<?xml version="1.0"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xml:lang="en">
	<id>https://www.baka-tsuki.org/project/api.php?action=feedcontributions&amp;feedformat=atom&amp;user=Yorozuya+Yon-chan</id>
	<title>Baka-Tsuki - User contributions [en]</title>
	<link rel="self" type="application/atom+xml" href="https://www.baka-tsuki.org/project/api.php?action=feedcontributions&amp;feedformat=atom&amp;user=Yorozuya+Yon-chan"/>
	<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Special:Contributions/Yorozuya_Yon-chan"/>
	<updated>2026-05-13T15:32:31Z</updated>
	<subtitle>User contributions</subtitle>
	<generator>MediaWiki 1.43.1</generator>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa_(3)&amp;diff=513726</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa (3)</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa_(3)&amp;diff=513726"/>
		<updated>2017-02-23T23:07:41Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Maria söyleyince, Mogi&#039;nin hiç makyaj yapmadığını ben de fark ettim. Bir erkek olarak, söz konusu makyaj olunca bariz cahil olduğumdan — Maria&#039;nin değişikliği farketmesi daha kolaydı haliyle. (not: bazen aynı cümlede sadece kelimelerin yerlerini değiştiriyorum, neden diye merak ediyorsan Türkçe&#039;nin &#039;vurgu&#039; mevzusu sebebiyle, vurgu önemli! yon-chwan come back!!!)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Mogi hala bir makyaj çantasına sahip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun nedeni neydi ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın mantığı şuydu:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Kullanmaktan sıkılmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yitik anılarıma güvenemiyorum, ama sanıyorum ki Mogi görünüşüne her zaman çok önem veriyordu. Fakat, Reddeden Sınıf içerisinde makyajla uğraşmanın artık bir anlamı olmayacağı için vazgeçmişti. 1 Mart’tan beri çantasını hiç dokunmadan bırakmış—Reddeden Sınıf başlamadan önce.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi çantasından makyaj malzemelerini çıkarıp kullanmaktan yorulur hale gelmiş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece 20,000’den fazla tekrarı hatırlayan birine olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve tek bu kişi—sahip olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, sevdiğim kız, beni seven kız, Kasumi Mogi, sahip — olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sana söylemem gereken bir şey var, Kazu.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Geçmiş tekrarda beni aradığında Kokone’nin söylediği şey buydu. Bana dedi ki:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kasumi seni seviyor!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone, Mogi&#039;nin bana olan aşkından haberdardı. Eminim Kokone bunun hakkında Mogi ile konuşmuştur, ne de olsa onlar &amp;lt;u&amp;gt;düne kadar&amp;lt;/u&amp;gt; çok yakın arkadaştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria ve ben Mogi&#039;yi tuzağa düşürmek istedik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bunu yapacak olan bizzat biz olsaydık, doğal olarak çakardı. Mümkünse, Mogi&#039;ye kendini hazırlama fırsatı vermek istemiyorduk, ne de olsa Maria’yı defalarca yenmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun yerine, Kokone’yi aracı olarak kullanmaya karar verdik. Planladığım gibi Mogi&#039;yi ona itiraf edeceğime inandırabilseydi, Mogi&#039;nin tuzağımızın içine düşecebileceği sonucuna varmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planımız — Kokone&#039;nin ölümüyle sonlandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;nin sözlerini hatırladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...yani, benimle çıkar mısın?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana kaç defa itiraf etmişti? Bana ne zamandan beri âşıktı? Madem aşkımız karşılıklıydı, o zaman neden—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Lütfen yarına kadar bekle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden onu söylemişti?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi giysilerini ve vücudunu kaplayan kanın farkında değil sanki. İfadesiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—her zamanki gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hep bu kadar ifadesiz miydi? Hayır, bölük pörçük anılarımdan onun parlak bir gülüşü olan bir an &lt;br /&gt;
hatırlayabiliyorum. Ama gülümseyen Mogi bana o kadar da gerçekçi gelmiyor. Zihnimdeki Mogi ifadesiz ve suskun &lt;br /&gt;
bir kız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama ya o görünürdeki sahte, capcanlı gülümseyen Mogi ise, orijinal olanıysa?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kasumi Mogi denen kıza neler oldu böyle?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yenildi,” diye söylendi Maria, sanki dile getirmediğim soruya cevap veriyordu. “Bu sonsuz tekrar içerisinde &lt;br /&gt;
kendini tamamen kaybetmiş,” diye ilan etti, Mogi&#039;ye küçümseyen bir bakış ile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu düşünce zaten aklıma gelmişti: İnsan aklı bu kadar muazzam miktarda tekrara dayanamazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Mogi aynı günü 27,755 defa tekrarlamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve bunca defa tekrarladıktan sonra, Mogi kanlar içinde kalmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Senin suçun, Kazu,” dedi Mogi, bana bakarak. “Beni köşeye sıkıştırdığın için böyle oldu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Mogi, ne yaptım ben?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“‘&amp;lt;u&amp;gt;Mogi&amp;lt;/u&amp;gt;-miş’.” Mogi dudaklarını bükerek ismini tekrarladı. “Sana söyledim. Sana kesinlikle söylemiştim. Sana yüzlerce defa söylemiştim, söylemedim mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Neyden bahsediyorsun sen…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana ‘Kasumi’ demeni söylemedim, söylemedim mi…?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Bilmiyordum. Bunu hiç hatırlamıyordum…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu yüzlerce defa söyledim ve sen bunu yüzlerce defa kabul ettin, etmedin mi? Öyleyse neden? Neden hep hemen ardından unutuyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çaresi… yok…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çaresi mi yok?! Söyle bana, neden çaresi yok?!” Mogi deli gibi bağırmaya başlamıştı. Bütün bunlar olurken, &amp;lt;!--All the while - boyunca anlamı var ama onu nasıl kullanmalı acaba?--&amp;gt;suratı neredeyse ifadesizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen, bu binlerce tekrar üzerinde ifadesini nasıl değiştirebileceğini unutmuştu, çünkü değiştirmesi için hiçbir sebep yoktu. Artık doğru düzgün ne gülebiliyordu, ne ağlayabiliyordu, ne de kızabiliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki, dinleme onu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi gözlerini benden ayırıp Maria’ya sert sert baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu&#039;ya o kadar samimi bir şekilde hitap etme!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ona istediğim gibi hitap edebilirim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Edemezsin! ...Kazu neden seni hatırlıyor da, beni hatırlamıyor…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi, her şeyin böyle çalışmasını sen ayarladın, çünkü aynı şeyleri tekrar tekrar yapmayı kolaylaştırıyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kes sesini! Niyetim o değildi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şimdi düşününce, 27,754. tekrarda, Maria’yı hatırladığımda Mogi korkmuşa benziyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zamanda, Mogi benim garip davranışlarımdan dehşete kapıldığına emindim. Ama artık onun sahip olduğunu &lt;br /&gt;
bildiğimden, bakış açım değişmişti: esasında, Maria’yı hatırlayıp onu hatırlamadığım için içine attığı &lt;br /&gt;
memnuniyetsizliği sonunda dışarı çıkmıştı. &amp;lt;!--Duygusal patlama. *Boom* Cümle garip geldi gözüme ama saat sabahın &lt;br /&gt;
3’ü. Aklıma bir şeyler gelirse değiştiririm… Umarım.--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun tarafından böyle hitap edilmeye de alışmamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Belki de bir defasında bana ‘Kazu’ diye hitap etmek için izin istemişti, aynen benim de ona ‘Kasumi’ diye &lt;br /&gt;
hitap etmemi istediği gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben unutmuş olabilirdim, ama Mogi bu tekrarlar içerisinde olan biten her şeyi hatırlıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, beni sevdiğini söyledin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet. Muhtemelen söyledim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bende memnuniyetle kabul ettim! Ben de seni sevdiğimi söyledim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“........”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece onun ‘Lütfen yarına kadar bekle’ dediğini hatırlıyordum. O kadar. Onun dışında hiçbir şey &lt;br /&gt;
hatırlamıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demek hatırlamıyorsun, he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona bir cevap veremedim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar mutlu olduğumu hayal edebilir misin? Bu tekrarlar esnasında bana dikkat etmen için elimden geleni &lt;br /&gt;
yaptım. Saçımı yaptım, rimel sürmeye çalıştım, senin ilgini çekmeye çalıştım, hobilerini araştırdım, ne hakkında &lt;br /&gt;
konuşmayı sevdiğini öğrendim… ve ne oldu biliyor musun? Bir mucize oldu! Tavrın açık açık değişmişti. Benden &lt;br /&gt;
hoşlandığını fark ettim. Daha önceden beni reddetmene rağmen, itirafımı kabul etmeye başlamıştın. Hatta sen bana &lt;br /&gt;
itiraf ettin. Bunu her yaptığında, beni umutlandırmıştın. Her defasında, mutlu bir ‘devam’ın beni beklediğini &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
düşünmüştüm. Bu tekrarların sonunda sona ereceğini düşünmüştüm. Ama ne oldu biliyor musun? ...Kazu—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi bana ifadesiz bir şekilde baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—her defasında unuttun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bakışına dayanamadım, ve yere doğru baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Unuttuğunda bile, bir dahaki sefere hatırlayacağına dair çok umutluydum. İtirafımı her kabul edişinde, bana &lt;br /&gt;
her itiraf edişinde, sana olan umudumu tekrar tekrar yükselttin. Ama sonunda, hiçbir şey hatırlamadın. Çabucak&amp;lt;!--Soon &lt;br /&gt;
- çabucak? Daha güzel bir şey olabilir sanki. Aklıma gelmiyor. Graaaah!--&amp;gt; senden ümidimi kestim. Ama biliyor musun, biri sana itiraf ederse, umut etmekten kendini alıkoyamıyorsun! Ne de olsa, bir mucize olabilir. O yüzden her defasında itiraf ettiğinde, yeniden incitildim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onunla çıkmayı hayal edemiyordum. Ama Mogi benim hayal bile edemeyeceğim bir şeyi gerçek yapmıştı. Ona &lt;br /&gt;
âşık olmamı sağlamıştı. Belki bu yüzden anılarımın bazılarını hayal meyal hatırlayabiliyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama işin sonunda, sevgimi o şekilde kazanmak anlamsızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dört gözle beklenecek hiçbir şey yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sevgimi kazandıktan sonra, oracıkta sonlanıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onu bekleyen şey kusursuz bir tek-taraflı aşktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sevgimi kazandıktan sonra bile tamamen karşılıksız kalan tek taraflı bir aşk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 “Öyleyse artık bana itiraf etmeni istemiyordum. Ama yine de geldin. Hala beni sevdiğini söyledin. Ve mutlu &lt;br /&gt;
olmama rağmen, çektiğim ızdırap çok daha kötüydü… o yüzden sana her defasında bunu söylemekten başka bir çarem yoktu:”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi kesinlikle defalarca duyduğum o kelimeleri söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“‘Lütfen yarına kadar bekle’.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalbim ağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunca süre boyunca, o sözler tarafından en çok incitilen oydu—benden çok daha fazla.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama öyleyse Reddeden Sınıfı neden sonlandırmıyordu? Aksi takdirde, tek taraflı aşkı karşılıksız kalırdı. &lt;br /&gt;
Kutusunu muhafaza etmenin başka sebepleri olsa bile, kesinlikle çok acı çekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu… anlıyor musun? Senin yüzünden acı çekiyorum. Hepsi, hepsi, &#039;&#039;hepsi&#039;&#039; senin suçun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O ağzından çıkan saçmalık da neyin nesi öyle?” Maria, somurtgan bir ifade ile onun lafını bölmüştü. “Ne kadar da sorumsuzsun. Sen sadece kendi Reddeden Sınıf’ının ızdırabına dayanamadığın için bütün suçu Kazuki’nin üstüne atıyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hayır! Acı çekmem tamamı ile Kazu’nun kabahatı!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İstediğini düşün, ama bu durumun sorumlusu Kazuki değil. Seni hatırlayamıyor bile. Kazuki sadece kendi amacı uğruna anılarını koruyor, senin çürük kalbin için değil.”&amp;lt;!--Çürük garip geliyor kulağa. Daha uygun bir kelime vardır muhtemelen. Kelime darcığımı genişletsem ne güzel olur ya. bence kötü durmamış.--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl… Nasıl öyle bir kanıya vardın?&amp;lt;!--&amp;quot;Nasıl öyle bir kanıya vardın&amp;quot; falan dese daha mı anlamlı dururdu acaba?”--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden mi diye soruyorsun?” Maria dimdik durup ona dudağını büktü. “Cevap basit,” dedi lakayt&amp;lt;!--Soğukkanlı daha mı uygun olurdu? Ama umursamaz bir tavır ima etmesi daha iyi olur.--&amp;gt; bir şekilde. “Çünkü bu dünyadaki herkesten çok ben Kazuki Hoşino’yu gözlemledim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu acı sözleri duyduktan sonra, Mogi söyleyeceklerini unuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İtiraz etmeye çalıştı, ama ağzı ses çıkartmadan açılıp kapandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ağzımı başka bir sebepten dolayı kapattım. Yani, biri öyle bir şey söyleyince utandırıcı oluyordu! Cidden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hayır, onu aynı süre boyunca izle—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin zamanın değersiz.” Maria onun iddiasını rahatlıkla reddetti. “Neler başardığına bakınca, zamanının ne &lt;br /&gt;
kadar değersiz olduğunu anlamıyor musun? Kendine aynada bir bak. Ellerine bak. Ayaklarına bak.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;nin suratı siyahlaşan pıhtılaşmış kan ile kaplıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;nin elleri bir mutfak bıçağı tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;nin ayakları Kokone’nin cesedinin yanında duruyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Lütfen, itiraz etmekten çekinme. Kazuki’yi benim kadar izlediğini dayat bana—sözlerinin herhangi bir anlamı olduğuna &lt;br /&gt;
gerçekten inanıyorsan.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi suçluluğa kapılmış gibiydi, ve yere doğru baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona hiçbir şey söyleyemedim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“........heh, hıhıhı. Sen Kazu&#039;yu dünyadaki herkesten çok mu izledin? Sanırım öyle. Belki de tam söylediğin &lt;br /&gt;
gibidir. Hıhıhıhı, ama bunun önemi yok! Neden olsun ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yere bakarken kıkırdamaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımf, sana acıyorum. Demek sonunda kırıldın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonunda mı…? Hıhıhı… sen ne diyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç yukarı bakmadan, mutfak bıçağını Maria’ya doğrulttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“En başta aklımın yerinde olduğunu mu düşünüyordun?”	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafasını kaldırdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sana güzel bir şey söyleyim, Otonaşi! Öldürdüğüm herkes bu dünyadan kayboluyor!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, yüzü ifadesiz kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O yüzden hiçbir önemi yok! Zaten kaybolacaksan Kazu&#039;yu ne kadar izlediğinin önemi yok!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi, Maria’ya mutfak bıçağıyla hücüm etti. Tepki olarak Maria’nın ismini haykırdım. Ama Maria Mogi&#039;ye &lt;br /&gt;
sıkılmış gibi baktı, tamamen umursamazmış gibi. Maria sadece Mogi&#039;nin kolunu tutarak onu hareketsiz hale getirmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Off…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Güçleri arasındaki fark o kadar belli ki, Maria’nın ismini haykırdığım için utanmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilerim, ama bütün dövüş sanatlarında ustalaştım. Basit hamlelerine karşı koymak bir bebeğin kolunu bükmek kadar kolay.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;nin elindeki mutfak bıçağı yere düşüp gürültü yaptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Silahsız, Mogi mutfak bıçağına hayretler içerisinde baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bir bebeğin kolunu bükmek kadar kolay mı…?” Mogi acı içinde fısıldadı, gözleri hala bıçağın &lt;br /&gt;
üzerindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......hıhıhı”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, acı çekiyor olması gerekiyorken, Mogi gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Komik olan ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“&#039;&#039;Komik olan ne&#039;&#039;, mi? Hıh.. haha, &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
HAHAHAHAHAHAHA!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzı sonuna kadar açık bir şekilde güldü. Fakat kanlar içindeki suratında gülümseme yoktu. Gülmesine rağmen, &lt;br /&gt;
ağzının kenarları kalkmamıştı. Gözleri hafifce daralmış olması yerine, sonuna kadar açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu kahkahaları duyduktan sonra yüzünü buruşturdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de komik!! Ne de olsa, sen benim kolumu tutmayı bir bebeğin kolunu bükmeye benzettin! Tüm insanların &lt;br /&gt;
arasında, sen! Sen, Aya Otonaşi, bunu söyledin! Muhteşem! Kesinlikle MUHTEŞEM!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyi bu kadar komik bulduğunu hala anlamış değilim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Gerçekten mi? Öyleyse, söyle, &amp;lt;u&amp;gt;bir bebeğin kolunu gerçekten bükebilir misin&amp;lt;/u&amp;gt;?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala neden güldüğünü anlayamamıştım, ama Maria diyecek sözden yoksundu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse artık, yakaladın beni. Afferin sana. Tebrikler. Ee? Amacın neydi tekrar duyabilir miyim?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Biliyorum. Ne de olsa, defalarca duydum. Bu tekrarlayan dünyayı sonlandırmak, değil mi? Öyleyse ne &lt;br /&gt;
yapacaksın? Sonlandırmak için beni sadece öldürmen gerekiyor, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...doğru.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O dövüş sanatların hepsinde ustalaştığını biliyorum Aya Otonaşi! Bana kendin söyledin! Sen neden… sen neden &lt;br /&gt;
beni alt ettiğini düşünüyorsun ki? Bu saçmalık değil mi? Bunu fark etmediğimi mi düşündün? Ne kadar da utandırıcı! &lt;br /&gt;
Utandırıcı, değil mi? Dinle… senin kadar geçmişe geri döndüm, biliyor musun? Seni çok iyi tanıyorum! Beni zararsız &lt;br /&gt;
hale getirdin. Kolumu tutuyorsun. Ee sonra—?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi tekrar ciddileşti ve sakin bir sesle konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“&amp;lt;u&amp;gt;Şimdi bana ne yapacaksın&amp;lt;/u&amp;gt;?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria cevap vermedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah seni hassas, hassas Otonaşi. Beni öldüremeyen sen. Bana işkence yapamayan sen. Vücudumun tek bir kemiğini bile kıramayan sen. Öylesine zayıf bir bebeğin kolunu büküp şiddeti reddedecek kadar zarif kalabiliyor musun? Hayır. Yapamıyorsun. Tabi ki de yapamıyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Maria’nın kaybetmeye devam etmesinin ana sebebi buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tek seçeneğin şiddet olduğu anda, Maria hiçbir şey yapamazdı. Ve Mogi bunun farkındaydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir kere olsun düşün. Bütün bu zaman boyunca seni öldürüp ‘reddetme’ fırsatım olduğunun farkına varmadın mı? Sadece bir baş ağrısı olmana rağmen niye bundan sakındığımı biliyor musun? Bir kere, beni o kazadan kurtaracak kadar naziksin! Ama bununla kalmıyor. Benim sahip olduğumu öğrenip bana karşı ilk defa kaybettiğinde fark ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria dişlerini sıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sen benim düşmanım olmaya—&amp;lt;u&amp;gt;layık bile değilsin&amp;lt;/u&amp;gt;.”	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Uzun zaman önce, Daiya bana &#039;&#039;kahramanın&#039;&#039;, &#039;&#039;transfer öğrencisine&#039;&#039; göre daha az bilgiye sahip olduğunu ve bu yüzden dezavantajda olduğunu söylemişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama {{Furigana|kahraman|Kasumi Mogi}} {{Furigana|transfer öğrencisinden|Aya Otonaşi}} daha fazla bilgiye sahipti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu düzen yetti artık,” dedi Mogi, abartılı bir sıkılmış ses tonuyla. “...Ama önceki seferlerin aksine, Kazuki şu an burada.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani evet. Öyleyse yeni bir şey denesek mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi mutfak bıçağının sapına tekme attı. Bıçak kanlı zeminin üzerinde dönerek ilerledi ve ayaklarımın yanında durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Al onu yerden Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neyi yerden alayim? Mutfak bıçağını mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar mutfak bıçağına baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şimdi üzerinde daha da fazla kan vardı. Koyu, yakut kırmızısı bir parıltı saçıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hey, Kazu? Beni seviyor musun? Eğer öyleyse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Başımı kaldırıp onun dudaklarına baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—&amp;lt;u&amp;gt;Bana o bıçağı ver ve seni öldürmeme izin ver&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—-Ne?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlamamıştım. Söylediği kelimelerin anlamını biliyorum, ama bana şimdi söylediğini anlayamıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni duymadın mı? Seni öldürebilmem için bana o bıçağı vermeni söyledim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini tekrarladı. Herhalde onu doğru duymuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi, sen çıldırdın mı?! Kazuki’yi sevmiyor musun?! Neden öyle bir şey yapmak istersin ki?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haklısın. Onu seviyorum! Ama aynen bu sebepten onun ölmesini istiyorum. Acı çekmemin suçlusunun Kazu olduğunu söylememiş miydim? Bu yüzden, onu gözümün önünden uzaklaştırmak istiyorum. En mantıklı sonuç o değil mi?” dedi Mogi, düşünce dizisi tamamen sıradanmış gibi. “İlk başta, sence niye Kazu&#039;nun geleceğini bildiğim halde, yeminizi yuttum? Doğrusu, benim de düzgün bir amacım var! Karar verdim—onu öldürme kararı,” gözünün kenarından bana bakarak bu sözleri söyledi. “Kazu’yu öldürerek onu ‘reddedebilirim’. Gözümün önünden uzaklaşmış olacak. Eğer olursa, artık acı çekmeyeceğime eminim. Burada sonsuza dek kalabilirim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi, o saçmalık da neyin nesi—agh! Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria birden inledi ve dizlerinin üstüne çöktü. Sol tarafını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? Maria?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol tarafından bir şey çıkıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...he? Bıçaklandı mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—Ma-Maria!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sol tarafından çıkan nesneye baktı. Dişlerini sıkarak, tereddüt etmeden yabancı cismi çıkarttı. Tekrar &lt;br /&gt;
ağrı içerisinde inledi. Mogi&#039;ye kaşlarını çatarak, çıkarttığı cismi kenara attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yerde yuvarlanan nesneye baktım. Katlanan türden bir bıçaktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Gardını düşürdün. Her dövüş sanat türünde ustalaşmış olabilirsin, ama hala ani saldıralara karşı &lt;br /&gt;
açıksın. Bu ucuz bıçak erkeklere karşı hiç etkili değil, ama senin ince vücudun için yeter de artar, değil mi? Özür &lt;br /&gt;
dilerim, ama bu dünyada ne kadar çalışırsan çalış, bünyen her zaman aynı kalır!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria ayağa kalkmaya çalıştı ama başarısızdı—anlaşılan yarası oldukça ciddiydi. Sol tarafından durmaksızın kan akıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bende çok şey yaşadım, biliyor musun? O yüzden yanımda onu taşımanın daha iyi olabileceğini düşündüm. O bıçak her zaman üzerimde saklıdır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi yanıma yürüdü. Eğilip yerdeki mutfak bıçağını aldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aa—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eğlirken tamamen savunmasız olmasına rağmen, küçük bir ses çıkartmaktan öte hiçbir şey&amp;lt;!--”Fazla bir şey” de olabilirdi heralde..--&amp;gt; yapamadım. Hareket edemiyordum; adeta donakalmıştım. Ağaç gibi orada dikilmek dışında hiçbir şey yapamıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Vücudum geride kalmıştı. Zihnim gözlerimin önündeki olan biteni kabul edemediği için donakalmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dememiş miydim, Aya Otonaşi? Zaten kaybolacak olan insanlar önemli değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi, Maria’nın üstüne oturdu ve mutfak bıçağını kaldırdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tereddüt etmeden bıçağı aşağı indirdi. Tekrar tekrar. Tekrar tekrar. Maria’nın nefes alış verişi kesilene &lt;br /&gt;
kadar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bütün süreç boyunca, Maria tek bir ses bile çıkarmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bokun etrafında uçuşan sinekler gibi sadece gözüme batmakla yetinseydin, canını bağışlardım. Ama hayır, Kazu&#039;ma asılmak zorundaydın!” Mogi sızlanıp ayağa kalktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria artık hareket etmiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi, Maria’yı tekrar tekrar bıçaklamak için kullandığı mutfak bıçağına baktı. Ardından, bıçağı ayağımın &lt;br /&gt;
yanına attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ve Maria’nın kanı içinde kalmış bıçağa tepki olarak&amp;lt;!--refleks çok yabancı kalıyor. sevmiyorum.--&amp;gt; &lt;br /&gt;
baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekala, sıra sende, Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eğilip isteksizce mutfak bıçağına uzandım. Üzerindeki kanın sümüksü hissini alınca elimi hemen geri çektim. &lt;br /&gt;
Yutkunup tekrar uzandım. Elim titredi. Bıçağı doğru düzgün tutamıyordum. Gözlerimi kapatıp kendimi bıçağı tutmaya zorladım. Gözlerimi tekrar açtım. Elimde Kokone ve Maria’yı öldüren bıçağı tuttuğum için, elim daha da çok titremeye başladı. Neredeyse elimden bırakıyordum. Titremeyi bastırmak için bıçağı iki elimle tuttum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, yapamazdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu bıçakla kesinlikle hiçbir şey yapamazdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne yapıyorsun Kazu? Hadi… bana bıçağı ver!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, sırf ben değildim. Bu bıçakla kimse bir şey yapamazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu demek olur ki—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&amp;lt;u&amp;gt;Sana bunları yaptıran kimdi, Mogi?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi de bu gaddar eylemleri gerçekleştiremezdi. Bunları tek başına yapmış olamazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi eğer biri onu kendi çıkarları için kullanmadıysa.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana şaşkınlıkla baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neyden bahsediyorsun sen? Bana bunları yaptıran biri olduğunu mu ima etmeye çalışıyorsun? Kafan doğru &lt;br /&gt;
çalışıyor mu Kazu? Bu imkansız!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama ben sana âşık oldum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.....Nereye varmaya çalışıyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“20,000 tekrar yaşadıktan sonra bile, kenara sıkıştırıldıktan sonra bile, böyle bir şeyi asla yapmazsın Mogi-&lt;br /&gt;
san!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Bir anlığına Mogi sözlerimden oldukça etkilenmiş gibi gözüktü, ama ardından bana kaşlarını çatıp cevap &lt;br /&gt;
verdi. “...Anladım. Demek duygularıma oynayarak seni bağışlamamı istiyorsun, he? Hayal kırıklığına uğradım. Senin hiç bu kadar korkak olacağını düşünmemiştim. Demek gerçekten benim için ölmek istemiyorsun, he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İstememin imkanı yoktu. Ölmek istemiyordum, ve ölümümün onun kurtuluşu olacağına da inanmıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Kazu, sence cinayet kayıtsız şartsız tabu mu?”&amp;lt;!--Yasak da kullanılabilir, ama tabu tercih ettim. &lt;br /&gt;
Kayıtsız şartsız ise.. kesin gibi bir şey kullanılabilir herhalde.--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıhıh, ne kadar da namuslu. Evet, haklısın. Kesinlikle haklısın!” dedi ve gözlerimin içine baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Pekala, &amp;lt;u&amp;gt;hayatının sonuna kadar… hayır, ebediyen burada kaldığın sürenin tadını çıkar&amp;lt;/u&amp;gt;,” dedi soğukkanlılıkla—muhtemelen bu durumun istediğim durumun tam tersi olduğunu bildiği için öyle demişti. “Ne de olsa—&amp;lt;u&amp;gt;kutumu teslim edersem ölürüm.&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Başka bir deyişle, Reddeden Sınıf sona ererse, o ölecek miydi? Maria hiç bundan bahsetmemişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlıyor musun? Bu kutudan kaçarsan beni öldürmüş olursun. Yalan söylediğimi mi düşünüyorsun? Kutuyu korumak adına saçma sapan mazeret uydurduğumu mu düşünüyorsun? Uydurmuyorum! Biraz düşünürsen anlarsın! Yani, sence neden dileğim geriye dönmekti?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biri neden zamanın akışını tersine çevirmek ister? Belki bir felaket olduğu için…?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O kamyon tarafından neden sürekli ezildiğimi hiç merak etmedin mi? Ama kabul etmeliyim, benim için Aya Otonaşi’nin kendini feda ettiği zamanlar da vardı… ah, bu arada, senin de kendini feda ettiğin zamanlar vardı. Ama çoğunlukla ölen kişi bendim, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sakın söyleme—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonunda mantıklı bir açıklama buldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi neden Reddeden Sınıf’ı sonlandırmıyordu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O trafik kazası Redden Sınıf içerisinde kaçınılmaz bir fenomendi. Biri, genellikle Mogi, bu kazaya kurban oluyordu. Nedenini bilmiyorum, ama daima oluyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Bence—bir şey bir kere oldu mu, bir daha geri alınamaz.’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir zamanlar bu sözleri söylemiştim. Maria’nın cevabı da, ‘Düşüncen gayet normal. Ve anlaşılan, Reddeden Sınıf’ın yaratıcısı seninle aynı şekilde düşünüyor.’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse, kutuyu yok etme şansına sahip olduğumu varsayalım. Bunu yapmak aynı zamanda—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“&amp;lt;u&amp;gt;Beni bir kazanın kurbanı yapmaya hazır mısın&amp;lt;/u&amp;gt;?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—sevdiğim kızı öldürmek anlamına mı geliyordu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sağır edici bir çınlama&amp;lt;!--Ses efektlerini nasıl söyleyebileceğimi bilmiyorum. S.O.S. !!! Bu notlardan son zamanlarda mı karşıma daha fazla çıkmaya başladı yoksa en başından beri vardı da bazılarını göremedim mi ? &amp;quot;????&amp;quot;--&amp;gt; duydum. İlk başta sesi &lt;br /&gt;
tanıyamamıştım, ama sonra bıçağın yere düştüğünü fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana bıcağı bile veremiyor musun? Ne kadar acınası…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi bana doğru yürüdü. Mutfak bıçağını yerden aldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şimdi beni muhtemelen öldürecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunca günahı işlediği için, ancak devam ederek kendini haklı çıkartabilirdi. Eğer yapmazsa, o vicdan azabının &lt;br /&gt;
altında gömülürdü. O artık kontrolünü kaybetmişti, o yüzden deliye dönüp beni öldürecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen—’Kasumi Mogi’ ilk kurbanını öldürdükten sonra ‘Kasumi Mogi’ olmaktan çıkmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun ifadesiz suratına iki kızın kanı sıçramıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ayakta duramadığım için benim düzeyime çömelmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bıçağı tutarak kollarını etrafımda doladı. Kollarını boynumun arkasında kesiştirdi ve bıçağı boynuma, şahdamarıma değdirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi, yüzünü benimkine yaklaştırdı ve ağzını açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Lütfen, gözlerini kapalı tut.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Emrettiği gibi gözlerimi kapattım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dudaklarıma yumuşak bir şey dokundu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ne olduğunun hemen farkına vardım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Sonunda, derinlerimde bir yerde belirgin bir duygu belirdi. Kokone’nin cesedini, veya Maria’nın bıçaklandığını gördüğümde bile belirmeyen bir duygu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kızgınlıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu—affedemezdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Biliyor musun, bu seni ilk defa öpüşüm değil. Ama hep bu kadar sakar olduğum için özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu affedemezdim. Yani, ne hakkında konuştuğunu bile hatırlayamıyordum. Ve eminim bu tekrarı da &lt;br /&gt;
hatırlamayacaktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Elveda, Kazu. Seni sevmiştim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi gerçekten kimselerle paylaşamayacağı anılarla memnun muydu? Yani, yalnızlığa ne kadar alışık olduğunu &lt;br /&gt;
düşününce, memnun olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Boyunumun yanından keskin bir acı hissettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;nin ricasına ihanet edip gözlerimi açtım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi bu duruma üzülmüştü, ama gözlerini zamanında başka tarafa çevirememişti. Aa, sonunda gözlerimiz doğru düzgün &lt;br /&gt;
buluşmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onu elinden tuttum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözümün kenarından, boynumdan gelen kırmızı sıvının aşağıya, onun ellerine akışını, ve oradan da yere nasıl aktığını gördüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne yapıyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Af… edemem…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni affedemez misin? Hıhı… pek umurumda değil. Bunun farkındayım. Ama önemli değil! Artık vedalaşma zamanı &lt;br /&gt;
zaten.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...O zaman, ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seni değil—günlük hayattan bu kadar ayrı olan Reddeden Sınıf’ı asla affedemem!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun bileğini daha sıkı tuttum. Onun narin eli benimki tarafından hareketsiz bırakılmıştı. Gözlerim bir anlığına &lt;br /&gt;
karardı. Boyun yaram ölümcül olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bı-bırak beni—!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bırakmam!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Onu öldüremeyeceğimden emindim. Ama bir konuyu kesinlikle fark &lt;br /&gt;
etmiştim: bu Reddeden Sınıf affedilemezdi. O yüzden, katiyen kaybolmamalıyım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seni öldürmeme izin ver! Lütfen, seni öldürmeme izin ver!” diye bağırdı. Bu sözlerin bir reddediş olması &lt;br /&gt;
gerekiyorken, bana daha çok acılar içerisinde bir haykırış gibi, bir ağıt gibi gelmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...ah, anladım. Sonunda fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O ağlıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dıştan bakınca, her zamanki gibi ifadesizdi. O gözyaşı dökmemişti. Doğrudan ona baktım. Hemen gözlerini&amp;lt;!--bakış?--&amp;gt; kaçırdı. Onun ince ve narin bacakları bu süreç boyunca titremişti. Kendi hislerini algılayamıyordu, ne de olsa uzun &lt;br /&gt;
zaman önce bütün ifadelerini kaybetmişti. Ağladığının farkına bile varamıyordu. Gözyaşları artık akmıyordu, çünkü &lt;br /&gt;
muhtemelen uzun zaman önce kurumuşlardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu daha önce fark etmediğim için özür dilerim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni öldürmene izin vermeyeceğim. Beni reddetmene izin vermeyeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benimle alay etme! Bana daha çok azap çektirme!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özür dilerim, ama onun yalvarışlarını dinleyezdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seni ıssızlığa terk etmeyi katiyen reddediyorum!” diye haykırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Belki sadece hayal ettim, ama Mogi bir anlığına rahatladığı hissine kapıldım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen…!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerim tamamen karardı. Yanağıma gelen bir darbe sayesinde kısa süreliğine görebilme kabiliyetim dönmüştü. Manzara değişmişti. Mogi&#039;nin kanlar içerisinde kalmış terlikleri gözlerimin önündeydi. Ellerim artık onun bileğini tutmuyordu; öylece güçsüz bir şekilde &amp;lt;u&amp;gt;yerde duruyorlardı&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana daha fazla bir şey yaptığından değildi. Sadece kendi kendime yığılmıştım.&amp;lt;!--Çökmek belki? Ama daha önce yığılmayı kullandığımı biliyorum, gerçi durumlar çok farklı ama..--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonunda onu ikna etmenin yolunu bulduğuma emin olmama rağmen, artık hareket edemiyordum. Ağzımı hareket ettirmekte bile sorun yaşıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben aptalım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece onun sesini duydum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bunun yüzünden, sırf böyle bir söz yüzünden, ben—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı kaldıramadığım için, o, yüzünde hangi ifadeyle konuştuğunu bilmiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“..........Öldür… meliyim. Öldürmeliyim. Öldürmeliyim. Öldürmeliyim. Öldürmeliyim. Öldürmeliyim. Öldürmeliyim. &lt;br /&gt;
Öldürmeliyim. Öldürmeliyim. Öldürmeliyim. Öldürmeliyim. Öldürmeliyim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanki kendisine talimat verir gibi, aynı sözü tekrar tekrar söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun terlikleri kımıldadı. Birinin kanı suratıma sıçradı. Mutfak bıçağından ışık gözlerime yansımıştı.—ah, kullanmayı düşünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Artık gerçekten de elveda, Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çömelip nazikçe sırtımı okşadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Öldürmeliyim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve bıçağı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—&amp;lt;u&amp;gt;Kendimi öldürmeliyim&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—kendi vücuduna sapladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa (4)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa(2)&amp;diff=513708</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa(2)&amp;diff=513708"/>
		<updated>2017-02-23T22:10:56Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;&amp;lt;i&amp;gt;&lt;br /&gt;
“Bunu söylemek için biraz geç olabilir, ama artık sana ihtiyacım kalmadığını fark ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Başını eğdi. Belki de olan bitenler onun için fazla hızlı ilerliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Esasında, çok uzun zaman önce senin sadece bir engel olduğunu fark ettim, anlarsın ya? Ama acımasız olmak istemedim. Ne de olsa, biz sözde ‘arkadaş’tık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama artık arkadaş değiliz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım o beni hala ‘arkadaş’ı olarak görüyor. Düne kadar, birbirimizin aşk hayatındaki sıkıntıları konuşacak kadar yakındık. Ama artık değiştim, o şekilde düşenemem. Hem, bundan böyle artık ‘arkadaş’ değiliz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama burada asıl suçlanması gereken ben değilim: ona nasıl davranırsam davranayim, bana karşı şüphe duymaktan acizdi. Onunla daha önce olduğumdan tamamen farklı bir şekilde konuşsam bile şüphelenmekten acizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Kimse dönüşümüme engel olamaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu dünyanın kuralı bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Farzedelim ki, normal dünyada, başkaları aynı kalırken ben değişiyorum. O ise beni arkadaşı olarak görüyor. Yani eğer ben değişirsem, o bunu beklenmedik bir şey olarak algılar. Tek başına bu bile kendimi dönüştürme özgürlüğümü kısıtlıyor. Bu insanların yaz tatilinde aniden saçını sarıya boyatan birine gösterecekleri tepkiyle benzer bir durum. Özgürce gelişim gösteremediğim bir yerde seçeneklerim de kısıtlı olacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu şartlarda, biricik ve tek dileğim olan, ‘bugünü hiçbir pişmanlık yaşamadan geçirme’yi, &lt;br /&gt;
gerçekleştiremezdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böylesine işe yarar bir kural işte bu yüzden var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Bu dünya sırf benim rahatım için yaratıldı.&lt;br /&gt;
Ama buna rağmen—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama buna rağmen… ne? Bunun devamında ne olduğunu düşünemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O konu hakkında düşünmemem gerektiği hissine kapıldım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden başka bir konudan bahsettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sence de ‘aşk’ beyaz bir elbiseye nar suyu dökmek gibi değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benzetmemi anlamışa benzemiyordu, ve kafasını tuhaf bir şekilde yana eğdi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Diyelim ki beyaz bir elbiseye nar suyu döktün, tamam mı? Hadi, silmeye çalış: elbisede yine &lt;br /&gt;
izi kalacak. O izler ebedi. O yüzden, o izi her gördüğünde ‘aa, ben oraya nar suyu dökmüştüm…’ diyip &lt;br /&gt;
hatırlayacaksın. İzler sonsuza dek orada kalacağından unutmanın hiçbir yolu yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dolaptaki bir çekmeceyi açtım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni ne üzüyor biliyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çekmecenin içindeki mutfak bıçağının sapını sıkıca kavradım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bir izin beni kırmış olması!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bıçağı çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu bıçağı aynı sebep için birkaç defa kullanmıştım. Bu bıçak en keskiniydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O elimde tuttuğum mutfak bıçağını görünce sarardı. “Onunla ne yapacaksın?” diye sordu, ama &lt;br /&gt;
birazdan olacakları tahmin edebiliyordu muhtemelen. Ama ‘öngördüğü’ şeyi asla yapacağıma inanamıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bununla ne yapacağımı mı bilmek istiyorsun? Hıhıhı…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bak ne diyeceğim. Bunu söylediğim için çok özür dilerim, ama muhtemelen—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seni reddedeceğim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—tam da beklediğin şeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben ******’yi *****la *****düm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçimde oluşmak üzere olan karanlık ve acı verici hissi anlamamaya çalıştım. Direnmenin anlamsız &lt;br /&gt;
olmasına rağmen, amacım uğruna gerekli olmasına rağmen, direnmeye çalıştım… çünkü bu şekilde hissetmek &lt;br /&gt;
istemedim; çünkü bu hissi anlamamış gibi davranmaya devam etmek istedim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yere yığılmıştı ve kan öksürüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Izdırap çekiyor olmalıydı. Ne kadar acınası.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen başarısızdım. Onu en acısız şekilde *****meliydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Biliyor musun, bunda başarısız olmak çok korkunç olabiliyor. Erkekler çaresiz olduklarında &lt;br /&gt;
saçma bir güce sahip oluyorlar. Zayıf bir erkek bile benden çok daha güçlü. Ama bana vurduklarında &lt;br /&gt;
onların gözlerindeki bakış çok daha korkunç. Bana çöpmüşüm gibi baktılar. Ben niye başarısızdım ya? ...ah, doğru ya. Havalı gözüktüğü için ucuz bir bıçak kullandığımdan dolayı. Böyle bir şeyle insan öldürmek oldukça zor yani. Ve üstelik çok da çirkin. İnsanları bıçaklamak veya kesmek… iğrenç bir şey! Bunun yüzünden kusabilirim bile. Ağladım da, kendime neden böyle çirkin şeyler yaptığımı sordum. Ama biliyor musun? Sonuçta, söz konusu kişi aynı hareketlerde bulunduğu sürece aynı şey tekrar tekrar olacak. Ve bundan dolayı, arzu ettiğim gelecek asla gelmeyecek. O yüzden, o kişiyi silmekten başka bir çarem yok, değil mi? Çaresi yok, değil mi? Bu çok acımasız değil mi? Neden böyle şeyler yapmak zorundayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana güçsüz gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama gerçeği söylemek gerekirse, belki de seni o şekilde bıçaklamama bile gerek yoktu. &lt;br /&gt;
Neticede, ‘reddetmek’ zihinde biter. Ama biliyor musun? Başka hiç bir yol bulamadım. Kendi ellerimle birini öldürmekten başka ‘reddetmenin’ yolunu bulamadım. Birini tüm kalbimle ‘reddetmek’ o kadar kolay değil. Kalbime bir yük koydum. Ve bu suçluluk duygularını yaratarak, kendimi o kişiden kaçmaya mecbur ettim. Bunun sayesinde, bir insanla gerçekten görüşmek istemediğimi hissedebiliyorum—onu ‘reddettim’. Ne olursa olsun, artık kimse o kişiyi hatırlayamayacaktır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Boynunu&amp;lt;!--yani.. eğdi demek çok hafif geldi. Droop yerine astı kullandım ama bilemedim.--&amp;gt; büktü. Sanki kendini daha fazla dik tutamıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Biliyorum! Benim suçum, değil mi? Hepsi benim suçum, değil mi? Ama söyle madem, ne yapmalıyım? ...Özür dilerim. Senin hiçbir fikrin yok, değil mi? Aa, neden bu kadar çok konuşuyorum ki? Nedenini biliyorum. Çok endişeliyim, çok endişeliyim, çok endişeliyim, sessiz duramıyorum. İçten içe eğer kendimi anlatırsam beni affedeceğini umuyorum. Ama beni affetmenin imkanı yok, değil mi? Özür dilerim. Gerçekten, özür dilerim. Özür dilerim, özür dilerim. Bu kadar bencil olduğum için özür dilerim. Ama biliyor musun? En çok ızdırap çeken benim, ne de olsa. Suçu dürüstçe kabul ediyorum. Kötü bir şey yaptığımı biliyorum. O yüzden, dürüst olmak gerekirse, benim hakkımda ne düşündüğün zerre umurumda değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Acaba kimle konuşuyordum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bunun hiç önemi olmadığı içime doğdu. Özellikle birine hiç konuşmadım zaten. Yere yığılmış &lt;br /&gt;
olan kişiyi hiçbir zaman ‘arkadaş’ olarak görmedim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yalnızdım zaten.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hayır—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, bunu kabul etmek istemedim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böylesine bir yerde ne kadar yalnız kaldığımı hatırlatsa da, haykırmaktan kendimi alıkoyamıyordum:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen gel!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çabuk gel!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“&amp;lt;u&amp;gt;Kazu!&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Acaba ne zamandan beri… ona bu kadar samimi bir şekilde hitap etmeye başladım? Bu tekrarlar &lt;br /&gt;
içerisinde defalarca ona bu şekilde hitap etmek için izin almama rağmen, asla hatırlamıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam şimdi, kapı açıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O buradaydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hasretle beklediğim kişi, Kazuki Hoşino, buradaydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu berbat durumu görünce sesi kesildi. Onun yanında ise, o sinir bozucu kız, kutumda asalak &lt;br /&gt;
gibi yaşayan, Aya Otonaşi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...demek sonunda gelebildin, Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendi sözlerime şaşırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne kadar da aptaldım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kazu kaç defa beklentilerimi yüzüstü bırakmıştı? Sayılamayacak sayıdaki ihanetlerden sonra &lt;br /&gt;
defalarca ondan vazgeçmemişmiydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada bulunması bile tesadüf değildi. Onu buraya davet etmeye ben karar vermiştim, ona bu &lt;br /&gt;
sahneyi göstermek için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen o geldiği için, uzun zaman önce bir defasındaki gibi, ondan bir mucize &lt;br /&gt;
beklemekten kendimi alıkoyamıyordum. Beni gerçek dünyaya geri götüreceğini beklemeye başlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—bunun olmasının imkanı yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kazu&#039;nun gözleri sonuna kadar açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki. Nasıl hissettiğini tahmin edebiliyorum. Ama bilmeliydin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gereksiz kız bir şeyler söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sahip—Kasumi Mogi’ydi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kazu gözlerini yere yığılmış olan ******’ye çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İsmi neydi onun ya? Neyse artık. Unutmuştum. Neden unuttuğumu bile unutmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...n-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden yaptığımı mı bilmek istiyordun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kazuki’nin yavaşlığına olan sinirimi saklayamadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerimle ona sitem ederek, düşüncelerimi ona bağırarak söyledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yeterli değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, öl”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala yeterli değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendim yaşamak istemediğim şey&amp;lt;!--Burada ne diyebileceğimi bilemedim. Öl yapısıyla aklıma gelen en uygun şey buydu, ama aklına daha güzel bir şey geliyorsa lütfen değiştir.--&amp;gt;—&lt;br /&gt;
&amp;lt;!--Geber kelimesini kullanıp daha uygun bir yapı çıkabilir mi acaba? Biraz denemek lazım. Uğraştım ama istememe kısmı sıkıntılı oluyor, ve öl(mek) kısmını son cümle olarak tutmak lazım.--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—öl(mek)!!”&amp;lt;ref name=”Itai”&amp;gt;Kasumi burada esasında イタイdiyor. Bu ya “痛い”(Acıyor) veya”居たい”(Var olmayı/yaşamayı istemek) anlamına gelir. İçeriğe bakınca, öncekini tahmin etmek doğal. Ama daha sonra &lt;br /&gt;
Kanji’yi kullanıyor, bu da hangi anlamda kullanıldığını açıklıyor.&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;/i&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa (3)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa(2)&amp;diff=509889</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa(2)&amp;diff=509889"/>
		<updated>2017-01-06T20:05:20Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;&amp;lt;i&amp;gt;&lt;br /&gt;
“Bunu söylemek için biraz geç olabilir, ama artık sana ihtiyacım kalmadığını fark ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Başını eğdi. Belki de olan bitenler onun için fazla hızlı ilerliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Esasında, çok uzun zaman önce senin sadece bir engel olduğunu fark ettim, anlarsın ya?. Ama acımasız olmak istemedim. Ne de olsa, biz sözde ‘arkadaştık’.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama artık arkadaş değiliz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım o beni hala ‘arkadaş’ı olarak görüyor. Düne kadar, birbirimizin aşk hayatındaki sıkıntıları konuşacak kadar yakındık. Ama artık değiştim, o şekilde düşenemem. Hem, bundan böyle artık ‘arkadaş’ değiliz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama burada asıl suçlanması gereken ben değilim: ona nasıl davranırsam davranayim, bana karşı şüphe duymaktan acizdi. Onunla daha önce olduğumdan tamamen farklı bir şekilde konuşsam bile şüphelenmekten acizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Kimse dönüşümüme engel olamaz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu dünyanın kuralı bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Farzedelim ki, normal dünyada, başkaları aynı kalırken ben değişiyorum. O ise beni arkadaşı olarak görüyor. Yani eğer ben değişirsem, o bunu beklenmedik bir şey olarak algılar. Tek başına bu bile kendime dönüşme özgürlüğümü kısıtlıyor. Bu insanların yaz tatilinde aniden saçını sarıya boyatan birine gösterecekleri tepkiyle benzer bir durum. Özgürce gelişim gösteremdiğim bir yerde seçeneklerim de kısıtlı olacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu şartlarda, biricik ve tek dileğim, ‘bugünü hiçbir pişmanlık yaşamadan geçirme’yi, &lt;br /&gt;
gerçekleştiremezdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böylesine işe yarar bir kural işte bu yüzden var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Bu dünya sırf benim rahatım için yaratıldı.&lt;br /&gt;
Ama buna rağmen—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ama buna rağmen… ne? Bunun devamında ne olduğunu düşünemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O konu hakkında düşünmemem gerektiği hissine kapıldım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden başka bir konudan bahsettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sence de ‘aşk’ beyaz bir elbiseye nar suyu dökmek gibi değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benzetmemi anlamışa benzemiyordu, ve kafasını tuhaf bir şekilde yana eğdi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Diyelim ki beyaz bir elbiseye nar suyu döktün, tamam mı? Hadi, silmeye çalış: elbisede yine &lt;br /&gt;
izi kalacak. O izler ebedi. O yüzden, o izi her gördüğünde ‘aa, ben oraya nar suyu dökmüştüm…’ diyip &lt;br /&gt;
hatırlayacaksın. İzler sonsuza dek orada kalacağından unutmanın hiçbir yolu yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dolaptaki bir çekmeceyi açtım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni ne üzüyor biliyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çekmecenin içindeki mutfak bıçağının sapını sıkıca kavradım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bir izin beni kırmış olması!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bıçağı çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu bıçağı aynı sebep için birkaç defa kullanmıştım. Bu bıçak en keskiniydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O elimde tuttuğum mutfak bıçağını görünce sarardı. “Onunla ne yapacaksın?” diye sordu, ama &lt;br /&gt;
birazdan olacakları tahmin edebiliyordu muhtemelen. Ama ‘öngördüğü’ şeyi asla yapacağıma inanamıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bununla ne yapacağımı mı bilmek istiyorsun? Hıhıhı…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bak ne diyeceğim. Bunu söylediğim için çok özür dilerim, ama muhtemelen—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seni reddedeceğim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—tam da beklediğin şeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben ******’yi *****la *****düm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçimde oluşmak üzere olan karanlık ve acı verici hissi anlamamaya çalıştım. Direnmenin anlamsız &lt;br /&gt;
olmasına rağmen, amacım uğruna gerekli olmasına rağmen, direnmeye çalıştım… çünkü bu şekilde hissetmek &lt;br /&gt;
istemedim; çünkü bu hissi anlamamış gibi davranmaya devam etmek istedim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yere yığılmıştı ve kan öksürüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Izdırap çekiyor olmalıydı. Ne kadar acınası.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen başarısızdım. Onu en acısız şekilde *****meliydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Biliyor musun, bunda başarısız olmak çok korkunç olabiliyor. Erkekler çaresiz olduklarında &lt;br /&gt;
saçma bir güce sahip oluyorlar. Zayıf bir erkek bile benden çok daha güçlü. Ama bana vurduklarında &lt;br /&gt;
onların gözlerindeki bakış çok daha korkunç. Bana çöpmüşüm gibi baktılar. Ben niye başarısızdım ya? ...ah, doğru ya. Havalı gözüktüğü için ucuz bir bıçak kullandığımdan dolayı. Böyle bir şeyle insan öldürmek oldukça zor yani. Ve üstelik çok da çirkin. İnsanları bıçaklamak veya kesmek… iğrenç bir şey! Bunun yüzünden kusabilirim bile. Ağladım da, kendime neden böyle çirkin şeyler yaptığımı sordum. Ama biliyor musun? Sonuçta, söz konusu kişi aynı hareketlerde bulunduğu sürece aynı şey tekrar tekrar olacak. Ve bundan dolayı, arzu ettiğim gelecek asla gelmeyecek. O yüzden, o kişiyi silmekten başka bir çarem yok, değil mi? Çaresi yok, değil mi? Bu çok acımasız değil mi? Neden böyle şeyler yapmak zorundayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana güçsüz gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama gerçeği söylemek gerekirse, belki de seni o şekilde bıçaklamama bile gerek yoktu. &lt;br /&gt;
Neticede, ‘reddetmek’ zihinde biter. Ama biliyor musun? Başka hiç bir yol bulamadım. Kendi ellerimle birini öldürmekten başka ‘reddetmenin’ yolunu bulamadım. Birini tüm kalbimle ‘reddetmek’ o kadar kolay değil. Kalbime bir yük koydum. Ve bu suçluluk duygularını yaratarak, kendimi o kişiden kaçmaya mecbur ettim. Bunun sayesinde, bir insanla gerçekten görüşmek istemediğimi hissedebiliyorum—onu ‘reddettim’. Ne olursa olsun, artık kimse o kişiyi hatırlayamayacaktır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Boynunu&amp;lt;!--yani.. eğdi demek çok hafif geldi. Droop yerine astı kullandım ama bilemedim.--&amp;gt; büktü. Sanki kendini daha fazla dik tutamıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Biliyorum! Benim suçum, değil mi? Hepsi benim suçum, değil mi? Ama söyle madem, ne yapmalıyım? ...Özür dilerim. Senin hiçbir fikrin yok, değil mi? Aa, neden bu kadar çok konuşuyorum ki? Nedenini biliyorum. Çok endişeliyim, çok endişeliyim, çok endişeliyim, sessiz duramıyorum. İçten içe eğer kendimi anlatırsam beni affedeceğini umuyorum. Ama beni affetmenin imkanı yok, değil mi? Özür dilerim. Gerçekten, özür dilerim. Özür dilerim, özür dilerim. Bu kadar bencil olduğum için özür dilerim. Ama biliyor musun? En çok ızdırap çeken benim, ne de olsa. Suçu dürüstçe kabul ediyorum. Kötü bir şey yaptığımı biliyorum. O yüzden, dürüst olmak gerekirse, benim hakkımda ne düşündüğün zerre umurumda değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Acaba kimle konuşuyordum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bunun hiç önemi olmadığı içime doğdu. Özellikle birine hiç konuşmadım zaten. Yere yığılmış &lt;br /&gt;
olan kişiyi hiçbir zaman ‘arkadaş’ olarak görmedim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yalnızdım zaten.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hayır—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, bunu kabul etmek istemedim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böylesine bir yerde ne kadar yalnız kaldığımı hatırlatsa da, haykırmaktan kendimi alıkoyamıyordum:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen gel!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çabuk gel!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“&amp;lt;u&amp;gt;Kazu!&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Acaba ne zamandan beri… ona bu kadar samimi bir şekilde hitap etmeye başladım? Bu tekrarlar &lt;br /&gt;
içerisinde defalarca ona bu şekilde hitap etmek için izin almama rağmen, asla hatırlamıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam şimdi, kapı açıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O buradaydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hasretle beklediğim kişi, Kazuki Hoşino, buradaydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu berbat durumu görünce sesi kesildi. Onun yanında ise, o sinir bozucu kız, kutumda asalak &lt;br /&gt;
gibi yaşayan, Aya Otonaşi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...demek sonunda gelebildin, Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendi sözlerime şaşırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne kadar da aptaldım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kazu kaç defa beklentilerimi yüzüstü bırakmıştı? Sayılamayacak sayıdaki ihanetlerden sonra &lt;br /&gt;
defalarca ondan vazgeçmemişmiydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada bulunması bile tesadüf değildi. Onu buraya davet etmeye ben karar vermiştim, ona bu &lt;br /&gt;
sahneyi göstermek için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen o geldiği için, uzun zaman önce bir defasındaki gibi, ondan bir mucize &lt;br /&gt;
beklemekten kendimi alıkoyamıyordum. Beni gerçek dünyaya geri götüreceğini beklemeye başlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—bunun olmasının imkanı yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kazu&#039;nun gözleri sonuna kadar açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki. Nasıl hissettiğini tahmin edebiliyorum. Ama bilmeliydin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gereksiz kız bir şeyler söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Sahip—Kasumi Mogi’ydi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kazu gözlerini yere yığılmış olan ******’ye çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İsmi neydi onun ya? Neyse artık. Unutmuştum. Neden unuttuğumu bile unutmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...n-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden yaptığımı mı bilmek istiyordun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kazuki’nin yavaşlığına olan sinirimi saklayamadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerimle ona sitem ederek, düşüncelerimi ona bağırarak söyledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yeterli değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, öl”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala yeterli değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl, öl”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendim yaşamak istemediğim şey&amp;lt;!--Burada ne diyebileceğimi bilemedim. Öl yapısıyla aklıma gelen en uygun şey buydu, ama aklına daha güzel bir şey geliyorsa lütfen değiştir.--&amp;gt;—&lt;br /&gt;
&amp;lt;!--Geber kelimesini kullanıp daha uygun bir yapı çıkabilir mi acaba? Biraz denemek lazım. Uğraştım ama istememe kısmı sıkıntılı oluyor, ve öl(mek) kısmını son cümle olarak tutmak lazım.--&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—öl(mek)!!”&amp;lt;ref name=”Itai”&amp;gt;Kasumi burada esasında イタイdiyor. Bu ya “痛い”(Acıyor) veya”居たい”(Var olmayı/yaşamayı istemek) anlamına gelir. İçeriğe bakınca, öncekini tahmin etmek doğal. Ama daha sonra &lt;br /&gt;
Kanji’yi kullanıyor, bu da hangi anlamda kullanıldığını açıklıyor.&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;/i&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa (3)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509888</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509888"/>
		<updated>2017-01-06T19:22:43Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözcüğünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey var. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim hadi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— Aa, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ diye seslenmeye başladı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Anne-babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmez.* &amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etmek genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum ve&lt;br /&gt;
samimiyetin simgesidir, ayrıca saygı eki kullanmamak da ileri seviye samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;    &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isimle mi hitap etmeliydim acaba? Mesela ona uyup, ben de ona &#039;Aya&#039; diye mi seslenseydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu bile olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, bu bile kabul edilemez. Ama ‘Otonaşi’ fazla yaygın. Söylenişi kolay ve biraz daha göze çarpmayacak bişey kullanmalıyım.   (Ama ‘Otonaşi-san’ fazla yaygın aslı.reserved derken zaten herkesin kullandığı bi deyiş olduğunu belirtiyor, sınıftakilerin vb. tutulmuş anlamında reserved.ondan yaygın dedim.kazuki daha özel olsun istiyor anladığım kadarıyla. san-sama vb. ekleri attığın için çeviride biraz sıkıntı oldu gibi.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözleri faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni biraz şaşırttın sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasından Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana göre hava hoş. Sadece bir şeyi tekrar doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Imm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria usulca gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik bir adam olduğunu.”  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Didik didik bir şey aranıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana yanıkmış gibi görünen kızın özel eşyalarını karıştırıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi ki bunu yapmak istediğim için yapmıyorum, ve ayrıca kendimi aşırı adi hissediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersinde. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı kullanıp ipucu bulmak için eşyalarını aramamız gerektiğine karar verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Fikir belirtmediysem de ben de aynını düşünüyordum, aşağılık hissi de yok değil ama sessizce itaat ettim.   &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, işi ancak ben yaparsam meyve verir gibi görünüyor bu araştırma. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını aramıştı. Şu anki duruma bakılırsa, işe yarar herhangi bir şey bulamamış henüz, ki bu gayet doğal. Maria bizleri yalnızca bir gündür tanıdığından olası kayda değer herhangi bir değişikliği tabi ki ayırt edemeyecek. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız test kitaplarını bir nevi şekillendirmek için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notlar &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmış. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında bir kedi çizimi vardı. Sonraki sayfanın aynı yerinde bir tane daha çizim vardı. Bir sonraki sayfada yine&lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir flip-book olduğunu anlamıştım. Sayfaları hızla çevirince, kedi teneke kutudan yaptığı bir roketle uçup gidiyordu. Maria sert bakışlarıyle beni dizginlemeden önce gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, kızlara özgü birçok ıvır-zıvır buldum. Eşyaları çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyaz renkteydi. iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse yanında &lt;br /&gt;
taşıyordur muhtemelen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—tam bir kişisel bilgi hazinesi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulmayı umut ediyordum, ama telefon kilitliydi ve ben de daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, bunu yapmadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli ruj, &lt;br /&gt;
bu göz kalemi, bu da kaşlarını düzeltmek için kullandığı makas, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar yokladım. İçinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırmıştım, ama özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrardır fark edememiş olmamın imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmanın gerçekte ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria yüzünü ekşitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Başka ipucu bulmak için çantayı aramaya devam ettim. İçinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım gün yüzüne çıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yol deneseydim, teklifimi kabul etmiş olabilir miydin?” &#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüf. Salt bir tesadüf olmalıydı, ama hafızamdan gün yüzüne çıkan anılarım beynimin hayal ürünü olmak için fazla gülünç.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō paketi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası aromasını severim. Ama kimseye söylememiştim zaten kimse umursamaz diye. Sınıfta sık sık Umaibō yerim, oldukça dönek biriyim, yani diyeceğim, söz konusu tada gelince, hep değişik olanlardan yiyorum. Kimse en çok mısır çorbası aromalı Umaibō’yu sevdiğimi bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip abur cubur paketine tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantasında mısır çorbası aromalı Umaibō’nun bulunması sırf bir tesadüf bile olsa—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkıca omuzlarımdan tutuyor. Tırnakları etime batıyor ve beni gerçekliğe geri getiriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri acıyla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptalca hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini şimdiden birkaç defa keşfettim, ama sahibin o olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu sanıyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf sürmeye &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilirse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder keşfetmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” dedi Maria sıkkın bir sesle.  “Eğer bu sefer bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacağız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın rahatsız olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için yalnızca tek bir &lt;br /&gt;
fırsatının olması biraz sinir bozucu, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar baştan yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözü oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sapmış cesaretlendirmenle elde edebileceğimiz ne ki?”     XXX&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...değil ama aksine?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlayamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum ama Maria müthiş bir öfkeyle birkaç laf &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone şakayla karışık benimle alay ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu anda öğle yemeği arası. Maria ile beraber sabahki tüm dersleri ektik, ve dolayısıyla herkes bize takılmaya başladı. Ama Maria’nın sessizliği sağolsun sınıf arkadaşlarımız çabucak bizimle alay etmekten vazgeçti. Meraklı bakışları hala üzerimizde gerçi ama. Neyse, olacak o kadar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi frenledim. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya bakış attıktan sonra, Kokone beni sınıfın dışına çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstçe cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı biliyordum halbuki. Kokone gözlerini devirdi, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini fal taşı gibi açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı-ama bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa dalıp birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözleri hareket etmeyi durduruyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve Kasumi Mogi’ye odaklanıyordu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mart&#039;ın 1&#039;ine dek Mogi&#039;ye daha henüz âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. olan, onunla hiçbir şekilde iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadarki konuşmamız bana her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra mutfak sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye mutfak diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulübü üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun bu yüzünün arkasında sakladığı düşünceleri tahmin bile edemiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, seslendi bana. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir işaret.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “sonra görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Im, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama ben yüzündeki ifadeyi farketmiştim bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yemek odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğinin farkına varmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırdık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planlandığı gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi mutfaktaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey ordaydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.   XXX-kulüp odası, yemek odası, mutfak, YEMEK YAPMA ODASI doushiyo! T_T-&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kana bulanmış mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlamıyorum. Neden öyle bir şey yaptı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kan-revan içindeki Mogi, bana bakıyordu. Her zamanki gibi ifadesiz. Ama gözlerinde alevlenen ve beni kınayan bir ışık farkettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Kesinlikle ben de bu durum için suçlanmalıyım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”        XXX burayı &#039;geber&#039; mi yapsak? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzer bir şeyler mırıldanıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyorum. Sadece kulaklarımı tıkamak istiyorum, Ama bunu bile yapamam. Bir anda Mogi-san&#039;ın kana bulanmış bedenini görünce bedenim üzerindeki hakimiyetimi kaybettim. Sözleri kulaklarımı ele geçirdi. Çaresizce o sözlerin anlamını idrak etmemek için sakınmayı denedim. Ama nafile- sözcükler bir çığ gibi eziyor beni, üzerime çöküp donakalmış bedenimi kaplıyorlar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi konuşuyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Beni kınayan o kelimeleri söylüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509886</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509886"/>
		<updated>2017-01-06T19:18:36Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözcüğünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey var. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim hadi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— Aa, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ diye seslenmeye başladı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Anne-babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmez.* &amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etmek genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum ve&lt;br /&gt;
samimiyetin simgesidir, ayrıca saygı eki kullanmamak da ileri seviye samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;    &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isimle mi hitap etmeliydim acaba? Mesela ona uyup, ben de ona &#039;Aya&#039; diye mi seslenseydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu bile olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, bu bile kabul edilemez. Ama ‘Otonaşi’ fazla yaygın. Söylenişi kolay ve biraz daha göze çarpmayacak bişey kullanmalıyım.   (Ama ‘Otonaşi-san’ fazla yaygın aslı.reserved derken zaten herkesin kullandığı bi deyiş olduğunu belirtiyor, sınıftakilerin vb. tutulmuş anlamında reserved.ondan yaygın dedim.kazuki daha özel olsun istiyor anladığım kadarıyla. san-sama vb. ekleri attığın için çeviride biraz sıkıntı oldu gibi.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözleri faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni biraz şaşırttın sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasından Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana göre hava hoş. Sadece bir şeyi tekrar doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Imm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria usulca gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik bir adam olduğunu.”  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Didik didik bir şey aranıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana yanıkmış gibi görünen kızın özel eşyalarını karıştırıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi ki bunu yapmak istediğim için yapmıyorum, ve ayrıca kendimi aşırı adi hissediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersinde. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı kullanıp ipucu bulmak için eşyalarını aramamız gerektiğine karar verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Fikir belirtmediysem de ben de aynını düşünüyordum, aşağılık hissi de yok değil ama sessizce itaat ettim.   &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, işi ancak ben yaparsam meyve verir gibi görünüyor bu araştırma. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını aramıştı. Şu anki duruma bakılırsa, işe yarar herhangi bir şey bulamamış henüz, ki bu gayet doğal. Maria bizleri yalnızca bir gündür tanıdığından olası kayda değer herhangi bir değişikliği tabi ki ayırt edemeyecek. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız test kitaplarını bir nevi şekillendirmek için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notlar &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmış. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında bir kedi çizimi vardı. Sonraki sayfanın aynı yerinde bir tane daha çizim vardı. Bir sonraki sayfada yine&lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir flip-book olduğunu anlamıştım. Sayfaları hızla çevirince, kedi teneke kutudan yaptığı bir roketle uçup gidiyordu. Maria sert bakışlarıyle beni dizginlemeden önce gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, kızlara özgü birçok ıvır-zıvır buldum. Eşyaları çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyaz renkteydi. iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse yanında &lt;br /&gt;
taşıyordur muhtemelen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—tam bir kişisel bilgi hazinesi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulmayı umut ediyordum, ama telefon kilitliydi ve ben de daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, bunu yapmadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli ruj, &lt;br /&gt;
bu göz kalemi, bu da kaşlarını düzeltmek için kullandığı makas, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar yokladım. İçinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırmıştım, ama özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrardır fark edememiş olmamın imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmanın gerçekte ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria yüzünü ekşitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Başka ipucu bulmak için çantayı aramaya devam ettim. İçinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım gün yüzüne çıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yol deneseydim, teklifimi kabul etmiş olabilir miydin?” &#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüf. Salt bir tesadüf olmalıydı, ama hafızamdan gün yüzüne çıkan anılarım beynimin hayal ürünü olmak için fazla gülünç.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō paketi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası aromasını severim. Ama kimseye söylememiştim zaten kimse umursamaz diye. Sınıfta sık sık Umaibō yerim, oldukça dönek biriyim, yani diyeceğim, söz konusu tada gelince, hep değişik olanlardan yiyorum. Kimse en çok mısır çorbası aromalı Umaibō’yu sevdiğimi bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip abur cubur paketine tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantasında mısır çorbası aromalı Umaibō’nun bulunması sırf bir tesadüf bile olsa—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkıca omuzlarımdan tutuyor. Tırnakları etime batıyor ve beni gerçekliğe geri getiriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri acıyla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptalca hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini şimdiden birkaç defa keşfettim, ama sahibin o olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu sanıyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf sürmeye &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilirse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder keşfetmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” dedi Maria sıkkın bir sesle.  “Eğer bu sefer bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacağız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın rahatsız olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için yalnızca tek bir &lt;br /&gt;
fırsatının olması biraz sinir bozucu, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar baştan yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözü oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sapmış cesaretlendirmenle elde edebileceğimiz ne ki?”     XXX&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...değil ama aksine?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlayamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum ama Maria müthiş bir öfkeyle birkaç laf &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone şakayla karışık benimle alay ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu anda öğle yemeği arası. Maria ile beraber sabahki tüm dersleri ektik, ve dolayısıyla herkes bize takılmaya başladı. Ama Maria’nın sessizliği sağolsun sınıf arkadaşlarımız çabucak bizimle alay etmekten vazgeçti. Meraklı bakışları hala üzerimizde gerçi ama. Neyse, olacak o kadar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi frenledim. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya bakış attıktan sonra, Kokone beni sınıfın dışına çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstçe cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı biliyordum halbuki. Kokone gözlerini devirdi, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini fal taşı gibi açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı-ama bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa dalıp birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözleri hareket etmeyi durduruyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve Kasumi Mogi’ye odaklanıyordu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mart&#039;ın 1&#039;ine dek Mogi&#039;ye daha henüz âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. olan, onunla hiçbir şekilde iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadarki konuşmamız bana her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra mutfak &amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! - Japonya da yemek pişirme dersi var okulda geniş mutfaklar var -&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye mutfak&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulübü üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun bu yüzünün arkasında sakladığı düşünceleri tahmin bile edemiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, seslendi bana. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir işaret.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “sonra görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Im, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama ben yüzündeki ifadeyi farketmiştim bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yemek odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğinin farkına varmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırdık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planlandığı gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi mutfaktaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.   XXX-kulüp odası, yemek odası, mutfak, YEMEK YAPMA ODASI doushiyo! T_T-&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kana bulanmış mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlamıyorum. Neden öyle bir şey yaptı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kanlar içinde olan Mogi, bana bakıyordu. Her zamanki gibi ifadesiz. Ama gözlerinde alevlenen ve beni kınayan bir ışık farkettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Kesinlikle ben de bu durum için suçlanmalıyım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”        XXX burayı &#039;geber&#039; mi yapsak? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzer bir şeyler mırıldanıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyorum. Sadece kulaklarımı tıkamak istiyorum, Ama bunu bile yapamam. Bir anda Mogi-san&#039;ın kana bulanmış bedenini görünce bedenim üzerindeki hakimiyetimi kaybettim. Sözleri kulaklarımı ele geçirdi. Çaresizce o sözlerin anlamını idrak etmemek için sakınmayı denedim. Ama nafile- sözcükler bir çığ gibi eziyor beni, üzerime çöküp donakalmış bedenimi kaplıyorlar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi konuşuyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Beni kınayan o kelimeleri söylüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509541</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509541"/>
		<updated>2017-01-02T19:51:16Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözcüğünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey var. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim hadi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— Aa, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ diye seslenmeye başladı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Anne-babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmez.* &amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etmek genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum ve&lt;br /&gt;
samimiyetin simgesidir, ayrıca saygı eki kullanmamak da ileri seviye samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;    &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isimle mi hitap etmeliydim acaba? Mesela ona uyup, ben de ona &#039;Aya&#039; diye mi seslenseydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu bile olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, bu bile kabul edilemez. Ama ‘Otonaşi’ fazla yaygın. Söylenişi kolay ve biraz daha göze çarpmayacak bişey kullanmalıyım.   (Ama ‘Otonaşi-san’ fazla yaygın aslı.reserved derken zaten herkesin kullandığı bi deyiş olduğunu belirtiyor, sınıftakilerin vb. tutulmuş anlamında reserved.ondan yaygın dedim.kazuki daha özel olsun istiyor anladığım kadarıyla. san-sama vb. ekleri attığın için çeviride biraz sıkıntı oldu gibi.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözleri faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni biraz şaşırttın sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasından Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana göre hava hoş. Sadece bir şeyi tekrar doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Imm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria usulca gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik bir adam olduğunu.”  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Didik didik bir şey aranıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana yanıkmış gibi görünen kızın özel eşyalarını karıştırıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi ki bunu yapmak istediğim için yapmıyorum, ve ayrıca kendimi aşırı adi hissediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersinde. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı kullanıp ipucu bulmak için eşyalarını aramamız gerektiğine karar verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Fikir belirtmediysem de ben de aynını düşünüyordum, aşağılık hissi de yok değil ama sessizce itaat ettim.   &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, işi ancak ben yaparsam meyve verir gibi görünüyor bu araştırma. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını aramıştı. Şu anki duruma bakılırsa, işe yarar herhangi bir şey bulamamış henüz, ki bu gayet doğal. Maria bizleri yalnızca bir gündür tanıdığından olası kayda değer herhangi bir değişikliği tabi ki ayırt edemeyecek. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız test kitaplarını bir nevi şekillendirmek için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notlar &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmış. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında bir kedi çizimi vardı. Sonraki sayfanın aynı yerinde bir tane daha çizim vardı. Bir sonraki sayfada yine&lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir flip-book olduğunu anlamıştım. Sayfaları hızla çevirince, kedi teneke kutudan yaptığı bir roketle uçup gidiyordu. Maria sert bakışlarıyle beni dizginlemeden önce gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, kızlara özgü birçok ıvır-zıvır buldum. Eşyaları çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyaz renkteydi. iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse yanında &lt;br /&gt;
taşıyordur muhtemelen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—tam bir kişisel bilgi bir hazinesi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulmayı umut ediyordum, ama telefon kilitliydi ve ben de daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, bunu yapmadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli ruj, &lt;br /&gt;
bu göz kalemi, bu da kaşlarını düzeltmek için kullandığı makas, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar yokladım. İçinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırmıştım, ama özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrardır fark edememiş olmamın imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmanın gerçekte ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria yüzünü ekşitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Başka ipucu bulmak için çantayı aramaya devam ettim. İçinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım gün yüzüne çıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yol deneseydim, teklifimi kabul etmiş olabilir miydin?” &#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüf. Salt bir tesadüf olmalıydı, ama hafızamdan gün yüzüne çıkan anılarım beynimin hayal ürünü olmak için fazla gülünç.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō paketi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası aromasını severim. Ama kimseye söylememiştim kimse umursamaz diye. Sınıfta sık sık Umaibō yerim, oldukça dönek biriyim, yani diyeceğim, söz konusu tada gelince, hep değişik olanları yerim. Kimse en çok mısır çorbası aromalı Umaibō’yu sevdiğimi bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip abur cubur paketine tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantasında mısır çorbası aromalı Umaibō’nun bulunması sırf bir tesadüf bile olsa—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkıca omuzlarımdan tutuyor. Tırnakları etime batıyor ve beni gerçekliğe geri getiriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri acıyla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptalca hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini şimdiden birkaç defa keşfettim, ama sahibin o olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu sanıyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf sürmeye &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilirse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder keşfetmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” dedi Maria sıkkın bir sesle.  “Eğer bu sefer bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacağız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın rahatsız olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için yalnızca tek bir &lt;br /&gt;
fırsatının olması biraz sinir bozucu, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar baştan yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözü oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sapmış cesaretlendirmenle elde edebileceğimiz ne ki?”     XXX&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...değil ama aksine?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlayamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum ama Maria müthiş bir öfkeyle birkaç laf &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone şakayla karışık benimle alay ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu anda öğle yemeği arası. Maria ile beraber sabahki tüm dersleri ektik, ve dolayısıyla herkes bize takılmaya başladı. Ama Maria’nın sessizliği sağolsun sınıf arkadaşlarımız çabucak bizimle alay etmekten vazgeçti. Meraklı bakışları hala üzerimizde gerçi ama. Neyse, olacak o kadar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi frenledim. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya bakış attıktan sonra, Kokone beni sınıfın dışına çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstçe cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı biliyordum halbuki. Kokone gözlerini devirdi, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini fal taşı gibi açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı-ama bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa dalıp birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözleri hareket etmeyi durduruyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve Kasumi Mogi’ye odaklanıyordu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mart&#039;ın 1&#039;ine dek Mogi&#039;ye daha henüz âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. olan, onunla hiçbir şekilde iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadarki konuşmamız bana her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra mutfakta&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! - Japonya da yemek pişirme dersi var okulda geniş mutfaklar var -&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye mutfak&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulübünün üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun bu yüzünün arkasında sakladığı düşünceleri tahmin bile edemiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, seslendi bana. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir işaret.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “sonra görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Im, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama ben yüzündeki ifadeyi farketmiştim bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yemek odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğinin farkına varmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırdık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planlandığı gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi mutfaktaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.   XXX-kulüp odası, yemek odası, mutfak, YEMEK YAPMA ODASI doushiyo! T_T-&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kana bulanmış mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlamıyorum. Neden öyle bir şey yaptı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kanlar içinde olan Mogi, bana bakıyordu. Her zamanki gibi ifadesiz. Ama gözlerinde alevlenen ve beni kınayan bir ışık farkettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Kesinlikle ben de bu durum için suçlanmalıyım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”        XXX burayı &#039;geber&#039; mi yapsak? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzer bir şeyler mırıldanıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyorum. Sadece kulaklarımı tıkamak istiyorum, Ama bunu bile yapamam. Bir anda Mogi-san&#039;ın kana bulanmış bedenini görünce bedenim üzerindeki hakimiyetimi kaybettim. Sözleri kulaklarımı ele geçirdi. Çaresizce o sözlerin anlamını idrak etmemek için sakınmayı denedim. Ama nafile- sözcükler bir çığ gibi eziyor beni, üzerime çöküp donakalmış bedenimi kaplıyorlar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi konuşuyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Beni kınayan o kelimeleri söylüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509540</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509540"/>
		<updated>2017-01-02T18:40:11Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözcüğünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey var. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim hadi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— Aa, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ diye seslenmeye başladı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Anne-babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmez.* &amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etmek genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum ve&lt;br /&gt;
samimiyetin simgesidir, ayrıca saygı eki kullanmamak da ileri seviye samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;    &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isimle mi hitap etmeliydim acaba? Mesela ona uyup, ben de ona &#039;Aya&#039; diye mi seslenseydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu bile olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, bu bile kabul edilemez. Ama ‘Otonaşi’ fazla yaygın. Söylenişi kolay ve biraz daha göze çarpmayacak bişey kullanmalıyım.   (Ama ‘Otonaşi-san’ fazla yaygın aslı.reserved derken zaten herkesin kullandığı bi deyiş olduğunu belirtiyor, sınıftakilerin vb. tutulmuş anlamında reserved.ondan yaygın dedim.kazuki daha özel olsun istiyor anladığım kadarıyla. san-sama vb. ekleri attığın için çeviride biraz sıkıntı oldu gibi.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözleri faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni biraz şaşırttın sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasından Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana göre hava hoş. Sadece bir şeyi tekrar doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Imm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria usulca gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik bir adam olduğunu.”  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Didik didik bir şey aranıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana yanıkmış gibi görünen kızın özel eşyalarını karıştırıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi ki bunu yapmak istediğim için yapmıyorum, ve ayrıca kendimi aşırı adi hissediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersinde. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı kullanıp ipucu bulmak için eşyalarını aramamız gerektiğine karar verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ses etmeyip onunla hem fikir olduğumdan, kendimi adi hissediyor olmama rağmen ona itaat ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, işi ancak ben yaparsam meyve verir gibi görünüyor bu araştırma. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını aramıştı. Şu anki duruma bakılırsa, işe yarar herhangi bir şey bulamamış henüz, ki bu gayet doğal. Maria bizleri yalnızca bir gündür tanıdığından olası kayda değer herhangi bir değişikliği tabi ki ayırt edemeyecek. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız test kitaplarını bir nevi şekillendirmek için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notlar &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmış. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında bir kedi çizimi vardı. Sonraki sayfanın aynı yerinde bir tane daha çizim vardı. Bir sonraki sayfada yine&lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir flip-book olduğunu anlamıştım. Sayfaları hızla çevirince, kedi teneke kutudan yaptığı bir roketle uçup gidiyordu. Maria sert bakışlarıyle beni dizginlemeden önce gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, kızlara özgü birçok ıvır-zıvır buldum. Eşyaları çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyaz renkteydi. iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse yanında &lt;br /&gt;
taşıyordur muhtemelen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—tam bir kişisel bilgi bir hazinesi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulmayı umut ediyordum, ama telefon kilitliydi ve ben de daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, bunu yapmadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli ruj, &lt;br /&gt;
bu göz kalemi, bu da kaşlarını düzeltmek için kullandığı makas, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar yokladım. İçinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırmıştım, ama özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrardır fark edememiş olmamın imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmanın gerçekte ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria yüzünü ekşitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Başka ipucu bulmak için çantayı aramaya devam ettim. İçinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım gün yüzüne çıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yol deneseydim, teklifimi kabul etmiş olabilir miydin?” &#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüf. Salt bir tesadüf olmalıydı, ama hafızamdan gün yüzüne çıkan anılarım beynimin hayal ürünü olmak için fazla gülünç.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō paketi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası aromasını severim. Ama kimseye söylememiştim kimse umursamaz diye. Sınıfta sık sık Umaibō yerim, oldukça dönek biriyim, yani diyeceğim, söz konusu tada gelince, hep değişik olanları yerim. Kimse en çok mısır çorbası aromalı Umaibō’yu sevdiğimi bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip abur cubur paketine tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantasında mısır çorbası aromalı Umaibō’nun bulunması sırf bir tesadüf bile olsa—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkıca omuzlarımdan tutuyor. Tırnakları etime batıyor ve beni gerçekliğe geri getiriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri acıyla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptalca hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini şimdiden birkaç defa keşfettim, ama sahibin o olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu sanıyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf sürmeye &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilirse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder keşfetmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” dedi Maria sıkkın bir sesle.  “Eğer bu sefer bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacağız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın rahatsız olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için yalnızca tek bir &lt;br /&gt;
fırsatının olması biraz sinir bozucu, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar baştan yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözü oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sapmış cesaretlendirmenle elde edebileceğimiz ne ki?”     XXX&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...değil ama aksine?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlayamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum ama Maria müthiş bir öfkeyle birkaç laf &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone şakayla karışık benimle alay ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu anda öğle yemeği arası. Maria ile beraber sabahki tüm dersleri ektik, ve dolayısıyla herkes bize takılmaya başladı. Ama Maria’nın sessizliği sağolsun sınıf arkadaşlarımız çabucak bizimle alay etmekten vazgeçti. Meraklı bakışları hala üzerimizde gerçi ama. Neyse, olacak o kadar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi frenledim. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya bakış attıktan sonra, Kokone beni sınıfın dışına çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstçe cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı biliyordum halbuki. Kokone gözlerini devirdi, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini fal taşı gibi açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı-ama bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa dalıp birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözleri hareket etmeyi durduruyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve Kasumi Mogi’ye odaklanıyordu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mart&#039;ın 1&#039;ine dek Mogi&#039;ye daha henüz âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. olan, onunla hiçbir şekilde iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadarki konuşmamız bana her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra mutfakta&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! - Japonya da yemek pişirme dersi var okulda geniş mutfaklar var -&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye mutfak&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulübünün üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun bu yüzünün arkasında sakladığı düşünceleri tahmin bile edemiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, seslendi bana. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir işaret.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “sonra görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Im, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama ben yüzündeki ifadeyi farketmiştim bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yemek odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğinin farkına varmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırdık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planlandığı gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi mutfaktaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.   XXX-kulüp odası, yemek odası, mutfak, YEMEK YAPMA ODASI doushiyo! T_T-&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kana bulanmış mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlamıyorum. Neden öyle bir şey yaptı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kanlar içinde olan Mogi, bana bakıyordu. Her zamanki gibi ifadesiz. Ama gözlerinde alevlenen ve beni kınayan bir ışık farkettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Kesinlikle ben de bu durum için suçlanmalıyım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”        XXX burayı &#039;geber&#039; mi yapsak? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzer bir şeyler mırıldanıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyorum. Sadece kulaklarımı tıkamak istiyorum, Ama bunu bile yapamam. Bir anda Mogi-san&#039;ın kana bulanmış bedenini görünce bedenim üzerindeki hakimiyetimi kaybettim. Sözleri kulaklarımı ele geçirdi. Çaresizce o sözlerin anlamını idrak etmemek için sakınmayı denedim. Ama nafile- sözcükler bir çığ gibi eziyor beni, üzerime çöküp donakalmış bedenimi kaplıyorlar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi konuşuyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Beni kınayan o kelimeleri söylüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509539</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509539"/>
