-Kokone, evde yakında yemek vakti olacak, o yüzden ben yavaş yavaş…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Eeh~...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone dudaklarını büktü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse sadece bir tane daha! Mari-mari’nin kesinlikle giyinmesini istediğim bir şey var!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone nihayet bizi diğer mağazalardan farklı bir hava veren bir mağazaya getirmişti. Giysilerin &lt;br /&gt;
çoğunluğu siyah ve acayip şekilde fırfırlıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu sana kesin yakışacak! Gotikloli-Mari-mari-tan, haa haa.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fazlasıyla heyecanlı olan Kokone’nin gösterdiği giysi çok fırfırı olan siyah bir elbiseydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......onu giyinmemi mi istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tabiki!&amp;lt;!--Bilerek yapılan bir şey. Orijinali: ‘Course!---&amp;gt; ...bu arada, Gotikloli’ler hakkında ne &lt;br /&gt;
düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kendi küçük dünyalarında yaşıyorlarmış gibiler.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sana tam uyuyor o zaman, değil mi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eeeeeh! B-Bu pat diye söylenen acayip ifade de neyin nesiydi!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria’ya gönülsüzce baktım. Neyse ki Kokone’nin ona az önce verdiği elbiseye o kadar odaklanmıştı ki &lt;br /&gt;
şimdiki ifadeyi aldırmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone, “O zaman başsüsüne ihtiyacımız var… veya minik bir şapka da güzel olabilir!” gibi bir şey &lt;br /&gt;
mırıldadı ve aksesuarları karıştırmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Gerçekten yapmak istemiyorsan, düzgün bir şekilde reddetsen iyi edersin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria suratım ve Gotikloli elbise arasında ileri geri baktı ve kısık bir sesle,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen de görmek istiyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Diyorum ki sen de beni bu Gotikloli elbisesini giyinmemi istiyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sorudaki niyeti algılayamamıştım, ama dürüstce cevap vermeye karar verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...ehm, söylemem gerekirse eğer o zaman görmeyi tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Anladım. Eğer o kadar görmek istiyorsan, giyinirim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...hayır, ben öyle deme—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sırf bana dediğin için bunu giyiniyorum yani. Of, gerçekten çaresizsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
……..ehm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Acaba Maria onu giyinmek mi istemişti?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve böylece, Maria Gotikloli’ye dönüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ayy, ay, ay! Mari-mari, ü-üzerime ayağını bas! Senin o ayaklarınla, üzerime bas!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uva, ne yapmalıydık acaba? Kokone aklını yitirdi…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Seçimim fazla doğruydu. Sen de öyle düşünmüyor musun, Kazu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“E-Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şüphesiz ona yakışıyordu. Haruaki de memnun bir şekilde başını sallıyordu ve birkaç mağaza yardımcısı &lt;br /&gt;
da değişme kabinine göz atıyordu. Ona bu kadar yakışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria’ya gelince, ne tür surat yapması gerektiğini bilmiyordu ve özellike hiçbir yere bakmadan &lt;br /&gt;
kollarını kavuşturdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hop, Kazu, bu kadar mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Daha fazla… ne bileyim, heyecan göstermelisin. Sizden tatlı üçüncü sınıf bir dram gibi bir şey görmek &lt;br /&gt;
istiyorum, senin şaşkınlıktan ağzını açarak «Çok güzel...» mırıldanmanla başlayıp, üzerine de Mari-mari &lt;br /&gt;
utangaçlığını «Hımf, demek birden bire böyle gözüktüğüm için mi beni sevmeye başladın?» diyerek &lt;br /&gt;
saklamaya çalışır ve bu da Kazu&#039;ya «H-Hayır, sen hep güzelsin! Sen gerçekten güzelsin Maria!» &lt;br /&gt;
şeklinde itiraz ettirir, ve ikinizin de yüzlerinizin kızarmasıyla biter! Çünkü o zaman da sizi &lt;br /&gt;
döverim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......Yapamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne acınası bir herif. Karaoke bar’ında kimsenin bilmediği halk şarkıları söyleyen tiplerdensin sen, &lt;br /&gt;
değil mi? Ve ayrıca ne güzel ne de kötü şarkı söyleyebilen tür herif olduğundan eminim, o yüzden de &lt;br /&gt;
kimse Tsukkomi&amp;lt;ref name=”Tsukkomi”&amp;gt; Manzai’da (漫才) - bir tür Japon komedi türü - bulunan iki karakter türünden biridir. Birlikte çalıştığı Boke’nin aksine, ciddi bir karakter türüdür ve Boke’nin &lt;br /&gt;
esprilerine tepki verir. Boke ise komik olandır ve kötü bile denilecek espriler yapar. Japon kültüründe &lt;br /&gt;
yaygındır.&amp;lt;/ref&amp;gt; yapamaz. ...Aa, Kazu&#039;yu boşver. Hey, hey, Mari-mari, resim çekebilir miyim?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İmkansız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dedi Maria, kolları hala kavuşmuş ve gözlerini hala kaçırarak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...Aa? Bu elbiseyi giyindiği için acaba esasında utanmış mıydı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle kocaman sırıtma Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Az önce çapkın bir surat yaptın. Demek bana böyle bir elbise giyidirerek beni rezil etmek istedin, &lt;br /&gt;
öyle mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gel buraya bir dakika.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Azarlanmak için hazırlandım ve Maria’nın önünde başım öne eğik durdum. Gotikloli Maria kolları &lt;br /&gt;
kavuşmuş bir vaziyette mütehakkim gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bana yakışıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neden soruyordu ki? Bunu düşünürken, başımı salladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria başından fırfırlı saç süsünü çıkarttı. Bu saç süsüne bakarken, dudaklarının kenarı kalktı ve,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her nedense benim başıma koydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Evet, sana da yakışıyor!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria oldukca eğlenmişe benziyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen çok istediğin için bunu giyindim. Durum öyle, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...ehm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Durum öyle, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“........Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu da demek oluyor ki: senin bencil isteklerinden birine uyduğum için, sende benim bir isteğime &lt;br /&gt;
uyarsan adil olacağını düşünüyorum. Sence de öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Yani… sanırım öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu elbise bana güzel yakıştı. Biz aynı bedeniz. Başka bir deyişle, sen de bunu giyinebilirsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria hiçbir retti kabul etmeyen güçlü bir sesle devam etti,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Giyin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve bu şekilde ben bir Gotikloli oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Üüü…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Soyunma odasında kendime bakarken inledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Demek bunu ilk giyinmek Maria’nın bana bu görünüşe büründürmek için planının bir parçasıydı. Bu &lt;br /&gt;
maksatla, benim reddedemeyeceğim bir durum yaratmak istemişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi durup düşününce, o zamanda elbise ve bana ileri geri bakmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hop, daha değişmedin mi Kazuki? Aç kapıyı artık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Maria. Bunu neden giyinmek zorundayım…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tabi ki de seni Gotikloli olarak o kadar görmek istiyorum ki komik bile değil. Doğal olarak, bu senin &lt;br /&gt;
utanmanı da içeriyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu uzun süreden sonra Maria’nın bana sataşmasıydı…!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonsuza dek burada duramazdım. Kendimi hazırladım ve kapıyı açtım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gyahahahahahahaha—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone anında bana doğru işaret etti ve gülmeye başladı. Sadece Maria, Kokone ve Haruaki’nin soyunma &lt;br /&gt;
odasının önünde olması gerekiyordu, ama her nedense ayrıca mağaza yardımcıları ve birkaç alakasız &lt;br /&gt;
müşteri vardı. Bu nasıl bir halka açık infazdı böyle…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kyahahaha, Kazukocum, çok tatlısın!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bunu demekle birlikte, Kokone cep telefonunu çıkarttı ve bana yöneltti. …...Lütfen yapma…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“D-Dur! Resim çekme!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İmkansız. Yapmam gerekiyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sırf Kokone değil, ayrıca Haruaki ve Maria bile fotoğrafımı çekmeye başladı. Oysa kimseye onun resmini &lt;br /&gt;
çekmesine izin vermemişti!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Merak etme Kazuki. Tatlı bu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria anlamı belirsiz bir teşvikte bulunmaya çalıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tamamdır, ve gönderildi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“D-Dur bir dakika Kokone! B-Bunu az önce nereye gönderdin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ha? Kasumi’ye tabi ki de!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“N-Ne yapıyorsun sen?! E-En başta, hani ona alışveriş merkezine gittiğimizi bahsetmeyecektik?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aptal mısın Kazu? ‘Öncelik’ denilen bir şey var!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Grubun aptalı sensin Kokone! Bu fazla acımasızdı!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...cep telefonum hemen titredi. Tereddüt ederek açtım. Yeni bir eposta vardı. Göndericinin ismi «Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi’ydi».&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesaj tek bir kelimeden ibaretti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
«Tatlı ♡»&lt;br /&gt;
Umurumda bile değil artık! ☆&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bana neredeyse başağrısı veren yoğun bir ufunet yüzünden uyandım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu ani gelişimden şaşkın bir vaziyette, sesimin ağzımdan sızmasına izin verdim. Son hatırladığım şey, &lt;br /&gt;
bana neredeyse hayatım kalanı boyunca travmaya sebep olacak bu olayı unutmak için yatağıma girmekti. &lt;br /&gt;
Ondan sonra, muhtemelen uyuya kalmıştım—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—Öyleyse, ben neredeydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Burası zefiri karanlıktı ve hava da biri güveç içerisinde kaynatmış gibiydi.&amp;lt;!--Boiled all desire &lt;br /&gt;
diyor, ama desire ne alaka anlayamadım bir türlü--&amp;gt; Bu hava inatla vücuduma yapıştı. İnatla, bütün &lt;br /&gt;
vücuduma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İsteksizce ayağa kalktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Önümde katlanan dünya. Siyah, siyah, neredeyse gözlerimi işgal eden saf siyahlık. Kendimi yere &lt;br /&gt;
yığılmaktan geri tutabildim ve direndim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Karanlığın içerisinde, hafif bir ışık fark ettim. Titreyen mavimsi-beyaz bir ışıktı. Böcekleri yüksek &lt;br /&gt;
çıkışla böcekleri yakan ve genellikle dükkan önlerine konulan böcek öldürme cihazlarının&amp;lt;ref &lt;br /&gt;
name=”Zapper”&amp;gt;http://i.ytimg.com/vi/gQPk48fGwM8/maxresdefault.jpg&amp;lt;/ref&amp;gt; ışığını andırıyordu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu ışığa yaklaşmamam gerektiği hissine kapılmama rağmen, sanki ona kapılmış gibi ayaklarım hareket &lt;br /&gt;
etmeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Işığa olan mesafem yaklaşık beş metreydi. Ama buna rağmen, her adım attığımda o sanki uzaklaşıyordu; &lt;br /&gt;
algılarım gerçekliği reddediyordu ve bu mesafeyi büyütüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Guni—&amp;lt;!--Ses efekti sanırım. Bir vücuda çarpma sesi. Jp’sında da böyle bir ses efekti var sanırım, &lt;br /&gt;
böyle bırakıyorum.--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayağım bir şeye çarptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bakışımı yere çevirdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Hİİ”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu bir kızın vücuduydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Eh, ah, hiya! Ha, ha, haa—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çılgına dönmüş nefesimi sakinleştirerek, ona baktım. Uzun saçı olan ve pijama giyinmiş tanımadık bir &lt;br /&gt;
kızdı—Hayır, sanırım onu daha önce bir yerde görmüştüm. Onu biraz hatırlayabileceğim miktarda tanıdık &lt;br /&gt;
biri miydi…?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nefes almıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama o ölü değildi. O muhtemelen sadece “durmuştu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendi üzerimdekileri doğruladım. Uyuya kaldığımdaki aynı giysiler—pijama ve don yerine bir tişört.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Anladım. İkimiz muhtemelen uyurken buraya getirilmiştik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Böylece—biz &amp;lt;u&amp;gt;bu “kutunun” içine konulmuştuk&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonunda mavimsi-beyaz ışığın önüne geldim. Daha yakından bakınca, mahfuz Onsen-konaklarında olacak eski &lt;br /&gt;