		<updated>2017-01-02T18:34:03Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözcüğünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey var. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim hadi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— Aa, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ diye seslenmeye başladı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Anne-babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmez.* &amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etmek genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum ve&lt;br /&gt;
samimiyetin simgesidir, ayrıca saygı eki kullanmamak da ileri seviye samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;    &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isimle mi hitap etmeliydim acaba? Mesela ona uyup, ben de ona &#039;Aya&#039; diye mi seslenseydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu bile olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, bu bile kabul edilemez. Ama ‘Otonaşi’ fazla yaygın. Söylenişi kolay ve biraz daha göze çarpmayacak bişey kullanmalıyım.   (Ama ‘Otonaşi-san’ fazla yaygın aslı.reserved derken zaten herkesin kullandığı bi deyiş olduğunu belirtiyor, sınıftakilerin vb. tutulmuş anlamında reserved.ondan yaygın dedim.kazuki daha özel olsun istiyor anladığım kadarıyla. san-sama vb. ekleri attığın için çeviride biraz sıkıntı oldu gibi.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözleri faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni biraz şaşırttın sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasından Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana göre hava hoş. Sadece bir şeyi tekrar doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Imm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria usulca gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik bir adam olduğunu.”  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Didik didik bir şey aranıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana yanıkmış gibi görünen kızın özel eşyalarını karıştırıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi ki bunu yapmak istediğim için yapmıyorum, ve ayrıca kendimi aşırı adi hissediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersinde. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı kullanıp ipucu bulmak için eşyalarını aramamız gerektiğine karar verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sessizce hem fikir olduğumdan beri, xxx buraya bakıcam xxx&lt;br /&gt;
 kendimi adi hissediyor olmama rağmen ona itaat ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, işi ancak ben yaparsam meyve verir gibi görünüyor bu araştırma. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını aramıştı. Şu anki duruma bakılırsa, işe yarar herhangi bir şey bulamamış henüz, ki bu gayet doğal. Maria bizleri yalnızca bir gündür tanıdığından olası kayda değer herhangi bir değişikliği tabi ki ayırt edemeyecek. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız test kitaplarını bir nevi şekillendirmek için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notlar &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmış. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında bir kedi çizimi vardı. Sonraki sayfanın aynı yerinde bir tane daha çizim vardı. Bir sonraki sayfada yine&lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir flip-book olduğunu anlamıştım. Sayfaları hızla çevirince, kedi teneke kutudan yaptığı bir roketle uçup gidiyordu. Maria sert bakışlarıyle beni dizginlemeden önce gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, kızlara özgü birçok ıvır-zıvır buldum. Eşyaları çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyaz renkteydi. iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse yanında &lt;br /&gt;
taşıyordur muhtemelen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—tam bir kişisel bilgi bir hazinesi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulmayı umut ediyordum, ama telefon kilitliydi ve ben de daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, bunu yapmadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli ruj, &lt;br /&gt;
bu göz kalemi, bu da kaşlarını düzeltmek için kullandığı makas, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar yokladım. İçinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırmıştım, ama özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrardır fark edememiş olmamın imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmanın gerçekte ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria yüzünü ekşitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Başka ipucu bulmak için çantayı aramaya devam ettim. İçinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım gün yüzüne çıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yol deneseydim, teklifimi kabul etmiş olabilir miydin?” &#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüf. Salt bir tesadüf olmalıydı, ama hafızamdan gün yüzüne çıkan anılarım beynimin hayal ürünü olmak için fazla gülünç.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō paketi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası aromasını severim. Ama kimseye söylememiştim kimse umursamaz diye. Sınıfta sık sık Umaibō yerim, oldukça dönek biriyim, yani diyeceğim, söz konusu tada gelince, hep değişik olanları yerim. Kimse en çok mısır çorbası aromalı Umaibō’yu sevdiğimi bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip abur cubur paketine tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantasında mısır çorbası aromalı Umaibō’nun bulunması sırf bir tesadüf bile olsa—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkıca omuzlarımdan tutuyor. Tırnakları etime batıyor ve beni gerçekliğe geri getiriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri acıyla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptalca hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini şimdiden birkaç defa keşfettim, ama sahibin o olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu sanıyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf sürmeye &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilirse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder keşfetmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” dedi Maria sıkkın bir sesle.  “Eğer bu sefer bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacağız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın rahatsız olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için yalnızca tek bir &lt;br /&gt;
fırsatının olması biraz sinir bozucu, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar baştan yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözü oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sapmış cesaretlendirmenle elde edebileceğimiz ne ki?”     XXX&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...değil ama aksine?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlayamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum ama Maria müthiş bir öfkeyle birkaç laf &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone şakayla karışık benimle alay ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu anda öğle yemeği arası. Maria ile beraber sabahki tüm dersleri ektik, ve dolayısıyla herkes bize takılmaya başladı. Ama Maria’nın sessizliği sağolsun sınıf arkadaşlarımız çabucak bizimle alay etmekten vazgeçti. Meraklı bakışları hala üzerimizde gerçi ama. Neyse, olacak o kadar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi frenledim. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya bakış attıktan sonra, Kokone beni sınıfın dışına çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstçe cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı biliyordum halbuki. Kokone gözlerini devirdi, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini fal taşı gibi açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı-ama bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa dalıp birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözleri hareket etmeyi durduruyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve Kasumi Mogi’ye odaklanıyordu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mart&#039;ın 1&#039;ine dek Mogi&#039;ye daha henüz âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. olan, onunla hiçbir şekilde iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadarki konuşmamız bana her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra mutfakta&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! - Japonya da yemek pişirme dersi var okulda geniş mutfaklar var -&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye mutfak&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulübünün üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun bu yüzünün arkasında sakladığı düşünceleri tahmin bile edemiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, seslendi bana. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir işaret.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “sonra görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Im, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama ben yüzündeki ifadeyi farketmiştim bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yemek odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğinin farkına varmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırdık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planlandığı gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi mutfaktaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.   XXX-kulüp odası, yemek odası, mutfak, YEMEK YAPMA ODASI doushiyo! T_T-&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kana bulanmış mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlamıyorum. Neden öyle bir şey yaptı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kanlar içinde olan Mogi, bana bakıyordu. Her zamanki gibi ifadesiz. Ama gözlerinde alevlenen ve beni kınayan bir ışık farkettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Kesinlikle ben de bu durum için suçlanmalıyım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”        XXX burayı &#039;geber&#039; mi yapsak? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzer bir şeyler mırıldanıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyorum. Sadece kulaklarımı tıkamak istiyorum, Ama bunu bile yapamam. Bir anda Mogi-san&#039;ın kana bulanmış bedenini görünce bedenim üzerindeki hakimiyetimi kaybettim. Sözleri kulaklarımı ele geçirdi. Çaresizce o sözlerin anlamını idrak etmemek için sakınmayı denedim. Ama nafile- sözcükler bir çığ gibi eziyor beni, üzerime çöküp donakalmış bedenimi kaplıyorlar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mogi konuşuyor. &lt;br /&gt;
Beni kınayan o kelimeleri söylüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509538</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509538"/>
		<updated>2017-01-02T18:33:13Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözcüğünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey var. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim hadi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— Aa, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ diye seslenmeye başladı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Anne-babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmez.* &amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etmek genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum ve&lt;br /&gt;
samimiyetin simgesidir, ayrıca saygı eki kullanmamak da ileri seviye samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;    &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isimle mi hitap etmeliydim acaba? Mesela ona uyup, ben de ona &#039;Aya&#039; diye mi seslenseydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu bile olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, bu bile kabul edilemez. Ama ‘Otonaşi’ fazla yaygın. Söylenişi kolay ve biraz daha göze çarpmayacak bişey kullanmalıyım.   (Ama ‘Otonaşi-san’ fazla yaygın aslı.reserved derken zaten herkesin kullandığı bi deyiş olduğunu belirtiyor, sınıftakilerin vb. tutulmuş anlamında reserved.ondan yaygın dedim.kazuki daha özel olsun istiyor anladığım kadarıyla. san-sama vb. ekleri attığın için çeviride biraz sıkıntı oldu gibi.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözleri faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni biraz şaşırttın sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasından Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana göre hava hoş. Sadece bir şeyi tekrar doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Imm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria usulca gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik bir adam olduğunu.”  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Didik didik bir şey aranıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana yanıkmış gibi görünen kızın özel eşyalarını karıştırıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi ki bunu yapmak istediğim için yapmıyorum, ve ayrıca kendimi aşırı adi hissediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersinde. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı kullanıp ipucu bulmak için eşyalarını aramamız gerektiğine karar verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sessizce hem fikir olduğumdan beri, xxx buraya bakıcam xxx&lt;br /&gt;
 kendimi adi hissediyor olmama rağmen ona itaat ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, işi ancak ben yaparsam meyve verir gibi görünüyor bu araştırma. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını aramıştı. Şu anki duruma bakılırsa, işe yarar herhangi bir şey bulamamış henüz, ki bu gayet doğal. Maria bizleri yalnızca bir gündür tanıdığından olası kayda değer herhangi bir değişikliği tabi ki ayırt edemeyecek. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız test kitaplarını bir nevi şekillendirmek için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notlar &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmış. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında bir kedi çizimi vardı. Sonraki sayfanın aynı yerinde bir tane daha çizim vardı. Bir sonraki sayfada yine&lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir flip-book olduğunu anlamıştım. Sayfaları hızla çevirince, kedi teneke kutudan yaptığı bir roketle uçup gidiyordu. Maria sert bakışlarıyle beni dizginlemeden önce gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, kızlara özgü birçok ıvır-zıvır buldum. Eşyaları çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyaz renkteydi. iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse yanında &lt;br /&gt;
taşıyordur muhtemelen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—tam bir kişisel bilgi bir hazinesi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulmayı umut ediyordum, ama telefon kilitliydi ve ben de daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, bunu yapmadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli ruj, &lt;br /&gt;
bu göz kalemi, bu da kaşlarını düzeltmek için kullandığı makas, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar yokladım. İçinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırmıştım, ama özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrardır fark edememiş olmamın imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmanın gerçekte ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria yüzünü ekşitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Başka ipucu bulmak için çantayı aramaya devam ettim. İçinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım gün yüzüne çıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yol deneseydim, teklifimi kabul etmiş olabilir miydin?” &#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüf. Salt bir tesadüf olmalıydı, ama hafızamdan gün yüzüne çıkan anılarım beynimin hayal ürünü olmak için fazla gülünç.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō paketi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası aromasını severim. Ama kimseye söylememiştim kimse umursamaz diye. Sınıfta sık sık Umaibō yerim, oldukça dönek biriyim, yani diyeceğim, söz konusu tada gelince, hep değişik olanları yerim. Kimse en çok mısır çorbası aromalı Umaibō’yu sevdiğimi bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip abur cubur paketine tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantasında mısır çorbası aromalı Umaibō’nun bulunması sırf bir tesadüf bile olsa—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkıca omuzlarımdan tutuyor. Tırnakları etime batıyor ve beni gerçekliğe geri getiriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri acıyla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptalca hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini şimdiden birkaç defa keşfettim, ama sahibin o olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu sanıyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf sürmeye &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilirse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder keşfetmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” dedi Maria sıkkın bir sesle.  “Eğer bu sefer bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacağız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın rahatsız olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için yalnızca tek bir &lt;br /&gt;
fırsatının olması biraz sinir bozucu, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar baştan yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözü oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sapmış cesaretlendirmenle elde edebileceğimiz ne ki?”     XXX&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...değil ama aksine?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlayamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum ama Maria müthiş bir öfkeyle birkaç laf &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone şakayla karışık benimle alay ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu anda öğle yemeği arası. Maria ile beraber sabahki tüm dersleri ektik, ve dolayısıyla herkes bize takılmaya başladı. Ama Maria’nın sessizliği sağolsun sınıf arkadaşlarımız çabucak bizimle alay etmekten vazgeçti. Meraklı bakışları hala üzerimizde gerçi ama. Neyse, olacak o kadar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi frenledim. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya bakış attıktan sonra, Kokone beni sınıfın dışına çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstçe cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı biliyordum halbuki. Kokone gözlerini devirdi, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini fal taşı gibi açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı-ama bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa dalıp birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözleri hareket etmeyi durduruyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve Kasumi Mogi’ye odaklanıyordu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mart&#039;ın 1&#039;ine dek Mogi&#039;ye daha henüz âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. olan, onunla hiçbir şekilde iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadarki konuşmamız bana her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra mutfakta&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! - Japonya da yemek pişirme dersi var okulda geniş mutfaklar var -&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye mutfak&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulübünün üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun bu yüzünün arkasında sakladığı düşünceleri tahmin bile edemiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, seslendi bana. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir işaret.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “sonra görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Im, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama ben yüzündeki ifadeyi farketmiştim bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yemek odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğinin farkına varmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırdık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planlandığı gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi mutfaktaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.   XXX-kulüp odası, yemek odası, mutfak, YEMEK YAPMA ODASI doushiyo! T_T-&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kana bulanmış mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlamıyorum. Neden öyle bir şey yaptı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kanlar içinde olan Mogi, bana bakıyordu. Her zamanki gibi ifadesiz. Ama gözlerinde alevlenen ve beni kınayan bir ışık farkettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Kesinlikle ben de bu durum için suçlanmalıyım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”        XXX burayı &#039;geber&#039; mi yapsak? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzer bir şeyler mırıldanıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyorum. Sadece kulaklarımı tıkamak istiyorum, Ama bunu bile yapamam. Bir anda Mogi-san&#039;ın kana bulanmış bedenini görünce bedenim üzerindeki hakimiyetimi kaybettim. Sözleri kulaklarımı ele geçirdi. Çaresizce o sözlerin anlamını idrak etmemek için sakınmayı denedim. Ama nafile- sözcükler bir çığ gibi eziyor beni, üzerime çöküp donakalmış bedenimi kaplıyorlar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Mogi konuşuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Beni kınayan o kelimeleri söylüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509537</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509537"/>
		<updated>2017-01-02T18:30:40Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözcüğünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey var. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim hadi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— Aa, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ diye seslenmeye başladı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Anne-babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmez.* &amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etmek genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum ve&lt;br /&gt;
samimiyetin simgesidir, ayrıca saygı eki kullanmamak da ileri seviye samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;    &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isimle mi hitap etmeliydim acaba? Mesela ona uyup, ben de ona &#039;Aya&#039; diye mi seslenseydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu bile olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, bu bile kabul edilemez. Ama ‘Otonaşi’ fazla yaygın. Söylenişi kolay ve biraz daha göze çarpmayacak bişey kullanmalıyım.   (Ama ‘Otonaşi-san’ fazla yaygın aslı.reserved derken zaten herkesin kullandığı bi deyiş olduğunu belirtiyor, sınıftakilerin vb. tutulmuş anlamında reserved.ondan yaygın dedim.kazuki daha özel olsun istiyor anladığım kadarıyla. san-sama vb. ekleri attığın için çeviride biraz sıkıntı oldu gibi.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözleri faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni biraz şaşırttın sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasından Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana göre hava hoş. Sadece bir şeyi tekrar doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Imm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria usulca gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik bir adam olduğunu.”  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Didik didik bir şey aranıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana yanıkmış gibi görünen kızın özel eşyalarını karıştırıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi ki bunu yapmak istediğim için yapmıyorum, ve ayrıca kendimi aşırı adi hissediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersinde. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı kullanıp ipucu bulmak için eşyalarını aramamız gerektiğine karar verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sessizce hem fikir olduğumdan beri, xxx buraya bakıcam xxx&lt;br /&gt;
 kendimi adi hissediyor olmama rağmen ona itaat ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, işi ancak ben yaparsam meyve verir gibi görünüyor bu araştırma. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını aramıştı. Şu anki duruma bakılırsa, işe yarar herhangi bir şey bulamamış henüz, ki bu gayet doğal. Maria bizleri yalnızca bir gündür tanıdığından olası kayda değer herhangi bir değişikliği tabi ki ayırt edemeyecek. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız test kitaplarını bir nevi şekillendirmek için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notlar &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmış. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında bir kedi çizimi vardı. Sonraki sayfanın aynı yerinde bir tane daha çizim vardı. Bir sonraki sayfada yine&lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir flip-book olduğunu anlamıştım. Sayfaları hızla çevirince, kedi teneke kutudan yaptığı bir roketle uçup gidiyordu. Maria sert bakışlarıyle beni dizginlemeden önce gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, kızlara özgü birçok ıvır-zıvır buldum. Eşyaları çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyaz renkteydi. iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse yanında &lt;br /&gt;
taşıyordur muhtemelen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—tam bir kişisel bilgi bir hazinesi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulmayı umut ediyordum, ama telefon kilitliydi ve ben de daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, bunu yapmadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli ruj, &lt;br /&gt;
bu göz kalemi, bu da kaşlarını düzeltmek için kullandığı makas, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar yokladım. İçinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırmıştım, ama özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrardır fark edememiş olmamın imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmanın gerçekte ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria yüzünü ekşitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Başka ipucu bulmak için çantayı aramaya devam ettim. İçinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım gün yüzüne çıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yol deneseydim, teklifimi kabul etmiş olabilir miydin?” &#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüf. Salt bir tesadüf olmalıydı, ama hafızamdan gün yüzüne çıkan anılarım beynimin hayal ürünü olmak için fazla gülünç.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō paketi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası aromasını severim. Ama kimseye söylememiştim kimse umursamaz diye. Sınıfta sık sık Umaibō yerim, oldukça dönek biriyim, yani diyeceğim, söz konusu tada gelince, hep değişik olanları yerim. Kimse en çok mısır çorbası aromalı Umaibō’yu sevdiğimi bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip abur cubur paketine tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantasında mısır çorbası aromalı Umaibō’nun bulunması sırf bir tesadüf bile olsa—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkıca omuzlarımdan tutuyor. Tırnakları etime batıyor ve beni gerçekliğe geri getiriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri acıyla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptalca hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini şimdiden birkaç defa keşfettim, ama sahibin o olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu sanıyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf sürmeye &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilirse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder keşfetmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” dedi Maria sıkkın bir sesle.  “Eğer bu sefer bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacağız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın rahatsız olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için yalnızca tek bir &lt;br /&gt;
fırsatının olması biraz sinir bozucu, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar baştan yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözü oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sapmış cesaretlendirmenle elde edebileceğimiz ne ki?”     XXX&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...değil ama aksine?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlayamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum ama Maria müthiş bir öfkeyle birkaç laf &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone şakayla karışık benimle alay ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu anda öğle yemeği arası. Maria ile beraber sabahki tüm dersleri ektik, ve dolayısıyla herkes bize takılmaya başladı. Ama Maria’nın sessizliği sağolsun sınıf arkadaşlarımız çabucak bizimle alay etmekten vazgeçti. Meraklı bakışları hala üzerimizde gerçi ama. Neyse, olacak o kadar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi frenledim. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya bakış attıktan sonra, Kokone beni sınıfın dışına çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstçe cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı biliyordum halbuki. Kokone gözlerini devirdi, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini fal taşı gibi açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı-ama bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa dalıp birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözleri hareket etmeyi durduruyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve Kasumi Mogi’ye odaklanıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Mart&#039;ın 1&#039;ine dek Mogi&#039;ye daha henüz âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. olan, onunla hiçbir şekilde iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadarki konuşmamız bana her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra mutfakta&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! - Japonya da yemek pişirme dersi var okulda geniş mutfaklar var -&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye mutfak&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulübünün üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun bu yüzünün arkasında sakladığı düşünceleri tahmin bile edemiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, seslendi bana. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir işaret.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “sonra görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Im, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama ben yüzündeki ifadeyi farketmiştim bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yemek odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğinin farkına varmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırdık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planlandığı gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi mutfaktaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.   XXX-kulüp odası, yemek odası, mutfak, YEMEK YAPMA ODASI doushiyo! T_T-&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kana bulanmış mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlamıyorum. Neden öyle bir şey yaptı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kanlar içinde olan Mogi, bana bakıyordu. Her zamanki gibi ifadesiz. Ama gözlerinde alevlenen ve beni kınayan bir ışık farkettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Kesinlikle ben de bu durum için suçlanmalıyım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”        XXX burayı &#039;geber&#039; mi yapsak? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzer bir şeyler mırıldanıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyorum. Sadece kulaklarımı tıkamak istiyorum, Ama bunu bile yapamam. Bir anda Mogi-san&#039;ın kana bulanmış bedenini görünce bedenim üzerindeki hakimiyetimi kaybettim. Sözleri kulaklarımı ele geçirdi. Çaresizce o sözlerin anlamını idrak etmemek için sakınmayı denedim. Ama nafile- sözcükler bir çığ gibi eziyor beni, üzerime çöküp donakalmış bedenimi kaplıyorlar. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Mogi konuşuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Beni kınayan o kelimeleri söylüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509533</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509533"/>
		<updated>2017-01-02T18:24:46Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözcüğünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey var. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim hadi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— Aa, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ diye seslenmeye başladı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Anne-babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmez.* &amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etmek genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum ve&lt;br /&gt;
samimiyetin simgesidir, ayrıca saygı eki kullanmamak da ileri seviye samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;    &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isimle mi hitap etmeliydim acaba? Mesela ona uyup, ben de ona &#039;Aya&#039; diye mi seslenseydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu bile olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, bu bile kabul edilemez. Ama ‘Otonaşi’ fazla yaygın. Söylenişi kolay ve biraz daha göze çarpmayacak bişey kullanmalıyım.   (Ama ‘Otonaşi-san’ fazla yaygın aslı.reserved derken zaten herkesin kullandığı bi deyiş olduğunu belirtiyor, sınıftakilerin vb. tutulmuş anlamında reserved.ondan yaygın dedim.kazuki daha özel olsun istiyor anladığım kadarıyla. san-sama vb. ekleri attığın için çeviride biraz sıkıntı oldu gibi.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözleri faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni biraz şaşırttın sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasından Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana göre hava hoş. Sadece bir şeyi tekrar doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Imm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria usulca gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik bir adam olduğunu.”  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Didik didik bir şey aranıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana yanıkmış gibi görünen kızın özel eşyalarını karıştırıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi ki bunu yapmak istediğim için yapmıyorum, ve ayrıca kendimi aşırı adi hissediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersinde. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı kullanıp ipucu bulmak için eşyalarını aramamız gerektiğine karar verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sessizce hem fikir olduğumdan beri, xxx buraya bakıcam xxx&lt;br /&gt;
 kendimi adi hissediyor olmama rağmen ona itaat ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, işi ancak ben yaparsam meyve verir gibi görünüyor bu araştırma. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını aramıştı. Şu anki duruma bakılırsa, işe yarar herhangi bir şey bulamamış henüz, ki bu gayet doğal. Maria bizleri yalnızca bir gündür tanıdığından olası kayda değer herhangi bir değişikliği tabi ki ayırt edemeyecek. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız test kitaplarını bir nevi şekillendirmek için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notlar &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmış. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında bir kedi çizimi vardı. Sonraki sayfanın aynı yerinde bir tane daha çizim vardı. Bir sonraki sayfada yine&lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir flip-book olduğunu anlamıştım. Sayfaları hızla çevirince, kedi teneke kutudan yaptığı bir roketle uçup gidiyordu. Maria sert bakışlarıyle beni dizginlemeden önce gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, kızlara özgü birçok ıvır-zıvır buldum. Eşyaları çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyaz renkteydi. iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse yanında &lt;br /&gt;
taşıyordur muhtemelen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—tam bir kişisel bilgi bir hazinesi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulmayı umut ediyordum, ama telefon kilitliydi ve ben de daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, bunu yapmadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli ruj, &lt;br /&gt;
bu göz kalemi, bu da kaşlarını düzeltmek için kullandığı makas, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar yokladım. İçinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırmıştım, ama özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrardır fark edememiş olmamın imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmanın gerçekte ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria yüzünü ekşitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Başka ipucu bulmak için çantayı aramaya devam ettim. İçinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım gün yüzüne çıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yol deneseydim, teklifimi kabul etmiş olabilir miydin?” &#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüf. Salt bir tesadüf olmalıydı, ama hafızamdan gün yüzüne çıkan anılarım beynimin hayal ürünü olmak için fazla gülünç.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō paketi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası aromasını severim. Ama kimseye söylememiştim kimse umursamaz diye. Sınıfta sık sık Umaibō yerim, oldukça dönek biriyim, yani diyeceğim, söz konusu tada gelince, hep değişik olanları yerim. Kimse en çok mısır çorbası aromalı Umaibō’yu sevdiğimi bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip abur cubur paketine tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantasında mısır çorbası aromalı Umaibō’nun bulunması sırf bir tesadüf bile olsa—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkıca omuzlarımdan tutuyor. Tırnakları etime batıyor ve beni gerçekliğe geri getiriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri acıyla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptalca hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini şimdiden birkaç defa keşfettim, ama sahibin o olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu sanıyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf sürmeye &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilirse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder keşfetmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” dedi Maria sıkkın bir sesle.  “Eğer bu sefer bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacağız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın rahatsız olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için yalnızca tek bir &lt;br /&gt;
fırsatının olması biraz sinir bozucu, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar baştan yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözü oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sapmış cesaretlendirmenle elde edebileceğimiz ne ki?”     XXX&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...değil ama aksine?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlayamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum ama Maria müthiş bir öfkeyle birkaç laf &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone şakayla karışık benimle alay ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu anda öğle yemeği arası. Maria ile beraber sabahki tüm dersleri ektik, ve dolayısıyla herkes &lt;br /&gt;
bize takılmaya başladı. Ama Maria’nın sessizliği sağolsun sınıf arkadaşlarımız çabucak bizimle alay etmekten vaz geçti. Meraklı bakışları hala üzerimizde gerçi ama. Neyse, olacak o kadar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi frenledim. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya bakış attıktan sonra, Kokone beni sınıfın dışına çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstçe cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı biliyordum halbuki. Kokone gözlerini devirdi, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini fal taşı gibi açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı-ama bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa dalıp birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözleri hareket etmeyi durduruyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve Kasumi Mogi’ye odaklanıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Mart&#039;ın 1&#039;ine dek Mogi&#039;ye daha henüz âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. olan, &lt;br /&gt;
onunla hiçbir şekilde iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadarki konuşmamız bana her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra mutfakta&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! - Japonya da yemek pişirme dersi var okulda geniş mutfaklar var -&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye mutfak&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulübünün üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun yüzünün arkasında sakladığı düşünceleri tahmin bile &lt;br /&gt;
edemiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, seslendi bana. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir &lt;br /&gt;
işaret.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “sonra görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Im, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama ben yüzündeki ifadeyi farketmiştim bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yemek odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğinin farkına varmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırdık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planlandığı gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi mutfaktaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.   XXX-kulüp odası, yemek odası, mutfak, YEMEK YAPMA ODASI doushiyo! T_T-&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kana bulanmış mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlamıyorum. Neden öyle bir şey yaptı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kanlar içinde olan Mogi, bana bakıyordu. Her zamanki gibi ifadesiz. Ama gözlerinde alevlenen ve beni kınayan bir ışık farkettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Kesinlikle ben de bu durum için suçlanmalıyım. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”        XXX burayı &#039;geber&#039; mi yapsak? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzer bir şeyler mırıldanıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyorum. Sadece kulaklarımı tıkamak istiyorum, Ama bunu bile yapamam. Bir anda Mogi-san&#039;ın kana bulanmış bedenini görünce bedenim üzerindeki hakimiyetimi kaybettim. Sözleri kulaklarımı ele geçirdi. Çaresizce o sözlerin anlamını idrak etmemek için sakınmayı denedim. Ama nafile- sözcükler bir çığ gibi eziyor beni, üzerime çöküp donakalmış bedenimi kaplıyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi konuşuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Beni kınayan kelimeleri söylüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509526</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509526"/>
		<updated>2017-01-02T16:59:23Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey var. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim hadi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— Aa, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ diye seslenmeye başladı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Anne-babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmez.* &amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etmek genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum ve&lt;br /&gt;
samimiyetin simgesidir, ayrıca saygı eki kullanmamak da ileri seviye samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;    &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isimle mi hitap etmeliydim acaba? Mesela ona uyup, ben de ona &#039;Aya&#039; diye mi seslenseydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu bile olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, bu bile kabul edilemez. Ama ‘Otonaşi’ fazla yaygın. Söylenişi kolay ve biraz daha göze çarpmayacak bişey kullanmalıyım.   (Ama ‘Otonaşi-san’ fazla yaygın aslı.reserved derken zaten herkesin kullandığı bi deyiş olduğunu belirtiyor, sınıftakilerin vb. tutulmuş anlamında reserved.ondan yaygın dedim.kazuki daha özel olsun istiyor anladığım kadarıyla. san-sama vb. ekleri attığın için çeviride biraz sıkıntı oldu gibi.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözleri faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni biraz şaşırttın sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasından Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana göre hava hoş. Sadece bir şeyi tekrar doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Imm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria usulca gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik bir adam olduğunu.”  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Didik didik bir şey aranıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana yanıkmış gibi görünen kızın özel eşyalarını karıştırıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi ki bunu yapmak istediğim için yapmıyorum, ve ayrıca kendimi aşırı adi hissediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersinde. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı kullanıp ipucu bulmak için eşyalarını aramamız gerektiğine karar verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sessizce hem fikir olduğumdan beri, xxx buraya bakıcam xxx&lt;br /&gt;
 kendimi adi hissediyor olmama rağmen ona itaat ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, işi ancak ben yaparsam meyve verir gibi görünüyor bu araştırma. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını aramıştı. Şu anki duruma bakılırsa, işe yarar herhangi bir şey bulamamış henüz, ki bu gayet doğal. Maria bizleri yalnızca bir gündür tanıdığından olası kayda değer herhangi bir değişikliği tabi ki ayırt edemeyecek. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız test kitaplarını bir nevi şekillendirmek için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notlar &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmış. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında bir kedi çizimi vardı. Sonraki sayfanın aynı yerinde bir tane daha çizim vardı. Bir sonraki sayfada yine&lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir flip-book olduğunu anlamıştım. Sayfaları hızla çevirince, kedi teneke kutudan yaptığı bir roketle uçup gidiyordu. Maria sert bakışlarıyle beni dizginlemeden önce gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, kızlara özgü birçok ıvır-zıvır buldum. Eşyaları çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyaz renkteydi. iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse yanında &lt;br /&gt;
taşıyordur muhtemelen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—tam bir kişisel bilgi bir hazinesi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulmayı umut ediyordum, ama telefon kilitliydi ve ben de daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, bunu yapmadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli ruj, &lt;br /&gt;
bu göz kalemi, bu da kaşlarını düzeltmek için kullandığı makas, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar yokladım. İçinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırmıştım, ama özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrardır fark edememiş olmamın imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmanın gerçekte ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria yüzünü ekşitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Başka ipucu bulmak için çantayı aramaya devam ettim. İçinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım gün yüzüne çıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yol deneseydim, teklifimi kabul etmiş olabilir miydin?” &#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüf. Salt bir tesadüf olmalıydı, ama hafızamdan gün yüzüne çıkan anılarım beynimin hayal ürünü olmak için fazla gülünç.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō paketi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası aromasını severim. Ama kimseye söylememiştim kimse umursamaz diye. Sınıfta sık sık Umaibō yerim, oldukça dönek biriyim, yani diyeceğim, söz konusu tada gelince, hep değişik olanları yerim. Kimse en çok mısır çorbası aromalı Umaibō’yu sevdiğimi bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip abur cubur paketine tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantasında mısır çorbası aromalı Umaibō’nun bulunması sırf bir tesadüf bile olsa—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkıca omuzlarımdan tutuyor. Tırnakları etime batıyor ve beni gerçekliğe geri getiriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri acıyla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptalca hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini şimdiden birkaç defa keşfettim, ama sahibin o olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu sanıyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf sürmeye &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilirse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder keşfetmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” dedi Maria sıkkın bir sesle.  “Eğer bu sefer bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacağız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın rahatsız olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için yalnızca tek bir &lt;br /&gt;
fırsatının olması biraz sinir bozucu, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar baştan yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözü oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sapmış cesaretlendirmenle elde edebileceğimiz ne ki?”     XXX&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...değil ama aksine?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlayamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum ama Maria müthiş bir öfkeyle birkaç laf &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone şakayla karışık benimle alay ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu anda öğle yemeği arası. Maria ile beraber sabahki tüm dersleri ektik, ve dolayısıyla herkes &lt;br /&gt;
bize takılmaya başladı. Ama Maria’nın sessizliği sağolsun sınıf arkadaşlarımız çabucak bizimle alay etmekten vaz geçti.&lt;br /&gt;
 Meraklı bakışları hala üzerimizde gerçi ama. Neyse, o kadarı olacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi frenledim. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, &lt;br /&gt;
ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya bakış attıktan sonra, Kokone beni sınıfın dışına çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstçe cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı biliyordum halbuki. Kokone gözlerini devirdi, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini fal taşı gibi açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı-ama bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa dalıp birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözleri hareket etmeyi durduruyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve Kasumi Mogi’ye odaklanıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mart&#039;tan sonraki zaman içerisinde henüz Mogi&#039;ye âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. tekrarda, &lt;br /&gt;
onunla hiçbir iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadar konuşmamız benim için her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra kulüp odası&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! -&lt;br /&gt;
-&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye kulüp odası&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulüpünün bir üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun ifadesinin arkasındaki düşünceleri tahmin bile &lt;br /&gt;
edemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, bana seslendi. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir &lt;br /&gt;
işaretti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Em, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama yüzündeki ifadeyi görmüştüm bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğini fark ettik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planladığımız gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi kulüp odasındaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kanlı mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlayamıyordum. Neden öyle bir şey yapmıştı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kan içinde olan Mogi, bana baktı. Her zamanki gibi ifadesizdi. Ama gözlerinde suçlunun ben olduğunu söyleyen bir ışığın titrediğini&amp;lt;!--flicker?--&amp;gt; fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Bu durum için ben de suçlanmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzeyen bir şeyler mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyordum. Sadece kulaklarımı kapamak istedim, Ama onu bile yapamadım. Mogi-&lt;br /&gt;
san’ı kanlar içinde görünce vücudum üzerindeki hakimiyetimi kaybetmiştim. Sözleri kulaklarıma hücum etti&amp;lt;!--İstila etti belki? Tecavüz çok mu ağır oldu acaba? bence de xd--&amp;gt;. Onun sözlerinin anlamını idrak edememek &lt;br /&gt;
için çırpındım. Ama faydasızdı—sözleri üzerime çığ gibi düştü, üzerime yağıp donakalmış vücudumu &lt;br /&gt;
kapladılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi konuşuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni kınadığı sözlerini söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509091</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509091"/>
		<updated>2016-12-27T20:27:45Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey var. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim hadi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— Aa, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ diye seslenmeye başladı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Anne-babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmez.* &amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etmek genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum ve&lt;br /&gt;
samimiyetin simgesidir, ayrıca saygı eki kullanmamak da ileri seviye samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;    &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isimle mi hitap etmeliydim acaba? Mesela ona uyup, ben de ona &#039;Aya&#039; diye mi seslenseydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu bile olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, bu bile kabul edilemez. Ama ‘Otonaşi’ fazla yaygın. Söylenişi kolay ve biraz daha göze çarpmayacak bişey kullanmalıyım.   (Ama ‘Otonaşi-san’ fazla yaygın aslı.reserved derken zaten herkesin kullandığı bi deyiş olduğunu belirtiyor, sınıftakilerin vb. tutulmuş anlamında reserved.ondan yaygın dedim.kazuki daha özel olsun istiyor anladığım kadarıyla. san-sama vb. ekleri attığın için çeviride biraz sıkıntı oldu gibi.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözleri faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni biraz şaşırttın sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasından Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana göre hava hoş. Sadece bir şeyi tekrar doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Imm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria usulca gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik bir adam olduğunu.”  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Didik didik bir şey aranıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana yanıkmış gibi görünen kızın özel eşyalarını karıştırıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi ki bunu yapmak istediğim için yapmıyorum, ve ayrıca kendimi aşırı adi hissediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersinde. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı kullanıp ipucu bulmak için eşyalarını aramamız gerektiğine karar verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sessizce hem fikir olduğumdan beri, xxx buraya bakıcam xxx&lt;br /&gt;
 kendimi adi hissediyor olmama rağmen ona itaat ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, işi ancak ben yaparsam meyve verir gibi görünüyor bu araştırma. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını aramıştı. Şu anki duruma bakılırsa, işe yarar herhangi bir şey bulamamış henüz, ki bu gayet doğal. Maria bizleri yalnızca bir gündür tanıdığından olası kayda değer herhangi bir değişikliği tabi ki ayırt edemeyecek. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız test kitaplarını bir nevi şekillendirmek için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notlar &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmış. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında bir kedi çizimi vardı. Sonraki sayfanın aynı yerinde bir tane daha çizim vardı. Bir sonraki sayfada yine&lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir flip-book olduğunu anlamıştım. Sayfaları hızla çevirince, kedi teneke kutudan yaptığı bir roketle uçup gidiyordu. Maria sert bakışlarıyle beni dizginlemeden önce gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, kızlara özgü birçok ıvır-zıvır buldum. Eşyaları çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyaz renkteydi. iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse yanında &lt;br /&gt;
taşıyordur muhtemelen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—tam bir kişisel bilgi bir hazinesi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulmayı umut ediyordum, ama telefon kilitliydi ve ben de daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, bunu yapmadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli ruj, &lt;br /&gt;
bu göz kalemi, bu da kaşlarını düzeltmek için kullandığı makas, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar yokladım. İçinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırmıştım, ama özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrardır fark edememiş olmamın imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmanın gerçekte ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria yüzünü ekşitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Başka ipucu bulmak için çantayı aramaya devam ettim. İçinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım gün yüzüne çıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yol deneseydim, teklifimi kabul etmiş olabilir miydin?” &#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacağım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüf. Salt bir tesadüf olmalıydı, ama hafızamdan gün yüzüne çıkan anılarım beynimin hayal ürünü olmak için fazla gülünç.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō paketi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası aromasını severim. Ama kimseye söylememiştim kimse umursamaz diye. Sınıfta sık sık Umaibō yerim, oldukça dönek biriyim, yani diyeceğim, söz konusu tada gelince, hep değişik olanları yerim. Kimse en çok mısır çorbası aromalı Umaibō’yu sevdiğimi bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip abur cubur paketine tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantasında mısır çorbası aromalı Umaibō’nun bulunması sırf bir tesadüf bile olsa—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkıca omuzlarımdan tutuyor. Tırnakları etime batıyor ve beni gerçekliğe geri getiriyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri acıyla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptalca hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini şimdiden birkaç defa keşfettim, ama onun sahip olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu sanıyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilirse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder etmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” dedi Maria sıkkın bir sesle.  “Eğer bu sefer bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacağız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın rahatsız olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için yalnızca tek bir &lt;br /&gt;
fırsatının olması biraz sinir bozucu, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar baştan yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O lafı oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu verilmesi gereksiz yüreklendirmenin ne anlamı var ?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki de öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama ondan çok?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum, ama Maria sinirli bir şekilde birkaç söz &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone benimle şakayla karışık alay ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu an öğlen arasındaydık. Maria ile bütün sabah derslerimizi ektik, ve dolayısıyla herkes &lt;br /&gt;
bizimle alay etmeye başlamıştı. Ama Maria’nın sessizliği sayesinde herkes bizimle alay etmekten &lt;br /&gt;
oldukça çabuk vazgeçti. Meraklı bakışları hala bizim üzerimizdeydi ama. Neyse, o kadarı olacaktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi durdurdum. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, &lt;br /&gt;
ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya gözümün kenarından baktıktan sonra, Kokone beni sınıftan dışarı çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstce cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı bilmeme rağmen. Kokone yere baktı, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini sonuna kadar açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı ama—bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın içine bakıp gözleriyle birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerinin hareketleri durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve üstünde durdukları kişi—Kasumi Mogi’ydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mart&#039;tan sonraki zaman içerisinde henüz Mogi&#039;ye âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. tekrarda, &lt;br /&gt;
onunla hiçbir iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadar konuşmamız benim için her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra kulüp odası&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! -&lt;br /&gt;
-&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye kulüp odası&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulüpünün bir üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun ifadesinin arkasındaki düşünceleri tahmin bile &lt;br /&gt;
edemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, bana seslendi. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir &lt;br /&gt;
işaretti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Em, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama yüzündeki ifadeyi görmüştüm bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğini fark ettik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planladığımız gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi kulüp odasındaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kanlı mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlayamıyordum. Neden öyle bir şey yapmıştı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kan içinde olan Mogi, bana baktı. Her zamanki gibi ifadesizdi. Ama gözlerinde suçlunun ben olduğunu söyleyen bir ışığın titrediğini&amp;lt;!--flicker?--&amp;gt; fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Bu durum için ben de suçlanmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzeyen bir şeyler mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyordum. Sadece kulaklarımı kapamak istedim, Ama onu bile yapamadım. Mogi-&lt;br /&gt;
san’ı kanlar içinde görünce vücudum üzerindeki hakimiyetimi kaybetmiştim. Sözleri kulaklarıma hücum etti&amp;lt;!--İstila etti belki? Tecavüz çok mu ağır oldu acaba? bence de xd--&amp;gt;. Onun sözlerinin anlamını idrak edememek &lt;br /&gt;
için çırpındım. Ama faydasızdı—sözleri üzerime çığ gibi düştü, üzerime yağıp donakalmış vücudumu &lt;br /&gt;
kapladılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi konuşuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni kınadığı sözlerini söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509086</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509086"/>
		<updated>2016-12-27T19:32:17Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey var. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim hadi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— Aa, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ diye seslenmeye başladı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Anne-babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmez.* &amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etmek genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum ve&lt;br /&gt;
samimiyetin simgesidir, ayrıca saygı eki kullanmamak da ileri seviye samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;    &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isimle mi hitap etmeliydim acaba? Mesela ona uyup, ben de ona &#039;Aya&#039; diye mi seslenseydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu bile olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, bu bile kabul edilemez. Ama ‘Otonaşi’ fazla yaygın. Söylenişi kolay ve biraz daha göze çarpmayacak bişey kullanmalıyım.   (Ama ‘Otonaşi-san’ fazla yaygın aslı.reserved derken zaten herkesin kullandığı bi deyiş olduğunu belirtiyor, sınıftakilerin vb. tutulmuş anlamında reserved.ondan yaygın dedim.kazuki daha özel olsun istiyor anladığım kadarıyla. san-sama vb. ekleri attığın için çeviride biraz sıkıntı oldu gibi.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözleri faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni biraz şaşırttın sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasından Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana göre hava hoş. Sadece bir şeyi tekrar doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Imm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria usulca gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik bir adam olduğunu.”  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Didik didik bir şey aranıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana yanıkmış gibi görünen kızın özel eşyalarını karıştırıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi ki bunu yapmak istediğim için yapmıyorum, ve ayrıca kendimi aşırı adi hissediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersinde. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı kullanıp ipucu bulmak için eşyalarını aramamız gerektiğine karar verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sessizce hem fikir olduğumdan beri, xxx buraya bakıcam xxx&lt;br /&gt;
 kendimi adi hissediyor olmama rağmen ona itaat ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, işi ancak ben yaparsam meyve verir gibi görünüyor bu araştırma. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını aramıştı. Şu anki duruma bakılırsa, işe yarar herhangi bir şey bulamamış henüz, ki bu gayet doğal. Maria bizleri yalnızca bir gündür tanıdığından olası kayda değer herhangi bir değişikliği tabi ki ayırt edemeyecek. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız test kitaplarını bir nevi şekillendirmek için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notlar &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmış. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında bir kedi çizimi vardı. Sonraki sayfanın aynı yerinde bir tane daha çizim vardı. Bir sonraki sayfada yine&lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir flip-book olduğunu anlamıştım. Sayfaları hızla çevirince, kedi teneke kutudan yaptığı bir roketle uçup gidiyordu. Maria sert bakışlarıyle beni dizginlemeden önce gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, kızlara özgü birçok ıvır-zıvır buldum. Eşyaları çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyaz renkteydi. iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse yanında &lt;br /&gt;
taşıyordur muhtemelen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—tam bir kişisel bilgi bir hazinesi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulmayı umut ediyordum, ama telefon kilitliydi ve ben de daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, bunu yapmadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli ruj, &lt;br /&gt;
bu göz kalemi, bu da kaşlarını düzeltmek için kullandığı makas, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar yokladım. İçinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırmıştım, ama özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrardır fark edememiş olmamın imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmanın gerçekte ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria yüzünü ekşitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Başka ipucu bulmak için çantayı aramaya devam ettim. İçinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım gün yüzüne çıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yaklaşım deneseydim, itirafımı kabul etmiş olabilir miydin?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacaktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüftü. Bu sadece tesadüf olmalıydı, ama zihnimin yüzeyinde çıkan anılar hayal &lt;br /&gt;
ürünü olmak için fazla saçmaydı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō ambalajıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası tadındakini seviyorum. Ama kimsenin umrunda olmadığı için kimseye &lt;br /&gt;
söylememiştim. Sınıf içerisinde sık sık Umaibō yerim, ama söz konusu tada gelince, oldukça sadakatsiz &lt;br /&gt;
olduğum söylenebilir, ve hep farklı tattakileri de yerim. En çok Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’yu &lt;br /&gt;
sevdiğimi kimse bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip tekrar atıştırmalığın ambalajına baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadında Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mısır Çorbası tadında bir Umaibō’nun çantasında bulunması sırf bir tesadüf olsa bile—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahipti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkı sıkı omuzlarımı tuttu. Tırnakları cildime batıyordu ve beni gerçekliğe geri getirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri hoşnutsuzlukla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptal bir hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini birkaç defa keşfettim, ama onun sahip olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu tahmin ediyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı olurdu. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder etmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” sıkkın bir sesle dedi Maria. “Bu defa &lt;br /&gt;
bunun hakkında bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın sinirli olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için tek bir &lt;br /&gt;
fırsatın olması biraz sinir bozucu olmalıydı, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O lafı oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu verilmesi gereksiz yüreklendirmenin ne anlamı var ?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki de öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama ondan çok?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum, ama Maria sinirli bir şekilde birkaç söz &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone benimle şakayla karışık alay ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu an öğlen arasındaydık. Maria ile bütün sabah derslerimizi ektik, ve dolayısıyla herkes &lt;br /&gt;
bizimle alay etmeye başlamıştı. Ama Maria’nın sessizliği sayesinde herkes bizimle alay etmekten &lt;br /&gt;
oldukça çabuk vazgeçti. Meraklı bakışları hala bizim üzerimizdeydi ama. Neyse, o kadarı olacaktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi durdurdum. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, &lt;br /&gt;
ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya gözümün kenarından baktıktan sonra, Kokone beni sınıftan dışarı çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstce cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı bilmeme rağmen. Kokone yere baktı, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini sonuna kadar açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı ama—bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın içine bakıp gözleriyle birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerinin hareketleri durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve üstünde durdukları kişi—Kasumi Mogi’ydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mart&#039;tan sonraki zaman içerisinde henüz Mogi&#039;ye âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. tekrarda, &lt;br /&gt;
onunla hiçbir iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadar konuşmamız benim için her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra kulüp odası&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! -&lt;br /&gt;
-&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye kulüp odası&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulüpünün bir üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun ifadesinin arkasındaki düşünceleri tahmin bile &lt;br /&gt;
edemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, bana seslendi. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir &lt;br /&gt;
işaretti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Em, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama yüzündeki ifadeyi görmüştüm bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğini fark ettik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planladığımız gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi kulüp odasındaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kanlı mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlayamıyordum. Neden öyle bir şey yapmıştı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kan içinde olan Mogi, bana baktı. Her zamanki gibi ifadesizdi. Ama gözlerinde suçlunun ben olduğunu söyleyen bir ışığın titrediğini&amp;lt;!--flicker?--&amp;gt; fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Bu durum için ben de suçlanmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzeyen bir şeyler mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyordum. Sadece kulaklarımı kapamak istedim, Ama onu bile yapamadım. Mogi-&lt;br /&gt;
san’ı kanlar içinde görünce vücudum üzerindeki hakimiyetimi kaybetmiştim. Sözleri kulaklarıma hücum etti&amp;lt;!--İstila etti belki? Tecavüz çok mu ağır oldu acaba? bence de xd--&amp;gt;. Onun sözlerinin anlamını idrak edememek &lt;br /&gt;
için çırpındım. Ama faydasızdı—sözleri üzerime çığ gibi düştü, üzerime yağıp donakalmış vücudumu &lt;br /&gt;
kapladılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi konuşuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni kınadığı sözlerini söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509079</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=509079"/>
		<updated>2016-12-27T16:26:09Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey var. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim hadi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— Aa, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ diye seslenmeye başladı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Anne-babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmez.* &amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etmek genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum ve&lt;br /&gt;
samimiyetin simgesidir, ayrıca saygı eki kullanmamak da ileri seviye samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;    &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isimle mi hitap etmeliydim acaba? Mesela ona uyup, ben de ona &#039;Aya&#039; diye mi seslenseydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu bile olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, bu bile kabul edilemez. Ama ‘Otonaşi’ fazla yaygın. Söylenişi kolay ve biraz daha göze çarpmayacak bişey kullanmalıyım.   (Ama ‘Otonaşi-san’ fazla yaygın aslı.reserved derken zaten herkesin kullandığı bi deyiş olduğunu belirtiyor, sınıftakilerin vb. tutulmuş anlamında reserved.ondan yaygın dedim.kazuki daha özel olsun istiyor anladığım kadarıyla. san-sama vb. ekleri attığın için çeviride biraz sıkıntı oldu gibi.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözleri faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni biraz şaşırttın sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasından Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana göre hava hoş. Sadece bir şeyi tekrar doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Imm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria usulca gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik bir adam olduğunu.”  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Didik didik bir şey aranıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana yanık gibi duran bir kızın özel eşyalarını karıştırıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi ki bunu yapmak istediğim için yapmıyorum, ve ayrıca kendimi aşırı adi hissediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersinde. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı &lt;br /&gt;
kullanıp ipucu bulmak için eşyalarını aramamız gerektiğine karar verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sessizce hem fikir olduğumdan beri, xxx buraya bakıcam xxx&lt;br /&gt;
 kendimi adi hissediyor olmama rağmen ona itaat ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, işi ancak ben yaparsam meyve verir gibi görünüyor bu araştırma. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını aramıştı. Şu anki duruma bakılırsa, işe yarar herhangi bir şey bulamamış henüz, ki bu gayet doğal. Maria bizleri yalnızca bir gündür tanıdığından olası kayda değer herhangi bir değişikliği tabi ki ayırt edemeyecek. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız test kitaplarını biraz düzenlemek XXX için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notları &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmıştı. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında kedi çizimi vardı. Sonraki sayfanın aynı yerinde bir tane daha çizim vardı. Bir sonraki sayfada yine&lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir flip-book olduğunu anlamıştım. Sayfaları hızla çevirince, kedi teneke kutudan yaptığı roket ile uçup gidiyordu. Maria sert bakışlarıyle beni dizginlemeden önce gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, kızlara özgü birçok ıvır-zıvır buldum. Eşyaları çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyaz renkteydi. iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse yanında &lt;br /&gt;
taşıyor muhtemelen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—özel bilgiden ibaret bir hazine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulma umudum vardı, ama telefonu kilitliydi ve daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, karaştıramadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli rujdu, &lt;br /&gt;
bu göz kalemiydi, bu kirpiklerini kırpmak için kullandığı makastı, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar karıştırdım. İçerisinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırdım, ve içinde özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakalmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrar üzerinde fark edemememin &lt;br /&gt;
imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmasının ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sanki limon yemiş gibi suratını buruşturdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantayı başka ipucu bulmak için karıştırmaya devam ettim. İçerisinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım zihnimin yüzeyine çıkmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yaklaşım deneseydim, itirafımı kabul etmiş olabilir miydin?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacaktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüftü. Bu sadece tesadüf olmalıydı, ama zihnimin yüzeyinde çıkan anılar hayal &lt;br /&gt;
ürünü olmak için fazla saçmaydı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō ambalajıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası tadındakini seviyorum. Ama kimsenin umrunda olmadığı için kimseye &lt;br /&gt;
söylememiştim. Sınıf içerisinde sık sık Umaibō yerim, ama söz konusu tada gelince, oldukça sadakatsiz &lt;br /&gt;
olduğum söylenebilir, ve hep farklı tattakileri de yerim. En çok Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’yu &lt;br /&gt;
sevdiğimi kimse bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip tekrar atıştırmalığın ambalajına baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadında Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mısır Çorbası tadında bir Umaibō’nun çantasında bulunması sırf bir tesadüf olsa bile—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahipti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkı sıkı omuzlarımı tuttu. Tırnakları cildime batıyordu ve beni gerçekliğe geri getirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri hoşnutsuzlukla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptal bir hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini birkaç defa keşfettim, ama onun sahip olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu tahmin ediyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı olurdu. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder etmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” sıkkın bir sesle dedi Maria. “Bu defa &lt;br /&gt;
bunun hakkında bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın sinirli olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için tek bir &lt;br /&gt;
fırsatın olması biraz sinir bozucu olmalıydı, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O lafı oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu verilmesi gereksiz yüreklendirmenin ne anlamı var ?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki de öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama ondan çok?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum, ama Maria sinirli bir şekilde birkaç söz &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone benimle şakayla karışık alay ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu an öğlen arasındaydık. Maria ile bütün sabah derslerimizi ektik, ve dolayısıyla herkes &lt;br /&gt;
bizimle alay etmeye başlamıştı. Ama Maria’nın sessizliği sayesinde herkes bizimle alay etmekten &lt;br /&gt;
oldukça çabuk vazgeçti. Meraklı bakışları hala bizim üzerimizdeydi ama. Neyse, o kadarı olacaktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi durdurdum. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, &lt;br /&gt;
ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya gözümün kenarından baktıktan sonra, Kokone beni sınıftan dışarı çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstce cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı bilmeme rağmen. Kokone yere baktı, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini sonuna kadar açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı ama—bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın içine bakıp gözleriyle birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerinin hareketleri durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve üstünde durdukları kişi—Kasumi Mogi’ydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mart&#039;tan sonraki zaman içerisinde henüz Mogi&#039;ye âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. tekrarda, &lt;br /&gt;
onunla hiçbir iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadar konuşmamız benim için her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra kulüp odası&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! -&lt;br /&gt;
-&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye kulüp odası&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulüpünün bir üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun ifadesinin arkasındaki düşünceleri tahmin bile &lt;br /&gt;
edemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, bana seslendi. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir &lt;br /&gt;
işaretti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Em, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama yüzündeki ifadeyi görmüştüm bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğini fark ettik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planladığımız gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi kulüp odasındaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kanlı mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlayamıyordum. Neden öyle bir şey yapmıştı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kan içinde olan Mogi, bana baktı. Her zamanki gibi ifadesizdi. Ama gözlerinde suçlunun ben olduğunu söyleyen bir ışığın titrediğini&amp;lt;!--flicker?--&amp;gt; fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Bu durum için ben de suçlanmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzeyen bir şeyler mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyordum. Sadece kulaklarımı kapamak istedim, Ama onu bile yapamadım. Mogi-&lt;br /&gt;
san’ı kanlar içinde görünce vücudum üzerindeki hakimiyetimi kaybetmiştim. Sözleri kulaklarıma hücum etti&amp;lt;!--İstila etti belki? Tecavüz çok mu ağır oldu acaba? bence de xd--&amp;gt;. Onun sözlerinin anlamını idrak edememek &lt;br /&gt;
için çırpındım. Ama faydasızdı—sözleri üzerime çığ gibi düştü, üzerime yağıp donakalmış vücudumu &lt;br /&gt;
kapladılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi konuşuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni kınadığı sözlerini söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27753._Defa&amp;diff=508227</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27753. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27753._Defa&amp;diff=508227"/>
		<updated>2016-12-16T12:45:49Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Sınıfımız beden eğitimi dersinde futbol oynuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bense burun kanaması geçirdiğim için, Mogi&#039;nin kucağında dinleniyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden onun duygularını merak etmeye başladım. Acaba kucağında dinlenmeme izin vererek, birazcık da olsa, beni cezbetmeye mi çalışıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En ufak bir fikrim yok—gizlice ona baktığımda her zamanki gibi ifadesiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Mogi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Şu an ne düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi başını yana eğdi, ama cevabı varmış gibi gözükmüyordu. Soruma tek tepkisi şaşkın bir bakış oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun üzerine düşünmeye başladım—partnerimin duygularını anlamak bu kadar zorsa, aşkımız gerçekten ilerleyebilir miydi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar zor bir kıza âşık oldum ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hakikaten—ben ne ara ona âşık oldum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamaya çalıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...........Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne oldu?” Birden ses çıkartınca Mogi sordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Y-Yok… yok bir şey!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suratım muhtemelen ‘bir şey yok’ işaretini vermiyordu. Mogi bunun farkında. Fakat bu konuda beni sorgulayacak sosyal becerisi olmadığı için, sessiz kalıp bir şey demekten kendini alıkoydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;yi uyarmadan kalktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm… sanırım burun kanamam durdu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...hım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Konuşmamız bu yalın sözcüklerle bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden gönüllü olarak böylesine güzel bir durumdan vazgeçtim ki? Böylesine bir keyfi bir &lt;br /&gt;
daha asla bulma şansım olmayabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—bu imkansız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü ne kadar çabalasam bile—&amp;lt;u&amp;gt;hatırlayamıyorum.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum!.. Ona ne zaman âşık olduğumu hatırlayamıyorum!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden âşık oldum? Bunu ne tetikledi? Farkında olmadan mı ondan hoşlanıyordum veya, hiç özel bir durum olmadan?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu bimem gerekir; nasıl unutmuş olabilirim, ama… ne kadar çabalasam da nafile, &lt;br /&gt;
hatırlayamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İlk görüşte aşk değildi, ve sınıf arkadaşı olmamız dışında hiçbir ortak yönümüz yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, niye birden bire âşık oldum ki? Tamamen spontane gelişmiş bir aşk olamaz, değil m—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—hadi canım…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İnanması güç bile olsa, aklıma gelen tek şey buydu. &amp;lt;u&amp;gt;Tamamen spontane gelişmiş bir aşk.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu? İyi misin?.. Hemşirenin yanına gidelim mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi teklifini her zamanki gibi sakince sundu. Benim için endişelendiği için gerçekten çok mutluydum. Basitçe mutlu. Bu duygu sahte değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ben iyiyim. Sadece bir şey hakkında düşünüyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendime bunun bir hata mı olduğunu tekrar tekrar sordum. Ama ne kadar çok düşünsem bir o kadar doğru geliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben Mogi&#039;ye kapılmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zamana kadar? Doğru—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—&amp;lt;u&amp;gt;Düne kadar ona kapılmamıştım.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Oo, anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bahçenin ortasında öylece dikilen transfer öğrenci, Aya Otonaşi’ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benim Mogi&#039;den hoşlanmamı sağlayan olay ne zamandı ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Ah, bu çok basit. Dün değildi. Ama bugün baştan aşağı âşığım. Öyleyse ne zamandı? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Bu sadece dün ile bugün arasındaki bir zamanda mümkün olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        &amp;lt;u&amp;gt;Reddeden Sınıf içerisindeki 20,000’den fazla tekrar esnasında.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, hatırladım. Sadece bir kısmını, ama belki de her zamankinden daha fazlasını. Yine de, bu sadece bir parçası, o yüzden anılarımın çoğu hala kayıp.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En değerli anımı kaybettim — Mogi&#039;ye nasıl âşık olduğumu içeren. Ve bu anıma kesinlikle kavuşmayacağım. Mogi ile bir şey paylaşamam. Hakkında hiçbir şey yapamayacağım karşılıksız bir aşk bu, ne kadar zaman geçerse geçsin, sedece benim duygularım güçleniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, bundan da öte. Reddeden Sınıf biter bitmez bu aşk da kaybolabilir. Demeye calıştığım, bu aşk Reddeden Sınıf’ın yokluğunda var olmamalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Garip. Gerçekten garip. Bu aşk yalan değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, bu aşk kutunun yokluğunda var olamayacak bir yalan mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ani bir rüzgar esti. Mogi&#039;nin eteğini kaldırdı. Acaba neden bu açık mavi külotu daha önce de görmüşüm gibi belirsiz bir hisse kapıldım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, onu zaten &#039;&#039;gördüm&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin bugün açık mavi külot giydiğini biliyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aya Otonaşi’nin anılarını hatırlamak için Kasumi Mogi’yi herkesten fazla kez kurban ettiğini bildiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu yüzden, karar verdim—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu Reddeden Sınıf’ı korumaya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sefer, Aya Otonaşi bana yaklaşmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğrusu, geçen tekrarda da aynı durum olmuş olabilirdi.Hafızam biraz karışık, ama bu durumun bir süredir devam ettiğini sanıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi öğle arasında tek başına yemek yiyor, elindeki sandviçi bıkkın bir şekilde çiğniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sefer ben ona yaklaştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece bununla birlikte, kalbim hızlandı ve vücudum gerildi. Otonaşi&#039;nin başkalarına koyduğu set devasa bir bariyer haline gelmişti, tek başına bile baskı yaratacak kadar güçlü bir bariyer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi hazırladım ve ona seslendim. Ama, Otonaşi bana dönüp bakmadı. Bu kadar &lt;br /&gt;
yakındayken, beni duymamış olması imkansızdı, o yüzden devam ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seninle konuşmam gereken birşey var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benim yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözünü kırpmadan beni geri çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tepki yok. Yalnızca sandviçini gönülsüzce çiğnemeye devam ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne dersem diyeyim beni görmezden gelmeye kararlı gözüküyor. Öyleyse sadece beni görmezden &lt;br /&gt;
gelmesini imkansız kılarım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biraz düşününce doğru tetik bir anda aklıma geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzından gelen çiğneme sesleri kesildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seninle konuşmam gereken bir şey var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala bana bakmadı. Ama bir şey de söylemedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın sesi kesildi. Sınıf arkadaşlarımız nefeslerini tutarak bize bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi daha fazla dayanamadı ve iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O ismi söyleyeceğini hiç düşünmemiştim. Anlaşılan bu defa birçok şey hatırladın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, öyle—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bile olsa, seninle konuşacak bir şeyim yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar sandviçini ilgisizce çiğnemeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden bağırmaya başlayınca sınıf arkadaşlarım bana odaklandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden?! Yüzleşmen gereken insan ben değil miyim?! Öyleyse neden beni dinlemeye &lt;br /&gt;
çalışmıyorsun?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden diye mi soruyorsun?” benimle alay ediyor. “Gerçekten bilmiyor musun? Ha! Bir kez daha ne kadar aptalca davrandığına baksana. Asla kendin düşünmüyorsun. Neden böyle bir insanla muhatap olayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Daha önce nasıl davrandığımı bilmiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Daha önce mi? Ne kadar aptalca bir düşünce. Şu an ne farkın var ki? Tıpkı eskisi gibisin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl emin olabiliyorsun? Belki sana yardım teklif edeceğim. O durumda—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Doğrusu, fark etmiyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sözümü bitirmeme izin vermeden bu sözleri söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğal olarak itiraz etmek üzereydim. Ama bu itirazım Otonaşi&#039;nin sonraki cümlesiyle kayboldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çünkü bu teklifi sadece iki üç kere yapmadın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He—?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar şaşırdım ki ağzım bir karış açık kaldı. Dudak bükerek, Otonaşi yarısı yenmiş&lt;br /&gt;
sandviçini sardı ve konuşmaya başladı:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ. Zamanımı çokça kez anlamsız şeylere harcamak zorunda kaldım zaten. Bu açıklamayı sana ikinci veya üçüncü sefer anlatmıyorum, ama yine de sana tekrar anlatacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kalktı ve yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onu sessizce takip etmek dışında bir seçeneğim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her zamanki gibi, beni okul binasının arka tarafına götürdü. Ve her zamanki gibi, Otonaşi duvara yaslandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu baştan söyleyeceğim. Seninle muhabbet etmeyeceğim. Sen sadece salak gibi beni dinleyeceksin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Buna kendim de karar verebilirim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biraz isyan etmek için böyle söyledim, ama Otonaşi bana sadece ters bir bakış attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, bunun kaçıncı tekrar olduğunu biliyor musun? Hayır, bilmiyorsun. Bu 27,753. tekrar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O sayı çok fazla acayip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...özellike her tekrarı saydın mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, çünkü tek bir sefer saymazsam, sayıyı doğrulamanın yolu olmaz. Bunu yapmayı unutursam, &lt;br /&gt;
kendimi kaybederim. Bundan dolayı, hep sayı tutuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bilinmezliğe sürüklenirken ne kadar yol katettiğinin farkında olmak biraz rahatlatıcı doğrusu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyi defalarca tekrar ettim. Sana yaklaşmanın her türlü yolunu denedim. Henüz denemediğim &lt;br /&gt;
bir şey hayal edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu yüzden mi benimle konuşmanın anlamsız olduğunu düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sana kutuyu vermem için ikna etmeye bile çalışmıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ondan çoktan vazgeçtim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Niye ki? Bu tekrarların bir noktasında, seninle en az bir kere işbirliği yapmış olmalıyım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Bana nefretle davrandığın tekrarlar da, benimle işbirliği yaptığın tekrarlar da &lt;br /&gt;
oldu. Ama ne oldu biliyor musun? Fark etmiyor. Öyle ya da böyle, bana kutuyu asla vermedin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İşbirliği yaparken bile kutuyu vermedim mi?.. yani, belli ki öyle. Otonaşi kutuyu elde etseydi ‘şimdi’ burada olmazdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sadece doğrulamak için soruyorum: kutunun sahibinin ben olduğumdan eminsin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sürekli içimde çekip çekiştirdiğim bir konu oldu bu. Ama vardığım sonuç hep aynı. Kazuki &lt;br /&gt;
Hoşino, şüphesiz, &#039;&#039;kutunun sahibidir&#039;&#039;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden öyle düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Düşündüğün kadar da şüpheli yok zaten. Tümüyle Açıklama yapmakta çok uzun sürer, o yüzden kısa keseceğim: var olan birkaç olası şüphelinin beni 27,753 tekrar boyunca kandırması imkansız. Sonuç olarak, bir tek sen kutunun sahibi olabilirsin. Ayrıca, Reddeden Sınıf&#039;la ilgisiz açıklanamayan dolaylı kanıtımız var, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı—daha önceden kutunun dağıtıcısıyla—’*’ ile tanışmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeye rağmen kutuyu asla çıkartmıyorsun. Daha doğrusu, çıkartamıyorsun. Seni daha 20.000 tekrar öncesinden sahip olarak gözüme kestirmiştim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani vaz mı geçtin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kutu&#039;yu elde etmek için elinden geleni yapan Otonaşi vaz mı geçti?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vazgeçmedim. Sadece kutuyu elde edemiyorum. Cüzdanında olan bir bozuk para aradığını varsayalım, ama ne kadar evirip çevirsen de bulamıyorsun. Cüzdanın her yanına bakmak kolay. Yine de bozuk parayı bulamıyorsun. O durumda bozuk paranın olmadığını düşünmen gerekir. Aynen o şekilde, bu 27,753 tekrar içerisinde ‘Kazuki Hoşino’dan kutuyu elde edemiyorum’ sonucuna vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Otonaşi bir anlığına kaşlarını çattı ve ardından bana arkasını döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, gösteri bitti. Hala bir şeyler söylemek istiyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet! Başından beri o yüzden seninle konuşmak istiyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Söylemem gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Karar verdim. Ben reddeden Sınıf’ı korumaya karar verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;yi defalarca öldüren Otonaşi&#039;yi, kendime—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“ Otonaşi seni, hayır, Aya Otonaşi, seni kendime—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—düşman mı edeceksin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Ha?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona karşı koymak için yaptığım cesurca tavrımı öngördü ve hala, aldırışsız bir şekilde beni görmezden gelmeye çalışıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalbimin derinliklerinde ne kadar kaskatı kesilip şoka uğramış olduğumu görünce, Otonaşi derin bir iç çekti. Bana doğru isteksizce döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, hala anlamıyor musun? Seninle ne kadar zaman geçirdiğimi düşünüyorsun, aptal çocuk? Bu sadece sıkılacak kadar çok tekrarladığım başka bir versiyon. İşin özünü görmem imkansız değil, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Ne—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle cesur bir hareketi zaten defalarca yapmış mıydım yani?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden her seferinde tamamen etkisizdi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu arada, sana bir şey daha söyleyeceğim. İnançların bana karşı çıkma kararına sebep olsa bile, ve her tekrar o anılarını hatırlamaya kalkışsan bile: eninde sonunda bana karşı koymaktan vazgeçeceğinden adım gibi eminim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Öyle olma—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonuçta, onun Mogi&#039;yi öldürmesini kabullenmem; Mogi&#039;ye karşı hislerimi silip atmayı seçtiğim anlamına gelirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana inanmıyor musun? Bana defalarca belirttiğin sebebi söylememi ister misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dudağımı ısırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi konuşmamızı bitmiş olarak kabul edip bana sırtını döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Değerlerin 20,000’den fazla tekrara sorunsuz olarak dayandı. Bunun için hakkını vermeliyim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anında kafamı kaldırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce beni ‘takdir’ mi etti? &#039;&#039;Otonaşi&#039;&#039; mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir dakika bekle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne olursa olsun, sormam gereken tek bir şey daha var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kafasını bana doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kutuyu benden almaktan artık vazgeçtin, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Öyle dememiş miydim?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman… bundan sonra ne yapmayı planlıyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin ifadesinde hiç değişiklik yok. Gözlerini benden ayırmadan doğruca bana bakmaya &lt;br /&gt;
devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Direkt bakışı, gözlerimi onun gözlerinden ayırmaya zorladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O anda… Otonaşi başka da bir şey söylemeden alıp başını gitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Soruma cevap vermeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otonaşi sınıfa geri dönmedi—belki de eve gitmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beşinci dersim matematik. Formülleri şimdiye kadar defalarca görmeme rağmen hemen anlayamıyorum. Bunun yerine, ders boyunca Mogi&#039;yi izliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten Mogi&#039;yi terk edecek miyim? Gerçekten ona olan hislerimi kendi rızamla içimden söküp atacak mıyım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır. Bu imkansız. Geçmişteki benin de ne düşündüğünün bi önemi yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu andaki ben Mogi&#039;den vazgeçmeyecek. Önemli olan tek şey de bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beşinci ders bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen Mogi&#039;nin yanına gittim. Beni fark etti ve badem gözleriyle bana doğru baktı. Vücudum &lt;br /&gt;
taş kesildi. Kalbim her zamanki ritmini kaybetti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sırf ona bakmaktan. Ona söylemek üzere olduğum şeyin gerçekten özel olduğunu kanıtlıyor bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Günlük hayatımda asla yapmayacağım bir hareket bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama elimde değil. Anılarımı hatırlamanın başka bir yolu aklıma gelmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;ye hislerimi itiraf etmekten başka bir yol aklıma gelmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Mogi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım şu an suratımda oldukça tuhaf bir ifade var. Mogi bana merakla baktı ve kafasını &lt;br /&gt;
yana eğdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm, sana söylemek istediğim bir—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
‘Lütfen yarına kadar bekle.’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Ah”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zihnimden bir görüntü geçti. Kafamda bir ses gelişigüzel tekrarlandı. O kadar açık ve net bir hisse kapıldım ki, gözlerime, kulaklarıma ve beynime biri sanki cam saplıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Göğsüm şiddetle zonkluyordu, sanki çekiçle biri vuruyormuş gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	H-Hayır—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamak istemiyorum. Hatırlamak istemesem bile. O anıyı tekrar tekrar silip unutmak &lt;br /&gt;
istesem bile, kaybolmuyor. Başka herhangi bir anıyı, anlamı ne olursa olsun, unutabilmeme rağmen,&lt;br /&gt;
bu unutamayacağım tek anı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Evet, doğru ya—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok uzun zaman önce—&amp;lt;u&amp;gt;Mogi&#039;ye olan duygularımı itiraf etmiştim.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Özür dilerim, yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aramıza biraz mesafe koydum. Mogi şüpheci bir tavırla kaşlarını kaldırdı ama bana daha da başka soru sormadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yerime döndüm ve sıramın üstüne çöktüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şimdi düşününce, barizdi. Ne de olsa, bu günü 20,000 defadan fazla tekrarladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;ye duygularımı itiraf ediyorum. Ama unutuyorum. O yüzden tekrar itiraf ediyorum. Ve &lt;br /&gt;
tekrar unutuyorum. Reddeden Sınıf’a karşı koymak adına istemesem bile bu itirafı yaptım, tekrar tekrar, tekrar ve tekrar yapıp, ne kadar yaptıysam o kadar da unuttum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve her defasında duymaktan en çok kaçındığım cevabı aldım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hep aynısı. Hep aynı cevap. Yani, değişmesine imkan yok. Mogi anılarını hatırlayamıyor, dolayısıyla cevabı da değişemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O cevap—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Lütfen yarına kadar bekle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. &amp;lt;u&amp;gt;O bahsettiğin o yarın asla gelmeyecek.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eşi benzeri olmayan bir azimle, normalde asla toparlayamayacağım cesaretimi toplayıp, gerilmiş sinirlerimin sınırına geldim artık— ama sonunda, samimi sözlerim tamamıyla uçup gitti. Ve ardından, sayısız defa itiraflarımı unutmuş olan Mogi ile iletişime geçmeye mahkumum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Anladım. Sadece geçersiz kılınmıyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Baştan beri hiçbir şey yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu dünya başından beri bomboş. İçerisindeki her şeyin geçersiz kılındığı bir dünyada değeri olan hiçbir şey yok. Güzel şeyler de, çirkin şeyler de, kıymetli şeyler de, yırtık pırtık şeyler de, sevilen şeyler de, nefret edilen şeylerde de aynı miktarda değer var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sebepten dolayı hiçbir şeyin varlığı yok. Sadece boşluk var. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın anlaşılmaz boşluğu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Midem bulandı. Tiksinç bir ortamda nefes almaya mecbur bırakıldım. Ciğerlerimdeki havadan kurtulma isteğime rağmen, yapamıyorum, çünkü o zaman bir daha burada yaşamaya devam edemem. Nefes alıp vermeden yaşayamam. Ama bu boşluğu solumaya devam edersem, vücudum da boş olur. Bir sünger gibi içim de boş olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ya da—benim için çoktan zaman geçti ve içim çoktan bomboş mu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu Kazu? Kötü mü hissediyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tanıdık bir ses duyunca,vücudum hala sıranın üstünde yığılmış haldeyken kafamı kaldırdım. Kokone önümde duruyordu, yüzü asıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beden eğitimi dersinde burun kanaması geçirdin, değil mi? Belki o yüzdendir? İyi hissetmiyorsan, belki de hemşirenin yanına gitmeliyiz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun için endişelenmeye gerek yok Kiri. Kötü hissetmesinin nedeni burun kanamasından ziyade, üstünde yattığı kucaktan dolayı olduğuna bahse girerim,” dedi Daiya. Onu fark etmemiştim, ama herhâlde yakınlarda duruyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kucak mı..?..He! Demek öyle! Ne yaaa, sadece sevdalıymış…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedikten sonra sırıttı ve destekleyici bir tavırla sırtıma vurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Se-n! Sen sen! Bu senin için biraz sırnaşık değil mi? Lütfen aaaşk gibi yetişkin işlerine bulaşma.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O kadar basit bir cazibeden etkilenmek—gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hayır! Ben hep sevd—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlemin ortasında kendimi durdurdum. Bu birkaç yönden hatalı bir cümle olurdu. Bir kere, Mogi-&lt;br /&gt;
san’a olan hislerimi itiraf etmiş olurdum, ama ondan da öte—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Efendim? Daha düne kadar Mogi için özel hislerin yoktu, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—doğru olmazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aslına bakarsan, ben ona bugün âşık oldum. Hislerim bir anda ortaya çıkıverdi, en azından Daiya ve diğerleri açısından böyle görünüyor. Ve bu yüzden de kimse ona olan düşkünlüğümü bilmiyordu, davranışlarımın bunu açıkça belli etmesine rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hey hey, Daiya, anlaşılan bu herif Kasumi’ye olan karşılıksız aşkını ilan etti. Uhihi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sırıttı ve Daiya’yı dirseği ile dürttü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. En iyi durumda bu bana biraz fazladan eğlence sağlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uhehe… başkalarının aşkı gerçekten de eğlenceliymiş! Mm, mm. Merak etme, Ablan senin yanında. Sana tavsiye verir, yardım ederim! Hatta terk edilirsen seni teselli bile ederim! Ama başarılı olursan, seni öldürürüm, çünkü asabım bozulur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Merak etme. İkisi çıkmaya başlarsa ben onun kalbini çalarım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohaa, bu hoşuma gitti! Başkalarının talihsizliği ve karışık aşk ilişkileri! Muhteşem!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O ikisi gerçekten çok acımasız, keyifsiz olduğumu görmezden geliyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neyse ki XX burada değil. O olsaydı, fırsatı değerlendirip konuşmayı öyle bir yere—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hmm? Neyin var yine Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, sadece… Onun nerede olduğunu merak ediyordum. Bugün izinli mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kimin hakkında konuşuyorsun?” diye sordu Daiya, şüpheli bir bakış atarak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf. Öyle dediğimde Daiya’nın benim kimden bahsettiğimi anlamasını beklerdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bilmiyor musun? Tabi ki de—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—ehm, kim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ha? Bir dakika ya! Ben… Ben bu belirli kişinin ismini söylemek üzereydim. Öyleyse neden sırf &lt;br /&gt;
ismini değil, yüzünü de unuttum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazu? Bir şeyin mi var? Kimden bahsediyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi kötü hissediyorum, sanki gırtlağımı yırtma isteği yaratan yarı sıvı ve sümüksü bir şey yutmuşum. Ama bu iğrenme hissine sahip olduğum için şanslıydım. Eğer tamamen yutkunup vücudumdan arındırsaydım, XX kaybolurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hey… Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önemli değil. Hepsini hatırlayabiliyorum. O iğrenme hissi sayesinde hatırlayabiliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Haruaki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Değerli arkadaşımın ismi. Sonsuza kadar yanımda durmaya yemin eden dostum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Uçan kuştan medet umuyorum belki, ama yine de ümit ediyorum. Umuyorum ki, bir sebepten dolayı Haruaki&#039;yi unutan tek kişi benimdir. Ama ben gerçekten de aptalım. O ümit—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hey Kazu. Şu ‘Haruaki’ de kimin nesi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—asla gerçekleşemezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sinir bozucu durum üzerine dişlerimi gıcırdattım. Daiya ve Kokone garip davranışıma yanıt niteliğinde kaşlarını çattılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İkisi de onu unutmuştu—oysa onun çocukluk arkadaşları olarak, onu benden çok daha uzun bir süredir tanıyorlardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçeğin, &amp;quot;Haruaki&#039;nin&amp;quot; burada var olmadığı düşüncesi bana saplandı, ve—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eve gidiyorum ben.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—ölümcül bir yaraya sebep oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalktım, çantamı aldım, ve onlara sırtımı dönüp sınıftan çıktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada daha fazla kalmaya dayanamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki neden burada değil?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nedenini biliyorum. Haruaki’nin ‘reddedildiğini’ biliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kim tarafından? Bu gayet belliydi. O kesinlikle Reddeden Sınıf’ın &#039;&#039;kahramanı&#039;&#039; tarafından ‘reddedildi’.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen yanılmışım. Reddeden Sınıf’ın günlük hayatın akışını koruyacağını düşünmüştüm. Ne kadar da saçma. İşlerin bu şekilde yürümesine imkan yok. Günlük hayata günlük hayat denir çünkü aralıksız devam eder. Bir nehrin akışını durdurursan eğer, çamur birikir ve nehri siyah renge boyar. Aynen öyle. Burada da tortu birikmişti işte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, anladım. Muhtemelen bu fenomene defalarca şahit olmuştum. Ne kadar tekrara dayansam da, hep bu gerçeğin tekrar farkına varıyorum. Ve ardından Aya Otonaşi’ye karşı koymamaya başlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi Reddeden Sınıf’ı yok edecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve şu an bildiklerimle, neden onu durdurayım ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zil çaldı. Sınıf arkadaşlarımın çoğu yerlerine dönmüş olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden sınıftan daha çıkmadan dönüp arkama baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Boş bir sıra. Bir tane daha boş sıra. Bir tane daha boş sıra. Ve orada bir tane daha var. &lt;br /&gt;
Ah… Ben zaten bunun farkına varmıştım, ama benden başka kimse bu kadar boş yeri sıra dışı bulmuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Muhtemelen farkına varmıştım, ama kabullenmek istemediğim için yapmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi benden kutuyu almanın imkansız olduğu sonucuna vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlunun kim olduğunu tespit edince Reddeden Sınıf’ı sonlandırmak kolay olmalıydı. O, kutuyu elde etmek için 20,000’den fazla tekrardan geçti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse… o ne yapmalı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Belli değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kamyon bana çarpınca kol ve bacaklarım etrafımda fırıl fırıl döndü. Kendi sağ bacağımın benden uzakta olması biraz gülünç bir durum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demek ki burada bitiyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Öldürüldüm’. Öldürülmeme izin verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,753 anlamsız tekrar. Yani bu kadar zaman tamamen boş bir çabayla mı bitiyor? Kabul… Kabul etmeliyim ki ben bile yorulmaya başladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kesin konuşmak gerekirse, henüz ölmedim. Ama kanlar içinde yatarken, biliyorum: öleceğim. Kurtulamayacağım. Ve gerçekten onun tarafından öldürüldüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Off..! Böylesine saçma miktarda zaman harcadım ve sonuca bak. Acizliğimden hiç şu anki kadar kadar nefret etmemiştim..!” sesinde pişmanlık ile mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...devam edelim. Kutuyu burada bulamadığıma göre, bir dahakine ararım artık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi’nin gözleri artık beni algılamıyor. Hayır, elbet o gözler beni baştan beri doğru düzgün algılamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Baştan sona kadar Aya Otonaşi sadece içimdeki kutuya bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gün de ‘geçersiz’ ilan edilecek mi acaba? Hayır, edilmeyecek. Reddeden Sınıf denilen kutu benim vücudumda ise, öldüğümde o da parçalanır. Ve vücudum kamyon tarafından parçalandığı gibi, bu kutu &lt;br /&gt;
da artık parçalandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gün artık tekrarlanmayacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, ne kadar gülünç. Reddeden Sınıf’ın sonunu getirecek tek şey buysa, o zaman bir tek ölüm önceden belirtilmişti. Yani, tabi ki bu boş. Bu dünya elbette—benim ölümümden sonraki hayatımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bununla birlikte, savaşımız artık sona erdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç sürprizi olmayan tek taraflı bir savaştı, ama böylece burada sona erdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet… buna inanıyorsun, öyle değil mi? Otonaşi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sana acıyorum. Gerçekten acıyorum, Otonaşi!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanıyorum ki beni görmezden gelmeye devam ettiğinden kaynaklanıyor. Diğer türlü böyle bir hata yapmazdın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden bu kadar zaman harcadın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dinle, Otonaşi. Biraz düşünsen anlaması kolay. Benim gibi sıradan bir insanın kahraman &lt;br /&gt;
olmasının imkanı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu ona söylemek istedim, ama artık bunu yapamıyorum. Ağzımı bile oynatamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bilincim kayboldu. Öldüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu—hiçbir şeyi sonlandırmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 5232. Defa|5232. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt Ara|Ara]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27753._Defa&amp;diff=508226</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27753. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27753._Defa&amp;diff=508226"/>
		<updated>2016-12-16T12:42:12Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Sınıfımız beden eğitimi dersinde futbol oynuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bense burun kanaması geçirdiğim için, Mogi&#039;nin kucağında dinleniyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden onun duygularını merak etmeye başladım. Acaba kucağında dinlenmeme izin vererek, birazcık da olsa, beni cezbetmeye mi çalışıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En ufak bir fikrim yok—gizlice ona baktığımda her zamanki gibi ifadesiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Mogi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Şu an ne düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi başını yana eğdi, ama cevabı varmış gibi gözükmüyordu. Soruma tek tepkisi şaşkın bir bakış oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun üzerine düşünmeye başladım—partnerimin duygularını anlamak bu kadar zorsa, aşkımız gerçekten ilerleyebilir miydi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar zor bir kıza âşık oldum ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hakikaten—ben ne ara ona âşık oldum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamaya çalıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...........Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne oldu?” Birden ses çıkartınca Mogi sordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Y-Yok… yok bir şey!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suratım muhtemelen ‘bir şey yok’ işaretini vermiyordu. Mogi bunun farkında. Fakat bu konuda beni sorgulayacak sosyal becerisi olmadığı için, sessiz kalıp bir şey demekten kendini alıkoydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;yi uyarmadan kalktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm… sanırım burun kanamam durdu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...hım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Konuşmamız bu yalın sözcüklerle bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden gönüllü olarak böylesine güzel bir durumdan vazgeçtim ki? Böylesine bir keyfi bir &lt;br /&gt;
daha asla bulma şansım olmayabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—bu imkansız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü ne kadar çabalasam bile—&amp;lt;u&amp;gt;hatırlayamıyorum.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum!.. Ona ne zaman âşık olduğumu hatırlayamıyorum!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden âşık oldum? Bunu ne tetikledi? Farkında olmadan mı ondan hoşlanıyordum veya, hiç özel bir durum olmadan?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu bimem gerekir; nasıl unutmuş olabilirim, ama… ne kadar çabalasam da nafile, &lt;br /&gt;
hatırlayamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İlk görüşte aşk değildi, ve sınıf arkadaşı olmamız dışında hiçbir ortak yönümüz yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, niye birden bire âşık oldum ki? Tamamen spontane gelişmiş bir aşk olamaz, değil m—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—hadi canım…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İnanması güç bile olsa, aklıma gelen tek şey buydu. &amp;lt;u&amp;gt;Tamamen spontane gelişmiş bir aşk.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu? İyi misin?.. Hemşirenin yanına gidelim mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi teklifini her zamanki gibi sakince sundu. Benim için endişelendiği için gerçekten çok mutluydum. Basitçe mutlu. Bu duygu sahte değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ben iyiyim. Sadece bir şey hakkında düşünüyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendime bunun bir hata mı olduğunu tekrar tekrar sordum. Ama ne kadar çok düşünsem bir o kadar doğru geliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben Mogi&#039;ye kapılmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zamana kadar? Doğru—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—&amp;lt;u&amp;gt;Düne kadar ona kapılmamıştım.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Oo, anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bahçenin ortasında öylece dikilen transfer öğrenci, Aya Otonaşi’ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benim Mogi&#039;den hoşlanmamı sağlayan olay ne zamandı ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Ah, bu çok basit. Dün değildi. Ama bugün baştan aşağı âşığım. Öyleyse ne zamandı? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Bu sadece dün ile bugün arasındaki bir zamanda mümkün olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        &amp;lt;u&amp;gt;Reddeden Sınıf içerisindeki 20,000’den fazla tekrar esnasında.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, hatırladım. Sadece bir kısmını, ama belki de her zamankinden daha fazlasını. Yine de, bu sadece bir parçası, o yüzden anılarımın çoğu hala kayıp.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En değerli anımı kaybettim — Mogi&#039;ye nasıl âşık olduğumu içeren. Ve bu anıma kesinlikle kavuşmayacağım. Mogi ile bir şey paylaşamam. Hakkında hiçbir şey yapamayacağım karşılıksız bir aşk bu, ne kadar zaman geçerse geçsin, sedece benim duygularım güçleniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, bundan da öte. Reddeden Sınıf biter bitmez bu aşk da kaybolabilir. Demeye calıştığım, bu aşk Reddeden Sınıf’ın yokluğunda var olmamalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Garip. Gerçekten garip. Bu aşk yalan değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, bu aşk kutunun yokluğunda var olamayacak bir yalan mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ani bir rüzgar esti. Mogi&#039;nin eteğini kaldırdı. Acaba neden bu açık mavi külotu daha önce de görmüşüm gibi belirsiz bir hisse kapıldım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, onu zaten &#039;&#039;gördüm&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin bugün açık mavi külot giydiğini biliyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aya Otonaşi’nin anılarını hatırlamak için Kasumi Mogi’yi herkesten fazla kez kurban ettiğini bildiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu yüzden, karar verdim—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu Reddeden Sınıf’ı korumaya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sefer, Aya Otonaşi bana yaklaşmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğrusu, geçen tekrarda da aynı durum olmuş olabilirdi.Hafızam biraz karışık, ama bu durumun bir süredir devam ettiğini sanıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi öğle arasında tek başına yemek yiyor, elindeki sandviçi bıkkın bir şekilde çiğniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sefer ben ona yaklaştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece bununla birlikte, kalbim hızlandı ve vücudum gerildi. Otonaşi&#039;nin başkalarına koyduğu set devasa bir bariyer haline gelmişti, tek başına bile baskı yaratacak kadar güçlü bir bariyer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi hazırladım ve ona seslendim. Ama, Otonaşi bana dönüp bakmadı. Bu kadar &lt;br /&gt;
yakındayken, beni duymamış olması imkansızdı, o yüzden devam ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seninle konuşmam gereken birşey var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benim yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözünü kırpmadan beni geri çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tepki yok. Yalnızca sandviçini gönülsüzce çiğnemeye devam ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne dersem diyeyim beni görmezden gelmeye kararlı gözüküyor. Öyleyse sadece beni görmezden &lt;br /&gt;
gelmesini imkansız kılarım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biraz düşününce doğru tetik bir anda aklıma geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzından gelen çiğneme sesleri kesildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seninle konuşmam gereken bir şey var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala bana bakmadı. Ama bir şey de söylemedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın sesi kesildi. Sınıf arkadaşlarımız nefeslerini tutarak bize bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi daha fazla dayanamadı ve iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O ismi söyleyeceğini hiç düşünmemiştim. Anlaşılan bu defa birçok şey hatırladın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, öyle—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bile olsa, seninle konuşacak bir şeyim yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar sandviçini ilgisizce çiğnemeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden bağırmaya başlayınca sınıf arkadaşlarım bana odaklandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden?! Yüzleşmen gereken insan ben değil miyim?! Öyleyse neden beni dinlemeye &lt;br /&gt;
çalışmıyorsun?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden diye mi soruyorsun?” benimle alay ediyor. “Gerçekten bilmiyor musun? Ha! Bir kez daha ne kadar aptalca davrandığına baksana. Asla kendin düşünmüyorsun. Neden böyle bir insanla muhatap olayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Daha önce nasıl davrandığımı bilmiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Daha önce mi? Ne kadar aptalca bir düşünce. Şu an ne farkın var ki? Tıpkı eskisi gibisin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl emin olabiliyorsun? Belki sana yardım teklif edeceğim. O durumda—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Doğrusu, fark etmiyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sözümü bitirmeme izin vermeden bu sözleri söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğal olarak itiraz etmek üzereydim. Ama bu itirazım Otonaşi&#039;nin sonraki cümlesiyle kayboldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çünkü bu teklifi sadece iki üç kere yapmadın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He—?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar şaşırdım ki ağzım bir karış açık kaldı. Dudak bükerek, Otonaşi yarısı yenmiş&lt;br /&gt;
sandviçini sardı ve konuşmaya başladı:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ. Zamanımı çokça kez anlamsız şeylere harcamak zorunda kaldım zaten. Bu açıklamayı sana ikinci veya üçüncü sefer anlatmıyorum, ama yine de sana tekrar anlatacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kalktı ve yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onu sessizce takip etmek dışında bir seçeneğim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her zamanki gibi, beni okul binasının arka tarafına götürdü. Ve her zamanki gibi, Otonaşi duvara yaslandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu baştan söyleyeceğim. Seninle muhabbet etmeyeceğim. Sen sadece salak gibi beni dinleyeceksin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Buna kendim de karar verebilirim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biraz isyan etmek için böyle söyledim, ama Otonaşi bana sadece ters bir bakış attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, bunun kaçıncı tekrar olduğunu biliyor musun? Hayır, bilmiyorsun. Bu 27,753. tekrar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O sayı çok fazla acayip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...özellike her tekrarı saydın mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, çünkü tek bir sefer saymazsam, sayıyı doğrulamanın yolu olmaz. Bunu yapmayı unutursam, &lt;br /&gt;
kendimi kaybederim. Bundan dolayı, hep sayı tutuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bilinmezliğe sürüklenirken ne kadar yol katettiğinin farkında olmak biraz rahatlatıcı doğrusu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyi defalarca tekrar ettim. Sana yaklaşmanın her türlü yolunu denedim. Henüz denemediğim &lt;br /&gt;
bir şey hayal edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu yüzden mi benimle konuşmanın anlamsız olduğunu düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sana kutuyu vermem için ikna etmeye bile çalışmıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ondan çoktan vazgeçtim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Niye ki? Bu tekrarların bir noktasında, seninle en az bir kere işbirliği yapmış olmalıyım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Bana nefretle davrandığın tekrarlar da, benimle işbirliği yaptığın tekrarlar da &lt;br /&gt;
oldu. Ama ne oldu biliyor musun? Fark etmiyor. Öyle ya da böyle, bana kutuyu asla vermedin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İşbirliği yaparken bile kutuyu vermedim mi?.. yani, belli ki öyle. Otonaşi kutuyu elde etseydi ‘şimdi’ burada olmazdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sadece doğrulamak için soruyorum: kutunun sahibinin ben olduğumdan eminsin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sürekli içimde çekip çekiştirdiğim bir konu oldu bu. Ama vardığım sonuç hep aynı. Kazuki &lt;br /&gt;
Hoşino, şüphesiz, &#039;&#039;kutunun sahibidir&#039;&#039;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden öyle düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Düşündüğün kadar da şüpheli yok zaten. Tümüyle Açıklama yapmakta çok uzun sürer, o yüzden kısa keseceğim: var olan birkaç olası şüphelinin beni 27,753 tekrar boyunca kandırması imkansız. Sonuç olarak, bir tek sen kutunun sahibi olabilirsin. Ayrıca, Reddeden Sınıf&#039;la ilgisiz açıklanamayan dolaylı kanıtımız var, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı—daha önceden kutunun dağıtıcısıyla—’*’ ile tanışmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeye rağmen kutuyu asla çıkartmıyorsun. Daha doğrusu, çıkartamıyorsun. Seni daha 20.000 tekrar öncesinden sahip olarak gözüme kestirmiştim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani vaz mı geçtin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kutu&#039;yu elde etmek için elinden geleni yapan Otonaşi vaz mı geçti?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vazgeçmedim. Sadece kutuyu elde edemiyorum. Cüzdanında olan bir bozuk para aradığını varsayalım, ama ne kadar evirip çevirsen de bulamıyorsun. Cüzdanın her yanına bakmak kolay. Yine de bozuk parayı bulamıyorsun. O durumda bozuk paranın olmadığını düşünmen gerekir. Aynen o şekilde, bu 27,753 tekrar içerisinde ‘Kazuki Hoşino’dan kutuyu elde edemiyorum’ sonucuna vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Otonaşi bir anlığına kaşlarını çattı ve ardından bana arkasını döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, gösteri bitti. Hala bir şeyler söylemek istiyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet! Başından beri o yüzden seninle konuşmak istiyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Söylemem gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Karar verdim. Ben reddeden Sınıf’ı korumaya karar verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;yi defalarca öldüren Otonaşi&#039;yi, kendime—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“ Otonaşi seni, hayır, Aya Otonaşi, seni kendime—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—düşman mı edeceksin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Ha?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona karşı koymak için yaptığım cesurca tavrımı öngördü ve hala, aldırışsız bir şekilde beni görmezden gelmeye çalışıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalbimin derinliklerinde ne kadar kaskatı kesilip şoka uğramış olduğumu görünce, Otonaşi derin bir iç çekti. Bana doğru isteksizce döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, hala anlamıyor musun? Seninle ne kadar zaman geçirdiğimi düşünüyorsun, aptal çocuk? Bu sadece sıkılacak kadar çok tekrarladığım başka bir versiyon. İşin özünü görmem imkansız değil, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Ne—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle cesur bir hareketi zaten defalarca yapmış mıydım yani?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden her seferinde tamamen etkisizdi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu arada, sana bir şey daha söyleyeceğim. İnançların bana karşı çıkma kararına sebep olsa bile, ve her tekrar o anılarını hatırlamaya kalkışsan bile: eninde sonunda bana karşı koymaktan vazgeçeceğinden adım gibi eminim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Öyle olma—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonuçta, onun Mogi&#039;yi öldürmesini kabullenmem; Mogi&#039;ye karşı hislerimi silip atmayı seçtiğim anlamına gelirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana inanmıyor musun? Bana defalarca belirttiğin sebebi söylememi ister misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dudağımı ısırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi konuşmamızı bitmiş olarak kabul edip bana sırtını döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Değerlerin 20,000’den fazla tekrara sorunsuz olarak dayandı. Bunun için hakkını vermeliyim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anında kafamı kaldırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce beni ‘takdir’ mi etti? &#039;&#039;Otonaşi&#039;&#039; mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir dakika bekle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne olursa olsun, sormam gereken tek bir şey daha var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kafasını bana doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kutuyu benden almaktan artık vazgeçtin, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Öyle dememiş miydim?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman… bundan sonra ne yapmayı planlıyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin ifadesinde hiç değişiklik yok. Gözlerini benden ayırmadan doğruca bana bakmaya &lt;br /&gt;
devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Direkt bakışı, gözlerimi onun gözlerinden ayırmaya zorladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O anda… Otonaşi başka da bir şey söylemeden alıp başını gitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Soruma cevap vermeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otonaşi sınıfa geri dönmedi—belki de eve gitmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beşinci dersim matematik. Formülleri şimdiye kadar defalarca görmeme rağmen hemen anlayamıyorum. Bunun yerine, ders boyunca Mogi&#039;yi izliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten Mogi&#039;yi terk edecek miyim? Gerçekten ona olan hislerimi kendi rızamla içimden söküp atacak mıyım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır. Bu imkansız. Geçmişteki benin de ne düşündüğünün bi önemi yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu andaki ben Mogi&#039;den vazgeçmeyecek. Önemli olan tek şey de bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beşinci ders bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen Mogi&#039;nin yanına gittim. Beni fark etti ve badem gözleriyle bana doğru baktı. Vücudum &lt;br /&gt;
taş kesildi. Kalbim her zamanki ritmini kaybetti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sırf ona bakmaktan. Ona söylemek üzere olduğum şeyin gerçekten özel olduğunu kanıtlıyor bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Günlük hayatımda asla yapmayacağım bir hareket bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama elimde değil. Anılarımı hatırlamanın başka bir yolu aklıma gelmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;ye hislerimi itiraf etmekten başka bir yol aklıma gelmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Mogi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım şu an suratımda oldukça tuhaf bir ifade var. Mogi bana merakla baktı ve kafasını &lt;br /&gt;
yana eğdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm, sana söylemek istediğim bir—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
‘Lütfen yarına kadar bekle.’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Ah”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zihnimden bir görüntü geçti. Kafamda bir ses gelişigüzel tekrarlandı. O kadar açık ve net bir hisse kapıldım ki, gözlerime, kulaklarıma ve beynime biri sanki cam saplıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Göğsüm şiddetle zonkluyordu, sanki çekiçle biri vuruyormuş gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	H-Hayır—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamak istemiyorum. Hatırlamak istemesem bile. O anıyı tekrar tekrar silip unutmak &lt;br /&gt;
istesem bile, kaybolmuyor. Başka herhangi bir anıyı, anlamı ne olursa olsun, unutabilmeme rağmen,&lt;br /&gt;
bu unutamayacağım tek anı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Evet, doğru ya—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok uzun zaman önce—&amp;lt;u&amp;gt;Mogi&#039;ye olan duygularımı itiraf etmiştim.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Özür dilerim, yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aramıza biraz mesafe koydum. Mogi şüpheci bir tavırla kaşlarını kaldırdı ama bana daha da başka soru sormadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yerime döndüm ve sıramın üstüne çöktüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şimdi düşününce, barizdi. Ne de olsa, bu günü 20,000 defadan fazla tekrarladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;ye duygularımı itiraf ediyorum. Ama unutuyorum. O yüzden tekrar itiraf ediyorum. Ve &lt;br /&gt;
tekrar unutuyorum. Reddeden Sınıf’a karşı koymak adına istemesem bile bu itirafı yaptım, tekrar tekrar, tekrar ve tekrar yapıp, ne kadar yaptıysam o kadar da unuttum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve her defasında duymaktan en çok kaçındığım cevabı aldım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hep aynısı. Hep aynı cevap. Yani, değişmesine imkan yok. Mogi anılarını hatırlayamıyor, dolayısıyla cevabı da değişemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O cevap—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Lütfen yarına kadar bekle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. &amp;lt;u&amp;gt;O bahsettiğin o yarın asla gelmeyecek.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eşi benzeri olmayan bir azimle, normalde asla toparlayamayacağım cesaretimi toplayıp, gerilmiş sinirlerimin sınırına geldim artık— ama sonunda, samimi sözlerim tamamıyla uçup gitti. Ve ardından, sayısız defa itiraflarımı unutmuş olan Mogi ile iletişime geçmeye mahkumum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Anladım. Sadece geçersiz kılınmıyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Baştan beri hiçbir şey yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu dünya başından beri bomboş. İçerisindeki her şeyin geçersiz kılındığı bir dünyada değeri olan hiçbir şey yok. Güzel şeyler de, çirkin şeyler de, kıymetli şeyler de, yırtık pırtık şeyler de, sevilen şeyler de, nefret edilen şeylerde de aynı miktarda değer var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sebepten dolayı hiçbir şeyin varlığı yok. Sadece boşluk var. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın anlaşılmaz boşluğu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Midem bulandı. Tiksinç bir ortamda nefes almaya mecbur bırakıldım. Ciğerlerimdeki havadan kurtulma isteğime rağmen, yapamıyorum, çünkü o zaman bir daha burada yaşamaya devam edemem. Nefes alıp vermeden yaşayamam. Ama bu boşluğu solumaya devam edersem, vücudum da boş olur. Bir sünger gibi içim de boş olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ya da—benim için çoktan zaman geçti ve içim çoktan bomboş mu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu Kazu? Kötü mü hissediyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tanıdık bir ses duyunca,vücudum hala sıranın üstünde yığılmış haldeyken kafamı kaldırdım. Kokone önümde duruyordu, yüzü asıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beden eğitimi dersinde burun kanaması geçirdin, değil mi? Belki o yüzdendir? İyi hissetmiyorsan, belki de hemşirenin yanına gitmeliyiz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun için endişelenmeye gerek yok Kiri. Kötü hissetmesinin nedeni burun kanamasından ziyade, üstünde yattığı kucaktan dolayı olduğuna bahse girerim,” dedi Daiya. Onu fark etmemiştim, ama herhâlde yakınlarda duruyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kucak mı..?..He! Demek öyle! Ne yaaa, sadece sevdalıymış…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedikten sonra sırıttı ve destekleyici bir tavırla sırtıma vurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Se-n! Sen sen! Bu senin için biraz sırnaşık değil mi? Lütfen aaaşk gibi yetişkin işlerine bulaşma.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O kadar basit bir cazibeden etkilenmek—gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hayır! Ben hep sevd—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlemin ortasında kendimi durdurdum. Bu birkaç yönden hatalı bir cümle olurdu. Bir kere, Mogi-&lt;br /&gt;
san’a olan hislerimi itiraf etmiş olurdum, ama ondan da öte—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Efendim? Daha düne kadar Mogi için özel hislerin yoktu, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—doğru olmazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aslına bakarsan, ben ona bugün âşık oldum. Hislerim bir anda ortaya çıkıverdi, en azından Daiya ve diğerleri açısından böyle görünüyor. Ve bu yüzden de kimse ona olan düşkünlüğümü bilmiyordu, davranışlarımın bunu açıkça belli etmesine rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hey hey, Daiya, anlaşılan bu herif Kasumi’ye olan karşılıksız aşkını ilan etti. Uhihi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sırıttı ve Daiya’yı dirseği ile dürttü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. En iyi durumda bu bana biraz fazladan eğlence sağlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uhehe… başkalarının aşkı gerçekten de eğlenceliymiş! Mm, mm. Merak etme, Ablan senin yanında. Sana tavsiye verir, yardım ederim! Hatta terk edilirsen seni teselli bile ederim! Ama başarılı olursan, seni öldürürüm, çünkü asabım bozulur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Merak etme. İkisi çıkmaya başlarsa ben onun kalbini çalarım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohaa, bu hoşuma gitti! Başkalarının talihsizliği ve karışık aşk ilişkileri! Muhteşem!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O ikisi gerçekten çok acımasız, keyifsiz olduğumu görmezden geliyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neyse ki XX burada değil. O olsaydı, fırsatı değerlendirip konuşmayı öyle bir yere—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hmm? Neyin var yine Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, sadece… Onun nerede olduğunu merak ediyordum. Bugün izinli mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kimin hakkında konuşuyorsun?” diye sordu Daiya, şüpheli bir bakış atarak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf. Öyle dediğimde Daiya’nın benim kimden bahsettiğimi anlamasını beklerdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bilmiyor musun? Tabi ki de—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—ehm, kim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ha? Bir dakika ya! Ben… Ben bu belirli kişinin ismini söylemek üzereydim. Öyleyse neden sırf &lt;br /&gt;
ismini değil, yüzünü de unuttum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazu? Bir şeyin mi var? Kimden bahsediyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi kötü hissediyorum, sanki gırtlağımı yırtma isteği yaratan yarı sıvı ve sümüksü bir şey yutmuşum. Ama bu iğrenme hissine sahip olduğum için şanslıydım. Eğer tamamen yutkunup vücudumdan arındırsaydım, XX kaybolurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hey… Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önemli değil. Hepsini hatırlayabiliyorum. O iğrenme hissi sayesinde hatırlayabiliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Haruaki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Değerli arkadaşımın ismi. Sonsuza kadar yanımda durmaya yemin eden dostum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Uçan kuştan medet umuyorum belki, ama yine de ümit ediyorum. Umuyorum ki, bir sebepten dolayı Haruaki&#039;yi unutan tek kişi benimdir. Ama ben gerçekten de aptalım. O ümit—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hey Kazu. Şu ‘Haruaki’ de kimin nesi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—asla gerçekleşemezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sinir bozucu durum üzerine dişlerimi gıcırdattım. Daiya ve Kokone garip davranışıma yanıt niteliğinde kaşlarını çattılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İkisi de onu unutmuştu—oysa onun çocukluk arkadaşları olarak, onu benden çok daha uzun bir süredir tanıyorlardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçeğin, &amp;quot;Haruaki&#039;nin&amp;quot; burada var olmadığı düşüncesi bana saplandı, ve—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eve gidiyorum ben.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—ölümcül bir yaraya sebep oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalktım, çantamı aldım, ve onlara sırtımı dönüp sınıftan çıktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada daha fazla kalmaya dayanamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki neden burada değil?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nedenini biliyorum. Haruaki’nin ‘reddedildiğini’ biliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kim tarafından? Bu gayet belliydi. O kesinlikle Reddeden Sınıf’ın &#039;&#039;kahramanı&#039;&#039; tarafından ‘reddedildi’.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen yanılmışım. Reddeden Sınıf’ın günlük hayatın akışını koruyacağını düşünmüştüm. Ne kadar da saçma. İşlerin bu şekilde yürümesine imkan yok. Günlük hayata günlük hayat denir çünkü aralıksız devam eder. Bir nehrin akışını durdurursan eğer, çamur birikir ve nehri siyah renge boyar. Aynen öyle. Burada da tortu birikmişti işte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, anladım. Muhtemelen bu fenomene defalarca şahit olmuştum. Ne kadar tekrara dayansam da, hep bu gerçeğin tekrar farkına varıyorum. Ve ardından Aya Otonaşi’ye karşı koymamaya başlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi Reddeden Sınıf’ı yok edecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve şu an bildiklerimle, neden onu durdurayım ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zil çaldı. Sınıf arkadaşlarımın çoğu yerlerine dönmüş olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden sınıftan daha çıkmadan dönüp arkama baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Boş bir sıra. Bir tane daha boş sıra. Bir tane daha boş sıra. Ve orada bir tane daha var. &lt;br /&gt;
Ah… Ben zaten bunun farkına varmıştım, ama benden başka kimse bu kadar boş yeri sıra dışı bulmuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Muhtemelen farkına varmıştım, ama kabullenmek istemediğim için yapmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi benden kutuyu almanın imkansız olduğu sonucuna vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlunun kim olduğunu tespit edince Reddeden Sınıf’ı sonlandırmak kolay olmalıydı. O, kutuyu elde etmek için 20,000’den fazla tekrardan geçti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse… o ne yapmalı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Belli değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kamyon bana çarpınca kol ve bacaklarım etrafımda fırıl fırıl döndü. Kendi sağ bacağımın benden uzakta olması biraz gülünç bir durum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demek ki burada bitiyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Öldürüldüm’. Öldürülmeme izin verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,753 anlamsız tekrar. Yani bu kadar zaman tamamen boş bir çabayla mı bitiyor? Kabul… Kabul etmeliyim ki ben bile yorulmaya başladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kesin konuşmak gerekirse, henüz ölmedim. Ama kanlar içinde yatarken, biliyorum: öleceğim. Kurtulamayacağım. Ve gerçekten onun tarafından öldürüldüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Off..! Böylesine saçma miktarda zaman harcadım ve sonuca bak. Şu anki kadar hiç acizliğimden bu kadar nefret etmemiştim..!” sesinde pişmanlık ile mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...devam edelim. Kutuyu burada bulamadığıma göre, bir dahakini ararım artık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi’nin gözleri artık beni algılamıyor. Hayır, elbet o gözler beni baştan beri doğru düzgün algılamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Baştan sona kadar Aya Otonaşi sadece içimdeki kutuya bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gün de ‘geçersiz’ ilan edilecek mi acaba? Hayır, edilmeyecek. Reddeden Sınıf denilen kutu benim vücudumda ise, öldüğümde o da parçalanır. Ve vücudum kamyon tarafından parçalandığı gibi, bu kutu &lt;br /&gt;
da artık parçalandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gün artık tekrarlanmayacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, ne kadar gülünç. Reddeden Sınıf’ın sonunu getirecek tek şey buysa, o zaman bir tek ölüm önceden belirtilmişti. Yani, tabi ki bu boş. Bu dünya elbette—benim ölümümden sonraki hayatımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bununla birlikte, savaşımız artık sona erdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç sürprizi olmayan tek taraflı bir savaştı, ama böylece burada sona erdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet… buna inanıyorsun, öyle değil mi? Otonaşi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sana acıyorum. Gerçekten acıyorum, Otonaşi!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanıyorum ki beni görmezden gelmeye devam ettiğinden kaynaklanıyor. Diğer türlü böyle bir hata yapmazdın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden bu kadar zaman harcadın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dinle, Otonaşi. Biraz düşünsen anlaması kolay. Benim gibi sıradan bir insanın kahraman &lt;br /&gt;
olmasının imkanı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu ona söylemek istedim, ama artık bunu yapamıyorum. Ağzımı bile oynatamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bilincim kayboldu. Öldüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu—hiçbir şeyi sonlandırmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 5232. Defa|5232. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt Ara|Ara]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27753._Defa&amp;diff=508224</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27753. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27753._Defa&amp;diff=508224"/>
		<updated>2016-12-16T10:19:12Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Sınıfımız beden eğitimi dersinde futbol oynuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bense burun kanaması geçirdiğim için, Mogi&#039;nin kucağında dinleniyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden onun duygularını merak etmeye başladım. Acaba kucağında dinlenmeme izin vererek, birazcık da olsa, beni cezbetmeye mi çalışıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En ufak bir fikrim yok—gizlice ona baktığımda her zamanki gibi ifadesiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Mogi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Şu an ne düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi başını yana eğdi, ama cevabı varmış gibi gözükmüyordu. Soruma tek tepkisi şaşkın bir bakış oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun üzerine düşünmeye başladım—partnerimin duygularını anlamak bu kadar zorsa, aşkımız gerçekten ilerleyebilir miydi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar zor bir kıza âşık oldum ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hakikaten—ben ne ara ona âşık oldum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamaya çalıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...........Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne oldu?” Birden ses çıkartınca Mogi sordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Y-Yok… yok bir şey!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suratım muhtemelen ‘bir şey yok’ işaretini vermiyordu. Mogi bunun farkında. Fakat bu konuda beni sorgulayacak sosyal becerisi olmadığı için, sessiz kalıp bir şey demekten kendini alıkoydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;yi uyarmadan kalktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm… sanırım burun kanamam durdu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...hım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Konuşmamız bu yalın sözcüklerle bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden gönüllü olarak böylesine güzel bir durumdan vazgeçtim ki? Böylesine bir keyfi bir &lt;br /&gt;
daha asla bulma şansım olmayabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—bu imkansız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü ne kadar çabalasam bile—&amp;lt;u&amp;gt;hatırlayamıyorum.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum!.. Ona ne zaman âşık olduğumu hatırlayamıyorum!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden âşık oldum? Bunu ne tetikledi? Farkında olmadan mı ondan hoşlanıyordum veya, hiç özel bir durum olmadan?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu bimem gerekir; nasıl unutmuş olabilirim, ama… ne kadar çabalasam da nafile, &lt;br /&gt;
hatırlayamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İlk görüşte aşk değildi, ve sınıf arkadaşı olmamız dışında hiçbir ortak yönümüz yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, niye birden bire âşık oldum ki? Tamamen spontane gelişmiş bir aşk olamaz, değil m—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—hadi canım…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İnanması güç bile olsa, aklıma gelen tek şey buydu. &amp;lt;u&amp;gt;Tamamen spontane gelişmiş bir aşk.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu? İyi misin?.. Hemşirenin yanına gidelim mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi teklifini her zamanki gibi sakince sundu. Benim için endişelendiği için gerçekten çok mutluydum. Basitçe mutlu. Bu duygu sahte değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ben iyiyim. Sadece bir şey hakkında düşünüyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendime bunun bir hata mı olduğunu tekrar tekrar sordum. Ama ne kadar çok düşünsem bir o kadar doğru geliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben Mogi&#039;ye kapılmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zamana kadar? Doğru—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—&amp;lt;u&amp;gt;Düne kadar ona kapılmamıştım.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Oo, anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bahçenin ortasında öylece dikilen transfer öğrenci, Aya Otonaşi’ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benim Mogi&#039;den hoşlanmamı sağlayan olay ne zamandı ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Ah, bu çok basit. Dün değildi. Ama bugün baştan aşağı âşığım. Öyleyse ne zamandı? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Bu sadece dün ile bugün arasındaki bir zamanda mümkün olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        &amp;lt;u&amp;gt;Reddeden Sınıf içerisindeki 20,000’den fazla tekrar esnasında.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, hatırladım. Sadece bir kısmını, ama belki de her zamankinden daha fazlasını. Yine de, bu sadece bir parçası, o yüzden anılarımın çoğu hala kayıp.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En değerli anımı kaybettim — Mogi&#039;ye nasıl âşık olduğumu içeren. Ve bu anıma kesinlikle kavuşmayacağım. Mogi ile bir şey paylaşamam. Hakkında hiçbir şey yapamayacağım karşılıksız bir aşk bu, ne kadar zaman geçerse geçsin, sedece benim duygularım güçleniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, bundan da öte. Reddeden Sınıf biter bitmez bu aşk da kaybolabilir. Demeye calıştığım, bu aşk Reddeden Sınıf’ın yokluğunda var olmamalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Garip. Gerçekten garip. Bu aşk yalan değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, bu aşk kutunun yokluğunda var olamayacak bir yalan mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ani bir rüzgar esti. Mogi&#039;nin eteğini kaldırdı. Acaba neden bu açık mavi külotu daha önce de görmüşüm gibi belirsiz bir hisse kapıldım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, onu zaten &#039;&#039;gördüm&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin bugün açık mavi külot giydiğini biliyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aya Otonaşi’nin anılarını hatırlamak için Kasumi Mogi’yi herkesten fazla kez kurban ettiğini bildiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu yüzden, karar verdim—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu Reddeden Sınıf’ı korumaya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sefer, Aya Otonaşi bana yaklaşmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğrusu, geçen tekrarda da aynı durum olmuş olabilirdi.Hafızam biraz karışık, ama bu durumun bir süredir devam ettiğini sanıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi öğle arasında tek başına yemek yiyor, elindeki sandviçi bıkkın bir şekilde çiğniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sefer ben ona yaklaştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece bununla birlikte, kalbim hızlandı ve vücudum gerildi. Otonaşi&#039;nin başkalarına koyduğu set devasa bir bariyer haline gelmişti, tek başına bile baskı yaratacak kadar güçlü bir bariyer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi hazırladım ve ona seslendim. Ama, Otonaşi bana dönüp bakmadı. Bu kadar &lt;br /&gt;
yakındayken, beni duymamış olması imkansızdı, o yüzden devam ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seninle konuşmam gereken birşey var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benim yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözünü kırpmadan beni geri çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tepki yok. Yalnızca sandviçini gönülsüzce çiğnemeye devam ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne dersem diyeyim beni görmezden gelmeye kararlı gözüküyor. Öyleyse sadece beni görmezden &lt;br /&gt;
gelmesini imkansız kılarım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biraz düşününce doğru tetik bir anda aklıma geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzından gelen çiğneme sesleri kesildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seninle konuşmam gereken bir şey var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala bana bakmadı. Ama bir şey de söylemedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın sesi kesildi. Sınıf arkadaşlarımız nefeslerini tutarak bize bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi daha fazla dayanamadı ve iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O ismi söyleyeceğini hiç düşünmemiştim. Anlaşılan bu defa birçok şey hatırladın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, öyle—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bile olsa, seninle konuşacak bir şeyim yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar sandviçini ilgisizce çiğnemeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden bağırmaya başlayınca sınıf arkadaşlarım bana odaklandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden?! Yüzleşmen gereken insan ben değil miyim?! Öyleyse neden beni dinlemeye &lt;br /&gt;
çalışmıyorsun?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden diye mi soruyorsun?” benimle alay ediyor. “Gerçekten bilmiyor musun? Ha! Bir kez daha ne kadar aptalca davrandığına baksana. Asla kendin düşünmüyorsun. Neden böyle bir insanla muhatap olayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Daha önce nasıl davrandığımı bilmiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Daha önce mi? Ne kadar aptalca bir düşünce. Şu an ne farkın var ki? Tıpkı eskisi gibisin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl emin olabiliyorsun? Belki sana yardım teklif edeceğim. O durumda—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Doğrusu, fark etmiyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sözümü bitirmeme izin vermeden bu sözleri söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğal olarak itiraz etmek üzereydim. Ama bu itirazım Otonaşi&#039;nin sonraki cümlesiyle kayboldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çünkü bu teklifi sadece iki üç kere yapmadın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He—?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar şaşırdım ki ağzım bir karış açık kaldı. Dudak bükerek, Otonaşi yarısı yenmiş&lt;br /&gt;
sandviçini sardı ve konuşmaya başladı:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ. Zamanımı çokça kez anlamsız şeylere harcamak zorunda kaldım zaten. Bu açıklamayı sana ikinci veya üçüncü sefer anlatmıyorum, ama yine de sana tekrar anlatacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kalktı ve yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onu sessizce takip etmek dışında bir seçeneğim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her zamanki gibi, beni okul binasının arka tarafına götürdü. Ve her zamanki gibi, Otonaşi duvara yaslandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu baştan söyleyeceğim. Seninle muhabbet etmeyeceğim. Sen sadece salak gibi beni dinleyeceksin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Buna kendim de karar verebilirim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biraz isyan etmek için böyle söyledim, ama Otonaşi bana sadece ters bir bakış attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, bunun kaçıncı tekrar olduğunu biliyor musun? Hayır, bilmiyorsun. Bu 27,753. tekrar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O sayı çok fazla acayip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...özellike her tekrarı saydın mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, çünkü tek bir sefer saymazsam, sayıyı doğrulamanın yolu olmaz. Bunu yapmayı unutursam, &lt;br /&gt;
kendimi kaybederim. Bundan dolayı, hep sayı tutuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bilinmezliğe sürüklenirken ne kadar yol katettiğinin farkında olmak biraz rahatlatıcı doğrusu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyi defalarca tekrar ettim. Sana yaklaşmanın her türlü yolunu denedim. Henüz denemediğim &lt;br /&gt;
bir şey hayal edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu yüzden mi benimle konuşmanın anlamsız olduğunu düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sana kutuyu vermem için ikna etmeye bile çalışmıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ondan çoktan vazgeçtim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Niye ki? Bu tekrarların bir noktasında, seninle en az bir kere işbirliği yapmış olmalıyım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Bana nefretle davrandığın tekrarlar da, benimle işbirliği yaptığın tekrarlar da &lt;br /&gt;
oldu. Ama ne oldu biliyor musun? Fark etmiyor. Öyle ya da böyle, bana kutuyu asla vermedin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İşbirliği yaparken bile kutuyu vermedim mi?.. yani, belli ki öyle. Otonaşi kutuyu elde etseydi ‘şimdi’ burada olmazdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sadece doğrulamak için soruyorum: kutunun sahibinin ben olduğumdan eminsin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sürekli içimde çekip çekiştirdiğim bir konu oldu bu. Ama vardığım sonuç hep aynı. Kazuki &lt;br /&gt;
Hoşino, şüphesiz, &#039;&#039;kutunun sahibidir&#039;&#039;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden öyle düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Düşündüğün kadar da şüpheli yok zaten. Tümüyle Açıklama yapmakta çok uzun sürer, o yüzden kısa keseceğim: var olan birkaç olası şüphelinin beni 27,753 tekrar boyunca kandırması imkansız. Sonuç olarak, bir tek sen kutunun sahibi olabilirsin. Ayrıca, Reddeden Sınıf&#039;la ilgisiz açıklanamayan dolaylı kanıtımız var, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı—daha önceden kutunun dağıtıcısıyla—’*’ ile tanışmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeye rağmen kutuyu asla çıkartmıyorsun. Daha doğrusu, çıkartamıyorsun. Seni daha 20.000 tekrar öncesinden sahip olarak gözüme kestirmiştim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani vaz mı geçtin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kutu&#039;yu elde etmek için elinden geleni yapan Otonaşi vaz mı geçti?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vazgeçmedim. Sadece kutuyu elde edemiyorum. Cüzdanında olan bir bozuk para aradığını varsayalım, ama ne kadar evirip çevirsen de bulamıyorsun. Cüzdanın her yanına bakmak kolay. Yine de bozuk parayı bulamıyorsun. O durumda bozuk paranın olmadığını düşünmen gerekir. Aynen o şekilde, bu 27,753 tekrar içerisinde ‘Kazuki Hoşino’dan kutuyu elde edemiyorum’ sonucuna vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Otonaşi bir anlığına kaşlarını çattı ve ardından bana arkasını döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, gösteri bitti. Hala bir şeyler söylemek istiyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet! Başından beri o yüzden seninle konuşmak istiyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Söylemem gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Karar verdim. Ben reddeden Sınıf’ı korumaya karar verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;yi defalarca öldüren Otonaşi&#039;yi, kendime—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“ Otonaşi seni, hayır, Aya Otonaşi, seni kendime—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—düşman mı edeceksin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Ha?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona karşı koymak için yaptığım cesurca tavrımı öngördü ve hala, aldırışsız bir şekilde beni görmezden gelmeye çalışıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalbimin derinliklerinde ne kadar kaskatı kesilip şoka uğramış olduğumu görünce, Otonaşi derin bir iç çekti. Bana doğru isteksizce döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, hala anlamıyor musun? Seninle ne kadar zaman geçirdiğimi düşünüyorsun, aptal çocuk? Bu sadece sıkılacak kadar çok tekrarladığım başka bir versiyon. İşin özünü görmem imkansız değil, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Ne—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle cesur bir hareketi zaten defalarca yapmış mıydım yani?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden her seferinde tamamen etkisizdi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu arada, sana bir şey daha söyleyeceğim. İnançların bana karşı çıkma kararına sebep olsa bile, ve her tekrar o anılarını hatırlamaya kalkışsan bile: eninde sonunda bana karşı koymaktan vazgeçeceğinden adım gibi eminim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Öyle olma—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonuçta, onun Mogi&#039;yi öldürmesini kabullenmem; Mogi&#039;ye karşı hislerimi silip atmayı seçtiğim anlamına gelirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana inanmıyor musun? Bana defalarca belirttiğin sebebi söylememi ister misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dudağımı ısırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi konuşmamızı bitmiş olarak kabul edip bana sırtını döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Değerlerin 20,000’den fazla tekrara sorunsuz olarak dayandı. Bunun için hakkını vermeliyim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anında kafamı kaldırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce beni ‘takdir’ mi etti? &#039;&#039;Otonaşi&#039;&#039; mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir dakika bekle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne olursa olsun, sormam gereken tek bir şey daha var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kafasını bana doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kutuyu benden almaktan artık vazgeçtin, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Öyle dememiş miydim?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman… bundan sonra ne yapmayı planlıyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin ifadesinde hiç değişiklik yok. Gözlerini benden ayırmadan doğruca bana bakmaya &lt;br /&gt;
devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Direkt bakışı, gözlerimi onun gözlerinden ayırmaya zorladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O anda… Otonaşi başka da bir şey söylemeden alıp başını gitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Soruma cevap vermeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otonaşi sınıfa geri dönmedi—belki de eve gitmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beşinci dersim matematik. Formülleri şimdiye kadar defalarca görmeme rağmen hemen anlayamıyorum. Bunun yerine, ders boyunca Mogi&#039;yi izliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten Mogi&#039;yi terk edecek miyim? Gerçekten ona olan hislerimi kendi rızamla içimden söküp atacak mıyım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır. Bu imkansız. Geçmişteki benin de ne düşündüğünün bi önemi yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu andaki ben Mogi&#039;den vazgeçmeyecek. Önemli olan tek şey de bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beşinci ders bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen Mogi&#039;nin yanına gittim. Beni fark etti ve badem gözleriyle bana doğru baktı. Vücudum &lt;br /&gt;
taş kesildi. Kalbim her zamanki ritmini kaybetti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sırf ona bakmaktan. Ona söylemek üzere olduğum şeyin gerçekten özel olduğunu kanıtlıyor bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Günlük hayatımda asla yapmayacağım bir hareket bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama elimde değil. Anılarımı hatırlamanın başka bir yolu aklıma gelmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;ye hislerimi itiraf etmekten başka bir yol aklıma gelmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Mogi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım şu an suratımda oldukça tuhaf bir ifade var. Mogi bana merakla baktı ve kafasını &lt;br /&gt;
yana eğdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm, sana söylemek istediğim bir—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
‘Lütfen yarına kadar bekle.’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Ah”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zihnimden bir görüntü geçti. Kafamda bir ses gelişigüzel tekrarlandı. O kadar açık ve net bir hisse kapıldım ki, gözlerime, kulaklarıma ve beynime biri sanki cam saplıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Göğsüm şiddetle zonkluyordu, sanki çekiçle biri vuruyormuş gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	H-Hayır—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamak istemiyorum. Hatırlamak istemesem bile. O anıyı tekrar tekrar silip unutmak &lt;br /&gt;
istesem bile, kaybolmuyor. Başka herhangi bir anıyı, anlamı ne olursa olsun, unutabilmeme rağmen,&lt;br /&gt;
bu unutamayacağım tek anı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Evet, doğru ya—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok uzun zaman önce—&amp;lt;u&amp;gt;Mogi&#039;ye olan duygularımı itiraf etmiştim.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Özür dilerim, yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aramıza biraz mesafe koydum. Mogi şüpheci bir tavırla kaşlarını kaldırdı ama bana daha da başka soru sormadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yerime döndüm ve sıramın üstüne çöktüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şimdi düşününce, barizdi. Ne de olsa, bu günü 20,000 defadan fazla tekrarladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;ye duygularımı itiraf ediyorum. Ama unutuyorum. O yüzden tekrar itiraf ediyorum. Ve &lt;br /&gt;
tekrar unutuyorum. Reddeden Sınıf’a karşı koymak adına istemesem bile bu itirafı yaptım, tekrar tekrar, tekrar ve tekrar yapıp, ne kadar yaptıysam o kadar da unuttum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve her defasında duymaktan en çok kaçındığım cevabı aldım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hep aynısı. Hep aynı cevap. Yani, değişmesine imkan yok. Mogi anılarını hatırlayamıyor, dolayısıyla cevabı da değişemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O cevap—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Lütfen yarına kadar bekle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. &amp;lt;u&amp;gt;O bahsettiğin o yarın asla gelmeyecek.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eşi benzeri olmayan bir azimle, normalde asla toparlayamayacağım cesaretimi toplayıp, gerilmiş sinirlerimin sınırına geldim artık— ama sonunda, samimi sözlerim tamamıyla uçup gitti. Ve ardından, sayısız defa itiraflarımı unutmuş olan Mogi ile iletişime geçmeye mahkumum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Anladım. Sadece geçersiz kılınmıyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Baştan beri hiçbir şey yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu dünya başından beri bomboş. İçerisindeki her şeyin geçersiz kılındığı bir dünyada değeri olan hiçbir şey yok. Güzel şeyler de, çirkin şeyler de, kıymetli şeyler de, yırtık pırtık şeyler de, sevilen şeyler de, nefret edilen şeylerde de aynı miktarda değer var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sebepten dolayı hiçbir şeyin varlığı yok. Sadece boşluk var. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın anlaşılmaz boşluğu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Midem bulandı. Tiksinç bir ortamda nefes almaya mecbur bırakıldım. Ciğerlerimdeki havadan kurtulma isteğime rağmen, yapamıyorum, çünkü o zaman bir daha burada yaşamaya devam edemem. Nefes alıp vermeden yaşayamam. Ama bu boşluğu solumaya devam edersem, vücudum da boş olur. Bir sünger gibi içim de boş olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ya da—benim için çoktan zaman geçti ve içim çoktan bomboş mu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu Kazu? Kötü mü hissediyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tanıdık bir ses duyunca,vücudum hala sıranın üstünde yığılmış haldeyken kafamı kaldırdım. Kokone önümde duruyordu, yüzü asıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beden eğitimi dersinde burun kanaması geçirdin, değil mi? Belki o yüzdendir? İyi hissetmiyorsan, belki de hemşirenin yanına gitmeliyiz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun için endişelenmeye gerek yok Kiri. Kötü hissetmesinin nedeni burun kanamasından ziyade, üstünde yattığı kucaktan dolayı olduğuna bahse girerim,” dedi Daiya. Onu fark etmemiştim, ama herhâlde yakınlarda duruyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kucak mı..?..He! Demek öyle! Ne yaaa, sadece sevdalıymış…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedikten sonra sırıttı ve destekleyici bir tavırla sırtıma vurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Se-n! Sen sen! Bu senin için biraz sırnaşık değil mi? Lütfen aaaşk gibi yetişkin işlerine bulaşma.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O kadar basit bir cazibeden etkilenmek—gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hayır! Ben hep sevd—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlemin ortasında kendimi durdurdum. Bu birkaç yönden hatalı bir cümle olurdu. Bir kere, Mogi-&lt;br /&gt;
san’a olan hislerimi itiraf etmiş olurdum, ama ondan da öte—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Efendim? Daha düne kadar Mogi için özel hislerin yoktu, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—doğru olmazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aslına bakarsan, ben ona bugün âşık oldum. Hislerim bir anda ortaya çıkıverdi, en azından Daiya ve diğerleri açısından böyle görünüyor. Ve bu yüzden de kimse ona olan düşkünlüğümü bilmiyordu, davranışlarımın bunu açıkça belli etmesine rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hey hey, Daiya, anlaşılan bu herif Kasumi’ye olan karşılıksız aşkını ilan etti. Uhihi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sırıttı ve Daiya’yı dirseği ile dürttü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. En iyi durumda bu bana biraz fazladan eğlence sağlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uhehe… başkalarının aşkı gerçekten de eğlenceliymiş! Mm, mm. Merak etme, Ablan senin yanında. Sana tavsiye verir, yardım ederim! Hatta terk edilirsen seni teselli bile ederim! Ama başarılı olursan, seni öldürürüm, çünkü asabım bozulur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Merak etme. İkisi çıkmaya başlarsa ben onun kalbini çalarım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohaa, bu hoşuma gitti! Başkalarının talihsizliği ve karışık aşk ilişkileri! Muhteşem!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O ikisi gerçekten çok acımasız, keyifsiz olduğumu görmezden geliyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neyse ki XX burada değil. O olsaydı, fırsatı değerlendirip konuşmayı öyle bir yere—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hmm? Neyin var yine Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, sadece… Onun nerede olduğunu merak ediyordum. Bugün izinli mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kimin hakkında konuşuyorsun?” diye sordu Daiya, şüpheli bir bakış atarak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf. Öyle dediğimde Daiya’nın benim kimden bahsettiğimi anlamasını beklerdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bilmiyor musun? Tabi ki de—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—ehm, kim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ha? Bir dakika ya! Ben… Ben bu belirli kişinin ismini söylemek üzereydim. Öyleyse neden sırf &lt;br /&gt;
ismini değil, yüzünü de unuttum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazu? Bir şeyin mi var? Kimden bahsediyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi kötü hissediyorum, sanki gırtlağımı yırtma isteği yaratan yarı sıvı ve sümüksü bir şey yutmuşum. Ama bu iğrenme hissine sahip olduğum için şanslıydım. Eğer tamamen yutkunup vücudumdan arındırsaydım, XX kaybolurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hey… Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önemli değil. Hepsini hatırlayabiliyorum. O iğrenme hissi sayesinde hatırlayabiliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Haruaki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Değerli arkadaşımın ismi. Sonsuza kadar yanımda durmaya yemin eden dostum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Uçan kuştan medet umuyorum belki, ama yine de ümit ediyorum. Umuyorum ki, bir sebepten dolayı Haruaki&#039;yi unutan tek kişi benimdir. Ama ben gerçekten de aptalım. O ümit—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hey Kazu. Şu ‘Haruaki’ de kimin nesi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—asla gerçekleşemezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sinir bozucu durum üzerine dişlerimi gıcırdattım. Daiya ve Kokone garip davranışıma yanıt niteliğinde kaşlarını çattılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İkisi de onu unutmuştu—oysa onun çocukluk arkadaşları olarak, onu benden çok daha uzun bir süredir tanıyorlardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçeğin, &amp;quot;Haruaki&#039;nin&amp;quot; burada var olmadığı düşüncesi bana saplandı, ve—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eve gidiyorum ben.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—ölümcül bir yaraya sebep oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalktım, çantamı aldım, ve onlara sırtımı dönüp sınıftan çıktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada daha fazla kalmaya dayanamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki neden burada değil?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nedenini biliyorum. Haruaki’nin ‘reddedildiğini’ biliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kim tarafından? Bu gayet belliydi. O kesinlikle Reddeden Sınıf’ın &#039;&#039;kahramanı&#039;&#039; tarafından ‘reddedildi’.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen yanılmışım. Reddeden Sınıf’ın günlük hayatın akışını koruyacağını düşünmüştüm. Ne kadar da saçma. İşlerin bu şekilde yürümesine imkan yok. Günlük hayata günlük hayat denir çünkü aralıksız devam eder. Bir nehrin akışını durdurursan eğer, çamur birikir ve nehri siyah renge boyar. Aynen öyle. Burada da tortu birikmişti işte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, anladım. Muhtemelen bu fenomene defalarca şahit olmuştum. Ne kadar tekrara dayansam da, hep bu gerçeğin tekrar farkına varıyorum. Ve ardından Aya Otonaşi’ye karşı koymamaya başlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi Reddeden Sınıf’ı yok edecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve şu an bildiklerimle, neden onu durdurayım ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zil çaldı. Sınıf arkadaşlarımın çoğu yerlerine dönmüş olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden sınıftan daha çıkmadan dönüp arkama baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Boş bir sıra. Bir tane daha boş sıra. Bir tane daha boş sıra. Ve orada bir tane daha var. &lt;br /&gt;
Ah… Ben zaten bunun farkına varmıştım, ama benden başka kimse bu kadar boş yeri sıra dışı bulmuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Muhtemelen çözebilirdim, ama kabullenmek istemediğim için bunu yapmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi benden kutuyu almanın imkansız olduğu sonucuna vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlunun kim olduğunu tespit edince Reddeden Sınıf’ı sonlandırmak kolay olmalıydı. O, kutuyu elde etmek için 20,000’den fazla tekrardan geçti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse… ne yapmalı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Belli değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kamyon bana çarpınca kol ve bacaklarım etrafımda fırıl fırıl döndü. Kendi sağ bacağımın benden uzakta olması biraz gülünç bir durum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demek ki burada bitiyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Öldürüldüm’. Öldürülmeme izin verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,753 anlamsız tekrar. Yani bu kadar zaman tamamen boş bir çabayla mı bitiyor? Kabul… Kabul etmeliyim ki ben bile yorulmaya başladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kesin konuşmak gerekirse, henüz ölmedim. Ama kanlar içinde yatarken, biliyorum: öleceğim. Kurtulamayacağım. Ve gerçekten onun tarafından öldürüldüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Off..! Böylesine saçma miktarda zaman harcadım ve sonuca bak. Şu anki kadar hiç acizliğimden bu kadar nefret etmemiştim..!” sesinde pişmanlık ile mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...devam edelim. Kutuyu burada bulamadığıma göre, bir dahakini ararım artık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi’nin gözleri artık beni algılamıyor. Hayır, elbet o gözler beni baştan beri doğru düzgün algılamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Baştan sona kadar Aya Otonaşi sadece içimdeki kutuya bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gün de ‘geçersiz’ ilan edilecek mi acaba? Hayır, edilmeyecek. Reddeden Sınıf denilen kutu benim vücudumda ise, öldüğümde o da parçalanır. Ve vücudum kamyon tarafından parçalandığı gibi, bu kutu &lt;br /&gt;
da artık parçalandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gün artık tekrarlanmayacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, ne kadar gülünç. Reddeden Sınıf’ın sonunu getirecek tek şey buysa, o zaman bir tek ölüm önceden belirtilmişti. Yani, tabi ki bu boş. Bu dünya elbette—benim ölümümden sonraki hayatımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bununla birlikte, savaşımız artık sona erdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç sürprizi olmayan tek taraflı bir savaştı, ama böylece burada sona erdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet… buna inanıyorsun, öyle değil mi? Otonaşi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sana acıyorum. Gerçekten acıyorum, Otonaşi!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen beni görmezden gelmeye devam ettiğinden kaynaklandı. Başka türlü böyle bir hata yapmazdın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden bu kadar zamanı boşa harcadın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dinle, Otonaşi. Biraz düşünsen anlaması kolay. Benim gibi sıradan bir insanın kahraman &lt;br /&gt;
olmasının imkanı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu ona söylemek istedim, ama artık bunu yapamıyorum. Ağzımı bile hareket ettiremiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bilincim ortadan kayboldu. Öldüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu—hiçbir şeyi sonlandırmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 5232. Defa|5232. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt Ara|Ara]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27753._Defa&amp;diff=508223</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27753. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27753._Defa&amp;diff=508223"/>
		<updated>2016-12-16T08:45:10Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Sınıfımız beden eğitimi dersinde futbol oynuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bense burun kanaması geçirdiğim için, Mogi&#039;nin kucağında dinleniyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden onun duygularını merak etmeye başladım. Acaba kucağında dinlenmeme izin vererek, birazcık da olsa, beni cezbetmeye mi çalışıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En ufak bir fikrim yok—gizlice ona baktığımda her zamanki gibi ifadesiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Mogi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Şu an ne düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi başını yana eğdi, ama cevabı varmış gibi gözükmüyordu. Soruma tek tepkisi şaşkın bir bakış oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun üzerine düşünmeye başladım—partnerimin duygularını anlamak bu kadar zorsa, aşkımız gerçekten ilerleyebilir miydi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar zor bir kıza âşık oldum ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hakikaten—ben ne ara ona âşık oldum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamaya çalıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...........Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne oldu?” Birden ses çıkartınca Mogi sordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Y-Yok… yok bir şey!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suratım muhtemelen ‘bir şey yok’ işaretini vermiyordu. Mogi bunun farkında. Fakat bu konuda beni sorgulayacak sosyal becerisi olmadığı için, sessiz kalıp bir şey demekten kendini alıkoydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;yi uyarmadan kalktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm… sanırım burun kanamam durdu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...hım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Konuşmamız bu yalın sözcüklerle bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden gönüllü olarak böylesine güzel bir durumdan vazgeçtim ki? Böylesine bir keyfi bir &lt;br /&gt;
daha asla bulma şansım olmayabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—bu imkansız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü ne kadar çabalasam bile—&amp;lt;u&amp;gt;hatırlayamıyorum.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum!.. Ona ne zaman âşık olduğumu hatırlayamıyorum!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden âşık oldum? Bunu ne tetikledi? Farkında olmadan mı ondan hoşlanıyordum veya, hiç özel bir durum olmadan?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu bimem gerekir; nasıl unutmuş olabilirim, ama… ne kadar çabalasam da nafile, &lt;br /&gt;
hatırlayamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İlk görüşte aşk değildi, ve sınıf arkadaşı olmamız dışında hiçbir ortak yönümüz yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, niye birden bire âşık oldum ki? Tamamen spontane gelişmiş bir aşk olamaz, değil m—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—hadi canım…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İnanması güç bile olsa, aklıma gelen tek şey buydu. &amp;lt;u&amp;gt;Tamamen spontane gelişmiş bir aşk.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu? İyi misin?.. Hemşirenin yanına gidelim mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi teklifini her zamanki gibi sakince sundu. Benim için endişelendiği için gerçekten çok mutluydum. Basitçe mutlu. Bu duygu sahte değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ben iyiyim. Sadece bir şey hakkında düşünüyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendime bunun bir hata mı olduğunu tekrar tekrar sordum. Ama ne kadar çok düşünsem bir o kadar doğru geliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben Mogi&#039;ye kapılmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zamana kadar? Doğru—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—&amp;lt;u&amp;gt;Düne kadar ona kapılmamıştım.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Oo, anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bahçenin ortasında öylece dikilen transfer öğrenci, Aya Otonaşi’ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benim Mogi&#039;den hoşlanmamı sağlayan olay ne zamandı ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Ah, bu çok basit. Dün değildi. Ama bugün baştan aşağı âşığım. Öyleyse ne zamandı? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Bu sadece dün ile bugün arasındaki bir zamanda mümkün olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        &amp;lt;u&amp;gt;Reddeden Sınıf içerisindeki 20,000’den fazla tekrar esnasında.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, hatırladım. Sadece bir kısmını, ama belki de her zamankinden daha fazlasını. Yine de, bu sadece bir parçası, o yüzden anılarımın çoğu hala kayıp.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En değerli anımı kaybettim — Mogi&#039;ye nasıl âşık olduğumu içeren. Ve bu anıma kesinlikle kavuşmayacağım. Mogi ile bir şey paylaşamam. Hakkında hiçbir şey yapamayacağım karşılıksız bir aşk bu, ne kadar zaman geçerse geçsin, sedece benim duygularım güçleniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, bundan da öte. Reddeden Sınıf biter bitmez bu aşk da kaybolabilir. Demeye calıştığım, bu aşk Reddeden Sınıf’ın yokluğunda var olmamalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Garip. Gerçekten garip. Bu aşk yalan değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, bu aşk kutunun yokluğunda var olamayacak bir yalan mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ani bir rüzgar esti. Mogi&#039;nin eteğini kaldırdı. Acaba neden bu açık mavi külotu daha önce de görmüşüm gibi belirsiz bir hisse kapıldım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, onu zaten &#039;&#039;gördüm&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin bugün açık mavi külot giydiğini biliyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aya Otonaşi’nin anılarını hatırlamak için Kasumi Mogi’yi herkesten fazla kez kurban ettiğini bildiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu yüzden, karar verdim—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu Reddeden Sınıf’ı korumaya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sefer, Aya Otonaşi bana yaklaşmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğrusu, geçen tekrarda da aynı durum olmuş olabilirdi.Hafızam biraz karışık, ama bu durumun bir süredir devam ettiğini sanıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi öğle arasında tek başına yemek yiyor, elindeki sandviçi bıkkın bir şekilde çiğniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sefer ben ona yaklaştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece bununla birlikte, kalbim hızlandı ve vücudum gerildi. Otonaşi&#039;nin başkalarına koyduğu set devasa bir bariyer haline gelmişti, tek başına bile baskı yaratacak kadar güçlü bir bariyer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi hazırladım ve ona seslendim. Ama, Otonaşi bana dönüp bakmadı. Bu kadar &lt;br /&gt;
yakındayken, beni duymamış olması imkansızdı, o yüzden devam ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seninle konuşmam gereken birşey var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benim yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözünü kırpmadan beni geri çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tepki yok. Yalnızca sandviçini gönülsüzce çiğnemeye devam ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne dersem diyeyim beni görmezden gelmeye kararlı gözüküyor. Öyleyse sadece beni görmezden &lt;br /&gt;
gelmesini imkansız kılarım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biraz düşününce doğru tetik bir anda aklıma geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzından gelen çiğneme sesleri kesildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seninle konuşmam gereken bir şey var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala bana bakmadı. Ama bir şey de söylemedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın sesi kesildi. Sınıf arkadaşlarımız nefeslerini tutarak bize bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi daha fazla dayanamadı ve iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O ismi söyleyeceğini hiç düşünmemiştim. Anlaşılan bu defa birçok şey hatırladın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, öyle—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bile olsa, seninle konuşacak bir şeyim yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar sandviçini ilgisizce çiğnemeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden bağırmaya başlayınca sınıf arkadaşlarım bana odaklandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden?! Yüzleşmen gereken insan ben değil miyim?! Öyleyse neden beni dinlemeye &lt;br /&gt;
çalışmıyorsun?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden diye mi soruyorsun?” benimle alay ediyor. “Gerçekten bilmiyor musun? Ha! Bir kez daha ne kadar aptalca davrandığına baksana. Asla kendin düşünmüyorsun. Neden böyle bir insanla muhatap olayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Daha önce nasıl davrandığımı bilmiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Daha önce mi? Ne kadar aptalca bir düşünce. Şu an ne farkın var ki? Tıpkı eskisi gibisin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl emin olabiliyorsun? Belki sana yardım teklif edeceğim. O durumda—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Doğrusu, fark etmiyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sözümü bitirmeme izin vermeden bu sözleri söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğal olarak itiraz etmek üzereydim. Ama bu itirazım Otonaşi&#039;nin sonraki cümlesiyle kayboldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çünkü bu teklifi sadece iki üç kere yapmadın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He—?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar şaşırdım ki ağzım bir karış açık kaldı. Dudak bükerek, Otonaşi yarısı yenmiş&lt;br /&gt;
sandviçini sardı ve konuşmaya başladı:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ. Zamanımı çokça kez anlamsız şeylere harcamak zorunda kaldım zaten. Bu açıklamayı sana ikinci veya üçüncü sefer anlatmıyorum, ama yine de sana tekrar anlatacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kalktı ve yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onu sessizce takip etmek dışında bir seçeneğim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her zamanki gibi, beni okul binasının arka tarafına götürdü. Ve her zamanki gibi, Otonaşi duvara yaslandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu baştan söyleyeceğim. Seninle muhabbet etmeyeceğim. Sen sadece salak gibi beni dinleyeceksin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Buna kendim de karar verebilirim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biraz isyan etmek için böyle söyledim, ama Otonaşi bana sadece ters bir bakış attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, bunun kaçıncı tekrar olduğunu biliyor musun? Hayır, bilmiyorsun. Bu 27,753. tekrar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O sayı çok fazla acayip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...özellike her tekrarı saydın mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, çünkü tek bir sefer saymazsam, sayıyı doğrulamanın yolu olmaz. Bunu yapmayı unutursam, &lt;br /&gt;
kendimi kaybederim. Bundan dolayı, hep sayı tutuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bilinmezliğe sürüklenirken ne kadar yol katettiğinin farkında olmak biraz rahatlatıcı doğrusu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyi defalarca tekrar ettim. Sana yaklaşmanın her türlü yolunu denedim. Henüz denemediğim &lt;br /&gt;
bir şey hayal edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu yüzden mi benimle konuşmanın anlamsız olduğunu düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sana kutuyu vermem için ikna etmeye bile çalışmıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ondan çoktan vazgeçtim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Niye ki? Bu tekrarların bir noktasında, seninle en az bir kere işbirliği yapmış olmalıyım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Bana nefretle davrandığın tekrarlar da, benimle işbirliği yaptığın tekrarlar da &lt;br /&gt;
oldu. Ama ne oldu biliyor musun? Fark etmiyor. Öyle ya da böyle, bana kutuyu asla vermedin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İşbirliği yaparken bile kutuyu vermedim mi?.. yani, belli ki öyle. Otonaşi kutuyu elde etseydi ‘şimdi’ burada olmazdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sadece doğrulamak için soruyorum: kutunun sahibinin ben olduğumdan eminsin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sürekli içimde çekip çekiştirdiğim bir konu oldu bu. Ama vardığım sonuç hep aynı. Kazuki &lt;br /&gt;
Hoşino, şüphesiz, &#039;&#039;kutunun sahibidir&#039;&#039;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden öyle düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Düşündüğün kadar da şüpheli yok zaten. Tümüyle Açıklama yapmakta çok uzun sürer, o yüzden kısa keseceğim: var olan birkaç olası şüphelinin beni 27,753 tekrar boyunca kandırması imkansız. Sonuç olarak, bir tek sen kutunun sahibi olabilirsin. Ayrıca, Reddeden Sınıf&#039;la ilgisiz açıklanamayan dolaylı kanıtımız var, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı—daha önceden kutunun dağıtıcısıyla—’*’ ile tanışmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeye rağmen kutuyu asla çıkartmıyorsun. Daha doğrusu, çıkartamıyorsun. Seni daha 20.000 tekrar öncesinden sahip olarak gözüme kestirmiştim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani vaz mı geçtin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kutu&#039;yu elde etmek için elinden geleni yapan Otonaşi vaz mı geçti?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vazgeçmedim. Sadece kutuyu elde edemiyorum. Cüzdanında olan bir bozuk para aradığını varsayalım, ama ne kadar evirip çevirsen de bulamıyorsun. Cüzdanın her yanına bakmak kolay. Yine de bozuk parayı bulamıyorsun. O durumda bozuk paranın olmadığını düşünmen gerekir. Aynen o şekilde, bu 27,753 tekrar içerisinde ‘Kazuki Hoşino’dan kutuyu elde edemiyorum’ sonucuna vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Otonaşi bir anlığına kaşlarını çattı ve ardından bana arkasını döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, gösteri bitti. Hala bir şeyler söylemek istiyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet! Başından beri o yüzden seninle konuşmak istiyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Söylemem gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Karar verdim. Ben reddeden Sınıf’ı korumaya karar verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;yi defalarca öldüren Otonaşi&#039;yi, kendime—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“ Otonaşi seni, hayır, Aya Otonaşi, seni kendime—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—düşman mı edeceksin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Ha?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona karşı koymak için yaptığım cesurca tavrımı öngördü ve hala, aldırışsız bir şekilde beni görmezden gelmeye çalışıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalbimin derinliklerinde ne kadar kaskatı kesilip şoka uğramış olduğumu görünce, Otonaşi derin bir iç çekti. Bana doğru isteksizce döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, hala anlamıyor musun? Seninle ne kadar zaman geçirdiğimi düşünüyorsun, aptal çocuk? Bu sadece sıkılacak kadar çok tekrarladığım başka bir versiyon. İşin özünü görmem imkansız değil, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Ne—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle cesur bir hareketi zaten defalarca yapmış mıydım yani?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden her seferinde tamamen etkisizdi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu arada, sana bir şey daha söyleyeceğim. İnançların bana karşı çıkma kararına sebep olsa bile, ve her tekrar o anılarını hatırlamaya kalkışsan bile: eninde sonunda bana karşı koymaktan vazgeçeceğinden adım gibi eminim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Öyle olma—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonuçta, onun Mogi&#039;yi öldürmesini kabullenmem; Mogi&#039;ye karşı hislerimi silip atmayı seçtiğim anlamına gelirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana inanmıyor musun? Bana defalarca belirttiğin sebebi söylememi ister misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dudağımı ısırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi konuşmamızı bitmiş olarak kabul edip bana sırtını döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Değerlerin 20,000’den fazla tekrara sorunsuz olarak dayandı. Bunun için hakkını vermeliyim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anında kafamı kaldırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce beni ‘takdir’ mi etti? &#039;&#039;Otonaşi&#039;&#039; mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir dakika bekle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne olursa olsun, sormam gereken tek bir şey daha var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kafasını bana doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kutuyu benden almaktan artık vazgeçtin, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Öyle dememiş miydim?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman… bundan sonra ne yapmayı planlıyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin ifadesinde hiç değişiklik yok. Gözlerini benden ayırmadan doğruca bana bakmaya &lt;br /&gt;
devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Direkt bakışı, gözlerimi onun gözlerinden ayırmaya zorladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O anda… Otonaşi başka da bir şey söylemeden alıp başını gitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Soruma cevap vermeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otonaşi sınıfa geri dönmedi—belki eve gitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beşinci dersim matematik. Formülleri muhtemelen defalarca görmeme rağmen hemen anlayamıyorum. Bunun yerine, ders boyunca Mogi&#039;yi izledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten Mogi&#039;yi terk edecek miydim? Gerçekten ona olan hislerimi içimden söküp atacak mıydım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır. Öyle bir şeyin olma ihtimali yok. Geçmişteki benin ne düşündüğü önemli değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu andaki ben Mogi&#039;den vazgeçmeyecekti. Tek önemi olan şey buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beşinci ders bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen Mogi&#039;nin yanına gittim. Beni fark etti ve badem gözleriyle bana doğru baktı. Vücudum &lt;br /&gt;
anında gerildi. Kalbim her zamanki ahengini kaybetti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sırf ona bakmaktan. Ona söylemek üzere olduğum şeyin gerçekten özel olduğunu kanıtlıyor bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Günlük hayatımda asla bulunmayacağım bir hareket bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama elimde değil. Anılarımı hatırlamanın başka bir yolu aklıma gelmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;ye hislerimi itiraf etmekten başka bir yol aklıma gelmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Mogi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım şu an suratımda oldukça tuhaf bir ifade var. Mogi bana merakla baktı ve kafasını &lt;br /&gt;
yana eğdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm, sana söylemek istediğim bir—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
‘Lütfen yarına kadar bekle.’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Ah”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zihnimden bir görüntü geçti. Kafamda bir ses gelişigüzel tekrarlandı. O kadar açık ve net bir hisse kapıldım ki, gözlerime, kulaklarıma ve beynime biri sanki cam saplıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Göğsüm şiddetle zonkluyordu, sanki çekiçle biri vuruyormuş gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	H-Hayır—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamak istemiyordum. Hatırlamak istememe rağmen. O anıyı tekrar tekrar silip unutmak &lt;br /&gt;
istesem bile, kaybolmuyordu. Başka herhangi bir anıyı, ne kadar önemli olursa olsun, unutabilmeme rağmen,&lt;br /&gt;
unutamayacağım anı buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Evet, doğru ya—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok uzun zaman önce—&amp;lt;u&amp;gt;Mogi&#039;ye olan duygularımı itiraf etmiştim.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Özür dilerim, yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aramıza biraz mesafe koydum. Mogi şüpheci bir tavırla kaşlarını kaldırdı ama bana daha &lt;br /&gt;
başka soru sormadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yerime döndüm ve sıramın üstüne attım kendimi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şimdi düşününce, barizdi. Ne de olsa, bu günü 20,000 defadan fazla tekrarladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;ye duygularımı itiraf ediyorum. Ama unutuyorum. O yüzden tekrar itiraf ediyorum. Ve &lt;br /&gt;
tekrar unutuyorum. Reddeden Sınıf’a karşı koymak için yapmak istemediğim şeyi, duygularımı ilan etmeyi, yaptım. Tekrar tekrar, tekrar tekrar yapıp, yaptığım kadar da unuttum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve her defasında duymaktan en çok kaçındığım cevabı aldım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hep aynısı. Hep aynı cevap. Yani, değişmesinin imkanı yok. Mogi anılarını hatırlayamıyor, &lt;br /&gt;
dolayısıyla cevabı da değişemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O cevap—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Lütfen yarına kadar bekle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. &amp;lt;u&amp;gt;O bahsettiğin yarın asla gelmeyecek.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eşi benzeri olmayan bir azimle, normalde toparlayamayacağım cesaretimi toparladım, sinirlerimi &lt;br /&gt;
sınırına kadar gerdim—ama sonunda, samimi sözlerim tamamıyla uçup gitti. Ve ardından, sayısız defa itiraflarımı unutmuş olan Mogi ile iletişime geçmeye mahkumum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Anladım. Sadece geçersiz kılınmıyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Baştan beri hiçbir şey yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu dünya başından beri bomboştu. İçerisindeki her şeyin geçersiz kılındığı bir dünyada değeri &lt;br /&gt;