ateri makinelerine benziyordu. Ekranında başlık gibi gözüken bir yazı vardı, «Asil Krallık».&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu makinenin yanında da onu gördüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“......Daiya.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Orada dikiliyordu, kayboluşundan önceki halinden farksız, iki kulağında da pirsingler ile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Uzun zaman oldu Kazu. Neredeyse iki ay mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dedi sohbet başlatmaya çalışırmış gibi. Ona sormak istediğim birçok şey vardı, ama ilk önce belli olan &lt;br /&gt;
soruyu sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Bu senin ‘kutun’ mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Cevap vermem bile gerekiyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aynen öyle. Sonunda ‘kutusunu’ kulandığı besbelliydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Can sıkıntısı—insanlar bu canavardan kaçmak için kendi beyinlerini bile dağıtırlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onun gizemli sözleri üzerine yüzümü astığımı görünce, onun ağzının kenarları kalktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“‘20. Senemin Etüdü’’nden bir alıntıydı.”&amp;lt;ref name=”Etude”&amp;gt;Touzou Haraguchi tarafından yazılan bir &lt;br /&gt;
kitap, 20. senesinde intihar ettikten sonra yayınlandı. &lt;br /&gt;
http://www.aozora.gr.jp/cards/000740/card49078.html&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Ne hakkında konuşuyorsun sen Daiya?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu ‘Asılsızlık Oyunu’na’ konulan ‘dilek’.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onun niyetini algılayamıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen tabi ki de beni anlayamazsın, değil mi? Sen günlük hayatının tadını çıkartabildiğine göre can &lt;br /&gt;
sıkıntısını bilebilmenin imkanı yok. Ne kadar kahredici bir şey olduğunu hayal bile edemezsin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya’nın söylemek istediği şey bu ‘Asılsızlık Oyunu’nu’ yaratmasının ve bizi de dahil etmesinin sebebi &lt;br /&gt;
«can sıkıntısından» mıydı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu fazla bencil ve akılsızca olurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yüzüne bakılırsa, anlaşılan beni anlamaya çalışmak dahi istemiyorsun he. Hayal gücü olmayan insanlar &lt;br /&gt;
hep de aşırı kibirlidir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...beni kandıramazsın. Sırf can sıkıntından kurtulmak için ‘kutu’ kullanmak çok fazla saçma olurdu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Anlamaman umurumda değil. Ama en azından bu hissin de var olduğunu unutma.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Sadece bu hisse bir çare bulmak gerekiyor, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle bir şey imkansız. Bu söz konusu kişinin doğası ile ilgili bir sorun. Gidip kendi doğanı &lt;br /&gt;
değiştiremezsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu sadece… kötü bir bahane!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“O zaman senin şu günlük hayatına olan anormal düşkünlüğünü düzelt!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ağzımı kapattım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne yaparsan yap, nereye gidersen git, kendi doğandan kaçamazsın. Hırpani gözüken bir adam hırpani &lt;br /&gt;
görünüşünü değiştiremez, ne kadar pahalı giysiler giyinse de, bir saat makyaj sürse de. Değiştirilemezi &lt;br /&gt;
değiştiremezsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...can sıkıntısı o kadar kahredici olsa bile, nasıl meydana geliyor ki? Birçok zevkli şey yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“‘Doğalar’ bu şekildedir. Her olay senin doğana göre şekil değiştirir. Senin zevkli bulduğun şeyleri &lt;br /&gt;
‘bıkkın’ doğasına sahip insanlar için saf can sıkıntısıdır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...oysa senin yüksek kabiliyetlerin okulun sana imrenmesine sebep oluyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ben sıradanım. Bunu biliyorum çünkü kabiliyetlerimin sınırını görebiliyorum. Hiçbir şeyi ne &lt;br /&gt;
başarabileceğimi, ne de elde edebileceğimi fark ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu mütevazi ifade beni şaşırttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendine o kadar güvenmesine rağmen Daiya’nın bu şekilde düşündüğünü asla hayal edemezdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“‘Kutu’ can sıkıntısına boğulmuş insanlar için vakit öldürmekten daha fazla bir şey değil. Bu yüzden, &lt;br /&gt;
bu sadece bir oyun. Anlamsız bir oyun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Açıkladı ve o sırıtmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ama her şeye rağmen benim için çok değerli.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onun mantığını hala anlayamıyordum; ama onu kelimelerle ikna etmenin imkansız olduğunu anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...söylesene Daiya. Bu ‘kutu’ tam olarak ne yapar?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya hafifce güldü, beni omuzlarımdan tuttu, ve ateri makinesinin önüne beni zorla oturttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu sadece vakit öldürme uğruna bir oyun. Can sıkıntısından uzaklaşmaktan başka bir amacı yok. Öyleyse&lt;br /&gt;
—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Anlamsız bir ölüm maçı yapalım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya başparmaklarını köprücük kemiğime bastırıyordu ve dolayısıyla kaçamıyordum. Ekran sallanmaya &lt;br /&gt;
başladı. Neredeyse sarhoş gibi hissediyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—*tut*&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;u&amp;gt;Bir şey&amp;lt;/u&amp;gt; ben büyülenmişken başımı tuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ateri makinesinden bir şey çıktı. Şeffaf bir eldi. Bu şeffaf el tarafından tutuldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kafamda ses yankılandı. Şeffaf ellerin sayısı durmadan artıyordu. Artıyordu. Gitgide daha çok eller &lt;br /&gt;
başımı, kollarımı, bacaklarımı, karnımı tutmaya başladı ve bütün vücudumu kapladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“D-Daiya—!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya soğukkanlı bir şekilde buruşuk suratımı görmezden geldi ve,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“&amp;lt;u&amp;gt;Git&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve ardından ben—&amp;lt;u&amp;gt;o eller tarafından içeri çekildim&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references/&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro no Hako - Türkçe: 3. Cilt Açılış|Açılış]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro no Hako - Türkçe: 3. Cilt 1. Raund|1. Raund]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>LoneWizzy</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:_3._Cilt_Ba%C5%9Flang%C4%B1%C3%A7&amp;diff=483799</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe: 3. Cilt Başlangıç</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:_3._Cilt_Ba%C5%9Flang%C4%B1%C3%A7&amp;diff=483799"/>
		<updated>2016-03-19T11:04:26Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;LoneWizzy: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Onun gümüş rengi saçını ilk gördüğüm zaman, “Aa, yollarımız asla kesişmeyecek,” diye düşündüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sınıf arkadaşlarımın da buna benzer izlenime kapıldığına emindim. Daiya Oomine başkalarının arkadaşlığını bütün varlığıyla reddetti. Bu kasvetli tavrını ve rock &amp;amp; roll tarzını sadece başkalarını kendisinden uzak tutmak için üstlendiğini düşünmüştüm. Ama iyi anlaştık. Tabi, Haruaki de aracı rolü üstlendi, ama tek sebep o değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
«Ehm, sen… Kazuki Hoşino’sun, değil mi? Nedenini dile getiremiyorum, ama sen biraz tuhafsın!»&lt;br /&gt;
Bu bana ilk söylediği şeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama arkadaş olduğumuzu sanmıştım; ne de olsa, benimle her konuştuğunda mutlu gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Buna rağmen, o konuyu açtı:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öğle arasıydı, ve vize haftası yarın başlayacaktı; Daiya Maria’nın yanına gelişigüzel oturdu ve, “‘O’ ile alakadar oldun, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanıt veremeyecek kadar hayrete düşmüştüm, o yüzden Maria benim adıma cevap verdi. “......Oomine, bir ‘kutu’ mu elde ettin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Nasıl bir soru o öyle? Tabi ki de ettim. Her şeyden önce, Kazu’yla konuşuyorum. Sessiz ol, seni sinir bozucu muhafız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria sert bir şekilde iç çekti, ve ardından bana baktı, bunu bana bırakacağını ima edermiş gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bana hep garip gelmişti. Otonaşi’nin ortaya çıkması, senin Kokone’ye itirafın, ve birçok başka olay.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya sağ kulağındaki piercing&#039;e dokundu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu şüpheler ‘O’ ile tanıştığımda ortadan kalktı. Onunla tanıştığım an —tam o anda, onun, sadece &amp;quot;garip&amp;quot; olarak betimlenemeyecek varlığın, son zamanlardaki bütün o tuhaf olayların sebebi olduğunu fark &lt;br /&gt;
ettim. Ve ardından bana Kazuki Hoşino ile ilgilendiğini söyledi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tamamen algılamaktan aciz, onu sessizce dinledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu da demek olur ki senin hakkında tuhaf bir şeyler olduğunu hisseden tek ben değilim. ...Biliyor &lt;br /&gt;
musun Kazu? Seni bir sene gözlemledikten sonra, anladığım tek bir şey oldu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bana delici bir bakış ile odaklandı ve devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen süzülüyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...süzülüyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bağlamı olmadan, aniden kullandığı bu kelime bana oldukça anlamsız geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bizi yüksekteki bir yerden izliyor gibisin. Fiziksel olarak aramızdasın, ancak bize tam olarak yakın değilsin, insanlarla aranda hep belirli bir mesafe bırakıyorsun. Ne içeridesin, ne dışarıda. Sen sadece… &lt;br /&gt;
süzülüyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne demek istediğini anlamadım, ve bir kaşımı kaldırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ama buna rağmen bu günlük hayatı muhafaza etmek istediğini söylüyorsun. Bunu neden dilediğin benim &lt;br /&gt;
için hep bir gizemdi. Ama ‘O’ ile konuştuğumda —herhangi bir ‘dileği’ yerine getiren ‘kutuyu’ reddettiğini &lt;br /&gt;
söyledi —o zaman anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya sert bir ses tonuyla ilan etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Senin amacın başkalarının ‘dileklerini’ ezip geçmek.”&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&lt;br /&gt;
“Bu doğru değil!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sesimin ne kadar yüksek çıktığına şaşırdım, ama bunu belirtmek zorundaydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gündelik yaşantıma bu kadar değer vermemin sebebi… bir şeyleri arzulamanın hayatta olmanın kanıtı olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmem… bu yüzden…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne kadar da gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya, söylediklerine kıyasla, hiç gülmüyordu. Sadece acımasızca devam etti,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse hayatta arzuladığın bir şey var mı? Söyle hadi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tabi ki de var. Ben—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Durdum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vardı. Bir tane olmalıydı. Ama ifade edemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—henüz bir şekle bürünmediğinden dolayı olduğuna emindim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hayatın boyunca arzuladığın bir şey olmasını istiyorsun demek. Peki, bu iddiayı kabul etsem bile, bir tane daha &lt;br /&gt;
soru kalır. &#039;&#039;Neden bu hale geldin&#039;&#039;?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...???”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu günlük hayata değer vermeye başlamamın sebebi mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi düşününce, ben hep böyle miydim?... Sanmıyorum. Öyleyse, ne zamandan beri—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“——”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aklıma geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—Tanıyamadığım, sis ile örtülü biri.İlk bakışta tanıyamadım ama aklımdaki bu görüntü ne kadar buğulu olursa olsun onun kim olduğunu biliyordum...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;O kızın ismi—&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&lt;br /&gt;
“Anladın mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya beni böldüğünde, siluet sis içerisinde kayboldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Ne…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gerçek şu ki, sen günlük hayatını içgüdüsel olarak muhafaza etmeye çalışıyorsun, Pavlov’un &lt;br /&gt;