olan hiçbir şey yok. Güzel şeylerde, çirkin şeylerde, kıymetli şeylerde, yırtık pırtık şeylerde, sevilen şeylerde, nefret edilen şeylerde de aynı miktarda değer var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sebepten dolayı hiçbir şeyin varlığı yok. Sadece boşluk var. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın anlaşılmaz boşluğu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Midem bulandı. Tiksinç bir ortamda nefes almaya mecbur bırakıldım. Ciğerlerimdeki havadan kurtulma isteğine kapılmama rağmen, yapamıyorum, çünkü o durumda burada yaşamaya devam edemem. Nefes alıp vermeden yaşayamam. Ama bu boşluğu solumaya devam edersem, vücudum da boş olur. Bir boru gibi içim de boş olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ya da—benim için çoktan zaman geçmiş miydi? İçim çoktan boş mu olmuştu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu Kazu? Kötü mü hissediyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tanıdık bir ses duyunca,vücudum hala sıra üstünde yığılmış şekildeyken kafamı kaldırdım. Kokone önümde duruyordu, yüzü asıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beden eğitimi dersinde burun kanaması geçirdin, değil mi? Belki o yüzdendir? İyi hissetmiyorsan, belki de hemşirenin yanına gitmeliyiz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun için endişelenmeye gerek yok Kiri. Kötü hissetmesinin sebebinin burun kanamasından ziyade, üstünde yattığı kucaktan dolayı olduğuna bahse varım,” dedi Daiya. Onu fark etmemiştim, ama herhâlde yakınlarda duruyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kucak mı..?..He! Demek öyle! Ne yaaa, sadece sevdalıymış…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedikten sonra sırıttı ve destekleyici bir tavırla sırtıma vurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Se-n! Sen sen! Bu senin için biraz sırnaşık değil mi? Lütfen aaaşk gibi olgun bir şeye girme.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O kadar basit bir cazibeden etkilenmek—gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hayır! Ben hep sevd—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlemin ortasında kendimi durdurdum. Bu birkaç yönden hatalı bir cümle olurdu. Bir kere, Mogi-&lt;br /&gt;
san’a olan hislerimi itiraf etmiş olurdum, ama ondan da öte—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Efendim? Daha düne kadar Mogi için özel hislerin yoktu, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—doğru olmazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aslına bakarsan, ben ona bugün âşık oldum. Hislerim bir anda ortaya çıktı, en azından Daiya ve diğerleri açısından böyle gözüküyordu. Ve bu yüzden kimse ona olan düşkünlüğümü bilmiyordu, &lt;br /&gt;
davranışlarım bunu belli etmesine rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hey hey, Daiya, anlaşılan bu herif Kasumi’ye olan karşılıksız aşkını ilan etti. Uhihi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sırıttı ve Daiya’yı dirseği ile dürttü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. En iyi durumda bu bana biraz fazladan eğlence sağlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uhehe… başkalarının aşkı gerçekten de eğlenceliymiş! Mm, mm. Merak etme, Ablan senin yanında. Sana tavsiye verir, yardım ederim! Hatta terk edilirsen seni teselli bile ederim! Ama başarılı olursan, seni öldürürüm, çünkü asabım bozulur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Merak etme. İkisi çıkmaya başladığında ben onun kalbini çalarım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohaa, bu hoşuma gitti! Başkalarının talihsizliği ve karışık aşk ilişkileri! Muhteşem!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O ikisi gerçekten çok acımasız, keyifsiz olduğumu görmezden geldiler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neyse ki XX burada değil. O olsaydı, fırsatı değerlendirip konuşmayı öyle bir yere—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hmm? Neyin var yine Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, sadece… Onun nerede olduğunu merak ediyordum. Bugün izinli mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kimin hakkında konuşuyorsun?” diye sordu Daiya, gözünde şüphe.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf. Öyle dediğimde Daiya’nın benim kimden bahsettiğimi anlamasını beklerdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bilmiyor musun? Tabi ki de—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—ehm, kim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ha? Bir dakika ya! Ben… Ben bu belirli kişinin ismini söylemek üzereydim. Öyleyse neden sırf &lt;br /&gt;
ismini değil, yüzünü de unuttum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazu? Bir şeyin mi var? Kimden bahsediyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi kötü hissediyorum, sanki ümüğümü yırtma isteği yaratan yarı sıvı ve sümüksü bir şey yutmuştum. Ama bu iğrenme hissine sahip olduğum için şanslıydım. Eğer tamamen yutup vücudumdan &lt;br /&gt;
arındırsaydım, XX kaybolurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hey… Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önemli değil. Hepsini hatırlayabiliyorum. O iğrenme hissi sayesinde hatırlayabiliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Haruaki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Değerli arkadaşımın ismi. Sonsuza kadar yanımda durmaya yemin eden dostum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Uçan kuştan medet umuyorum belki, ama yine de ümit ediyorum. Umuyorum ki, bir sebepten dolayı Haruaki&#039;yi unutan tek kişi benimdir. Ama ben gerçekten de aptalım. O ümit—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hey Kazu. O ‘Haruaki’ de kimin nesi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—asla gerçekleşemezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sinir bozucu durum üzerine dişlerimi sıktım. Daiya ve Kokone garip davranışlarıma yanıt olarak kaşlarını çattılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İkisi onu unutmuştu—oysa onun çocukluk arkadaşları olarak, onu benden çok daha uzun bir süredir tanıyorlardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçeğin, &amp;quot;Haruaki&#039;nin&amp;quot; burada var olmadığı düşüncesi bana saplandı, ve—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eve gideceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—ölümcül bir yaraya sebep oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalktım, çantamı aldım, ve onlara sırtımı dönüp sınıftan çıkmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada daha fazla kalmaya dayanamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki neden burada değil?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nedenini biliyorum. Haruaki’nin ‘reddedildiğini’ biliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kim tarafından? Bu gayet belliydi. O kesinlikle Reddeden Sınıf’ın &#039;&#039;kahramanı&#039;&#039; tarafından ‘reddedildi’.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen yanılmışım. Reddeden Sınıf’ın günlük hayatın akışını koruyacağını düşünmüştüm. Saçmalık. İşlerin öyle gelişmesinin imkanı yoktu. Günlük hayata günlük hayat denir çünkü aralıksız devam eder. Bir nehrin akışını durdurursan, çamur birikir ve nehri siyah rengine boyar. Aynen öyleydi. Burada da tortu birikmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, anladım. Muhtemelen bu fenomene defalarca şahit olmuştum. Ne kadar tekrara dayansam da, hep bu gerçeğin tekrar farkına varıyorum. Ve ardından Aya Otonaşi’ye karşı koymamaya başlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi Reddeden Sınıf’ı yok edecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve şu an bildiklerimle, neden onu durdurayım ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zil çaldı. Sınıf arkadaşlarımın çoğu yerlerine dönmüş olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden sınıftan daha çıkmadan dönüp arkama baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Boş bir sıra. Bir tane daha boş sıra. Bir tane daha boş sıra. Ve orada da bir tane daha var. &lt;br /&gt;
Ah… Ben zaten bunun farkına varmıştım, ama benden başka kimse bu kadar boş yeri sıra dışı bulmuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Muhtemelen çözebilirdim, ama kabullenmek istemediğim için bunu yapmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi benden kutuyu almanın imkansız olduğu sonucuna vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlunun kim olduğunu tespit edince Reddeden Sınıf’ı sonlandırmak kolay olmalıydı. O, kutuyu elde etmek için 20,000’den fazla tekrardan geçti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse… ne yapmalı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Belli değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kamyon bana çarpınca kol ve bacaklarım etrafımda fırıl fırıl döndü. Kendi sağ bacağımın benden uzakta olması biraz gülünç bir durum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demek ki burada bitiyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Öldürüldüm’. Öldürülmeme izin verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,753 anlamsız tekrar. Yani bu kadar zaman tamamen boş bir çabayla mı bitiyor? Kabul… Kabul etmeliyim ki ben bile yorulmaya başladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kesin konuşmak gerekirse, henüz ölmedim. Ama kanlar içinde yatarken, biliyorum: öleceğim. Kurtulamayacağım. Ve gerçekten onun tarafından öldürüldüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Off..! Böylesine saçma miktarda zaman harcadım ve sonuca bak. Şu anki kadar hiç acizliğimden bu kadar nefret etmemiştim..!” sesinde pişmanlık ile mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...devam edelim. Kutuyu burada bulamadığıma göre, bir dahakini ararım artık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi’nin gözleri artık beni algılamıyor. Hayır, elbet o gözler beni baştan beri doğru düzgün algılamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Baştan sona kadar Aya Otonaşi sadece içimdeki kutuya bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gün de ‘geçersiz’ ilan edilecek mi acaba? Hayır, edilmeyecek. Reddeden Sınıf denilen kutu benim vücudumda ise, öldüğümde o da parçalanır. Ve vücudum kamyon tarafından parçalandığı gibi, bu kutu &lt;br /&gt;
da artık parçalandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gün artık tekrarlanmayacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, ne kadar gülünç. Reddeden Sınıf’ın sonunu getirecek tek şey buysa, o zaman bir tek ölüm önceden belirtilmişti. Yani, tabi ki bu boş. Bu dünya elbette—benim ölümümden sonraki hayatımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bununla birlikte, savaşımız artık sona erdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç sürprizi olmayan tek taraflı bir savaştı, ama böylece burada sona erdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet… buna inanıyorsun, öyle değil mi? Otonaşi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sana acıyorum. Gerçekten acıyorum, Otonaşi!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen beni görmezden gelmeye devam ettiğinden kaynaklandı. Başka türlü böyle bir hata yapmazdın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden bu kadar zamanı boşa harcadın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dinle, Otonaşi. Biraz düşünsen anlaması kolay. Benim gibi sıradan bir insanın kahraman &lt;br /&gt;
olmasının imkanı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu ona söylemek istedim, ama artık bunu yapamıyorum. Ağzımı bile hareket ettiremiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bilincim ortadan kayboldu. Öldüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu—hiçbir şeyi sonlandırmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 5232. Defa|5232. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt Ara|Ara]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27753._Defa&amp;diff=508222</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27753. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27753._Defa&amp;diff=508222"/>
		<updated>2016-12-16T08:41:05Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Sınıfımız beden eğitimi dersinde futbol oynuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bense burun kanaması geçirdiğim için, Mogi&#039;nin kucağında dinleniyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden onun duygularını merak etmeye başladım. Acaba kucağında dinlenmeme izin vererek, birazcık da olsa, beni cezbetmeye mi çalışıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En ufak bir fikrim yok—gizlice ona baktığımda her zamanki gibi ifadesiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Mogi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Şu an ne düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi başını yana eğdi, ama cevabı varmış gibi gözükmüyordu. Soruma tek tepkisi şaşkın bir bakış oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun üzerine düşünmeye başladım—partnerimin duygularını anlamak bu kadar zorsa, aşkımız gerçekten ilerleyebilir miydi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar zor bir kıza âşık oldum ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hakikaten—ben ne ara ona âşık oldum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamaya çalıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...........Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne oldu?” Birden ses çıkartınca Mogi sordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Y-Yok… yok bir şey!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suratım muhtemelen ‘bir şey yok’ işaretini vermiyordu. Mogi bunun farkında. Fakat bu konuda beni sorgulayacak sosyal becerisi olmadığı için, sessiz kalıp bir şey demekten kendini alıkoydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;yi uyarmadan kalktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm… sanırım burun kanamam durdu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...hım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Konuşmamız bu yalın sözcüklerle bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden gönüllü olarak böylesine güzel bir durumdan vazgeçtim ki? Böylesine bir keyfi bir &lt;br /&gt;
daha asla bulma şansım olmayabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—bu imkansız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü ne kadar çabalasam bile—&amp;lt;u&amp;gt;hatırlayamıyorum.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum!.. Ona ne zaman âşık olduğumu hatırlayamıyorum!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden âşık oldum? Bunu ne tetikledi? Farkında olmadan mı ondan hoşlanıyordum veya, hiç özel bir durum olmadan?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu bimem gerekir; nasıl unutmuş olabilirim, ama… ne kadar çabalasam da nafile, &lt;br /&gt;
hatırlayamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İlk görüşte aşk değildi, ve sınıf arkadaşı olmamız dışında hiçbir ortak yönümüz yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, niye birden bire âşık oldum ki? Tamamen spontane gelişmiş bir aşk olamaz, değil m—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—hadi canım…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İnanması güç bile olsa, aklıma gelen tek şey buydu. &amp;lt;u&amp;gt;Tamamen spontane gelişmiş bir aşk.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu? İyi misin?.. Hemşirenin yanına gidelim mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi teklifini her zamanki gibi sakince sundu. Benim için endişelendiği için gerçekten çok mutluydum. Basitçe mutlu. Bu duygu sahte değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ben iyiyim. Sadece bir şey hakkında düşünüyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendime bunun bir hata mı olduğunu tekrar tekrar sordum. Ama ne kadar çok düşünsem bir o kadar doğru geliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben Mogi&#039;ye kapılmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zamana kadar? Doğru—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—&amp;lt;u&amp;gt;Düne kadar ona kapılmamıştım.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Oo, anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bahçenin ortasında öylece dikilen transfer öğrenci, Aya Otonaşi’ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benim Mogi&#039;den hoşlanmamı sağlayan olay ne zamandı ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Ah, bu çok basit. Dün değildi. Ama bugün baştan aşağı âşığım. Öyleyse ne zamandı? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Bu sadece dün ile bugün arasındaki bir zamanda mümkün olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        &amp;lt;u&amp;gt;Reddeden Sınıf içerisindeki 20,000’den fazla tekrar esnasında.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, hatırladım. Sadece bir kısmını, ama belki de her zamankinden daha fazlasını. Yine de, bu sadece bir parçası, o yüzden anılarımın çoğu hala kayıp.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En değerli anımı kaybettim — Mogi&#039;ye nasıl âşık olduğumu içeren. Ve bu anıma kesinlikle kavuşmayacağım. Mogi ile bir şey paylaşamam. Hakkında hiçbir şey yapamayacağım karşılıksız bir aşk bu, ne kadar zaman geçerse geçsin, sedece benim duygularım güçleniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, bundan da öte. Reddeden Sınıf biter bitmez bu aşk da kaybolabilir. Demeye calıştığım, bu aşk Reddeden Sınıf’ın yokluğunda var olmamalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Garip. Gerçekten garip. Bu aşk yalan değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, bu aşk kutunun yokluğunda var olamayacak bir yalan mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ani bir rüzgar esti. Mogi&#039;nin eteğini kaldırdı. Acaba neden bu açık mavi külotu daha önce de görmüşüm gibi belirsiz bir hisse kapıldım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, onu zaten &#039;&#039;gördüm&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin bugün açık mavi külot giydiğini biliyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aya Otonaşi’nin anılarını hatırlamak için Kasumi Mogi’yi herkesten fazla kez kurban ettiğini bildiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sebepten dolayı, karar verdim—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu Reddeden Sınıf’ı korumaya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sefer, Aya Otonaşi bana yaklaşmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğrusu, geçen tekrarda da aynı durum olmuş olabilirdi.Hafızam biraz karışık, ama bu durumun bir süredir devam ettiğini sanıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi öğle arasında tek başına yemek yiyor, elindeki sandviçi bıkkın bir şekilde çiğniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sefer ben ona yaklaştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece bununla birlikte, kalbim hızlandı ve vücudum gerildi. Otonaşi&#039;nin başkalarına koyduğu set devasa bir bariyer haline gelmişti, tek başına bile baskı yaratacak kadar güçlü bir bariyer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi hazırladım ve ona seslendim. Ama, Otonaşi bana dönüp bakmadı. Bu kadar &lt;br /&gt;
yakındayken, beni duymamış olması imkansızdı, o yüzden devam ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seninle konuşmam gereken birşey var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benim yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözünü kırpmadan beni geri çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tepki yok. Yalnızca sandviçini gönülsüzce çiğnemeye devam ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne dersem diyeyim beni görmezden gelmeye kararlı gözüküyor. Öyleyse sadece beni görmezden &lt;br /&gt;
gelmesini imkansız kılarım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biraz düşününce doğru tetik bir anda aklıma geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzından gelen çiğneme sesleri kesildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seninle konuşmam gereken bir şey var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala bana bakmadı. Ama bir şey de söylemedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın sesi kesildi. Sınıf arkadaşlarımız nefeslerini tutarak bize bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi daha fazla dayanamadı ve iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O ismi söyleyeceğini hiç düşünmemiştim. Anlaşılan bu defa birçok şey hatırladın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, öyle—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bile olsa, seninle konuşacak bir şeyim yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar sandviçini ilgisizce çiğnemeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden bağırmaya başlayınca sınıf arkadaşlarım bana odaklandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden?! Yüzleşmen gereken insan ben değil miyim?! Öyleyse neden beni dinlemeye &lt;br /&gt;
çalışmıyorsun?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden diye mi soruyorsun?” benimle alay ediyor. “Gerçekten bilmiyor musun? Ha! Bir kez daha ne kadar aptalca davrandığına baksana. Asla kendin düşünmüyorsun. Neden böyle bir insanla muhatap olayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Daha önce nasıl davrandığımı bilmiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Daha önce mi? Ne kadar aptalca bir düşünce. Şu an ne farkın var ki? Tıpkı eskisi gibisin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl emin olabiliyorsun? Belki sana yardım teklif edeceğim. O durumda—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Doğrusu, fark etmiyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sözümü bitirmeme izin vermeden bu sözleri söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğal olarak itiraz etmek üzereydim. Ama bu itirazım Otonaşi&#039;nin sonraki cümlesiyle kayboldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çünkü bu teklifi sadece iki üç kere yapmadın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He—?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar şaşırdım ki ağzım bir karış açık kaldı. Dudak bükerek, Otonaşi yarısı yenmiş&lt;br /&gt;
sandviçini sardı ve konuşmaya başladı:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ. Zamanımı çokça kez anlamsız şeylere harcamak zorunda kaldım zaten. Bu açıklamayı sana ikinci veya üçüncü sefer anlatmıyorum, ama yine de sana tekrar anlatacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kalktı ve yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onu sessizce takip etmek dışında bir seçeneğim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her zamanki gibi, beni okul binasının arka tarafına götürdü. Ve her zamanki gibi, Otonaşi duvara yaslandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu baştan söyleyeceğim. Seninle muhabbet etmeyeceğim. Sen sadece salak gibi beni dinleyeceksin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Buna kendim de karar verebilirim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biraz isyan etmek için böyle söyledim, ama Otonaşi bana sadece ters bir bakış attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, bunun kaçıncı tekrar olduğunu biliyor musun? Hayır, bilmiyorsun. Bu 27,753. tekrar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O sayı çok fazla acayip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...özellike her tekrarı saydın mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, çünkü tek bir sefer saymazsam, sayıyı doğrulamanın yolu olmaz. Bunu yapmayı unutursam, &lt;br /&gt;
kendimi kaybederim. Bundan dolayı, hep sayı tutuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bilinmezliğe sürüklenirken ne kadar yol katettiğinin farkında olmak biraz rahatlatıcı doğrusu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyi defalarca tekrar ettim. Sana yaklaşmanın her türlü yolunu denedim. Henüz denemediğim &lt;br /&gt;
bir şey hayal edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu yüzden mi benimle konuşmanın anlamsız olduğunu düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sana kutuyu vermem için ikna etmeye bile çalışmıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ondan çoktan vazgeçtim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Niye ki? Bu tekrarların bir noktasında, seninle en az bir kere işbirliği yapmış olmalıyım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Bana nefretle davrandığın tekrarlar da, benimle işbirliği yaptığın tekrarlar da &lt;br /&gt;
oldu. Ama ne oldu biliyor musun? Fark etmiyor. Öyle ya da böyle, bana kutuyu asla vermedin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İşbirliği yaparken bile kutuyu vermedim mi?.. yani, belli ki öyle. Otonaşi kutuyu elde etseydi ‘şimdi’ burada olmazdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sadece doğrulamak için soruyorum: kutunun sahibinin ben olduğumdan eminsin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sürekli içimde çekip çekiştirdiğim bir konu oldu bu. Ama vardığım sonuç hep aynı. Kazuki &lt;br /&gt;
Hoşino, şüphesiz, &#039;&#039;kutunun sahibidir&#039;&#039;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden öyle düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Düşündüğün kadar da şüpheli yok zaten. Tümüyle Açıklama yapmakta çok uzun sürer, o yüzden kısa keseceğim: var olan birkaç olası şüphelinin beni 27,753 tekrar boyunca kandırması imkansız. Sonuç olarak, bir tek sen kutunun sahibi olabilirsin. Ayrıca, Reddeden Sınıf&#039;la ilgisiz açıklanamayan dolaylı kanıtımız var, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı—daha önceden kutunun dağıtıcısıyla—’*’ ile tanışmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeye rağmen kutuyu asla çıkartmıyorsun. Daha doğrusu, çıkartamıyorsun. Seni daha 20.000 tekrar öncesinden sahip olarak gözüme kestirmiştim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani vaz mı geçtin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kutu&#039;yu elde etmek için elinden geleni yapan Otonaşi vaz mı geçti?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vazgeçmedim. Sadece kutuyu elde edemiyorum. Cüzdanında olan bir bozuk para aradığını varsayalım, ama ne kadar evirip çevirsen de bulamıyorsun. Cüzdanın her yanına bakmak kolay. Yine de bozuk parayı bulamıyorsun. O durumda bozuk paranın olmadığını düşünmen gerekir. Aynen o şekilde, bu 27,753 tekrar içerisinde ‘Kazuki Hoşino’dan kutuyu elde edemiyorum’ sonucuna vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Otonaşi bir anlığına kaşlarını çattı ve ardından bana arkasını döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, gösteri bitti. Hala bir şeyler söylemek istiyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet! Başından beri o yüzden seninle konuşmak istiyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Söylemem gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Karar verdim. Ben reddeden Sınıf’ı korumaya karar verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;yi defalarca öldüren Otonaşi&#039;yi, kendime—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“ Otonaşi seni, hayır, Aya Otonaşi, seni kendime—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—düşman mı edeceksin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Ha?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona karşı koymak için yaptığım cesurca tavrımı öngördü ve hala, aldırışsız bir şekilde beni görmezden gelmeye çalışıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalbimin derinliklerinde ne kadar kaskatı kesilip şoka uğramış olduğumu görünce, Otonaşi derin bir iç çekti. Bana doğru isteksizce döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, hala anlamıyor musun? Seninle ne kadar zaman geçirdiğimi düşünüyorsun, aptal çocuk? Bu sadece sıkılacak kadar çok tekrarladığım başka bir versiyon. İşin özünü görmem imkansız değil, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Ne—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle cesur bir hareketi zaten defalarca yapmış mıydım yani?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden her seferinde tamamen etkisizdi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu arada, sana bir şey daha söyleyeceğim. İnançların bana karşı çıkma kararına sebep olsa bile, ve her tekrar o anılarını hatırlamaya kalkışsan bile: eninde sonunda bana karşı koymaktan vazgeçeceğinden adım gibi eminim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Öyle olma—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonuçta, onun Mogi&#039;yi öldürmesini kabullenmem; Mogi&#039;ye karşı hislerimi silip atmayı seçtiğim anlamına gelirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana inanmıyor musun? Bana defalarca belirttiğin sebebi söylememi ister misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dudağımı ısırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi konuşmamızı bitmiş olarak kabul edip bana sırtını döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Değerlerin 20,000’den fazla tekrara sorunsuz olarak dayandı. Bunun için hakkını vermeliyim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anında kafamı kaldırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce beni ‘takdir’ mi etti? &#039;&#039;Otonaşi&#039;&#039; mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir dakika bekle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne olursa olsun, sormam gereken tek bir şey daha var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kafasını bana doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kutuyu benden almaktan artık vazgeçtin, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Öyle dememiş miydim?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman… bundan sonra ne yapmayı planlıyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin ifadesinde hiç değişiklik yok. Gözlerini benden ayırmadan doğruca bana bakmaya &lt;br /&gt;
devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Direkt bakışı, gözlerimi onun gözlerinden ayırmaya zorladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O anda… Otonaşi başka da bir şey söylemeden alıp başını gitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Soruma cevap vermeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otonaşi sınıfa geri dönmedi—belki eve gitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beşinci dersim matematik. Formülleri muhtemelen defalarca görmeme rağmen hemen anlayamıyorum. Bunun yerine, ders boyunca Mogi&#039;yi izledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten Mogi&#039;yi terk edecek miydim? Gerçekten ona olan hislerimi içimden söküp atacak mıydım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır. Öyle bir şeyin olma ihtimali yok. Geçmişteki benin ne düşündüğü önemli değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu andaki ben Mogi&#039;den vazgeçmeyecekti. Tek önemi olan şey buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beşinci ders bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen Mogi&#039;nin yanına gittim. Beni fark etti ve badem gözleriyle bana doğru baktı. Vücudum &lt;br /&gt;
anında gerildi. Kalbim her zamanki ahengini kaybetti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sırf ona bakmaktan. Ona söylemek üzere olduğum şeyin gerçekten özel olduğunu kanıtlıyor bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Günlük hayatımda asla bulunmayacağım bir hareket bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama elimde değil. Anılarımı hatırlamanın başka bir yolu aklıma gelmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;ye hislerimi itiraf etmekten başka bir yol aklıma gelmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Mogi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım şu an suratımda oldukça tuhaf bir ifade var. Mogi bana merakla baktı ve kafasını &lt;br /&gt;
yana eğdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm, sana söylemek istediğim bir—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
‘Lütfen yarına kadar bekle.’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Ah”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zihnimden bir görüntü geçti. Kafamda bir ses gelişigüzel tekrarlandı. O kadar açık ve net bir hisse kapıldım ki, gözlerime, kulaklarıma ve beynime biri sanki cam saplıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Göğsüm şiddetle zonkluyordu, sanki çekiçle biri vuruyormuş gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	H-Hayır—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamak istemiyordum. Hatırlamak istememe rağmen. O anıyı tekrar tekrar silip unutmak &lt;br /&gt;
istesem bile, kaybolmuyordu. Başka herhangi bir anıyı, ne kadar önemli olursa olsun, unutabilmeme rağmen,&lt;br /&gt;
unutamayacağım anı buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Evet, doğru ya—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok uzun zaman önce—&amp;lt;u&amp;gt;Mogi&#039;ye olan duygularımı itiraf etmiştim.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Özür dilerim, yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aramıza biraz mesafe koydum. Mogi şüpheci bir tavırla kaşlarını kaldırdı ama bana daha &lt;br /&gt;
başka soru sormadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yerime döndüm ve sıramın üstüne attım kendimi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şimdi düşününce, barizdi. Ne de olsa, bu günü 20,000 defadan fazla tekrarladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;ye duygularımı itiraf ediyorum. Ama unutuyorum. O yüzden tekrar itiraf ediyorum. Ve &lt;br /&gt;
tekrar unutuyorum. Reddeden Sınıf’a karşı koymak için yapmak istemediğim şeyi, duygularımı ilan etmeyi, yaptım. Tekrar tekrar, tekrar tekrar yapıp, yaptığım kadar da unuttum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve her defasında duymaktan en çok kaçındığım cevabı aldım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hep aynısı. Hep aynı cevap. Yani, değişmesinin imkanı yok. Mogi anılarını hatırlayamıyor, &lt;br /&gt;
dolayısıyla cevabı da değişemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O cevap—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Lütfen yarına kadar bekle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. &amp;lt;u&amp;gt;O bahsettiğin yarın asla gelmeyecek.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eşi benzeri olmayan bir azimle, normalde toparlayamayacağım cesaretimi toparladım, sinirlerimi &lt;br /&gt;
sınırına kadar gerdim—ama sonunda, samimi sözlerim tamamıyla uçup gitti. Ve ardından, sayısız defa itiraflarımı unutmuş olan Mogi ile iletişime geçmeye mahkumum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Anladım. Sadece geçersiz kılınmıyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Baştan beri hiçbir şey yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu dünya başından beri bomboştu. İçerisindeki her şeyin geçersiz kılındığı bir dünyada değeri &lt;br /&gt;
olan hiçbir şey yok. Güzel şeylerde, çirkin şeylerde, kıymetli şeylerde, yırtık pırtık şeylerde, sevilen şeylerde, nefret edilen şeylerde de aynı miktarda değer var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sebepten dolayı hiçbir şeyin varlığı yok. Sadece boşluk var. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın anlaşılmaz boşluğu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Midem bulandı. Tiksinç bir ortamda nefes almaya mecbur bırakıldım. Ciğerlerimdeki havadan kurtulma isteğine kapılmama rağmen, yapamıyorum, çünkü o durumda burada yaşamaya devam edemem. Nefes alıp vermeden yaşayamam. Ama bu boşluğu solumaya devam edersem, vücudum da boş olur. Bir boru gibi içim de boş olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ya da—benim için çoktan zaman geçmiş miydi? İçim çoktan boş mu olmuştu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu Kazu? Kötü mü hissediyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tanıdık bir ses duyunca,vücudum hala sıra üstünde yığılmış şekildeyken kafamı kaldırdım. Kokone önümde duruyordu, yüzü asıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beden eğitimi dersinde burun kanaması geçirdin, değil mi? Belki o yüzdendir? İyi hissetmiyorsan, belki de hemşirenin yanına gitmeliyiz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun için endişelenmeye gerek yok Kiri. Kötü hissetmesinin sebebinin burun kanamasından ziyade, üstünde yattığı kucaktan dolayı olduğuna bahse varım,” dedi Daiya. Onu fark etmemiştim, ama herhâlde yakınlarda duruyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kucak mı..?..He! Demek öyle! Ne yaaa, sadece sevdalıymış…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedikten sonra sırıttı ve destekleyici bir tavırla sırtıma vurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Se-n! Sen sen! Bu senin için biraz sırnaşık değil mi? Lütfen aaaşk gibi olgun bir şeye girme.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O kadar basit bir cazibeden etkilenmek—gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hayır! Ben hep sevd—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlemin ortasında kendimi durdurdum. Bu birkaç yönden hatalı bir cümle olurdu. Bir kere, Mogi-&lt;br /&gt;
san’a olan hislerimi itiraf etmiş olurdum, ama ondan da öte—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Efendim? Daha düne kadar Mogi için özel hislerin yoktu, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—doğru olmazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aslına bakarsan, ben ona bugün âşık oldum. Hislerim bir anda ortaya çıktı, en azından Daiya ve diğerleri açısından böyle gözüküyordu. Ve bu yüzden kimse ona olan düşkünlüğümü bilmiyordu, &lt;br /&gt;
davranışlarım bunu belli etmesine rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hey hey, Daiya, anlaşılan bu herif Kasumi’ye olan karşılıksız aşkını ilan etti. Uhihi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sırıttı ve Daiya’yı dirseği ile dürttü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. En iyi durumda bu bana biraz fazladan eğlence sağlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uhehe… başkalarının aşkı gerçekten de eğlenceliymiş! Mm, mm. Merak etme, Ablan senin yanında. Sana tavsiye verir, yardım ederim! Hatta terk edilirsen seni teselli bile ederim! Ama başarılı olursan, seni öldürürüm, çünkü asabım bozulur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Merak etme. İkisi çıkmaya başladığında ben onun kalbini çalarım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohaa, bu hoşuma gitti! Başkalarının talihsizliği ve karışık aşk ilişkileri! Muhteşem!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O ikisi gerçekten çok acımasız, keyifsiz olduğumu görmezden geldiler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neyse ki XX burada değil. O olsaydı, fırsatı değerlendirip konuşmayı öyle bir yere—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hmm? Neyin var yine Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, sadece… Onun nerede olduğunu merak ediyordum. Bugün izinli mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kimin hakkında konuşuyorsun?” diye sordu Daiya, gözünde şüphe.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf. Öyle dediğimde Daiya’nın benim kimden bahsettiğimi anlamasını beklerdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bilmiyor musun? Tabi ki de—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—ehm, kim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ha? Bir dakika ya! Ben… Ben bu belirli kişinin ismini söylemek üzereydim. Öyleyse neden sırf &lt;br /&gt;
ismini değil, yüzünü de unuttum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazu? Bir şeyin mi var? Kimden bahsediyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi kötü hissediyorum, sanki ümüğümü yırtma isteği yaratan yarı sıvı ve sümüksü bir şey yutmuştum. Ama bu iğrenme hissine sahip olduğum için şanslıydım. Eğer tamamen yutup vücudumdan &lt;br /&gt;
arındırsaydım, XX kaybolurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hey… Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önemli değil. Hepsini hatırlayabiliyorum. O iğrenme hissi sayesinde hatırlayabiliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Haruaki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Değerli arkadaşımın ismi. Sonsuza kadar yanımda durmaya yemin eden dostum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Uçan kuştan medet umuyorum belki, ama yine de ümit ediyorum. Umuyorum ki, bir sebepten dolayı Haruaki&#039;yi unutan tek kişi benimdir. Ama ben gerçekten de aptalım. O ümit—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hey Kazu. O ‘Haruaki’ de kimin nesi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—asla gerçekleşemezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sinir bozucu durum üzerine dişlerimi sıktım. Daiya ve Kokone garip davranışlarıma yanıt olarak kaşlarını çattılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İkisi onu unutmuştu—oysa onun çocukluk arkadaşları olarak, onu benden çok daha uzun bir süredir tanıyorlardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçeğin, &amp;quot;Haruaki&#039;nin&amp;quot; burada var olmadığı düşüncesi bana saplandı, ve—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eve gideceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—ölümcül bir yaraya sebep oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalktım, çantamı aldım, ve onlara sırtımı dönüp sınıftan çıkmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada daha fazla kalmaya dayanamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki neden burada değil?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nedenini biliyorum. Haruaki’nin ‘reddedildiğini’ biliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kim tarafından? Bu gayet belliydi. O kesinlikle Reddeden Sınıf’ın &#039;&#039;kahramanı&#039;&#039; tarafından ‘reddedildi’.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen yanılmışım. Reddeden Sınıf’ın günlük hayatın akışını koruyacağını düşünmüştüm. Saçmalık. İşlerin öyle gelişmesinin imkanı yoktu. Günlük hayata günlük hayat denir çünkü aralıksız devam eder. Bir nehrin akışını durdurursan, çamur birikir ve nehri siyah rengine boyar. Aynen öyleydi. Burada da tortu birikmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, anladım. Muhtemelen bu fenomene defalarca şahit olmuştum. Ne kadar tekrara dayansam da, hep bu gerçeğin tekrar farkına varıyorum. Ve ardından Aya Otonaşi’ye karşı koymamaya başlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi Reddeden Sınıf’ı yok edecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve şu an bildiklerimle, neden onu durdurayım ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zil çaldı. Sınıf arkadaşlarımın çoğu yerlerine dönmüş olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden sınıftan daha çıkmadan dönüp arkama baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Boş bir sıra. Bir tane daha boş sıra. Bir tane daha boş sıra. Ve orada da bir tane daha var. &lt;br /&gt;
Ah… Ben zaten bunun farkına varmıştım, ama benden başka kimse bu kadar boş yeri sıra dışı bulmuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Muhtemelen çözebilirdim, ama kabullenmek istemediğim için bunu yapmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi benden kutuyu almanın imkansız olduğu sonucuna vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlunun kim olduğunu tespit edince Reddeden Sınıf’ı sonlandırmak kolay olmalıydı. O, kutuyu elde etmek için 20,000’den fazla tekrardan geçti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse… ne yapmalı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Belli değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kamyon bana çarpınca kol ve bacaklarım etrafımda fırıl fırıl döndü. Kendi sağ bacağımın benden uzakta olması biraz gülünç bir durum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demek ki burada bitiyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Öldürüldüm’. Öldürülmeme izin verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,753 anlamsız tekrar. Yani bu kadar zaman tamamen boş bir çabayla mı bitiyor? Kabul… Kabul etmeliyim ki ben bile yorulmaya başladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kesin konuşmak gerekirse, henüz ölmedim. Ama kanlar içinde yatarken, biliyorum: öleceğim. Kurtulamayacağım. Ve gerçekten onun tarafından öldürüldüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Off..! Böylesine saçma miktarda zaman harcadım ve sonuca bak. Şu anki kadar hiç acizliğimden bu kadar nefret etmemiştim..!” sesinde pişmanlık ile mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...devam edelim. Kutuyu burada bulamadığıma göre, bir dahakini ararım artık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi’nin gözleri artık beni algılamıyor. Hayır, elbet o gözler beni baştan beri doğru düzgün algılamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Baştan sona kadar Aya Otonaşi sadece içimdeki kutuya bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gün de ‘geçersiz’ ilan edilecek mi acaba? Hayır, edilmeyecek. Reddeden Sınıf denilen kutu benim vücudumda ise, öldüğümde o da parçalanır. Ve vücudum kamyon tarafından parçalandığı gibi, bu kutu &lt;br /&gt;
da artık parçalandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gün artık tekrarlanmayacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, ne kadar gülünç. Reddeden Sınıf’ın sonunu getirecek tek şey buysa, o zaman bir tek ölüm önceden belirtilmişti. Yani, tabi ki bu boş. Bu dünya elbette—benim ölümümden sonraki hayatımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bununla birlikte, savaşımız artık sona erdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç sürprizi olmayan tek taraflı bir savaştı, ama böylece burada sona erdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet… buna inanıyorsun, öyle değil mi? Otonaşi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sana acıyorum. Gerçekten acıyorum, Otonaşi!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen beni görmezden gelmeye devam ettiğinden kaynaklandı. Başka türlü böyle bir hata yapmazdın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden bu kadar zamanı boşa harcadın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dinle, Otonaşi. Biraz düşünsen anlaması kolay. Benim gibi sıradan bir insanın kahraman &lt;br /&gt;
olmasının imkanı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu ona söylemek istedim, ama artık bunu yapamıyorum. Ağzımı bile hareket ettiremiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bilincim ortadan kayboldu. Öldüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu—hiçbir şeyi sonlandırmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 5232. Defa|5232. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt Ara|Ara]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27753._Defa&amp;diff=508221</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27753. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27753._Defa&amp;diff=508221"/>
		<updated>2016-12-16T08:06:16Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Sınıfımız beden eğitimi dersinde futbol oynuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bense burun kanaması geçirdiğim için, Mogi&#039;nin kucağında dinleniyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden onun duygularını merak etmeye başladım. Acaba kucağında dinlenmeme izin vererek, birazcık da olsa, beni cezbetmeye mi çalışıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En ufak bir fikrim yok—gizlice ona baktığımda her zamanki gibi ifadesiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Mogi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Şu an ne düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi başını yana eğdi, ama cevabı varmış gibi gözükmüyordu. Soruma tek tepkisi şaşkın bir bakış oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun üzerine düşünmeye başladım—partnerimin duygularını anlamak bu kadar zorsa, aşkımız gerçekten ilerleyebilir miydi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar zor bir kıza âşık oldum ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hakikaten—ben ne ara ona âşık oldum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamaya çalıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...........Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne oldu?” Birden ses çıkartınca Mogi sordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Y-Yok… yok bir şey!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suratım muhtemelen ‘bir şey yok’ işaretini vermiyordu. Mogi bunun farkında. Fakat bu konuda beni sorgulayacak sosyal becerisi olmadığı için, sessiz kalıp bir şey demekten kendini alıkoydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;yi uyarmadan kalktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm… sanırım burun kanamam durdu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...hım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Konuşmamız bu yalın sözcüklerle bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden gönüllü olarak böylesine güzel bir durumdan vazgeçtim ki? Böylesine bir keyfi bir &lt;br /&gt;
daha asla bulma şansım olmayabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—bu imkansız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü ne kadar çabalasam bile—&amp;lt;u&amp;gt;hatırlayamıyorum.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum!.. Ona ne zaman âşık olduğumu hatırlayamıyorum!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden âşık oldum? Bunu ne tetikledi? Farkında olmadan mı ondan hoşlanıyordum veya, hiç özel bir durum olmadan?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu bimem gerekir; nasıl unutmuş olabilirim, ama… ne kadar çabalasam da nafile, &lt;br /&gt;
hatırlayamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İlk görüşte aşk değildi, ve sınıf arkadaşı olmamız dışında hiçbir ortak yönümüz yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, niye birden bire âşık oldum ki? Tamamen spontane gelişmiş bir aşk olamaz, değil m—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—hadi canım…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İnanması güç bile olsa, aklıma gelen tek şey buydu. &amp;lt;u&amp;gt;Tamamen spontane gelişmiş bir aşk.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu? İyi misin?.. Hemşirenin yanına gidelim mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi teklifini her zamanki gibi sakince sundu. Benim için endişelendiği için gerçekten çok mutluydum. Basitçe mutlu. Bu duygu sahte değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ben iyiyim. Sadece bir şey hakkında düşünüyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendime bunun bir hata mı olduğunu tekrar tekrar sordum. Ama ne kadar çok düşünsem bir o kadar doğru geliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben Mogi&#039;ye kapılmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zamana kadar? Doğru—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—&amp;lt;u&amp;gt;Düne kadar ona kapılmamıştım.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Oo, anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bahçenin ortasında öylece dikilen transfer öğrenci, Aya Otonaşi’ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benim Mogi&#039;den hoşlanmamı sağlayan olay ne zamandı ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Ah, bu çok basit. Dün değildi. Ama bugün baştan aşağı âşığım. Öyleyse ne zamandı? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Bu sadece dün ile bugün arasındaki bir zamanda mümkün olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        &amp;lt;u&amp;gt;Reddeden Sınıf içerisindeki 20,000’den fazla tekrar esnasında.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, hatırladım. Sadece bir kısmını, ama belki de her zamankinden daha fazlasını. Yine de, bu sadece bir parçası, o yüzden anılarımın çoğu hala kayıp.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En değerli anımı kaybettim — Mogi&#039;ye nasıl âşık olduğumu içeren. Ve bu anıma kesinlikle kavuşmayacağım. Mogi ile bir şey paylaşamam. Hakkında hiçbir şey yapamayacağım karşılıksız bir aşk bu, ne kadar zaman geçerse geçsin, sedece benim duygularım güçleniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, bundan da öte. Reddeden Sınıf biter bitmez bu aşk da kaybolabilir. Demeye calıştığım, bu aşk Reddeden Sınıf’ın yokluğunda var olmamalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Garip. Gerçekten garip. Bu aşk yalan değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, bu aşk kutunun yokluğunda var olamayacak bir yalan mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ani bir rüzgar esti. Mogi&#039;nin eteğini kaldırdı. Acaba neden bu açık mavi külotu daha önce de görmüşüm gibi belirsiz bir hisse kapıldım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, onu zaten &#039;&#039;gördüm&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin bugün açık mavi külot giydiğini biliyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aya Otonaşi’nin anılarını hatırlamak için Kasumi Mogi’yi herkesten fazla kez kurban ettiğini bildiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sebepten dolayı, karar verdim—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu Reddeden Sınıf’ı korumaya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sefer, Aya Otonaşi bana yaklaşmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğrusu, geçen tekrarda da aynı durum olmuş olabilirdi.Hafızam biraz karışık, ama bu durumun bir süredir devam ettiğini sanıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi öğle arasında tek başına yemek yiyor, elindeki sandviçi bıkkın bir şekilde çiğniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sefer ben ona yaklaştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece bununla birlikte, kalbim hızlandı ve vücudum gerildi. Otonaşi&#039;nin başkalarına koyduğu set devasa bir bariyer haline gelmişti, tek başına bile baskı yaratacak kadar güçlü bir bariyer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi hazırladım ve ona seslendim. Ama, Otonaşi bana dönüp bakmadı. Bu kadar &lt;br /&gt;
yakındayken, beni duymamış olması imkansızdı, o yüzden devam ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seninle konuşmam gereken birşey var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benim yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözünü kırpmadan beni geri çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tepki yok. Yalnızca sandviçini gönülsüzce çiğnemeye devam ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne dersem diyeyim beni görmezden gelmeye kararlı gözüküyor. Öyleyse sadece beni görmezden &lt;br /&gt;
gelmesini imkansız kılarım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biraz düşününce doğru tetik bir anda aklıma geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzından gelen çiğneme sesleri kesildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seninle konuşmam gereken bir şey var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala bana bakmadı. Ama bir şey de söylemedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın sesi kesildi. Sınıf arkadaşlarımız nefeslerini tutarak bize bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi daha fazla dayanamadı ve iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O ismi söyleyeceğini hiç düşünmemiştim. Anlaşılan bu defa birçok şey hatırladın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, öyle—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bile olsa, seninle konuşacak bir şeyim yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar sandviçini ilgisizce çiğnemeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden bağırmaya başlayınca sınıf arkadaşlarım bana odaklandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden?! Yüzleşmen gereken insan ben değil miyim?! Öyleyse neden beni dinlemeye &lt;br /&gt;
çalışmıyorsun?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden diye mi soruyorsun?” benimle alay ediyor. “Gerçekten bilmiyor musun? Ha! Bir kez daha ne kadar aptalca davrandığına baksana. Asla kendin düşünmüyorsun. Neden böyle bir insanla muhatap olayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Daha önce nasıl davrandığımı bilmiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Daha önce mi? Ne kadar aptalca bir düşünce. Şu an ne farkın var ki? Tıpkı eskisi gibisin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl emin olabiliyorsun? Belki sana yardım teklif edeceğim. O durumda—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Doğrusu, fark etmiyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sözümü bitirmeme izin vermeden bu sözleri söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğal olarak itiraz etmek üzereydim. Ama bu itirazım Otonaşi&#039;nin sonraki cümlesiyle kayboldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çünkü bu teklifi sadece iki üç kere yapmadın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He—?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar şaşırdım ki ağzım bir karış açık kaldı. Dudak bükerek, Otonaşi yarısı yenmiş&lt;br /&gt;
sandviçini sardı ve konuşmaya başladı:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ. Zamanımı çokça kez anlamsız şeylere harcamak zorunda kaldım zaten. Bu açıklamayı sana ikinci veya üçüncü sefer anlatmıyorum, ama yine de sana tekrar anlatacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kalktı ve başını alıp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onu sessizce takip etmek dışında bir seçeneğim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her zamanki gibi, beni okul binasının arka tarafına götürdü. Ve her zamanki gibi, Otonaşi duvara yaslandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu baştan söyleyeceğim. Seninle muhabbet etmeyeceğim. Sen sadece salak gibi beni dinleyeceksin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ona kendim karar verebilirim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biraz isyan etmek için böyle söyledim, ama Otonaşi bana sadece ters bir bakış attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, bunun kaçıncı tekrar olduğunu biliyor musun? Hayır, bilmiyorsun. Bu 27,753. tekrar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O sayı çok fazla acayip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...özellike her tekrarı saydın mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, çünkü tek bir sefer saymazsam, sayıyı doğrulamanın yolu olmaz. Bunu yapmayı unutursam, &lt;br /&gt;
kendimi kaybederim. Bundan dolayı, hep sayı tutuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bilmediğin bir yere giderken ne kadar ilerlediğinin farkında olmanın biraz rahatlatıcı olduğu doğru.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyi defalarca tekrar ettim. Sana yaklaşmanın her türlü yolunu denedim. Henüz denemediğim &lt;br /&gt;
bir şey hayal edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu yüzden mi benimle konuşmanın anlamsız olduğunu düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sana kutuyu vermeme ikna bile etmeye çalışmıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ondan çoktan vazgeçtim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Niye ki? Bu tekrarların bir noktasında, seninle en az bir kere işbirliği yapmış olmalıyım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Bana nefretle davrandığın tekrarlar da, benimle işbirliği yaptığın tekrarlar da &lt;br /&gt;
oldu. Ama ne oldu biliyor musun? Fark etmiyor. Öyle ya da böyle, bana kutuyu asla vermedin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İşbirliği yaparken bile kutuyu vermedim mi?.. yani, belli ki öyle. Otonaşi kutuyu elde etseydi ‘şimdi’ burada olmazdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sadece doğrulamak için soruyorum: kutunun sahibinin ben olduğumdan eminsin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sürekli içimde çekip çekiştirdiğim bir konu oldu bu. Ama vardığım sonuç hep aynı. Kazuki &lt;br /&gt;
Hoşino, şüphesiz, &#039;&#039;kutunun sahibidir&#039;&#039;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden öyle düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bekleyeceğin kadar şüpheli yok. Açıklamanın tamamını söylemek çok uzun sürer, o yüzden kısa keseceğim: var olan birkaç olası şüphelinin beni 27,753 tekrar boyunca kandırması imkansız. Dolayısıyla, bir tek sen kutunun sahibi olabilirsin. Ayrıca, Reddeden Sınıf ile ilgisi olmayan tartışılmaz ikinci derece kanıt var, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı—daha önceden kutunun dağıtımcısıyla—’*’ ile tanışmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeye rağmen kutuyu asla çıkartmıyorsun. Daha doğrusu, çıkartamıyorsun. Seni daha 20.000 tekrar öncesinden sahip olarak gözüme kestirmiştim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani vaz mı geçtin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kutu&#039;yu elde etmek için elinden geleni yapan Otonaşi mi vazgeçti?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vazgeçmedim. Sadece kutuyu elde edemiyorum. Cüzdanında olan bir bozuk para aradığını varsayalım, ama ne kadar evirip çevirsen de bulamıyorsun. Cüzdanın her yanına bakmak kolay. Yine de bozuk parayı bulamıyorsun. O durumda bozuk paranın olmadığını düşünmen gerekir. Aynen o şekilde, bu &lt;br /&gt;
27,753 tekrar içerisinde ‘Kazuki Hoşino’dan kutuyu elde edemem’ sonucuna vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Otonaşi bir anlığına kaşlarını çattı ve ardından bana arkasını döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, gösteri bitti. Hala bir şeyler söylemek istiyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet! Başından beri o yüzden seninle konuşmak istiyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Söylemem gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Karar verdim. Reddeden Sınıf’ı korumaya karar verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;yi defalarca öldüren Otonaşi&#039;yi, kendime—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“ Otonaşi seni, hayır, Aya Otonaşi, seni kendime—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—düşman mı edeceksin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Ha?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona karşı koymak amacıyla yapılan cesur hareketimi öngördü ve hala, aldırışsız bir şekilde beni görmezden gelmek istiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suskun ve yürekten şaşırdığımı görünce, Otonaşi derin bir iç çekti. Bana doğru isteksizce döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, hala anlamıyor musun? Seninle ne kadar zaman geçirdiğimi düşünüyorsun, aptal çocuk? Bu sadece sıkılacak kadar çok tekrarladığım başka bir versiyon. İşin özünü görmem imkansız değil, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Ne—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle cesur bir hareketi zaten defalarca yapmış mıydım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden her seferinde tamamen etkisizdi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu arada, sana bir şey daha söyleyeceğim. İnançların bana karşı çıkma kararına sebep olsa bile, ve her tekrar o anılarını hatırlamaya kalkışsan bile: eninde sonunda bana karşı koymaktan vazgeçeceğinden adım gibi eminim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Öyle olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonuçta, onun Mogi&#039;yi öldürmesini kabullenmem; Mogi için hislerimi unutma kararı aldığım anlamına gelirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana inanmıyor musun? Bana defalarca belirttiğin sebebi söylememi ister misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dudağımı ısırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi konuşmamızı bitmiş olarak kabul edip bana sırtını döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Değerlerin 20,000’den fazla tekrara sorunsuz olarak dayandı. Bunun için hakkını vermeliyim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anında kafamı kaldırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce beni ‘takdir’ mi etti? &#039;&#039;Otonaşi&#039;&#039; mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir dakika bekle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne olursa olsun, sormam gereken tek bir tane daha şey var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kafasını bana doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kutuyu benden almaktan artık vazgeçtin, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Öyle dememiş miydim?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman… bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin ifadesinde hiç değişiklik yok. Gözlerini benden ayırmadan dümdüz bana bakmaya &lt;br /&gt;
devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dosdoğru bakışı, gözlerimi onun gözlerinden ayırmaya zorladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O anda… Otonaşi bir şey söylemeden başını alıp gitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Soruma cevap vermiş olmadan.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otonaşi sınıfa geri dönmedi—belki eve gitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beşinci dersim matematik. Formülleri muhtemelen defalarca görmeme rağmen hemen anlayamıyorum. Bunun yerine, ders boyunca Mogi&#039;yi izledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten Mogi&#039;yi terk edecek miydim? Gerçekten ona olan hislerimi içimden söküp atacak mıydım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır. Öyle bir şeyin olma ihtimali yok. Geçmişteki benin ne düşündüğü önemli değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu andaki ben Mogi&#039;den vazgeçmeyecekti. Tek önemi olan şey buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beşinci ders bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen Mogi&#039;nin yanına gittim. Beni fark etti ve badem gözleriyle bana doğru baktı. Vücudum &lt;br /&gt;
anında gerildi. Kalbim her zamanki ahengini kaybetti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sırf ona bakmaktan. Ona söylemek üzere olduğum şeyin gerçekten özel olduğunu kanıtlıyor bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Günlük hayatımda asla bulunmayacağım bir hareket bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama elimde değil. Anılarımı hatırlamanın başka bir yolu aklıma gelmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;ye hislerimi itiraf etmekten başka bir yol aklıma gelmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Mogi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım şu an suratımda oldukça tuhaf bir ifade var. Mogi bana merakla baktı ve kafasını &lt;br /&gt;
yana eğdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm, sana söylemek istediğim bir—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
‘Lütfen yarına kadar bekle.’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Ah”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zihnimden bir görüntü geçti. Kafamda bir ses gelişigüzel tekrarlandı. O kadar açık ve net bir hisse kapıldım ki, gözlerime, kulaklarıma ve beynime biri sanki cam saplıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Göğsüm şiddetle zonkluyordu, sanki çekiçle biri vuruyormuş gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	H-Hayır—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamak istemiyordum. Hatırlamak istememe rağmen. O anıyı tekrar tekrar silip unutmak &lt;br /&gt;
istesem bile, kaybolmuyordu. Başka herhangi bir anıyı, ne kadar önemli olursa olsun, unutabilmeme rağmen,&lt;br /&gt;
unutamayacağım anı buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Evet, doğru ya—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok uzun zaman önce—&amp;lt;u&amp;gt;Mogi&#039;ye olan duygularımı itiraf etmiştim.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Özür dilerim, yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aramıza biraz mesafe koydum. Mogi şüpheci bir tavırla kaşlarını kaldırdı ama bana daha &lt;br /&gt;
başka soru sormadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yerime döndüm ve sıramın üstüne attım kendimi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şimdi düşününce, barizdi. Ne de olsa, bu günü 20,000 defadan fazla tekrarladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;ye duygularımı itiraf ediyorum. Ama unutuyorum. O yüzden tekrar itiraf ediyorum. Ve &lt;br /&gt;
tekrar unutuyorum. Reddeden Sınıf’a karşı koymak için yapmak istemediğim şeyi, duygularımı ilan etmeyi, yaptım. Tekrar tekrar, tekrar tekrar yapıp, yaptığım kadar da unuttum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve her defasında duymaktan en çok kaçındığım cevabı aldım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hep aynısı. Hep aynı cevap. Yani, değişmesinin imkanı yok. Mogi anılarını hatırlayamıyor, &lt;br /&gt;
dolayısıyla cevabı da değişemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O cevap—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Lütfen yarına kadar bekle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. &amp;lt;u&amp;gt;O bahsettiğin yarın asla gelmeyecek.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eşi benzeri olmayan bir azimle, normalde toparlayamayacağım cesaretimi toparladım, sinirlerimi &lt;br /&gt;
sınırına kadar gerdim—ama sonunda, samimi sözlerim tamamıyla uçup gitti. Ve ardından, sayısız defa itiraflarımı unutmuş olan Mogi ile iletişime geçmeye mahkumum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Anladım. Sadece geçersiz kılınmıyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Baştan beri hiçbir şey yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu dünya başından beri bomboştu. İçerisindeki her şeyin geçersiz kılındığı bir dünyada değeri &lt;br /&gt;
olan hiçbir şey yok. Güzel şeylerde, çirkin şeylerde, kıymetli şeylerde, yırtık pırtık şeylerde, sevilen şeylerde, nefret edilen şeylerde de aynı miktarda değer var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sebepten dolayı hiçbir şeyin varlığı yok. Sadece boşluk var. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın anlaşılmaz boşluğu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Midem bulandı. Tiksinç bir ortamda nefes almaya mecbur bırakıldım. Ciğerlerimdeki havadan kurtulma isteğine kapılmama rağmen, yapamıyorum, çünkü o durumda burada yaşamaya devam edemem. Nefes alıp vermeden yaşayamam. Ama bu boşluğu solumaya devam edersem, vücudum da boş olur. Bir boru gibi içim de boş olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ya da—benim için çoktan zaman geçmiş miydi? İçim çoktan boş mu olmuştu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu Kazu? Kötü mü hissediyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tanıdık bir ses duyunca,vücudum hala sıra üstünde yığılmış şekildeyken kafamı kaldırdım. Kokone önümde duruyordu, yüzü asıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beden eğitimi dersinde burun kanaması geçirdin, değil mi? Belki o yüzdendir? İyi hissetmiyorsan, belki de hemşirenin yanına gitmeliyiz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun için endişelenmeye gerek yok Kiri. Kötü hissetmesinin sebebinin burun kanamasından ziyade, üstünde yattığı kucaktan dolayı olduğuna bahse varım,” dedi Daiya. Onu fark etmemiştim, ama herhâlde yakınlarda duruyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kucak mı..?..He! Demek öyle! Ne yaaa, sadece sevdalıymış…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedikten sonra sırıttı ve destekleyici bir tavırla sırtıma vurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Se-n! Sen sen! Bu senin için biraz sırnaşık değil mi? Lütfen aaaşk gibi olgun bir şeye girme.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O kadar basit bir cazibeden etkilenmek—gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hayır! Ben hep sevd—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlemin ortasında kendimi durdurdum. Bu birkaç yönden hatalı bir cümle olurdu. Bir kere, Mogi-&lt;br /&gt;
san’a olan hislerimi itiraf etmiş olurdum, ama ondan da öte—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Efendim? Daha düne kadar Mogi için özel hislerin yoktu, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—doğru olmazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aslına bakarsan, ben ona bugün âşık oldum. Hislerim bir anda ortaya çıktı, en azından Daiya ve diğerleri açısından böyle gözüküyordu. Ve bu yüzden kimse ona olan düşkünlüğümü bilmiyordu, &lt;br /&gt;
davranışlarım bunu belli etmesine rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hey hey, Daiya, anlaşılan bu herif Kasumi’ye olan karşılıksız aşkını ilan etti. Uhihi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sırıttı ve Daiya’yı dirseği ile dürttü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. En iyi durumda bu bana biraz fazladan eğlence sağlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uhehe… başkalarının aşkı gerçekten de eğlenceliymiş! Mm, mm. Merak etme, Ablan senin yanında. Sana tavsiye verir, yardım ederim! Hatta terk edilirsen seni teselli bile ederim! Ama başarılı olursan, seni öldürürüm, çünkü asabım bozulur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Merak etme. İkisi çıkmaya başladığında ben onun kalbini çalarım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohaa, bu hoşuma gitti! Başkalarının talihsizliği ve karışık aşk ilişkileri! Muhteşem!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O ikisi gerçekten çok acımasız, keyifsiz olduğumu görmezden geldiler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neyse ki XX burada değil. O olsaydı, fırsatı değerlendirip konuşmayı öyle bir yere—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hmm? Neyin var yine Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, sadece… Onun nerede olduğunu merak ediyordum. Bugün izinli mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kimin hakkında konuşuyorsun?” diye sordu Daiya, gözünde şüphe.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf. Öyle dediğimde Daiya’nın benim kimden bahsettiğimi anlamasını beklerdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bilmiyor musun? Tabi ki de—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—ehm, kim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ha? Bir dakika ya! Ben… Ben bu belirli kişinin ismini söylemek üzereydim. Öyleyse neden sırf &lt;br /&gt;
ismini değil, yüzünü de unuttum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazu? Bir şeyin mi var? Kimden bahsediyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi kötü hissediyorum, sanki ümüğümü yırtma isteği yaratan yarı sıvı ve sümüksü bir şey yutmuştum. Ama bu iğrenme hissine sahip olduğum için şanslıydım. Eğer tamamen yutup vücudumdan &lt;br /&gt;
arındırsaydım, XX kaybolurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hey… Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önemli değil. Hepsini hatırlayabiliyorum. O iğrenme hissi sayesinde hatırlayabiliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Haruaki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Değerli arkadaşımın ismi. Sonsuza kadar yanımda durmaya yemin eden dostum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Uçan kuştan medet umuyorum belki, ama yine de ümit ediyorum. Umuyorum ki, bir sebepten dolayı Haruaki&#039;yi unutan tek kişi benimdir. Ama ben gerçekten de aptalım. O ümit—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hey Kazu. O ‘Haruaki’ de kimin nesi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—asla gerçekleşemezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sinir bozucu durum üzerine dişlerimi sıktım. Daiya ve Kokone garip davranışlarıma yanıt olarak kaşlarını çattılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İkisi onu unutmuştu—oysa onun çocukluk arkadaşları olarak, onu benden çok daha uzun bir süredir tanıyorlardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçeğin, &amp;quot;Haruaki&#039;nin&amp;quot; burada var olmadığı düşüncesi bana saplandı, ve—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eve gideceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—ölümcül bir yaraya sebep oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalktım, çantamı aldım, ve onlara sırtımı dönüp sınıftan çıkmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada daha fazla kalmaya dayanamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki neden burada değil?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nedenini biliyorum. Haruaki’nin ‘reddedildiğini’ biliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kim tarafından? Bu gayet belliydi. O kesinlikle Reddeden Sınıf’ın &#039;&#039;kahramanı&#039;&#039; tarafından ‘reddedildi’.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen yanılmışım. Reddeden Sınıf’ın günlük hayatın akışını koruyacağını düşünmüştüm. Saçmalık. İşlerin öyle gelişmesinin imkanı yoktu. Günlük hayata günlük hayat denir çünkü aralıksız devam eder. Bir nehrin akışını durdurursan, çamur birikir ve nehri siyah rengine boyar. Aynen öyleydi. Burada da tortu birikmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, anladım. Muhtemelen bu fenomene defalarca şahit olmuştum. Ne kadar tekrara dayansam da, hep bu gerçeğin tekrar farkına varıyorum. Ve ardından Aya Otonaşi’ye karşı koymamaya başlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi Reddeden Sınıf’ı yok edecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve şu an bildiklerimle, neden onu durdurayım ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zil çaldı. Sınıf arkadaşlarımın çoğu yerlerine dönmüş olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden sınıftan daha çıkmadan dönüp arkama baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Boş bir sıra. Bir tane daha boş sıra. Bir tane daha boş sıra. Ve orada da bir tane daha var. &lt;br /&gt;
Ah… Ben zaten bunun farkına varmıştım, ama benden başka kimse bu kadar boş yeri sıra dışı bulmuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Muhtemelen çözebilirdim, ama kabullenmek istemediğim için bunu yapmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi benden kutuyu almanın imkansız olduğu sonucuna vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlunun kim olduğunu tespit edince Reddeden Sınıf’ı sonlandırmak kolay olmalıydı. O, kutuyu elde etmek için 20,000’den fazla tekrardan geçti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse… ne yapmalı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Belli değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kamyon bana çarpınca kol ve bacaklarım etrafımda fırıl fırıl döndü. Kendi sağ bacağımın benden uzakta olması biraz gülünç bir durum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demek ki burada bitiyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Öldürüldüm’. Öldürülmeme izin verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,753 anlamsız tekrar. Yani bu kadar zaman tamamen boş bir çabayla mı bitiyor? Kabul… Kabul etmeliyim ki ben bile yorulmaya başladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kesin konuşmak gerekirse, henüz ölmedim. Ama kanlar içinde yatarken, biliyorum: öleceğim. Kurtulamayacağım. Ve gerçekten onun tarafından öldürüldüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Off..! Böylesine saçma miktarda zaman harcadım ve sonuca bak. Şu anki kadar hiç acizliğimden bu kadar nefret etmemiştim..!” sesinde pişmanlık ile mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...devam edelim. Kutuyu burada bulamadığıma göre, bir dahakini ararım artık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi’nin gözleri artık beni algılamıyor. Hayır, elbet o gözler beni baştan beri doğru düzgün algılamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Baştan sona kadar Aya Otonaşi sadece içimdeki kutuya bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gün de ‘geçersiz’ ilan edilecek mi acaba? Hayır, edilmeyecek. Reddeden Sınıf denilen kutu benim vücudumda ise, öldüğümde o da parçalanır. Ve vücudum kamyon tarafından parçalandığı gibi, bu kutu &lt;br /&gt;
da artık parçalandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gün artık tekrarlanmayacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, ne kadar gülünç. Reddeden Sınıf’ın sonunu getirecek tek şey buysa, o zaman bir tek ölüm önceden belirtilmişti. Yani, tabi ki bu boş. Bu dünya elbette—benim ölümümden sonraki hayatımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bununla birlikte, savaşımız artık sona erdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç sürprizi olmayan tek taraflı bir savaştı, ama böylece burada sona erdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet… buna inanıyorsun, öyle değil mi? Otonaşi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sana acıyorum. Gerçekten acıyorum, Otonaşi!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen beni görmezden gelmeye devam ettiğinden kaynaklandı. Başka türlü böyle bir hata yapmazdın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden bu kadar zamanı boşa harcadın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dinle, Otonaşi. Biraz düşünsen anlaması kolay. Benim gibi sıradan bir insanın kahraman &lt;br /&gt;
olmasının imkanı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu ona söylemek istedim, ama artık bunu yapamıyorum. Ağzımı bile hareket ettiremiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bilincim ortadan kayboldu. Öldüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu—hiçbir şeyi sonlandırmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 5232. Defa|5232. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt Ara|Ara]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27753._Defa&amp;diff=508113</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27753. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27753._Defa&amp;diff=508113"/>
		<updated>2016-12-13T23:52:20Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Sınıfımız beden eğitimi dersinde futbol oynuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bense burun kanaması geçirdiğim için, Mogi&#039;nin kucağında dinleniyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden onun duygularını merak etmeye başladım. Acaba kucağında dinlenmeme izin vererek, birazcık da olsa, beni cezbetmeye mi çalışıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En ufak bir fikrim yok—gizlice ona baktığımda her zamanki gibi ifadesiz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Mogi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Şu an ne düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi başını yana eğdi, ama cevabı varmış gibi gözükmüyordu. Soruma tek tepkisi şaşkın bir bakış oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun üzerine düşünmeye başladım—partnerimin duygularını anlamak bu kadar zorsa, aşkımız gerçekten ilerleyebilir miydi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar zor bir kıza âşık oldum ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hakikaten—ben ne ara ona âşık oldum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamaya çalıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...........Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne oldu?” Birden ses çıkartınca Mogi sordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Y-Yok… yok bir şey!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suratım muhtemelen ‘bir şey yok’ işaretini vermiyordu. Mogi bunun farkında. Fakat bu konuda beni sorgulayacak sosyal becerisi olmadığı için, sessiz kalıp bir şey demekten kendini alıkoydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;yi uyarmadan kalktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm… sanırım burun kanamam durdu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...hım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Konuşmamız bu yalın sözcüklerle bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden gönüllü olarak böylesine güzel bir durumdan vazgeçtim ki? Böylesine bir keyfi bir &lt;br /&gt;
daha asla bulma şansım olmayabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—bu imkansız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü ne kadar çabalasam bile—&amp;lt;u&amp;gt;hatırlayamıyorum.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum. Hatırlayamıyorum!.. Ona ne zaman âşık olduğumu hatırlayamıyorum!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden âşık oldum? Bunu ne tetikledi? Farkında olmadan mı ondan hoşlanıyordum veya, hiç özel bir durum olmadan?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu bimem gerekir; nasıl unutmuş olabilirim, ama… ne kadar çabalasam da nafile, &lt;br /&gt;
hatırlayamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İlk görüşte aşk değildi, ve sınıf arkadaşı olmamız dışında hiçbir ortak yönümüz yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, niye birden bire âşık oldum ki? Tamamen spontane gelişmiş bir aşk olamaz, değil m—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—hadi canım…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İnanması güç bile olsa, aklıma gelen tek şey buydu. &amp;lt;u&amp;gt;Tamamen spontane gelişmiş bir aşk.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu? İyi misin?.. Hemşirenin yanına gidelim mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi teklifini her zamanki gibi sakince sundu. Benim için endişelendiği için gerçekten çok mutluydum. Basitçe mutlu. Bu duygu sahte değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ben iyiyim. Sadece bir şey hakkında düşünüyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendime bunun bir hata mı olduğunu tekrar tekrar sordum. Ama ne kadar çok düşünsem bir o kadar doğru geliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben Mogi&#039;ye kapılmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zamana kadar? Doğru—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—&amp;lt;u&amp;gt;Düne kadar ona kapılmamıştım.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Oo, anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bahçenin ortasında öylece dikilen transfer öğrenci, Aya Otonaşi’ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benim Mogi&#039;den hoşlanmamı sağlayan olay ne zamandı ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Ah, bu çok basit. Dün değildi. Ama bugün baştan aşağı âşığım. Öyleyse ne zamandı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Bu sadece dün ile bugün arasındaki bir zamanda mümkün olabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        &amp;lt;u&amp;gt;Reddeden Sınıf içerisindeki 20,000’den fazla tekrar esnasında.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, hatırladım. Sadece bir kısmını, ama belki de her zamankinden daha fazlasını hatırladım. Yine de, bu sadece bir parçası, o yüzden anılarımın çoğu hala kayıp.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En değerli anımı kaybettim — Mogi&#039;ye nasıl âşık olduğumu içeren. Ve bu anıma kesinlikle kavuşmayacağım. Mogi ile bir şey paylaşamam. Hakkında hiçbir şey yapamayacağım karşılıksız bir aşk bu, ne kadar zaman geçerse geçsin, sedece benim duygularım güçleniyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, bundan da öte. Reddeden Sınıf biter bitmez bu aşk da kaybolabilir. Demeye calıştığım, bu aşk Reddeden Sınıf’ın yokluğunda var olmamalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Garip. Gerçekten garip. Bu aşk yalan değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, bu aşk kutunun eksikliğinde var olamayacak bir yalan mı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ani bir rüzgar esti. Mogi&#039;nin eteğini kaldırdı. Acaba neden bu açık mavi külotu daha önce &lt;br /&gt;
görmüşüm gibi belirsiz bir hisse kapıldım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, onu zaten &#039;&#039;gördüm&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin bugün açık mavi külot giyindiğini biliyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aya Otonaşi’nin anılarını hatırlaması için en çok Kasumi Mogi’yi kurban ettiğini bildiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sebepten dolayı, karar verdim—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu Reddeden Sınıf’ı korumaya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sefer, Aya Otonaşi bana yaklaşmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğrusu, geçen tekrarda aynı durum olmuş olabilirdi. Anılarım biraz karışık, ama galiba bu durum bir süredir devam ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi öğle arasında tek başına yemek yiyor, elindeki sandviçi bıkkın bir şekilde çiğniyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sefer ben ona yaklaştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece bununla birlikte, kalbim hızlandı ve vücudum gerildi. Otonaşi&#039;nin başkalarına koyduğu set devasa bir bariyer haline gelmişti, tek başına bile baskı yaratacak kadar güçlü bir bariyer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi hazırladım ve ona seslendim. Ama, Otonaşi bana dönüp bakmadı. Bu kadar &lt;br /&gt;
yakındayken, beni duymamış olması imkansızdı, o yüzden devam ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seninle konuşacak bir şeyim var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benim yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözünü kırpmadan beni geri çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tepki vermedi. Gönülsüzce sandviçini çiğnemeye devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne dersem diyeyim beni görmezden gelmeye kararlı gözüküyordu. Öyleyse sadece beni görmezden &lt;br /&gt;
gelmesini imkansız kılarım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biraz düşününce doğru tetik bir anda aklıma geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzından gelen çiğneme sesleri kesildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seninle konuşacak bir şeyim var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala bana bakmadı. Ama bir şey de söylemedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın sesi kesildi. Sınıf arkadaşlarımız gözlerini kırpmadan bizi izliyorlardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi daha fazla dayanamadı ve iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O ismi söyleyeceğini hiç düşünmemiştim. Anlaşılan bu defa birçok şey hatırladın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, o yüzden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama buna rağmen, seninle konuşacak bir şeyim yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar sandviçini ilgisizce çiğnemeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden bağırmaya başlayınca sınıf arkadaşlarımın dikkati benim üstümde toplandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden?! Halletmen gereken insan ben değil miyim?! Öyleyse neden beni dinlemeye &lt;br /&gt;
çalışmıyorsun?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden diye mi soruyorsun?” benimle alay etti. “Gerçekten bilmiyor musun? Ha! Bir kez daha  ne kadar aptalca davrandığına baksana. Asla kendin düşünmüyorsun. Neden böyle bir insanla muhatap olayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Daha önce nasıl davrandığımı bilmiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Daha önce mi? Ne kadar aptalca bir düşünce. Şu an ne farkın var ki? Tıpkı eskisi gibisin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl emin olabiliyorsun? Belki sana yardımımı teklif edeceğim. O durumda—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Doğrusu, fark etmiyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sözümü bitirmeme izin vermeden bu sözleri söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğal olarak itiraz etmek üzereydim. Ama bu itiraz Otonaşi&#039;nin sonraki cümlesinden sonra &lt;br /&gt;
kayboldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çünkü bu teklifi sadece iki üç kere yapmadın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He—?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar şaşırdım ki ağzım bir karış açık kaldı. Ağzını biraz bükerek, Otonaşi yarım kalmış &lt;br /&gt;
sandviçini sardı ve konuşmaya başladı:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ. Zamanı birçok kez anlamsız şeylere harcamak zorundayım zaten. Bu açıklamayı sana ikinci veya üçüncü sefer anlatmıyorum, ama yine de sana tekrar anlatacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kalktı ve alıp başını yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onu sessizce takip etmek dışında bir seçeneğim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her zamanki gibi, beni okul binasının arka tarafına götürdü. Ve her zamanki gibi, Otonaşi duvara yaslandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu baştan söyleyeceğim. Seninle muhabbet etmeyeceğim. Sen sadece salak gibi beni dinleyeceksin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ona kendim karar verebilirim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biraz isyan etmek için böyle söyledim, ama Otonaşi bana sadece ters bir bakış attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, bunun kaçıncı tekrar olduğunu biliyor musun? Hayır, bilmiyorsun. Bu 27,753. tekrar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O sayı çok fazla acayip.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...özellike her tekrarı saydın mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, çünkü tek bir sefer saymazsam, sayıyı doğrulamanın yolu olmaz. Bunu yapmayı unutursam, &lt;br /&gt;
kendimi kaybederim. Bundan dolayı, hep sayı tutuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bilmediğin bir yere giderken ne kadar ilerlediğinin farkında olmanın biraz rahatlatıcı olduğu doğru.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyi defalarca tekrar ettim. Sana yaklaşmanın her türlü yolunu denedim. Henüz denemediğim &lt;br /&gt;
bir şey hayal edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu yüzden mi benimle konuşmanın anlamsız olduğunu düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sana kutuyu vermeme ikna bile etmeye çalışmıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ondan çoktan vazgeçtim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Niye ki? Bu tekrarların bir noktasında, seninle en az bir kere işbirliği yapmış olmalıyım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Bana nefretle davrandığın tekrarlar da, benimle işbirliği yaptığın tekrarlar da &lt;br /&gt;
oldu. Ama ne oldu biliyor musun? Fark etmiyor. Öyle ya da böyle, bana kutuyu asla vermedin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İşbirliği yaparken bile kutuyu vermedim mi?.. yani, belli ki öyle. Otonaşi kutuyu elde etseydi ‘şimdi’ burada olmazdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sadece doğrulamak için soruyorum: kutunun sahibinin ben olduğumdan eminsin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sürekli içimde çekip çekiştirdiğim bir konu oldu bu. Ama vardığım sonuç hep aynı. Kazuki &lt;br /&gt;
Hoşino, şüphesiz, &#039;&#039;kutunun sahibidir&#039;&#039;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden öyle düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bekleyeceğin kadar şüpheli yok. Açıklamanın tamamını söylemek çok uzun sürer, o yüzden kısa keseceğim: var olan birkaç olası şüphelinin beni 27,753 tekrar boyunca kandırması imkansız. Dolayısıyla, bir tek sen kutunun sahibi olabilirsin. Ayrıca, Reddeden Sınıf ile ilgisi olmayan tartışılmaz ikinci derece kanıt var, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı—daha önceden kutunun dağıtımcısıyla—’*’ ile tanışmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeye rağmen kutuyu asla çıkartmıyorsun. Daha doğrusu, çıkartamıyorsun. Seni daha 20.000 tekrar öncesinden sahip olarak gözüme kestirmiştim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani vaz mı geçtin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kutu&#039;yu elde etmek için elinden geleni yapan Otonaşi mi vazgeçti?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vazgeçmedim. Sadece kutuyu elde edemiyorum. Cüzdanında olan bir bozuk para aradığını varsayalım, ama ne kadar evirip çevirsen de bulamıyorsun. Cüzdanın her yanına bakmak kolay. Yine de bozuk parayı bulamıyorsun. O durumda bozuk paranın olmadığını düşünmen gerekir. Aynen o şekilde, bu &lt;br /&gt;
27,753 tekrar içerisinde ‘Kazuki Hoşino’dan kutuyu elde edemem’ sonucuna vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Otonaşi bir anlığına kaşlarını çattı ve ardından bana arkasını döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, gösteri bitti. Hala bir şeyler söylemek istiyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet! Başından beri o yüzden seninle konuşmak istiyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Söylemem gerekiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Karar verdim. Reddeden Sınıf’ı korumaya karar verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;yi defalarca öldüren Otonaşi&#039;yi, kendime—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“ Otonaşi seni, hayır, Aya Otonaşi, seni kendime—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—düşman mı edeceksin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Ha?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona karşı koymak amacıyla yapılan cesur hareketimi öngördü ve hala, aldırışsız bir şekilde beni görmezden gelmek istiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suskun ve yürekten şaşırdığımı görünce, Otonaşi derin bir iç çekti. Bana doğru isteksizce döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, hala anlamıyor musun? Seninle ne kadar zaman geçirdiğimi düşünüyorsun, aptal çocuk? Bu sadece sıkılacak kadar çok tekrarladığım başka bir versiyon. İşin özünü görmem imkansız değil, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Ne—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle cesur bir hareketi zaten defalarca yapmış mıydım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden her seferinde tamamen etkisizdi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu arada, sana bir şey daha söyleyeceğim. İnançların bana karşı çıkma kararına sebep olsa bile, ve her tekrar o anılarını hatırlamaya kalkışsan bile: eninde sonunda bana karşı koymaktan vazgeçeceğinden adım gibi eminim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Öyle olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonuçta, onun Mogi&#039;yi öldürmesini kabullenmem; Mogi için hislerimi unutma kararı aldığım anlamına gelirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana inanmıyor musun? Bana defalarca belirttiğin sebebi söylememi ister misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dudağımı ısırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi konuşmamızı bitmiş olarak kabul edip bana sırtını döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Değerlerin 20,000’den fazla tekrara sorunsuz olarak dayandı. Bunun için hakkını vermeliyim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anında kafamı kaldırdım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce beni ‘takdir’ mi etti? &#039;&#039;Otonaşi&#039;&#039; mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir dakika bekle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne olursa olsun, sormam gereken tek bir tane daha şey var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kafasını bana doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kutuyu benden almaktan artık vazgeçtin, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Öyle dememiş miydim?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman… bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin ifadesinde hiç değişiklik yok. Gözlerini benden ayırmadan dümdüz bana bakmaya &lt;br /&gt;
devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dosdoğru bakışı, gözlerimi onun gözlerinden ayırmaya zorladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O anda… Otonaşi bir şey söylemeden başını alıp gitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Soruma cevap vermiş olmadan.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Otonaşi sınıfa geri dönmedi—belki eve gitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beşinci dersim matematik. Formülleri muhtemelen defalarca görmeme rağmen hemen anlayamıyorum. Bunun yerine, ders boyunca Mogi&#039;yi izledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten Mogi&#039;yi terk edecek miydim? Gerçekten ona olan hislerimi içimden söküp atacak mıydım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır. Öyle bir şeyin olma ihtimali yok. Geçmişteki benin ne düşündüğü önemli değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu andaki ben Mogi&#039;den vazgeçmeyecekti. Tek önemi olan şey buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beşinci ders bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen Mogi&#039;nin yanına gittim. Beni fark etti ve badem gözleriyle bana doğru baktı. Vücudum &lt;br /&gt;
anında gerildi. Kalbim her zamanki ahengini kaybetti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sırf ona bakmaktan. Ona söylemek üzere olduğum şeyin gerçekten özel olduğunu kanıtlıyor bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Günlük hayatımda asla bulunmayacağım bir hareket bu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama elimde değil. Anılarımı hatırlamanın başka bir yolu aklıma gelmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;ye hislerimi itiraf etmekten başka bir yol aklıma gelmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Mogi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım şu an suratımda oldukça tuhaf bir ifade var. Mogi bana merakla baktı ve kafasını &lt;br /&gt;
yana eğdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm, sana söylemek istediğim bir—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
‘Lütfen yarına kadar bekle.’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Ah”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zihnimden bir görüntü geçti. Kafamda bir ses gelişigüzel tekrarlandı. O kadar açık ve net bir hisse kapıldım ki, gözlerime, kulaklarıma ve beynime biri sanki cam saplıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Göğsüm şiddetle zonkluyordu, sanki çekiçle biri vuruyormuş gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	H-Hayır—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamak istemiyordum. Hatırlamak istememe rağmen. O anıyı tekrar tekrar silip unutmak &lt;br /&gt;
istesem bile, kaybolmuyordu. Başka herhangi bir anıyı, ne kadar önemli olursa olsun, unutabilmeme rağmen,&lt;br /&gt;
unutamayacağım anı buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Evet, doğru ya—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok uzun zaman önce—&amp;lt;u&amp;gt;Mogi&#039;ye olan duygularımı itiraf etmiştim.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Özür dilerim, yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aramıza biraz mesafe koydum. Mogi şüpheci bir tavırla kaşlarını kaldırdı ama bana daha &lt;br /&gt;
başka soru sormadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yerime döndüm ve sıramın üstüne attım kendimi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şimdi düşününce, barizdi. Ne de olsa, bu günü 20,000 defadan fazla tekrarladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi&#039;ye duygularımı itiraf ediyorum. Ama unutuyorum. O yüzden tekrar itiraf ediyorum. Ve &lt;br /&gt;
tekrar unutuyorum. Reddeden Sınıf’a karşı koymak için yapmak istemediğim şeyi, duygularımı ilan etmeyi, yaptım. Tekrar tekrar, tekrar tekrar yapıp, yaptığım kadar da unuttum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve her defasında duymaktan en çok kaçındığım cevabı aldım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hep aynısı. Hep aynı cevap. Yani, değişmesinin imkanı yok. Mogi anılarını hatırlayamıyor, &lt;br /&gt;
dolayısıyla cevabı da değişemez.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O cevap—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Lütfen yarına kadar bekle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. &amp;lt;u&amp;gt;O bahsettiğin yarın asla gelmeyecek.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eşi benzeri olmayan bir azimle, normalde toparlayamayacağım cesaretimi toparladım, sinirlerimi &lt;br /&gt;
sınırına kadar gerdim—ama sonunda, samimi sözlerim tamamıyla uçup gitti. Ve ardından, sayısız defa itiraflarımı unutmuş olan Mogi ile iletişime geçmeye mahkumum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Anladım. Sadece geçersiz kılınmıyorlar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Baştan beri hiçbir şey yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu dünya başından beri bomboştu. İçerisindeki her şeyin geçersiz kılındığı bir dünyada değeri &lt;br /&gt;
olan hiçbir şey yok. Güzel şeylerde, çirkin şeylerde, kıymetli şeylerde, yırtık pırtık şeylerde, sevilen şeylerde, nefret edilen şeylerde de aynı miktarda değer var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sebepten dolayı hiçbir şeyin varlığı yok. Sadece boşluk var. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın anlaşılmaz boşluğu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Midem bulandı. Tiksinç bir ortamda nefes almaya mecbur bırakıldım. Ciğerlerimdeki havadan kurtulma isteğine kapılmama rağmen, yapamıyorum, çünkü o durumda burada yaşamaya devam edemem. Nefes alıp vermeden yaşayamam. Ama bu boşluğu solumaya devam edersem, vücudum da boş olur. Bir boru gibi içim de boş olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ya da—benim için çoktan zaman geçmiş miydi? İçim çoktan boş mu olmuştu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu Kazu? Kötü mü hissediyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tanıdık bir ses duyunca,vücudum hala sıra üstünde yığılmış şekildeyken kafamı kaldırdım. Kokone önümde duruyordu, yüzü asıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beden eğitimi dersinde burun kanaması geçirdin, değil mi? Belki o yüzdendir? İyi hissetmiyorsan, belki de hemşirenin yanına gitmeliyiz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun için endişelenmeye gerek yok Kiri. Kötü hissetmesinin sebebinin burun kanamasından ziyade, üstünde yattığı kucaktan dolayı olduğuna bahse varım,” dedi Daiya. Onu fark etmemiştim, ama herhâlde yakınlarda duruyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kucak mı..?..He! Demek öyle! Ne yaaa, sadece sevdalıymış…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedikten sonra sırıttı ve destekleyici bir tavırla sırtıma vurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Se-n! Sen sen! Bu senin için biraz sırnaşık değil mi? Lütfen aaaşk gibi olgun bir şeye girme.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O kadar basit bir cazibeden etkilenmek—gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hayır! Ben hep sevd—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlemin ortasında kendimi durdurdum. Bu birkaç yönden hatalı bir cümle olurdu. Bir kere, Mogi-&lt;br /&gt;
san’a olan hislerimi itiraf etmiş olurdum, ama ondan da öte—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Efendim? Daha düne kadar Mogi için özel hislerin yoktu, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—doğru olmazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aslına bakarsan, ben ona bugün âşık oldum. Hislerim bir anda ortaya çıktı, en azından Daiya ve diğerleri açısından böyle gözüküyordu. Ve bu yüzden kimse ona olan düşkünlüğümü bilmiyordu, &lt;br /&gt;
davranışlarım bunu belli etmesine rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hey hey, Daiya, anlaşılan bu herif Kasumi’ye olan karşılıksız aşkını ilan etti. Uhihi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sırıttı ve Daiya’yı dirseği ile dürttü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. En iyi durumda bu bana biraz fazladan eğlence sağlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uhehe… başkalarının aşkı gerçekten de eğlenceliymiş! Mm, mm. Merak etme, Ablan senin yanında. Sana tavsiye verir, yardım ederim! Hatta terk edilirsen seni teselli bile ederim! Ama başarılı olursan, seni öldürürüm, çünkü asabım bozulur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Merak etme. İkisi çıkmaya başladığında ben onun kalbini çalarım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohaa, bu hoşuma gitti! Başkalarının talihsizliği ve karışık aşk ilişkileri! Muhteşem!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O ikisi gerçekten çok acımasız, keyifsiz olduğumu görmezden geldiler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neyse ki XX burada değil. O olsaydı, fırsatı değerlendirip konuşmayı öyle bir yere—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Ha?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hmm? Neyin var yine Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, sadece… Onun nerede olduğunu merak ediyordum. Bugün izinli mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kimin hakkında konuşuyorsun?” diye sordu Daiya, gözünde şüphe.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf. Öyle dediğimde Daiya’nın benim kimden bahsettiğimi anlamasını beklerdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bilmiyor musun? Tabi ki de—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—ehm, kim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ha? Bir dakika ya! Ben… Ben bu belirli kişinin ismini söylemek üzereydim. Öyleyse neden sırf &lt;br /&gt;