köpekleri gibi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben sadece gündelik yaşantımı muhafaza etmeye mi çalışıyordum? Eğer öyleyse—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu başkalarının ‘dileklerini’ ezip geçmekle aynı. ...Hey, Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya bana her zamanki sakinliğiyle seslendi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bende bir ‘kutu’ var. Gündelik yaşantınla çelişen bir varlık oldum. —Öyleyse ne yapacaksın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya’nın ‘dileğini’ bilmiyordum. Ama eğer bu gündelik yaşantımı tehdit eden bir dilek ise, ben—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Çoktan kararını verdin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya duygusuz bir sesle devam etti, sağ kulağındaki pirsinge hafifce dokunarak:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“O yüzden ben —senin düşmanınım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vizelerimiz geri verildi, ve Temmuz’u uyuşuk bir şekilde geçirdik, sonuçları hazmediyormuşuz gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Millet, bundan sonra alışveriş merkezine gideceğimizi kesinlikle bahsedemezsiniz!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin hastane odasına giderken, saçını büyük bir topuz yapan Kokone bunu söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Özellikle sen Haruaki!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Biliyorum, tamam!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gerçekten mi? Ne de olsa «Haruaki» teriminin modern anlamının «Ortamı anlayamayan» olduğunu duydum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle bir terimi hiç duymadım! Ama «K.K» teriminin modern anlamı «uyuz» olduğunu biliyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hey! Benim ismimin baş harfleri neden «uyuz» anlamına geliyor!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kirino, Mogi senin gürül gürül konuştuğunu duyarsa, düşünceliğin boşuna olur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria tarafından uyarıldıktan sonra—”Tihi!”—Kokone bir gözünü kapatıp dilini çıkarttı, ve Haruaki &lt;br /&gt;
“Bunun ‘tatlı olduğunu’ mu düşünüyorsun?” diyince ona sert sert baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu nispeten sıradan sahneye iç çekerek, hastane odasına girdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk gördüğüm şey bir dergi kapağındaki yarı çıplak, kaslı bir şahıs.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kasumi…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He…? —AH!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
El çabukluğu ile dergiyi futon’un altına koydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“M-Merhabalar herkese… N-Ne oldu? Bugün oldukca erkensiniz demek…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi bize mahcup bir şekilde gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben, acaba, görmemem gereken bir şey mi gördüm…? Kokone ile bakıştık ve tek kelime etmeden—”Bu konudan &lt;br /&gt;
bahsetmeyelim,” diye anlaştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hop, ne saklıyorsun bakalım Kasumi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Başarısızdık. Burada ismi «Ortamı anlayamayan» anlamına gelen bir herif vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“H-Hiçbir şey saklamıyorum…!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yalan söyleme! ...hm? Ha, porno dergisi, değil mi! Göster hadi göster! Kızların ne tür porno &lt;br /&gt;
dergisiyle— Gıhgıh!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone ona dirseği ile vurdu. Evet, bence en doğrusunu yaptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Merak etme Kasumi, bir şey görmedik… Hayır, gerçekten, sorun yok! Ne de olsa, hastanede uzun süre &lt;br /&gt;
kalırsan, yani… İçine çok atarsın, değil mi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“B-B-B-Ben hiçbir şey içime atmadım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi kızarmış suratının önünde ellerini çılgınca salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil! Bu… yani…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dudaklarını büktü ve, biraz tereddüt ederek, futon’undan dergiyi çıkarttı. Üzerinde gerçekten de yarı &lt;br /&gt;
çıplak bir adam vardı, ama üzerinde “Yoga” ve “Düzgün İdman Yöntemleri” yazıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu egzersiz için spor dergisi! O yüzden, ehm… erotik dergi değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He? Ah, haklısın. Haha, özür dilerim. ...Ama o zaman dergiyi neden saklıyordun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her nedense Kokone’ye değil, bana baktı ve fısıldayarak:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...çünkü bu tür dergiler bana yakışmıyor…”&amp;lt;!--Suit me : ?--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi sözünü edince—içgüdüsel olarak Mogi&#039;nin kollarına baktım. Onun bir zamanlar kırılgan gözüken &lt;br /&gt;
beyaz kolları, şimdi biraz daha güçlü gözüküyordu. ...Hala oldukca ince gözüküyorlardı ama.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi nereye baktığımı fark etti ve çekinerek kollarını arkasına sakladı. Ardından,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Rehabilitasyonum için iyi bir kaynak olabileceğini düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O tekrarlanan günlerden bu yana dört ay geçmişti. Onun kırık kemikleri kaynamıştı ve rehabilitasyonu &lt;br /&gt;
şimdiye kadar başlamıştı. Onun, bir zamanlar ulaşması uzak bir hayal gibi gelen er ya da geç okula &lt;br /&gt;
dönüşü, yavaş yavaş gerçekleşiyordu. Onun tekerlikli sandalyeli varlığı yakında bu günlük hayatının da &lt;br /&gt;
parçası olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi bu günlük hayata geri dönecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—Maria olmadan önceki zaman gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hey, hey, Maria, Kasumi’nin etrafında tedirgin hissediyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Alışverişine tam girmek üzereyken Haruaki bunu sordu, oysa Kokone ile birlikte bu konu hakkında bilerek &lt;br /&gt;
sessiz kalmıştık…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Haru… Biliyor musun, bazen sen gerçekten rezaletsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin ne demek istediğini bile anlamadı! Rezalet!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...neden öyle düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Maria Haruaki’ye bunu açıkca ve sakince sordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Çünkü ikinizin birbirinize doğru düzgün konuştuğunu hiç görmedim! Yani, belki de bunun sebebi sadece &lt;br /&gt;
ikinizi bir arada nadiren gördüğümdendir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Haru, dinle,” Kokone Haruaki’yi kendisine doğru çekti ve kulağına fısıldadı. “...ikisi aşk &lt;br /&gt;
rakipleri… o yüzden garip oluyorlar. Bu kadarını senin de bilmen gerekir, değil mi…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ehm, Kokone…? Düşünceli olmaya çalıştığının farkındayım, ama seni duyabiliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Heee, anladım, anladım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Haruaki bana kocaman gülümsedi. ...Bu oldukca sinir bozucuydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria onların tavırına iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yani, nasıl anlam çıkartmak istiyorsan çıkart, ama onunla kolaylıkla konuşamadığım doğru.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hoho! Rakip olma anlamında mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Usui. Seni rezil eden ve mideni bıçaklayan biriyle rahat rahat konuşabilir miydin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Şakaydı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria bunu yüzünde ifade olmadan söylediğinde, Kokone ve Haruaki aralarında bakıştılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...Bu sınıra yakın yoruma kalbi hoplayan tek kişi bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...ehm, öyleyse bu konuyu bırakalım… Şimdi sıra ana hedefimizde!! ‘Mari-mari’ye uyan giysiler &lt;br /&gt;
bulalım!’ Yani, ona hemen hemen her şey uyar ama… cık, senin bu lanet manken gibi vücudun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yakın geçmişte resminin bir moda dergisinde çıkmasıyla hiçbir şikayetin olmamalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Şimdi düşününce, bu mesele de nereden çıktı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bak, dinle sadece! Son zamanlarda Mari-mari ile tatilde sık sık günlük giysilerle buluştum tatilde, &lt;br /&gt;
ama biliyor musun, modayı görmezden geldiği belli! Giysileri tam olarak kötü değil ama, tek eksiği &lt;br /&gt;
bireysellikleri olmaması… ve markayı sorduğumda UNIQLO olduğunu söyledi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Geçmişte nasıl olduğunu bir kenara bırakırsak, şu anki UNIQLO’nun yüksek moda değeri var. Şirketinin &lt;br /&gt;
büyük çabaları sayesinde birçok yüksek kalite ürünü düşük fiyata satıyorlar. En iyi seçim UNIQLO.”&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
Reklamcılık yapmaya karar verdim. Sayonara.--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bende UNIQLO giyiniyorum yani! Ama demek istediğim o değildi! Sadece düşünüyordum da, yani… ideal kendin olmak için uğraşmalısın ya da… Aa, lanet olsun! Sırf vücudun ile kazanabildiğin için…!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kiri, sakin ol! En azından onu göğüslerinle yenebilirsin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sadece göğüslerimle mi?! Dalga geçme Haru! ...Onu ayrıca yenebileceğim konu—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin konuşması kesildi, Maria’ya baştan aşağı baktı, ve dehşete kapıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Yok artık… Hiçbir şansım yok mu?! Giyaa, olamaz! Dünyanın en iyi idolü olman lazım, ancak o zaman &lt;br /&gt;
senin «güzel» olduğunu gücenmeden kabul edebilirim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...K-Kokone, görünüş zaten öznel bir şeydir yani…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse kimi daha güzel buluyorsun Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Neden burada sessiz kalıyorsun! Yalan olsa bile benim olduğumu söyle!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yani, bu imkansız bir istek değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kapa çeneni, seni görme bozukluğu olan insan.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne!? Alçakgönüllülükle en az ortanın üzerinde olduğum söylenir!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yarattıkları gürültüden dolayı, etraftaki müşteriler bize odaklanmaya başladı. ...Kokone bizimle &lt;br /&gt;
beraber olduğunda hep aynı hikayeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“H-Hey, Kokone, biz yavaş yavaş…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ona hitap ettiğimde, bana haşin bir bakış attı. Uva, tehlike hissediyordum…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Her şeyden önce, Kazu, Mari-mari’nin giysileri hakkında en çok neye izin veremiyorum biliyor &lt;br /&gt;
musun? Sırf aynı boyda olmanızdan dolayı, birkaç parça giysi paylaşma unsuru!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...he? Paylaşmamalı mıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin gözleri sonuna kadar açıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......Ha? Bu şaşkın ifade de neyin nesi? «...he? Paylaşmamalı mıyız-mış», hadi oradan! Sağduyunda &lt;br /&gt;
hata var! En azından ben, Mari-mari’nin başka bir gün giydiği tişörtü üzerinde gördüğümde hayrete &lt;br /&gt;
düştüm!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onu hala anlayamadım ve gözlerimi Haruaki’ye çevirdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hayır, o haklı yani.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...Açıkca reddedilmiştim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen o tür insansın, değil mi? Sevdiğin kız tarafından verilen yarı içilmiş su şişesini sorunsuz &lt;br /&gt;
bitiren tip.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu normal değil mi…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bak bak,” Haruaki sanki bana göstermek için ellerini abartılı bir şekilde salladı ve iç çekti. ...O &lt;br /&gt;
tepki de neyin nesiydi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Haru, ona yeni giysiler aldırtmak istediğimi anlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Fazlasıyla!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O ikisi birlik kurduktan sonra, Kokone’nin planladığı gibi Maria için giysi arayışımız başladı. Ama, &lt;br /&gt;
Maria alışveriş yapmaktan hiç hoşlanmadı ve bu yüzden kendisine gösterilen giysiler hakkında Kokone’ye &lt;br /&gt;
gönülsüzce yorumlar verdi. Ve ara sıra, Kokone ona birkaç giysi giymeye zorladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk başta, Maria’nın kendisine önerilen giysileri almadığı için Kokone’nin güceneceğini düşünmüştüm, &lt;br /&gt;
ama aksine Kokone neşeyle gülümsüyordu. Ona göre, «olağanüstü bir güzeli giydirip kuşatmak zaten &lt;br /&gt;
eğlenceliydi». ...Bir erkek olarak onun hislerini anlayamıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Buradaki diğer erkekten, Haruaki’den söz etmişken, sırf diğer bayan müşterileri ve yardımcıları &lt;br /&gt;
izleyerek mutlu gözüküyordu. Onun düşünebilme şeklini kıskanıyordum—yani, tam olarak değil. Hiç değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bütün bu enerjiyi nereden aldığını merak edecek kadar dinç olan Kokone’den mola rica ettim. Bu ricamı &lt;br /&gt;
üç saat sonrasına kadar kabul etmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ha… sonunda geçici olarak serbest bırakılmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Haruaki, neşeli gözüküyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Evet! Bu zamanın tamamını güzel kızlara puan vererek geçirdim yani. Ah, bu çok iyidi! Benim favorim &lt;br /&gt;
önceki mağazadaki mağaza yardımcısıydı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin keyfi bozuldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bizim okulun öğrenci konseyi başkanına benziyordu biraz. Sen de öyle düşünmüyor musun Hoshii?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Eeeh~~... öyle mi düşünüyorsun~?” Kokone itiraz etti. “Bizim öğrenci konseyi başkanımız çok daha &lt;br /&gt;
havalı… ah, şimdi sözünü etmişken, «Üç Süpermen’i» biliyor musunuz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Duymuşluğum var.” “...Yani, kulağıma gelmemesinin imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Anlaşılan bilmeyen bir tek ben vardım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“... o «Üç Süpermen» da ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bak, her senede olağanüstü notları olan bir öğrenci yok mu? O üçünün notları dışında da kendilerine &lt;br /&gt;
özgü özellikleri olduğu için, biri onlara «süpermen» olarak davrandı. Yani, bu terim de onlara o kadar &lt;br /&gt;
yakışıyordu ki yayıldı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Maria acaba onlardan biri mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Evet. Bana nasıl hitap ettikleri umurumda değil, ama fazla göze batmayı sevmem.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayır… giriş töreninde yarattığın olaydan sonra ne diyordun öyle?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yani, Mari-mari birinci sınıfta, okul konsey başkanı üçüncü sınıfta olanlar. Ve ikinci sınıfta olan da&lt;br /&gt;
—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone cümlenin ortasında durdu. Keyifinin nasıl kaçtığı açık açık görünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...demek sonuncusu da Daiya’ydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya okul kantininde bize “sahip” durumunu belirttikten hemen sonra ortadan kayboldu. Artık okula &lt;br /&gt;
gelmiyordu ve evde de değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone ve Haruaki için hiçbir şey demeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone bu konu hakkında son derece öfkeliydi. Ona bir şey söylemeden neden birden bire kaybolduğunu &lt;br /&gt;
anlayamıyordu. Tabi, işin gerçeği, o sadece onun için endişeliydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone onun kayboluşunu sadece geçici bir durum olarak düşünüyordu herhalde. O yüzden bu kadar kızgın &lt;br /&gt;
olabiliyordu. Ama ben… Ben bunun geçici bir durum olduğunu düşünmüyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne de olsa, Daiya—bir “kutu” elde etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O bizim günlük hayatımızdan kopmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yüzü asık, karamel macchiato’sunu tek bir yudumda bitirdikten sonra, Kokone iç çekti ve konuşmaya &lt;br /&gt;
başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Her neyse, o pislik bir kenara, demeye çalıştığım o «Üç Süpermen» sıradan değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Maria ve Daiya söz konusu olunca anlıyorum… ama öğrenci konsey başkanı gerçekten de bu kadar harika &lt;br /&gt;
mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Harika! Notları ile Tokyo Üniversitesine kolaylıkla girebilirmiş; atletizm kulübünün bir üyesi olarak &lt;br /&gt;
ulusal kısa mesafe koşuları ve uzun atlama yarışlarında yer aldı; ve öğrenci konseyinde de, o tarihi &lt;br /&gt;
geçmiş okul kurallarına nokta koyuyor. Ama anlaşılan o ki onun ne kadar harika biri olduğunu anlamak &lt;br /&gt;
için bu yüzeysel kurallara gerek bile yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kulağıma gelen küçük bir hikayeye göre, başkan antrenmanlarda o kadar da hızlı gözükmüyormuş. Ara sıra &lt;br /&gt;
diğer üyelere bile kaybediyor. Ama gerçek olayda neredeyse kesin en iyi zaman rekorları kırıyor ve &lt;br /&gt;
kazanıyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse antrenmanlarda kendine geri mi tutuyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle değilmiş. «Antrenmanın amacı gücünü geliştirmektir. Gerçek yarışın amacı ise kazanmak. Gerçek &lt;br /&gt;
yarışta gücümü dışarı vurmaya tamamen odaklandığımda en hızlı olmam doğal tabi.» diyor kendisi. ...Ne &lt;br /&gt;
düşünüyorsun? Biraz garip gelebilir, ama o nedense harika değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Evet. Başka bir evrenden bir insan gibi geliyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aynen~”—böyle derken, bardaklarımızın boş olduğunu doğruladı ve memnun bir şekilde gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Peki o zaman! Mari-mari-giydirme-vaktine geri dönelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Doğrusu, bu can sıkıntısının daha fazlası yorucuydu…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“K-Kokone, evde yakında yemek vakti olacak, o yüzden ben yavaş yavaş…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Eeh~...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone dudaklarını büktü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse sadece bir tane daha! Mari-mari’nin kesinlikle giyinmesini istediğim bir şey var!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone nihayet bizi diğer mağazalardan farklı bir hava veren bir mağazaya getirmişti. Giysilerin &lt;br /&gt;
çoğunluğu siyah ve acayip şekilde fırfırlıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu sana kesin yakışacak! Gotikloli-Mari-mari-tan, haa haa.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fazlasıyla heyecanlı olan Kokone’nin gösterdiği giysi çok fırfırı olan siyah bir elbiseydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......onu giyinmemi mi istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tabiki!&amp;lt;!--Bilerek yapılan bir şey. Orijinali: ‘Course!---&amp;gt; ...bu arada, Gotikloli’ler hakkında ne &lt;br /&gt;
düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kendi küçük dünyalarında yaşıyorlarmış gibiler.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sana tam uyuyor o zaman, değil mi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eeeeeh! B-Bu pat diye söylenen acayip ifade de neyin nesiydi!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria’ya gönülsüzce baktım. Neyse ki Kokone’nin ona az önce verdiği elbiseye o kadar odaklanmıştı ki &lt;br /&gt;
şimdiki ifadeyi aldırmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone, “O zaman başsüsüne ihtiyacımız var… veya minik bir şapka da güzel olabilir!” gibi bir şey &lt;br /&gt;
mırıldadı ve aksesuarları karıştırmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Gerçekten yapmak istemiyorsan, düzgün bir şekilde reddetsen iyi edersin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria suratım ve Gotikloli elbise arasında ileri geri baktı ve kısık bir sesle,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen de görmek istiyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Diyorum ki sen de beni bu Gotikloli elbisesini giyinmemi istiyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sorudaki niyeti algılayamamıştım, ama dürüstce cevap vermeye karar verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...ehm, söylemem gerekirse eğer o zaman görmeyi tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Anladım. Eğer o kadar görmek istiyorsan, giyinirim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...hayır, ben öyle deme—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sırf bana dediğin için bunu giyiniyorum yani. Of, gerçekten çaresizsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
……..ehm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Acaba Maria onu giyinmek mi istemişti?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve böylece, Maria Gotikloli’ye dönüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ayy, ay, ay! Mari-mari, ü-üzerime ayağını bas! Senin o ayaklarınla, üzerime bas!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uva, ne yapmalıydık acaba? Kokone aklını yitirdi…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Seçimim fazla doğruydu. Sen de öyle düşünmüyor musun, Kazu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“E-Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şüphesiz ona yakışıyordu. Haruaki de memnun bir şekilde başını sallıyordu ve birkaç mağaza yardımcısı &lt;br /&gt;
da değişme kabinine göz atıyordu. Ona bu kadar yakışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria’ya gelince, ne tür surat yapması gerektiğini bilmiyordu ve özellike hiçbir yere bakmadan &lt;br /&gt;
kollarını kavuşturdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hop, Kazu, bu kadar mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Daha fazla… ne bileyim, heyecan göstermelisin. Sizden tatlı üçüncü sınıf bir dram gibi bir şey görmek &lt;br /&gt;
istiyorum, senin şaşkınlıktan ağzını açarak «Çok güzel...» mırıldanmanla başlayıp, üzerine de Mari-mari &lt;br /&gt;
utangaçlığını «Hımf, demek birden bire böyle gözüktüğüm için mi beni sevmeye başladın?» diyerek &lt;br /&gt;
saklamaya çalışır ve bu da Kazu&#039;ya «H-Hayır, sen hep güzelsin! Sen gerçekten güzelsin Maria!» &lt;br /&gt;
şeklinde itiraz ettirir, ve ikinizin de yüzlerinizin kızarmasıyla biter! Çünkü o zaman da sizi &lt;br /&gt;
döverim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......Yapamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne acınası bir herif. Karaoke bar’ında kimsenin bilmediği halk şarkıları söyleyen tiplerdensin sen, &lt;br /&gt;
değil mi? Ve ayrıca ne güzel ne de kötü şarkı söyleyebilen tür herif olduğundan eminim, o yüzden de &lt;br /&gt;
kimse Tsukkomi&amp;lt;ref name=”Tsukkomi”&amp;gt; Manzai’da (漫才) - bir tür Japon komedi türü - bulunan iki karakter türünden biridir. Birlikte çalıştığı Boke’nin aksine, ciddi bir karakter türüdür ve Boke’nin &lt;br /&gt;
esprilerine tepki verir. Boke ise komik olandır ve kötü bile denilecek espriler yapar. Japon kültüründe &lt;br /&gt;
yaygındır.&amp;lt;/ref&amp;gt; yapamaz. ...Aa, Kazu&#039;yu boşver. Hey, hey, Mari-mari, resim çekebilir miyim?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İmkansız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dedi Maria, kolları hala kavuşmuş ve gözlerini hala kaçırarak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...Aa? Bu elbiseyi giyindiği için acaba esasında utanmış mıydı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle kocaman sırıtma Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Az önce çapkın bir surat yaptın. Demek bana böyle bir elbise giyidirerek beni rezil etmek istedin, &lt;br /&gt;
öyle mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gel buraya bir dakika.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Azarlanmak için hazırlandım ve Maria’nın önünde başım öne eğik durdum. Gotikloli Maria kolları &lt;br /&gt;
kavuşmuş bir vaziyette mütehakkim gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bana yakışıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neden soruyordu ki? Bunu düşünürken, başımı salladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria başından fırfırlı saç süsünü çıkarttı. Bu saç süsüne bakarken, dudaklarının kenarı kalktı ve,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her nedense benim başıma koydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Evet, sana da yakışıyor!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria oldukca eğlenmişe benziyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen çok istediğin için bunu giyindim. Durum öyle, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...ehm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Durum öyle, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“........Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu da demek oluyor ki: senin bencil isteklerinden birine uyduğum için, sende benim bir isteğime &lt;br /&gt;
uyarsan adil olacağını düşünüyorum. Sence de öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Yani… sanırım öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu elbise bana güzel yakıştı. Biz aynı bedeniz. Başka bir deyişle, sen de bunu giyinebilirsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria hiçbir retti kabul etmeyen güçlü bir sesle devam etti,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Giyin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve bu şekilde ben bir Gotikloli oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Üüü…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Soyunma odasında kendime bakarken inledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Demek bunu ilk giyinmek Maria’nın bana bu görünüşe büründürmek için planının bir parçasıydı. Bu &lt;br /&gt;
maksatla, benim reddedemeyeceğim bir durum yaratmak istemişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi durup düşününce, o zamanda elbise ve bana ileri geri bakmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hop, daha değişmedin mi Kazuki? Aç kapıyı artık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Maria. Bunu neden giyinmek zorundayım…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tabi ki de seni Gotikloli olarak o kadar görmek istiyorum ki komik bile değil. Doğal olarak, bu senin &lt;br /&gt;
utanmanı da içeriyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu uzun süreden sonra Maria’nın bana sataşmasıydı…!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonsuza dek burada duramazdım. Kendimi hazırladım ve kapıyı açtım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gyahahahahahahaha—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone anında bana doğru işaret etti ve gülmeye başladı. Sadece Maria, Kokone ve Haruaki’nin soyunma &lt;br /&gt;
odasının önünde olması gerekiyordu, ama her nedense ayrıca mağaza yardımcıları ve birkaç alakasız &lt;br /&gt;
müşteri vardı. Bu nasıl bir halka açık infazdı böyle…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kyahahaha, Kazukocum, çok tatlısın!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bunu demekle birlikte, Kokone cep telefonunu çıkarttı ve bana yöneltti. …...Lütfen yapma…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“D-Dur! Resim çekme!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İmkansız. Yapmam gerekiyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sırf Kokone değil, ayrıca Haruaki ve Maria bile fotoğrafımı çekmeye başladı. Oysa kimseye onun resmini &lt;br /&gt;
çekmesine izin vermemişti!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Merak etme Kazuki. Tatlı bu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria anlamı belirsiz bir teşvikte bulunmaya çalıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tamamdır, ve gönderildi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“D-Dur bir dakika Kokone! B-Bunu az önce nereye gönderdin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ha? Kasumi’ye tabi ki de!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“N-Ne yapıyorsun sen?! E-En başta, hani ona alışveriş merkezine gittiğimizi bahsetmeyecektik?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aptal mısın Kazu? ‘Öncelik’ denilen bir şey var!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Grubun aptalı sensin Kokone! Bu fazla acımasızdı!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...cep telefonum hemen titredi. Tereddüt ederek açtım. Yeni bir eposta vardı. Göndericinin ismi «Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi’ydi».&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesaj tek bir kelimeden ibaretti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