ismini değil, yüzünü de unuttum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazu? Bir şeyin mi var? Kimden bahsediyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi kötü hissediyorum, sanki ümüğümü yırtma isteği yaratan yarı sıvı ve sümüksü bir şey yutmuştum. Ama bu iğrenme hissine sahip olduğum için şanslıydım. Eğer tamamen yutup vücudumdan &lt;br /&gt;
arındırsaydım, XX kaybolurdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-Hey… Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önemli değil. Hepsini hatırlayabiliyorum. O iğrenme hissi sayesinde hatırlayabiliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Haruaki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Değerli arkadaşımın ismi. Sonsuza kadar yanımda durmaya yemin eden dostum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Uçan kuştan medet umuyorum belki, ama yine de ümit ediyorum. Umuyorum ki, bir sebepten dolayı Haruaki&#039;yi unutan tek kişi benimdir. Ama ben gerçekten de aptalım. O ümit—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hey Kazu. O ‘Haruaki’ de kimin nesi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—asla gerçekleşemezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sinir bozucu durum üzerine dişlerimi sıktım. Daiya ve Kokone garip davranışlarıma yanıt olarak kaşlarını çattılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İkisi onu unutmuştu—oysa onun çocukluk arkadaşları olarak, onu benden çok daha uzun bir süredir tanıyorlardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçeğin, &amp;quot;Haruaki&#039;nin&amp;quot; burada var olmadığı düşüncesi bana saplandı, ve—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eve gideceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—ölümcül bir yaraya sebep oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalktım, çantamı aldım, ve onlara sırtımı dönüp sınıftan çıkmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada daha fazla kalmaya dayanamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki neden burada değil?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nedenini biliyorum. Haruaki’nin ‘reddedildiğini’ biliyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kim tarafından? Bu gayet belliydi. O kesinlikle Reddeden Sınıf’ın &#039;&#039;kahramanı&#039;&#039; tarafından ‘reddedildi’.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen yanılmışım. Reddeden Sınıf’ın günlük hayatın akışını koruyacağını düşünmüştüm. Saçmalık. İşlerin öyle gelişmesinin imkanı yoktu. Günlük hayata günlük hayat denir çünkü aralıksız devam eder. Bir nehrin akışını durdurursan, çamur birikir ve nehri siyah rengine boyar. Aynen öyleydi. Burada da tortu birikmişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, anladım. Muhtemelen bu fenomene defalarca şahit olmuştum. Ne kadar tekrara dayansam da, hep bu gerçeğin tekrar farkına varıyorum. Ve ardından Aya Otonaşi’ye karşı koymamaya başlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi Reddeden Sınıf’ı yok edecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve şu an bildiklerimle, neden onu durdurayım ki?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zil çaldı. Sınıf arkadaşlarımın çoğu yerlerine dönmüş olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden sınıftan daha çıkmadan dönüp arkama baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Boş bir sıra. Bir tane daha boş sıra. Bir tane daha boş sıra. Ve orada da bir tane daha var. &lt;br /&gt;
Ah… Ben zaten bunun farkına varmıştım, ama benden başka kimse bu kadar boş yeri sıra dışı bulmuyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Muhtemelen çözebilirdim, ama kabullenmek istemediğim için bunu yapmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi benden kutuyu almanın imkansız olduğu sonucuna vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlunun kim olduğunu tespit edince Reddeden Sınıf’ı sonlandırmak kolay olmalıydı. O, kutuyu elde etmek için 20,000’den fazla tekrardan geçti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse… ne yapmalı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Belli değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kamyon bana çarpınca kol ve bacaklarım etrafımda fırıl fırıl döndü. Kendi sağ bacağımın benden uzakta olması biraz gülünç bir durum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demek ki burada bitiyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Öldürüldüm’. Öldürülmeme izin verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,753 anlamsız tekrar. Yani bu kadar zaman tamamen boş bir çabayla mı bitiyor? Kabul… Kabul etmeliyim ki ben bile yorulmaya başladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kesin konuşmak gerekirse, henüz ölmedim. Ama kanlar içinde yatarken, biliyorum: öleceğim. Kurtulamayacağım. Ve gerçekten onun tarafından öldürüldüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Off..! Böylesine saçma miktarda zaman harcadım ve sonuca bak. Şu anki kadar hiç acizliğimden bu kadar nefret etmemiştim..!” sesinde pişmanlık ile mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...devam edelim. Kutuyu burada bulamadığıma göre, bir dahakini ararım artık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi’nin gözleri artık beni algılamıyor. Hayır, elbet o gözler beni baştan beri doğru düzgün algılamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Baştan sona kadar Aya Otonaşi sadece içimdeki kutuya bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gün de ‘geçersiz’ ilan edilecek mi acaba? Hayır, edilmeyecek. Reddeden Sınıf denilen kutu benim vücudumda ise, öldüğümde o da parçalanır. Ve vücudum kamyon tarafından parçalandığı gibi, bu kutu &lt;br /&gt;
da artık parçalandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gün artık tekrarlanmayacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, ne kadar gülünç. Reddeden Sınıf’ın sonunu getirecek tek şey buysa, o zaman bir tek ölüm önceden belirtilmişti. Yani, tabi ki bu boş. Bu dünya elbette—benim ölümümden sonraki hayatımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bununla birlikte, savaşımız artık sona erdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç sürprizi olmayan tek taraflı bir savaştı, ama böylece burada sona erdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet… buna inanıyorsun, öyle değil mi? Otonaşi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sana acıyorum. Gerçekten acıyorum, Otonaşi!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen beni görmezden gelmeye devam ettiğinden kaynaklandı. Başka türlü böyle bir hata yapmazdın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden bu kadar zamanı boşa harcadın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dinle, Otonaşi. Biraz düşünsen anlaması kolay. Benim gibi sıradan bir insanın kahraman &lt;br /&gt;
olmasının imkanı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu ona söylemek istedim, ama artık bunu yapamıyorum. Ağzımı bile hareket ettiremiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bilincim ortadan kayboldu. Öldüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu—hiçbir şeyi sonlandırmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 5232. Defa|5232. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt Ara|Ara]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=508111</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=508111"/>
		<updated>2016-12-13T23:18:17Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey var. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim hadi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— Aa, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ diye seslenmeye başladı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Anne-babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmez.* &amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etmek genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum ve&lt;br /&gt;
samimiyetin simgesidir, ayrıca saygı eki kullanmamak da ileri seviye samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;    &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isimle mi hitap etmeliydim acaba? Mesela ona uyup, ben de ona &#039;Aya&#039; diye mi seslenseydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu bile olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, bu bile kabul edilemez. Ama ‘Otonaşi’ fazla yaygın. Söylenişi kolay ve biraz daha göze çarpmayacak bişey kullanmalıyım.   (Ama ‘Otonaşi-san’ fazla yaygın aslı.reserved derken zaten herkesin kullandığı bi deyiş olduğunu belirtiyor, sınıftakilerin vb. tutulmuş anlamında reserved.ondan yaygın dedim.kazuki daha özel olsun istiyor anladığım kadarıyla. san-sama vb. ekleri attığın için çeviride biraz sıkıntı oldu gibi.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözleri faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni biraz şaşırttın sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasından Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana göre hava hoş. Sadece bir şeyi tekrar doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Imm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria usulca gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik bir adam olduğunu.”  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir şeyin içini karıştırıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana düşkünmüş gibi gözüken bir kızın eşyalarını karıştırıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi bunu yapmak istediğim için yapmıyordum, ve kendimi aşırı ahlaksız hissediyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersindeydi. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı &lt;br /&gt;
kullanıp ipucu için eşyalarını aramamız gerektiğine karar vermişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sessizce hemfikir olduğum için, kendimi yine de ahlaksız hissederken sözünü dinledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, bu aramanın sonuç verebilmesi için benim yapmam gerekiyordu. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını karıştırmıştı. Şimdiki duruma bakınca, işe yarar herhangi bir şey bulamamıştı &lt;br /&gt;
henüz, ki bu gayet makuldu. Maria bizi sırf tek bir gündür tanıdığı için potansiyel olarak kayda değer &lt;br /&gt;
değişikliklerin farkına varamazdı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız ders kitaplarına biraz düzen oluşturmak için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notları &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmıştı. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında kedi çizimi vardı. Sonraki sayfada aynı yerde bir tane daha çizim vardı. Sonraki sayfada &lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir çevirmeli defter olması gerektiğini anlamıştım. Sayfalara hızla göz atınca, &lt;br /&gt;
kedi bir tenekeden yaptığı roket ile uçup gidiyordu. Gülümsemeye başladıktan sonra Maria’nın sert &lt;br /&gt;
bakışları beni dizginlettirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, birçok kızlara özgü şeyler buldum. Eşyalarının renkleri çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyazdı. Onun iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse muhtemelen yanında &lt;br /&gt;
taşıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—özel bilgiden ibaret bir hazine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulma umudum vardı, ama telefonu kilitliydi ve daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, karaştıramadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli rujdu, &lt;br /&gt;
bu göz kalemiydi, bu kirpiklerini kırpmak için kullandığı makastı, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar karıştırdım. İçerisinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırdım, ve içinde özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakalmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrar üzerinde fark edemememin &lt;br /&gt;
imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmasının ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sanki limon yemiş gibi suratını buruşturdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantayı başka ipucu bulmak için karıştırmaya devam ettim. İçerisinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım zihnimin yüzeyine çıkmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yaklaşım deneseydim, itirafımı kabul etmiş olabilir miydin?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacaktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüftü. Bu sadece tesadüf olmalıydı, ama zihnimin yüzeyinde çıkan anılar hayal &lt;br /&gt;
ürünü olmak için fazla saçmaydı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō ambalajıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası tadındakini seviyorum. Ama kimsenin umrunda olmadığı için kimseye &lt;br /&gt;
söylememiştim. Sınıf içerisinde sık sık Umaibō yerim, ama söz konusu tada gelince, oldukça sadakatsiz &lt;br /&gt;
olduğum söylenebilir, ve hep farklı tattakileri de yerim. En çok Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’yu &lt;br /&gt;
sevdiğimi kimse bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip tekrar atıştırmalığın ambalajına baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadında Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mısır Çorbası tadında bir Umaibō’nun çantasında bulunması sırf bir tesadüf olsa bile—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahipti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkı sıkı omuzlarımı tuttu. Tırnakları cildime batıyordu ve beni gerçekliğe geri getirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri hoşnutsuzlukla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptal bir hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini birkaç defa keşfettim, ama onun sahip olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu tahmin ediyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı olurdu. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder etmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” sıkkın bir sesle dedi Maria. “Bu defa &lt;br /&gt;
bunun hakkında bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın sinirli olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için tek bir &lt;br /&gt;
fırsatın olması biraz sinir bozucu olmalıydı, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O lafı oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu verilmesi gereksiz yüreklendirmenin ne anlamı var ?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki de öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama ondan çok?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum, ama Maria sinirli bir şekilde birkaç söz &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone benimle şakayla karışık alay ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu an öğlen arasındaydık. Maria ile bütün sabah derslerimizi ektik, ve dolayısıyla herkes &lt;br /&gt;
bizimle alay etmeye başlamıştı. Ama Maria’nın sessizliği sayesinde herkes bizimle alay etmekten &lt;br /&gt;
oldukça çabuk vazgeçti. Meraklı bakışları hala bizim üzerimizdeydi ama. Neyse, o kadarı olacaktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi durdurdum. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, &lt;br /&gt;
ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya gözümün kenarından baktıktan sonra, Kokone beni sınıftan dışarı çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstce cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı bilmeme rağmen. Kokone yere baktı, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini sonuna kadar açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı ama—bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın içine bakıp gözleriyle birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerinin hareketleri durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve üstünde durdukları kişi—Kasumi Mogi’ydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mart&#039;tan sonraki zaman içerisinde henüz Mogi&#039;ye âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. tekrarda, &lt;br /&gt;
onunla hiçbir iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadar konuşmamız benim için her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra kulüp odası&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! -&lt;br /&gt;
-&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye kulüp odası&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulüpünün bir üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun ifadesinin arkasındaki düşünceleri tahmin bile &lt;br /&gt;
edemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, bana seslendi. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir &lt;br /&gt;
işaretti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Em, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama yüzündeki ifadeyi görmüştüm bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğini fark ettik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planladığımız gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi kulüp odasındaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kanlı mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlayamıyordum. Neden öyle bir şey yapmıştı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kan içinde olan Mogi, bana baktı. Her zamanki gibi ifadesizdi. Ama gözlerinde suçlunun ben olduğunu söyleyen bir ışığın titrediğini&amp;lt;!--flicker?--&amp;gt; fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Bu durum için ben de suçlanmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzeyen bir şeyler mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyordum. Sadece kulaklarımı kapamak istedim, Ama onu bile yapamadım. Mogi-&lt;br /&gt;
san’ı kanlar içinde görünce vücudum üzerindeki hakimiyetimi kaybetmiştim. Sözleri kulaklarıma hücum etti&amp;lt;!--İstila etti belki? Tecavüz çok mu ağır oldu acaba? bence de xd--&amp;gt;. Onun sözlerinin anlamını idrak edememek &lt;br /&gt;
için çırpındım. Ama faydasızdı—sözleri üzerime çığ gibi düştü, üzerime yağıp donakalmış vücudumu &lt;br /&gt;
kapladılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi konuşuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni kınadığı sözlerini söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=508110</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=508110"/>
		<updated>2016-12-13T23:15:20Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey var. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim hadi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— Aa, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ diye seslenmeye başladı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Anne-babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmez.* &amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etmek genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum ve&lt;br /&gt;
samimiyetin simgesidir, ayrıca saygı eki kullanmamak da ileri seviye samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;    &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isim ile mi hitap etmeliydim acaba? Mesela ona uyup, ben de ona &#039;Aya&#039; diye mi seslenseydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu bile olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, bu bile kabul edilemez. Ama ‘Otonaşi’ fazla yaygın. Söylenişi kolay ve biraz daha göze çarpmayacak bişey kullanmalıyım.   (Ama ‘Otonaşi-san’ fazla yaygın aslı.reserved derken zaten herkesin kullandığı bi deyiş olduğunu belirtiyor, sınıftakilerin vb. tutulmuş anlamında reserved.ondan yaygın dedim.kazuki daha özel olsun istiyor anladığım kadarıyla. san-sama vb. ekleri attığın için çeviride biraz sıkıntı oldu gibi.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözleri faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni biraz şaşırttın sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasında Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana göre hava hoş. Sadece bir şeyi tekrar doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Imm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria usulca gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik bir adam olduğunu.”  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir şeyin içini karıştırıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana düşkünmüş gibi gözüken bir kızın eşyalarını karıştırıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi bunu yapmak istediğim için yapmıyordum, ve kendimi aşırı ahlaksız hissediyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersindeydi. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı &lt;br /&gt;
kullanıp ipucu için eşyalarını aramamız gerektiğine karar vermişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sessizce hemfikir olduğum için, kendimi yine de ahlaksız hissederken sözünü dinledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, bu aramanın sonuç verebilmesi için benim yapmam gerekiyordu. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını karıştırmıştı. Şimdiki duruma bakınca, işe yarar herhangi bir şey bulamamıştı &lt;br /&gt;
henüz, ki bu gayet makuldu. Maria bizi sırf tek bir gündür tanıdığı için potansiyel olarak kayda değer &lt;br /&gt;
değişikliklerin farkına varamazdı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız ders kitaplarına biraz düzen oluşturmak için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notları &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmıştı. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında kedi çizimi vardı. Sonraki sayfada aynı yerde bir tane daha çizim vardı. Sonraki sayfada &lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir çevirmeli defter olması gerektiğini anlamıştım. Sayfalara hızla göz atınca, &lt;br /&gt;
kedi bir tenekeden yaptığı roket ile uçup gidiyordu. Gülümsemeye başladıktan sonra Maria’nın sert &lt;br /&gt;
bakışları beni dizginlettirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, birçok kızlara özgü şeyler buldum. Eşyalarının renkleri çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyazdı. Onun iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse muhtemelen yanında &lt;br /&gt;
taşıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—özel bilgiden ibaret bir hazine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulma umudum vardı, ama telefonu kilitliydi ve daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, karaştıramadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli rujdu, &lt;br /&gt;
bu göz kalemiydi, bu kirpiklerini kırpmak için kullandığı makastı, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar karıştırdım. İçerisinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırdım, ve içinde özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakalmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrar üzerinde fark edemememin &lt;br /&gt;
imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmasının ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sanki limon yemiş gibi suratını buruşturdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantayı başka ipucu bulmak için karıştırmaya devam ettim. İçerisinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım zihnimin yüzeyine çıkmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yaklaşım deneseydim, itirafımı kabul etmiş olabilir miydin?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacaktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüftü. Bu sadece tesadüf olmalıydı, ama zihnimin yüzeyinde çıkan anılar hayal &lt;br /&gt;
ürünü olmak için fazla saçmaydı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō ambalajıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası tadındakini seviyorum. Ama kimsenin umrunda olmadığı için kimseye &lt;br /&gt;
söylememiştim. Sınıf içerisinde sık sık Umaibō yerim, ama söz konusu tada gelince, oldukça sadakatsiz &lt;br /&gt;
olduğum söylenebilir, ve hep farklı tattakileri de yerim. En çok Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’yu &lt;br /&gt;
sevdiğimi kimse bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip tekrar atıştırmalığın ambalajına baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadında Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mısır Çorbası tadında bir Umaibō’nun çantasında bulunması sırf bir tesadüf olsa bile—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahipti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkı sıkı omuzlarımı tuttu. Tırnakları cildime batıyordu ve beni gerçekliğe geri getirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri hoşnutsuzlukla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptal bir hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini birkaç defa keşfettim, ama onun sahip olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu tahmin ediyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı olurdu. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder etmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” sıkkın bir sesle dedi Maria. “Bu defa &lt;br /&gt;
bunun hakkında bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın sinirli olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için tek bir &lt;br /&gt;
fırsatın olması biraz sinir bozucu olmalıydı, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O lafı oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu verilmesi gereksiz yüreklendirmenin ne anlamı var ?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki de öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama ondan çok?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum, ama Maria sinirli bir şekilde birkaç söz &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone benimle şakayla karışık alay ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu an öğlen arasındaydık. Maria ile bütün sabah derslerimizi ektik, ve dolayısıyla herkes &lt;br /&gt;
bizimle alay etmeye başlamıştı. Ama Maria’nın sessizliği sayesinde herkes bizimle alay etmekten &lt;br /&gt;
oldukça çabuk vazgeçti. Meraklı bakışları hala bizim üzerimizdeydi ama. Neyse, o kadarı olacaktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi durdurdum. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, &lt;br /&gt;
ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya gözümün kenarından baktıktan sonra, Kokone beni sınıftan dışarı çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstce cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı bilmeme rağmen. Kokone yere baktı, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini sonuna kadar açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı ama—bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın içine bakıp gözleriyle birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerinin hareketleri durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve üstünde durdukları kişi—Kasumi Mogi’ydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mart&#039;tan sonraki zaman içerisinde henüz Mogi&#039;ye âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. tekrarda, &lt;br /&gt;
onunla hiçbir iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadar konuşmamız benim için her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra kulüp odası&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! -&lt;br /&gt;
-&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye kulüp odası&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulüpünün bir üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun ifadesinin arkasındaki düşünceleri tahmin bile &lt;br /&gt;
edemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, bana seslendi. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir &lt;br /&gt;
işaretti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Em, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama yüzündeki ifadeyi görmüştüm bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğini fark ettik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planladığımız gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi kulüp odasındaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kanlı mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlayamıyordum. Neden öyle bir şey yapmıştı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kan içinde olan Mogi, bana baktı. Her zamanki gibi ifadesizdi. Ama gözlerinde suçlunun ben olduğunu söyleyen bir ışığın titrediğini&amp;lt;!--flicker?--&amp;gt; fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Bu durum için ben de suçlanmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzeyen bir şeyler mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyordum. Sadece kulaklarımı kapamak istedim, Ama onu bile yapamadım. Mogi-&lt;br /&gt;
san’ı kanlar içinde görünce vücudum üzerindeki hakimiyetimi kaybetmiştim. Sözleri kulaklarıma hücum etti&amp;lt;!--İstila etti belki? Tecavüz çok mu ağır oldu acaba? bence de xd--&amp;gt;. Onun sözlerinin anlamını idrak edememek &lt;br /&gt;
için çırpındım. Ama faydasızdı—sözleri üzerime çığ gibi düştü, üzerime yağıp donakalmış vücudumu &lt;br /&gt;
kapladılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi konuşuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni kınadığı sözlerini söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=508109</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=508109"/>
		<updated>2016-12-13T23:14:04Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey var. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim hadi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— Aa, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ diye seslenmeye başladı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Anne-babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmez.* &amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etmek genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum ve&lt;br /&gt;
samimiyetin simgesidir, ayrıca saygı eki kullanmamak da ileri seviye samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;    bilgiyi sona atalım^^&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isim ile mi hitap etmeliydim acaba? Mesela ona uyup, ben de ona &#039;Aya&#039; diye mi seslenseydim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu bile olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, bu bile kabul edilemez. Ama ‘Otonaşi’ fazla yaygın. Söylenişi kolay ve biraz daha göze çarpmayacak bişey kullanmalıyım.   (Ama ‘Otonaşi-san’ fazla yaygın aslı.reserved derken zaten herkesin kullandığı bi deyiş olduğunu belirtiyor, sınıftakilerin vb. tutulmuş anlamında reserved.ondan yaygın dedim.kazuki daha özel olsun istiyor anladığım kadarıyla. san-sama vb. ekleri attığın için çeviride biraz sıkıntı oldu gibi.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözleri faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni biraz şaşırttın sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasında Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana göre hava hoş. Sadece bir şeyi tekrar doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Imm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria usulca gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik bir adam olduğunu.”  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir şeyin içini karıştırıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana düşkünmüş gibi gözüken bir kızın eşyalarını karıştırıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi bunu yapmak istediğim için yapmıyordum, ve kendimi aşırı ahlaksız hissediyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersindeydi. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı &lt;br /&gt;
kullanıp ipucu için eşyalarını aramamız gerektiğine karar vermişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sessizce hemfikir olduğum için, kendimi yine de ahlaksız hissederken sözünü dinledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, bu aramanın sonuç verebilmesi için benim yapmam gerekiyordu. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını karıştırmıştı. Şimdiki duruma bakınca, işe yarar herhangi bir şey bulamamıştı &lt;br /&gt;
henüz, ki bu gayet makuldu. Maria bizi sırf tek bir gündür tanıdığı için potansiyel olarak kayda değer &lt;br /&gt;
değişikliklerin farkına varamazdı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız ders kitaplarına biraz düzen oluşturmak için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notları &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmıştı. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında kedi çizimi vardı. Sonraki sayfada aynı yerde bir tane daha çizim vardı. Sonraki sayfada &lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir çevirmeli defter olması gerektiğini anlamıştım. Sayfalara hızla göz atınca, &lt;br /&gt;
kedi bir tenekeden yaptığı roket ile uçup gidiyordu. Gülümsemeye başladıktan sonra Maria’nın sert &lt;br /&gt;
bakışları beni dizginlettirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, birçok kızlara özgü şeyler buldum. Eşyalarının renkleri çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyazdı. Onun iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse muhtemelen yanında &lt;br /&gt;
taşıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—özel bilgiden ibaret bir hazine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulma umudum vardı, ama telefonu kilitliydi ve daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, karaştıramadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli rujdu, &lt;br /&gt;
bu göz kalemiydi, bu kirpiklerini kırpmak için kullandığı makastı, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar karıştırdım. İçerisinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırdım, ve içinde özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakalmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrar üzerinde fark edemememin &lt;br /&gt;
imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmasının ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sanki limon yemiş gibi suratını buruşturdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantayı başka ipucu bulmak için karıştırmaya devam ettim. İçerisinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım zihnimin yüzeyine çıkmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yaklaşım deneseydim, itirafımı kabul etmiş olabilir miydin?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacaktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüftü. Bu sadece tesadüf olmalıydı, ama zihnimin yüzeyinde çıkan anılar hayal &lt;br /&gt;
ürünü olmak için fazla saçmaydı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō ambalajıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası tadındakini seviyorum. Ama kimsenin umrunda olmadığı için kimseye &lt;br /&gt;
söylememiştim. Sınıf içerisinde sık sık Umaibō yerim, ama söz konusu tada gelince, oldukça sadakatsiz &lt;br /&gt;
olduğum söylenebilir, ve hep farklı tattakileri de yerim. En çok Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’yu &lt;br /&gt;
sevdiğimi kimse bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip tekrar atıştırmalığın ambalajına baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadında Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mısır Çorbası tadında bir Umaibō’nun çantasında bulunması sırf bir tesadüf olsa bile—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahipti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkı sıkı omuzlarımı tuttu. Tırnakları cildime batıyordu ve beni gerçekliğe geri getirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri hoşnutsuzlukla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptal bir hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini birkaç defa keşfettim, ama onun sahip olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu tahmin ediyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı olurdu. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder etmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” sıkkın bir sesle dedi Maria. “Bu defa &lt;br /&gt;
bunun hakkında bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın sinirli olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için tek bir &lt;br /&gt;
fırsatın olması biraz sinir bozucu olmalıydı, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O lafı oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu verilmesi gereksiz yüreklendirmenin ne anlamı var ?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki de öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama ondan çok?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum, ama Maria sinirli bir şekilde birkaç söz &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone benimle şakayla karışık alay ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu an öğlen arasındaydık. Maria ile bütün sabah derslerimizi ektik, ve dolayısıyla herkes &lt;br /&gt;
bizimle alay etmeye başlamıştı. Ama Maria’nın sessizliği sayesinde herkes bizimle alay etmekten &lt;br /&gt;
oldukça çabuk vazgeçti. Meraklı bakışları hala bizim üzerimizdeydi ama. Neyse, o kadarı olacaktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi durdurdum. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, &lt;br /&gt;
ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya gözümün kenarından baktıktan sonra, Kokone beni sınıftan dışarı çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstce cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı bilmeme rağmen. Kokone yere baktı, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini sonuna kadar açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı ama—bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın içine bakıp gözleriyle birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerinin hareketleri durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve üstünde durdukları kişi—Kasumi Mogi’ydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mart&#039;tan sonraki zaman içerisinde henüz Mogi&#039;ye âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. tekrarda, &lt;br /&gt;
onunla hiçbir iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadar konuşmamız benim için her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra kulüp odası&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! -&lt;br /&gt;
-&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye kulüp odası&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulüpünün bir üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun ifadesinin arkasındaki düşünceleri tahmin bile &lt;br /&gt;
edemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, bana seslendi. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir &lt;br /&gt;
işaretti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Em, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama yüzündeki ifadeyi görmüştüm bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğini fark ettik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planladığımız gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi kulüp odasındaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kanlı mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlayamıyordum. Neden öyle bir şey yapmıştı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kan içinde olan Mogi, bana baktı. Her zamanki gibi ifadesizdi. Ama gözlerinde suçlunun ben olduğunu söyleyen bir ışığın titrediğini&amp;lt;!--flicker?--&amp;gt; fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Bu durum için ben de suçlanmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzeyen bir şeyler mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyordum. Sadece kulaklarımı kapamak istedim, Ama onu bile yapamadım. Mogi-&lt;br /&gt;
san’ı kanlar içinde görünce vücudum üzerindeki hakimiyetimi kaybetmiştim. Sözleri kulaklarıma hücum etti&amp;lt;!--İstila etti belki? Tecavüz çok mu ağır oldu acaba? bence de xd--&amp;gt;. Onun sözlerinin anlamını idrak edememek &lt;br /&gt;
için çırpındım. Ama faydasızdı—sözleri üzerime çığ gibi düştü, üzerime yağıp donakalmış vücudumu &lt;br /&gt;
kapladılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi konuşuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni kınadığı sözlerini söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=508106</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=508106"/>
		<updated>2016-12-13T22:17:13Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. Eğer bu çelişkiyi hesaba katarsan gidişatı açıklayabilirsin: eğer anıların kaybolmuyorsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilir. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece iğrenç bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İğrenç, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geliverdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birisi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefonun ucundan aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan düşündüğün biri var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamak mantıksız değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… aslında… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Açıkçası onun suçlu olabileceğini duymak istemiyordum. Bunun farkındayım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olamadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu yönünde yeni bir ipucumuz var. Daha önce bunu düşenerek&lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilme ihtimalimiz var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kız güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne bastı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim vardı ki bu beni onu araştırmak istememeye itiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım edeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey vardı. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— ha, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ demeye başlamıştı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Annem babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmiyordu.&amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etme genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum. &lt;br /&gt;
Samimiyetin bir simgesidir, ve son ek kullanmamak bir seviye daha samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başlamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isim ile mi hitap etmeliydim? Onun izinden ilerlersem, ona hitap &lt;br /&gt;
etmem gereken isim… ‘Aya’?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu olamazdı!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, o bile kabul edilemezdi. Ama ‘Otonaşi’ fazla çekingen &lt;br /&gt;
olurdu. Söylemesi daha kolay ve rahat bir şey kullanmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözlerini faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni sadece biraz şaşırttın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasında Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana hava hoş. Sadece tekrar bir şey doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria hafifçe gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik biri olduğunu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir şeyin içini karıştırıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana düşkünmüş gibi gözüken bir kızın eşyalarını karıştırıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi bunu yapmak istediğim için yapmıyordum, ve kendimi aşırı ahlaksız hissediyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersindeydi. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı &lt;br /&gt;
kullanıp ipucu için eşyalarını aramamız gerektiğine karar vermişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sessizce hemfikir olduğum için, kendimi yine de ahlaksız hissederken sözünü dinledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, bu aramanın sonuç verebilmesi için benim yapmam gerekiyordu. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını karıştırmıştı. Şimdiki duruma bakınca, işe yarar herhangi bir şey bulamamıştı &lt;br /&gt;
henüz, ki bu gayet makuldu. Maria bizi sırf tek bir gündür tanıdığı için potansiyel olarak kayda değer &lt;br /&gt;
değişikliklerin farkına varamazdı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız ders kitaplarına biraz düzen oluşturmak için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notları &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmıştı. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında kedi çizimi vardı. Sonraki sayfada aynı yerde bir tane daha çizim vardı. Sonraki sayfada &lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir çevirmeli defter olması gerektiğini anlamıştım. Sayfalara hızla göz atınca, &lt;br /&gt;
kedi bir tenekeden yaptığı roket ile uçup gidiyordu. Gülümsemeye başladıktan sonra Maria’nın sert &lt;br /&gt;
bakışları beni dizginlettirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, birçok kızlara özgü şeyler buldum. Eşyalarının renkleri çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyazdı. Onun iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse muhtemelen yanında &lt;br /&gt;
taşıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—özel bilgiden ibaret bir hazine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulma umudum vardı, ama telefonu kilitliydi ve daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, karaştıramadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli rujdu, &lt;br /&gt;
bu göz kalemiydi, bu kirpiklerini kırpmak için kullandığı makastı, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar karıştırdım. İçerisinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırdım, ve içinde özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakalmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrar üzerinde fark edemememin &lt;br /&gt;
imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmasının ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sanki limon yemiş gibi suratını buruşturdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantayı başka ipucu bulmak için karıştırmaya devam ettim. İçerisinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım zihnimin yüzeyine çıkmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yaklaşım deneseydim, itirafımı kabul etmiş olabilir miydin?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacaktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüftü. Bu sadece tesadüf olmalıydı, ama zihnimin yüzeyinde çıkan anılar hayal &lt;br /&gt;
ürünü olmak için fazla saçmaydı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō ambalajıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası tadındakini seviyorum. Ama kimsenin umrunda olmadığı için kimseye &lt;br /&gt;
söylememiştim. Sınıf içerisinde sık sık Umaibō yerim, ama söz konusu tada gelince, oldukça sadakatsiz &lt;br /&gt;
olduğum söylenebilir, ve hep farklı tattakileri de yerim. En çok Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’yu &lt;br /&gt;
sevdiğimi kimse bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip tekrar atıştırmalığın ambalajına baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadında Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mısır Çorbası tadında bir Umaibō’nun çantasında bulunması sırf bir tesadüf olsa bile—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahipti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkı sıkı omuzlarımı tuttu. Tırnakları cildime batıyordu ve beni gerçekliğe geri getirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri hoşnutsuzlukla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptal bir hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini birkaç defa keşfettim, ama onun sahip olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu tahmin ediyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı olurdu. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder etmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” sıkkın bir sesle dedi Maria. “Bu defa &lt;br /&gt;
bunun hakkında bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın sinirli olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için tek bir &lt;br /&gt;
fırsatın olması biraz sinir bozucu olmalıydı, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O lafı oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu verilmesi gereksiz yüreklendirmenin ne anlamı var ?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki de öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama ondan çok?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum, ama Maria sinirli bir şekilde birkaç söz &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone benimle şakayla karışık alay ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu an öğlen arasındaydık. Maria ile bütün sabah derslerimizi ektik, ve dolayısıyla herkes &lt;br /&gt;
bizimle alay etmeye başlamıştı. Ama Maria’nın sessizliği sayesinde herkes bizimle alay etmekten &lt;br /&gt;
oldukça çabuk vazgeçti. Meraklı bakışları hala bizim üzerimizdeydi ama. Neyse, o kadarı olacaktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi durdurdum. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, &lt;br /&gt;
ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya gözümün kenarından baktıktan sonra, Kokone beni sınıftan dışarı çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstce cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı bilmeme rağmen. Kokone yere baktı, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini sonuna kadar açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı ama—bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın içine bakıp gözleriyle birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerinin hareketleri durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve üstünde durdukları kişi—Kasumi Mogi’ydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mart&#039;tan sonraki zaman içerisinde henüz Mogi&#039;ye âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. tekrarda, &lt;br /&gt;
onunla hiçbir iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadar konuşmamız benim için her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra kulüp odası&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! -&lt;br /&gt;
-&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye kulüp odası&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulüpünün bir üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun ifadesinin arkasındaki düşünceleri tahmin bile &lt;br /&gt;
edemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, bana seslendi. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir &lt;br /&gt;
işaretti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Em, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama yüzündeki ifadeyi görmüştüm bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğini fark ettik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planladığımız gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi kulüp odasındaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kanlı mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlayamıyordum. Neden öyle bir şey yapmıştı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kan içinde olan Mogi, bana baktı. Her zamanki gibi ifadesizdi. Ama gözlerinde suçlunun ben olduğunu söyleyen bir ışığın titrediğini&amp;lt;!--flicker?--&amp;gt; fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Bu durum için ben de suçlanmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzeyen bir şeyler mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyordum. Sadece kulaklarımı kapamak istedim, Ama onu bile yapamadım. Mogi-&lt;br /&gt;
san’ı kanlar içinde görünce vücudum üzerindeki hakimiyetimi kaybetmiştim. Sözleri kulaklarıma hücum etti&amp;lt;!--İstila etti belki? Tecavüz çok mu ağır oldu acaba? bence de xd--&amp;gt;. Onun sözlerinin anlamını idrak edememek &lt;br /&gt;
için çırpındım. Ama faydasızdı—sözleri üzerime çığ gibi düştü, üzerime yağıp donakalmış vücudumu &lt;br /&gt;
kapladılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi konuşuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni kınadığı sözlerini söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=507936</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=507936"/>
		<updated>2016-12-11T00:36:58Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor tanrı aşkına?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani Hoşino… aslında sadece benimle oynuyordu...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha da fazlası olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eee...Bunun neresi benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Sınıf arkadaşlarımın bir kısmı doğal olarak beni desteklerken, bazı erkeklerin de kanasusamış bakışlarını sezdim—ama böyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa zahmet vermek zorunda kalmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, gayet eminim ki sorunun kaynağı onlara ne söylediğin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten gülünç.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımm, bilemiyorum yani eğer durumu gülünç buluyorsan...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için de durumlar epey değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değer, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırtıcı biçimde, o haklı olabilir. Herşeyden sonra, bugünün öncesinde sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini bilmiyordu. Bugünü önceki günlerle karşılaştıramaz bile. Örneğin, o Mogi&#039;ye olan sevgimin dünden bugüne dek nasıl geliştiğini bilemez, diğer bir deyişle Reddeden Sınıfın sürecini de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bununla ilgili olarak, Kazuki. Çokça düşündüm ve hala daha senin Reddeden Sınıfın anahtarı olabileceğinin neticesine vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani... tabi ki...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nitekim, sahibin amaçları yüzünden de senin yeteneğinin sürdürülebileceğini varsayıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..Ha...?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçları benim anılarımı hatırlamamı mı sağlıyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu imkansız. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybetmeye devam ederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. O &lt;br /&gt;
davranışı bu çelişkiyi düşünerek açıklayabilirsin: anıların varsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilirdi. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece itici bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İtici, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biri vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefon üzerinden aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan aklına biri geldi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamanın anlamı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… yani… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suçlu olmasını istemediğimdendi sadece. Bunun farkındaydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olmadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu şeklinde yeni bir ipucumuz var. Bunu düşenerek daha önce &lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilmemizin ihtimali var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne basmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim olmalıydı, ondan dolayı onu araştırmak istemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey vardı. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— ha, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ demeye başlamıştı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Annem babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmiyordu.&amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etme genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum. &lt;br /&gt;
Samimiyetin bir simgesidir, ve son ek kullanmamak bir seviye daha samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başlamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isim ile mi hitap etmeliydim? Onun izinden ilerlersem, ona hitap &lt;br /&gt;
etmem gereken isim… ‘Aya’?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu olamazdı!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, o bile kabul edilemezdi. Ama ‘Otonaşi’ fazla çekingen &lt;br /&gt;
olurdu. Söylemesi daha kolay ve rahat bir şey kullanmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözlerini faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni sadece biraz şaşırttın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasında Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana hava hoş. Sadece tekrar bir şey doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria hafifçe gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik biri olduğunu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir şeyin içini karıştırıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana düşkünmüş gibi gözüken bir kızın eşyalarını karıştırıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi bunu yapmak istediğim için yapmıyordum, ve kendimi aşırı ahlaksız hissediyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersindeydi. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı &lt;br /&gt;
kullanıp ipucu için eşyalarını aramamız gerektiğine karar vermişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sessizce hemfikir olduğum için, kendimi yine de ahlaksız hissederken sözünü dinledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, bu aramanın sonuç verebilmesi için benim yapmam gerekiyordu. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını karıştırmıştı. Şimdiki duruma bakınca, işe yarar herhangi bir şey bulamamıştı &lt;br /&gt;
henüz, ki bu gayet makuldu. Maria bizi sırf tek bir gündür tanıdığı için potansiyel olarak kayda değer &lt;br /&gt;
değişikliklerin farkına varamazdı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız ders kitaplarına biraz düzen oluşturmak için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notları &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmıştı. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında kedi çizimi vardı. Sonraki sayfada aynı yerde bir tane daha çizim vardı. Sonraki sayfada &lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir çevirmeli defter olması gerektiğini anlamıştım. Sayfalara hızla göz atınca, &lt;br /&gt;
kedi bir tenekeden yaptığı roket ile uçup gidiyordu. Gülümsemeye başladıktan sonra Maria’nın sert &lt;br /&gt;
bakışları beni dizginlettirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, birçok kızlara özgü şeyler buldum. Eşyalarının renkleri çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyazdı. Onun iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse muhtemelen yanında &lt;br /&gt;
taşıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—özel bilgiden ibaret bir hazine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulma umudum vardı, ama telefonu kilitliydi ve daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, karaştıramadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli rujdu, &lt;br /&gt;
bu göz kalemiydi, bu kirpiklerini kırpmak için kullandığı makastı, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar karıştırdım. İçerisinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırdım, ve içinde özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakalmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrar üzerinde fark edemememin &lt;br /&gt;
imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmasının ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sanki limon yemiş gibi suratını buruşturdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantayı başka ipucu bulmak için karıştırmaya devam ettim. İçerisinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım zihnimin yüzeyine çıkmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yaklaşım deneseydim, itirafımı kabul etmiş olabilir miydin?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacaktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüftü. Bu sadece tesadüf olmalıydı, ama zihnimin yüzeyinde çıkan anılar hayal &lt;br /&gt;
ürünü olmak için fazla saçmaydı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō ambalajıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası tadındakini seviyorum. Ama kimsenin umrunda olmadığı için kimseye &lt;br /&gt;
söylememiştim. Sınıf içerisinde sık sık Umaibō yerim, ama söz konusu tada gelince, oldukça sadakatsiz &lt;br /&gt;
olduğum söylenebilir, ve hep farklı tattakileri de yerim. En çok Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’yu &lt;br /&gt;
sevdiğimi kimse bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip tekrar atıştırmalığın ambalajına baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadında Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mısır Çorbası tadında bir Umaibō’nun çantasında bulunması sırf bir tesadüf olsa bile—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahipti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkı sıkı omuzlarımı tuttu. Tırnakları cildime batıyordu ve beni gerçekliğe geri getirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri hoşnutsuzlukla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptal bir hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini birkaç defa keşfettim, ama onun sahip olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu tahmin ediyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı olurdu. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder etmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” sıkkın bir sesle dedi Maria. “Bu defa &lt;br /&gt;
bunun hakkında bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın sinirli olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için tek bir &lt;br /&gt;
fırsatın olması biraz sinir bozucu olmalıydı, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O lafı oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu verilmesi gereksiz yüreklendirmenin ne anlamı var ?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki de öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama ondan çok?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum, ama Maria sinirli bir şekilde birkaç söz &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone benimle şakayla karışık alay ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu an öğlen arasındaydık. Maria ile bütün sabah derslerimizi ektik, ve dolayısıyla herkes &lt;br /&gt;
bizimle alay etmeye başlamıştı. Ama Maria’nın sessizliği sayesinde herkes bizimle alay etmekten &lt;br /&gt;
oldukça çabuk vazgeçti. Meraklı bakışları hala bizim üzerimizdeydi ama. Neyse, o kadarı olacaktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi durdurdum. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, &lt;br /&gt;
ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya gözümün kenarından baktıktan sonra, Kokone beni sınıftan dışarı çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstce cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı bilmeme rağmen. Kokone yere baktı, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini sonuna kadar açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı ama—bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın içine bakıp gözleriyle birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerinin hareketleri durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve üstünde durdukları kişi—Kasumi Mogi’ydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mart&#039;tan sonraki zaman içerisinde henüz Mogi&#039;ye âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. tekrarda, &lt;br /&gt;
onunla hiçbir iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadar konuşmamız benim için her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra kulüp odası&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! -&lt;br /&gt;
-&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye kulüp odası&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulüpünün bir üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun ifadesinin arkasındaki düşünceleri tahmin bile &lt;br /&gt;
edemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, bana seslendi. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir &lt;br /&gt;
işaretti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Em, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama yüzündeki ifadeyi görmüştüm bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğini fark ettik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planladığımız gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi kulüp odasındaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kanlı mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlayamıyordum. Neden öyle bir şey yapmıştı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kan içinde olan Mogi, bana baktı. Her zamanki gibi ifadesizdi. Ama gözlerinde suçlunun ben olduğunu söyleyen bir ışığın titrediğini&amp;lt;!--flicker?--&amp;gt; fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Bu durum için ben de suçlanmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzeyen bir şeyler mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyordum. Sadece kulaklarımı kapamak istedim, Ama onu bile yapamadım. Mogi-&lt;br /&gt;
san’ı kanlar içinde görünce vücudum üzerindeki hakimiyetimi kaybetmiştim. Sözleri kulaklarıma hücum etti&amp;lt;!--İstila etti belki? Tecavüz çok mu ağır oldu acaba? bence de xd--&amp;gt;. Onun sözlerinin anlamını idrak edememek &lt;br /&gt;
için çırpındım. Ama faydasızdı—sözleri üzerime çığ gibi düştü, üzerime yağıp donakalmış vücudumu &lt;br /&gt;
kapladılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi konuşuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni kınadığı sözlerini söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=507929</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27755._Defa&amp;diff=507929"/>
		<updated>2016-12-10T23:35:22Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Hadi ama, bugün bende değişik bir şey yok mu? Yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone her zamanki göründüğü haliyle bana yaklaştı. Bana bu soruyu geçmişte zaten sormuştu. Cevap neydi ya?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Rimel sürmüşsün.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay! Helal olsun Kazu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan doğru bildim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ee, nasıl gözüküyorum?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, şirin görünüyorsun,” dedim hiç tereddüt etmeden. Tekrar, doğru cevabı vermiştim. Çok &lt;br /&gt;
ciddi değildim, ama Kokone ‘şirin’ sözünü duyduktan sonra tatmin olmuştu ve yüzünde bir gülümseme ile kafasını salladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hım, hımmm... Anladım, gözlerin iyi görüyor. Hey, sen—gıcık olan çocuk! Sen de onu örnek almalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Memnuniyetle kollarını kavuşturdu ve kafasını Daiya’ya doğru çevirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu söyleyeceğime o dili kopartmayı tercih ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bütün dünya bir oh çeker. Devam et lütfen.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır, benim dilim değil—seninkinden bahsediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha! Yani beni etkileyici bir şekilde öpmeyi mi arzuluyorsun? Lütfen bana olan hayranlığını bu işe karıştırma~”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İçinde bulunduğum durumun hiç farkına varmaksızın, her zamanki gibi ikisi birbirini ışık &lt;br /&gt;
hızında aşağılamaya başlamıştı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bundan biraz sonra, Daiya transfer öğrenci konusunu açtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Lütfen çabuk gel, Otonaşi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Adım Aya Otonaşi. Kazuki Hoşino ve &#039;&#039;sahip&#039;&#039; dışında kimseye ilgi duymuyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aa, Otonaşi? Sen yeni transfer oldun, elbette ki, daha ilk günden sınıf arkadaşlarınla arana mesafe koyabilirsin. Ama ben neredeyse bir senedir bu sınıftayım, o yüzden benim için işler o şekilde yürümüyor, farkında mısın?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onun ‘sahip’ten kastı ne? Sahipte kimmiş? Demeye çalıştığı ‘Hoşino’ya sahip olan kişi’ &lt;br /&gt;
mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘kız arkadaşı’ anlamına gelmez mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani şu Kazuki&#039;nin bir ‘kız arkadaşı’ var ve transfer öğrenci Otonaşi de o kızı mı arıyor? Neden ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sanıyorum ki Otonaşi ile arasında bir şeyler vardı. Belki çıkıyorlardır… o zaman ikisini de mi idare ediyordu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen! Durum muhakkak böyle! Bu hikaye daha ilginç gibi görünüyor, bununla devam edelim!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino&#039;ya karşı karmaşık bir biçimde aşk ve nefret hissettiğinden, onun peşinden koşup bizim &lt;br /&gt;
okulumuza transfer oldu. Eminim ki durum böyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bu Hoşino… böyle bir güzelliği baştan mı çıkarttı?! Kahretsin!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımız bize aldırmadan hakkımızda dedikodu yapmaya devam ettiler. &lt;br /&gt;
Bu fikirler nereden akıllarına geliyor?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman Hoşino… aslında sadece benimle oynadı...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?! Diğeri sen miydin?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… Ben muhtemelen sırf fazlalıktım… üçüncü, hayır,bundan daha fazlası da olmalı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nas… piçe bak!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone ağlama numarası yaptı ve Daiya fırsatı kollayıp her zamankinden daha yüksek sesle &lt;br /&gt;
konuşmaya başladı. Off, ikisi niye sırf böyle zamanlarda işbirliği yapıyor ki…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ne kadar rahatsız edici,” diye mırıldandı Otonaşi. “Senin sayende, benden &lt;br /&gt;
uzaklaşmaktansa, bana karşı daha da çok ilgi duyuyorlar.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ha...Bunun nersei benim suçum?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk dersten hemen sonra, Otonaşi ile birlikte sınıftan fırladık. Bazı sınıf arkadaşlarımdan doğal olarak destek almama rağmen, bazı erkeklerden kanasusamış bakışlar hissettim—ama öyle şeylere endişelenecek zaman yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki yerimize vardık—okul binasının arka tarafı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Artık sınıfa katılmakla uğraşmayacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Seninle birlikte çalışmak otomatikman senin ilişki ağına sürüklenmek anlamına &lt;br /&gt;
geliyor. Off… bu hiç pratik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hayır, sorunun onlara söylediklerinden kaynaklığından emindim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama bu 27,755 tekrar içerisinde ilk defa onları reddetmenin olumsuz bir etkisi oldu. Bu &lt;br /&gt;
gerçekten çok komik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aa, durumun komik olduğunu düşünmenin doğru olduğunu sanmıyorum…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle deme. Benim için bile yeni tecrübeler biraz heyecanlıdır. Ayrıca, sırf birlikte çalışmaya &lt;br /&gt;
başladığımız için durumlar epeyce değişti. Bu hoş bir değişiklik.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne demek istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tek başıma olduğumda göremediğim yeni bir ipucu olabilir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O açıdan, birlikte çalışmaya kesinlikle değerdi, ama... yani…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şaşırmıştım, haklı olabilirdi. Ne de olsa, bugünden önce sınıf 1-6’nın nasıl işlediğini &amp;lt;!--&lt;br /&gt;
Kaxell - nasıl işlemek yerine düzenini kullanmak mı daha uygun olur acaba?--&amp;gt; bilmiyordu. Örneğin, &lt;br /&gt;
Mogi&#039;ye olan sevgimin dün ve bugün—diğer bir deyişle, Reddeden Sınıf içerisinde geliştiğini &lt;br /&gt;
bilmiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama şimdi, özellikle, ne yapmalıyız?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki, onun hakkında. Düşündüm taşındım ve senin Reddeden Sınıf’la bir ilgin&amp;lt;!--The key - &lt;br /&gt;
anahtarı.. ama garip olmaz mı? Bilemedim key(ki - ha!)--&amp;gt; olduğu sonucuna vardım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Yani benden hala şüpheleniyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil. Bir de sana sorayım: anılarını nasıl hatırlayabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He… kim bilir?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu bir gizem, değil mi? Tabi, sen ve diğerleri arasında bir fark olduğunu hissedebiliyorum, &lt;br /&gt;
ama sırf senin anılarını hatırlayabilmen garip değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani… tabi ki de öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu yüzden, senin yeteneğinin sahibin amaçlarından dolayı var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E..hm..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her zamanki gibi uyuşuksun. Başka bir deyişle, &amp;lt;u&amp;gt;senin anılarını hatırlayabilmen sahibin de &lt;br /&gt;
yararına olabilir&amp;lt;/u&amp;gt;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf’ın amaçlarından biri benim anılarımı hatırlamam mıydı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bir şeyin imkanı yok. Her zaman anılarımı hatırlamıyorum, öyle değil mi? Sen olmasan, &lt;br /&gt;
muhtemelen kalan herkes gibi bende anılarımı kaybederdim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle, bunun hipotezimdeki hata olduğu söylenebilir. Fakat, senin anılarını muhafaza edebilme &lt;br /&gt;
kabiliyetin, bu dünyanın geçmişi tekrarlama kabiliyeti kadar bozuk diyebiliriz. O &lt;br /&gt;
davranışı bu çelişkiyi düşünerek açıklayabilirsin: anıların varsa geçmiş kusursuzca tekrarlanamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu gerçekten de mümkün olabilirdi. Ama her nedense bana mantıklı gelmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İlk başta, benim anılarımı hatırlamama izin vermenin ne anlamı var ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben nereden bileyim?” dedi doğrudan. “Ama insanları en çok harekete geçiren duygu nedir &lt;br /&gt;
biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gözlerime derin derin baktı ve konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aşk.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...’aşk’..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suratındaki dehşet ifadesinden dolayı kelimeyi anlamıyla hemen bağdaştıramadım. Ah, aşk?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, çok tatlı bir şey söyledin öyle.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tatlı olan ne? Yeteri kadar yoğun aşkın nefretten hiçbir farkı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nefretle aynı mı?” Afalladım. “...t-tamamen farklı şeyler onlar!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynılar. ...Hayır, kesinlikle farklılar. Aşk nefretten daha kötü bir his, çünkü insanlar onun &lt;br /&gt;
pisliğinin farkında değiller. Aşk sadece itici bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İtici, he…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunun şu anda önemi yok. Kazuki, aklına gelen herhangi biri var mı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana âşık olan biri demeye çalışıyorsun, değil mi? Öyle birinin olması—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle birinin olmasının imkansız olduğunu söylemek üzereyken, birden aklıma geldi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biri vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana telefon üzerinden aşkını ilan ettiğinde şaka yapmadıysa—bir aday var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlaşılan aklına biri geldi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ehm, yani. Bu bana âşık olan kızın illa suçlu olduğu anlamına gelmez, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de hayır. Bu kanıt birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için hiç de yeterli &lt;br /&gt;
değil. Fakat, bu olasılığı araştırmamanın anlamı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır… yani… onun suçlu olmasının imkanı yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibin o olmadığına nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun suçlu olmasını istemediğimdendi sadece. Bunun farkındaydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf içerisinde bulunduğumuz sürece zamanımız sınırsız. Sahibe yaklaşmak için &lt;br /&gt;
karşımıza çıkan her fırsatı kullanacağız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama şimdiye kadar o yöntemi kullanarak başarılı olmadın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugün oldukça ağır laf ediyorsun ya. Ama haklısın. Fakat, senin anılarını hatırlayabilmenin, &lt;br /&gt;
sahibin planlarının bir parçası olduğu şeklinde yeni bir ipucumuz var. Bunu düşenerek daha önce &lt;br /&gt;
araştırma yapmamıştım. Bu şekilde yeni bilgiye ulaşabilmemizin ihtimali var.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Güvendiğin biri olduğu için onun adını temize çıkartmak istemez misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Otonaşi tam üstüne basmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kişiyle ilgili benim de şüphelerim olmalıydı, ondan dolayı onu araştırmak istemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......anladım. Sana yardım ederim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sırf bana yardım etmekle kalmamalısın; tersine, önderliği sen yapmalısın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O haklıydı. Reddeden Sınıf’tan kurtulmak isteyen bendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Yine de… bir süredir beni baya rahatsız eden bir şey vardı. İçime kötü bir his doğdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki o zaman, gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“B-Bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden tereddüt ediyorsun ki? Sabrım tükenmeye başladı ama!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni rahatsız eden ş— ha, anladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tuhaf hissin kaynağını fark edince, kulaklarım kızarmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Neyin var Kazuki? Yüzün kıpkırmızı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, hayır, sadece, sen—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bana ‘Hoşino’ yerine ‘Kazuki’ demeye başlamıştı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne? Ne diyorsun sen ya? ...Hey, suratın niye daha da çok kızarıyor?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ö-Özür dilerim. Yok bir şey.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman bana ilk adımla hitap etmeye başlamıştı ki? Annem babam bile bana o şekilde hitap &lt;br /&gt;
etmiyordu.&amp;lt;ref name=”Honorifics 2”&amp;gt; Japon kültüründe kişilere genellikle aile isimleri veya soyisimleri &lt;br /&gt;
ile hitap edilir. İlk isim ile hitap etme genellikle iki tarafın da kabul etmesi gereken bir durum. &lt;br /&gt;
Samimiyetin bir simgesidir, ve son ek kullanmamak bir seviye daha samimiyet gerektirir. Daha fazla &lt;br /&gt;
bilgi: http://japoncaderslerim.blogspot.com.tr/2014/01/hitap-sekilleri.html&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sanırım suratım şimdi daha da fazla kızarıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...? ...Peki o zaman? Her neyse, hadi gidelim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Otonaşi’ bana arkasını dönüp yürümeye başlamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“T-Tamam…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona ‘Otonaşi’ dışında bir isim ile mi hitap etmeliydim? Onun izinden ilerlersem, ona hitap &lt;br /&gt;
etmem gereken isim… ‘Aya’?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Hayırhayırhayır!!! Yapamam! Yapamam! Bu söz konusu olamazdı!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	En azından ‘Aya Hanım’ olsun… hayır, o bile kabul edilemezdi. Ama ‘Otonaşi’ fazla çekingen &lt;br /&gt;
olurdu. Söylemesi daha kolay ve rahat bir şey kullanmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aklıma bir seçenek gelmişti. Onu da söylemek oldukça utandırıcı, ama o ismi zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
kullandığım için, işe yaramalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......Maria.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu ismi düşük bir tonla mırıldandığımda, ‘Otonaşi’ durup bana döndü. Gözlerini faltaşı &lt;br /&gt;
gibi açmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Uvah! Ö-Özür dilerim!!” Son derece beklenmedik tepkisine şahit olunca tepkisel olarak özür &lt;br /&gt;
diledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden özür diliyorsun? Beni sadece biraz şaşırttın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kızgın değil misin yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden kızgın olayım ki? Bana istediğin şekilde hitap et.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“A-Anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otona- hayır, ‘Maria’nın’ ağzı gevşedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama yine de, her şey arasında Maria’yı seçtin… Hıh.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, yani… hoşuna gitmediyse…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana hava hoş. Sadece tekrar bir şey doğruladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ehm… neyi doğruladın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, Maria hafifçe gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Senin, Kazuki, komik biri olduğunu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir şeyin içini karıştırıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfa geri dönmüştük, ve şimdi bana düşkünmüş gibi gözüken bir kızın eşyalarını karıştırıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tabi bunu yapmak istediğim için yapmıyordum, ve kendimi aşırı ahlaksız hissediyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun sınıfı şu an beden eğitimi dersindeydi. Maria, onunla doğrudan konuşmaktansa, bu fırsatı &lt;br /&gt;
kullanıp ipucu için eşyalarını aramamız gerektiğine karar vermişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sessizce hemfikir olduğum için, kendimi yine de ahlaksız hissederken sözünü dinledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu arada, bu aramanın sonuç verebilmesi için benim yapmam gerekiyordu. Maria zaten birkaç defa &lt;br /&gt;
herkesin eşyalarını karıştırmıştı. Şimdiki duruma bakınca, işe yarar herhangi bir şey bulamamıştı &lt;br /&gt;
henüz, ki bu gayet makuldu. Maria bizi sırf tek bir gündür tanıdığı için potansiyel olarak kayda değer &lt;br /&gt;
değişikliklerin farkına varamazdı. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ohh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kız ders kitaplarına biraz düzen oluşturmak için temiz ve renkli çizgiler kullanmıştı. Notları &lt;br /&gt;
küçük ve yuvarlanmış harflerle düzgünce yazılmıştı. Ve burada da birçok renk kullanmıştı. Bir sayfanın &lt;br /&gt;
sol kenarında kedi çizimi vardı. Sonraki sayfada aynı yerde bir tane daha çizim vardı. Sonraki sayfada &lt;br /&gt;
aynı kedi… o anda bunun bir çevirmeli defter olması gerektiğini anlamıştım. Sayfalara hızla göz atınca, &lt;br /&gt;
kedi bir tenekeden yaptığı roket ile uçup gidiyordu. Gülümsemeye başladıktan sonra Maria’nın sert &lt;br /&gt;
bakışları beni dizginlettirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neticede, birçok kızlara özgü şeyler buldum. Eşyalarının renkleri çoğunlukla pembe veya &lt;br /&gt;
beyazdı. Onun iPod’u J-Pop&amp;lt;ref name=”J-Pop”&amp;gt;Japon pop müziği&amp;lt;/ref&amp;gt;  ile doluydu. Cüzdanı çantasında değildi, öyleyse muhtemelen yanında &lt;br /&gt;
taşıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hah!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özenle süslenmiş bir cep telefonu buldum—özel bilgiden ibaret bir hazine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birkaç ipucu bulma umudum vardı, ama telefonu kilitliydi ve daha fazla karıştıramadım. ...diğer &lt;br /&gt;
yandan ise, karaştıramadığım için rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Pembe el aynasının yanındaki makyaj çantasına baktım. Bu fondöten olmalıydı, bu renkli rujdu, &lt;br /&gt;
bu göz kalemiydi, bu kirpiklerini kırpmak için kullandığı makastı, ve sonunda oldukça yeni gözüken bir &lt;br /&gt;
nesne… rimel herhalde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hah?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tuhaf bir şeyler vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bir şey mi buldun Kazuki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Daha emin değilim…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Makyaj çantasının içerisinde bulunanları tekrar karıştırdım. İçerisinde özel bir şey olduğunu &lt;br /&gt;
düşünmüyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria, bu makyaj çantasındaki herhangi bir şey gözüne çarpıyor mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hayır? Daha önceden de karıştırdım, ve içinde özel bir şey bulama—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Cümlesinin ortasında suratı donakalmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—bekle, böyle olamaz. O, bu eşyaya sahip olmamalı. Bunu 27,755 tekrar üzerinde fark edemememin &lt;br /&gt;
imkanı yok. Ama… gerçek şu ki—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Bir şey mi buldun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Kazuki. Bunu gördükten sonra, senin bir şey hissetmiş olman gerekir.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he? ...mm, yani, makyaj yapmasının ona yakışmayacağını düşündüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok artık!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sanki limon yemiş gibi suratını buruşturdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çantayı başka ipucu bulmak için karıştırmaya devam ettim. İçerisinde, tanıdık bir şey hissettim &lt;br /&gt;
ve çıkarttım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tetikleniyorlardı…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu tanıdık ambalajı görünce, anılarım zihnimin yüzeyine çıkmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Başka bir yaklaşım deneseydim, itirafımı kabul etmiş olabilir miydin?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Aa, tamam. Öyleyse başarana kadar itiraf etmeye devam etmem gerekiyor, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yok artık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Böyle bir saçmalığa inanamayacaktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sadece bir tesadüftü. Bu sadece tesadüf olmalıydı, ama zihnimin yüzeyinde çıkan anılar hayal &lt;br /&gt;
ürünü olmak için fazla saçmaydı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Maria, en sevdiğin yemek ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Şimdi neden öyle bir şeyden konuşuyorsun ki?” Maria bana bakıp kaşlarını çattı. “...Hey, &lt;br /&gt;
neyin var Kazuki? İyi gözükmüyorsun!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Bilirsin ya, benim en sevdiğim atıştırmalık Umaibō’dur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce çantadan çıkarttığım nesneyi gösterdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir Umaibō ambalajıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özellike Mısır Çorbası tadındakini seviyorum. Ama kimsenin umrunda olmadığı için kimseye &lt;br /&gt;
söylememiştim. Sınıf içerisinde sık sık Umaibō yerim, ama söz konusu tada gelince, oldukça sadakatsiz &lt;br /&gt;
olduğum söylenebilir, ve hep farklı tattakileri de yerim. En çok Mısır Çorbası tadındaki Umaibō’yu &lt;br /&gt;
sevdiğimi kimse bilmemeliydi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Ama Teriyaki Burger tadını o kadar sevmiyorsun, öyle mi?”&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Hangi tadı en çok seviyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Yanılmam için dua edip tekrar atıştırmalığın ambalajına baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaç defa bakarsam bakayım, hiçbir şey değişmedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Teriyaki Burger tadında değildi. Mısır Çorbası tadında Umaibō’ydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Az önce hatırladığım anılar bana bağrıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mısır Çorbası tadında bir Umaibō’nun çantasında bulunması sırf bir tesadüf olsa bile—az önce &lt;br /&gt;
hatırladığım anılardaki görüntüler inkar edilemezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O—sahipti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria sıkı sıkı omuzlarımı tuttu. Tırnakları cildime batıyordu ve beni gerçekliğe geri getirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahip kesinlikle o. Sonunda amacımıza vardık… yani, pek sayılmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria bu sözleri hoşnutsuzlukla söyledikten sonra, “Ne demek istiyorsun?” diye sordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar aptal bir hata yapan biri beni asla 27,755 ‘Okul Transferi’ boyunca aldatmış olamaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Maria, sahibin kim olduğunu bilmediğini kabul etmen gerekiyor, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Muhtemelen kimliğini birkaç defa keşfettim, ama onun sahip olduğu bilgisini &lt;br /&gt;
muhafaza edemedim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Niye ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kesin bir şey söyleyemem, ama bu Reddeden Sınıf’ın başka bir işlevi olduğunu tahmin ediyorum. &lt;br /&gt;
Mantıklı olurdu. Sahip kendisinin değişmeyen bir döngü içerisinde olduğuna inandığı sürece, Reddeden Sınıf &lt;br /&gt;
devam eder. Ama biri onun sahip olduğunu bilse, bu ön koşul hemen parçalanır. Dolayısıyla, biri onun &lt;br /&gt;
sahip olduğunu keşfeder etmez, o anı siliniyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama bu defa sahibin kim olduğunu biliyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Ama bu sevinmek için bir sebep hiç değil,” sıkkın bir sesle dedi Maria. “Bu defa &lt;br /&gt;
bunun hakkında bir şey yapmazsak, bu ipucunu tekrar kaybedeceğiz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Bu defa sahibi yenmezsek, bu tekrarda öğrendiğimiz her şeyi unutup, suçlu peşindeki &lt;br /&gt;
arayışımızı tekrar baştan başlatacaktık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’nın sinirli olduğu belliydi ve dudaklarını ısırıyordu. Bir şeyi başarmak için tek bir &lt;br /&gt;
fırsatın olması biraz sinir bozucu olmalıydı, ne de olsa her şeyi tekrar tekrar yapabilmeye alışmıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ama Maria, hayat tek turda sonucu belli olan bir yarış değil mi? Durum ne kadar önemsiz &lt;br /&gt;
olursa olsun, son kaydedilmiş noktaya geri dönme düğmesi yoktur.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O lafı oldukça severim, ama Maria bana soğuk gözlerle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu verilmesi gereksiz yüreklendirmenin ne anlamı var ?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O bile iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Özür dilerim… sadece biraz sinirli gözüküyordun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Özürümü duyduktan sonra, Maria azıcık sakinleşti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, tabi ki de öyleyim. Ama durumumuz sıkıntılı olduğu için değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...ama ondan çok?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anlamıyor musun? Onun sahip olduğunu tekrar tekrar öğrenmeme rağmen, Reddeden Sınıf henüz &lt;br /&gt;
sonlanmadı. Bunun ne anlama geldiğini anlamıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana mı, suçluya mı, kendisine miydi bilmiyordum, ama Maria sinirli bir şekilde birkaç söz &lt;br /&gt;
etti:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibe karşı defalarca kaybettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Kokone.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, aşk ustası, Kazuki Hoşino, sonunda geldi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, Kokone benimle şakayla karışık alay ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şu an öğlen arasındaydık. Maria ile bütün sabah derslerimizi ektik, ve dolayısıyla herkes &lt;br /&gt;
bizimle alay etmeye başlamıştı. Ama Maria’nın sessizliği sayesinde herkes bizimle alay etmekten &lt;br /&gt;
oldukça çabuk vazgeçti. Meraklı bakışları hala bizim üzerimizdeydi ama. Neyse, o kadarı olacaktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Dinle Kokone. Gerçeği söylemek gerekirse—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendimi durdurdum. Çünkü Kokone’nin suratı az önceki rahat halinden ciddi bir hale gelmişti, &lt;br /&gt;
ve gömleğimin kolunu çekiştiriyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Maria’ya gözümün kenarından baktıktan sonra, Kokone beni sınıftan dışarı çıkarttı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu, lütfen lafı dolandırma ve soracağım soruya dürüstce cevap ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam kapının yanında, Kokone kolumu bıraktı ve konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ile nasıl bir ilişkin var?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Neden soruyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dedim, cevabı bilmeme rağmen. Kokone yere baktı, ve cevap veremedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Maria ile olan ilişkimi o kadar kolay tanımlayamam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sessiz kaldı, hala yere bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama Otonaşi dışında birini seviyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone sözlerimi duyunca gözlerini sonuna kadar açtı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Kokone başka bir şey söylemedi. Başka yere baktı ama—bunu hemen fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıfın içine bakıp gözleriyle birini aradı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerinin hareketleri durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve üstünde durdukları kişi—Kasumi Mogi’ydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mart&#039;tan sonraki zaman içerisinde henüz Mogi&#039;ye âşık olmamıştım. Ve bu tekrar boyunca, 27,755. tekrarda, &lt;br /&gt;
onunla hiçbir iletişimde bulunmadım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kokone, gerçeği söylemek gerekirse yapmanı istediğim bir şey var. O da—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet. Söylemene gerek yok. Buraya kadar konuşmamız benim için her şeyi açıkladı,” dedi Kokone, &lt;br /&gt;
gülümseyerek. “Okuldan sonra kulüp odası&amp;lt;!--Yemek yapma odası nedir ya.. aklıma daha iyi bir şey &lt;br /&gt;
gelirse sabahın 3ünde değiştiririm, ama şimdilik bu lanet sözü kullanmaktan yana çarem yok. Gomen na! -&lt;br /&gt;
-&amp;gt;—sana uyar mı? Sana orada o zaman her şeyi anlatacağım!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir anlığına niye kulüp odası&amp;lt;!--Kulüp odası çok mu tuhaf oluyor acaba?--&amp;gt; diye düşündüm—ama doğru ya, &lt;br /&gt;
Kokone Ev Ekonomi kulüpünün bir üyesiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Muhtemelen bugün bizden başka kimse olmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladığımda, bana tekrar baktı. Onun ifadesinin arkasındaki düşünceleri tahmin bile &lt;br /&gt;
edemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazuki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bizi kapının ötesinden izleyen Maria, bana seslendi. Bu muhtemelen geri çekilmem için bir &lt;br /&gt;
işaretti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone’ye “görüşürüz” dedim, ve ona arkamı dönmek üzereydim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, bekle bir dakika!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone beni durdurdu. Durup ona tekrar baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Em, sorabilir miyim? Aa, ama tabi ki cevap vermek zorunda değilsin…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sevdiğin kişi kim, Kazu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hemen cevap verdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Mogi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duyduğu an, Kokone yere bakıp yüzünü sakladı. Ama yüzündeki ifadeyi görmüştüm bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone gülümsüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Okul bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odasından birinin çığlıklarını duyduk. Girer girmez, her şeyin ters gittiğini fark ettik.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu olağanüstü fırsatı kaçırmıştık.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Planladığımız gibi, Kokone Kirino ve Kasumi Mogi kulüp odasındaydı. Hayır, daha doğrusu—Kasumi &lt;br /&gt;
Mogi ve &amp;lt;u&amp;gt;bir zamanlar&amp;lt;/u&amp;gt; Kokone Kirino olan şey mevcuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kulüp odası kanlar içerisindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Suçlu elinde kanlı mutfak bıçağını tutuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kazu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni fark etmiş olmasına rağmen, ifadesi her zamanki gibiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...N-neden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlayamıyordum. Neden öyle bir şey yapmıştı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Üstü başı kan içinde olan Mogi, bana baktı. Her zamanki gibi ifadesizdi. Ama gözlerinde suçlunun ben olduğunu söyleyen bir ışığın titrediğini&amp;lt;!--flicker?--&amp;gt; fark ettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ahh, evet. Doğru. Bu durum için ben de suçlanmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl, Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  &lt;br /&gt;
Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl,  Öl”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi ara vermeksizin lanete benzeyen bir şeyler mırıldandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu duymak istemiyordum. Sadece kulaklarımı kapamak istedim, Ama onu bile yapamadım. Mogi-&lt;br /&gt;
san’ı kanlar içinde görünce vücudum üzerindeki hakimiyetimi kaybetmiştim. Sözleri kulaklarıma hücum etti&amp;lt;!--İstila etti belki? Tecavüz çok mu ağır oldu acaba? bence de xd--&amp;gt;. Onun sözlerinin anlamını idrak edememek &lt;br /&gt;
için çırpındım. Ama faydasızdı—sözleri üzerime çığ gibi düştü, üzerime yağıp donakalmış vücudumu &lt;br /&gt;
kapladılar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi konuşuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni kınadığı sözlerini söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öl!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa(2)|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_0._Defa&amp;diff=506109</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_0._Defa&amp;diff=506109"/>
		<updated>2016-11-09T15:49:02Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;	&#039;&#039;Ancak on-altı yaşıma geldiğimde ‘aşk dünyayı değiştirebilir’ sözünü kelimesi kelimesine anlayabilmiştim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Kaç defa hayatın sadece aşırı usandırıcı olduğunu düşünmüştüm, sonu gelmeyen alışkanlıkların, alışkanlıkların, alışkanlıkların tekrarıyla?&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Defalarca kendi hayatımı sonlandırmayı cidden düşündüm—iki elimdeki parmakları, hatta ayağımdaki parmakları kullansam bile sayamam.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Fena halde sıkılmıştım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama hiçbir zaman hislerimi dile getirmedim, ve hep neşeli davrandım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ne de olsa, açıkça olumsuz tavırlara bürünerek davranmanın sana hiçbir yararı dokunmaz.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Herkesle aramı iyi tutmaya çalıştım, ki bu çok da zor değildi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Eksi ve artının ya da sevip sevmediğin şeylerin üstünde aşırı durmazsan, herkesle geçinebilirsin.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Etrafımda birçok sayıda insan birikti, ve hepsi bana aynı şeyi söyledi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sen hep çok neşelisin. Amma kaygısızsın, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Aa, evet. Tamamen oyuna geldiğinizden dolayı herkese çok teşekkür ederim. Çirkinliğimden bihaber olduğunuz için çok teşekkür ederim.&#039;&#039; &#039;&#039;Sayenizde, her şeyi bir kenara fırlatıp atmak istedim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Sanırım bu sıkıntının ne zaman başladığını biliyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İnsanların her biri ve hepsi fazla ben-merkezci.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bir çocukla karşılıklı olarak e-posta adreslerimizi birbirimize verdiğimizde, e-mail’lerine düzenli cevap verince, benden karşılık almamasına rağmen heyecanlanıp bana aşkını ilan etti.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Diğer kızlar tarafından hor görülen bir çocuğu görmemezlikten gelmemeye başlayınca, bunun ona karşı ilgi duyduğum anlamına geldiğini düşünüp bana aşkını ilan etti.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Birisi beni bir film izlemeye çağırdığında, ve reddetmek ayıp olacağı için kabul ettiğimde, bana aşkını ilan etti.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Evimiz aynı yönde olduğu için biriyle birkaç defa birlikte eve döndüğüm için bana aşkını ilan etti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Sonrasında, hepsi onlara ihanet ediyormuşum gibi surat yaptı, oysa suçlanacak kişi sadece kendileriydi, ve sonunda bana içerlendiler.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;O erkekleri seven kızlar tarafından da içerlendim. Bencil. Egoist. Her defasında incitildim ve yara bere içinde kaldım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Zamanla incindiğimde oluşan yeni izleri fark etmemeye başlamıştım. O zaman sonunda anlamıştım—&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her bir insanla sadece gönülsüzce, fazla bağlanmadan ilişki kurmam gerekiyordu. &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Sadece ortama ayak uydurup üstünkörü konuşmam gerekiyordu. Onlara gerçek kendimi göstermeyecektim.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Hassas tarafımı korumak adına sadece kabuğuma çekilmem gerekiyordu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ve ardından sıkılmıştım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Onlara sadece dış kabuğumu gösterdiğimde bile, kimse değişikliği fark etmemişti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Hepsi bana aynı şeyi söyledi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sen hep çok neşelisin. Amma kaygısızsın, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne kadar da harika bir başarıydı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Hepiniz kaybolmalısınız.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Okuldan sonra sıradan bir gündü. Her zamanki gibi, gülümseyerek etrafımda arkadaşımmış gibi davranan yabancılarla muhabbet ediyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ardından, birden bire, özel bir dürtü olmaksızın—&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Birden şekil alan bir kavram oluştu zihnimde, ve bana belli bir kelimeyi düşündürdü.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;‘Issızlık’&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ah, ben—yapayalnızdım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Yalnız. Anlıyorum, demek yalnızım. Etrafım insanlarla çevrili olmasına rağmen yapayalnızdım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Garip bir şekilde keyiflendim.Bu kelime cuk oturuyor.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama bu kelime hemen dişlerini gösterip ve bana saldırdı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Mutlak yalnızlığın eşliğinde ızdırabın da olduğunu ilk defa fark etmiştim.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Göğsüm ağrıdı, nefes alamadım. Ve sonunda nefes alabildiğimde bile, sanki hava iğneler ile doluydu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Acı ciğerimi delip geçti. Gözlerim bir anlığına karardı, ve hayatımın sona ereceğini sandım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ama görüşüm hemen yerne geldi ve hayat o kadar kolay sona ermedi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ne yapacağımı bilemedim. Bilmiyorum. Yardım edin. Biri, bana yardım etsin.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ne oldu?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Biri zorlandığımın farkına varmıştı ve bana dedi ki:&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Öyle gülümseyince çok mutlu gözüküyorsun.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;He?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Gülümsüyor muydum—?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Onun sözlerini anlayamadığım için ellerimi yanaklarıma getirdim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Dudaklarımın kenarları gerçekten de kalkmıştı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sen hep çok neşelisin. Amma kaygısızsın, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kahkaha attım. “Evet, mutluyum!” Güldüm. Nedenini bilmeden gülmeye devam ettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O anda etrafımdaki insanlar yavaş yavaş şeffaflaştı. Bir bir şeffaf oldular.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Şeffaf olup kayboldular, artık onları göremiyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Bazı sesler hala benimle konuşmaya devam ediyordu, ama artık onları duyamıyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ama her nasılsa düzgünce yanıt verebiliyordum. Anlayamamıştım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne olduğunu anlayana kadar, sınıf bomboştu. Geriye tek kalan bendim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama eminim ki sınıfı boş yapan kişi de bendim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Herkesi reddettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Bir randevum var, ben artık gideyim.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kimseyi göremememe rağmen, yüzümde bir gülümseme ile konuşup çantamı toparladım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Galiba herkes ile olan ilişkim herhangi birine özel olarak hitap etmemi gerektirmiyordu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Durum böyleyse eğer baştan beri duvarlarla konuşsaymışım ya.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ama buna rağmen, neden?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...Affedersin, iyi misin?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Orada kimseciklerin olmaması gerekiyordu, ama her nedense bu sözleri gayet net duyabiliyorum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