«Tatlı ♡»&lt;br /&gt;
Umurumda bile değil artık! ☆&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bana neredeyse başağrısı veren yoğun bir ufunet yüzünden uyandım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu ani gelişimden şaşkın bir vaziyette, sesimin ağzımdan sızmasına izin verdim. Son hatırladığım şey, &lt;br /&gt;
bana neredeyse hayatım kalanı boyunca travmaya sebep olacak bu olayı unutmak için yatağıma girmekti. &lt;br /&gt;
Ondan sonra, muhtemelen uyuya kalmıştım—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—Öyleyse, ben neredeydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Burası zefiri karanlıktı ve hava da biri güveç içerisinde kaynatmış gibiydi.&amp;lt;!--Boiled all desire &lt;br /&gt;
diyor, ama desire ne alaka anlayamadım bir türlü--&amp;gt; Bu hava inatla vücuduma yapıştı. İnatla, bütün &lt;br /&gt;
vücuduma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İsteksizce ayağa kalktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Önümde katlanan dünya. Siyah, siyah, neredeyse gözlerimi işgal eden saf siyahlık. Kendimi yere &lt;br /&gt;
yığılmaktan geri tutabildim ve direndim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Karanlığın içerisinde, hafif bir ışık fark ettim. Titreyen mavimsi-beyaz bir ışıktı. Böcekleri yüksek &lt;br /&gt;
çıkışla böcekleri yakan ve genellikle dükkan önlerine konulan böcek öldürme cihazlarının&amp;lt;ref &lt;br /&gt;
name=”Zapper”&amp;gt;http://i.ytimg.com/vi/gQPk48fGwM8/maxresdefault.jpg&amp;lt;/ref&amp;gt; ışığını andırıyordu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu ışığa yaklaşmamam gerektiği hissine kapılmama rağmen, sanki ona kapılmış gibi ayaklarım hareket &lt;br /&gt;
etmeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Işığa olan mesafem yaklaşık beş metreydi. Ama buna rağmen, her adım attığımda o sanki uzaklaşıyordu; &lt;br /&gt;
algılarım gerçekliği reddediyordu ve bu mesafeyi büyütüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Guni—&amp;lt;!--Ses efekti sanırım. Bir vücuda çarpma sesi. Jp’sında da böyle bir ses efekti var sanırım, &lt;br /&gt;
böyle bırakıyorum.--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayağım bir şeye çarptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bakışımı yere çevirdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Hİİ”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu bir kızın vücuduydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Eh, ah, hiya! Ha, ha, haa—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çılgına dönmüş nefesimi sakinleştirerek, ona baktım. Uzun saçı olan ve pijama giyinmiş tanımadık bir &lt;br /&gt;
kızdı—Hayır, sanırım onu daha önce bir yerde görmüştüm. Onu biraz hatırlayabileceğim miktarda tanıdık &lt;br /&gt;
biri miydi…?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nefes almıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama o ölü değildi. O muhtemelen sadece “durmuştu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendi üzerimdekileri doğruladım. Uyuya kaldığımdaki aynı giysiler—pijama ve don yerine bir tişört.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Anladım. İkimiz muhtemelen uyurken buraya getirilmiştik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Böylece—biz &amp;lt;u&amp;gt;bu “kutunun” içine konulmuştuk&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonunda mavimsi-beyaz ışığın önüne geldim. Daha yakından bakınca, mahfuz Onsen-konaklarında olacak eski &lt;br /&gt;
ateri makinelerine benziyordu. Ekranında başlık gibi gözüken bir yazı vardı, «Asil Krallık».&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu makinenin yanında da onu gördüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“......Daiya.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Orada dikiliyordu, kayboluşundan önceki halinden farksız, iki kulağında da pirsingler ile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Uzun zaman oldu Kazu. Neredeyse iki ay mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dedi sohbet başlatmaya çalışırmış gibi. Ona sormak istediğim birçok şey vardı, ama ilk önce belli olan &lt;br /&gt;
soruyu sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Bu senin ‘kutun’ mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Cevap vermem bile gerekiyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aynen öyle. Sonunda ‘kutusunu’ kulandığı besbelliydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Can sıkıntısı—insanlar bu canavardan kaçmak için kendi beyinlerini bile dağıtırlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onun gizemli sözleri üzerine yüzümü astığımı görünce, onun ağzının kenarları kalktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“‘20. Senemin Etüdü’’nden bir alıntıydı.”&amp;lt;ref name=”Etude”&amp;gt;Touzou Haraguchi tarafından yazılan bir &lt;br /&gt;
kitap, 20. senesinde intihar ettikten sonra yayınlandı. &lt;br /&gt;
http://www.aozora.gr.jp/cards/000740/card49078.html&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Ne hakkında konuşuyorsun sen Daiya?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu ‘Asılsızlık Oyunu’na’ konulan ‘dilek’.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onun niyetini algılayamıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen tabi ki de beni anlayamazsın, değil mi? Sen günlük hayatının tadını çıkartabildiğine göre can &lt;br /&gt;
sıkıntısını bilebilmenin imkanı yok. Ne kadar kahredici bir şey olduğunu hayal bile edemezsin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya’nın söylemek istediği şey bu ‘Asılsızlık Oyunu’nu’ yaratmasının ve bizi de dahil etmesinin sebebi &lt;br /&gt;
«can sıkıntısından» mıydı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu fazla bencil ve akılsızca olurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yüzüne bakılırsa, anlaşılan beni anlamaya çalışmak dahi istemiyorsun he. Hayal gücü olmayan insanlar &lt;br /&gt;
hep de aşırı kibirlidir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...beni kandıramazsın. Sırf can sıkıntından kurtulmak için ‘kutu’ kullanmak çok fazla saçma olurdu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Anlamaman umurumda değil. Ama en azından bu hissin de var olduğunu unutma.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Sadece bu hisse bir çare bulmak gerekiyor, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle bir şey imkansız. Bu söz konusu kişinin doğası ile ilgili bir sorun. Gidip kendi doğanı &lt;br /&gt;
değiştiremezsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu sadece… kötü bir bahane!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“O zaman senin şu günlük hayatına olan anormal düşkünlüğünü düzelt!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ağzımı kapattım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne yaparsan yap, nereye gidersen git, kendi doğandan kaçamazsın. Hırpani gözüken bir adam hırpani &lt;br /&gt;
görünüşünü değiştiremez, ne kadar pahalı giysiler giyinse de, bir saat makyaj sürse de. Değiştirilemezi &lt;br /&gt;
değiştiremezsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...can sıkıntısı o kadar kahredici olsa bile, nasıl meydana geliyor ki? Birçok zevkli şey yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“‘Doğalar’ bu şekildedir. Her olay senin doğana göre şekil değiştirir. Senin zevkli bulduğun şeyleri &lt;br /&gt;
‘bıkkın’ doğasına sahip insanlar için saf can sıkıntısıdır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...oysa senin yüksek kabiliyetlerin okulun sana imrenmesine sebep oluyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ben sıradanım. Bunu biliyorum çünkü kabiliyetlerimin sınırını görebiliyorum. Hiçbir şeyi ne &lt;br /&gt;
başarabileceğimi, ne de elde edebileceğimi fark ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu mütevazi ifade beni şaşırttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendine o kadar güvenmesine rağmen Daiya’nın bu şekilde düşündüğünü asla hayal edemezdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“‘Kutu’ can sıkıntısına boğulmuş insanlar için vakit öldürmekten daha fazla bir şey değil. Bu yüzden, &lt;br /&gt;
bu sadece bir oyun. Anlamsız bir oyun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Açıkladı ve o sırıtmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ama her şeye rağmen benim için çok değerli.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onun mantığını hala anlayamıyordum; ama onu kelimelerle ikna etmenin imkansız olduğunu anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...söylesene Daiya. Bu ‘kutu’ tam olarak ne yapar?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya hafifce güldü, beni omuzlarımdan tuttu, ve ateri makinesinin önüne beni zorla oturttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu sadece vakit öldürme uğruna bir oyun. Can sıkıntısından uzaklaşmaktan başka bir amacı yok. Öyleyse&lt;br /&gt;
—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Anlamsız bir ölüm maçı yapalım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya başparmaklarını köprücük kemiğime bastırıyordu ve dolayısıyla kaçamıyordum. Ekran sallanmaya &lt;br /&gt;
başladı. Neredeyse sarhoş gibi hissediyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—*tut*&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;u&amp;gt;Bir şey&amp;lt;/u&amp;gt; ben büyülenmişken başımı tuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ateri makinesinden bir şey çıktı. Şeffaf bir eldi. Bu şeffaf el tarafından tutuldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kafamda ses yankılandı. Şeffaf ellerin sayısı durmadan artıyordu. Artıyordu. Gitgide daha çok eller &lt;br /&gt;
başımı, kollarımı, bacaklarımı, karnımı tutmaya başladı ve bütün vücudumu kapladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“D-Daiya—!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya soğukkanlı bir şekilde buruşuk suratımı görmezden geldi ve,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“&amp;lt;u&amp;gt;Git&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve ardından ben—&amp;lt;u&amp;gt;o eller tarafından içeri çekildim&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references/&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro no Hako - Türkçe: 3. Cilt Açılış|Açılış]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro no Hako - Türkçe: 3. Cilt 1. Raund|1. Raund]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>LoneWizzy</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:_3._Cilt_Ba%C5%9Flang%C4%B1%C3%A7&amp;diff=483772</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe: 3. Cilt Başlangıç</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:_3._Cilt_Ba%C5%9Flang%C4%B1%C3%A7&amp;diff=483772"/>
		<updated>2016-03-18T21:42:01Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;LoneWizzy: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Onun gümüş rengi saçını ilk gördüğüm zaman, “Aa, yollarımız asla kesişmeyecek,” diye düşündüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sınıf arkadaşlarımın da buna benzer izlenime kapıldığına emindim. Daiya Oomine başkalarının arkadaşlığını bütün varlığıyla reddetti. Bu kasvetli tavrını ve rock &amp;amp; roll tarzını sadece başkalarını kendisinden uzak tutmak için üstlendiğini düşünmüştüm. Ama iyi anlaştık. Tabi, Haruaki de aracı rolü üstlendi, ama tek sebep o değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
«Ehm, sen… Kazuki Hoşino’sun, değil mi? Nedenini dile getiremiyorum, ama sen biraz tuhafsın!»&lt;br /&gt;
Bu bana ilk söylediği şeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama arkadaş olduğumuzu sanmıştım; ne de olsa, benimle her konuştuğunda mutlu gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Buna rağmen, o konuyu açtı:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Öğle arasıydı, ve vize haftası yarın başlayacaktı; Daiya Maria’nın yanına gelişigüzel oturdu ve, “‘O’ ile alakadar oldun, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanıt veremeyecek kadar hayrete düşmüştüm, o yüzden Maria benim adıma cevap verdi. “......Oomine, bir ‘kutu’ mu elde ettin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Nasıl bir soru o öyle? Tabi ki de ettim. Her şeyden önce, Kazu’yla konuşuyorum. Sessiz ol, seni sinir bozucu muhafız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria sert bir şekilde iç çekti, ve ardından bana baktı, bunu bana bırakacağını ima edermiş gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bana hep garip gelmişti. Otonaşi’nin ortaya çıkması, senin Kokone’ye itirafın, ve birçok başka olay.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya sağ kulağındaki piercing&#039;e dokundu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu şüpheler ‘O’ ile tanıştığımda ortadan kalktı. Onunla tanıştığım an —tam o anda, onun, sadece &amp;quot;garip&amp;quot; olarak betimlenemeyecek varlığın, son zamanlardaki bütün o tuhaf olayların sebebi olduğunu fark &lt;br /&gt;
ettim. Ve ardından bana Kazuki Hoşino ile ilgilendiğini söyledi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tamamen algılamaktan aciz, onu sessizce dinledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu da demek olur ki senin hakkında tuhaf bir şeyler olduğunu hisseden tek ben değilim. ...Biliyor &lt;br /&gt;
musun Kazu? Seni bir sene gözlemledikten sonra, anladığım tek bir şey oldu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bana delici bir bakış ile odaklandı ve devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen süzülüyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...süzülüyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bağlamı olmadan, aniden kullandığı bu kelime bana oldukça anlamsız geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bizi yüksekteki bir yerden izliyor gibisin. Fiziksel olarak aramızdasın, ancak bize tam olarak yakın değilsin, insanlarla aranda hep belirli bir mesafe bırakıyorsun. Ne içeridesin, ne dışarıda. Sen sadece… &lt;br /&gt;
uçuyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne demek istediğini anlamadım, ve bir kaşımı kaldırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ama buna rağmen bu günlük hayatı muhafaza etmek istediğini söylüyorsun. Bunu neden dilediğin benim &lt;br /&gt;