        &#039;&#039;Tam okulun kapısından çıktım ki bir anda geri getirilmiştim, ve her şey tekrar gözükmeye başlamıştı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Arkamı döndüğümde, orada sınıfımdan bir çocuğu gördüm, nefes nefese kalmıştı. Görünen o ki peşimden koşuyordu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Adı kesinlikle Kazuki Hoşino’ydu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ne samimiydik, ne de o herhangi bir şekilde özel biri falan değildi - onun hakkında tek bildiğim şey ismi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ne demek istiyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O soruyu sorarken, tuhaf bir beklenti içinde olduğumu fark ettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne de olsa, bir şeylerin ters olduğunu fark etmese, ‘iyi misin’ gibi bir şey sormazdı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Bu demek oluyor ki değişikliğimi fark etmişti—bana yakın olan ve benimle iletişimde olan kişiler için imkansız olan bir şeyi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ehm… nasıl desem? Çok ‘uzak’ görünüyorsun... veya emin değilim, ama sanki gündelik hayatın bir parçası değilmişsin gibi…”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Çok zorlanarak konuşuyordu ve bir türlü sadede gelemiyordu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ehm… olan bitene farklı anlam yüklüyorsam boşver. Garip şeyler söylediğim için özür dilerim.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kendini garip hissetmişti galiba, ve ayrılmak üzereydi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...bir dakika bekle.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ayrılmasına izin vermedim. O başını biraz yana eğdi ve bana baktı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“E-Ehm…”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Onu durdurmuş olabilirim, ama şimdi ne demeliyim ki?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama yani—o beni ‘uzak’ olarak betimledi, o ıssız sınıfta gülüyor olmama rağmen.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...ben hep neşeli mi gözüküyorum?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Herkes gibi yanıt verirse, o da sadece herkes gibidir.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ah, onun hakkında büyük beklentilerim vardı. Sözümü reddedip beni gerçekten anlayacağına dair muazzam bir umudum vardı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Evet. Yani… öyle gözüküyorsun,” tereddüt ile yanıt verdi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bu sözleri duyar duymaz, tamamen gözümden düşmüştü, ona karşı olan bütün ilgimi kaybettim ve ondan birdenbire nefret etmeye başladım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Duygularımın ani ve güçlü değişikliğine şaşırmıştım, ama galiba beklentimi fazla yüksek tutmuşum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama şu anda nefret ettiğim o çocuk şu sözleri ekledi:&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Çok çabalıyorsun, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Duygularım tekrar değişti ve nefretim hemen tersine döndü.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Suratım bu ani değişikliklere ayak uyduramadı—ama kalbimi tuhaf bir sıcaklık kaplamıştı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Çok çabalamak. &amp;lt;u&amp;gt;Neşeli gözükmek için&amp;lt;/u&amp;gt; çok çabalamak.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bu doğruydu. Neşeli gözüktüğümü inkar etmekten daha doğruydu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ve böylece—âşık oldum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Uygun bir varsayımda bulunduğumun farkındayım. Sırf &amp;quot;Çok mu çabalıyorsun&amp;quot; demesi, beni gerçekten anladığı anlamına gelmezdi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Bunun farkındaydım. Ama buna rağmen - o varsayım sürekli aklımda.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İlk başta, bunun sadece geçici bir his olacağını düşünmüştüm. Ama geri dönüşü olmayan bir hale gelmesi çok uzun sürmedi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ona olan hislerim artıyordu, asla erimeyen bir kar yığını gibi, kalbimi tamamen kaplayana dek.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;İşler bu yönde ilerlerse onun benim herşeyim olacağının farkında olmama rağmen, nedense umursamadım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne de olsa, Kazuki Hoşino beni o ıssız sınıftan kurtardı ve can sıkıntımı yok etti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Eğer o kalbimden silinseydi, eminim ki o ıssızlığa geri dönerdim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Yapayalnız olduğum o ıssız sınıfa geri dönerdim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Dünyam çok kolayca değişiverdi. Sıkkınlığım sanki bir yalandı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Duygularım sanki güçlü bir adaptöre takılmıştı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Artık onunla selamlaşmak bile beni mutlu ediyor. Aynı zamanda, onunla selamlaşmaktan fazlasını yapamadığım için üzülüyorum. Onunla Konuşunca mutlu oluyorum. Ama onunla azıcık konuşabildiğim için de üzülüyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Kalbim biraz uyuz ve kırık gibiydi—ama yine de buna razıydım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Evet! Mutlaka onunla iyi anlaşacağım!&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İlk önce, birbirimize ilk isimlerimizle hitap ederek başlamak isterim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;ref name=”Honorifics”&amp;gt;Japon kültüründe, birisine genellikle soy ismi ile hitap edilir.&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—————-......&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Bir dileğin var mı?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O sanki her yerdeydi, ama hiçbir yerde değildi. O sanki herkesi andırıyordu, ama kimseyi andırmıyordu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Benimle konuşan kişinin erkek veya bayan olduğunu bile çıkartamıyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bir dilek mi?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Tabi ki de var.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Bu herhangi bir dileği gerçekleştiren bir ‘kutu’.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kanlı ellerimle kutuyu kabul ettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bunun gerçek olduğunu hemen anladım. O yüzden, bu kutudan vazgeçmemeye kararlıyım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Benim yerimde her kim olsa aynı şeyi yapardı, değil mi? Böyle bir hazineden vazgeçecek kimse olduğunu düşünmüyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O yüzden bir dilekte bulundum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İmkansız olduğunu bile bile, bütün kalbimle bir dilekte bulundum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“—Ben hiçbir pişmanlık yaşamak—istemiyorum.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27754. Defa(2)|27,754. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=506108</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27754. Defa(2)</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=506108"/>
		<updated>2016-11-09T15:42:18Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Otonaşi ile olan ilişkimin tamamen bitmesi üzerine birden Kokone’den arama gelince yoruldum muhtemelen. ...Esasında sadece mazeret uyduruyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen unutmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu kavşakta kesinlikle bir kaza olacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben güvendeyim. Kavşağa yaklaşınca içgüdüsel olarak bir defasında orada ölürken o yaşadığım muazzam şoku hatırladım.  O yüzden kendi emniyetimi sağlamakta sıkıntı yaşamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu kabul edilebilir bir durum değil. Sonuçta, bu demek oluyor ki başka biri bu kaçınılmaz kazada ezilecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Unutmuştum. Ve bu yüzden, o kişiyi kurtarmak için çok geç kalmıştım. Birinin ezileceğini bilmeme rağmen, durdurmadım. ‘Çünkü unutmuştum’ demek bir mazeret olarak sayılamazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat biriyim. &amp;lt;u&amp;gt;Sanki o kişiyi kendim öldürmüştüm&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kasumi Mogi orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sevdiğim kız orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, kamyon aşırı bir hızla ona doğru ilerlemekte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şuan durduğum yerden onu kurtaramam. Ne kadar hiç düşünmeden onu kurtarmaya çalışsam da, bu kadar uzaktayken başarabilmemin imkanı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız benim yüzümden kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız kanlar içinde kalmaya devam edecekti, tekrar ve tekrar, ve benim yüzümden, tekrar ve tekrar, çünkü ben de buna göz yumuyorum, tekrar ve de tekrar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“U-UAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAH!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kamyona doğru koştum. Mogi&#039;yi kurtarmak için mi koşuyorum? Hayır. Kesinlikle hayır. Suçluluk duymayı sürdüremem bir şeyler yapma hissini tatmak istiyorum ben. Bu sadece kendimi tatmin etmek için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. Ben ne kadar berbat biriyim böyle?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve ardından gördüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kurtarılma şansı olmadığını düşündüğüm kız itilerek kurtulmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben yapmamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona zamanında yetişmek için fazla uzaktaydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse, onu kurtarabilecek tek bir kişi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anılarımı terk edip onu unutmuşum gibi davrandığım zaman bile savaşmaya devam eden kız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini kurtarmaya zamanı kalmamasına rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, o—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Aya Otonaşi ortaya atıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, doğru. Hatırladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sahneye sayısız defa şahit olmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunların hepsi zaten tekrarlanacak. Birini kurtarmış olduğu gerçeği bile. Geriye tek kalacak şey, ölürken çektiği azabın anısı. Ölümle karşılaşmanın korkusu. Bu tecrübeyi tekrardan yaşayacağını bilmekten kaynaklanan keder.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, Aya Otonaşi kamyonun önüne atıldı. Başka birini ezilmekten kurtarmak için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar tekrar. Binlerce defa.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nasıl unutmuş olabilirdim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Şiddetli bir çarpma sesi vardı, ama kamyon duvarı içerden devasa bir gürültüyle kırarak geçti. Sesten hala kulaklarım çınlarken bir şekilde Otonaşi&#039;ye yaklaştım. Mogi yanında uzanıyordu, tamamen donuk bir vaziyette. Anlaşılan çok büyük bir şok yaşamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı ters yönde bükülmüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kan ter ile kaplıydı, ama öyle bir kararlılıkla konuşuyordu ki sanki hiç yaralanmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Geçen sefer, seni öldürdüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun için konuşmak ızdıraplı olmalıydı, ama sesi çok netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyin &#039;&#039;sahibi&#039;&#039; öldürünce biteceğini düşünmüştüm. Yapmak istemedim. Ama zamanında Reddeden Sınıf’tan kurtulmanın tek yolun o olduğunu inanıyordum. İnsanlığımdan vazgeçmeye hazırdım. Kabul etmek istemiyorum ama o dönemde benim için bir mahsuru yoktu. Reddeden Sınıf’tan kurtulduğumda utancımın da sıfırlanıp yok olacağını düşünmüştüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin bu tekrarın başında niye her şeyi unutmuş numarası yaptığını sonunda anlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini affedememişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kazada öldüğümde ölümüme kayıtsız kaldığı için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar pişmandı ki Reddeden Sınıf’ı ve o kadar peşinde olduğu kutuyu yüz üstü bırakıp gitmekten.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘O zaman neden beni öldürdün?!!’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözlere itiraz edemediği için çok pişmandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne kadar acımasızdım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve o sözler doğru bile değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Geçen sefer, Mogi&#039;yi kurtarmak için ortaya atılmıştım ve kazada ölmüştüm. Bunun Otonaşi&#039;nin suçu olduğunu zannetmiştim, &lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin ölüm sebebinin hep Otonaşi&#039;nin yüzünden olduğunu zannettiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önyargılı görüşlerim yüzünden, ‘Beni öldürdün’ gibi bir şey çıtlattım. Bu yanlış anlaşılmayı cinayet fikrini reddettiği an fark &lt;br /&gt;
etmeliydim. İşin aslı, kutaramadığı yalnız ben olsam da..&lt;br /&gt;
	Her nedense, bu kaza hep meydana geliyordu. Biri kesinlikle eziliyordu. O sefer benim ölmem sadece tesadüftü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh, kendi aptallığıma sadece gülebiliyorum. Suçluluk sırf kayıtsız kalınarak kaybolmaz ki. Bu da yetmezmiş gibi, Reddeden &lt;br /&gt;
Sınıf sonlanmadı ve ben eski benliğimin gölgesi olup üstesinden gelmek zorundayım. ‘İlahi adalet’ sözünün daha uygun olabileceği bir durum hayal &lt;br /&gt;
edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        “Bunları söylerken, Otonaşi kan öksürmeye başladı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, canın yanıyorsa konuşma…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmak için bir daha ne zaman fırsatımız olacak? Bu kadar acıya alışmıştım çoktan. Bu hiçbir şey değil. Bu sadece anlık &lt;br /&gt;
bir acı, o yüzden yavaş yavaş seni içten çökerten bir hastalığa kapılmaktan çok daha iyi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle bir duruma “çoktan alışmak” gibi bir şey söz konusu olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne anılarımı kaybettim, ne de Reddeden Sınıf’tan kurtulabildim. Haha... Muhtemelen bilincimin derinliklerinde bunu biliyordum... &lt;br /&gt;
Reddeden Sınıf’tan ayrılamayacağımı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...neden?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çok basit. Azmim beni o kadar kolay serbest bırakmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ileri geri sallanırken ayağa kalktı. Uzanık kalabilirdi, ama sanırım ona tepeden bakmamı kaldıramıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı mahvolmuştu. Otonaşi şiddetle öksürdü ve ağzından kanlar fışkırdı. Ama buna rağmen duvardan destek alarak kalktı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen Otonaşi ayağa kalktığından dolayı, Mogi ifadesizce donakalmış halinden kurtuldu ve hareket etmeye başladı. Ardından bana ürkek ürkek baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İyi misin, Mogi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......!!” ağzından geciken bir çığlık kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“S-Siz ne hakkında konuşuyordunuz… az önce..? Mmm, sırf az önce de değil, dünden beri.. siz ikiniz neyin nesisiniz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...ne? Kime o gözlerle bakıyordun öyle? O korku dolu gözlerle kime bakıyordun sen?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...biliyordum. Bana doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, onu yalnız bırakamadım. Düşünmeden, Mogi&#039;nin yanağına dokunmaya uzandım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“D-Dokunma bana!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aah.. haklısın. Ben ne yapıyordum? Onu ürküten kişi ben olduğum halde, niye ona doğru uzanayım ki? Bunun onu sakinleştireceğini mi &lt;br /&gt;
düşünmüştüm? Bir anlığına bile olsa, nasıl onu sakinleştirebileceğimi düşünmüş olabilirim ki?.. Bunu yapabilmemin imkanı yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen… neyin nesisin..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dişimi sıktım. Ona hiçbir şey anlatamazdım. O yüzden, onun bakışına dayanmaktan başka çarem yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bütün durumu şu an burada anlatmayı çok isterdim. Belki anlayabilirdi de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—öyle yapmamalıyım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne de olsa savaşmam lazımdı. Reddeden Sınıf’la savaşmam lazımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve bu savaş uğruna Reddeden Sınıf’ın yarattığı sahte günlük hayatı reddetmem gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zamanda, Otonaşi&#039;nin elini tuttuğumda bu karara varmıştım. O yüzden reddediyordum. Mogi&#039;nin bana gösterdiği gülümsemeyi, &lt;br /&gt;
kızaran yüzünü, kucağında uyumama izin vermesini—hepsini reddettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mogi, ben sessiz kalmakta direnince olan biteni anlamaya çalışmaktan vazgeçti, ve ürkekçe ayağa kalktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Titreyen bacaklarla geriye doğru sendeledi, gözleriyle onun peşinden gitmememiz için yalvardı, ve kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi kaçarken onu izledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve gözlerimin başka yere bakmadığına emin oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü bunun arzu ettiğim sonuç olması gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Artık ne kadar kararlı olduğunu anlıyorum,” dedi Otonaşi, Mogi ile olan etkileşimimden sonra. Hala duvara yaslanıyordu. &lt;br /&gt;
“O yüzden, ben de karar verdim. Kutu elde etmeye çalışmaktan vazgeçeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu beni rahatsız etmişti. Bu beni kesinlikle rahatsız etmişti. Otonaşi&#039;nin gücüne ihtiyacım vardı. Düşünmeden, onu durdurmak &lt;br /&gt;
için ağzımı açmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam da bunu yapmak üzereyken…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Bu yüzden, sana yardımda bulunacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu beklemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana yardımda bulunmak mı? Aya Otonaşi mi bana yardımda bulunacaktı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden gerizekalı gibi bana aval aval bakıyorsun? Az önce sana yardımda bulunacağımı söyledim. Sağır mısın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu, güneşin batı’dan doğup doğuda batması kadar imkansızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yolumu kaybettim. Eleştirilerin tam isabet—seni öldürerek, ben insan-altı bi varlık oldum. Hayır, daha da kötüsü. Kendi &lt;br /&gt;
korkaklığını kabul etmek istemediği için amacından vazgeçip kaçan biriyim. Diğer bir deyişle, Reddeden Sınıf’a teslim oldum. Ve sadece bir &lt;br /&gt;
kutuya kaybeden birisinin yapabileceği bir şey olmadığına kendi kendimi inandırıp kaçmaya devam ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini aşağılıyor olmasına rağmen, gözlerinde hala bir ateş vardı. Esasında biraz rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama tereddüt etmek için hiçbir sebep yok. Kesinlikle utanılacak bir şey yaptım, ama bu yelkenleri suya indirmem için bir sebep &lt;br /&gt;
değil. İçi boş pişmanlıktan bir şey gelmez. Bundan dolayı artık kaçmayacağım. O yüzden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzını kapatmıştı, cümlesini bitirmeye isteksizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama ona sert sert baktığım için, ağzını açtı ve şunu söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O yüzden lütfen—beni affet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haa, anladım. Demek istediği buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip konuşma bana bir özür olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun yalvarışı tamamen anlamsız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seni affedemem.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu açık sözlü kelimelerimi duyduktan sonra, Otonaşi bir anlığına şaşırmıştı, ama ciddi suratı hemen geri döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım… öldürülmek kesinlikle affedemeyeceğin bir şey. Anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşlarını çattı, kelimelerimin ne anlama geldiğini anlayamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demeye calıştığım şey… &amp;lt;u&amp;gt;zaten affedilecek ne var ki?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Onu affetmek istemiyor değildim. Sadece onu affedemem. Çünkü affedilecek hiçbir şey yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hoşino, sen ne diyorsun? Ben…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sen beni öldürdün mü?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“&amp;lt;u&amp;gt;Ben buradayım!&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya. Bu açık ve netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben tam buradayım, Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne kadar sorumluluk hissetse de, geri alınamayacak bir şey yapmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar sorumluluk hissettiğini anlamıyordum zaten. Ne de olsa Reddeden Sınıf’ın yaratıcısı değildi. Otonaşi sadece &lt;br /&gt;
işin içine karışmıştı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—hayır, bu doğru değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sadece bir kurban değil. Hepimizin kişiliğini çözen ve davranışlarımıza bağlı olarak nasıl hareketlerde &lt;br /&gt;
bulunacağımızı bilen bir lider. Belirli bir yerine taş atınca suyun nasıl dalgalanacağını bilen biri. En az Reddeden Sınıf’ın &lt;br /&gt;
yaratıcısına eş değer güce sahip bir lider o.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu güç yüzünden, olan bitenden kendini sorumlu tutuyor. Çünkü düzgün davranırsa kötü şeylerin önleneceğini düşünüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden birisinin ölümüne mani olmadığı, yani olamadığı için, kendini katil gibi hissediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi kendisi demişti. Reddeden Sınıf içerisinde ölümler sadece bir gösteriydi diye.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Gerçekten benim umurumda değil. Ama ısrar ediyorsan, sihirli bir kelime kullanmaya ne dersin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşları çatık donakaldı. Birkaç saniyeden sonra tekrar hareket etmeye başladı ve aşağı baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Omuzları titredi. He? Ne? Bu ne demekti? Endişelendim ve ona gözümün ucuyla baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıhı… Haha… HAHAHAHAHAHAHA!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Gülüyordu! Hatta kahkaha atıyordu!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-hey! Neden gülüyorsun? Özür dilerim, ama anlayamıyorum!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İtirazlarıma rağmen, Otonaşi bir süre kahkaha atmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Off… bu da neyin nesiydi böyle? ‘Havalı’ bir şey dediğimden emindim, ama anlaşılan işin sonunda sözlerim sadece gülünecek bir &lt;br /&gt;
şeydi…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sonunda gülmemeye başlamıştı, her zamanki cesur ifadesi geri gelmişti ve dudağını bükerek benimle konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben 27,754 &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; yaşadım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bunu iyi biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Davranışlarına göre alacağın hareketlerin şimdiye kadar hepsini çözdüğümden emindim. Ama şu anki ifadeni hiç öngöremedim. Sonsuz can sıkıntısına alışık birisi için bunun ne kadar komik olduğunu hayal edebilir misin?” dedi, oldukça memnun gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala onun niyetini anlayamamıştım ve başımı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Sen gerçekten çok komiksin. Daha önceden senin gibi biriyle asla tanışmamıştım. İlk bakışta hiçbir özel inancı olmayan &lt;br /&gt;
sıradan bir insana benziyorsun, ama esasında günlük hayatına senden daha bağımlı kimse yok. Tam da bu sebepten dolayı bu sahte günlük hayatı &lt;br /&gt;
gerçeğinden benden bile daha iyi ayırt edebiliyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;den bile daha iyi mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Hiç de ayırt edemiyorum. Ne de olsa, geri alınacağını bilmeme rağmen, kaza olduğunda kalbim sıkışıyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Onun özelliğinle hiçbir alakası yok. Örneğin, bir film izlediğinde veya kitap okuduğunda, karakterler talihsizlik &lt;br /&gt;
yaşadığında, sen de rahatsız oluyorsun, değil mi? Burada da aynı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten öyle mi acaba?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok aniydi, ne için özür dilediğini anlayamamıştım. Ne olduğunu anlamadan, yüzündeki memnuniyetin izi kalmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hakikaten, kendi güçsüzlüğümden utanıyorum. Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Önemli değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benden üstün olduğu belli olan birinin benden samimi bir şekilde özür dilemesi beni rahatsız eder. Sanki beni eleştiriyormuş gibi &lt;br /&gt;
bocaladım. Gerçekten acınası biriyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sadece basit bir özürdü, ama bu senin için yeterli, değil mi? Sadece seni ve niyetini anlayıp, seni yönlendirmeye devam etmem &lt;br /&gt;
gerekiyor. Benden arzu ettiğin şey bu, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E-Evet…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilemek, he? Kesinlikle şart, ama sanki bunu senelerdir yapmıyormuşum gibi hissediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...eminim gerçekten de yapmamıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, vakit geldi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vakit?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,754. &#039;&#039;okul transferin&#039;&#039; sonu için. Ve 27,755. başlangıcı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip fenomeni şaşırtıcı bir sakinlikle kabullendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Etrafa baktığımda insanların kazadan dolayı toplaştığını gördüm. Aralarında bir çoğunun üstünde tanıdık üniformalar vardı. Kokone &lt;br /&gt;
de bulunuyordu kalabalıkta ve bizi izliyordu. Otonaşi ile herkesi görmezden gelip konuşuyordum. Yani, Mogi&#039;nin niye o kadar &lt;br /&gt;
korktuğunu anlayabiliyordum. Kanlar içersinde kalmış bir Otonaşi ile sıradan bir muhabbet etmem oldukça rahatsız edici olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye elimi uzattım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç tereddüt etmeden, bu eli tuttu; başka birinin reddettiği bu eli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalbim karşı konulmaz bir güçle sıkışmaya başladı, sanki bir yığın altında eziliyordu. Gökyüzü kitap gibi kapanmaya başladı. Kapanmasına rağmen, dünyanın büründüğü renk—beyazdı. Beyaz. Beyaz. Zemin sarsılmaya başlamıştı, tadı nedense şekerli geliyordu—tadını ise dilimle değilde, derim ile alıyordum. Kötü bir his değil, ama tiksindirici. Sonunda, anladım ki bu olay 27,754. tekrarın sonunu işaretliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dört bir yanımız yumuşak, tatlı, ve bembeyaz keder ile sarılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 3087. Defa|3,087. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=506107</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27754. Defa(2)</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=506107"/>
		<updated>2016-11-09T15:41:05Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Otonaşi ile olan ilişkimin tamamen bitmesi üzerine birden Kokone’den arama gelince yoruldum muhtemelen. ...Esasında sadece mazeret uyduruyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen unutmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu kavşakta kesinlikle bir kaza olacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben güvendeyim. Kavşağa yaklaşınca içgüdüsel olarak bir defasında orada ölürken o yaşadığım muazzam şoku hatırladım.  O yüzden kendi emniyetimi sağlamakta sıkıntı yaşamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu kabul edilebilir bir durum değil. Sonuçta, bu demek oluyor ki başka biri bu kaçınılmaz kazada ezilecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Unutmuştum. Ve bu yüzden, o kişiyi kurtarmak için çok geç kalmıştım. Birinin ezileceğini bilmeme rağmen, durdurmadım. ‘Çünkü unutmuştum’ demek bir mazeret olarak sayılamazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat biriyim. &amp;lt;u&amp;gt;Sanki o kişiyi kendim öldürmüştüm&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kasumi Mogi orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sevdiğim kız orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, kamyon aşırı bir hızla ona doğru ilerlemekte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şuan durduğum yerden onu kurtaramam. Ne kadar hiç düşünmeden onu kurtarmaya çalışsam da, bu kadar uzaktayken başarabilmemin imkanı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız benim yüzümden kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız kanlar içinde kalmaya devam edecekti, tekrar ve tekrar, ve benim yüzümden, tekrar ve tekrar, çünkü ben de buna göz yumuyorum, tekrar ve de tekrar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“U-UAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAH!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kamyona doğru koştum. Mogi&#039;yi kurtarmak için mi koşuyorum? Hayır. Kesinlikle hayır. Suçluluk duymayı sürdüremem bir şeyler yapma hissini tatmak istiyorum ben. Bu sadece kendimi tatmin etmek için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. Ben ne kadar berbat biriyim böyle?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve ardından gördüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kurtarılma şansı olmadığını düşündüğüm kız itilerek kurtulmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben yapmamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona zamanında yetişmek için fazla uzaktaydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse, onu kurtarabilecek tek bir kişi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anılarımı terk edip onu unutmuşum gibi davrandığım zaman bile savaşmaya devam eden kız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini kurtarmaya zamanı kalmamasına rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, o—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Aya Otonaşi ortaya atıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, doğru. Hatırladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sahneye sayısız defa şahit olmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunların hepsi zaten tekrarlanacak. Birini kurtarmış olduğu gerçeği bile. Geriye tek kalacak şey, ölürken çektiği azabın anısı. Ölümle karşılaşmanın korkusu. Bu tecrübeyi tekrardan yaşayacağını bilmekten kaynaklanan keder.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, Aya Otonaşi kamyonun önüne atıldı. Başka birini ezilmekten kurtarmak için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar tekrar. Binlerce defa.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nasıl unutmuş olabilirdim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Şiddetli bir çarpma sesi vardı, ama kamyon duvarı içerden devasa bir gürültüyle kırarak geçti. Sesten hala kulaklarım çınlarken bir şekilde Otonaşi&#039;ye yaklaştım. Mogi yanında uzanıyordu, tamamen donuk bir vaziyette. Anlaşılan çok büyük bir şok yaşamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı ters yönde bükülmüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kan ter ile kaplıydı, ama öyle bir kararlılıkla konuşuyordu ki sanki hiç yaralanmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Geçen sefer, seni öldürdüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun için konuşmak ızdıraplı olmalıydı, ama sesi çok netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyin &#039;&#039;sahibi&#039;&#039; öldürünce biteceğini düşünmüştüm. Yapmak istemedim. Ama zamanında Reddeden Sınıf’tan kurtulmanın tek yolun o olduğunu inanıyordum. İnsanlığımdan vazgeçmeye hazırdım. Kabul etmek istemiyorum ama o dönemde benim için bir mahsuru yoktu. Reddeden Sınıf’tan kurtulduğumda utancımın da sıfırlanıp yok olacağını düşünmüştüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin bu tekrarın başında niye her şeyi unutmuş numarası yaptığını sonunda anlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini affedememişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kazada öldüğümde ölümüme kayıtsız kaldığı için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar pişmandı ki Reddeden Sınıf’ı ve o kadar peşinde olduğu kutuyu yüz üstü bırakıp gitmekten.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘O zaman neden beni öldürdün?!!’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözlere itiraz edemediği için çok pişmandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne kadar acımasızdım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve o sözler doğru bile değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Geçen sefer, Mogi&#039;yi kurtarmak için ortaya atılmıştım ve kazada ölmüştüm. Bunun Otonaşi&#039;nin suçu olduğunu zannetmiştim, &lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin ölüm sebebinin hep Otonaşi&#039;nin yüzünden olduğunu zannettiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önyargılı görüşlerim yüzünden, ‘Beni öldürdün’ gibi bir şey çıtlattım. Bu yanlış anlaşılmayı cinayet fikrini reddettiği an fark &lt;br /&gt;
etmeliydim. İşin aslı, kutaramadığı yalnız ben olsam da..&lt;br /&gt;
	Her nedense, bu kaza hep meydana geliyordu. Biri kesinlikle eziliyordu. O sefer benim ölmem sadece tesadüftü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh, kendi aptallığıma sadece gülebiliyorum. Suçluluk sırf kayıtsız kalınarak kaybolmaz ki. Bu da yetmezmiş gibi, Reddeden &lt;br /&gt;
Sınıf sonlanmadı ve ben eski benliğimin gölgesi olup üstesinden gelmek zorundayım. ‘İlahi adalet’ sözünün daha uygun olabileceği bir durum hayal &lt;br /&gt;
edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
         Bunları söylerken, Otonaşi kan öksürmeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, canın yanıyorsa konuşma…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmak için bir daha ne zaman fırsatımız olacak? Bu kadar acıya alışmıştım çoktan. Bu hiçbir şey değil. Bu sadece anlık &lt;br /&gt;
bir acı, o yüzden yavaş yavaş seni içten çökerten bir hastalığa kapılmaktan çok daha iyi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle bir duruma “çoktan alışmak” gibi bir şey söz konusu olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne anılarımı kaybettim, ne de Reddeden Sınıf’tan kurtulabildim. Haha... Muhtemelen bilincimin derinliklerinde bunu biliyordum... &lt;br /&gt;
Reddeden Sınıf’tan ayrılamayacağımı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...neden?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çok basit. Azmim beni o kadar kolay serbest bırakmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ileri geri sallanırken ayağa kalktı. Uzanık kalabilirdi, ama sanırım ona tepeden bakmamı kaldıramıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı mahvolmuştu. Otonaşi şiddetle öksürdü ve ağzından kanlar fışkırdı. Ama buna rağmen duvardan destek alarak kalktı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen Otonaşi ayağa kalktığından dolayı, Mogi ifadesizce donakalmış halinden kurtuldu ve hareket etmeye başladı. Ardından bana ürkek ürkek baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İyi misin, Mogi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......!!” ağzından geciken bir çığlık kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“S-Siz ne hakkında konuşuyordunuz… az önce..? Mmm, sırf az önce de değil, dünden beri.. siz ikiniz neyin nesisiniz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...ne? Kime o gözlerle bakıyordun öyle? O korku dolu gözlerle kime bakıyordun sen?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...biliyordum. Bana doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, onu yalnız bırakamadım. Düşünmeden, Mogi&#039;nin yanağına dokunmaya uzandım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“D-Dokunma bana!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aah.. haklısın. Ben ne yapıyordum? Onu ürküten kişi ben olduğum halde, niye ona doğru uzanayım ki? Bunun onu sakinleştireceğini mi &lt;br /&gt;
düşünmüştüm? Bir anlığına bile olsa, nasıl onu sakinleştirebileceğimi düşünmüş olabilirim ki?.. Bunu yapabilmemin imkanı yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen… neyin nesisin..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dişimi sıktım. Ona hiçbir şey anlatamazdım. O yüzden, onun bakışına dayanmaktan başka çarem yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bütün durumu şu an burada anlatmayı çok isterdim. Belki anlayabilirdi de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—öyle yapmamalıyım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne de olsa savaşmam lazımdı. Reddeden Sınıf’la savaşmam lazımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve bu savaş uğruna Reddeden Sınıf’ın yarattığı sahte günlük hayatı reddetmem gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zamanda, Otonaşi&#039;nin elini tuttuğumda bu karara varmıştım. O yüzden reddediyordum. Mogi&#039;nin bana gösterdiği gülümsemeyi, &lt;br /&gt;
kızaran yüzünü, kucağında uyumama izin vermesini—hepsini reddettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mogi, ben sessiz kalmakta direnince olan biteni anlamaya çalışmaktan vazgeçti, ve ürkekçe ayağa kalktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Titreyen bacaklarla geriye doğru sendeledi, gözleriyle onun peşinden gitmememiz için yalvardı, ve kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi kaçarken onu izledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve gözlerimin başka yere bakmadığına emin oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü bunun arzu ettiğim sonuç olması gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Artık ne kadar kararlı olduğunu anlıyorum,” dedi Otonaşi, Mogi ile olan etkileşimimden sonra. Hala duvara yaslanıyordu. &lt;br /&gt;
“O yüzden, ben de karar verdim. Kutu elde etmeye çalışmaktan vazgeçeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu beni rahatsız etmişti. Bu beni kesinlikle rahatsız etmişti. Otonaşi&#039;nin gücüne ihtiyacım vardı. Düşünmeden, onu durdurmak &lt;br /&gt;
için ağzımı açmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam da bunu yapmak üzereyken…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Bu yüzden, sana yardımda bulunacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu beklemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana yardımda bulunmak mı? Aya Otonaşi mi bana yardımda bulunacaktı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden gerizekalı gibi bana aval aval bakıyorsun? Az önce sana yardımda bulunacağımı söyledim. Sağır mısın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu, güneşin batı’dan doğup doğuda batması kadar imkansızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yolumu kaybettim. Eleştirilerin tam isabet—seni öldürerek, ben insan-altı bi varlık oldum. Hayır, daha da kötüsü. Kendi &lt;br /&gt;
korkaklığını kabul etmek istemediği için amacından vazgeçip kaçan biriyim. Diğer bir deyişle, Reddeden Sınıf’a teslim oldum. Ve sadece bir &lt;br /&gt;
kutuya kaybeden birisinin yapabileceği bir şey olmadığına kendi kendimi inandırıp kaçmaya devam ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini aşağılıyor olmasına rağmen, gözlerinde hala bir ateş vardı. Esasında biraz rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama tereddüt etmek için hiçbir sebep yok. Kesinlikle utanılacak bir şey yaptım, ama bu yelkenleri suya indirmem için bir sebep &lt;br /&gt;
değil. İçi boş pişmanlıktan bir şey gelmez. Bundan dolayı artık kaçmayacağım. O yüzden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzını kapatmıştı, cümlesini bitirmeye isteksizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama ona sert sert baktığım için, ağzını açtı ve şunu söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O yüzden lütfen—beni affet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haa, anladım. Demek istediği buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip konuşma bana bir özür olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun yalvarışı tamamen anlamsız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seni affedemem.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu açık sözlü kelimelerimi duyduktan sonra, Otonaşi bir anlığına şaşırmıştı, ama ciddi suratı hemen geri döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım… öldürülmek kesinlikle affedemeyeceğin bir şey. Anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşlarını çattı, kelimelerimin ne anlama geldiğini anlayamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demeye calıştığım şey… &amp;lt;u&amp;gt;zaten affedilecek ne var ki?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Onu affetmek istemiyor değildim. Sadece onu affedemem. Çünkü affedilecek hiçbir şey yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hoşino, sen ne diyorsun? Ben…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sen beni öldürdün mü?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“&amp;lt;u&amp;gt;Ben buradayım!&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya. Bu açık ve netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben tam buradayım, Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne kadar sorumluluk hissetse de, geri alınamayacak bir şey yapmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar sorumluluk hissettiğini anlamıyordum zaten. Ne de olsa Reddeden Sınıf’ın yaratıcısı değildi. Otonaşi sadece &lt;br /&gt;
işin içine karışmıştı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—hayır, bu doğru değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sadece bir kurban değil. Hepimizin kişiliğini çözen ve davranışlarımıza bağlı olarak nasıl hareketlerde &lt;br /&gt;
bulunacağımızı bilen bir lider. Belirli bir yerine taş atınca suyun nasıl dalgalanacağını bilen biri. En az Reddeden Sınıf’ın &lt;br /&gt;
yaratıcısına eş değer güce sahip bir lider o.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu güç yüzünden, olan bitenden kendini sorumlu tutuyor. Çünkü düzgün davranırsa kötü şeylerin önleneceğini düşünüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden birisinin ölümüne mani olmadığı, yani olamadığı için, kendini katil gibi hissediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi kendisi demişti. Reddeden Sınıf içerisinde ölümler sadece bir gösteriydi diye.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Gerçekten benim umurumda değil. Ama ısrar ediyorsan, sihirli bir kelime kullanmaya ne dersin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşları çatık donakaldı. Birkaç saniyeden sonra tekrar hareket etmeye başladı ve aşağı baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Omuzları titredi. He? Ne? Bu ne demekti? Endişelendim ve ona gözümün ucuyla baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıhı… Haha… HAHAHAHAHAHAHA!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Gülüyordu! Hatta kahkaha atıyordu!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-hey! Neden gülüyorsun? Özür dilerim, ama anlayamıyorum!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İtirazlarıma rağmen, Otonaşi bir süre kahkaha atmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Off… bu da neyin nesiydi böyle? ‘Havalı’ bir şey dediğimden emindim, ama anlaşılan işin sonunda sözlerim sadece gülünecek bir &lt;br /&gt;
şeydi…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sonunda gülmemeye başlamıştı, her zamanki cesur ifadesi geri gelmişti ve dudağını bükerek benimle konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben 27,754 &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; yaşadım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bunu iyi biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Davranışlarına göre alacağın hareketlerin şimdiye kadar hepsini çözdüğümden emindim. Ama şu anki ifadeni hiç öngöremedim. Sonsuz can sıkıntısına alışık birisi için bunun ne kadar komik olduğunu hayal edebilir misin?” dedi, oldukça memnun gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala onun niyetini anlayamamıştım ve başımı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Sen gerçekten çok komiksin. Daha önceden senin gibi biriyle asla tanışmamıştım. İlk bakışta hiçbir özel inancı olmayan &lt;br /&gt;
sıradan bir insana benziyorsun, ama esasında günlük hayatına senden daha bağımlı kimse yok. Tam da bu sebepten dolayı bu sahte günlük hayatı &lt;br /&gt;
gerçeğinden benden bile daha iyi ayırt edebiliyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;den bile daha iyi mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Hiç de ayırt edemiyorum. Ne de olsa, geri alınacağını bilmeme rağmen, kaza olduğunda kalbim sıkışıyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Onun özelliğinle hiçbir alakası yok. Örneğin, bir film izlediğinde veya kitap okuduğunda, karakterler talihsizlik &lt;br /&gt;
yaşadığında, sen de rahatsız oluyorsun, değil mi? Burada da aynı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten öyle mi acaba?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok aniydi, ne için özür dilediğini anlayamamıştım. Ne olduğunu anlamadan, yüzündeki memnuniyetin izi kalmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hakikaten, kendi güçsüzlüğümden utanıyorum. Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Önemli değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benden üstün olduğu belli olan birinin benden samimi bir şekilde özür dilemesi beni rahatsız eder. Sanki beni eleştiriyormuş gibi &lt;br /&gt;
bocaladım. Gerçekten acınası biriyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sadece basit bir özürdü, ama bu senin için yeterli, değil mi? Sadece seni ve niyetini anlayıp, seni yönlendirmeye devam etmem &lt;br /&gt;
gerekiyor. Benden arzu ettiğin şey bu, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E-Evet…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilemek, he? Kesinlikle şart, ama sanki bunu senelerdir yapmıyormuşum gibi hissediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...eminim gerçekten de yapmamıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, vakit geldi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vakit?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,754. &#039;&#039;okul transferin&#039;&#039; sonu için. Ve 27,755. başlangıcı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip fenomeni şaşırtıcı bir sakinlikle kabullendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Etrafa baktığımda insanların kazadan dolayı toplaştığını gördüm. Aralarında bir çoğunun üstünde tanıdık üniformalar vardı. Kokone &lt;br /&gt;
de bulunuyordu kalabalıkta ve bizi izliyordu. Otonaşi ile herkesi görmezden gelip konuşuyordum. Yani, Mogi&#039;nin niye o kadar &lt;br /&gt;
korktuğunu anlayabiliyordum. Kanlar içersinde kalmış bir Otonaşi ile sıradan bir muhabbet etmem oldukça rahatsız edici olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye elimi uzattım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç tereddüt etmeden, bu eli tuttu; başka birinin reddettiği bu eli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalbim karşı konulmaz bir güçle sıkışmaya başladı, sanki bir yığın altında eziliyordu. Gökyüzü kitap gibi kapanmaya başladı. Kapanmasına rağmen, dünyanın büründüğü renk—beyazdı. Beyaz. Beyaz. Zemin sarsılmaya başlamıştı, tadı nedense şekerli geliyordu—tadını ise dilimle değilde, derim ile alıyordum. Kötü bir his değil, ama tiksindirici. Sonunda, anladım ki bu olay 27,754. tekrarın sonunu işaretliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dört bir yanımız yumuşak, tatlı, ve bembeyaz keder ile sarılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 3087. Defa|3,087. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_0._Defa&amp;diff=506106</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_0._Defa&amp;diff=506106"/>
		<updated>2016-11-09T15:35:30Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;	&#039;&#039;Ancak on-altı yaşıma geldiğimde ‘aşk dünyayı değiştirebilir’ sözünü kelimesi kelimesine anlayabilmiştim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Kaç defa hayatın sadece aşırı usandırıcı olduğunu düşünmüştüm, sonu gelmeyen alışkanlıkların, alışkanlıkların, alışkanlıkların tekrarıyla?&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Defalarca kendi hayatımı sonlandırmayı cidden düşündüm—iki elimdeki parmakları, hatta ayağımdaki parmakları kullansam bile sayamam.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Fena halde sıkılmıştım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama hiçbir zaman hislerimi dile getirmedim, ve hep neşeli davrandım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ne de olsa, açıkça olumsuz tavırlara bürünerek davranmanın sana hiçbir yararı dokunmaz.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Herkesle aramı iyi tutmaya çalıştım, ki bu çok da zor değildi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Eksi ve artının ya da sevip sevmediğin şeylerin üstünde aşırı durmazsan, herkesle geçinebilirsin.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Etrafımda birçok sayıda insan birikti, ve hepsi bana aynı şeyi söyledi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sen hep çok neşelisin. Amma kaygısızsın, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Aa, evet. Tamamen oyuna geldiğinizden dolayı herkese çok teşekkür ederim. Çirkinliğimden bihaber olduğunuz için çok teşekkür ederim.&#039;&#039; &#039;&#039;Sayenizde, her şeyi bir kenara fırlatıp atmak istedim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Sanırım bu sıkıntının ne zaman başladığını biliyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İnsanların her biri ve hepsi fazla ben-merkezci.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bir çocukla karşılıklı olarak e-posta adreslerimizi birbirimize verdiğimizde, e-mail’lerine düzenli cevap verince, benden karşılık almamasına rağmen heyecanlanıp bana aşkını ilan etti.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Diğer kızlar tarafından hor görülen bir çocuğu görmemezlikten gelmemeye başlayınca, bunun ona karşı ilgi duyduğum anlamına geldiğini düşünüp bana aşkını ilan etti.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Birisi beni bir film izlemeye çağırdığında, ve reddetmek ayıp olacağı için kabul ettiğimde, bana aşkını ilan etti.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Evimiz aynı yönde olduğu için biriyle birkaç defa birlikte eve döndüğüm için bana aşkını ilan etti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Sonrasında, hepsi onlara ihanet ediyormuşum gibi surat yaptı, oysa suçlanacak kişi sadece kendileriydi, ve sonunda bana içerlendiler.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;O erkekleri seven kızlar tarafından da içerlendim. Bencil. Egoist. Her defasında incitildim ve yara bere içinde kaldım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Zamanla incindiğimde oluşan yeni izleri fark etmemeye başlamıştım. O zaman sonunda anlamıştım—&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her bir insanla sadece gönülsüzce, fazla bağlanmadan ilişki kurmam gerekiyordu. &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Sadece ortama ayak uydurup üstünkörü konuşmam gerekiyordu. Onlara gerçek kendimi göstermeyecektim.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Hassas tarafımı korumak adına sadece kabuğuma çekilmem gerekiyordu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ve ardından sıkılmıştım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Onlara sadece dış kabuğumu gösterdiğimde bile, kimse değişikliği fark etmemişti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Hepsi bana aynı şeyi söyledi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sen hep çok neşelisin. Amma kaygısızsın, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne kadar da harika bir başarıydı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Hepiniz kaybolmalısınız.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Okuldan sonra sıradan bir gündü. Her zamanki gibi, gülümseyerek etrafımda arkadaşımmış gibi davranan yabancılarla muhabbet ediyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ardından, birden bire, özel bir dürtü olmaksızın—&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Birden şekil alan bir kavram oluştu zihnimde, ve bana belli bir kelimeyi düşündürdü.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;‘Issızlık’&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ah, ben—yapayalnızdım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Yalnız. Anlıyorum, demek yalnızım. Etrafım insanlarla çevrili olmasına rağmen yapayalnızdım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Garip bir şekilde keyiflendim.Bu kelime cuk oturuyor.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama bu kelime hemen dişlerini gösterip ve bana saldırdı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Mutlak yalnızlığın eşliğinde ızdırabın da olduğunu ilk defa fark etmiştim.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Göğsüm ağrıdı, nefes alamadım. Ve sonunda nefes alabildiğimde bile, sanki hava iğneler ile doluydu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Acı ciğerimi delip geçti. Gözlerim bir anlığına karardı, ve hayatımın sona ereceğini sandım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ama görüşüm hemen yerne geldi ve hayat o kadar kolay sona ermedi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ne yapacağımı bilemedim. Bilmiyorum. Yardım edin. Biri, bana yardım etsin.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ne oldu?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Biri zorlandığımın farkına varmıştı ve bana dedi ki:&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Öyle gülümseyince çok mutlu gözüküyorsun.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;He?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Gülümsüyor muydum—?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Onun sözlerini anlayamadığım için ellerimi yanaklarıma getirdim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Dudaklarımın kenarları gerçekten de kalkmıştı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sen hep çok neşelisin. Amma kaygısızsın, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kahkaha attım. “Evet, mutluyum!” Güldüm. Nedenini bilmeden gülmeye devam ettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O anda etrafımdaki insanlar yavaş yavaş şeffaflaştı. Bir bir şeffaf oldular.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Şeffaf olup kayboldular, artık onları göremiyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Bazı sesler hala benimle konuşmaya devam ediyordu, ama artık onları duyamıyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ama her nasılsa düzgünce yanıt verebiliyordum. Anlayamamıştım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne olduğunu anlayana kadar, sınıf bomboştu. Geriye tek kalan bendim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama eminim ki sınıfı boş yapan kişi de bendim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Herkesi reddettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Bir randevum var, ben artık gideyim.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kimseyi göremememe rağmen, yüzümde bir gülümseme ile konuşup çantamı toparladım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Galiba herkes ile olan ilişkim herhangi birine özel olarak hitap etmemi gerektirmiyordu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Durum böyleyse eğer baştan beri duvarlarla konuşsaymışım ya.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ama buna rağmen, neden?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...Affedersin, iyi misin?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Orada kimseciklerin olmaması gerekiyordu, ama her nedense bu sözleri gayet net duyabiliyorum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
        &#039;&#039;Tam okulun kapısından çıktım ki bir anda geri getirilmiştim, ve her şey tekrar gözükmeye başlamıştı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Arkamı döndüğümde, orada sınıfımdan bir çocuğu gördüm, nefes nefese kalmıştı. Görünen o ki peşimden koşuyordu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Adı kesinlikle Kazuki Hoşino’ydu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ne samimiydik, ne de o herhangi bir şekilde özel biri falan değildi - onun hakkında tek bildiğim şey ismi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ne demek istiyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O soruyu sorarken, tuhaf bir beklenti içinde olduğumu fark ettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne de olsa, bir şeylerin ters olduğunu fark etmese, ‘iyi misin’ gibi bir şey sormazdı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Bu demek oluyor ki değişikliğimi fark etmişti—bana yakın olan ve benimle iletişimde olan kişiler için imkansız olan bir şeyi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ehm… nasıl desem? Çok ‘uzak’ görünüyorsun... veya emin değilim, ama sanki gündelik hayatın bir parçası değilmişsin gibi…”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Çok zorlanarak konuşuyordu ve bir türlü sadede gelemiyordu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ehm… olan bitene farklı anlam yüklüyorsam boşver. Garip şeyler söylediğim için özür dilerim.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kendini garip hissetmişti galiba, ve ayrılmak üzereydi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...bir dakika bekle.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ayrılmasına izin vermedim. O başını biraz yana eğdi ve bana baktı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“E-Ehm…”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Onu durdurmuş olabilirim, ama şimdi ne demeliyim ki?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama yani—o beni ‘uzak’ olarak betimledi, o ıssız sınıfta gülüyor olmama rağmen.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...ben hep neşeli mi gözüküyorum?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Herkes gibi yanıt verirse, o da sadece herkes gibidir.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ah, onun hakkında büyük beklentilerim vardı. Sözümü reddedip beni gerçekten anlayacağına dair muazzam bir umudum vardı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Evet. Yani… öyle gözüküyorsun,” tereddüt ile yanıt verdi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bu sözleri duyar duymaz, tamamen gözümden düşmüştü, ona karşı olan bütün ilgimi kaybettim ve ondan birdenbire nefret etmeye başladım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Duygularımın ani ve güçlü değişikliğine şaşırmıştım, ama galiba beklentimi fazla yüksek tutmuşum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama şu anda nefret ettiğim o çocuk şu sözleri ekledi:&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Çok çabalıyorsun, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Duygularım tekrar değişti ve nefretim hemen tersine döndü.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Suratım bu ani değişikliklere ayak uyduramadı—ama kalbimi tuhaf bir sıcaklık kaplamıştı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Çok çabalamak. &amp;lt;u&amp;gt;Neşeli gözükmek için&amp;lt;/u&amp;gt; çok çabalamak.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bu doğruydu. Neşeli gözüktüğümü inkar etmekten daha doğruydu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ve böylece—âşık oldum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Uygun bir varsayımda bulunduğumun farkındayım. Sırf &amp;quot;Çok mu çabalıyorsun&amp;quot; demesi, beni gerçekten anladığı anlamına gelmezdi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Bunun farkındaydım. Ama buna rağmen - o varsayım sürekli aklımda.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İlk başta, bunun sadece geçici bir his olacağını düşünmüştüm. Ama geri dönüşü olmayan bir hale gelmesi çok uzun sürmedi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ona olan hislerim artıyordu, asla erimeyen bir kar yığını gibi, kalbimi tamamen kaplayana dek.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;İşler bu yönde ilerlerse onun benim herşeyim olacağının farkında olmama rağmen, nedense umursamadım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne de olsa, Kazuki Hoşino beni o ıssız sınıftan kurtardı ve can sıkıntımı yok etti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Eğer o kalbimden silinseydi, eminim ki o ıssızlığa geri dönerdim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Yapayalnız olduğum o ıssız sınıfa geri dönerdim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Dünyam çok kolayca değişiverdi. Sıkkınlığım sanki bir yalandı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Duygularım sanki güçlü bir yükselticiye takılmıştı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Artık onunla selamlaşmak bile beni mutlu ediyor. Aynı zamanda, onunla selamlaşmaktan fazlasını yapamadığım için üzülüyorum. Onunla Konuşunca mutlu oluyorum. Ama onunla azıcık konuşabildiğim için de üzülüyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Kalbim biraz uyuz ve kırık gibiydi—ama yine de buna razıydım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Evet! Mutlaka onunla iyi anlaşacağım!&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İlk önce, birbirimize ilk isimlerimizle hitap ederek başlamak isterim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;ref name=”Honorifics”&amp;gt;Japon kültüründe, birisine genellikle soy ismi ile hitap edilir.&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—————-......&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Bir dileğin var mı?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O sanki her yerdeydi, ama hiçbir yerde değildi. O sanki herkesi andırıyordu, ama kimseyi andırmıyordu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Benimle konuşan kişinin erkek veya bayan olduğunu bile çıkartamıyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bir dilek mi?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Tabi ki de var.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Bu herhangi bir dileği gerçekleştiren bir ‘kutu’.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kanlı ellerimle kutuyu kabul ettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bunun gerçek olduğunu hemen anladım. O yüzden, bu kutudan vazgeçmemeye kararlıyım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Benim yerimde her kim olsa aynı şeyi yapardı, değil mi? Böyle bir hazineden vazgeçecek kimse olduğunu düşünmüyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O yüzden bir dilekte bulundum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İmkansız olduğunu bile bile, bütün kalbimle bir dilekte bulundum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“—Ben hiçbir pişmanlık yaşamak—istemiyorum.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27754. Defa(2)|27,754. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_0._Defa&amp;diff=506105</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_0._Defa&amp;diff=506105"/>
		<updated>2016-11-09T13:04:24Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;	&#039;&#039;Ancak on-altı yaşıma geldiğimde ‘aşk dünyayı değiştirebilir’ sözünü kelimesi kelimesine anlayabilmiştim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Kaç defa hayatın sadece aşırı usandırıcı olduğunu düşünmüştüm, sonu gelmeyen alışkanlıkların, alışkanlıkların, alışkanlıkların tekrarıyla?&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Defalarca kendi hayatımı sonlandırmayı cidden düşündüm—iki elimdeki parmakları, hatta ayağımdaki parmakları kullansam bile sayamam.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Fena halde sıkılmıştım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama hiçbir zaman hislerimi dile getirmedim, ve hep neşeli davrandım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ne de olsa, açıkça olumsuz tavırlara bürünerek davranmanın sana hiçbir yararı dokunmaz.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Herkesle aramı iyi tutmaya çalıştım, ki bu çok da zor değildi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Eksi ve artının ya da sevip sevmediğin şeylerin üstünde aşırı durmazsan, herkesle geçinebilirsin.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Etrafımda birçok sayıda insan birikti, ve hepsi bana aynı şeyi söyledi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sen hep çok neşelisin. Amma kaygısızsın, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Aa, evet. Tamamen oyuna geldiğinizden dolayı herkese çok teşekkür ederim. Çirkinliğimden bihaber olduğunuz için çok teşekkür ederim.&#039;&#039; &#039;&#039;Sayenizde, her şeyi bir kenara fırlatıp atmak istedim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Sanırım bu sıkıntının ne zaman başladığını biliyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İnsanların her biri ve hepsi fazla ben-merkezci.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bir çocukla karşılıklı olarak e-posta adreslerimizi birbirimize verdiğimizde, e-mail’lerine düzenli cevap verince, benden karşılık almamasına rağmen heyecanlanıp bana aşkını ilan etti.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Diğer kızlar tarafından hor görülen bir çocuğu görmemezlikten gelmemeye başlayınca, bunun ona karşı ilgi duyduğum anlamına geldiğini düşünüp bana aşkını ilan etti.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Birisi beni bir film izlemeye çağırdığında, ve reddetmek ayıp olacağı için kabul ettiğimde, bana aşkını ilan etti.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Evimiz aynı yönde olduğu için biriyle birkaç defa birlikte eve döndüğüm için bana aşkını ilan etti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Sonrasında, hepsi onlara ihanet ediyormuşum gibi surat yaptı, oysa suçlanacak kişi sadece kendileriydi, ve sonunda bana içerlendiler.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;O erkekleri seven kızlar tarafından da içerlendim. Bencil. Egoist. Her defasında incitildim ve yara bere içinde kaldım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Zamanla incindiğimde oluşan yeni izleri fark etmemeye başlamıştım. O zaman sonunda anlamıştım—&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her bir insanla sadece gönülsüzce, fazla bağlanmadan ilişki kurmam gerekiyordu. &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Sadece ortama ayak uydurup üstünkörü konuşmam gerekiyordu. Onlara gerçek kendimi göstermeyecektim.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Hassas tarafımı korumak adına sadece kabuğuma çekilmem gerekiyordu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ve ardından sıkılmıştım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Onlara sadece dış kabuğumu gösterdiğimde bile, kimse değişikliği fark etmemişti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Hepsi bana aynı şeyi söyledi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sen hep çok neşelisin. Amma kaygısızsın, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne kadar da harika bir başarıydı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Hepiniz kaybolmalısınız.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Okuldan sonra sıradan bir gündü. Her zamanki gibi, gülümseyerek etrafımda arkadaşımmış gibi davranan yabancılarla muhabbet ediyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ardından, birden bire, özel bir dürtü olmaksızın—&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Birden şekil alan bir kavram oluştu zihnimde, ve bana belli bir kelimeyi düşündürdü.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;‘Issızlık’&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ah, ben—yapayalnızdım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Yalnız. Anlıyorum, demek yalnızım. Etrafım insanlarla çevrili olmasına rağmen yapayalnızdım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Garip bir şekilde keyiflendim.Bu kelime cuk oturuyor.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama bu kelime hemen dişlerini gösterip ve bana saldırdı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Mutlak yalnızlığın eşliğinde ızdırabın da olduğunu ilk defa fark etmiştim.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Göğsüm ağrıdı, nefes alamadım. Ve sonunda nefes alabildiğimde bile, sanki hava iğneler ile doluydu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Acı ciğerimi delip geçti. Gözlerim bir anlığına karardı, ve hayatımın sona ereceğini sandım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ama görüşüm hemen yerne geldi ve hayat o kadar kolay sona ermedi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ne yapacağımı bilemedim. Bilmiyorum. Yardım edin. Biri, bana yardım etsin.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ne oldu?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Biri zorlandığımın farkına varmıştı ve bana dedi ki:&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Öyle gülümseyince çok mutlu gözüküyorsun.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;He?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Gülümsüyor muydum—?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Onun sözlerini anlayamadığım için ellerimi yanaklarıma getirdim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Dudaklarımın kenarları gerçekten de kalkmıştı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sen hep çok neşelisin. Amma kaygısızsın, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kahkaha attım. “Evet, mutluyum!” Güldüm. Nedenini bilmeden gülmeye devam ettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O anda etrafımdaki insanlar yavaş yavaş şeffaflaştı. Bir bir şeffaf oldular.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Şeffaf olup kayboldular, artık onları göremiyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Bazı sesler hala benimle konuşmaya devam ediyordu, ama artık onları duyamıyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ama her nasılsa düzgünce yanıt verebiliyordum. Anlayamamıştım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne olduğunu anlayana kadar, sınıf bomboştu. Geriye tek kalan bendim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama eminim ki sınıfı boş yapan kişi de bendim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Herkesi reddettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Bir randevum var, ben artık gideyim.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kimseyi göremememe rağmen, yüzümde bir gülümseme ile konuşup çantamı toparladım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Galiba herkes ile olan ilişkim herhangi birine özel olarak hitap etmemi gerektirmiyordu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Durum böyleyse eğer baştan beri duvarlarla konuşsaymışım ya.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ama buna rağmen, neden?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...Affedersin, iyi misin?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Orada kimseciklerin olmaması gerekiyordu, ama her nedense bu sözleri gayet net duyabiliyorum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
        &#039;&#039;Tam okulun kapısından çıktım ki bir anda geri getirilmiştim, ve her şey tekrar gözükmeye başlamıştı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Arkamı döndüğümde, orada sınıfımdan bir çocuğu gördüm, nefes nefese kalmıştı. Görünen o ki peşimden koşuyordu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Adı kesinlikle Kazuki Hoşino’ydu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ne samimiydik, ne de o herhangi bir şekilde özel biri falan değildi - onun hakkında tek bildiğim şey ismi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ne demek istiyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O soruyu sorarken, tuhaf bir beklenti içinde olduğumu fark ettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne de olsa, bir şeylerin ters olduğunu fark etmese, ‘iyi misin’ gibi bir şey sormazdı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Bu demek oluyor ki değişikliğimi fark etmişti—bana yakın olan ve benimle iletişimde olan kişiler için imkansız olan bir şeyi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ehm… nasıl desem? Çok ‘uzak’ görünüyorsun... veya emin değilim, ama sanki gündelik hayatın bir parçası değilmişsin gibi…”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Çok zorlanarak konuşuyordu ve bir türlü sadede gelemiyordu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ehm… olan bitene farklı anlam yüklüyorsam boşver. Garip şeyler söylediğim için özür dilerim.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kendini garip hissetmişti galiba, ve ayrılmak üzereydi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...bir dakika bekle.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ayrılmasına izin vermedim. O başını biraz yana eğdi ve bana baktı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“E-Ehm…”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Onu durdurmuş olabilirim, ama şimdi ne demeliyim ki?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama yani—o beni ‘uzak’ olarak betimledi, o ıssız sınıfta gülüyor olmama rağmen.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...ben hep neşeli mi gözüküyorum?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Herkes gibi yanıt verirse, o da sadece herkes gibidir.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ah, onun hakkında büyük beklentilerim vardı. Sözümü reddedip beni gerçekten anlayacağına dair muazzam bir umudum vardı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Evet. Yani… öyle gözüküyorsun,” tereddüt ile yanıt verdi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bu sözleri duyar duymaz, tamamen gözümden düşmüştü, ona karşı olan bütün ilgimi kaybettim ve ondan hemen nefret etmeye başladım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Duygularımın ani ve güçlü değişikliğine şaşırmıştım, ama galiba beklentimi fazla yüksek tutmuşum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama şu anda nefret ettiğim o çocuk şu sözleri ekledi:&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Çok çabalıyorsun, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Duygularım tekrar değişti ve nefretim hemen tersine döndü.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Suratım bu ani değişikliklere ayak uyduramadı—ama kalbimi tuhaf bir sıcaklık kaplamıştı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Çok çabalamak. &amp;lt;u&amp;gt;Neşeli gözükmek için&amp;lt;/u&amp;gt; çok çabalamak.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bu doğruydu. Neşeli gözüktüğümü inkar etmekten daha doğruydu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ve böylece—âşık oldum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Uygun bir varsayımda bulunduğumun farkındayım. Sırf &amp;quot;Çok mu çabalıyorsun&amp;quot; demesi, beni gerçekten anladığı anlamına gelmezdi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Bunun farkındaydım. Ama buna rağmen - o varsayım sürekli aklımda.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İlk başta, bunun sadece geçici bir his olacağını düşünmüştüm. Ama geri alınamayacak hale gelmesi çok uzun sürmedi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ona olan hislerim artıyordu, asla erimeyen bir kar yığını gibi, kalbimi tamamen kaplayana dek.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;İşler bu yönde ilerlerse onun benim herşeyim olacağının farkında olmama rağmen, nedense bana göre hava hoştu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne de olsa, Kazuki Hoşino beni o ıssız sınıftan kurtardı ve can sıkıntımı yok etti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Eğer o kalbimden silinseydi, eminim ki o ıssızlığa geri dönerdim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Yapayalnız olduğum o ıssız sınıfa geri dönerdim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Dünyam çok kolay bir şekilde değişmişti. Sıkılmış olmam sanki bir yalandı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Duygularım sanki güçlü bir yükselticiye takılmıştı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Artık onunla selamlaşmak bile beni mutlu ediyordu. Aynı zamanda, onunla sadece birazcık konuşabildiğim için üzülüyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Kalbim biraz uyuz ve kırık gibiydi—ama yine de buna razıydım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Evet! Mutlaka onunla iyi anlaşacağım!&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İlk önce, birbirimize ilk isimlerimizle hitap ederek başlamak isterim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;ref name=”Honorifics”&amp;gt;Japon kültüründe, birisine genellikle soy ismi ile hitap edilir.&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—————-......&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Bir dileğin var mı?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O sanki her yerdeydi, ama hiçbir yerde değildi. O sanki herkesi andırıyordu, ama kimseyi andırmıyordu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Benimle konuşan kişinin erkek veya bayan olduğunu bile çıkartamıyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bir dilek mi?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Tabi ki de var.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Bu herhangi bir dileği gerçekleştiren bir ‘kutu’.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kanlı ellerimle kutuyu kabul ettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bunun gerçek olduğunu hemen anladım. O yüzden, bu kutudan vazgeçmemeye kararlıyım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Benim yerimde her kim olsa aynı şeyi yapardı, değil mi? Böyle bir hazineden vazgeçecek kimse olduğunu düşünmüyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O yüzden bir dilekte bulundum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İmkansız olduğunu bile bile, bütün kalbimle bir dilekte bulundum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“—Ben hiçbir pişmanlık yaşamak—istemiyorum.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27754. Defa(2)|27,754. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_0._Defa&amp;diff=505806</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_0._Defa&amp;diff=505806"/>
		<updated>2016-11-05T05:53:32Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;	&#039;&#039;Ancak on-altı yaşıma geldiğimde ‘aşk dünyayı değiştirebilir’ sözünü kelimesi kelimesine anlayabilmiştim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Kaç defa hayatın sadece aşırı usandırıcı olduğunu düşünmüştüm, sonu gelmeyen alışkanlıkların, alışkanlıkların, alışkanlıkların tekrarıyla?&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Defalarca kendi hayatımı sonlandırmayı cidden düşündüm—iki elimdeki parmakları, hatta ayağımdaki parmakları kullansam bile sayamam.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Fena halde sıkılmıştım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama hiçbir zaman hislerimi dile getirmedim, ve hep neşeli davrandım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ne de olsa, açıkça olumsuz tavırlara bürünerek davranmanın sana hiçbir yararı dokunmaz.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Herkesle aramı iyi tutmaya çalıştım, ki bu çok da zor değildi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Eksi ve artının ya da sevip sevmediğin şeylerin üstünde aşırı durmazsan, herkesle geçinebilirsin.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Etrafımda birçok sayıda insan birikti, ve hepsi bana aynı şeyi söyledi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sen hep çok neşelisin. Amma kaygısızsın, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Aa, evet. Tamamen oyuna geldiğinizden dolayı herkese çok teşekkür ederim. Çirkinliğimden bihaber olduğunuz için çok teşekkür ederim.&#039;&#039; &#039;&#039;Sayenizde, her şeyi bir kenara fırlatıp atmak istedim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Sanırım bu sıkıntının ne zaman başladığını biliyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İnsanların her biri ve hepsi fazla ben-merkezci.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bir çocukla karşılıklı olarak e-posta adreslerimizi birbirimize verdiğimizde, e-mail’lerine düzenli cevap verince, benden karşılık almamasına rağmen heyecanlanıp bana aşkını ilan etti.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Diğer kızlar tarafından hor görülen bir çocuğu görmemezlikten gelmemeye başlayınca, bunun ona karşı ilgi duyduğum anlamına geldiğini düşünüp bana aşkını ilan etti.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Birisi beni bir film izlemeye çağırdığında, ve reddetmek ayıp olacağı için kabul ettiğimde, bana aşkını ilan etti.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Evimiz aynı yönde olduğu için biriyle birkaç defa birlikte eve döndüğüm için bana aşkını ilan etti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Sonrasında, hepsi onlara ihanet ediyormuşum gibi surat yaptı, oysa suçlanacak kişi sadece kendileriydi, ve sonunda bana içerlendiler.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;O erkekleri seven kızlar tarafından da içerlendim. Bencil. Egoist. Her defasında incitildim ve yara bere içinde kaldım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Zamanla incindiğimde oluşan yeni izleri fark etmemeye başlamıştım. O zaman sonunda anlamıştım—&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her bir insanla sadece gönülsüzce, fazla bağlanmadan ilişki kurmam gerekiyordu. &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Sadece ortama ayak uydurup üstünkörü konuşmam gerekiyordu. Onlara gerçek kendimi göstermeyecektim.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Hassas tarafımı korumak adına sadece kabuğuma çekilmem gerekiyordu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ve ardından sıkılmıştım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Onlara sadece dış kabuğumu gösterdiğimde bile, kimse değişikliği fark etmemişti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Hepsi bana aynı şeyi söyledi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sen hep çok neşelisin. Amma kaygısızsın, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne kadar da harika bir başarıydı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Hepiniz kaybolmalısınız.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Okuldan sonra sıradan bir gündü. Her zamanki gibi, gülümseyerek etrafımda arkadaşımmış gibi davranan yabancılarla muhabbet ediyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ardından, birden bire, özel bir dürtü olmaksızın—&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Birden şekil alan bir kavram oluştu zihnimde, ve bana belli bir kelimeyi düşündürdü.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;‘Issızlık’&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ah, ben—yapayalnızdım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Yalnız. Anlıyorum, demek yalnızım. Etrafım insanlarla çevrili olmasına rağmen yapayalnızdım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Garip bir şekilde keyiflendim.Bu kelime cuk oturuyor.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama bu kelime hemen dişlerini gösterip ve bana saldırdı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Mutlak yalnızlığın eşliğinde ızdırabın da olduğunu ilk defa fark etmiştim.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Göğsüm ağrıdı, nefes alamadım. Ve sonunda nefes alabildiğimde bile, sanki hava iğneler ile doluydu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Acı ciğerimi delip geçti. Gözlerim bir anlığına karardı, ve hayatımın sona ereceğini sandım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ama görüşüm hemen yerne geldi ve hayat o kadar kolay sona ermedi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ne yapacağımı bilemedim. Bilmiyorum. Yardım edin. Biri, bana yardım etsin.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ne oldu?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Biri zorlandığımın farkına varmıştı ve bana dedi ki:&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Öyle gülümseyince çok mutlu gözüküyorsun.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;He?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Gülümsüyor muydum—?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Onun sözlerini anlayamadığım için ellerimi yanaklarıma getirdim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Dudaklarımın kenarları gerçekten de kalkmıştı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sen hep çok neşelisin. Amma kaygısızsın, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kahkaha attım. “Evet, mutluyum!” Güldüm. Nedenini bilmeden gülmeye devam ettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O anda etrafımdaki insanlar yavaş yavaş şeffaflaştı. Bir bir şeffaf oldular.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Şeffaf olup kayboldular, artık onları göremiyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Bazı sesler hala benimle konuşmaya devam ediyordu, ama artık onları duyamıyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ama her nasılsa düzgünce yanıt verebiliyordum. Anlayamamıştım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne olduğunu anlayana kadar, sınıf bomboştu. Geriye tek kalan bendim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama eminim ki sınıfı boş yapan kişi de bendim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Herkesi reddettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Bir randevum var, ben artık gideyim.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kimseyi göremememe rağmen, yüzümde bir gülümseme ile konuşup çantamı toparladım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Galiba herkes ile olan ilişkim herhangi birine özel olarak hitap etmemi gerektirmiyordu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Durum böyleyse eğer baştan beri duvarlarla konuşsaymışım ya.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ama buna rağmen, neden?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...Affedersin, iyi misin?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Orada kimseciklerin olmaması gerekiyordu, ama her nedense bu sözleri gayet net duyabiliyorum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
        &#039;&#039;Tam okulun kapısından çıktım ki bir anda geri getirilmiştim, ve her şey tekrar gözükmeye başlamıştı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Arkamı döndüğümde, orada sınıfımdan bir çocuğu gördüm, nefes nefese kalmıştı. Görünen o ki peşimden koşuyordu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Adı kesinlikle Kazuki Hoşino’ydu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ne samimiydik, ne de o herhangi bir şekilde özel biri falan değildi - onun hakkında tek bildiğim şey ismi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ne demek istiyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O soruyu sorarken, tuhaf bir beklenti içinde olduğumu fark ettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne de olsa, bir şeylerin ters olduğunu fark etmese, ‘iyi misin’ gibi bir şey sormazdı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Bu demek oluyordu ki değişikliğimi fark etmişti—bana yakın olan ve benimle iletişimde olan kişiler için imkansız olan bir şey.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ehm… nasıl desem? Çok ‘uzak’ görünüyorsun... veya emin değilim, ama sanki gündelik hayatın bir parçası değilmişsin gibi…”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Çok zorlanarak konuşuyordu ve bir türlü sadede gelemiyordu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ehm… boş ver olan bitene farklı anlam yüklüyordum. Garip şeyler söylediğim için özür dilerim.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kendini garip hissetmişti galiba, ve ayrılmak üzereydi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...bir dakika bekle.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ayrılmasına izin vermedim. O başını biraz yana eğdi ve bana baktı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“E-Ehm…”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Onu durdurmuş olabilirdim, ama şimdi ne demeliydim?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama yani—o beni ‘uzak’ olarak betimleyebildi, o ıssız sınıfta gülümsememe rağmen.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...ben hep neşeli mi gözükürüm?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Herkes gibi yanıt verirse, o da herkes gibiydi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ah, onun hakkında büyük beklentilerim vardı. Sözümü reddedip beni gerçekten anlayacağına dair muazzam bir umudum vardı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Evet. Yani… öyle gözüküyorsun,” tereddüt ile yanıt verdi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bu sözleri duyar duymaz, o tamamen gözümden düşmüştü, ona karşı olan bütün ilgimi kaybettim ve ondan hemen nefret etmeye başladım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Duygularımın ani ve güçlü değişikliğine şaşırmıştım, ama muhtemelen beklentilerim fazla yüksekti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama şu an nefret ettiğim o çocuk şu sözleri ekledi:&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Çok çabalıyorsun, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Duygularım tekrar değişti ve nefretim hemen tersine döndü.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Suratım bu ani değişikliklere ayak uyduramadı—ama kalbimi tuhaf bir sıcaklık kaplamıştı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Çok çabalamak. &amp;lt;u&amp;gt;Neşeli gözükmek için&amp;lt;/u&amp;gt; çok çabalamak.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bu doğruydu. Neşeli gözüktüğümü inkar etmekten daha doğruydu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ve böylece—âşık oldum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Uygun bir varsayımda bulunduğumun farkındayım. Sırf &amp;quot;Çok mu çabalıyorsun&amp;quot; demesi, beni gerçekten anladığı anlamına gelmezdi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Bunun farkındaydım. Ama buna rağmen - o varsayım sürekli aklımda.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İlk başta, bunun sadece geçici bir his olacağını düşünmüştüm. Ama geri alınamayacak hale gelmesi çok uzun sürmedi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ona olan hislerim birikiyordu, asla erimeyen bir kar yığını gibi, kalbimi tamamen kaplayana kadar.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;İşler bu yönde ilerlerse onun benim için çok değerli olacağının farkında olmama rağmen, bana göre hava hoştu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne de olsa, Kazuki Hoşino beni o ıssız sınıftan kurtardı ve can sıkıntımı yok etti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Eğer o kalbimden olmasaydı, o ıssızlığa veya kendi iç dünyama geri döneceğimden emindim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Yapayalnız olduğum o ıssız sınıfa geri dönerdim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Dünyam çok kolay bir şekilde değişmişti. Sıkılmış olmam sanki bir yalandı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Duygularım sanki güçlü bir yükselticiye takılmıştı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Artık onunla selamlaşmak bile beni mutlu ediyordu. Aynı zamanda, onunla sadece birazcık konuşabildiğim için üzülüyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Kalbim biraz uyuz ve kırık gibiydi—ama yine de buna razıydım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Evet! Mutlaka onunla iyi anlaşacağım!&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İlk önce, birbirimize ilk isimlerimizle hitap ederek başlamak isterim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;ref name=”Honorifics”&amp;gt;Japon kültüründe, birisine genellikle soy ismi ile hitap edilir.&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—————-......&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Bir dileğin var mı?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O sanki her yerdeydi, ama hiçbir yerde değildi. O sanki herkesi andırıyordu, ama kimseyi andırmıyordu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Benimle konuşan kişinin erkek veya bayan olduğunu bile çıkartamıyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bir dilek mi?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Tabi ki de var.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Bu herhangi bir dileği gerçekleştiren bir ‘kutu’.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kanlı ellerimle kutuyu kabul ettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bunun gerçek olduğunu hemen anladım. O yüzden, bu kutudan vazgeçmemeye kararlıyım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Benim yerimde her kim olsa aynı şeyi yapardı, değil mi? Böyle bir hazineden vazgeçecek kimse olduğunu düşünmüyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O yüzden bir dilekte bulundum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İmkansız olduğunu bile bile, bütün kalbimle bir dilekte bulundum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“—Ben hiçbir pişmanlık yaşamak—istemiyorum.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27754. Defa(2)|27,754. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_0._Defa&amp;diff=505805</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_0._Defa&amp;diff=505805"/>
		<updated>2016-11-05T05:38:39Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;	&#039;&#039;Ancak on-altı yaşıma geldiğimde ‘aşk dünyayı değiştirebilir’ sözünü kelimesi kelimesine anlayabilmiştim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Kaç defa hayatın sadece aşırı usandırıcı olduğunu düşünmüştüm, sonu gelmeyen alışkanlıkların, alışkanlıkların, alışkanlıkların tekrarıyla?&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Defalarca kendi hayatımı sonlandırmayı cidden düşündüm—iki elimdeki parmakları, hatta ayağımdaki parmakları kullansam bile sayamam.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Fena halde sıkılmıştım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama hiçbir zaman hislerimi dile getirmedim, ve hep neşeli davrandım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ne de olsa, açıkça olumsuz tavırlara bürünerek davranmanın sana hiçbir yararı dokunmaz.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Herkesle aramı iyi tutmaya çalıştım, ki bu çok da zor değildi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Eksi ve artının ya da sevip sevmediğin şeylerin üstünde aşırı durmazsan, herkesle geçinebilirsin.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Etrafımda birçok sayıda insan birikti, ve hepsi bana aynı şeyi söyledi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sen hep çok neşelisin. Amma kaygısızsın, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Aa, evet. Tamamen oyuna geldiğinizden dolayı herkese çok teşekkür ederim. Çirkinliğimden bihaber olduğunuz için çok teşekkür ederim.&#039;&#039; &#039;&#039;Sayenizde, her şeyi bir kenara fırlatıp atmak istedim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Sanırım bu sıkıntının ne zaman başladığını biliyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İnsanların her biri ve hepsi fazla ben-merkezci.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bir çocukla karşılıklı olarak e-posta adreslerimizi birbirimize verdiğimizde, e-mail’lerine düzenli cevap verince, benden karşılık almamasına rağmen heyecanlanıp bana aşkını ilan etti.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Diğer kızlar tarafından hor görülen bir çocuğu görmemezlikten gelmemeye başlayınca, bunun ona karşı ilgi duyduğum anlamına geldiğini düşünüp bana aşkını ilan etti.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Birisi beni bir film izlemeye çağırdığında, ve reddetmek ayıp olacağı için kabul ettiğimde, bana aşkını ilan etti.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Evimiz aynı yönde olduğu için biriyle birkaç defa birlikte eve döndüğüm için bana aşkını ilan etti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Sonrasında, hepsi onlara ihanet ediyormuşum gibi surat yaptı, oysa suçlanacak kişi sadece kendileriydi, ve sonunda bana içerlendiler.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;O erkekleri seven kızlar tarafından da içerlendim. Bencil. Egoist. Her defasında incitildim ve yara bere içinde kaldım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Zamanla incindiğimde oluşan yeni izleri fark etmemeye başlamıştım. O zaman sonunda anlamıştım—&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her bir insanla sadece gönülsüzce, fazla bağlanmadan ilişki kurmam gerekiyordu. &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Sadece ortama ayak uydurup üstünkörü konuşmam gerekiyordu. Onlara gerçek kendimi göstermeyecektim.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Hassas tarafımı korumak adına sadece kabuğuma çekilmem gerekiyordu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ve ardından sıkılmıştım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Onlara sadece dış kabuğumu gösterdiğimde bile, kimse değişikliği fark etmemişti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Hepsi bana aynı şeyi söyledi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sen hep çok neşelisin. Amma kaygısızsın, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne kadar da harika bir başarıydı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Hepiniz kaybolmalısınız.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Okuldan sonra sıradan bir gündü. Her zamanki gibi, gülümseyerek etrafımda arkadaşımmış gibi davranan yabancılarla muhabbet ediyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ardından, birden bire, özel bir dürtü olmaksızın—&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Birden şekil alan bir kavram oluştu zihnimde, ve bana belli bir kelimeyi düşündürdü.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;‘Issızlık’&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ah, ben—yapayalnızdım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Yalnız. Anlıyorum, demek yalnızım. Etrafım insanlarla çevrili olmasına rağmen yapayalnızdım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Garip bir şekilde keyiflendim.Bu kelime cuk oturuyor.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama bu kelime hemen dişlerini gösterip ve bana saldırdı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Mutlak yalnızlığın eşliğinde ızdırabın da olduğunu ilk defa fark etmiştim.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Göğsüm ağrıdı, nefes alamadım. Ve sonunda nefes alabildiğimde bile, sanki hava iğneler ile doluydu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Acı ciğerimi delip geçti. Gözlerim bir anlığına karardı, ve hayatımın sona ereceğini sandım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ama görüşüm hemen yerne geldi ve hayat o kadar kolay sona ermedi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ne yapacağımı bilemedim. Bilmiyorum. Yardım edin. Biri, bana yardım etsin.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ne oldu?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Biri zorlandığımın farkına varmıştı ve bana dedi ki:&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Öyle gülümseyince çok mutlu gözüküyorsun.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;He?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Gülümsüyor muydum—?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Onun sözlerini anlayamadığım için ellerimi yanaklarıma getirdim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Dudaklarımın kenarları gerçekten de kalkmıştı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Sen hep çok neşelisin. Amma kaygısızsın, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kahkaha attım. “Evet, mutluyum!” Güldüm. Nedenini bilmeden gülmeye devam ettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O anda etrafımdaki insanlar yavaş yavaş şeffaflaştı. Bir bir şeffaf oldular.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Şeffaf olup kayboldular, artık onları göremiyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Bazı sesler hala benimle konuşmaya devam ediyordu, ama artık onları duyamıyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ama her nasılsa düzgünce yanıt verebiliyordum. Anlayamamıştım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne olduğunu anlayana kadar, sınıf bomboştu. Geriye tek kalan bendim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama eminim ki sınıfı boş yapan kişi de bendim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Herkesi reddettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Bir randevum var, ben artık gideyim.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kimseyi göremememe rağmen, yüzümde bir gülümseme ile konuşup çantamı toparladım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Galiba herkes ile olan ilişkim herhangi birine özel olarak hitap etmemi gerektirmiyordu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Durum böyleyse eğer baştan beri duvarlarla konuşsaymışım ya.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ama buna rağmen, neden?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...Affedersin, iyi misin?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Orada kimselerin olmaması gerekiyordu, ama her nedense o sözleri açık ve net duyabiliyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Tam okul kapılarından çıkmıştım ki bir anda geri getirilmiştim, ve her şey tekrar gözükmeye başlamıştı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Arkama döndüğümde, orada sınıfımdan bir çocuk gördüm, nefes nefese kalmıştı. Görünen o ki peşimden koşuyordu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Adı kesinlikle Kazuki Hoşino’ydu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ne samimiydik, ne de o herhangi bir şekilde özel değildi - onun hakkında tek bildiğim şey ismiydi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ne demek istiyorsun?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O soruyu sorarken, tuhaf bir beklenti içinde olduğumu fark ettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne de olsa, bir şeylerin ters olduğunu fark etmese, ‘iyi misin’ gibi bir şey sormazdı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Bu demek oluyordu ki değişikliğimi fark etmişti—bana yakın olan ve benimle iletişimde olan kişiler için imkansız olan bir şey.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ehm… nasıl desem? Çok ‘uzak’ veya… emin değilim, ama sanki günlük hayatın bir parçası değilmişsin gibi…”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Çok zorlanarak konuşuyordu ve bir türlü sadede gelemiyordu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Ehm… boş ver olan bitene farklı anlam yüklüyordum. Garip şeyler söylediğim için özür dilerim.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kendini garip hissetmişti galiba, ve ayrılmak üzereydi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...bir dakika bekle.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ayrılmasına izin vermedim. O başını biraz yana eğdi ve bana baktı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“E-Ehm…”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Onu durdurmuş olabilirdim, ama şimdi ne demeliydim?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama yani—o beni ‘uzak’ olarak betimleyebildi, o ıssız sınıfta gülümsememe rağmen.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“...ben hep neşeli mi gözükürüm?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Herkes gibi yanıt verirse, o da herkes gibiydi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ah, onun hakkında büyük beklentilerim vardı. Sözümü reddedip beni gerçekten anlayacağına dair muazzam bir umudum vardı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Evet. Yani… öyle gözüküyorsun,” tereddüt ile yanıt verdi.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bu sözleri duyar duymaz, o tamamen gözümden düşmüştü, ona karşı olan bütün ilgimi kaybettim ve ondan hemen nefret etmeye başladım.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Duygularımın ani ve güçlü değişikliğine şaşırmıştım, ama muhtemelen beklentilerim fazla yüksekti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ama şu an nefret ettiğim o çocuk şu sözleri ekledi:&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Çok çabalıyorsun, değil mi?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Duygularım tekrar değişti ve nefretim hemen tersine döndü.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Suratım bu ani değişikliklere ayak uyduramadı—ama kalbimi tuhaf bir sıcaklık kaplamıştı.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Çok çabalamak. &amp;lt;u&amp;gt;Neşeli gözükmek için&amp;lt;/u&amp;gt; çok çabalamak.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bu doğruydu. Neşeli gözüktüğümü inkar etmekten daha doğruydu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ve böylece—âşık oldum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Uygun bir varsayımda bulunduğumun farkındayım. Sırf &amp;quot;Çok mu çabalıyorsun&amp;quot; demesi, beni gerçekten anladığı anlamına gelmezdi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Bunun farkındaydım. Ama buna rağmen - o varsayım sürekli aklımda.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İlk başta, bunun sadece geçici bir his olacağını düşünmüştüm. Ama geri alınamayacak hale gelmesi çok uzun sürmedi.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Ona olan hislerim birikiyordu, asla erimeyen bir kar yığını gibi, kalbimi tamamen kaplayana kadar.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;İşler bu yönde ilerlerse onun benim için çok değerli olacağının farkında olmama rağmen, bana göre hava hoştu.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Ne de olsa, Kazuki Hoşino beni o ıssız sınıftan kurtardı ve can sıkıntımı yok etti.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Eğer o kalbimden olmasaydı, o ıssızlığa veya kendi iç dünyama geri döneceğimden emindim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Yapayalnız olduğum o ıssız sınıfa geri dönerdim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Dünyam çok kolay bir şekilde değişmişti. Sıkılmış olmam sanki bir yalandı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Duygularım sanki güçlü bir yükselticiye takılmıştı.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Artık onunla selamlaşmak bile beni mutlu ediyordu. Aynı zamanda, onunla sadece birazcık konuşabildiğim için üzülüyordum.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Kalbim biraz uyuz ve kırık gibiydi—ama yine de buna razıydım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Evet! Mutlaka onunla iyi anlaşacağım!&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İlk önce, birbirimize ilk isimlerimizle hitap ederek başlamak isterim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;ref name=”Honorifics”&amp;gt;Japon kültüründe, birisine genellikle soy ismi ile hitap edilir.&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