için hep bir gizemdi. Ama ‘O’ ile konuştuğumda —herhangi bir ‘dileği’ yerine getiren ‘kutuyu’ reddettiğini &lt;br /&gt;
söyledi —o zaman anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya sert bir ses tonuyla ilan etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Senin amacın başkalarının ‘dileklerini’ ezip geçmek.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu doğru değil!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sesimin ne kadar çıktığına şaşırdım, ama bunu belirtmek zorundaydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu günlük hayata değer vermemin sebebi… bir şeyi arzulamak hayatta olmanın kanıtı olduğunu &lt;br /&gt;
düşünüyorum… o yüzden…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne kadar da gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O, sözlerine kıyasla, hiç gülmüyordu. Sadece acımasıca devam etti,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse arzuladığın bir şey var mı? Söyle hadi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tabi ki de var. Bu—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Durdum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vardı. Bir tane olmalıydı. Ama ifade edemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—henüz bir şekile bürünmediğinden dolayı olduğuna emindim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Çünkü sen sürekli olarak bir şey arzulamak istiyorsun. Hımf, o iddiayı kabul etsem bile, bir tane daha &lt;br /&gt;
soru kalır. Neden bu hale geldin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu günlük hayata değer vermeye başlamamın sebebi mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi düşününce, ben hep böyle miydim? ...Sanmıyorum. Öyleyse, ne zamandan beri—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“——”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aklıma geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—Tanıyamadığım, sis ile örtülü biri.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu belirsiz görünüşü tanıyamadım. Tanıyamadım mı? ...hayır, doğrusu ne kadar sis olursa olsun, bunun &lt;br /&gt;
kim olduğunu biliyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onun ismi—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Anladın mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya beni böldüğünde, siluet sis içerisinde kayboldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Ne…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Olay, günün sonunda, sen günlük hayatını içgüdüsel olarak muhafaza etmeye çalışıyorsun, Pavlov’un &lt;br /&gt;
köpekleri gibi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben sadece günlük hayatımı muhafaza etmeye mi çalışıyordum? Eğer öyleyse—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu başkalarının ‘dileklerini’ ezip geçmekle aynı. ...Hey, Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya bana her zamanki sakinliğiyle seslendi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bende bir ‘kutu’ var. Bu günlük hayat ile çelişen bir varlık oldum. —Öyleyse ne yapacaksın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya’nın ‘dileğini’ bilmiyordum. Ama eğer bu günlük hayatı tehdit eden bir dilek ise, ben—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Çoktan bir sonuca vardın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya duygusuz bir sesle devam etti, sağ kulağındaki pirsinge hafifce dokunarak:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“O yüzden ben—senin düşmanınım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Vizelerimiz geri verildi, ve Temmuz’u uyuşuk bir şekilde geçirdik, sonuçları hazmediyormuşuz gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Millet, bundan sonra alışveriş merkezine gideceğimizi kesinlikle bahsedemezsiniz!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin hastane odasına giderken, saçını büyük bir topuz yapan Kokone bunu söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Özellikle sen Haruaki!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Biliyorum, tamam!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gerçekten mi? Ne de olsa «Haruaki» teriminin modern anlamının «Ortamı anlayamayan» olduğunu duydum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle bir terimi hiç duymadım! Ama «K.K» teriminin modern anlamı «uyuz» olduğunu biliyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hey! Benim ismimin baş harfleri neden «uyuz» anlamına geliyor!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kirino, Mogi senin gürül gürül konuştuğunu duyarsa, düşünceliğin boşuna olur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria tarafından uyarıldıktan sonra—”Tihi!”—Kokone bir gözünü kapatıp dilini çıkarttı, ve Haruaki &lt;br /&gt;
“Bunun ‘tatlı olduğunu’ mu düşünüyorsun?” diyince ona sert sert baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu nispeten sıradan sahneye iç çekerek, hastane odasına girdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk gördüğüm şey bir dergi kapağındaki yarı çıplak, kaslı bir şahıs.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kasumi…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He…? —AH!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
El çabukluğu ile dergiyi futon’un altına koydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“M-Merhabalar herkese… N-Ne oldu? Bugün oldukca erkensiniz demek…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi bize mahcup bir şekilde gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben, acaba, görmemem gereken bir şey mi gördüm…? Kokone ile bakıştık ve tek kelime etmeden—”Bu konudan &lt;br /&gt;
bahsetmeyelim,” diye anlaştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hop, ne saklıyorsun bakalım Kasumi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Başarısızdık. Burada ismi «Ortamı anlayamayan» anlamına gelen bir herif vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“H-Hiçbir şey saklamıyorum…!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yalan söyleme! ...hm? Ha, porno dergisi, değil mi! Göster hadi göster! Kızların ne tür porno &lt;br /&gt;
dergisiyle— Gıhgıh!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone ona dirseği ile vurdu. Evet, bence en doğrusunu yaptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Merak etme Kasumi, bir şey görmedik… Hayır, gerçekten, sorun yok! Ne de olsa, hastanede uzun süre &lt;br /&gt;
kalırsan, yani… İçine çok atarsın, değil mi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“B-B-B-Ben hiçbir şey içime atmadım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi kızarmış suratının önünde ellerini çılgınca salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil! Bu… yani…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dudaklarını büktü ve, biraz tereddüt ederek, futon’undan dergiyi çıkarttı. Üzerinde gerçekten de yarı &lt;br /&gt;
çıplak bir adam vardı, ama üzerinde “Yoga” ve “Düzgün İdman Yöntemleri” yazıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu egzersiz için spor dergisi! O yüzden, ehm… erotik dergi değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He? Ah, haklısın. Haha, özür dilerim. ...Ama o zaman dergiyi neden saklıyordun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her nedense Kokone’ye değil, bana baktı ve fısıldayarak:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...çünkü bu tür dergiler bana yakışmıyor…”&amp;lt;!--Suit me : ?--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi sözünü edince—içgüdüsel olarak Mogi&#039;nin kollarına baktım. Onun bir zamanlar kırılgan gözüken &lt;br /&gt;
beyaz kolları, şimdi biraz daha güçlü gözüküyordu. ...Hala oldukca ince gözüküyorlardı ama.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi nereye baktığımı fark etti ve çekinerek kollarını arkasına sakladı. Ardından,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Rehabilitasyonum için iyi bir kaynak olabileceğini düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O tekrarlanan günlerden bu yana dört ay geçmişti. Onun kırık kemikleri kaynamıştı ve rehabilitasyonu &lt;br /&gt;
şimdiye kadar başlamıştı. Onun, bir zamanlar ulaşması uzak bir hayal gibi gelen er ya da geç okula &lt;br /&gt;
dönüşü, yavaş yavaş gerçekleşiyordu. Onun tekerlikli sandalyeli varlığı yakında bu günlük hayatının da &lt;br /&gt;
parçası olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi bu günlük hayata geri dönecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—Maria olmadan önceki zaman gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hey, hey, Maria, Kasumi’nin etrafında tedirgin hissediyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Alışverişine tam girmek üzereyken Haruaki bunu sordu, oysa Kokone ile birlikte bu konu hakkında bilerek &lt;br /&gt;
sessiz kalmıştık…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Haru… Biliyor musun, bazen sen gerçekten rezaletsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin ne demek istediğini bile anlamadı! Rezalet!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...neden öyle düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Maria Haruaki’ye bunu açıkca ve sakince sordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Çünkü ikinizin birbirinize doğru düzgün konuştuğunu hiç görmedim! Yani, belki de bunun sebebi sadece &lt;br /&gt;
ikinizi bir arada nadiren gördüğümdendir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Haru, dinle,” Kokone Haruaki’yi kendisine doğru çekti ve kulağına fısıldadı. “...ikisi aşk &lt;br /&gt;
rakipleri… o yüzden garip oluyorlar. Bu kadarını senin de bilmen gerekir, değil mi…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ehm, Kokone…? Düşünceli olmaya çalıştığının farkındayım, ama seni duyabiliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Heee, anladım, anladım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Haruaki bana kocaman gülümsedi. ...Bu oldukca sinir bozucuydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria onların tavırına iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yani, nasıl anlam çıkartmak istiyorsan çıkart, ama onunla kolaylıkla konuşamadığım doğru.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hoho! Rakip olma anlamında mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Usui. Seni rezil eden ve mideni bıçaklayan biriyle rahat rahat konuşabilir miydin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Şakaydı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria bunu yüzünde ifade olmadan söylediğinde, Kokone ve Haruaki aralarında bakıştılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...Bu sınıra yakın yoruma kalbi hoplayan tek kişi bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...ehm, öyleyse bu konuyu bırakalım… Şimdi sıra ana hedefimizde!! ‘Mari-mari’ye uyan giysiler &lt;br /&gt;
bulalım!’ Yani, ona hemen hemen her şey uyar ama… cık, senin bu lanet manken gibi vücudun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yakın geçmişte resminin bir moda dergisinde çıkmasıyla hiçbir şikayetin olmamalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Şimdi düşününce, bu mesele de nereden çıktı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bak, dinle sadece! Son zamanlarda Mari-mari ile tatilde sık sık günlük giysilerle buluştum tatilde, &lt;br /&gt;
ama biliyor musun, modayı görmezden geldiği belli! Giysileri tam olarak kötü değil ama, tek eksiği &lt;br /&gt;
bireysellikleri olmaması… ve markayı sorduğumda UNIQLO olduğunu söyledi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Geçmişte nasıl olduğunu bir kenara bırakırsak, şu anki UNIQLO’nun yüksek moda değeri var. Şirketinin &lt;br /&gt;
büyük çabaları sayesinde birçok yüksek kalite ürünü düşük fiyata satıyorlar. En iyi seçim UNIQLO.”&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
Reklamcılık yapmaya karar verdim. Sayonara.--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bende UNIQLO giyiniyorum yani! Ama demek istediğim o değildi! Sadece düşünüyordum da, yani… ideal kendin olmak için uğraşmalısın ya da… Aa, lanet olsun! Sırf vücudun ile kazanabildiğin için…!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kiri, sakin ol! En azından onu göğüslerinle yenebilirsin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sadece göğüslerimle mi?! Dalga geçme Haru! ...Onu ayrıca yenebileceğim konu—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin konuşması kesildi, Maria’ya baştan aşağı baktı, ve dehşete kapıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Yok artık… Hiçbir şansım yok mu?! Giyaa, olamaz! Dünyanın en iyi idolü olman lazım, ancak o zaman &lt;br /&gt;
senin «güzel» olduğunu gücenmeden kabul edebilirim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...K-Kokone, görünüş zaten öznel bir şeydir yani…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse kimi daha güzel buluyorsun Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Neden burada sessiz kalıyorsun! Yalan olsa bile benim olduğumu söyle!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yani, bu imkansız bir istek değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kapa çeneni, seni görme bozukluğu olan insan.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne!? Alçakgönüllülükle en az ortanın üzerinde olduğum söylenir!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yarattıkları gürültüden dolayı, etraftaki müşteriler bize odaklanmaya başladı. ...Kokone bizimle &lt;br /&gt;
beraber olduğunda hep aynı hikayeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“H-Hey, Kokone, biz yavaş yavaş…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ona hitap ettiğimde, bana haşin bir bakış attı. Uva, tehlike hissediyordum…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Her şeyden önce, Kazu, Mari-mari’nin giysileri hakkında en çok neye izin veremiyorum biliyor &lt;br /&gt;
musun? Sırf aynı boyda olmanızdan dolayı, birkaç parça giysi paylaşma unsuru!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...he? Paylaşmamalı mıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin gözleri sonuna kadar açıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......Ha? Bu şaşkın ifade de neyin nesi? «...he? Paylaşmamalı mıyız-mış», hadi oradan! Sağduyunda &lt;br /&gt;