—————-......&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;“Bir dileğin var mı?”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O sanki her yerdeydi, ama hiçbir yerde değildi. O sanki herkesi andırıyordu, ama kimseyi andırmıyordu.&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;Benimle konuşan kişinin erkek veya bayan olduğunu bile çıkartamıyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bir dilek mi?&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Tabi ki de var.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“Bu herhangi bir dileği gerçekleştiren bir ‘kutu’.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Kanlı ellerimle kutuyu kabul ettim.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Bunun gerçek olduğunu hemen anladım. O yüzden, bu kutudan vazgeçmemeye kararlıyım.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Benim yerimde her kim olsa aynı şeyi yapardı, değil mi? Böyle bir hazineden vazgeçecek kimse olduğunu düşünmüyorum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;O yüzden bir dilekte bulundum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;İmkansız olduğunu bile bile, bütün kalbimle bir dilekte bulundum.&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;“—Ben hiçbir pişmanlık yaşamak—istemiyorum.”&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references /&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27754. Defa(2)|27,754. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 27755. Defa|27,755. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=505803</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27754. Defa(2)</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=505803"/>
		<updated>2016-11-05T04:58:13Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Otonaşi ile olan ilişkimin tamamen bitmesi üzerine birden Kokone’den arama gelince yoruldum muhtemelen. ...Esasında sadece mazeret uyduruyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen unutmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu kavşakta kesinlikle bir kaza olacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben güvendeyim. Kavşağa yaklaşınca içgüdüsel olarak bir defasında orada ölürken o yaşadığım muazzam şoku hatırladım.  O yüzden kendi emniyetimi sağlamakta sıkıntı yaşamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu kabul edilebilir bir durum değil. Sonuçta, bu demek oluyor ki başka biri bu kaçınılmaz kazada ezilecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Unutmuştum. Ve bu yüzden, o kişiyi kurtarmak için çok geç kalmıştım. Birinin ezileceğini bilmeme rağmen, durdurmadım. ‘Çünkü unutmuştum’ demek bir mazeret olarak sayılamazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat biriyim. &amp;lt;u&amp;gt;Sanki o kişiyi kendim öldürmüştüm&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kasumi Mogi orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sevdiğim kız orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, kamyon aşırı bir hızla ona doğru ilerlemekte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şuan durduğum yerden onu kurtaramam. Ne kadar hiç düşünmeden onu kurtarmaya çalışsam da, bu kadar uzaktayken başarabilmemin imkanı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız benim yüzümden kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız kanlar içinde kalmaya devam edecekti, tekrar ve tekrar, ve benim yüzümden, tekrar ve tekrar, çünkü ben de buna göz yumuyorum, tekrar ve de tekrar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“U-UAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAH!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kamyona doğru koştum. Mogi&#039;yi kurtarmak için mi koşuyorum? Hayır. Kesinlikle hayır. Suçluluk duymayı sürdüremem bir şeyler yapma hissini tatmak istiyorum ben. Bu sadece kendimi tatmin etmek için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. Ben ne kadar berbat biriyim böyle?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve ardından gördüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kurtarılma şansı olmadığını düşündüğüm kız itilerek kurtulmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben yapmamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona zamanında yetişmek için fazla uzaktaydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse, onu kurtarabilecek tek bir kişi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anılarımı terk edip onu unutmuşum gibi davrandığım zaman bile savaşmaya devam eden kız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini kurtarmaya zamanı kalmamasına rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, o—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Aya Otonaşi ortaya atıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, doğru. Hatırladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sahneye sayısız defa şahit olmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunların hepsi zaten tekrarlanacak. Birini kurtarmış olduğu gerçeği bile. Geriye tek kalacak şey, ölürken çektiği azabın anısı. Ölümle karşılaşmanın korkusu. Bu tecrübeyi tekrardan yaşayacağını bilmekten kaynaklanan keder.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, Aya Otonaşi kamyonun önüne atıldı. Başka birini ezilmekten kurtarmak için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar tekrar. Binlerce defa.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nasıl unutmuş olabilirdim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Şiddetli bir çarpma sesi vardı, ama kamyon duvarı içerden devasa bir gürültüyle kırarak geçti. Sesten hala kulaklarım çınlarken bir şekilde Otonaşi&#039;ye yaklaştım. Mogi yanında uzanıyordu, tamamen donuk bir vaziyette. Anlaşılan çok büyük bir şok yaşamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı ters yönde bükülmüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kan ter ile kaplıydı, ama öyle bir kararlılıkla konuşuyordu ki sanki hiç yaralanmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Geçen sefer, seni öldürdüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun için konuşmak ızdıraplı olmalıydı, ama sesi çok netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyin &#039;&#039;sahibi&#039;&#039; öldürünce biteceğini düşünmüştüm. Yapmak istemedim. Ama zamanında Reddeden Sınıf’tan kurtulmanın tek yolun o olduğunu inanıyordum. İnsanlığımdan vazgeçmeye hazırdım. Kabul etmek istemiyorum ama o dönemde benim için bir mahsuru yoktu. Reddeden Sınıf’tan kurtulduğumda utancımın da sıfırlanıp yok olacağını düşünmüştüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin bu tekrarın başında niye her şeyi unutmuş numarası yaptığını sonunda anlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini affedememişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kazada öldüğümde ölümüme kayıtsız kaldığı için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar pişmandı ki Reddeden Sınıf’ı ve o kadar peşinde olduğu kutuyu yüz üstü bırakıp gitmekten.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘O zaman neden beni öldürdün?!!’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözlere itiraz edemediği için çok pişmandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne kadar acımasızdım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve o sözler doğru bile değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Geçen sefer, Mogi&#039;yi kurtarmak için ortaya atılmıştım ve kazada ölmüştüm. Bunun Otonaşi&#039;nin suçu olduğunu zannetmiştim, &lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin ölüm sebebinin hep Otonaşi&#039;nin yüzünden olduğunu zannettiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önyargılı görüşlerim yüzünden, ‘Beni öldürdün’ gibi bir şey çıtlattım. Bu yanlış anlaşılmayı cinayet fikrini reddettiği an fark &lt;br /&gt;
etmeliydim. İşin aslı, kutaramadığı yalnız ben olsam da..&lt;br /&gt;
	Her nedense, bu kaza hep meydana geliyordu. Biri kesinlikle eziliyordu. O sefer benim ölmem sadece tesadüftü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh, kendi aptallığıma sadece gülebiliyorum. Suçluluk sırf kayıtsız kalınarak kaybolmaz ki. Bu da yetmezmiş gibi, Reddeden &lt;br /&gt;
Sınıf sonlanmadı ve ben eski benliğimin gölgesi olup üstesinden gelmek zorundayım. ‘İlahi adalet’ sözünün daha uygun olabileceği bir durum hayal &lt;br /&gt;
edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Bunları söylerken, Otonaşi kan öksürmeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, canın yanıyorsa konuşma…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmak için bir daha ne zaman fırsatımız olacak? Bu kadar acıya alışmıştım çoktan. Bu hiçbir şey değil. Bu sadece anlık &lt;br /&gt;
bir acı, o yüzden yavaş yavaş seni içten çökerten bir hastalığa kapılmaktan çok daha iyi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle bir duruma “çoktan alışmak” gibi bir şey söz konusu olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne anılarımı kaybettim, ne de Reddeden Sınıf’tan kurtulabildim. Haha... Muhtemelen bilincimin derinliklerinde bunu biliyordum... &lt;br /&gt;
Reddeden Sınıf’tan ayrılamayacağımı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...neden?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çok basit. Azmim beni o kadar kolay serbest bırakmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ileri geri sallanırken ayağa kalktı. Uzanık kalabilirdi, ama sanırım ona tepeden bakmamı kaldıramıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı mahvolmuştu. Otonaşi şiddetle öksürdü ve ağzından kanlar fışkırdı. Ama buna rağmen duvardan destek alarak kalktı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen Otonaşi ayağa kalktığından dolayı, Mogi ifadesizce donakalmış halinden kurtuldu ve hareket etmeye başladı. Ardından bana ürkek ürkek baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İyi misin, Mogi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......!!” ağzından geciken bir çığlık kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“S-Siz ne hakkında konuşuyordunuz… az önce..? Mmm, sırf az önce de değil, dünden beri.. siz ikiniz neyin nesisiniz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...ne? Kime o gözlerle bakıyordun öyle? O korku dolu gözlerle kime bakıyordun sen?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...biliyordum. Bana doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, onu yalnız bırakamadım. Düşünmeden, Mogi&#039;nin yanağına dokunmaya uzandım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“D-Dokunma bana!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aah.. haklısın. Ben ne yapıyordum? Onu ürküten kişi ben olduğum halde, niye ona doğru uzanayım ki? Bunun onu sakinleştireceğini mi &lt;br /&gt;
düşünmüştüm? Bir anlığına bile olsa, nasıl onu sakinleştirebileceğimi düşünmüş olabilirim ki?.. Bunu yapabilmemin imkanı yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen… neyin nesisin..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dişimi sıktım. Ona hiçbir şey anlatamazdım. O yüzden, onun bakışına dayanmaktan başka çarem yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bütün durumu şu an burada anlatmayı çok isterdim. Belki anlayabilirdi de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—öyle yapmamalıyım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne de olsa savaşmam lazımdı. Reddeden Sınıf’la savaşmam lazımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve bu savaş uğruna Reddeden Sınıf’ın yarattığı sahte günlük hayatı reddetmem gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zamanda, Otonaşi&#039;nin elini tuttuğumda bu karara varmıştım. O yüzden reddediyordum. Mogi&#039;nin bana gösterdiği gülümsemeyi, &lt;br /&gt;
kızaran yüzünü, kucağında uyumama izin vermesini—hepsini reddettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mogi, ben sessiz kalmakta direnince olan biteni anlamaya çalışmaktan vazgeçti, ve ürkekçe ayağa kalktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Titreyen bacaklarla geriye doğru sendeledi, gözleriyle onun peşinden gitmememiz için yalvardı, ve kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi kaçarken onu izledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve gözlerimin başka yere bakmadığına emin oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü bunun arzu ettiğim sonuç olması gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Artık ne kadar kararlı olduğunu anlıyorum,” dedi Otonaşi, Mogi ile olan etkileşimimden sonra. Hala duvara yaslanıyordu. &lt;br /&gt;
“O yüzden, ben de karar verdim. Kutu elde etmeye çalışmaktan vazgeçeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu beni rahatsız etmişti. Bu beni kesinlikle rahatsız etmişti. Otonaşi&#039;nin gücüne ihtiyacım vardı. Düşünmeden, onu durdurmak &lt;br /&gt;
için ağzımı açmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam da bunu yapmak üzereyken…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Bu yüzden, sana yardımda bulunacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu beklemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana yardımda bulunmak mı? Aya Otonaşi mi bana yardımda bulunacaktı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden gerizekalı gibi bana aval aval bakıyorsun? Az önce sana yardımda bulunacağımı söyledim. Sağır mısın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu, güneşin batı’dan doğup doğuda batması kadar imkansızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yolumu kaybettim. Eleştirilerin tam isabet—seni öldürerek, ben insan-altı bi varlık oldum. Hayır, daha da kötüsü. Kendi &lt;br /&gt;
korkaklığını kabul etmek istemediği için amacından vazgeçip kaçan biriyim. Diğer bir deyişle, Reddeden Sınıf’a teslim oldum. Ve sadece bir &lt;br /&gt;
kutuya kaybeden birisinin yapabileceği bir şey olmadığına kendi kendimi inandırıp kaçmaya devam ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini aşağılıyor olmasına rağmen, gözlerinde hala bir ateş vardı. Esasında biraz rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama tereddüt etmek için hiçbir sebep yok. Kesinlikle utanılacak bir şey yaptım, ama bu yelkenleri suya indirmem için bir sebep &lt;br /&gt;
değil. İçi boş pişmanlıktan bir şey gelmez. Bundan dolayı artık kaçmayacağım. O yüzden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzını kapatmıştı, cümlesini bitirmeye isteksizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama ona sert sert baktığım için, ağzını açtı ve şunu söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O yüzden lütfen—beni affet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haa, anladım. Demek istediği buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip konuşma bana bir özür olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun yalvarışı tamamen anlamsız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seni affedemem.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu açık sözlü kelimelerimi duyduktan sonra, Otonaşi bir anlığına şaşırmıştı, ama ciddi suratı hemen geri döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım… öldürülmek kesinlikle affedemeyeceğin bir şey. Anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşlarını çattı, kelimelerimin ne anlama geldiğini anlayamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demeye calıştığım şey… &amp;lt;u&amp;gt;zaten affedilecek ne var ki?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Onu affetmek istemiyor değildim. Sadece onu affedemem. Çünkü affedilecek hiçbir şey yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hoşino, sen ne diyorsun? Ben…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sen beni öldürdün mü?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“&amp;lt;u&amp;gt;Ben buradayım!&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya. Bu açık ve netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben tam buradayım, Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne kadar sorumluluk hissetse de, geri alınamayacak bir şey yapmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar sorumluluk hissettiğini anlamıyordum zaten. Ne de olsa Reddeden Sınıf’ın yaratıcısı değildi. Otonaşi sadece &lt;br /&gt;
işin içine karışmıştı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—hayır, bu doğru değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sadece bir kurban değil. Hepimizin kişiliğini çözen ve davranışlarımıza bağlı olarak nasıl hareketlerde &lt;br /&gt;
bulunacağımızı bilen bir lider. Belirli bir yerine taş atınca suyun nasıl dalgalanacağını bilen biri. En az Reddeden Sınıf’ın &lt;br /&gt;
yaratıcısına eş değer güce sahip bir lider o.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu güç yüzünden, olan bitenden kendini sorumlu tutuyor. Çünkü düzgün davranırsa kötü şeylerin önleneceğini düşünüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden birisinin ölümüne mani olmadığı, yani olamadığı için, kendini katil gibi hissediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi kendisi demişti. Reddeden Sınıf içerisinde ölümler sadece bir gösteriydi diye.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Gerçekten benim umurumda değil. Ama ısrar ediyorsan, sihirli bir kelime kullanmaya ne dersin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşları çatık donakaldı. Birkaç saniyeden sonra tekrar hareket etmeye başladı ve aşağı baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Omuzları titredi. He? Ne? Bu ne demekti? Endişelendim ve ona gözümün ucuyla baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıhı… Haha… HAHAHAHAHAHAHA!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Gülüyordu! Hatta kahkaha atıyordu!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-hey! Neden gülüyorsun? Özür dilerim, ama anlayamıyorum!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İtirazlarıma rağmen, Otonaşi bir süre kahkaha atmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Off… bu da neyin nesiydi böyle? ‘Havalı’ bir şey dediğimden emindim, ama anlaşılan işin sonunda sözlerim sadece gülünecek bir &lt;br /&gt;
şeydi…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sonunda gülmemeye başlamıştı, her zamanki cesur ifadesi geri gelmişti ve dudağını bükerek benimle konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben 27,754 &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; yaşadım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bunu iyi biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Davranışlarına göre alacağın hareketlerin şimdiye kadar hepsini çözdüğümden emindim. Ama şu anki ifadeni hiç öngöremedim. Sonsuz can sıkıntısına alışık birisi için bunun ne kadar komik olduğunu hayal edebilir misin?” dedi, oldukça memnun gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala onun niyetini anlayamamıştım ve başımı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Sen gerçekten çok komiksin. Daha önceden senin gibi biriyle asla tanışmamıştım. İlk bakışta hiçbir özel inancı olmayan &lt;br /&gt;
sıradan bir insana benziyorsun, ama esasında günlük hayatına senden daha bağımlı kimse yok. Tam da bu sebepten dolayı bu sahte günlük hayatı &lt;br /&gt;
gerçeğinden benden bile daha iyi ayırt edebiliyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;den bile daha iyi mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Hiç de ayırt edemiyorum. Ne de olsa, geri alınacağını bilmeme rağmen, kaza olduğunda kalbim sıkışıyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Onun özelliğinle hiçbir alakası yok. Örneğin, bir film izlediğinde veya kitap okuduğunda, karakterler talihsizlik &lt;br /&gt;
yaşadığında, sen de rahatsız oluyorsun, değil mi? Burada da aynı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten öyle mi acaba?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok aniydi, ne için özür dilediğini anlayamamıştım. Ne olduğunu anlamadan, yüzündeki memnuniyetin izi kalmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hakikaten, kendi güçsüzlüğümden utanıyorum. Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Önemli değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benden üstün olduğu belli olan birinin benden samimi bir şekilde özür dilemesi beni rahatsız eder. Sanki beni eleştiriyormuş gibi &lt;br /&gt;
bocaladım. Gerçekten acınası biriyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sadece basit bir özürdü, ama bu senin için yeterli, değil mi? Sadece seni ve niyetini anlayıp, seni yönlendirmeye devam etmem &lt;br /&gt;
gerekiyor. Benden arzu ettiğin şey bu, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E-Evet…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilemek, he? Kesinlikle şart, ama sanki bunu senelerdir yapmıyormuşum gibi hissediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...eminim gerçekten de yapmamıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, vakit geldi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vakit?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,754. &#039;&#039;okul transferin&#039;&#039; sonu için. Ve 27,755. başlangıcı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip fenomeni şaşırtıcı bir sakinlikle kabullendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Etrafa baktığımda insanların kazadan dolayı toplaştığını gördüm. Aralarında bir çoğunun üstünde tanıdık üniformalar vardı. Kokone &lt;br /&gt;
de bulunuyordu kalabalıkta ve bizi izliyordu. Otonaşi ile herkesi görmezden gelip konuşuyordum. Yani, Mogi&#039;nin niye o kadar &lt;br /&gt;
korktuğunu anlayabiliyordum. Kanlar içersinde kalmış bir Otonaşi ile sıradan bir muhabbet etmem oldukça rahatsız edici olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye elimi uzattım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç tereddüt etmeden, bu eli tuttu; başka birinin reddettiği bu eli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalbim karşı konulmaz bir güçle sıkışmaya başladı, sanki bir yığın altında eziliyordu. Gökyüzü kitap gibi kapanmaya başladı. Kapanmasına rağmen, dünyanın büründüğü renk—beyazdı. Beyaz. Beyaz. Zemin sarsılmaya başlamıştı, tadı nedense şekerli geliyordu—tadını ise dilimle değilde, derim ile alıyordum. Kötü bir his değil, ama tiksindirici. Sonunda, anladım ki bu olay 27,754. tekrarın sonunu işaretliyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dört bir yanımız yumuşak, tatlı, ve bembeyaz keder ile sarılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 3087. Defa|3,087. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=505802</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27754. Defa(2)</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=505802"/>
		<updated>2016-11-05T04:53:28Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Otonaşi ile olan ilişkimin tamamen bitmesi üzerine birden Kokone’den arama gelince yoruldum muhtemelen. ...Esasında sadece mazeret uyduruyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen unutmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu kavşakta kesinlikle bir kaza olacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben güvendeyim. Kavşağa yaklaşınca içgüdüsel olarak bir defasında orada ölürken o yaşadığım muazzam şoku hatırladım.  O yüzden kendi emniyetimi sağlamakta sıkıntı yaşamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu kabul edilebilir bir durum değil. Sonuçta, bu demek oluyor ki başka biri bu kaçınılmaz kazada ezilecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Unutmuştum. Ve bu yüzden, o kişiyi kurtarmak için çok geç kalmıştım. Birinin ezileceğini bilmeme rağmen, durdurmadım. ‘Çünkü unutmuştum’ demek bir mazeret olarak sayılamazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat biriyim. &amp;lt;u&amp;gt;Sanki o kişiyi kendim öldürmüştüm&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kasumi Mogi orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sevdiğim kız orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, kamyon aşırı bir hızla ona doğru ilerlemekte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şuan durduğum yerden onu kurtaramam. Ne kadar hiç düşünmeden onu kurtarmaya çalışsam da, bu kadar uzaktayken başarabilmemin imkanı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız benim yüzümden kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız kanlar içinde kalmaya devam edecekti, tekrar ve tekrar, ve benim yüzümden, tekrar ve tekrar, çünkü ben de buna göz yumuyorum, tekrar ve de tekrar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“U-UAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAH!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kamyona doğru koştum. Mogi&#039;yi kurtarmak için mi koşuyorum? Hayır. Kesinlikle hayır. Suçluluk duymayı sürdüremem bir şeyler yapma hissini tatmak istiyorum ben. Bu sadece kendimi tatmin etmek için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. Ben ne kadar berbat biriyim böyle?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve ardından gördüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kurtarılma şansı olmadığını düşündüğüm kız itilerek kurtulmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben yapmamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona zamanında yetişmek için fazla uzaktaydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse, onu kurtarabilecek tek bir kişi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anılarımı terk edip onu unutmuşum gibi davrandığım zaman bile savaşmaya devam eden kız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini kurtarmaya zamanı kalmamasına rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, o—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Aya Otonaşi ortaya atıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, doğru. Hatırladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sahneye sayısız defa şahit olmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunların hepsi zaten tekrarlanacak. Birini kurtarmış olduğu gerçeği bile. Geriye tek kalacak şey, ölürken çektiği azabın anısı. Ölümle karşılaşmanın korkusu. Bu tecrübeyi tekrardan yaşayacağını bilmekten kaynaklanan keder.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, Aya Otonaşi kamyonun önüne atıldı. Başka birini ezilmekten kurtarmak için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar tekrar. Binlerce defa.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nasıl unutmuş olabilirdim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Şiddetli bir çarpma sesi vardı, ama kamyon duvarı içerden devasa bir gürültüyle kırarak geçti. Sesten hala kulaklarım çınlarken bir şekilde Otonaşi&#039;ye yaklaştım. Mogi yanında uzanıyordu, tamamen donuk bir vaziyette. Anlaşılan çok büyük bir şok yaşamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı ters yönde bükülmüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kan ter ile kaplıydı, ama öyle bir kararlılıkla konuşuyordu ki sanki hiç yaralanmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Geçen sefer, seni öldürdüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun için konuşmak ızdıraplı olmalıydı, ama sesi çok netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyin &#039;&#039;sahibi&#039;&#039; öldürünce biteceğini düşünmüştüm. Yapmak istemedim. Ama zamanında Reddeden Sınıf’tan kurtulmanın tek yolun o olduğunu inanıyordum. İnsanlığımdan vazgeçmeye hazırdım. Kabul etmek istemiyorum ama o dönemde benim için bir mahsuru yoktu. Reddeden Sınıf’tan kurtulduğumda utancımın da sıfırlanıp yok olacağını düşünmüştüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin bu tekrarın başında niye her şeyi unutmuş numarası yaptığını sonunda anlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini affedememişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kazada öldüğümde ölümüme kayıtsız kaldığı için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar pişmandı ki Reddeden Sınıf’ı ve o kadar peşinde olduğu kutuyu yüz üstü bırakıp gitmekten.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘O zaman neden beni öldürdün?!!’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözlere itiraz edemediği için çok pişmandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne kadar acımasızdım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve o sözler doğru bile değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Geçen sefer, Mogi&#039;yi kurtarmak için ortaya atılmıştım ve kazada ölmüştüm. Bunun Otonaşi&#039;nin suçu olduğunu zannetmiştim, &lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin ölüm sebebinin hep Otonaşi&#039;nin yüzünden olduğunu zannettiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önyargılı görüşlerim yüzünden, ‘Beni öldürdün’ gibi bir şey çıtlattım. Bu yanlış anlaşılmayı cinayet fikrini reddettiği an fark &lt;br /&gt;
etmeliydim. İşin aslı, kutaramadığı yalnız ben olsam da..&lt;br /&gt;
	Her nedense, bu kaza hep meydana geliyordu. Biri kesinlikle eziliyordu. O sefer benim ölmem sadece tesadüftü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh, kendi aptallığıma sadece gülebiliyorum. Suçluluk sırf kayıtsız kalınarak kaybolmaz ki. Bu da yetmezmiş gibi, Reddeden &lt;br /&gt;
Sınıf sonlanmadı ve ben eski benliğimin gölgesi olup üstesinden gelmek zorundayım. ‘İlahi adalet’ sözünün daha uygun olabileceği bir durum hayal &lt;br /&gt;
edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
        Bunları söylerken, Otonaşi kan öksürmeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, canın yanıyorsa konuşma…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmak için bir daha ne zaman fırsatımız olacak? Bu kadar acıya alışmıştım çoktan. Bu hiçbir şey değil. Bu sadece anlık &lt;br /&gt;
bir acı, o yüzden yavaş yavaş seni içten çökerten bir hastalığa kapılmaktan çok daha iyi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle bir duruma “çoktan alışmak” gibi bir şey söz konusu olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne anılarımı kaybettim, ne de Reddeden Sınıf’tan kurtulabildim. Haha... Muhtemelen bilincimin derinliklerinde bunu biliyordum... &lt;br /&gt;
Reddeden Sınıf’tan ayrılamayacağımı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...neden?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çok basit. Azmim beni o kadar kolay serbest bırakmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ileri geri sallanırken ayağa kalktı. Uzanık kalabilirdi, ama sanırım ona tepeden bakmamı kaldıramıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı mahvolmuştu. Otonaşi şiddetle öksürdü ve ağzından kanlar fışkırdı. Ama buna rağmen duvardan destek alarak kalktı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen Otonaşi ayağa kalktığından dolayı, Mogi ifadesizce donakalmış halinden kurtuldu ve hareket etmeye başladı. Ardından bana ürkek ürkek baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İyi misin, Mogi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......!!” ağzından geciken bir çığlık kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“S-Siz ne hakkında konuşuyordunuz… az önce..? Mmm, sırf az önce de değil, dünden beri.. siz ikiniz neyin nesisiniz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...ne? Kime o gözlerle bakıyordun öyle? O korku dolu gözlerle kime bakıyordun sen?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...biliyordum. Bana doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, onu yalnız bırakamadım. Düşünmeden, Mogi&#039;nin yanağına dokunmaya uzandım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“D-Dokunma bana!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aah.. haklısın. Ben ne yapıyordum? Onu ürküten kişi ben olduğum halde, niye ona doğru uzanayım ki? Bunun onu sakinleştireceğini mi &lt;br /&gt;
düşünmüştüm? Bir anlığına bile olsa, nasıl onu sakinleştirebileceğimi düşünmüş olabilirim ki?.. Bunu yapabilmemin imkanı yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen… neyin nesisin..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dişimi sıktım. Ona hiçbir şey anlatamazdım. O yüzden, onun bakışına dayanmaktan başka çarem yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bütün durumu şu an burada anlatmayı çok isterdim. Belki anlayabilirdi de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—öyle yapmamalıyım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne de olsa savaşmam lazımdı. Reddeden Sınıf’la savaşmam lazımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve bu savaş uğruna Reddeden Sınıf’ın yarattığı sahte günlük hayatı reddetmem gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zamanda, Otonaşi&#039;nin elini tuttuğumda bu karara varmıştım. O yüzden reddediyordum. Mogi&#039;nin bana gösterdiği gülümsemeyi, &lt;br /&gt;
kızaran yüzünü, kucağında uyumama izin vermesini—hepsini reddettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mogi, ben sessiz kalmakta direnince olan biteni anlamaya çalışmaktan vazgeçti, ve ürkekçe ayağa kalktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Titreyen bacaklarla geriye doğru sendeledi, gözleriyle onun peşinden gitmememiz için yalvardı, ve kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi kaçarken onu izledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve gözlerimin başka yere bakmadığına emin oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü bunun arzu ettiğim sonuç olması gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Artık ne kadar kararlı olduğunu anlıyorum,” dedi Otonaşi, Mogi ile olan etkileşimimden sonra. Hala duvara yaslanıyordu. &lt;br /&gt;
“O yüzden, ben de karar verdim. Kutu elde etmeye çalışmaktan vazgeçeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu beni rahatsız etmişti. Bu beni kesinlikle rahatsız etmişti. Otonaşi&#039;nin gücüne ihtiyacım vardı. Düşünmeden, onu durdurmak &lt;br /&gt;
için ağzımı açmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam da bunu yapmak üzereyken…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Bu yüzden, sana yardımda bulunacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu beklemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana yardımda bulunmak mı? Aya Otonaşi mi bana yardımda bulunacaktı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden gerizekalı gibi bana aval aval bakıyorsun? Az önce sana yardımda bulunacağımı söyledim. Sağır mısın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu, güneşin batı’dan doğup doğuda batması kadar imkansızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yolumu kaybettim. Eleştirilerin tam isabet—seni öldürerek, ben insan-altı bi varlık oldum. Hayır, daha da kötüsü. Kendi &lt;br /&gt;
korkaklığını kabul etmek istemediği için amacından vazgeçip kaçan biriyim. Diğer bir deyişle, Reddeden Sınıf’a teslim oldum. Ve sadece bir &lt;br /&gt;
kutuya kaybeden birisinin yapabileceği bir şey olmadığına kendi kendimi inandırıp kaçmaya devam ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini aşağılıyor olmasına rağmen, gözlerinde hala bir ateş vardı. Esasında biraz rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama tereddüt etmek için hiçbir sebep yok. Kesinlikle utanılacak bir şey yaptım, ama bu yelkenleri suya indirmem için bir sebep &lt;br /&gt;
değil. İçi boş pişmanlıktan bir şey gelmez. Bundan dolayı artık kaçmayacağım. O yüzden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzını kapatmıştı, cümlesini bitirmeye isteksizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama ona sert sert baktığım için, ağzını açtı ve şunu söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O yüzden lütfen—beni affet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haa, anladım. Demek istediği buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip konuşma bana bir özür olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun yalvarışı tamamen anlamsız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seni affedemem.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu açık sözlü kelimelerimi duyduktan sonra, Otonaşi bir anlığına şaşırmıştı, ama ciddi suratı hemen geri döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım… öldürülmek kesinlikle affedemeyeceğin bir şey. Anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşlarını çattı, kelimelerimin ne anlama geldiğini anlayamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demeye calıştığım şey… &amp;lt;u&amp;gt;zaten affedilecek ne var ki?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Onu affetmek istemiyor değildim. Sadece onu affedemem. Çünkü affedilecek hiçbir şey yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hoşino, sen ne diyorsun? Ben…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sen beni öldürdün mü?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“&amp;lt;u&amp;gt;Ben buradayım!&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya. Bu açık ve netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben tam buradayım, Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne kadar sorumluluk hissetse de, geri alınamayacak bir şey yapmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar sorumluluk hissettiğini anlamıyordum zaten. Ne de olsa Reddeden Sınıf’ın yaratıcısı değildi. Otonaşi sadece &lt;br /&gt;
işin içine karışmıştı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—hayır, bu doğru değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sadece bir kurban değil. Hepimizin kişiliğini çözen ve davranışlarımıza bağlı olarak nasıl hareketlerde &lt;br /&gt;
bulunacağımızı bilen bir lider. Belirli bir yerine taş atınca suyun nasıl dalgalanacağını bilen biri. En az Reddeden Sınıf’ın &lt;br /&gt;
yaratıcısına eş değer güce sahip bir lider o.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu güç yüzünden, olan bitenden kendini sorumlu tutuyor. Çünkü düzgün davranırsa kötü şeylerin önleneceğini düşünüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden birisinin ölümüne mani olmadığı, yani olamadığı için, kendini katil gibi hissediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi kendisi demişti. Reddeden Sınıf içerisinde ölümler sadece bir gösteriydi diye.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Gerçekten benim umurumda değil. Ama ısrar ediyorsan, sihirli bir kelime kullanmaya ne dersin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşları çatık donakaldı. Birkaç saniyeden sonra tekrar hareket etmeye başladı ve aşağı baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Omuzları titredi. He? Ne? Bu ne demekti? Endişelendim ve ona gözümün ucuyla baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıhı… Haha… HAHAHAHAHAHAHA!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Gülüyordu! Hatta kahkaha atıyordu!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-hey! Neden gülüyorsun? Özür dilerim, ama anlayamıyorum!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İtirazlarıma rağmen, Otonaşi bir süre kahkaha atmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Off… bu da neyin nesiydi böyle? ‘Havalı’ bir şey dediğimden emindim, ama anlaşılan işin sonunda sözlerim sadece gülünecek bir &lt;br /&gt;
şeydi…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sonunda gülmemeye başlamıştı, her zamanki cesur ifadesi geri gelmişti ve dudağını bükerek benimle konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben 27,754 &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; yaşadım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bunu iyi biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Davranışlarına göre alacağın hareketlerin şimdiye kadar hepsini çözdüğümden emindim. Ama şu anki ifadeni hiç öngöremedim. Sonsuz can sıkıntısına alışık birisi için bunun ne kadar komik olduğunu hayal edebilir misin?” dedi, oldukça memnun gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala onun niyetini anlayamamıştım ve başımı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Sen gerçekten çok komiksin. Daha önceden senin gibi biriyle asla tanışmamıştım. İlk bakışta hiçbir özel inancı olmayan &lt;br /&gt;
sıradan bir insana benziyorsun, ama esasında günlük hayatına senden daha bağımlı kimse yok. Tam da bu sebepten dolayı bu sahte günlük hayatı &lt;br /&gt;
gerçeğinden benden bile daha iyi ayırt edebiliyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;den bile daha iyi mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Hiç de ayırt edemiyorum. Ne de olsa, geri alınacağını bilmeme rağmen, kaza olduğunda kalbim sıkışıyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Onun özelliğinle hiçbir alakası yok. Örneğin, bir film izlediğinde veya kitap okuduğunda, karakterler talihsizlik &lt;br /&gt;
yaşadığında, sen de rahatsız oluyorsun, değil mi? Burada da aynı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten öyle mi acaba?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok aniydi, ne için özür dilediğini anlayamamıştım. Ne olduğunu anlamadan, yüzündeki memnuniyetin izi kalmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hakikaten, kendi güçsüzlüğümden utanıyorum. Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Önemli değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benden üstün olduğu belli olan birinin benden samimi bir şekilde özür dilemesi beni rahatsız eder. Sanki beni eleştiriyormuş gibi &lt;br /&gt;
bocaladım. Gerçekten acınası biriyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sadece basit bir özürdü, ama bu senin için yeterli, değil mi? Sadece seni ve niyetini anlayıp, seni yönlendirmeye devam etmem &lt;br /&gt;
gerekiyor. Benden arzu ettiğin şey bu, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E-Evet…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilemek, he? Kesinlikle şart, ama sanki bunu senelerdir yapmıyormuşum gibi hissediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...eminim gerçekten de yapmamıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, vakit geldi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vakit?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,754. &#039;&#039;okul transferin&#039;&#039; sonu için. Ve 27,755. başlangıcı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip fenomeni şaşırtıcı bir sakinlikle kabullendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Etrafa baktığımda insanların kazadan dolayı toplaştığını gördüm. Aralarında bir çoğunun üstünde tanıdık üniformalar vardı. Kokone &lt;br /&gt;
de bulunuyordu kalabalıkta ve bizi izliyordu. Otonaşi ile herkesi görmezden gelip konuşuyordum. Yani, Mogi&#039;nin niye o kadar &lt;br /&gt;
korktuğunu anlayabiliyordum. Kanlar içersinde kalmış bir Otonaşi ile sıradan bir muhabbet etmem oldukça rahatsız edici olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye elimi uzattım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç tereddüt etmeden, bu eli tuttu; başka birinin reddettiği bu eli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalbim aşırı bir güç tarafından sıkışmaya başladı, sanki bir yığın altında eziliyordu. Gökyüzü kitap gibi kapanmaya başladı. Kapanmasına rağmen, dünyanın büründüğü renk—beyazdı. Beyaz. Beyaz. Zemin sarsılmaya başlamıştı, tadı nedense şekerli geliyordu—tadını ise dilimle değilde, derim ile alıyordum. Kötü bir his değildi, ama tiksindiriciydi. Sonunda, anladım ki bu olay 27,754. tekrarın sonunu işaretliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dört bir yanımız yumuşak, tatlı, ve bembeyaz keder ile sarılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 3087. Defa|3,087. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=505801</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27754. Defa(2)</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=505801"/>
		<updated>2016-11-05T04:52:29Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Otonaşi ile olan ilişkimin tamamen bitmesi üzerine birden Kokone’den arama gelince yoruldum muhtemelen. ...Esasında sadece mazeret uyduruyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen unutmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu kavşakta kesinlikle bir kaza olacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben güvendeyim. Kavşağa yaklaşınca içgüdüsel olarak bir defasında orada ölürken o yaşadığım muazzam şoku hatırladım.  O yüzden kendi emniyetimi sağlamakta sıkıntı yaşamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu kabul edilebilir bir durum değil. Sonuçta, bu demek oluyor ki başka biri bu kaçınılmaz kazada ezilecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Unutmuştum. Ve bu yüzden, o kişiyi kurtarmak için çok geç kalmıştım. Birinin ezileceğini bilmeme rağmen, durdurmadım. ‘Çünkü unutmuştum’ demek bir mazeret olarak sayılamazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat biriyim. &amp;lt;u&amp;gt;Sanki o kişiyi kendim öldürmüştüm&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kasumi Mogi orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sevdiğim kız orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, kamyon aşırı bir hızla ona doğru ilerlemekte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şuan durduğum yerden onu kurtaramam. Ne kadar hiç düşünmeden onu kurtarmaya çalışsam da, bu kadar uzaktayken başarabilmemin imkanı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız benim yüzümden kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız kanlar içinde kalmaya devam edecekti, tekrar ve tekrar, ve benim yüzümden, tekrar ve tekrar, çünkü ben de buna göz yumuyorum, tekrar ve de tekrar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“U-UAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAH!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kamyona doğru koştum. Mogi&#039;yi kurtarmak için mi koşuyorum? Hayır. Kesinlikle hayır. Suçluluk duymayı sürdüremem bir şeyler yapma hissini tatmak istiyorum ben. Bu sadece kendimi tatmin etmek için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. Ben ne kadar berbat biriyim böyle?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve ardından gördüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kurtarılma şansı olmadığını düşündüğüm kız itilerek kurtulmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben yapmamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona zamanında yetişmek için fazla uzaktaydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse, onu kurtarabilecek tek bir kişi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anılarımı terk edip onu unutmuşum gibi davrandığım zaman bile savaşmaya devam eden kız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini kurtarmaya zamanı kalmamasına rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, o—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Aya Otonaşi ortaya atıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, doğru. Hatırladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sahneye sayısız defa şahit olmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunların hepsi zaten tekrarlanacak. Birini kurtarmış olduğu gerçeği bile. Geriye tek kalacak şey, ölürken çektiği azabın anısı. Ölümle karşılaşmanın korkusu. Bu tecrübeyi tekrardan yaşayacağını bilmekten kaynaklanan keder.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, Aya Otonaşi kamyonun önüne atıldı. Başka birini ezilmekten kurtarmak için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar tekrar. Binlerce defa.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nasıl unutmuş olabilirdim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Şiddetli bir çarpma sesi vardı, ama kamyon duvarı içerden devasa bir gürültüyle kırarak geçti. Sesten hala kulaklarım çınlarken bir şekilde Otonaşi&#039;ye yaklaştım. Mogi yanında uzanıyordu, tamamen donuk bir vaziyette. Anlaşılan çok büyük bir şok yaşamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı ters yönde bükülmüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kan ter ile kaplıydı, ama öyle bir kararlılıkla konuşuyordu ki sanki hiç yaralanmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Geçen sefer, seni öldürdüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun için konuşmak ızdıraplı olmalıydı, ama sesi çok netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyin &#039;&#039;sahibi&#039;&#039; öldürünce biteceğini düşünmüştüm. Yapmak istemedim. Ama zamanında Reddeden Sınıf’tan kurtulmanın tek yolun o olduğunu inanıyordum. İnsanlığımdan vazgeçmeye hazırdım. Kabul etmek istemiyorum ama o dönemde benim için bir mahsuru yoktu. Reddeden Sınıf’tan kurtulduğumda utancımın da sıfırlanıp yok olacağını düşünmüştüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin bu tekrarın başında niye her şeyi unutmuş numarası yaptığını sonunda anlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini affedememişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kazada öldüğümde ölümüme kayıtsız kaldığı için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar pişmandı ki Reddeden Sınıf’ı ve o kadar peşinde olduğu kutuyu yüz üstü bırakıp gitmekten.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘O zaman neden beni öldürdün?!!’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözlere itiraz edemediği için çok pişmandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne kadar acımasızdım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve o sözler doğru bile değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Geçen sefer, Mogi&#039;yi kurtarmak için ortaya atılmıştım ve kazada ölmüştüm. Bunun Otonaşi&#039;nin suçu olduğunu zannetmiştim, &lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin ölüm sebebinin hep Otonaşi&#039;nin yüzünden olduğunu zannettiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önyargılı görüşlerim yüzünden, ‘Beni öldürdün’ gibi bir şey çıtlattım. Bu yanlış anlaşılmayı cinayet fikrini reddettiği an fark &lt;br /&gt;
etmeliydim. İşin aslı, kutaramadığı yalnız ben olsam da..&lt;br /&gt;
	Her nedense, bu kaza hep meydana geliyordu. Biri kesinlikle eziliyordu. O sefer benim ölmem sadece tesadüftü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh, kendi aptallığıma sadece gülebiliyorum. Suçluluk sırf kayıtsız kalınarak kaybolmaz ki. Bu da yetmezmiş gibi, Reddeden &lt;br /&gt;
Sınıf sonlanmadı ve ben eski benliğimin gölgesi olup üstesinden gelmek zorundayım. ‘İlahi adalet’ sözünün daha uygun olabileceği bir durum hayal &lt;br /&gt;
edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
         Bunları söylerken, Otonaşi kan öksürmeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, canın yanıyorsa konuşma…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmak için bir daha ne zaman fırsatımız olacak? Bu kadar acıya alışmıştım çoktan. Bu hiçbir şey değil. Bu sadece anlık &lt;br /&gt;
bir acı, o yüzden yavaş yavaş seni içten çökerten bir hastalığa kapılmaktan çok daha iyi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle bir duruma “çoktan alışmak” gibi bir şey söz konusu olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne anılarımı kaybettim, ne de Reddeden Sınıf’tan kurtulabildim. Haha... Muhtemelen bilincimin derinliklerinde bunu biliyordum... &lt;br /&gt;
Reddeden Sınıf’tan ayrılamayacağımı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...neden?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çok basit. Azmim beni o kadar kolay serbest bırakmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ileri geri sallanırken ayağa kalktı. Uzanık kalabilirdi, ama sanırım ona tepeden bakmamı kaldıramıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı mahvolmuştu. Otonaşi şiddetle öksürdü ve ağzından kanlar fışkırdı. Ama buna rağmen duvardan destek alarak kalktı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen Otonaşi ayağa kalktığından dolayı, Mogi ifadesizce donakalmış halinden kurtuldu ve hareket etmeye başladı. Ardından bana ürkek ürkek baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İyi misin, Mogi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......!!” ağzından geciken bir çığlık kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“S-Siz ne hakkında konuşuyordunuz… az önce..? Mmm, sırf az önce de değil, dünden beri.. siz ikiniz neyin nesisiniz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...ne? Kime o gözlerle bakıyordun öyle? O korku dolu gözlerle kime bakıyordun sen?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...biliyordum. Bana doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, onu yalnız bırakamadım. Düşünmeden, Mogi&#039;nin yanağına dokunmaya uzandım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“D-Dokunma bana!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aah.. haklısın. Ben ne yapıyordum? Onu ürküten kişi ben olduğum halde, niye ona doğru uzanayım ki? Bunun onu sakinleştireceğini mi &lt;br /&gt;
düşünmüştüm? Bir anlığına bile olsa, nasıl onu sakinleştirebileceğimi düşünmüş olabilirim ki?.. Bunu yapabilmemin imkanı yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen… neyin nesisin..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dişimi sıktım. Ona hiçbir şey anlatamazdım. O yüzden, onun bakışına dayanmaktan başka çarem yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bütün durumu şu an burada anlatmayı çok isterdim. Belki anlayabilirdi de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—öyle yapmamalıyım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne de olsa savaşmam lazımdı. Reddeden Sınıf’la savaşmam lazımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve bu savaş uğruna Reddeden Sınıf’ın yarattığı sahte günlük hayatı reddetmem gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zamanda, Otonaşi&#039;nin elini tuttuğumda bu karara varmıştım. O yüzden reddediyordum. Mogi&#039;nin bana gösterdiği gülümsemeyi, &lt;br /&gt;
kızaran yüzünü, kucağında uyumama izin vermesini—hepsini reddettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mogi, ben sessiz kalmakta direnince olan biteni anlamaya çalışmaktan vazgeçti, ve ürkekçe ayağa kalktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Titreyen bacaklarla geriye doğru sendeledi, gözleriyle onun peşinden gitmememiz için yalvardı, ve kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi kaçarken onu izledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve gözlerimin başka yere bakmadığına emin oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü bunun arzu ettiğim sonuç olması gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Artık ne kadar kararlı olduğunu anlıyorum,” dedi Otonaşi, Mogi ile olan etkileşimimden sonra. Hala duvara yaslanıyordu. &lt;br /&gt;
“O yüzden, ben de karar verdim. Kutu elde etmeye çalışmaktan vazgeçeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu beni rahatsız etmişti. Bu beni kesinlikle rahatsız etmişti. Otonaşi&#039;nin gücüne ihtiyacım vardı. Düşünmeden, onu durdurmak &lt;br /&gt;
için ağzımı açmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam da bunu yapmak üzereyken…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Bu yüzden, sana yardımda bulunacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu beklemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana yardımda bulunmak mı? Aya Otonaşi mi bana yardımda bulunacaktı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden gerizekalı gibi bana aval aval bakıyorsun? Az önce sana yardımda bulunacağımı söyledim. Sağır mısın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu, güneşin batı’dan doğup doğuda batması kadar imkansızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yolumu kaybettim. Eleştirilerin tam isabet—seni öldürerek, ben insan-altı bi varlık oldum. Hayır, daha da kötüsü. Kendi &lt;br /&gt;
korkaklığını kabul etmek istemediği için amacından vazgeçip kaçan biriyim. Diğer bir deyişle, Reddeden Sınıf’a teslim oldum. Ve sadece bir &lt;br /&gt;
kutuya kaybeden birisinin yapabileceği bir şey olmadığına kendi kendimi inandırıp kaçmaya devam ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini aşağılıyor olmasına rağmen, gözlerinde hala bir ateş vardı. Esasında biraz rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama tereddüt etmek için hiçbir sebep yok. Kesinlikle utanılacak bir şey yaptım, ama bu yelkenleri suya indirmem için bir sebep &lt;br /&gt;
değil. İçi boş pişmanlıktan bir şey gelmez. Bundan dolayı artık kaçmayacağım. O yüzden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzını kapatmıştı, cümlesini bitirmeye isteksizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama ona sert sert baktığım için, ağzını açtı ve şunu söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O yüzden lütfen—beni affet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haa, anladım. Demek istediği buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip konuşma bana bir özür olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun yalvarışı tamamen anlamsız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seni affedemem.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu açık sözlü kelimelerimi duyduktan sonra, Otonaşi bir anlığına şaşırmıştı, ama ciddi suratı hemen geri döndü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım… öldürülmek kesinlikle affedemeyeceğin bir şey. Anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşlarını çattı, kelimelerimin ne anlama geldiğini anlayamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demeye calıştığım şey… &amp;lt;u&amp;gt;zaten affedilecek ne var ki?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Onu affetmek istemiyor değildim. Sadece onu affedemem. Çünkü affedilecek hiçbir şey yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hoşino, sen ne diyorsun? Ben…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sen beni öldürdün mü?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden gülmeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“&amp;lt;u&amp;gt;Ben buradayım!&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya. Bu açık ve netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben tam buradayım, Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne kadar sorumluluk hissetse de, geri alınamayacak bir şey yapmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar sorumluluk hissettiğini anlamıyordum zaten. Ne de olsa Reddeden Sınıf’ın yaratıcısı değildi. Otonaşi sadece &lt;br /&gt;
işin içine karışmıştı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—hayır, bu doğru değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sadece bir kurban değil. Hepimizin kişiliğini çözen ve davranışlarımıza bağlı olarak nasıl hareketlerde &lt;br /&gt;
bulunacağımızı bilen bir lider. Belirli bir yerine taş atınca suyun nasıl dalgalanacağını bilen biri. En az Reddeden Sınıf’ın &lt;br /&gt;
yaratıcısına eş değer güce sahip bir lider o.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu güç yüzünden, olan bitenden kendini sorumlu tutuyor. Çünkü düzgün davranırsa kötü şeylerin önleneceğini düşünüyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden birisinin ölümüne mani olmadığı, yani olamadığı için, kendini katil gibi hissediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi kendisi demişti. Reddeden Sınıf içerisinde ölümler sadece bir gösteriydi diye.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Gerçekten benim umurumda değil. Ama ısrar ediyorsan, sihirli bir kelime kullanmaya ne dersin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşları çatık donakaldı. Birkaç saniyeden sonra tekrar hareket etmeye başladı ve aşağı baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Omuzları titredi. He? Ne? Bu ne demekti? Endişelendim ve ona gözümün ucuyla baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıhı… Haha… HAHAHAHAHAHAHA!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Gülüyordu! Hatta kahkaha atıyordu!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-hey! Neden gülüyorsun? Özür dilerim, ama anlayamıyorum!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İtirazlarıma rağmen, Otonaşi bir süre kahkaha atmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Off… bu da neyin nesiydi böyle? ‘Havalı’ bir şey dediğimden emindim, ama anlaşılan işin sonunda sözlerim sadece gülünecek bir &lt;br /&gt;
şeydi…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sonunda gülmemeye başlamıştı, her zamanki cesur ifadesi geri gelmişti ve dudağını bükerek benimle konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben 27,754 &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; yaşadım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bunu iyi biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Davranışlarına göre alacağın hareketlerin şimdiye kadar hepsini çözdüğümden emindim. Ama şu anki ifadeni hiç öngöremedim. Sonsuz can sıkıntısına alışık birisi için bunun ne kadar komik olduğunu hayal edebilir misin?” dedi, oldukça memnun gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala onun niyetini anlayamamıştım ve başımı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Sen gerçekten çok komiksin. Daha önceden senin gibi biriyle asla tanışmamıştım. İlk bakışta hiçbir özel inancı olmayan &lt;br /&gt;
sıradan bir insana benziyorsun, ama esasında günlük hayatına senden daha bağımlı kimse yok. Tam da bu sebepten dolayı bu sahte günlük hayatı &lt;br /&gt;
gerçeğinden benden bile daha iyi ayırt edebiliyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;den bile daha iyi mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Hiç de ayırt edemiyorum. Ne de olsa, geri alınacağını bilmeme rağmen, kaza olduğunda kalbim sıkışıyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Onun özelliğinle hiçbir alakası yok. Örneğin, bir film izlediğinde veya kitap okuduğunda, karakterler talihsizlik &lt;br /&gt;
yaşadığında, sen de rahatsız oluyorsun, değil mi? Burada da aynı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten öyle mi acaba?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok aniydi, ne için özür dilediğini anlayamamıştım. Ne olduğunu anlamadan, yüzündeki memnuniyetin izi kalmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hakikaten, kendi güçsüzlüğümden utanıyorum. Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Önemli değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benden üstün olduğu belli olan birinin benden samimi bir şekilde özür dilemesi beni rahatsız eder. Sanki beni eleştiriyormuş gibi &lt;br /&gt;
bocaladım. Gerçekten acınası biriyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sadece basit bir özürdü, ama bu senin için yeterli, değil mi? Sadece seni ve niyetini anlayıp, seni yönlendirmeye devam etmem &lt;br /&gt;
gerekiyor. Benden arzu ettiğin şey bu, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E-Evet…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilemek, he? Kesinlikle şart, ama sanki bunu senelerdir yapmıyormuşum gibi hissediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...eminim gerçekten de yapmamıştır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, vakit geldi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vakit?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,754. &#039;&#039;okul transferin&#039;&#039; sonu için. Ve 27,755. başlangıcı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip fenomeni şaşırtıcı bir sakinlikle kabullendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Etrafa baktığımda insanların kazadan dolayı toplaştığını gördüm. Aralarında bir çoğunun üstünde tanıdık üniformalar vardı. Kokone &lt;br /&gt;
de bulunuyordu kalabalıkta ve bizi izliyordu. Otonaşi ile herkesi görmezden gelip konuşuyordum. Yani, Mogi&#039;nin niye o kadar &lt;br /&gt;
korktuğunu anlayabiliyordum. Kanlar içersinde kalmış bir Otonaşi ile sıradan bir muhabbet etmem oldukça rahatsız edici olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye elimi uzattım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç tereddüt etmeden, bu eli tuttu; başka birinin reddettiği bu eli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalbim aşırı bir güç tarafından sıkışmaya başladı, sanki bir yığın altında eziliyordu. Gökyüzü kitap gibi kapanmaya başladı. Kapanmasına rağmen, dünyanın büründüğü renk—beyazdı. Beyaz. Beyaz. Zemin sarsılmaya başlamıştı, tadı nedense şekerli geliyordu—tadını ise dilimle değilde, derim ile alıyordum. Kötü bir his değildi, ama tiksindiriciydi. Sonunda, anladım ki bu olay 27,754. tekrarın sonunu işaretliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dört bir yanımız yumuşak, tatlı, ve bembeyaz keder ile sarılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 3087. Defa|3,087. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=505734</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27754. Defa(2)</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=505734"/>
		<updated>2016-11-04T11:52:32Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Otonaşi ile olan ilişkimin tamamen bitmesi üzerine birden Kokone’den arama gelince yoruldum muhtemelen. ...Esasında sadece mazeret uyduruyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen unutmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu kavşakta kesinlikle bir kaza olacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben güvendeyim. Kavşağa yaklaşınca içgüdüsel olarak bir defasında orada ölürken o yaşadığım muazzam şoku hatırladım.  O yüzden kendi emniyetimi sağlamakta sıkıntı yaşamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu kabul edilebilir bir durum değil. Sonuçta, bu demek oluyor ki başka biri bu kaçınılmaz kazada ezilecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Unutmuştum. Ve bu yüzden, o kişiyi kurtarmak için çok geç kalmıştım. Birinin ezileceğini bilmeme rağmen, durdurmadım. ‘Çünkü unutmuştum’ demek bir mazeret olarak sayılamazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat biriyim. &amp;lt;u&amp;gt;Sanki o kişiyi kendim öldürmüştüm&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kasumi Mogi orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sevdiğim kız orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, kamyon aşırı bir hızla ona doğru ilerlemekte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şuan durduğum yerden onu kurtaramam. Ne kadar hiç düşünmeden onu kurtarmaya çalışsam da, bu kadar uzaktayken başarabilmemin imkanı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız benim yüzümden kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız kanlar içinde kalmaya devam edecekti, tekrar ve tekrar, ve benim yüzümden, tekrar ve tekrar, çünkü ben de buna göz yumuyorum, tekrar ve de tekrar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“U-UAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAH!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kamyona doğru koştum. Mogi&#039;yi kurtarmak için mi koşuyorum? Hayır. Kesinlikle hayır. Suçluluk duymayı sürdüremem bir şeyler yapma hissini tatmak istiyorum ben. Bu sadece kendimi tatmin etmek için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. Ben ne kadar berbat biriyim böyle?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve ardından gördüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kurtarılma şansı olmadığını düşündüğüm kız itilerek kurtulmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben yapmamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona zamanında yetişmek için fazla uzaktaydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse, onu kurtarabilecek tek bir kişi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anılarımı terk edip onu unutmuşum gibi davrandığım zaman bile savaşmaya devam eden kız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini kurtarmaya zamanı kalmamasına rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, o—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Aya Otonaşi ortaya atıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, doğru. Hatırladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sahneye sayısız defa şahit olmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunların hepsi zaten tekrarlanacak. Birini kurtarmış olduğu gerçeği bile. Geriye tek kalacak şey, ölürken çektiği azabın anısı. Ölümle karşılaşmanın korkusu. Bu tecrübeyi tekrardan yaşayacağını bilmekten kaynaklanan keder.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, Aya Otonaşi kamyonun önüne atıldı. Başka birini ezilmekten kurtarmak için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar tekrar. Binlerce defa.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nasıl unutmuş olabilirdim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Şiddetli bir çarpma sesi vardı, ama kamyon duvarı içerden devasa bir gürültüyle kırarak geçti. Sesten hala kulaklarım çınlarken bir şekilde Otonaşi&#039;ye yaklaştım. Mogi yanında uzanıyordu, tamamen donuk bir vaziyette. Anlaşılan çok büyük bir şok yaşamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı ters yönde bükülmüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kan ter ile kaplıydı, ama öyle bir kararlılıkla konuşuyordu ki sanki hiç yaralanmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Geçen sefer, seni öldürdüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun için konuşmak ızdıraplı olmalıydı, ama sesi çok netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyin &#039;&#039;sahibi&#039;&#039; öldürünce biteceğini düşünmüştüm. Yapmak istemedim. Ama zamanında Reddeden Sınıf’tan kurtulmanın tek yolun o olduğunu inanıyordum. İnsanlığımdan vazgeçmeye hazırdım. Kabul etmek istemiyorum ama o dönemde benim için bir mahsuru yoktu. Reddeden Sınıf’tan kurtulduğumda utancımın da sıfırlanıp yok olacağını düşünmüştüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin bu tekrarın başında niye her şeyi unutmuş numarası yaptığını sonunda anlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini affedememişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kazada öldüğümde ölümüme kayıtsız kaldığı için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar pişmandı ki Reddeden Sınıf’ı ve o kadar peşinde olduğu kutuyu yüz üstü bırakıp gitmekten.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘O zaman neden beni öldürdün?!!’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözlere itiraz edemediği için çok pişmandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne kadar acımasızdım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve o sözler doğru bile değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Geçen sefer, Mogi&#039;yi kurtarmak için ortaya atılmıştım ve kazada ölmüştüm. Bunun Otonaşi&#039;nin suçu olduğunu zannetmiştim, &lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin ölüm sebebinin hep Otonaşi&#039;nin yüzünden olduğunu zannettiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önyargılı görüşlerim yüzünden, ‘Beni öldürdün’ gibi bir şey çıtlattım. Bu yanlış anlaşılmayı cinayet fikrini reddettiği an fark &lt;br /&gt;
etmeliydim. İşin aslı, kutaramadığı yalnız ben olsam da..&lt;br /&gt;
	Her nedense, bu kaza hep meydana geliyordu. Biri kesinlikle eziliyordu. O sefer benim ölmem sadece tesadüftü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh, kendi aptallığıma sadece gülebiliyorum. Suçluluk sırf kayıtsız kalınarak kaybolmaz ki. Bu da yetmezmiş gibi, Reddeden &lt;br /&gt;
Sınıf sonlanmadı ve ben eski benliğimin gölgesi olup üstesinden gelmek zorundayım. ‘İlahi adalet’ sözünün daha uygun olabileceği bir durum hayal &lt;br /&gt;
edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
         Bunları söylerken, Otonaşi kan öksürmeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, canın yanıyorsa konuşma…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmak için bir daha ne zaman fırsatımız olacak? Bu kadar acıya alışmıştım çoktan. Bu hiçbir şey değil. Bu sadece anlık &lt;br /&gt;
bir acı, o yüzden yavaş yavaş seni içten çökerten bir hastalığa kapılmaktan çok daha iyi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle bir duruma “çoktan alışmak” gibi bir şey söz konusu olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne anılarımı kaybettim, ne de Reddeden Sınıf’tan kurtulabildim. Haha... Muhtemelen bilincimin derinliklerinde bunu biliyordum... &lt;br /&gt;
Reddeden Sınıf’tan ayrılamayacağımı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...neden?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çok basit. Azmim beni o kadar kolay serbest bırakmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ileri geri sallanırken ayağa kalktı. Uzanık kalabilirdi, ama sanırım ona tepeden bakmamı kaldıramıyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı mahvolmuştu. Otonaşi şiddetle öksürdü ve ağzından kanlar fışkırdı. Ama buna rağmen duvardan destek alarak kalktı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen Otonaşi ayağa kalktığından dolayı, Mogi ifadesizce donakalmış halinden kurtuldu ve hareket etmeye başladı. Ardından bana ürkek ürkek baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İyi misin, Mogi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......!!” ağzından geciken bir çığlık kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“S-Siz ne hakkında konuşuyordunuz… az önce..? Mmm, sırf az önce de değil, dünden beri.. siz ikiniz neyin nesisiniz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...ne? Kime o gözlerle bakıyordun öyle? O korku dolu gözlerle kime bakıyordun sen?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...biliyordum. Bana doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, onu yalnız bırakamadım. Düşünmeden, Mogi&#039;nin yanağına dokunmaya uzandım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“D-Dokunma bana!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aah.. haklısın. Ben ne yapıyordum? Onu ürküten kişi ben olduğum halde, niye ona doğru uzanayım ki? Bunun onu sakinleştireceğini mi &lt;br /&gt;
düşünmüştüm? Bir anlığına bile olsa, nasıl onu sakinleştirebileceğimi düşünmüş olabilirim ki?.. Bunu yapabilmemin imkanı yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen… neyin nesisin..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dişimi sıktım. Ona hiçbir şey anlatamazdım. O yüzden, onun bakışına dayanmaktan başka çarem yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bütün durumu şu an burada anlatmayı çok isterdim. Belki anlayabilirdi de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—öyle yapmamalıyım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne de olsa savaşmam lazımdı. Reddeden Sınıf’la savaşmam lazımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve bu savaş uğruna Reddeden Sınıf’ın yarattığı sahte günlük hayatı reddetmem gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zamanda, Otonaşi&#039;nin elini tuttuğumda bu karara varmıştım. O yüzden reddediyordum. Mogi&#039;nin bana gösterdiği gülümsemeyi, &lt;br /&gt;
kızaran yüzünü, kucağında uyumama izin vermesini—hepsini reddettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mogi, ben sessiz kalmakta direnince olan biteni anlamaya çalışmaktan vazgeçti, ve ürkekçe ayağa kalktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Titreyen bacaklarla geriye doğru sendeledi, gözleriyle onun peşinden gitmememiz için yalvardı, ve kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi kaçarken onu izledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve gözlerimin başka yere bakmadığına emin oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü bunun arzu ettiğim sonuç olması gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Artık ne kadar kararlı olduğunu anlıyorum,” dedi Otonaşi, Mogi ile olan etkileşimimden sonra. Hala duvara yaslanıyordu. &lt;br /&gt;
“O yüzden, ben de karar verdim. Kutu elde etmeye çalışmaktan vazgeçeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu beni rahatsız etmişti. Bu beni kesinlikle rahatsız etmişti. Otonaşi&#039;nin gücüne ihtiyacım vardı. Düşünmeden, onu durdurmak &lt;br /&gt;
için ağzımı açmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam da bunu yapmak üzereyken…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Bu yüzden, sana yardımda bulunacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu beklemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana yardımda mı bulunmak? Aya Otonaşi bana yardımda mı bulunacaktı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden gerizekalı gibi bana aval aval bakıyorsun? Az önce sana yardımda bulunacağımı söyledim. Sağır mısın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu, güneşin batı’dan doğup doğuda batması kadar imkansızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yolumu kaybettim. Eleştirilerin tam isabetti—seni öldürerek, ben insan-altı varlık oldum. Hayır, daha da kötüsü. Kendi &lt;br /&gt;
korkaklığını kabul etmek istemediği için amacından vazgeçip kaçan biriyim. Diğer bir deyişle, Reddeden Sınıf’a teslim oldum. Ve sadece bir &lt;br /&gt;
kutuya kaybeden birisinin yapabileceği bir şey olmadığına kendi kendimi inandırıp kaçmaya devam ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini aşağılamasına rağmen, gözlerinde hala bir ateş vardı. Esasında biraz rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama tereddüt etmek için hiçbir sebep yok. Kesinlikle utanılacak bir şey yaptım, ama yelkenleri suya indirmem için bir sebep &lt;br /&gt;
değil. Boş boş pişmanlıklardan hiçbir şey gelmez. Bundan dolayı artık kaçmayacağım. O yüzden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzını kapatmıştı, cümlesini bitirmeye isteksizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama ona sert sert baktığım için, ağzını açtı ve şunu söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O yüzden lütfen—beni affet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haa, anladım. Demek istediği buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip konuşma bana bir özür olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun yalvarışı tamamen anlamsızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seni affedemem.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu açık sözlü kelimelerimi duyduktan sonra, Otonaşi bir anlığına şaşırmıştı, ama ciddi suratı hemen geri dönmüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım… öldürülmek kesinlikle affedemeyeceğin bir şey. Anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşlarını çattı, kelimelerimin ne anlama geldiğini anlayamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demeye calıştığım şey… &amp;lt;u&amp;gt;zaten affedilecek ne var ki?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Onu affetmek istemiyor değildim. Sadece onu affedemem. Çünkü affedilecek hiçbir şey yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hoşino, sen ne diyorsun? Ben…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sen beni öldürdün mü?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden gülümsemeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“&amp;lt;u&amp;gt;Ben buradayım!&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya. Bu açık ve netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben tam buradayım, Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne kadar sorumluluk hissetse de, geri alınamayacak bir şey yapmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar sorumluluk hissettiğini anlamıyordum zaten. Ne de olsa Reddeden Sınıf’ın yaratıcısı değildi. Otonaşi sadece &lt;br /&gt;
işin içine karışmıştı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—hayır, bu doğru değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sadece bir kurban değildi. Hepimizin kişiliğini çözen ve davranışlarımıza bağlı olarak nasıl hareketlerde &lt;br /&gt;
bulunacağımızı bilen bir hükümdardı. Belirli bir yerine taş atınca suyun nasıl dalgalanacağını bilen biriydi. En az Reddeden Sınıf’ın &lt;br /&gt;
yaratıcısına eş değer güce sahip bir hükümdardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu güç yüzünden, olan bitenden kendini sorumlu tutuyordu. Çünkü düzgün davranırsa kötü şeylerin önleneceğini düşünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden birisinin ölümüne mani olmadığı, ve olamadığı için, kendini katil gibi hissediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi kendisi demişti. Reddeden Sınıf içerisinde ölümler sadece bir gösteriydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Gerçekten benim umurumda değil. Ama ısrar ediyorsan, sihirli bir kelime kullanmaya ne dersin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşları çatık donakaldı. Birkaç saniyeden sonra tekrar hareket etmeye başladı ve aşağı baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Omuzları titredi. He? Ne? Bu ne demekti? Endişelendim ve ona gözümün ucuyla baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıhı… Haha… HAHAHAHAHAHAHA!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Gülüyordu! Hatta kahkaha atıyordu!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-hey! Neden gülüyorsun? Özür dilerim, ama anlayamıyorum!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İtirazlarıma rağmen, Otonaşi bir süre kahkaha atmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Off… bu da neyin nesiydi böyle? ‘Havalı’ bir şey dediğimden emindim, ama anlaşılan işin sonunda sözlerim sadece gülünecek bir &lt;br /&gt;
şeydi…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sonunda gülmemeye başlamıştı, her zamanki cesur ifadesi geri gelmişti ve dudağını bükerek benimle konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben 27,754 &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; yaşadım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bunu iyi biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Davranışlarına göre alacağın hareketlerin şimdiye kadar hepsini çözdüğümden emindim. Ama şu anki ifadeni hiç öngöremedim. Sonsuz can sıkıntısına alışık birisi için bunun ne kadar komik olduğunu hayal edebilir misin?” dedi, oldukça memnun gözükerek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala onun niyetini anlayamamıştım ve başımı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Sen gerçekten çok komiksin. Daha önceden senin gibi biriyle asla tanışmamıştım. İlk bakışta hiçbir özel inancı olmayan &lt;br /&gt;
sıradan bir insana benziyorsun, ama esasında günlük hayatına senden daha bağımlı kimse yok. Tam bu sebepten dolayı bu sahte günlük hayatı &lt;br /&gt;
gerçeğinden benden bile daha iyi ayırt edebiliyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;den bile daha iyi mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Hiç de ayırt edemiyorum. Ne de olsa, geri alınacağını bilmeme rağmen, kaza olduğunda kalbim sıkışıyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Onun özelliğinle hiçbir alakası yok. Örneğin, bir film izlediğinde veya kitap okuduğunda, karakterler talihsizlik &lt;br /&gt;
yaşadığında, sen de rahatsız oluyorsun, değil mi? Burada da aynı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten öyle miydi acaba?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok aniydi, ne için özür dilediğini anlayamamıştım. Ne olduğunu anlamadan, yüzündeki memnuniyetin izi kalmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hakikaten, kendi güçsüzlüğümden utanıyorum. Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Önemli değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benden üstün olduğu belli olan birinin benden samimi bir şekilde özür dilemesi beni rahatsız eder. Sanki beni eleştiriyormuş gibi &lt;br /&gt;
bocaladım. Gerçekten acınası biriyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sadece basit bir özürdü, ama bu senin için yeterli, değil mi? Sadece seni ve niyetini anlayıp, seni yönlendirmeye devam etmem &lt;br /&gt;
gerekiyor. Benden arzu ettiğin şey bu, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E-Evet…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilemek, he? Kesinlikle şart, ama sanki bunu senelerdir yapmıyormuşum gibi hissediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...eminim gerçekten de yapmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, vakit geldi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vakit?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,754. &#039;&#039;okul transferin&#039;&#039; sonu için. Ve 27,755. başlangıcı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip fenomeni şaşırtıcı bir sakinlikle kabullendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Etrafa baktığımda insanların kazadan dolayı biriktiğini gördüm. Aralarında bir çoğunun üstünde tanıdık üniformalar vardı. Kokone &lt;br /&gt;
de bulunuyordu kalabalıkta ve bizi izliyordu. Otonaşi ile herkesi görmezden gelip konuşuyordum. Yani, Mogi&#039;nin niye o kadar &lt;br /&gt;
korktuğunu anlayabiliyordum. Kanlar içersinde kalmış bir Otonaşi ile sıradan bir muhabbet etmem oldukça rahatsız edici olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye elimi uzattım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç tereddüt etmeden, bu eli tuttu; başka birinin reddettiği bu eli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalbim aşırı bir güç tarafından sıkışmaya başladı, sanki mengene içinde eziliyordu. Gökyüzü kitap gibi kapanmaya başladı. Kapanmasına rağmen, dünyanın büründüğü renk—beyazdı. Beyaz. Beyaz. Zemin sarsılmaya başlamıştı, tadı nedense şekerli geliyordu—tadını ise dilimle değilde, derim ile alıyordum. Kötü bir his değildi, ama tiksindiriciydi. Sonunda, anladım ki bu olay 27,754. tekrarın sonunu işaretliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dört bir yanımız yumuşak, tatlı, ve bembeyaz keder ile sarılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 3087. Defa|3,087. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=505733</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27754. Defa(2)</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=505733"/>
		<updated>2016-11-04T11:25:29Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Otonaşi ile olan ilişkimin tamamen bitmesi üzerine birden Kokone’den arama gelince yoruldum muhtemelen. ...Esasında sadece mazeret uyduruyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen unutmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu kavşakta kesinlikle bir kaza olacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben güvendeyim. Kavşağa yaklaşınca içgüdüsel olarak bir defasında orada ölürken o yaşadığım muazzam şoku hatırladım.  O yüzden kendi emniyetimi sağlamakta sıkıntı yaşamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu kabul edilebilir bir durum değil. Sonuçta, bu demek oluyor ki başka biri bu kaçınılmaz kazada ezilecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Unutmuştum. Ve bu yüzden, o kişiyi kurtarmak için çok geç kalmıştım. Birinin ezileceğini bilmeme rağmen, durdurmadım. ‘Çünkü unutmuştum’ demek bir mazeret olarak sayılamazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat biriyim. &amp;lt;u&amp;gt;Sanki o kişiyi kendim öldürmüştüm&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kasumi Mogi orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sevdiğim kız orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, kamyon aşırı bir hızla ona doğru ilerlemekte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şuan durduğum yerden onu kurtaramam. Ne kadar hiç düşünmeden onu kurtarmaya çalışsam da, bu kadar uzaktayken başarabilmemin imkanı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız benim yüzümden kanlar içinde kalacak. Sevdiğim kız kanlar içinde kalmaya devam edecekti, tekrar ve tekrar, ve benim yüzümden, tekrar ve tekrar, çünkü ben de buna göz yumuyorum, tekrar ve de tekrar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“U-UAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAH!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kamyona doğru koştum. Mogi&#039;yi kurtarmak için mi koşuyorum? Hayır. Kesinlikle hayır. Suçluluk duymayı sürdüremem bir şeyler yapma hissini tatmak istiyorum ben. Bu sadece kendimi tatmin etmek için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. Ben ne kadar berbat biriyim böyle?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve ardından gördüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kurtarılma şansı olmadığını düşündüğüm kız itilerek kurtulmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben yapmamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona zamanında yetişmek için fazla uzaktaydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse, onu kurtarabilecek tek bir kişi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anılarımı terk edip onu unutmuşum gibi davrandığım zaman bile savaşmaya devam eden kız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini kurtarmaya zamanı kalmamasına rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, o—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Aya Otonaşi ortaya atıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, doğru. Hatırladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sahneye sayısız defa şahit olmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunların hepsi zaten tekrarlanacak. Birini kurtarmış olduğu gerçeği bile. Geriye tek kalacak şey, ölürken çektiği azabın anısı. Ölümle karşılaşmanın korkusu. Bu tecrübeyi tekrardan yaşayacağını bilmekten kaynaklanan keder.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, Aya Otonaşi kamyonun önüne atıldı. Başka birini ezilmekten kurtarmak için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar tekrar. Binlerce defa.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nasıl unutmuş olabilirdim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Şiddetli bir çarpma sesi vardı, ama kamyon duvarı içerden devasa bir gürültüyle kırarak geçti. Sesten hala kulaklarım çınlarken bir şekilde Otonaşi&#039;ye yaklaştım. Mogi yanında uzanıyordu, tamamen donuk bir vaziyette. Anlaşılan çok büyük bir şok yaşamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı ters yönde bükülmüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kan ter ile kaplıydı, ama öyle bir kararlılıkla konuşuyordu ki sanki hiç yaralanmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Geçen sefer, seni öldürdüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun için konuşmak ızdıraplı olmalıydı, ama sesi çok netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyin &#039;&#039;sahibi&#039;&#039; öldürünce biteceğini düşünmüştüm. Yapmak istemedim. Ama zamanında Reddeden Sınıf’tan kurtulmanın tek yolun o olduğunu inanıyordum. İnsanlığımdan vazgeçmeye hazırdım. Kabul etmek istemiyorum ama o dönemde benim için bir mahsuru yoktu. Reddeden Sınıf’tan kurtulduğumda utancımın da sıfırlanıp yok olacağını düşünmüştüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin bu tekrarın başında niye her şeyi unutmuş numarası yaptığını sonunda anlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini affedememişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kazada öldüğümde ölümüme kayıtsız kaldığı için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar pişmandı ki Reddeden Sınıf’ı ve o kadar peşinde olduğu kutuyu yüz üstü bırakıp gitmekten.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘O zaman neden beni öldürdün?!!’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözlere itiraz edemediği için çok pişmandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne kadar acımasızdım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve o sözler doğru bile değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Geçen sefer, Mogi&#039;yi kurtarmak için ortaya atılmıştım ve kazada ölmüştüm. Bunun Otonaşi&#039;nin suçu olduğunu zannetmiştim, &lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin ölüm sebebinin hep Otonaşi&#039;nin yüzünden olduğunu zannettiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önyargılı görüşlerim yüzünden, ‘Beni öldürdün’ gibi bir şey çıtlattım. Bu yanlış anlaşılmayı cinayet fikrini reddettiği an fark &lt;br /&gt;
etmeliydim. İşin aslı, beni sadece kurtaramamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, bu kaza hep meydana geliyordu. Biri kesinlikle eziliyordu. O sefer benim ölmem sadece tesadüftü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımf, kendi aptallığıma sadece gülebiliyorum. Suçluluk sırf unutarak kaybolan bir şey değil ki. Bu da yetmezmiş gibi, Reddeden &lt;br /&gt;
Sınıf sonlanmadı ve ben çaptan epeyce düştüm. Buna katlanmak zorundayım. ‘İlahi adalet’ sözünün daha uygun olabileceği bir durum hayal &lt;br /&gt;
edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunları söylerken, Otonaşi kan öksürmeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, canın yanıyorsa konuşma…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmak için bir daha ne zaman fırsatımız olacak? Bu kadar acıya alışmıştım çoktan. Bu hiçbir şey değil. Bu sadece anlık &lt;br /&gt;
bir acı, o yüzden yavaş yavaş seni içten çökerten bir hastalığa kapılmaktan çok daha iyi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle bir duruma “çoktan alışmak” gibi bir şey söz konusu olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne anılarımı kaybettim, ne de Reddeden Sınıf’tan kurtulabildim. Haha… Muhtemelen bilincimin derinliklerinde bunu biliyordum… &lt;br /&gt;
Reddeden Sınıf’tan ayrılamayacağımı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...neden?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çok basit. Azmim beni o kadar kolay serbest bırakmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ileri geri sallanırken ayağa kalktı. Uzanık kalabilirdi, ama muhtemelen ona tepeden bakmama dayanamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı mahvolmuştu. Otonaşi şiddetle öksürdü ve ağzından kanlar fırladı. Ama buna rağmen duvardan destek alarak kalktı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen Otonaşi ayağa kalktığından dolayı, Mogi ifadesizce donakalmış halinden kurtuldu ve hareket etmeye başladı. Ardından bana ürkek ürkek baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İyi misin, Mogi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......!!” ağzından geciken bir çığlık kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“S-Siz ne hakkında konuşuyordunuz… az önce..? Mmm, sırf az önce de değil, dünden beri.. siz ikiniz neyin nesisiniz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...ne? Kime o gözlerle bakıyordun öyle? O korku dolu gözlerle kime bakıyordun sen?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...biliyordum. Bana doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, onu yalnız bırakamadım. Düşünmeden, Mogi&#039;nin yanağına dokunmaya uzandım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“D-Dokunma bana!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aah.. haklısın. Ben ne yapıyordum? Onu ürküten kişi ben olduğum halde, niye ona doğru uzanıyordum ki? Onu sakinleştireceğini mi &lt;br /&gt;
düşünmüştüm? Bir anlığına bile olsa, nasıl onu sakinleştirebileceğimi düşünmüş olabilirdim?.. Bunu yapabilmemin imkanı yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen… neyin nesisin..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dişimi sıktım. Ona hiçbir şey anlatamazdım. O yüzden, onun bakışına dayanmaktan başka çarem yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bütün durumu şu an burada anlatmayı çok isterdim. Belki anlayabilirdi de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—öyle yapmamalıyım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne de olsa savaşmam lazımdı. Reddeden Sınıf’la savaşmam lazımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve o savaş uğruna Reddeden Sınıf’ın ürettiği sahte günlük hayatı reddetmem gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zamanda, Otonaşi&#039;nin elini tuttuğumda bu karara varmıştım. O yüzden reddediyordum. Mogi&#039;nin bana gösterdiği gülümsemeyi, &lt;br /&gt;
kızaran yüzünü, kucağında uyumama izin vermesi—hepsini reddettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mogi, ben sessiz kalmakta direnince olan biteni anlamaya çalışmaktan vazgeçti, ve ürkekçe ayağa kalktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Titreyen bacaklarla geriye doğru sendeledi, gözleriyle onun peşinden gitmememiz için yalvardı, ve kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi kaçarken onu izledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve gözlerimin başka yere bakmadığına emin oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü bunun arzu ettiğim sonuç olması gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Artık ne kadar kararlı olduğunu anlıyorum,” dedi Otonaşi, Mogi ile olan etkileşimimden sonra. Hala duvara yaslanıyordu. &lt;br /&gt;
“O yüzden, ben de karar verdim. Kutu elde etmeye çalışmaktan vazgeçeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu beni rahatsız etmişti. Bu beni kesinlikle rahatsız etmişti. Otonaşi&#039;nin gücüne ihtiyacım vardı. Düşünmeden, onu durdurmak &lt;br /&gt;
için ağzımı açmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam da bunu yapmak üzereyken…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Bu yüzden, sana yardımda bulunacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu beklemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana yardımda mı bulunmak? Aya Otonaşi bana yardımda mı bulunacaktı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden gerizekalı gibi bana aval aval bakıyorsun? Az önce sana yardımda bulunacağımı söyledim. Sağır mısın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu, güneşin batı’dan doğup doğuda batması kadar imkansızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yolumu kaybettim. Eleştirilerin tam isabetti—seni öldürerek, ben insan-altı varlık oldum. Hayır, daha da kötüsü. Kendi &lt;br /&gt;
korkaklığını kabul etmek istemediği için amacından vazgeçip kaçan biriyim. Diğer bir deyişle, Reddeden Sınıf’a teslim oldum. Ve sadece bir &lt;br /&gt;
kutuya kaybeden birisinin yapabileceği bir şey olmadığına kendi kendimi inandırıp kaçmaya devam ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini aşağılamasına rağmen, gözlerinde hala bir ateş vardı. Esasında biraz rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama tereddüt etmek için hiçbir sebep yok. Kesinlikle utanılacak bir şey yaptım, ama yelkenleri suya indirmem için bir sebep &lt;br /&gt;
değil. Boş boş pişmanlıklardan hiçbir şey gelmez. Bundan dolayı artık kaçmayacağım. O yüzden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzını kapatmıştı, cümlesini bitirmeye isteksizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama ona sert sert baktığım için, ağzını açtı ve şunu söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O yüzden lütfen—beni affet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haa, anladım. Demek istediği buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip konuşma bana bir özür olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun yalvarışı tamamen anlamsızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seni affedemem.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu açık sözlü kelimelerimi duyduktan sonra, Otonaşi bir anlığına şaşırmıştı, ama ciddi suratı hemen geri dönmüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım… öldürülmek kesinlikle affedemeyeceğin bir şey. Anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşlarını çattı, kelimelerimin ne anlama geldiğini anlayamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demeye calıştığım şey… &amp;lt;u&amp;gt;zaten affedilecek ne var ki?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Onu affetmek istemiyor değildim. Sadece onu affedemem. Çünkü affedilecek hiçbir şey yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hoşino, sen ne diyorsun? Ben…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sen beni öldürdün mü?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden gülümsemeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“&amp;lt;u&amp;gt;Ben buradayım!&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya. Bu açık ve netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben tam buradayım, Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne kadar sorumluluk hissetse de, geri alınamayacak bir şey yapmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar sorumluluk hissettiğini anlamıyordum zaten. Ne de olsa Reddeden Sınıf’ın yaratıcısı değildi. Otonaşi sadece &lt;br /&gt;
işin içine karışmıştı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—hayır, bu doğru değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sadece bir kurban değildi. Hepimizin kişiliğini çözen ve davranışlarımıza bağlı olarak nasıl hareketlerde &lt;br /&gt;
bulunacağımızı bilen bir hükümdardı. Belirli bir yerine taş atınca suyun nasıl dalgalanacağını bilen biriydi. En az Reddeden Sınıf’ın &lt;br /&gt;
yaratıcısına eş değer güce sahip bir hükümdardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu güç yüzünden, olan bitenden kendini sorumlu tutuyordu. Çünkü düzgün davranırsa kötü şeylerin önleneceğini düşünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden birisinin ölümüne mani olmadığı, ve olamadığı için, kendini katil gibi hissediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi kendisi demişti. Reddeden Sınıf içerisinde ölümler sadece bir gösteriydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Gerçekten benim umurumda değil. Ama ısrar ediyorsan, sihirli bir kelime kullanmaya ne dersin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşları çatık donakaldı. Birkaç saniyeden sonra tekrar hareket etmeye başladı ve aşağı baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Omuzları titredi. He? Ne? Bu ne demekti? Endişelendim ve ona gözümün ucuyla baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıhı… Haha… HAHAHAHAHAHAHA!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Gülüyordu! Hatta kahkaha atıyordu!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-hey! Neden gülüyorsun? Özür dilerim, ama anlayamıyorum!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İtirazlarıma rağmen, Otonaşi bir süre kahkaha atmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Off… bu da neyin nesiydi böyle? ‘Havalı’ bir şey dediğimden emindim, ama anlaşılan işin sonunda sözlerim sadece gülünecek bir &lt;br /&gt;
şeydi…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sonunda gülmemeye başlamıştı, her zamanki cesur ifadesi geri gelmişti ve dudağını bükerek benimle konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben 27,754 &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; yaşadım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bunu iyi biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Davranışlarına göre alacağın hareketlerin şimdiye kadar hepsini çözdüğümden emindim. Ama şu anki ifadeni hiç öngöremedim. Sonsuz can sıkıntısına alışık birisi için bunun ne kadar komik olduğunu hayal edebilir misin?” dedi, oldukça memnun gözükerek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala onun niyetini anlayamamıştım ve başımı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Sen gerçekten çok komiksin. Daha önceden senin gibi biriyle asla tanışmamıştım. İlk bakışta hiçbir özel inancı olmayan &lt;br /&gt;
sıradan bir insana benziyorsun, ama esasında günlük hayatına senden daha bağımlı kimse yok. Tam bu sebepten dolayı bu sahte günlük hayatı &lt;br /&gt;
gerçeğinden benden bile daha iyi ayırt edebiliyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;den bile daha iyi mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Hiç de ayırt edemiyorum. Ne de olsa, geri alınacağını bilmeme rağmen, kaza olduğunda kalbim sıkışıyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Onun özelliğinle hiçbir alakası yok. Örneğin, bir film izlediğinde veya kitap okuduğunda, karakterler talihsizlik &lt;br /&gt;
yaşadığında, sen de rahatsız oluyorsun, değil mi? Burada da aynı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten öyle miydi acaba?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok aniydi, ne için özür dilediğini anlayamamıştım. Ne olduğunu anlamadan, yüzündeki memnuniyetin izi kalmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hakikaten, kendi güçsüzlüğümden utanıyorum. Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Önemli değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benden üstün olduğu belli olan birinin benden samimi bir şekilde özür dilemesi beni rahatsız eder. Sanki beni eleştiriyormuş gibi &lt;br /&gt;
bocaladım. Gerçekten acınası biriyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sadece basit bir özürdü, ama bu senin için yeterli, değil mi? Sadece seni ve niyetini anlayıp, seni yönlendirmeye devam etmem &lt;br /&gt;
gerekiyor. Benden arzu ettiğin şey bu, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E-Evet…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilemek, he? Kesinlikle şart, ama sanki bunu senelerdir yapmıyormuşum gibi hissediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...eminim gerçekten de yapmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, vakit geldi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vakit?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,754. &#039;&#039;okul transferin&#039;&#039; sonu için. Ve 27,755. başlangıcı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip fenomeni şaşırtıcı bir sakinlikle kabullendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Etrafa baktığımda insanların kazadan dolayı biriktiğini gördüm. Aralarında bir çoğunun üstünde tanıdık üniformalar vardı. Kokone &lt;br /&gt;
de bulunuyordu kalabalıkta ve bizi izliyordu. Otonaşi ile herkesi görmezden gelip konuşuyordum. Yani, Mogi&#039;nin niye o kadar &lt;br /&gt;
korktuğunu anlayabiliyordum. Kanlar içersinde kalmış bir Otonaşi ile sıradan bir muhabbet etmem oldukça rahatsız edici olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye elimi uzattım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç tereddüt etmeden, bu eli tuttu; başka birinin reddettiği bu eli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalbim aşırı bir güç tarafından sıkışmaya başladı, sanki mengene içinde eziliyordu. Gökyüzü kitap gibi kapanmaya başladı. Kapanmasına rağmen, dünyanın büründüğü renk—beyazdı. Beyaz. Beyaz. Zemin sarsılmaya başlamıştı, tadı nedense şekerli geliyordu—tadını ise dilimle değilde, derim ile alıyordum. Kötü bir his değildi, ama tiksindiriciydi. Sonunda, anladım ki bu olay 27,754. tekrarın sonunu işaretliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dört bir yanımız yumuşak, tatlı, ve bembeyaz keder ile sarılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 3087. Defa|3,087. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=505732</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27754. Defa(2)</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=505732"/>