hata var! En azından ben, Mari-mari’nin başka bir gün giydiği tişörtü üzerinde gördüğümde hayrete &lt;br /&gt;
düştüm!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onu hala anlayamadım ve gözlerimi Haruaki’ye çevirdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hayır, o haklı yani.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...Açıkca reddedilmiştim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen o tür insansın, değil mi? Sevdiğin kız tarafından verilen yarı içilmiş su şişesini sorunsuz &lt;br /&gt;
bitiren tip.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu normal değil mi…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bak bak,” Haruaki sanki bana göstermek için ellerini abartılı bir şekilde salladı ve iç çekti. ...O &lt;br /&gt;
tepki de neyin nesiydi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Haru, ona yeni giysiler aldırtmak istediğimi anlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Fazlasıyla!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O ikisi birlik kurduktan sonra, Kokone’nin planladığı gibi Maria için giysi arayışımız başladı. Ama, &lt;br /&gt;
Maria alışveriş yapmaktan hiç hoşlanmadı ve bu yüzden kendisine gösterilen giysiler hakkında Kokone’ye &lt;br /&gt;
gönülsüzce yorumlar verdi. Ve ara sıra, Kokone ona birkaç giysi giymeye zorladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk başta, Maria’nın kendisine önerilen giysileri almadığı için Kokone’nin güceneceğini düşünmüştüm, &lt;br /&gt;
ama aksine Kokone neşeyle gülümsüyordu. Ona göre, «olağanüstü bir güzeli giydirip kuşatmak zaten &lt;br /&gt;
eğlenceliydi». ...Bir erkek olarak onun hislerini anlayamıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Buradaki diğer erkekten, Haruaki’den söz etmişken, sırf diğer bayan müşterileri ve yardımcıları &lt;br /&gt;
izleyerek mutlu gözüküyordu. Onun düşünebilme şeklini kıskanıyordum—yani, tam olarak değil. Hiç değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bütün bu enerjiyi nereden aldığını merak edecek kadar dinç olan Kokone’den mola rica ettim. Bu ricamı &lt;br /&gt;
üç saat sonrasına kadar kabul etmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ha… sonunda geçici olarak serbest bırakılmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Haruaki, neşeli gözüküyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Evet! Bu zamanın tamamını güzel kızlara puan vererek geçirdim yani. Ah, bu çok iyidi! Benim favorim &lt;br /&gt;
önceki mağazadaki mağaza yardımcısıydı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone’nin keyfi bozuldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bizim okulun öğrenci konseyi başkanına benziyordu biraz. Sen de öyle düşünmüyor musun Hoshii?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Eeeh~~... öyle mi düşünüyorsun~?” Kokone itiraz etti. “Bizim öğrenci konseyi başkanımız çok daha &lt;br /&gt;
havalı… ah, şimdi sözünü etmişken, «Üç Süpermen’i» biliyor musunuz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Duymuşluğum var.” “...Yani, kulağıma gelmemesinin imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Anlaşılan bilmeyen bir tek ben vardım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“... o «Üç Süpermen» da ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bak, her senede olağanüstü notları olan bir öğrenci yok mu? O üçünün notları dışında da kendilerine &lt;br /&gt;
özgü özellikleri olduğu için, biri onlara «süpermen» olarak davrandı. Yani, bu terim de onlara o kadar &lt;br /&gt;
yakışıyordu ki yayıldı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Maria acaba onlardan biri mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Evet. Bana nasıl hitap ettikleri umurumda değil, ama fazla göze batmayı sevmem.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hayır… giriş töreninde yarattığın olaydan sonra ne diyordun öyle?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yani, Mari-mari birinci sınıfta, okul konsey başkanı üçüncü sınıfta olanlar. Ve ikinci sınıfta olan da&lt;br /&gt;
—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone cümlenin ortasında durdu. Keyifinin nasıl kaçtığı açık açık görünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...demek sonuncusu da Daiya’ydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya okul kantininde bize “sahip” durumunu belirttikten hemen sonra ortadan kayboldu. Artık okula &lt;br /&gt;
gelmiyordu ve evde de değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone ve Haruaki için hiçbir şey demeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone bu konu hakkında son derece öfkeliydi. Ona bir şey söylemeden neden birden bire kaybolduğunu &lt;br /&gt;
anlayamıyordu. Tabi, işin gerçeği, o sadece onun için endişeliydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone onun kayboluşunu sadece geçici bir durum olarak düşünüyordu herhalde. O yüzden bu kadar kızgın &lt;br /&gt;
olabiliyordu. Ama ben… Ben bunun geçici bir durum olduğunu düşünmüyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne de olsa, Daiya—bir “kutu” elde etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O bizim günlük hayatımızdan kopmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yüzü asık, karamel macchiato’sunu tek bir yudumda bitirdikten sonra, Kokone iç çekti ve konuşmaya &lt;br /&gt;
başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Her neyse, o pislik bir kenara, demeye çalıştığım o «Üç Süpermen» sıradan değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Maria ve Daiya söz konusu olunca anlıyorum… ama öğrenci konsey başkanı gerçekten de bu kadar harika &lt;br /&gt;
mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Harika! Notları ile Tokyo Üniversitesine kolaylıkla girebilirmiş; atletizm kulübünün bir üyesi olarak &lt;br /&gt;
ulusal kısa mesafe koşuları ve uzun atlama yarışlarında yer aldı; ve öğrenci konseyinde de, o tarihi &lt;br /&gt;
geçmiş okul kurallarına nokta koyuyor. Ama anlaşılan o ki onun ne kadar harika biri olduğunu anlamak &lt;br /&gt;
için bu yüzeysel kurallara gerek bile yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kulağıma gelen küçük bir hikayeye göre, başkan antrenmanlarda o kadar da hızlı gözükmüyormuş. Ara sıra &lt;br /&gt;
diğer üyelere bile kaybediyor. Ama gerçek olayda neredeyse kesin en iyi zaman rekorları kırıyor ve &lt;br /&gt;
kazanıyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse antrenmanlarda kendine geri mi tutuyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle değilmiş. «Antrenmanın amacı gücünü geliştirmektir. Gerçek yarışın amacı ise kazanmak. Gerçek &lt;br /&gt;
yarışta gücümü dışarı vurmaya tamamen odaklandığımda en hızlı olmam doğal tabi.» diyor kendisi. ...Ne &lt;br /&gt;
düşünüyorsun? Biraz garip gelebilir, ama o nedense harika değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Evet. Başka bir evrenden bir insan gibi geliyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aynen~”—böyle derken, bardaklarımızın boş olduğunu doğruladı ve memnun bir şekilde gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Peki o zaman! Mari-mari-giydirme-vaktine geri dönelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Doğrusu, bu can sıkıntısının daha fazlası yorucuydu…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“K-Kokone, evde yakında yemek vakti olacak, o yüzden ben yavaş yavaş…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Eeh~...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone dudaklarını büktü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyleyse sadece bir tane daha! Mari-mari’nin kesinlikle giyinmesini istediğim bir şey var!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone nihayet bizi diğer mağazalardan farklı bir hava veren bir mağazaya getirmişti. Giysilerin &lt;br /&gt;
çoğunluğu siyah ve acayip şekilde fırfırlıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu sana kesin yakışacak! Gotikloli-Mari-mari-tan, haa haa.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Fazlasıyla heyecanlı olan Kokone’nin gösterdiği giysi çok fırfırı olan siyah bir elbiseydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......onu giyinmemi mi istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tabiki!&amp;lt;!--Bilerek yapılan bir şey. Orijinali: ‘Course!---&amp;gt; ...bu arada, Gotikloli’ler hakkında ne &lt;br /&gt;
düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kendi küçük dünyalarında yaşıyorlarmış gibiler.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sana tam uyuyor o zaman, değil mi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eeeeeh! B-Bu pat diye söylenen acayip ifade de neyin nesiydi!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria’ya gönülsüzce baktım. Neyse ki Kokone’nin ona az önce verdiği elbiseye o kadar odaklanmıştı ki &lt;br /&gt;
şimdiki ifadeyi aldırmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone, “O zaman başsüsüne ihtiyacımız var… veya minik bir şapka da güzel olabilir!” gibi bir şey &lt;br /&gt;
mırıldadı ve aksesuarları karıştırmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Gerçekten yapmak istemiyorsan, düzgün bir şekilde reddetsen iyi edersin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria suratım ve Gotikloli elbise arasında ileri geri baktı ve kısık bir sesle,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen de görmek istiyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Diyorum ki sen de beni bu Gotikloli elbisesini giyinmemi istiyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sorudaki niyeti algılayamamıştım, ama dürüstce cevap vermeye karar verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...ehm, söylemem gerekirse eğer o zaman görmeyi tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Anladım. Eğer o kadar görmek istiyorsan, giyinirim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...hayır, ben öyle deme—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sırf bana dediğin için bunu giyiniyorum yani. Of, gerçekten çaresizsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
……..ehm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Acaba Maria onu giyinmek mi istemişti?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve böylece, Maria Gotikloli’ye dönüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ayy, ay, ay! Mari-mari, ü-üzerime ayağını bas! Senin o ayaklarınla, üzerime bas!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Uva, ne yapmalıydık acaba? Kokone aklını yitirdi…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Seçimim fazla doğruydu. Sen de öyle düşünmüyor musun, Kazu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“E-Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şüphesiz ona yakışıyordu. Haruaki de memnun bir şekilde başını sallıyordu ve birkaç mağaza yardımcısı &lt;br /&gt;
da değişme kabinine göz atıyordu. Ona bu kadar yakışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria’ya gelince, ne tür surat yapması gerektiğini bilmiyordu ve özellike hiçbir yere bakmadan &lt;br /&gt;
kollarını kavuşturdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hop, Kazu, bu kadar mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Daha fazla… ne bileyim, heyecan göstermelisin. Sizden tatlı üçüncü sınıf bir dram gibi bir şey görmek &lt;br /&gt;
istiyorum, senin şaşkınlıktan ağzını açarak «Çok güzel...» mırıldanmanla başlayıp, üzerine de Mari-mari &lt;br /&gt;
utangaçlığını «Hımf, demek birden bire böyle gözüktüğüm için mi beni sevmeye başladın?» diyerek &lt;br /&gt;
saklamaya çalışır ve bu da Kazu&#039;ya «H-Hayır, sen hep güzelsin! Sen gerçekten güzelsin Maria!» &lt;br /&gt;
şeklinde itiraz ettirir, ve ikinizin de yüzlerinizin kızarmasıyla biter! Çünkü o zaman da sizi &lt;br /&gt;
döverim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......Yapamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne acınası bir herif. Karaoke bar’ında kimsenin bilmediği halk şarkıları söyleyen tiplerdensin sen, &lt;br /&gt;
değil mi? Ve ayrıca ne güzel ne de kötü şarkı söyleyebilen tür herif olduğundan eminim, o yüzden de &lt;br /&gt;
kimse Tsukkomi&amp;lt;ref name=”Tsukkomi”&amp;gt; Manzai’da (漫才) - bir tür Japon komedi türü - bulunan iki karakter türünden biridir. Birlikte çalıştığı Boke’nin aksine, ciddi bir karakter türüdür ve Boke’nin &lt;br /&gt;
esprilerine tepki verir. Boke ise komik olandır ve kötü bile denilecek espriler yapar. Japon kültüründe &lt;br /&gt;
yaygındır.&amp;lt;/ref&amp;gt; yapamaz. ...Aa, Kazu&#039;yu boşver. Hey, hey, Mari-mari, resim çekebilir miyim?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İmkansız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dedi Maria, kolları hala kavuşmuş ve gözlerini hala kaçırarak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...Aa? Bu elbiseyi giyindiği için acaba esasında utanmış mıydı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle kocaman sırıtma Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Az önce çapkın bir surat yaptın. Demek bana böyle bir elbise giyidirerek beni rezil etmek istedin, &lt;br /&gt;
öyle mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gel buraya bir dakika.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Azarlanmak için hazırlandım ve Maria’nın önünde başım öne eğik durdum. Gotikloli Maria kolları &lt;br /&gt;
kavuşmuş bir vaziyette mütehakkim gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bana yakışıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Neden soruyordu ki? Bunu düşünürken, başımı salladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria başından fırfırlı saç süsünü çıkarttı. Bu saç süsüne bakarken, dudaklarının kenarı kalktı ve,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her nedense benim başıma koydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Evet, sana da yakışıyor!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria oldukca eğlenmişe benziyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen çok istediğin için bunu giyindim. Durum öyle, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...ehm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Durum öyle, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“........Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu da demek oluyor ki: senin bencil isteklerinden birine uyduğum için, sende benim bir isteğime &lt;br /&gt;
uyarsan adil olacağını düşünüyorum. Sence de öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Yani… sanırım öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu elbise bana güzel yakıştı. Biz aynı bedeniz. Başka bir deyişle, sen de bunu giyinebilirsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria hiçbir retti kabul etmeyen güçlü bir sesle devam etti,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Giyin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve bu şekilde ben bir Gotikloli oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Üüü…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Soyunma odasında kendime bakarken inledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Demek bunu ilk giyinmek Maria’nın bana bu görünüşe büründürmek için planının bir parçasıydı. Bu &lt;br /&gt;
maksatla, benim reddedemeyeceğim bir durum yaratmak istemişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şimdi durup düşününce, o zamanda elbise ve bana ileri geri bakmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Hop, daha değişmedin mi Kazuki? Aç kapıyı artık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Maria. Bunu neden giyinmek zorundayım…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tabi ki de seni Gotikloli olarak o kadar görmek istiyorum ki komik bile değil. Doğal olarak, bu senin &lt;br /&gt;
utanmanı da içeriyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu uzun süreden sonra Maria’nın bana sataşmasıydı…!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonsuza dek burada duramazdım. Kendimi hazırladım ve kapıyı açtım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Gyahahahahahahaha—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kokone anında bana doğru işaret etti ve gülmeye başladı. Sadece Maria, Kokone ve Haruaki’nin soyunma &lt;br /&gt;
odasının önünde olması gerekiyordu, ama her nedense ayrıca mağaza yardımcıları ve birkaç alakasız &lt;br /&gt;
müşteri vardı. Bu nasıl bir halka açık infazdı böyle…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kyahahaha, Kazukocum, çok tatlısın!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bunu demekle birlikte, Kokone cep telefonunu çıkarttı ve bana yöneltti. …...Lütfen yapma…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“D-Dur! Resim çekme!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İmkansız. Yapmam gerekiyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sırf Kokone değil, ayrıca Haruaki ve Maria bile fotoğrafımı çekmeye başladı. Oysa kimseye onun resmini &lt;br /&gt;
çekmesine izin vermemişti!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Merak etme Kazuki. Tatlı bu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Maria anlamı belirsiz bir teşvikte bulunmaya çalıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Tamamdır, ve gönderildi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“D-Dur bir dakika Kokone! B-Bunu az önce nereye gönderdin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ha? Kasumi’ye tabi ki de!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“N-Ne yapıyorsun sen?! E-En başta, hani ona alışveriş merkezine gittiğimizi bahsetmeyecektik?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aptal mısın Kazu? ‘Öncelik’ denilen bir şey var!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Grubun aptalı sensin Kokone! Bu fazla acımasızdı!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...cep telefonum hemen titredi. Tereddüt ederek açtım. Yeni bir eposta vardı. Göndericinin ismi «Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi’ydi».&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesaj tek bir kelimeden ibaretti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
«Tatlı ♡»&lt;br /&gt;
Umurumda bile değil artık! ☆&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bana neredeyse başağrısı veren yoğun bir ufunet yüzünden uyandım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“He…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu ani gelişimden şaşkın bir vaziyette, sesimin ağzımdan sızmasına izin verdim. Son hatırladığım şey, &lt;br /&gt;
bana neredeyse hayatım kalanı boyunca travmaya sebep olacak bu olayı unutmak için yatağıma girmekti. &lt;br /&gt;
Ondan sonra, muhtemelen uyuya kalmıştım—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—Öyleyse, ben neredeydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Burası zefiri karanlıktı ve hava da biri güveç içerisinde kaynatmış gibiydi.&amp;lt;!--Boiled all desire &lt;br /&gt;
diyor, ama desire ne alaka anlayamadım bir türlü--&amp;gt; Bu hava inatla vücuduma yapıştı. İnatla, bütün &lt;br /&gt;
vücuduma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İsteksizce ayağa kalktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Önümde katlanan dünya. Siyah, siyah, neredeyse gözlerimi işgal eden saf siyahlık. Kendimi yere &lt;br /&gt;
yığılmaktan geri tutabildim ve direndim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Karanlığın içerisinde, hafif bir ışık fark ettim. Titreyen mavimsi-beyaz bir ışıktı. Böcekleri yüksek &lt;br /&gt;
çıkışla böcekleri yakan ve genellikle dükkan önlerine konulan böcek öldürme cihazlarının&amp;lt;ref &lt;br /&gt;
name=”Zapper”&amp;gt;http://i.ytimg.com/vi/gQPk48fGwM8/maxresdefault.jpg&amp;lt;/ref&amp;gt; ışığını andırıyordu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu ışığa yaklaşmamam gerektiği hissine kapılmama rağmen, sanki ona kapılmış gibi ayaklarım hareket &lt;br /&gt;
etmeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Işığa olan mesafem yaklaşık beş metreydi. Ama buna rağmen, her adım attığımda o sanki uzaklaşıyordu; &lt;br /&gt;
algılarım gerçekliği reddediyordu ve bu mesafeyi büyütüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Guni—&amp;lt;!--Ses efekti sanırım. Bir vücuda çarpma sesi. Jp’sında da böyle bir ses efekti var sanırım, &lt;br /&gt;
böyle bırakıyorum.--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ayağım bir şeye çarptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bakışımı yere çevirdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Hİİ”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu bir kızın vücuduydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Eh, ah, hiya! Ha, ha, haa—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Çılgına dönmüş nefesimi sakinleştirerek, ona baktım. Uzun saçı olan ve pijama giyinmiş tanımadık bir &lt;br /&gt;
kızdı—Hayır, sanırım onu daha önce bir yerde görmüştüm. Onu biraz hatırlayabileceğim miktarda tanıdık &lt;br /&gt;
biri miydi…?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nefes almıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama o ölü değildi. O muhtemelen sadece “durmuştu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendi üzerimdekileri doğruladım. Uyuya kaldığımdaki aynı giysiler—pijama ve don yerine bir tişört.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Anladım. İkimiz muhtemelen uyurken buraya getirilmiştik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Böylece—biz &amp;lt;u&amp;gt;bu “kutunun” içine konulmuştuk&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sonunda mavimsi-beyaz ışığın önüne geldim. Daha yakından bakınca, mahfuz Onsen-konaklarında olacak eski &lt;br /&gt;
ateri makinelerine benziyordu. Ekranında başlık gibi gözüken bir yazı vardı, «Asil Krallık».&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu makinenin yanında da onu gördüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“......Daiya.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Orada dikiliyordu, kayboluşundan önceki halinden farksız, iki kulağında da pirsingler ile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Uzun zaman oldu Kazu. Neredeyse iki ay mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dedi sohbet başlatmaya çalışırmış gibi. Ona sormak istediğim birçok şey vardı, ama ilk önce belli olan &lt;br /&gt;
soruyu sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Bu senin ‘kutun’ mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Cevap vermem bile gerekiyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aynen öyle. Sonunda ‘kutusunu’ kulandığı besbelliydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Can sıkıntısı—insanlar bu canavardan kaçmak için kendi beyinlerini bile dağıtırlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onun gizemli sözleri üzerine yüzümü astığımı görünce, onun ağzının kenarları kalktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“‘20. Senemin Etüdü’’nden bir alıntıydı.”&amp;lt;ref name=”Etude”&amp;gt;Touzou Haraguchi tarafından yazılan bir &lt;br /&gt;
kitap, 20. senesinde intihar ettikten sonra yayınlandı. &lt;br /&gt;
http://www.aozora.gr.jp/cards/000740/card49078.html&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Ne hakkında konuşuyorsun sen Daiya?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu ‘Asılsızlık Oyunu’na’ konulan ‘dilek’.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onun niyetini algılayamıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sen tabi ki de beni anlayamazsın, değil mi? Sen günlük hayatının tadını çıkartabildiğine göre can &lt;br /&gt;
sıkıntısını bilebilmenin imkanı yok. Ne kadar kahredici bir şey olduğunu hayal bile edemezsin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya’nın söylemek istediği şey bu ‘Asılsızlık Oyunu’nu’ yaratmasının ve bizi de dahil etmesinin sebebi &lt;br /&gt;
«can sıkıntısından» mıydı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu fazla bencil ve akılsızca olurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Yüzüne bakılırsa, anlaşılan beni anlamaya çalışmak dahi istemiyorsun he. Hayal gücü olmayan insanlar &lt;br /&gt;
hep de aşırı kibirlidir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...beni kandıramazsın. Sırf can sıkıntından kurtulmak için ‘kutu’ kullanmak çok fazla saçma olurdu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Anlamaman umurumda değil. Ama en azından bu hissin de var olduğunu unutma.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...Sadece bu hisse bir çare bulmak gerekiyor, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Öyle bir şey imkansız. Bu söz konusu kişinin doğası ile ilgili bir sorun. Gidip kendi doğanı &lt;br /&gt;
değiştiremezsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu sadece… kötü bir bahane!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“O zaman senin şu günlük hayatına olan anormal düşkünlüğünü düzelt!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ağzımı kapattım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ne yaparsan yap, nereye gidersen git, kendi doğandan kaçamazsın. Hırpani gözüken bir adam hırpani &lt;br /&gt;
görünüşünü değiştiremez, ne kadar pahalı giysiler giyinse de, bir saat makyaj sürse de. Değiştirilemezi &lt;br /&gt;
değiştiremezsin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...can sıkıntısı o kadar kahredici olsa bile, nasıl meydana geliyor ki? Birçok zevkli şey yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“‘Doğalar’ bu şekildedir. Her olay senin doğana göre şekil değiştirir. Senin zevkli bulduğun şeyleri &lt;br /&gt;
‘bıkkın’ doğasına sahip insanlar için saf can sıkıntısıdır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...oysa senin yüksek kabiliyetlerin okulun sana imrenmesine sebep oluyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ben sıradanım. Bunu biliyorum çünkü kabiliyetlerimin sınırını görebiliyorum. Hiçbir şeyi ne &lt;br /&gt;
başarabileceğimi, ne de elde edebileceğimi fark ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu mütevazi ifade beni şaşırttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kendine o kadar güvenmesine rağmen Daiya’nın bu şekilde düşündüğünü asla hayal edemezdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“‘Kutu’ can sıkıntısına boğulmuş insanlar için vakit öldürmekten daha fazla bir şey değil. Bu yüzden, &lt;br /&gt;
bu sadece bir oyun. Anlamsız bir oyun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Açıkladı ve o sırıtmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ama her şeye rağmen benim için çok değerli.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Onun mantığını hala anlayamıyordum; ama onu kelimelerle ikna etmenin imkansız olduğunu anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...söylesene Daiya. Bu ‘kutu’ tam olarak ne yapar?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya hafifce güldü, beni omuzlarımdan tuttu, ve ateri makinesinin önüne beni zorla oturttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Bu sadece vakit öldürme uğruna bir oyun. Can sıkıntısından uzaklaşmaktan başka bir amacı yok. Öyleyse&lt;br /&gt;
—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Anlamsız bir ölüm maçı yapalım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya başparmaklarını köprücük kemiğime bastırıyordu ve dolayısıyla kaçamıyordum. Ekran sallanmaya &lt;br /&gt;
başladı. Neredeyse sarhoş gibi hissediyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—*tut*&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;u&amp;gt;Bir şey&amp;lt;/u&amp;gt; ben büyülenmişken başımı tuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ateri makinesinden bir şey çıktı. Şeffaf bir eldi. Bu şeffaf el tarafından tutuldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kafamda ses yankılandı. Şeffaf ellerin sayısı durmadan artıyordu. Artıyordu. Gitgide daha çok eller &lt;br /&gt;
başımı, kollarımı, bacaklarımı, karnımı tutmaya başladı ve bütün vücudumu kapladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“D-Daiya—!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Daiya soğukkanlı bir şekilde buruşuk suratımı görmezden geldi ve,&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“&amp;lt;u&amp;gt;Git&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve ardından ben—&amp;lt;u&amp;gt;o eller tarafından içeri çekildim&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references/&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro no Hako - Türkçe: 3. Cilt Açılış|Açılış]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro no Hako - Türkçe: 3. Cilt 1. Raund|1. Raund]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>LoneWizzy</name></author>
	</entry>
</feed>