		<updated>2016-11-04T10:59:58Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;Otonaşi ile olan ilişkimin tamamen bitmesi üzerine birden Kokone’den arama gelince yoruldum muhtemelen. ...Esasında sadece mazeret uyduruyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen unutmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu kavşakta kesinlikle bir kaza olacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben güvendeyim. Kavşağa yaklaşınca içgüdüsel olarak hatırladım, orada bir defasında ölmekten yaşadığım muazzam şoku. O yüzden kendi emniyetimi sağlayabilmekte sıkıntı yaşamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu kabul edilebilir bir durum değil. Sonuçta, bu demek oluyor ki başka biri bu kaçınılmaz kazada ezilecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Unutmuştum. Ve bu yüzden, o kişiyi kurtarmak için çok geç kalmıştım. Birinin ezileceğini bilmeme rağmen, durdurmadım. ‘Çünkü unutmuştum’ demek bir mazeret olarak sayılamazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat biriyim. &amp;lt;u&amp;gt;Sanki o kişiyi kendim öldürmüştüm&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kasumi Mogi orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sevdiğim kız orada.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, kamyon aşırı bir hızla ona doğru ilerlemekte.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şuan durduğum yerden onu kurtaramam. Ne kadar hiç düşünmeden onu kurtarmaya çalışsam da, bu kadar uzaktayken başarabilmemin imkanı yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kanlar içinde kalacaktı. Sevdiğim kız kanlar içinde kalacaktı. Sevdiğim kız benim yüzümden kanlar içinde kalacaktı. Sevdiğim kız kanlar içinde kalmaya devam edecekti, tekrar ve tekrar, ve benim yüzümden, tekrar ve tekrar, çünkü ben buna göz yumuyorum, tekrar ve tekrar.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“U-UAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAH!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kamyona doğru koştum. Mogi&#039;yi kurtarmak için mi koşuyorum? Hayır. Kesinlikle hayır. Suçluluk duygusunu sürdüremem bir şeyler yapma hissini tatmak istiyorum ben. Bu sadece kendimi tatmin etmek için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. Ben ne kadar berbat biriyim böyle?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve ardından gördüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kurtarılma şansı olmadığını düşündüğüm kız itilerek kurtulmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben yapmamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona zamanında yetişmek için fazla uzaktaydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse, onu kurtarabilecek tek bir kişi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anılarımı terk edip onu unutmuşum gibi davrandığım zaman bile savaşmaya devam eden kız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini kurtarmaya zamanı kalmamasına rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, o—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Aya Otonaşi ortaya atıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, doğru. Hatırladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sahneye sayısız defa şahit olmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunların hepsi zaten tekrarlanacak. Birini kurtardığı gerçeği bile. Geriye tek kalacak şey, ölürken çektiği azabın anısıydı. Ölümle karşılaşmanın korkusu. Bu tecrübeyi tekrar yaşayacağını bilmekten kaynaklanan keder.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, Aya Otonaşi kamyonun önüne atıldı. Başka birini ezilmekten kurtarmak için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar tekrar. Binlerce defa.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nasıl unutmuş olabilirdim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Şiddetli bir çarpma sesi vardı, ama kamyon duvarın içinden devasa bir gürültüyle kırarak geçti. Sesten hala kulaklarım çınlarken bir şekilde Otonaşi&#039;ye yaklaştım. Mogi yanında uzanıyordu, tamamen donuk bir vaziyette. Anlaşılan çok büyük bir şok yaşamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı ters yönde bükülmüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kan ter ile kaplıydı, ama öyle bir kararlılıkla konuşuyordu ki sanki hiç yaralanmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Geçen sefer, seni öldürdüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun için konuşmak ızdıraplı olmalıydı, ama sesi çok netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyin &#039;&#039;sahibi&#039;&#039; öldürünce biteceğini düşünmüştüm. Yapmak istemedim. Ama zamanında Reddeden Sınıf’tan kurtulmanın tek yolun o olduğunu inanıyordum. İnsanlığımdan vazgeçmeye hazırdım. Kabul etmek istemiyorum, ama o dönemde benim için bir mahsuru yoktu. Reddeden Sınıf’tan kurtulduğumda utancımın da sıfırlanıp yok olacağını düşünmüştüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin bu tekrarın başında niye her şeyi unutmuş numarası yaptığını sonunda anlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini affedememişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kazada öldüğümde ölümüme kayıtsız kaldığı için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar pişmandı ki Reddeden Sınıf’tan kaçmaktan, ve o kadar peşinde olduğu kutudan vazgeçmek üzereydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘O zaman neden beni öldürdün?!!’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözlere itiraz edemediği için çok pişmandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne kadar acımasızdım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve o sözler doğru bile değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Geçen sefer, Mogi&#039;yi kurtarmak için ortaya atılmıştım ve kazada ölmüştüm. Bunun Otonaşi&#039;nin suçu olduğunu zannetmiştim, &lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin ölümünün sebebini hep Otonaşi&#039;nin yüzünden olduğunu zannettiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önyargılı görüşlerim yüzümden, ‘Beni öldürdün’ gibi bir söz söyledim. Bu yanlış anlaşılmayı cinayet fikrini reddettiği an fark &lt;br /&gt;
etmeliydim. İşin aslı, beni sadece kurtaramamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, bu kaza hep meydana geliyordu. Biri kesinlikle eziliyordu. O sefer benim ölmem sadece tesadüftü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımf, kendi aptallığıma sadece gülebiliyorum. Suçluluk sırf unutarak kaybolan bir şey değil ki. Bu da yetmezmiş gibi, Reddeden &lt;br /&gt;
Sınıf sonlanmadı ve ben çaptan epeyce düştüm. Buna katlanmak zorundayım. ‘İlahi adalet’ sözünün daha uygun olabileceği bir durum hayal &lt;br /&gt;
edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunları söylerken, Otonaşi kan öksürmeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, canın yanıyorsa konuşma…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmak için bir daha ne zaman fırsatımız olacak? Bu kadar acıya alışmıştım çoktan. Bu hiçbir şey değil. Bu sadece anlık &lt;br /&gt;
bir acı, o yüzden yavaş yavaş seni içten çökerten bir hastalığa kapılmaktan çok daha iyi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle bir duruma “çoktan alışmak” gibi bir şey söz konusu olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne anılarımı kaybettim, ne de Reddeden Sınıf’tan kurtulabildim. Haha… Muhtemelen bilincimin derinliklerinde bunu biliyordum… &lt;br /&gt;
Reddeden Sınıf’tan ayrılamayacağımı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...neden?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çok basit. Azmim beni o kadar kolay serbest bırakmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ileri geri sallanırken ayağa kalktı. Uzanık kalabilirdi, ama muhtemelen ona tepeden bakmama dayanamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı mahvolmuştu. Otonaşi şiddetle öksürdü ve ağzından kanlar fırladı. Ama buna rağmen duvardan destek alarak kalktı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen Otonaşi ayağa kalktığından dolayı, Mogi ifadesizce donakalmış halinden kurtuldu ve hareket etmeye başladı. Ardından bana ürkek ürkek baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İyi misin, Mogi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......!!” ağzından geciken bir çığlık kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“S-Siz ne hakkında konuşuyordunuz… az önce..? Mmm, sırf az önce de değil, dünden beri.. siz ikiniz neyin nesisiniz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...ne? Kime o gözlerle bakıyordun öyle? O korku dolu gözlerle kime bakıyordun sen?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...biliyordum. Bana doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, onu yalnız bırakamadım. Düşünmeden, Mogi&#039;nin yanağına dokunmaya uzandım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“D-Dokunma bana!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aah.. haklısın. Ben ne yapıyordum? Onu ürküten kişi ben olduğum halde, niye ona doğru uzanıyordum ki? Onu sakinleştireceğini mi &lt;br /&gt;
düşünmüştüm? Bir anlığına bile olsa, nasıl onu sakinleştirebileceğimi düşünmüş olabilirdim?.. Bunu yapabilmemin imkanı yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen… neyin nesisin..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dişimi sıktım. Ona hiçbir şey anlatamazdım. O yüzden, onun bakışına dayanmaktan başka çarem yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bütün durumu şu an burada anlatmayı çok isterdim. Belki anlayabilirdi de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—öyle yapmamalıyım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne de olsa savaşmam lazımdı. Reddeden Sınıf’la savaşmam lazımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve o savaş uğruna Reddeden Sınıf’ın ürettiği sahte günlük hayatı reddetmem gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zamanda, Otonaşi&#039;nin elini tuttuğumda bu karara varmıştım. O yüzden reddediyordum. Mogi&#039;nin bana gösterdiği gülümsemeyi, &lt;br /&gt;
kızaran yüzünü, kucağında uyumama izin vermesi—hepsini reddettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mogi, ben sessiz kalmakta direnince olan biteni anlamaya çalışmaktan vazgeçti, ve ürkekçe ayağa kalktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Titreyen bacaklarla geriye doğru sendeledi, gözleriyle onun peşinden gitmememiz için yalvardı, ve kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi kaçarken onu izledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve gözlerimin başka yere bakmadığına emin oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü bunun arzu ettiğim sonuç olması gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Artık ne kadar kararlı olduğunu anlıyorum,” dedi Otonaşi, Mogi ile olan etkileşimimden sonra. Hala duvara yaslanıyordu. &lt;br /&gt;
“O yüzden, ben de karar verdim. Kutu elde etmeye çalışmaktan vazgeçeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu beni rahatsız etmişti. Bu beni kesinlikle rahatsız etmişti. Otonaşi&#039;nin gücüne ihtiyacım vardı. Düşünmeden, onu durdurmak &lt;br /&gt;
için ağzımı açmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam da bunu yapmak üzereyken…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Bu yüzden, sana yardımda bulunacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu beklemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana yardımda mı bulunmak? Aya Otonaşi bana yardımda mı bulunacaktı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden gerizekalı gibi bana aval aval bakıyorsun? Az önce sana yardımda bulunacağımı söyledim. Sağır mısın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu, güneşin batı’dan doğup doğuda batması kadar imkansızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yolumu kaybettim. Eleştirilerin tam isabetti—seni öldürerek, ben insan-altı varlık oldum. Hayır, daha da kötüsü. Kendi &lt;br /&gt;
korkaklığını kabul etmek istemediği için amacından vazgeçip kaçan biriyim. Diğer bir deyişle, Reddeden Sınıf’a teslim oldum. Ve sadece bir &lt;br /&gt;
kutuya kaybeden birisinin yapabileceği bir şey olmadığına kendi kendimi inandırıp kaçmaya devam ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini aşağılamasına rağmen, gözlerinde hala bir ateş vardı. Esasında biraz rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama tereddüt etmek için hiçbir sebep yok. Kesinlikle utanılacak bir şey yaptım, ama yelkenleri suya indirmem için bir sebep &lt;br /&gt;
değil. Boş boş pişmanlıklardan hiçbir şey gelmez. Bundan dolayı artık kaçmayacağım. O yüzden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzını kapatmıştı, cümlesini bitirmeye isteksizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama ona sert sert baktığım için, ağzını açtı ve şunu söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O yüzden lütfen—beni affet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haa, anladım. Demek istediği buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip konuşma bana bir özür olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun yalvarışı tamamen anlamsızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seni affedemem.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu açık sözlü kelimelerimi duyduktan sonra, Otonaşi bir anlığına şaşırmıştı, ama ciddi suratı hemen geri dönmüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım… öldürülmek kesinlikle affedemeyeceğin bir şey. Anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşlarını çattı, kelimelerimin ne anlama geldiğini anlayamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demeye calıştığım şey… &amp;lt;u&amp;gt;zaten affedilecek ne var ki?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Onu affetmek istemiyor değildim. Sadece onu affedemem. Çünkü affedilecek hiçbir şey yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hoşino, sen ne diyorsun? Ben…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sen beni öldürdün mü?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden gülümsemeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“&amp;lt;u&amp;gt;Ben buradayım!&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya. Bu açık ve netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben tam buradayım, Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne kadar sorumluluk hissetse de, geri alınamayacak bir şey yapmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar sorumluluk hissettiğini anlamıyordum zaten. Ne de olsa Reddeden Sınıf’ın yaratıcısı değildi. Otonaşi sadece &lt;br /&gt;
işin içine karışmıştı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—hayır, bu doğru değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sadece bir kurban değildi. Hepimizin kişiliğini çözen ve davranışlarımıza bağlı olarak nasıl hareketlerde &lt;br /&gt;
bulunacağımızı bilen bir hükümdardı. Belirli bir yerine taş atınca suyun nasıl dalgalanacağını bilen biriydi. En az Reddeden Sınıf’ın &lt;br /&gt;
yaratıcısına eş değer güce sahip bir hükümdardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu güç yüzünden, olan bitenden kendini sorumlu tutuyordu. Çünkü düzgün davranırsa kötü şeylerin önleneceğini düşünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden birisinin ölümüne mani olmadığı, ve olamadığı için, kendini katil gibi hissediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi kendisi demişti. Reddeden Sınıf içerisinde ölümler sadece bir gösteriydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Gerçekten benim umurumda değil. Ama ısrar ediyorsan, sihirli bir kelime kullanmaya ne dersin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşları çatık donakaldı. Birkaç saniyeden sonra tekrar hareket etmeye başladı ve aşağı baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Omuzları titredi. He? Ne? Bu ne demekti? Endişelendim ve ona gözümün ucuyla baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıhı… Haha… HAHAHAHAHAHAHA!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Gülüyordu! Hatta kahkaha atıyordu!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-hey! Neden gülüyorsun? Özür dilerim, ama anlayamıyorum!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İtirazlarıma rağmen, Otonaşi bir süre kahkaha atmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Off… bu da neyin nesiydi böyle? ‘Havalı’ bir şey dediğimden emindim, ama anlaşılan işin sonunda sözlerim sadece gülünecek bir &lt;br /&gt;
şeydi…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sonunda gülmemeye başlamıştı, her zamanki cesur ifadesi geri gelmişti ve dudağını bükerek benimle konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben 27,754 &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; yaşadım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bunu iyi biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Davranışlarına göre alacağın hareketlerin şimdiye kadar hepsini çözdüğümden emindim. Ama şu anki ifadeni hiç öngöremedim. Sonsuz can sıkıntısına alışık birisi için bunun ne kadar komik olduğunu hayal edebilir misin?” dedi, oldukça memnun gözükerek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala onun niyetini anlayamamıştım ve başımı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Sen gerçekten çok komiksin. Daha önceden senin gibi biriyle asla tanışmamıştım. İlk bakışta hiçbir özel inancı olmayan &lt;br /&gt;
sıradan bir insana benziyorsun, ama esasında günlük hayatına senden daha bağımlı kimse yok. Tam bu sebepten dolayı bu sahte günlük hayatı &lt;br /&gt;
gerçeğinden benden bile daha iyi ayırt edebiliyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;den bile daha iyi mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Hiç de ayırt edemiyorum. Ne de olsa, geri alınacağını bilmeme rağmen, kaza olduğunda kalbim sıkışıyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Onun özelliğinle hiçbir alakası yok. Örneğin, bir film izlediğinde veya kitap okuduğunda, karakterler talihsizlik &lt;br /&gt;
yaşadığında, sen de rahatsız oluyorsun, değil mi? Burada da aynı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten öyle miydi acaba?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok aniydi, ne için özür dilediğini anlayamamıştım. Ne olduğunu anlamadan, yüzündeki memnuniyetin izi kalmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hakikaten, kendi güçsüzlüğümden utanıyorum. Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Önemli değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benden üstün olduğu belli olan birinin benden samimi bir şekilde özür dilemesi beni rahatsız eder. Sanki beni eleştiriyormuş gibi &lt;br /&gt;
bocaladım. Gerçekten acınası biriyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sadece basit bir özürdü, ama bu senin için yeterli, değil mi? Sadece seni ve niyetini anlayıp, seni yönlendirmeye devam etmem &lt;br /&gt;
gerekiyor. Benden arzu ettiğin şey bu, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E-Evet…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilemek, he? Kesinlikle şart, ama sanki bunu senelerdir yapmıyormuşum gibi hissediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...eminim gerçekten de yapmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, vakit geldi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vakit?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,754. &#039;&#039;okul transferin&#039;&#039; sonu için. Ve 27,755. başlangıcı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip fenomeni şaşırtıcı bir sakinlikle kabullendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Etrafa baktığımda insanların kazadan dolayı biriktiğini gördüm. Aralarında bir çoğunun üstünde tanıdık üniformalar vardı. Kokone &lt;br /&gt;
de bulunuyordu kalabalıkta ve bizi izliyordu. Otonaşi ile herkesi görmezden gelip konuşuyordum. Yani, Mogi&#039;nin niye o kadar &lt;br /&gt;
korktuğunu anlayabiliyordum. Kanlar içersinde kalmış bir Otonaşi ile sıradan bir muhabbet etmem oldukça rahatsız edici olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye elimi uzattım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç tereddüt etmeden, bu eli tuttu; başka birinin reddettiği bu eli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalbim aşırı bir güç tarafından sıkışmaya başladı, sanki mengene içinde eziliyordu. Gökyüzü kitap gibi kapanmaya başladı. Kapanmasına rağmen, dünyanın büründüğü renk—beyazdı. Beyaz. Beyaz. Zemin sarsılmaya başlamıştı, tadı nedense şekerli geliyordu—tadını ise dilimle değilde, derim ile alıyordum. Kötü bir his değildi, ama tiksindiriciydi. Sonunda, anladım ki bu olay 27,754. tekrarın sonunu işaretliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dört bir yanımız yumuşak, tatlı, ve bembeyaz keder ile sarılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 3087. Defa|3,087. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505144</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 2601. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505144"/>
		<updated>2016-10-25T23:55:33Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Adım Aya Otonaşi.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Transfer öğrenci sadece bu sözleri mırıldadı, ve başka hiç bir şey demedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aman tanrım! Çok etkileyici!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu oldukça yüksek sesle söyleyen, &amp;lt;u&amp;gt;yanımda oturan&amp;lt;/u&amp;gt; arkadaşım Haruaki Usui. Ders hâlâ devam ediyor olmasına rağmen bunu yapıp kuvvetle arkama vurdu.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki?  Canımı acıttığını biliyorsun, ve etraftakiler de bize bakıyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki çoktan sınıfın arka tarafına, Aya Otonaşi’nin oturduğu yere doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakışlarımız kesişti! Şansa bak!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ona dönüp baktığında gözlerinizin buluşması doğal tabi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşi, buna KADER deniyor!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir dakika, ne? Kader mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse işte, kız çok tatlı! Kızın resmi çizilse dünya pazarında milyonlara satılır... sonra da ulusal hazinelerimiz listesine girer. Ah, artık benim için çok geç, kalbimi çoktan çaldı bile... Ona aşkımı ilan edeceğim..”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok hızlı!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zil çalmıştı. Kalkıp öğretmenimize selam verdikten sonra, Haruaki oturmaya kalkışmadan doğruca Otonaşi&#039;nin yanında bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aya Otonaşi! Sana ilk görüşte âşık oldum. Seni seviyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Oha, gerçekten de itiraf ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin cevabını duyamıyordum ama Haruaki’nin suratından hemen anlaşılıyordu. Ee, hayır… suratına bakmak bile gerekmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki geri geldi ve sıramın önünde durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Saçmalık… &#039;&#039;Ben&#039;&#039; mi reddedildim?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Gerçekten de başarabileceğini mi düşünüyordu...? Yüzündeki ciddi ifade birazcık korkunçtu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Belli değil miydi? Durduk yere ona ilan-ı aşk etmen onu sadece rahatsız eder!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm, anladım. O halde, tekrar itiraf ederim. Ama bir dahaki sefere, bu kadar ani bir şekilde yapmam! Hislerim elbet bir gün ona ulaşacaktır!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir yandan iyimser düşünce şekli neredeyse gıpta edilebilirdi, ama diğer yandan bundan kaçınmayı tercih ederdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğleniyor musunuz? Beni gerçekten güzel eğlendiriyorsunuz, ama kızlar sizi ciddi anlamda küçümsüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya bize bu sözlerle katıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hee?! Sadece Haruaki küçümsenmiyor muydu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok, seni de küçümsüyorlar. Kızlar senin de parmağın olduğunu düşünüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oho, benimle beraber yanıyorsun demek!  Büyük şeref bu! Öyle değil mi Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ş- Şeref hariç her şey…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onu bi kenara bırakalım şimdi, Daiyan, sen bile ona hamle yapmak isterdin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki Daiya’yı dürttü. Daiya’ya böyle bir şey korkusuzca yapabiliyor, muhtemelen çocukluk arkadaşları oldukları için. Ya da belki de sonuçları aldırmadan, atılgan bir şekilde davrandığındandır…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya iç çekip hemen cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hiç de bile.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İmkansız! Öyleyse kim seni etkileyebilir Daiyan?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi&#039;nin görünüşünden dolayı kalbimin daha hızlı çarpması mühim değil. Güzelliğini kabul etmek zorunda olabilirim, ama ona asılma arzum hiç yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki, hiç anlamıyorsun değil mi? Yani, tabi ki böyle düşünceleri senin gibi bir hayvanın anlaması imkansız. Sen sadece içgüdülerine göre hareket eden ve güzel gözüken herhangi bir kızı kabul edebilecek bir hayvansın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne!? Öncelikle, içgüdü ile görüntüye düşkün olmanın ne alakası var?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Güzel birinden hoşlanmak insanın doğasında vardır, çünkü güzel bir çocuk sahibi olmak soyunun devam etme ihtimallerini arttırır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Oooo..&#039;&#039; Haruaki&#039;yle ben aynı anda hayranlıkla uğuldadık. Daiya bu kadar basit bir şeyi bilmediğimiz için hayrete düşmüşe benziyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım Daiyan! Yani demeye çalıştığın, o kadar güzel ki sen bile ona hamle yapamıyosun! Kaçınılmaz yenilgi! Değil mi? Ulaşamadığı ciğere mındar diyen kedi gibisin aynı.Senin bu yaptığına mazeret denir. Çok sıkıcı. Bu çok sıkıcı Daiyan!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmamın ne kadarını dinledin? Bu ne lan? ...Yani, ifadenin ilk yarısı tam olarak yanlış &lt;br /&gt;
değil. Ama diğer yarısı— seni öldürürüm!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay, demek gerçekten de ona hamle yapamıyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zafer kazanmışçasına bir suratı vardı Haruaki’nin. Daiya sonunda Haruaki’yi yumrukladı. Oha, sanırım Daiya’nın bütün bastırılmış öfkesi vardı o yumruğun arkasında…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ona ‘hamle yapamam’ değil. O ‘bana hamle yapmaz.’”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar da ukala… Hey, Hoşi, bu adam sırf tipinden dolayı kendini çok kaptırmadı mı?&amp;quot; dedi Haruaki, hiç pişmanlık göstermeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana ulaşamaz diye bana hamle yapmıyor değil! Yani, bu da mümkün olabilir, ama onun durumunda bu geçerli bile değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oha, cesurca garip şeyler söylüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni ulaşılamaz olarak görmüyor, hayır, öyle bir sınıflandırma yapmakla bile uğraşmıyor. Baştan beri bizimle ilgilenmiyor. Bizi küçük bile görmüyor. Aynen bizim böcekleri böcek olarak algıladığımız gibi, o da insanları insan olarak algılıyor. Bu kadar. Benim yakışıklı suratımla Haruaki’nin çirkin suratı gibi insanlar arasındaki küçük farklar zerre umurunda değil. Aynen hamam böceğinin cinsiyetinin aklından geçmemesi gibi. Öyle bir kıza nasıl hamle yapabilirsin?&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki bile Otonaşi hakkındaki bu acımasız ifade karşısında sessiz kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Daiya.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki için ağızımı açtım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ilgini epey çekti sanki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya diyecek laf bulamıyor. Ah, bu çok nadir bir tepki. Ama haklı değil miyim? Fikri&#039;nin doğru olup olmadığı bir kenara, böyle bir analizde bulunmak için onu iyi bir miktar gözlemlemiş olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&#039;&#039;cık&#039;&#039;, hiç de ilgilenmiyorum.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Aa, kızardın!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hey Kazu. O yoldan ilerlemeye devam edersen sonu iyi olmaz. Sana aklının ucundan geçmeyecek bir pırasa kullanma yöntemi gösteriyim mi? Öyle kötü travma sonrası stres bozukluğun olur ki, her pırasa gördüğünde kurdeşen çıkarırsın!”&amp;lt;ref name=&amp;quot;kurdeşen&amp;quot;&amp;gt;Burada pırasayı fitil olarak kullanmakla alakalı bir kocakarı ilacına ince olmayan bir gönderme var. http://detail.chiebukuro.yahoo.co.jp/qa/question_detail/q1233508952&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya’nın epeyce kızgın olduğunu fark ettim, o yüzden konuyu sakarca gülerek değiştirmeye çalıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her neyse, Daiya kendisinin ve Otonaşi&#039;nin tamamen uyumsuz olduğunu anlamışa benziyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Böcekle eşit düzeyde kötü olan sezgilerine rağmen, sen bile yakında onun anormalliğini anlayacaksın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kötü bir bahane gibi geldi kulağıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama hiç de öyle değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, tamamen haklıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İlk ders bittikten hemen sonra Otonaşi birden elini kaldırdı. Öğretmenimiz, Hokuba, O&#039;nu fark etti, ama Otonaşi ona konuşma hakkı verip vermemesini umursamıyordu bile. Öğretmen izin vermeden ayağa kalkıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“1-6 Sınıfındaki herkese bir şey yaptıracağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi şaşkın tepkilerimizi aldırmadan konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beş dakikanızı alacak. O kadar zaman ayırabilirsiniz, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kimse cevap vermedi ama yine de tahtaya doğru ilerledi. Kayıtsız bir şekilde Hokuba&#039;yı dışarı yönlendirdi, ve sonra da kürsüdeki yerini aldı. Bu tamamen abes bir durum olmasına rağmen, O nasılsa bunu çok doğal bir şekilde yapıyordu. Sınıf arkadaşlarımın tepkisine bakılacak olursa, onlar da aynı şekilde düşünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf sessizlik içindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tahtada dururken, Otonaşi dümdüz ileri bakıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi benim için ‘belirli bir şey’ yazacaksınız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kürsüden indi ve ön sıradaki öğrencilere kağıt verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O öğrenciler kendileri için birer kağıt ayırıp kalanını arkaya uzattılar, bütün sınıfa dağıtılması gereken bir ilanı dağıtırmış gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonunda ben de bir adet aldım. Her yanı 10cm olan sıradan bir kağıt.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bitirdiğinizde lütfen bana geri verin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘belirli bir şey’ ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone herkesin aklında olan soruyu sorduktan sonra, Otonaşi basit bir cevap verdi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İsmim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözle birlikte, az önce sessiz olan sınıfta bir anda gürültü kopmaya başladı. Makuldur, ben de anlamamıştım. İsmi mi? Herkes onun ismini biliyor. Daha bu sabah kendini “Aya Otonaşi” diye tanıtmamış mıydı? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar saçma!” diye bağırdı biri. Bunu Otonaşi&#039;ye diyebilecek tek bir kişi var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya Oomine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımın hepsi durdu. Herkes Daiya’dan kötü bir düşman olacağını bilir.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“İsmin Aya Otonaşi. Neden bunu yazmamızı istiyorsun? İsmini ezberlememizi o kadar mı çok istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Daiya’nın saldırgan konuşmasına rağmen sakin kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben ‘Aya Otonaşi’ yazardım. Ama bunu sana söyledim. Artık bir şey yazmama gerek yok, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, umurumda değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan bu kadar basit bir kabulu beklemiyordu, ve diyecek bir şeyi de kalmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzıyla &#039;&#039;cık&#039;&#039;ladı, kağıdı gürültülü bir şekilde yırttı ve sınıfı terk etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu? Neden yazmaya başlamıyorsunuz?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Kimse yazmaya başlayamamıştı. Belli olmayabilir ama, herkes o ve onun davranışlarından şaşkına &lt;br /&gt;
dönmüştü. Daiya’ya karşı geldi. Daiya’nın sınıf arkadaşları olarak bunun ne kadar etkileyici olduğunu biliyorduk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Herkes bir süre donakaldı. Ama birisinin kalem sesi sessizliği bozunca sınıf boyunca karalama sesi yankılanmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eminim kimse Otonaşi&#039;nin niyetini anlamamıştı. Ama önemli değil. Yazabileceğimiz tek bir şey var, sonuçta.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Aya Otonaşi’ ismi var sadece.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye ilk kağıdı veren kişi Haruaki&#039;ydi. O ayağa kalkar kalkmaz sınıf arkadaşlarımızdan bir kaçı onu izledi. Otonaşi Haruaki’nin kağıdını kabul ettiğinde ifadesi pek değişmedi.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Muhtemelen… yanlış cevaptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O Mogi ile bir çift lafladıktan sonra yerine geçti, ve ona seslendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne yazdın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Sadece ‘Aya Otonaşi’ yazabilirsin, öyle değil mi? Neredeyse son harfi yazmayı unutuyordum ama,” Haruaki bunu söylerken nedense biraz kederli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...yani, aynen, tek seçenek o sanırım…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar tereddüt etme—yaz gitsin işte!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sence sırf ismini yazmamız için mi bu kadar uğraştı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Durum öyleyse, neden bu kadar uğraştığını anlayamıyorum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki hemen “Tabi ki anlamıyorsun,” diye yanıt vererek kuşkularımı doğruladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Ama… sen ‘Aya Otonaşi’ yazdın, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Evet… dinle, Daiyan hafife alınmayacak derecede zeki, değil mi? Ama diğer yandan kişiliği de hafife alınmayacak derece berbat, her türlü!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden konuyu değiştirdiğinden dolayı kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ve o sadece ‘Aya Otonaşi’ yazacağını söyledi’. Başka yazacak bir şey aklına gelmedi. Tabi ki ben daha iyi bir şey bulamam. Demeye çalıştığım, farklı bir seçenek bulamıyoruz, o sebepten dolayı da başka bir şey yazamıyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aklına gelmeyen bir şey… yazamazsın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen öyle. Bu deney bize yönelik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin dediğinin tam isabet olduğunu hissettim. Haklı olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani diğer bi deyişle, Otonaşi bunu sınıf arkadaşlarının çoğu için değil, &amp;lt;u&amp;gt;farklı bir şey düşünebilecek biri için yapıyor sadece.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki&#039;nin neden az önce o kadar kederli olduğunu anladım. Yani, ilk görüşte ona âşık olmuştu. İtirafı yarı şaka olabilirdi, ama başka itiraf ettiği kimseyi tanımıyorum. O yüzden esasında az çok içtendi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi hislerine karşılık vermedi. Varlığı görmezden geliniyordu… Aynı Daiya’nın söylediği gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Haruaki, kafan beklediğimden iyi basıyormuş.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bir şey demene lüzum yoktu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaba iltifatımı mahcup bir gülümsemenin arkasına gizlemeye çalışırken, Haruaki buruk bir şekilde gülümseyerek tepki verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonra görüşürüz. Şimdi gitmezsem, üst sınıftakiler beni öldürür. Hayır, abartmıyorum!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ah, evet. Göreyim seni.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şöyle böyle olan beyzbol takımımız baya istekli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önümde duran boş kağıda baktım. ‘Aya Otonaşi’ yazmak üzereyim, ama bir türlü kendimi bunu yazmaya getiremiyorum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;ye baktım. Ona verilen kağıtlara bakarken ifadesi hiç değişmedi. Muhtemelen hepsinin üstünde ‘Aya Otonaşi’ yazılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&amp;lt;u&amp;gt;—Bir şey düşünmeyen biri &#039;bir şey&#039; yazamaz&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“——”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zaman ne yapmalıyım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her şeyden sonra, aklıma bir şey geliyor. Her nedense, alakasız ‘Maria’ ismi geldi aklıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben de bir hata olduğunun farkındayım. Her şey arasında ‘Maria’. Bu isim nereden geldiğine dair hiç bir fikrim yok. Üstelik bu isimle kağıdımı verirsem, bana ‘Benimle dalga mı geçiyorsun!’ gibi bir şeyler bağıracak.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama ya, şans eseri, bu aradığı cevapsa..?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ciddi bir oyalanmadan sonra, 10x10cm’lik kağıt parçasına yazmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Maria’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ayağa kalkıp Otonaşi&#039;ye doğru yürümeye başladım. Artık sıra yok. Görünen o ki son kalan kişi benim. Kağıdımı gergin bir şekilde uzattım. Otonaşi ses etmeden kabul etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonra üstünde yazılana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve ifadesi değişti. Bariz bir şekilde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öğretmenimize veya Daiya’ya karşı durduğunda hiç rahatsız olmayan Otonaşi&#039;nin gözleri apaçıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hahaha…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden kahkahalara boğuldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, demek ismimi hatırladın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söyler söylemez pişman oldum. Çünkü kahkaha atmayı kesince bana baş düşmanıymışım gibi sert sert baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen..! Benimle dalga mı geçiyorsun?!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ancak telaşlı bir şekilde öfkesini bastırabilmişti, çünkü düşük, boğazdan gelen bir sesle konuştu. ‘Dalga geçme’ kısmını beklemiştim, ama sesindeki ton oldukça şaşırtıcıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni bütün gücüyle yakamdan tuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aa! Ö-Özür dilerim! S-Seninle dalga geçmek gibi bir niyetim yoktu…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bana söylemeye çalıştığın şey böyle bir cevabı şaka olmadan yazabiliyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ehm, yani. Sen… haklı olabilirsin. Belki de şaka yapıyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu son darbe olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yakamı bir an bile bırakmadan, beni okul binasının arkasına sürükledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi beni okul binasının duvarına doğru itti ve dik dik baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Plan yapmakta iyi değilim. Bunun farkındayım. O yüzden &#039;Suçlu, teslim ol!&#039; seviyesinde saçma bir planla çıkageldim. Hayır, buna plan bile denilemez. Ama buna rağmen… Nasıl bu tuzağa düştün!? Hem de bu ikinci defa yapışım! İlk sefer tamamen görmezden gelmiştin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ellerini yakamdan çekmişti ama öfkeli bakışları o kadar baskılayıcıydı ki olduğum yerde kalmamda yeterdi.  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dudaklarını ısırırken bana dik dik bakmaya devam ediyordu, ve ardından iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hayır, böyle saçma bir yönteme en sonunda tepki aldığım için kontrolümü kaybettim. Ama bu &lt;br /&gt;
durumun iyiye doğru gittiği anlamına gelir, o yüzden mutlu olmalıyım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet, sanırım. Mutlu olmalısın! Hahaha.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi sahte gülüşüme tekrar dik dik baktı. En iyisi sessiz kalmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Anlamıyorum. Esasında inatçılığım yüzünden artık pes ettiğini düşünmüştüm ama... bu vurdumduymaz, sakin suratın da neyin nesi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Vurdumduymaz değilim, sadece ne hakkında konuştuğuna dair bir fikrim yok!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni 2,600 tekrar boyunca görmezden geldin. Bu sonsuz yinelenme ne kadar devam ederse etsin teslim olmayacağım. Ama ben bile yorgun hissediyorum. Senin de aynı şekilde hissetmen gerekir, öyleyse nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne… Ne dediğin hakkında zerre fikrim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan sonunda şaşkınlığımı anladı ve bana şüpheyle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Acaba sen kendinin farkında değil misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kendinin farkında mı? Nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Pekâlâ. Rol yapıyor olsan bile açıklamanın zararı yok. Hm, doğru. Bunu basitçe anlatmak &lt;br /&gt;
gerekirse—ben 2.601 defa ‘transfer’ oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yapabildiğim tek şey boş bir ifadeyle şaşırmak oldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer rol yapıyorsan gerçekten çok yeteneklisin. Ama gerçekten de ‘bilmiyorsan’, öyle boş bir &lt;br /&gt;
ifadeye sahip olman tabi doğal. Neyse. Sana bildiklerimi anlatacağım. Hım, evet—bugün Martın 2&#039;si, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugünü,  2 Mart’ı,  2.601 defa tekrarladığımı söylemek daha kolay olur, ama o da tam doğru değil. O &lt;br /&gt;
yüzden &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, ama o da tam uygun değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ben Martın 2sine, sabah 06:27’ye tam  2.601 defa geri gönderildim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.....”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“‘Geri gönderildim’ benim açımdan doğru bir tabir, ama evrensel olarak doğru değil. O yüzden burada &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, çünkü gerçekte olana daha yakın—”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi ağzımın açıldığını gördü ve kafasını kaşımaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ahh, off! Sen ne kadar aptalsın! Saat 06:27 civarında herhangi bir şeyi onaylamıyorsan onu ‘geçersiz’ sayıyorsun, değil mi!” Siniri tepesinde isyan ederek bana bağırdı. Hayır, hayır… Benim durumumda herhangi biri onun mantık çerçevesini anlayamaz, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Tam olarak anlamadım, ama aynı günü defalarca tekrarlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söylediğim anda &#039;o&#039; oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne? Nedir bu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Güçlü ve tuhaf bir hissin bana saldırdığı göğsümü bastırdım. Rahatsız hissediyorum… hayır, ‘rahatsız’ eksik kalır. Derin ve esrarengiz bir histi bu, sanki tüm şehrin aniden başka bir şehirle yer değiştirmesi ama bunu sadece senin fark etmen gibi.&lt;br /&gt;
	Anılarım dönmüş değildi. Yeni bir şey hatırlamıyordum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama nedense orada bir şey &#039;&#039;vardı&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gerçeği söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece gerçeği.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonunda anlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...B-Bir saniye.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
2 Mart’ı 2.601 defa yaşadı. Bu tek başına beni durdurmak için fazlaydı bile, ama Otonaşi&#039;nin belirttiği şey:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&amp;lt;u&amp;gt;Bunun sorumlusu ben miyim?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet,” Otonaşi anında cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Neden öyle bir şey yapayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sebeplerini ben nasıl anlayayım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu yapan ben değilim!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Kendinin bile farkında olmadan bunu nasıl söyleyebiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Neden ben?’ diye sormak üzereydim, ama göze çarpmam için bir sebep olduğunun farkına vardım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kağıt parçasının üstüne ben ‘Maria’ yazmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen şimdiye kadar olan tekrarlardan haberin olmadığı gibi, bu duruma sokulan kişilerden  ‘geçersiz’ ilan edilenlerin tekrarları hatırlamalarına imkan yok. Başka bir deyişle: benim dışımda, sadece bu durumun sorumlusu daha önce bahsettiğim ‘Maria’ ismini yazabilmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu defa bu ismi hatırladım. ‘Maria’ gibi bir ismin birden aklıma gelmesi benim gibi biri için olanaksız olduğunu kabul etmeliyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkili olduğunu bilmiyorum ama, sürekli insanların anılarında göze batacak şekilde davranmaya çalıştım. ‘Geçersiz’ ilan edilen tekrarları hatırlayan zanlının hata yapmasını bekliyordum. Gerçi, bu taktikten çokta beklentim yoktu…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“...Ne zaman benim hakkımda şüphelenmeye başladın? Yani, özellikle bana bu ismi -’Maria’ ismini- bana daha önceki bir tekrarda bahsetmiş olmalısın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aslında, oldukça zararsız görünüyordun, o yüzden özellikle senden şüphem yoktu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh, tabi herkese tek tek bu ismi söyleyerek denedim. Sonuçta, zamanım sınırsız.”&lt;br /&gt;
	Zamanı sınırsızdı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;nin geçirdiği zaman... O kadar uzun bir zaman ki, “sınırsız” kelimesi artık mecazi olmuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Zamanı hemen hemen sınırsız, o yüzden sınıftaki herkesin ismini yazması gibi gelişigüzel bir plan yaptı—birisinin ‘Maria’ yazması ümidiyle. Gerçekten başarma olasılığı olmasa bile. En iyi planları 2.601 okul transfer’inden uzun zaman önce tükenmişti, o yüzden bu, aklına yeni bir plan gelene kadar vakit geçirmek içindi. Akli dengesini yitirmemek için ümidi olmayan bir plan denemek hiç bir şey yapmamaktan daha iyiydi. Sonuçta, bu ‘Okul Transferlerinde’ geçirdiği süre sonsuza dek sürebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden Otonaşi bu aldatmacaya kandığım için bu kadar kızdı. Ne kadar denersen dene, bir rol yapma oyunundaki&amp;lt;ref name=&amp;quot;RPG&amp;quot;&amp;gt; https://tr.wikipedia.org/wiki/Rol_yapma_oyunu&amp;lt;/ref&amp;gt;düşmanı yenememen gibi. O yüzden çaresizce çalışır ve seviye atlarsın - ama esasında, kolaylıkla bulabileceğin bir eşya ile onu rahatça yenebilirsin. Sonunda amacına ulaşmış olursun, ama o kadar zamanı ve çabayı boşa harcadığın için kötü hissedersin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse, bu boş konuşmayı kısa keselim. Sonuçta, hiç bir şey çözülmedi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Durum sana çözülmüş gibi geliyor mu? Bu bitmek bilmeyen kabus, Reddeden Sınıf, sana bitmiş &lt;br /&gt;
gibi gözüküyor mu?&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf mı? Sürekli tekrarlayan kabusuna verdiği isim bu heralde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, beni rahatsız eden bir nokta var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ‘Maria’ yazdım diye bana zanlı gibi davranmanı anlıyorum ama dinle, başta sen niye Reddeden Sınıf’tan etkilenmiyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkilenmiyor değilim; hatta Reddeden Sınıf&#039;tan herhangi biriymiş kadar etkileniyorum. Teslim olup anılarımı saklamaya çalışmasam ‘Sınıf’ beni çoktan ele geçirirdi. Bu sonsuz döngü içerisinde anlamsızca yaşardım. Teslim olmak kafanda dengede tuttuğun bir bardak suyu dökmek kadar kolay olurdu. Senin reddettiğin bu tek günü sonsuza dek yaşardık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer sen unutursan, bunların hepsi olur mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Düşün biraz. Bu tekrarı başka fark edebilecek biri var mı? Sonuçta, bunu yaratan sen bile tekrarların farkında değildin...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...haklı olabilir. Sonuçta, bu günü 2.601 defa tekrarladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hatırlama çabalarımı terk etmek benim için son derece daha kolay olurdu. Ama bu kesinlikle asla olmayacak.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...asla?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, asla. Teslim olmamın imkanı yok. Bu günü 2.000 defa, 20.000 defa, veya bir milyar defa tekrarlamak zorunda olsam bile umurumda değil.  Bu tekrarların üstesinden gelip amacıma ulaşacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	2.000 defa... Günlük hayatımızda sık sık ‘2.000’ sayısına birim olarak karşı karşıya geliriz. Ama parça parça toplamamız gerekse… örneğin, bir senede 365 gün var, 1.825 gün beş yıla eşit… ve bu hâlâ 2.000 günden daha az bir değer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Reddeden Sınıf içerisinde 5 yıldan daha fazla vakit geçirmiş olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Bu Reddeden Sınıfı niye yarattığının da mı farkında değilsin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? ...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, anladım. Bu soruyu cevaplamamak için anlamamazlıktan geldiğini varsayarsak, bunda bir anlam olduğu kesin. Öyleyse rol yapma yeteneğin çok sağlam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“R-Rol yapmıyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki, o zaman sana şunu soracağım—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi hafifçe gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, sen— O’nunla tanıştın, değil mi?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
—Kim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Nedense, şu an kendime sorduğum soru o değil. Kiminle tanıştım? Bilmiyorum. Hatırlayamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, anlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ‘*’ ile tanışmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman? Nerede? Tabi ki öyle bir şeyi bilemezdim. Bunlar anılarımın bir parçası değildi. Ama buna rağmen, &amp;lt;u&amp;gt;onunla tanıştığımı hissedebiliyordum.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamaya çalışıyorum, ama bu bilgi engellenmişti, sanki yüksek hızda bir duvar bu bilginin önüne örülmüş ve &amp;quot;Dikkat! Giriş izniniz yok. Sadece izinli kişiler girebilir...&amp;quot; diyerek  erişimimi engelliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, demek ki tanışmışsın,” diye kıkırdadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi artık emindi. Ben de artık emindim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben, Kazuki Hoşino, bu durumun oluşmasının sorumlusuydum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O&#039;nu sana vermiş olmalı. Tek bir &#039;&#039;dileğini&#039;&#039; gerçekleştiren  &#039;&#039;kutuyu&#039;&#039;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden bire kutu kelimesini kullanmaya başladı. Söylediklerine bakılırsa, Reddeden Sınıfı oluşturan araç bu kutuydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, evet, sana amacımı henüz söylemedim,” Otonaşi kıkırdayarak söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benim amacım—kutuyu elde etmek.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun ardından yüzündeki gülümseme iz bırakmadan kayboldu. Kutuya sahip olduğumdan emin olan Otonaşi bana dudağını büküp bir komut verdi:&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi kutuyu bana ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kutunun sahibi kesinlikle benim.&amp;lt;!--Kutuya kesinlikle benim yerine sahip kelimesi daha mı iyi gider? Guh..--&amp;gt; Başka bir seçenek yok, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama herhangi bir dileği yerine getiren bu kutuyu ona vermek gerçekten olur mu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, Otonaşi bu kutuyu elde etmek için 2,601 tekrara katlandı. Bu kadar büyük bir çabayı sarf edecek kadar önemli bir dileği var. Kendi dileğinin yerine gelmesini istiyor; kutumu çalıp benim dileğimi hafife alma adına bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Otonaşi anormal denilebilecek bir azimle hareket ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Evet, bu anormaldi. Aya Otonaşi anormal birisiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Nasıl yapacağımı bilmiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yalan söylemiyordum. Ama biraz da direnç göstermeye çalışıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Yani nasıl yapacağını çözünce bana verecek misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Şey…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl bırakacağını unutmak sıradan bir durum. Ama tamamen unutmadın; derinde bir yerlerinde, bunu nasıl yapabileceğini hala hatırlıyorsun. Asla bisiklet sürmeyi unutamayacağın gibi: başkalarına nasıl sürüldüğünü öğretemeyebilirsin, ama içgüdüsel olarak nasıl yapacağını biliyorsun. Bunu kelimelere dökemediğin için afallıyorsun sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...kutuyu çıkarmadan Reddeden Sınıfı sonlandırmanın yolu yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk bir bakış attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana vermeyi planlamıyorsun. Söylemek istediğin bu mu?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bariz telaşımı anlayınca, Otonaşi sessiz bir iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakalım. Eğer kutuyla birlikte &#039;&#039;sahibini&#039;&#039; kırsak Reddeden Sınıf da sonlanır herhalde.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibiyle birlikte kırmak mı..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Sahip’, büyük ihtimalle kutuyu elinde tutan kişi demek oluyordu—diğer bir deyişle, ben. Benimle birlikte kırmak mı? Kısaca—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi duygularını bastırıp soğukkanlı bir şekilde şunu söyledi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf sen ölürsen sonlanır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu  ‘*****’ hazırlamak için yeterli bir sebep mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerekiyorsa bunu bana da yapmayı düşündüğünü mü söylemeye çalışıyorsun? O zaman, lütfen çabuk yap; katlanması daha kolay olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	3 Mart sabahı. Yağmurlu, göz gözü görmeyen bir kavşakta...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şemsiyemi bir kenara attım ve ‘*****’&#039;e baktım. Başka bir şey pek kayda geçmiyordu. Ne duvara &lt;br /&gt;
çarpan kamyonu, ne de orada öyle duran Otonaşi&#039;yi, ikisini de beynim kayda almıyordu. Kırmızı bir sıvı &lt;br /&gt;
sürekli akıyordu; o kadar çok vardı ki yağmur bile izini silmede yetersizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafasının yarısı eksik, bir ces**. Bey**’i her yere sıçramış... ***et. Ceset. Ceset. CESet. &lt;br /&gt;
CesetCesetCESET. cesET. CesetcesetCESET. Ceset. Ceset. Ceset!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin ‘Cesedi’.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—ah”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerimin önündekini sonunda fark edince kusmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi’ye baktım. O da bana ifadesiz bir şekilde bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Haruaki”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama merak etme, Haruaki!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biliyorsun, bunların hepsi zaten silinecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada olanlar ‘geçersiz’ ilan edilecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...He? Acaba…&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıfı dilememin sebebi bu olabilir mi..? Böyle bir durumu reddettiğim için mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references/&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 8946. Defa|8946. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 2602. Defa|2602. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505142</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 2601. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505142"/>
		<updated>2016-10-25T23:44:18Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Adım Aya Otonaşi.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Transfer öğrenci sadece bu sözleri mırıldadı, ve başka hiç bir şey demedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aman tanrım! Çok etkileyici!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu oldukça yüksek sesle söyleyen, &amp;lt;u&amp;gt;yanımda oturan&amp;lt;/u&amp;gt; arkadaşım Haruaki Usui. Ders hâlâ devam ediyor olmasına rağmen bunu yapıp kuvvetle arkama vurdu.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki?  Canımı acıttığını biliyorsun, ve etraftakiler de bize bakıyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki çoktan sınıfın arka tarafına, Aya Otonaşi’nin oturduğu yere doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakışlarımız kesişti! Şansa bak!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ona dönüp baktığında gözlerinizin buluşması doğal tabi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşi, buna KADER deniyor!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir dakika, ne? Kader mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse işte, kız çok tatlı! Kızın resmi çizilse dünya pazarında milyonlara satılır... sonra da ulusal hazinelerimiz listesine girer. Ah, artık benim için çok geç, kalbimi çoktan çaldı bile... Ona aşkımı ilan edeceğim..”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok hızlı!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zil çalmıştı. Kalkıp öğretmenimize selam verdikten sonra, Haruaki oturmaya kalkışmadan doğruca Otonaşi&#039;nin yanında bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aya Otonaşi! Sana ilk görüşte âşık oldum. Seni seviyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Oha, gerçekten de itiraf ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin cevabını duyamıyordum ama Haruaki’nin suratından hemen anlaşılıyordu. Ee, hayır… suratına bakmak bile gerekmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki geri geldi ve sıramın önünde durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Saçmalık… &#039;&#039;Ben&#039;&#039; mi reddedildim?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Gerçekten de başarabileceğini mi düşünüyordu...? Yüzündeki ciddi ifade birazcık korkunçtu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Belli değil miydi? Durduk yere ona ilan-ı aşk etmen onu sadece rahatsız eder!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm, anladım. O halde, tekrar itiraf ederim. Ama bir dahaki sefere, bu kadar ani bir şekilde yapmam! Hislerim elbet bir gün ona ulaşacaktır!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir yandan iyimser düşünce şekli neredeyse gıpta edilebilirdi, ama diğer yandan bundan kaçınmayı tercih ederdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğleniyor musunuz? Beni gerçekten güzel eğlendiriyorsunuz, ama kızlar sizi ciddi anlamda küçümsüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya bize bu sözlerle katıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hee?! Sadece Haruaki küçümsenmiyor muydu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok, seni de küçümsüyorlar. Kızlar senin de parmağın olduğunu düşünüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oho, benimle beraber yanıyorsun demek!  Büyük şeref bu! Öyle değil mi Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ş- Şeref hariç her şey…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onu bi kenara bırakalım şimdi, Daiyan, sen bile ona hamle yapmak isterdin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki Daiya’yı dürttü. Daiya’ya böyle bir şey korkusuzca yapabiliyor, muhtemelen çocukluk arkadaşları oldukları için. Ya da belki de sonuçları aldırmadan, atılgan bir şekilde davrandığındandır…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya iç çekip hemen cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hiç de bile.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İmkansız! Öyleyse kim seni etkileyebilir Daiyan?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi&#039;nin görünüşünden dolayı kalbimin daha hızlı çarpması mühim değil. Güzelliğini kabul etmek zorunda olabilirim, ama ona asılma arzum hiç yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki, hiç anlamıyorsun değil mi? Yani, tabi ki böyle düşünceleri senin gibi bir hayvanın anlaması imkansız. Sen sadece içgüdülerine göre hareket eden ve güzel gözüken herhangi bir kızı kabul edebilecek bir hayvansın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne!? Öncelikle, içgüdü ile görüntüye düşkün olmanın ne alakası var?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Güzel birinden hoşlanmak insanın doğasında vardır, çünkü güzel bir çocuk sahibi olmak soyunun devam etme ihtimallerini arttırır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Oooo..&#039;&#039; Haruaki&#039;yle ben aynı anda hayranlıkla uğuldadık. Daiya bu kadar basit bir şeyi bilmediğimiz için hayrete düşmüşe benziyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım Daiyan! Yani demeye çalıştığın, o kadar güzel ki sen bile ona hamle yapamıyosun! Kaçınılmaz yenilgi! Değil mi? Ulaşamadığı ciğere mındar diyen kedi gibisin aynı.Senin bu yaptığına mazeret denir. Çok sıkıcı. Bu çok sıkıcı Daiyan!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmamın ne kadarını dinledin? Bu ne lan? ...Yani, ifadenin ilk yarısı tam olarak yanlış &lt;br /&gt;
değil. Ama diğer yarısı— seni öldürürüm!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay, demek gerçekten de ona hamle yapamıyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zafer kazanmışçasına bir suratı vardı Haruaki’nin. Daiya sonunda Haruaki’yi yumrukladı. Oha, sanırım Daiya’nın bütün bastırılmış öfkesi vardı o yumruğun arkasında…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ona ‘hamle yapamam’ değil. O ‘bana hamle yapmaz.’”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar da ukala… Hey, Hoşi, bu adam sırf tipinden dolayı kendini çok kaptırmadı mı?&amp;quot; dedi Haruaki, hiç pişmanlık göstermeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana ulaşamaz diye bana hamle yapmıyor değil! Yani, bu da mümkün olabilir, ama onun durumunda bu geçerli bile değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oha, cesurca garip şeyler söylüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni ulaşılamaz olarak görmüyor, hayır, öyle bir sınıflandırma yapmakla bile uğraşmıyor. Baştan beri bizimle ilgilenmiyor. Bizi küçük bile görmüyor. Aynen bizim böcekleri böcek olarak algıladığımız gibi, o da insanları insan olarak algılıyor. Bu kadar. Benim yakışıklı suratımla Haruaki’nin çirkin suratı gibi insanlar arasındaki küçük farklar zerre umurunda değil. Aynen hamam böceğinin cinsiyetinin aklından geçmemesi gibi. Öyle bir kıza nasıl hamle yapabilirsin?&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki bile Otonaşi hakkındaki bu acımasız ifade karşısında sessiz kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Daiya.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki için ağızımı açtım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ilgini epey çekti sanki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya diyecek laf bulamıyor. Ah, bu çok nadir bir tepki. Ama haklı değil miyim? Fikri&#039;nin doğru olup olmadığı bir kenara, böyle bir analizde bulunmak için onu iyi bir miktar gözlemlemiş olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&#039;&#039;cık&#039;&#039;, hiç de ilgilenmiyorum.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Aa, kızardın!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hey Kazu. O yoldan ilerlemeye devam edersen sonu iyi olmaz. Sana aklının ucundan geçmeyecek bir pırasa kullanma yöntemi gösteriyim mi? Öyle kötü travma sonrası stres bozukluğun olur ki, her pırasa gördüğünde kurdeşen çıkarırsın!”&amp;lt;ref name=&amp;quot;kurdeşen&amp;quot;&amp;gt;Burada pırasayı fitil olarak kullanmakla alakalı bir kocakarı ilacına ince olmayan bir gönderme var. http://detail.chiebukuro.yahoo.co.jp/qa/question_detail/q1233508952&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya’nın epeyce kızgın olduğunu fark ettim, o yüzden konuyu sakarca gülerek değiştirmeye çalıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her neyse, Daiya kendisinin ve Otonaşi&#039;nin tamamen uyumsuz olduğunu anlamışa benziyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Böcekle eşit düzeyde kötü olan sezgilerine rağmen, sen bile yakında onun anormalliğini anlayacaksın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kötü bir bahane gibi geldi kulağıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama hiç de öyle değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, tamamen haklıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İlk ders bittikten hemen sonra Otonaşi birden elini kaldırdı. Öğretmenimiz, Hokuba, O&#039;nu fark etti, ama Otonaşi ona konuşma hakkı verip vermemesini umursamıyordu bile. Öğretmen izin vermeden ayağa kalkıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“1-6 Sınıfındaki herkese bir şey yaptıracağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi şaşkın tepkilerimizi aldırmadan konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beş dakikanızı alacak. O kadar zaman ayırabilirsiniz, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kimse cevap vermedi ama yine de tahtaya doğru ilerledi. Kayıtsız bir şekilde Hokuba&#039;yı dışarı yönlendirdi, ve sonra da kürsüdeki yerini aldı. Bu tamamen abes bir durum olmasına rağmen, O nasılsa bunu çok doğal bir şekilde yapıyordu. Sınıf arkadaşlarımın tepkisine bakılacak olursa, onlar da aynı şekilde düşünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf sessizlik içindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tahtada dururken, Otonaşi dümdüz ileri bakıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi benim için ‘belirli bir şey’ yazacaksınız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kürsüden indi ve ön sıradaki öğrencilere kağıt verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O öğrenciler kendileri için birer kağıt ayırıp kalanını arkaya uzattılar, bütün sınıfa dağıtılması gereken bir ilanı dağıtırmış gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonunda ben de bir adet aldım. Her yanı 10cm olan sıradan bir kağıt.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bitirdiğinizde lütfen bana geri verin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘belirli bir şey’ ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone herkesin aklında olan soruyu sorduktan sonra, Otonaşi basit bir cevap verdi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İsmim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözle birlikte, az önce sessiz olan sınıfta bir anda gürültü kopmaya başladı. Makuldur, ben de anlamamıştım. İsmi mi? Herkes onun ismini biliyor. Daha bu sabah kendini “Aya Otonaşi” diye tanıtmamış mıydı? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar saçma!” diye bağırdı biri. Bunu Otonaşi&#039;ye diyebilecek tek bir kişi var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya Oomine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımın hepsi durdu. Herkes Daiya’dan kötü bir düşman olacağını bilir.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“İsmin Aya Otonaşi. Neden bunu yazmamızı istiyorsun? İsmini ezberlememizi o kadar mı çok istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Daiya’nın saldırgan konuşmasına rağmen sakin kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben ‘Aya Otonaşi’ yazardım. Ama bunu sana söyledim. Artık bir şey yazmama gerek yok, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, umurumda değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan bu kadar basit bir kabulu beklemiyordu, ve diyecek bir şeyi de kalmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzıyla &#039;&#039;cık&#039;&#039;ladı, kağıdı gürültülü bir şekilde yırttı ve sınıfı terk etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu? Neden yazmaya başlamıyorsunuz?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Kimse yazmaya başlayamamıştı. Belli olmayabilir ama, herkes o ve onun davranışlarından şaşkına &lt;br /&gt;
dönmüştü. Daiya’ya karşı geldi. Daiya’nın sınıf arkadaşları olarak bunun ne kadar etkileyici olduğunu biliyorduk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Herkes bir süre donakaldı. Ama birisinin kalem sesi sessizliği bozunca sınıf boyunca karalama sesi yankılanmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eminim kimse Otonaşi&#039;nin niyetini anlamamıştı. Ama önemli değil. Yazabileceğimiz tek bir şey var, sonuçta.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Aya Otonaşi’ ismi var sadece.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye ilk kağıdı veren kişi Haruaki&#039;ydi. O ayağa kalkar kalkmaz sınıf arkadaşlarımızdan bir kaçı onu izledi. Otonaşi Haruaki’nin kağıdını kabul ettiğinde ifadesi pek değişmedi.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Muhtemelen… yanlış cevaptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O Mogi ile bir çift lafladıktan sonra yerine geçti, ve ona seslendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne yazdın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Sadece ‘Aya Otonaşi’ yazabilirsin, öyle değil mi? Neredeyse son harfi yazmayı unutuyordum ama,” Haruaki bunu söylerken nedense biraz kederli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...yani, aynen, tek seçenek o sanırım…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar tereddüt etme—yaz gitsin işte!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sence sırf ismini yazmamız için mi bu kadar uğraştı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Durum öyleyse, neden bu kadar uğraştığını anlayamıyorum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki hemen “Tabi ki anlamıyorsun,” diye yanıt vererek kuşkularımı doğruladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Ama… sen ‘Aya Otonaşi’ yazdın, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Evet… dinle, Daiyan hafife alınmayacak derecede zeki, değil mi? Ama diğer yandan kişiliği de hafife alınmayacak derece berbat, her türlü!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden konuyu değiştirdiğinden dolayı kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ve o sadece ‘Aya Otonaşi’ yazacağını söyledi’. Başka yazacak bir şey aklına gelmedi. Tabi ki ben daha iyi bir şey bulamam. Demeye çalıştığım, farklı bir seçenek bulamıyoruz, o sebepten dolayı da başka bir şey yazamıyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aklına gelmeyen bir şey… yazamazsın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen öyle. Bu deney bize yönelik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin dediğinin tam isabet olduğunu hissettim. Haklı olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani diğer bi deyişle, Otonaşi bunu sınıf arkadaşlarının çoğu için değil, &amp;lt;u&amp;gt;farklı bir şey düşünebilecek biri için yapıyor sadece.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki&#039;nin neden az önce o kadar kederli olduğunu anladım. Yani, ilk görüşte ona âşık olmuştu. İtirafı yarı şaka olabilirdi, ama başka itiraf ettiği kimseyi tanımıyorum. O yüzden esasında az çok içtendi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi hislerine karşılık vermedi. Varlığı görmezden geliniyordu… Aynı Daiya’nın söylediği gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Haruaki, kafan beklediğimden iyi basıyormuş.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bir şey demene lüzum yoktu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaba iltifatımı mahcup bir gülümsemenin arkasına gizlemeye çalışırken, Haruaki buruk bir şekilde gülümseyerek tepki verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonra görüşürüz. Şimdi gitmezsem, üst sınıftakiler beni öldürür. Hayır, abartmıyorum!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ah, evet. Göreyim seni.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şöyle böyle olan beyzbol takımımız baya istekli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önümde duran boş kağıda baktım. ‘Aya Otonaşi’ yazmak üzereyim, ama bir türlü kendimi bunu yazmaya getiremiyorum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;ye baktım. Ona verilen kağıtlara bakarken ifadesi hiç değişmedi. Muhtemelen hepsinin üstünde ‘Aya Otonaşi’ yazılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&amp;lt;u&amp;gt;—Bir şey düşünmeyen biri &#039;bir şey&#039; yazamaz&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“——”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zaman ne yapmalıyım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her şeyden sonra, aklıma bir şey geliyor. Her nedense, alakasız ‘Maria’ ismi geldi aklıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben de bir hata olduğunun farkındayım. Her şey arasında ‘Maria’. Bu isim nereden geldiğine dair hiç bir fikrim yok. Üstelik bu isimle kağıdımı verirsem, bana ‘Benimle dalga mı geçiyorsun!’ gibi bir şeyler bağıracak.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama ya, şans eseri, bu aradığı cevapsa..?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ciddi bir oyalanmadan sonra, 10x10cm’lik kağıt parçasına yazmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Maria’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ayağa kalkıp Otonaşi&#039;ye doğru yürümeye başladım. Artık sıra yok. Görünen o ki son kalan kişi benim. Kağıdımı gergin bir şekilde uzattım. Otonaşi ses etmeden kabul etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonra üstünde yazılana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve ifadesi değişti. Bariz bir şekilde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öğretmenimize veya Daiya’ya karşı durduğunda hiç rahatsız olmayan Otonaşi&#039;nin gözleri apaçıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hahaha…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden kahkahalara boğuldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, demek ismimi hatırladın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söyler söylemez pişman oldum. Çünkü kahkaha atmayı kesince bana baş düşmanıymışım gibi sert sert baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen..! Benimle dalga mı geçiyorsun?!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ancak telaşlı bir şekilde öfkesini bastırabilmişti, çünkü düşük, boğazdan gelen bir sesle konuştu. ‘Dalga geçme’ kısmını beklemiştim, ama sesindeki ton oldukça şaşırtıcıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni bütün gücüyle yakamdan tuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aa! Ö-Özür dilerim! S-Seninle dalga geçmek gibi bir niyetim yoktu…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bana söylemeye çalıştığın şey böyle bir cevabı şaka olmadan yazabiliyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ehm, yani. Sen… haklı olabilirsin. Belki de şaka yapıyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu son darbe olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yakamı bir an bile bırakmadan, beni okul binasının arkasına sürükledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi beni okul binasının duvarına doğru itti ve dik dik baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Plan yapmakta iyi değilim. Bunun farkındayım. O yüzden &#039;Suçlu, teslim ol!&#039; seviyesinde saçma bir planla çıkageldim. Hayır, buna plan bile denilemez. Ama buna rağmen… Nasıl bu tuzağa düştün!? Hem de bu ikinci defa yapışım! İlk sefer tamamen görmezden gelmiştin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ellerini yakamdan çekmişti ama öfkeli bakışları o kadar baskılayıcıydı ki olduğum yerde kalmamda yeterdi.  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dudaklarını ısırırken bana dik dik bakmaya devam ediyordu, ve ardından iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hayır, böyle saçma bir yönteme en sonunda tepki aldığım için kontrolümü kaybettim. Ama bu &lt;br /&gt;
durumun iyiye doğru gittiği anlamına gelir, o yüzden mutlu olmalıyım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet, sanırım. Mutlu olmalısın! Hahaha.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi sahte gülüşüme tekrar dik dik baktı. En iyisi sessiz kalmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Anlamıyorum. Esasında inatçılığım yüzünden artık pes ettiğini düşünmüştüm ama... bu vurdumduymaz, sakin suratın da neyin nesi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Vurdumduymaz değilim, sadece ne hakkında konuştuğuna dair bir fikrim yok!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni 2,600 tekrar boyunca görmezden geldin. Bu sonsuz yinelenme ne kadar devam ederse etsin teslim olmayacağım. Ama ben bile yorgun hissediyorum. Senin de aynı şekilde hissetmen gerekir, öyleyse nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne… Ne dediğin hakkında zerre fikrim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan sonunda şaşkınlığımı anladı ve bana şüpheyle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Acaba sen kendinin farkında değil misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kendinin farkında mı? Nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Pekâlâ. Rol yapıyor olsan bile açıklamanın zararı yok. Hm, doğru. Bunu basitçe anlatmak &lt;br /&gt;
gerekirse—ben 2.601 defa ‘transfer’ oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yapabildiğim tek şey boş bir ifadeyle şaşırmak oldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer rol yapıyorsan gerçekten çok yeteneklisin. Ama gerçekten de ‘bilmiyorsan’, öyle boş bir &lt;br /&gt;
ifadeye sahip olman tabi doğal. Neyse. Sana bildiklerimi anlatacağım. Hım, evet—bugün Martın 2&#039;si, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugünü,  2 Mart’ı,  2.601 defa tekrarladığımı söylemek daha kolay olur, ama o da tam doğru değil. O &lt;br /&gt;
yüzden &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, ama o da tam uygun değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ben Martın 2sine, sabah 06:27’ye tam  2.601 defa geri gönderildim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.....”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“‘Geri gönderildim’ benim açımdan doğru bir tabir, ama evrensel olarak doğru değil. O yüzden burada &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, çünkü gerçekte olana daha yakın—”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi ağzımın açıldığını gördü ve kafasını kaşımaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ahh, off! Sen ne kadar aptalsın! Saat 06:27 civarında herhangi bir şeyi onaylamıyorsan onu ‘geçersiz’ sayıyorsun, değil mi!” Siniri tepesinde isyan ederek bana bağırdı. Hayır, hayır… Benim durumumda herhangi biri onun mantık çerçevesini anlayamaz, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Tam olarak anlamadım, ama aynı günü defalarca tekrarlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söylediğim anda &#039;o&#039; oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne? Nedir bu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Güçlü ve tuhaf bir hissin bana saldırdığı göğsümü bastırdım. Rahatsız hissediyorum… hayır, ‘rahatsız’ eksik kalır. Derin ve esrarengiz bir histi bu, sanki tüm şehrin aniden başka bir şehirle yer değiştirmesi ama bunu sadece senin fark etmen gibi.&lt;br /&gt;
	Anılarım dönmüş değildi. Yeni bir şey hatırlamıyordum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama nedense orada bir şey &#039;&#039;vardı&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gerçeği söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece gerçeği.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonunda anlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...B-Bir saniye.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
2 Mart’ı 2.601 defa yaşadı. Bu tek başına beni durdurmak için fazlaydı bile, ama Otonaşi&#039;nin belirttiği şey:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&amp;lt;u&amp;gt;Bunun sorumlusu ben miyim?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet,” Otonaşi anında cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Neden öyle bir şey yapayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sebeplerini ben nasıl anlayayım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu yapan ben değilim!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Kendinin bile farkında olmadan bunu nasıl söyleyebiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Neden ben?’ diye sormak üzereydim, ama göze çarpmam için bir sebep olduğunun farkına vardım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kağıt parçasının üstüne ben ‘Maria’ yazmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen şimdiye kadar olan tekrarlardan haberin olmadığı gibi, bu duruma sokulan kişilerden  ‘geçersiz’ ilan edilenlerin tekrarları hatırlamalarına imkan yok. Başka bir deyişle: benim dışımda, sadece bu durumun sorumlusu daha önce bahsettiğim ‘Maria’ ismini yazabilmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu defa bu ismi hatırladım. ‘Maria’ gibi bir ismin birden aklıma gelmesi benim gibi biri için olanaksız olduğunu kabul etmeliyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkili olduğunu bilmiyorum ama, sürekli insanların anılarında göze batacak şekilde davranmaya çalıştım. ‘Geçersiz’ ilan edilen tekrarları hatırlayan zanlının hata yapmasını bekliyordum. Gerçi, bu taktikten çokta beklentim yoktu…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“...Ne zaman benim hakkımda şüphelenmeye başladın? Yani, özellikle bana bu ismi -’Maria’ ismini- bana daha önceki bir tekrarda bahsetmiş olmalısın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aslında, oldukça zararsız görünüyordun, o yüzden özellikle senden şüphem yoktu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh, tabi herkese tek tek bu ismi söyleyerek denedim. Sonuçta, zamanım sınırsız.”&lt;br /&gt;
	Zamanı sınırsızdı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;nin geçirdiği zaman... O kadar uzun bir zaman ki, “sınırsız” kelimesi artık mecazi olmuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Zamanı hemen hemen sınırsız, o yüzden sınıftaki herkesin ismini yazması gibi gelişigüzel bir plan yaptı—birisinin ‘Maria’ yazması ümidiyle. Gerçekten başarma olasılığı olmasa bile. En iyi planları 2.601 okul transfer’inden uzun zaman önce tükenmişti, o yüzden bu, aklına yeni bir plan gelene kadar vakit geçirmek içindi. Akli dengesini yitirmemek için ümidi olmayan bir plan denemek hiç bir şey yapmamaktan daha iyiydi. Sonuçta, bu ‘Okul Transferlerinde’ geçirdiği süre sonsuza dek sürebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden Otonaşi bu aldatmacaya kandığım için bu kadar kızdı. Ne kadar denersen dene, bir rol yapma oyunundaki&amp;lt;ref name=&amp;quot;RPG&amp;quot;&amp;gt; https://tr.wikipedia.org/wiki/Rol_yapma_oyunu&amp;lt;/ref&amp;gt;düşmanı yenememen gibi. O yüzden çaresizce çalışır ve seviye atlarsın - ama esasında, kolaylıkla bulabileceğin bir eşya ile onu rahatça yenebilirsin. Sonunda amacına ulaşmış olursun, ama o kadar zamanı ve çabayı boşa harcadığın için kötü hissedersin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse, bu boş konuşmayı kısa keselim. Sonuçta, hiç bir şey çözülmedi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Durum sana çözülmüş gibi geliyor mu? Bu bitmek bilmeyen kabus, Reddeden Sınıf, sana bitmiş &lt;br /&gt;
gibi gözüküyor mu?&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf mı? Sürekli tekrarlayan kabusuna verdiği isim bu heralde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, beni rahatsız eden bir nokta var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ‘Maria’ yazdım diye bana zanlı gibi davranmanı anlıyorum ama dinle, başta sen niye Reddeden Sınıf’tan etkilenmiyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkilenmiyor değilim; hatta Reddeden Sınıf&#039;tan herhangi biriymiş kadar etkileniyorum. Teslim olup anılarımı saklamaya çalışmasam ‘Sınıf’ beni çoktan ele geçirirdi. Bu sonsuz döngü içerisinde anlamsızca yaşardım. Teslim olmak kafanda dengede tuttuğun bir bardak suyu dökmek kadar kolay olurdu. Senin reddettiğin bu tek günü sonsuza dek yaşardık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer sen unutursan, bunların hepsi olur mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Düşün biraz. Bu tekrarı başka fark edebilecek biri var mı? Sonuçta, bunu yaratan sen bile tekrarların farkında değildin...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...haklı olabilir. Sonuçta, bu günü 2.601 defa tekrarladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hatırlama çabalarımı terk etmek benim için son derece daha kolay olurdu. Ama bu kesinlikle asla olmayacak.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...asla?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, asla. Teslim olmamın imkanı yok. Bu günü 2.000 defa, 20.000 defa, veya bir milyar defa tekrarlamak zorunda olsam bile umurumda değil.  Bu tekrarların üstesinden gelip amacıma ulaşacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	2.000 defa... Günlük hayatımızda sık sık ‘2.000’ sayısına birim olarak karşı karşıya geliriz. Ama parça parça toplamamız gerekse… örneğin, bir senede 365 gün var, 1.825 gün beş yıla eşit… ve bu hâlâ 2.000 günden daha az bir değer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Reddeden Sınıf içerisinde 5 yıldan daha fazla vakit geçirmiş olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Bu Reddeden Sınıfı niye yarattığının da mı farkında değilsin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? ...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, anladım. Bu soruyu cevaplamamak için anlamamazlıktan geldiğini varsayarsak, bunda bir anlam olduğu kesin. Öyleyse rol yapma yeteneğin çok sağlam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“R-Rol yapmıyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki, o zaman sana şunu soracağım—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi hafifçe gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, sen— O’nunla tanıştın, değil mi?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
—Kim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Nedense, şu an kendime sorduğum soru o değil. Kiminle tanıştım? Bilmiyorum. Hatırlayamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, anlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ‘*’ ile tanışmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman? Nerede? Tabi ki öyle bir şeyi bilemezdim. Bunlar anılarımın bir parçası değildi. Ama buna rağmen, &amp;lt;u&amp;gt;onunla tanıştığımı hissedebiliyordum.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamaya çalışıyorum, ama bu bilgi engellenmişti, sanki yüksek hızda bir duvar bu bilginin önüne örülmüş ve &amp;quot;Dikkat! Giriş izniniz yok. Sadece izinli kişiler girebilir...&amp;quot; diyerek  erişimimi engelliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, demek ki tanışmışsın,” diye kıkırdadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi artık emindi. Ben de artık emindim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben, Kazuki Hoşino, bu durumun oluşmasının sorumlusuydum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O&#039;nu sana vermiş olmalı. Tek bir &#039;&#039;dileğini&#039;&#039; gerçekleştiren  &#039;&#039;kutuyu&#039;&#039;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden bire kutu kelimesini kullanmaya başladı. Söylediklerine bakılırsa, Reddeden Sınıfı oluşturan araç bu kutuydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, evet, sana amacımı henüz söylemedim,” Otonaşi kıkırdayarak söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benim amacım—kutuyu elde etmek.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun ardından yüzündeki gülümseme iz bırakmadan kayboldu. Kutuya sahip olduğumdan emin olan Otonaşi bana dudağını büküp bir komut verdi:&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi kutuyu bana ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kutunun sahibi kesinlikle benim.&amp;lt;!--Kutuya kesinlikle benim yerine sahip kelimesi daha mı iyi gider? Guh..--&amp;gt; Başka bir seçenek yok, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama herhangi bir dileği yerine getiren bu kutuyu ona vermek gerçekten olur mu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, Otonaşi bu kutuyu elde etmek için 2,601 tekrara katlandı. Bu kadar büyük bir çabayı sarf edecek kadar önemli bir dileği var. Kendi dileğinin yerine gelmesini istiyor; kutumu çalıp benim dileğimi hafife alma adına bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Otonaşi anormal denilebilecek bir azimle hareket ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Evet, bu anormaldi. Aya Otonaşi anormal birisiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Nasıl yapacağımı bilmiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yalan söylemiyordum. Ama biraz da direnç göstermeye çalışıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Yani nasıl yapacağını çözünce bana verecek misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Şey…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl bırakacağını unutmak sıradan bir durum. Ama tamamen unutmadın; bir yerlerinde, &lt;br /&gt;
derinlerinde, bunu nasıl yapabileceğini hala hatırlıyorsun. Asla bisiklet sürmeyi unutamayacağın gibi: başkalarına nasıl sürüldüğünü öğretemeyebilirsin, ama içgüdüsel olarak nasıl yapacağını biliyorsun. Bunu kelimelere dökemediğin için afallıyorsun sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...kutuyu çıkarmadan Reddeden Sınıfı sonlandırmanın yolu yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk bir bakış attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana vermeyi planlamıyorsun. Söylemek istediğin bu mu?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bariz telaşımı anlayınca, Otonaşi sessiz bir iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakalım. Eğer kutuyla birlikte &#039;&#039;sahibini&#039;&#039; kırsak Reddeden Sınıf da sonlanır herhalde.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibiyle birlikte kırmak mı..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Sahip’, büyük ihtimalle kutuyu elinde tutan kişi demek oluyordu—diğer bir deyişle, ben. Benimle birlikte kırmak mı? Kısaca—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi duygularını bastırıp soğukkanlı bir şekilde şunu söyledi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf sen ölürsen sonlanır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu  ‘*****’ hazırlamak için yeterli bir sebep mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerekiyorsa bunu bana da yapmayı düşündüğünü mü söylemeye çalışıyorsun? O zaman, lütfen çabuk yap; katlanması daha kolay olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	3 Mart sabahı. Yağmurlu, göz gözü görmeyen bir kavşakta...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şemsiyemi bir kenara attım ve ‘*****’&#039;e baktım. Başka bir şey pek kayda geçmiyordu. Ne duvara &lt;br /&gt;
çarpan kamyonu, ne de orada öyle duran Otonaşi&#039;yi, ikisini de beynim kayda almıyordu. Kırmızı bir sıvı &lt;br /&gt;
sürekli akıyordu; o kadar çok vardı ki yağmur bile izini silmede yetersizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafasının yarısı eksik, bir ces**. Bey**’i her yere sıçramış... ***et. Ceset. Ceset. CESet. &lt;br /&gt;
CesetCesetCESET. cesET. CesetcesetCESET. Ceset. Ceset. Ceset!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin ‘Cesedi’.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—ah”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerimin önündekini sonunda fark edince kusmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi’ye baktım. O da bana ifadesiz bir şekilde bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Haruaki”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama merak etme, Haruaki!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biliyorsun, bunların hepsi zaten silinecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada olanlar ‘geçersiz’ ilan edilecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...He? Acaba…&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıfı dilememin sebebi bu olabilir mi..? Böyle bir durumu reddettiğim için mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references/&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 8946. Defa|8946. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 2602. Defa|2602. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505139</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 2601. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505139"/>
		<updated>2016-10-25T23:24:59Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Adım Aya Otonaşi.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Transfer öğrenci sadece bu sözleri mırıldadı, ve başka hiç bir şey demedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aman tanrım! Çok etkileyici!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu oldukça yüksek sesle söyleyen, &amp;lt;u&amp;gt;yanımda oturan&amp;lt;/u&amp;gt; arkadaşım Haruaki Usui. Ders hâlâ devam ediyor olmasına rağmen bunu yapıp kuvvetle arkama vurdu.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki?  Canımı acıttığını biliyorsun, ve etraftakiler de bize bakıyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki çoktan sınıfın arka tarafına, Aya Otonaşi’nin oturduğu yere doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakışlarımız kesişti! Şansa bak!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ona dönüp baktığında gözlerinizin buluşması doğal tabi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşi, buna KADER deniyor!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir dakika, ne? Kader mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse işte, kız çok tatlı! Kızın resmi çizilse dünya pazarında milyonlara satılır... sonra da ulusal hazinelerimiz listesine girer. Ah, artık benim için çok geç, kalbimi çoktan çaldı bile... Ona aşkımı ilan edeceğim..”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok hızlı!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zil çalmıştı. Kalkıp öğretmenimize selam verdikten sonra, Haruaki oturmaya kalkışmadan doğruca Otonaşi&#039;nin yanında bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aya Otonaşi! Sana ilk görüşte âşık oldum. Seni seviyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Oha, gerçekten de itiraf ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin cevabını duyamıyordum ama Haruaki’nin suratından hemen anlaşılıyordu. Ee, hayır… suratına bakmak bile gerekmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki geri geldi ve sıramın önünde durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Saçmalık… &#039;&#039;Ben&#039;&#039; mi reddedildim?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Gerçekten de başarabileceğini mi düşünüyordu...? Yüzündeki ciddi ifade birazcık korkunçtu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Belli değil miydi? Durduk yere ona ilan-ı aşk etmen onu sadece rahatsız eder!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm, anladım. O halde, tekrar itiraf ederim. Ama bir dahaki sefere, bu kadar ani bir şekilde yapmam! Hislerim elbet bir gün ona ulaşacaktır!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir yandan iyimser düşünce şekli neredeyse gıpta edilebilirdi, ama diğer yandan bundan kaçınmayı tercih ederdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğleniyor musunuz? Beni gerçekten güzel eğlendiriyorsunuz, ama kızlar sizi ciddi anlamda küçümsüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya bize bu sözlerle katıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hee?! Sadece Haruaki küçümsenmiyor muydu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok, seni de küçümsüyorlar. Kızlar senin de parmağın olduğunu düşünüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oho, benimle beraber yanıyorsun demek!  Büyük şeref bu! Öyle değil mi Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ş- Şeref hariç her şey…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onu bi kenara bırakalım şimdi, Daiyan, sen bile ona hamle yapmak isterdin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki Daiya’yı dürttü. Daiya’ya böyle bir şey korkusuzca yapabiliyor, muhtemelen çocukluk arkadaşları oldukları için. Ya da belki de sonuçları aldırmadan, atılgan bir şekilde davrandığındandır…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya iç çekip hemen cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hiç de bile.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İmkansız! Öyleyse kim seni etkileyebilir Daiyan?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi&#039;nin görünüşünden dolayı kalbimin daha hızlı çarpması mühim değil. Güzelliğini kabul etmek zorunda olabilirim, ama ona asılma arzum hiç yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki, hiç anlamıyorsun değil mi? Yani, tabi ki böyle düşünceleri senin gibi bir hayvanın anlaması imkansız. Sen sadece içgüdülerine göre hareket eden ve güzel gözüken herhangi bir kızı kabul edebilecek bir hayvansın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne!? Öncelikle, içgüdü ile görüntüye düşkün olmanın ne alakası var?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Güzel birinden hoşlanmak insanın doğasında vardır, çünkü güzel bir çocuk sahibi olmak soyunun devam etme ihtimallerini arttırır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Oooo..&#039;&#039; Haruaki&#039;yle ben aynı anda hayranlıkla uğuldadık. Daiya bu kadar basit bir şeyi bilmediğimiz için hayrete düşmüşe benziyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım Daiyan! Yani demeye çalıştığın, o kadar güzel ki sen bile ona hamle yapamıyosun! Kaçınılmaz yenilgi! Değil mi? Ulaşamadığı ciğere mındar diyen kedi gibisin aynı.Senin bu yaptığına mazeret denir. Çok sıkıcı. Bu çok sıkıcı Daiyan!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmamın ne kadarını dinledin? Bu ne lan? ...Yani, ifadenin ilk yarısı tam olarak yanlış &lt;br /&gt;
değil. Ama diğer yarısı— seni öldürürüm!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay, demek gerçekten de ona hamle yapamıyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zafer kazanmışçasına bir suratı vardı Haruaki’nin. Daiya sonunda Haruaki’yi yumrukladı. Oha, sanırım Daiya’nın bütün bastırılmış öfkesi vardı o yumruğun arkasında…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ona ‘hamle yapamam’ değil. O ‘bana hamle yapmaz.’”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar da ukala… Hey, Hoşi, bu adam sırf tipinden dolayı kendini çok kaptırmadı mı?&amp;quot; dedi Haruaki, hiç pişmanlık göstermeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana ulaşamaz diye bana hamle yapmıyor değil! Yani, bu da mümkün olabilir, ama onun durumunda bu geçerli bile değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oha, cesurca garip şeyler söylüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni ulaşılamaz olarak görmüyor, hayır, öyle bir sınıflandırma yapmakla bile uğraşmıyor. Baştan beri bizimle ilgilenmiyor. Bizi küçük bile görmüyor. Aynen bizim böcekleri böcek olarak algıladığımız gibi, o da insanları insan olarak algılıyor. Bu kadar. Benim yakışıklı suratımla Haruaki’nin çirkin suratı gibi insanlar arasındaki küçük farklar zerre umurunda değil. Aynen hamam böceğinin cinsiyetinin aklından geçmemesi gibi. Öyle bir kıza nasıl hamle yapabilirsin?&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki bile Otonaşi hakkındaki bu acımasız ifade karşısında sessiz kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Daiya.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki için ağızımı açtım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ilgini epey çekti sanki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya diyecek laf bulamıyor. Ah, bu çok nadir bir tepki. Ama haklı değil miyim? Fikri&#039;nin doğru olup olmadığı bir kenara, böyle bir analizde bulunmak için onu iyi bir miktar gözlemlemiş olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&#039;&#039;cık&#039;&#039;, hiç de ilgilenmiyorum.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Aa, kızardın!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hey Kazu. O yoldan ilerlemeye devam edersen sonu iyi olmaz. Sana aklının ucundan geçmeyecek bir pırasa kullanma yöntemi gösteriyim mi? Öyle kötü travma sonrası stres bozukluğun olur ki, her pırasa gördüğünde kurdeşen çıkarırsın!”&amp;lt;ref name=&amp;quot;kurdeşen&amp;quot;&amp;gt;Burada pırasayı fitil olarak kullanmakla alakalı bir kocakarı ilacına ince olmayan bir gönderme var. http://detail.chiebukuro.yahoo.co.jp/qa/question_detail/q1233508952&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya’nın epeyce kızgın olduğunu fark ettim, o yüzden konuyu sakarca gülerek değiştirmeye çalıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her neyse, Daiya kendisinin ve Otonaşi&#039;nin tamamen uyumsuz olduğunu anlamışa benziyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Böcekle eşit düzeyde kötü olan sezgilerine rağmen, sen bile yakında onun anormalliğini anlayacaksın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kötü bir bahane gibi geldi kulağıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama hiç de öyle değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, tamamen haklıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İlk ders bittikten hemen sonra Otonaşi birden elini kaldırdı. Öğretmenimiz, Hokuba, O&#039;nu fark etti, ama Otonaşi ona konuşma hakkı verip vermemesini umursamıyordu bile. Öğretmen izin vermeden ayağa kalkıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“1-6 Sınıfındaki herkese bir şey yaptıracağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi şaşkın tepkilerimizi aldırmadan konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beş dakikanızı alacak. O kadar zaman ayırabilirsiniz, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kimse cevap vermedi ama yine de tahtaya doğru ilerledi. Kayıtsız bir şekilde Hokuba&#039;yı dışarı yönlendirdi, ve sonra da kürsüdeki yerini aldı. Bu tamamen abes bir durum olmasına rağmen, O nasılsa bunu çok doğal bir şekilde yapıyordu. Sınıf arkadaşlarımın tepkisine bakılacak olursa, onlar da aynı şekilde düşünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf sessizlik içindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tahtada dururken, Otonaşi dümdüz ileri bakıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi benim için ‘belirli bir şey’ yazacaksınız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kürsüden indi ve ön sıradaki öğrencilere kağıt verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O öğrenciler kendileri için birer kağıt ayırıp kalanını arkaya uzattılar, bütün sınıfa dağıtılması gereken bir ilanı dağıtırmış gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonunda ben de bir adet aldım. Her yanı 10cm olan sıradan bir kağıt.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bitirdiğinizde lütfen bana geri verin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘belirli bir şey’ ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone herkesin aklında olan soruyu sorduktan sonra, Otonaşi basit bir cevap verdi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İsmim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözle birlikte, az önce sessiz olan sınıfta bir anda gürültü kopmaya başladı. Makuldur, ben de anlamamıştım. İsmi mi? Herkes onun ismini biliyor. Daha bu sabah kendini “Aya Otonaşi” diye tanıtmamış mıydı? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar saçma!” diye bağırdı biri. Bunu Otonaşi&#039;ye diyebilecek tek bir kişi var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya Oomine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımın hepsi durdu. Herkes Daiya’dan kötü bir düşman olacağını bilir.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“İsmin Aya Otonaşi. Neden bunu yazmamızı istiyorsun? İsmini ezberlememizi o kadar mı çok istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Daiya’nın saldırgan konuşmasına rağmen sakin kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben ‘Aya Otonaşi’ yazardım. Ama bunu sana söyledim. Artık bir şey yazmama gerek yok, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, umurumda değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan bu kadar basit bir kabulu beklemiyordu, ve diyecek bir şeyi de kalmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzıyla &#039;&#039;cık&#039;&#039;ladı, kağıdı gürültülü bir şekilde yırttı ve sınıfı terk etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu? Neden yazmaya başlamıyorsunuz?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Kimse yazmaya başlayamamıştı. Belli olmayabilir ama, herkes o ve onun davranışlarından şaşkına &lt;br /&gt;
dönmüştü. Daiya’ya karşı geldi. Daiya’nın sınıf arkadaşları olarak bunun ne kadar etkileyici olduğunu biliyorduk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Herkes bir süre donakaldı. Ama birisinin kalem sesi sessizliği bozunca sınıf boyunca karalama sesi yankılanmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eminim kimse Otonaşi&#039;nin niyetini anlamamıştı. Ama önemli değil. Yazabileceğimiz tek bir şey var, sonuçta.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Aya Otonaşi’ ismi var sadece.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye ilk kağıdı veren kişi Haruaki&#039;ydi. O ayağa kalkar kalkmaz sınıf arkadaşlarımızdan bir kaçı onu izledi. Otonaşi Haruaki’nin kağıdını kabul ettiğinde ifadesi pek değişmedi.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Muhtemelen… yanlış cevaptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O Mogi ile bir çift lafladıktan sonra yerine geçti, ve ona seslendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne yazdın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Sadece ‘Aya Otonaşi’ yazabilirsin, öyle değil mi? Neredeyse son harfi yazmayı unutuyordum ama,” Haruaki bunu söylerken nedense biraz kederli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...yani, aynen, tek seçenek o sanırım…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar tereddüt etme—yaz gitsin işte!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sence sırf ismini yazmamız için mi bu kadar uğraştı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Durum öyleyse, neden bu kadar uğraştığını anlayamıyorum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki hemen “Tabi ki anlamıyorsun,” diye yanıt vererek kuşkularımı doğruladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Ama… sen ‘Aya Otonaşi’ yazdın, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Evet… dinle, Daiyan hafife alınmayacak derecede zeki, değil mi? Ama diğer yandan kişiliği de hafife alınmayacak derece berbat, her türlü!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden konuyu değiştirdiğinden dolayı kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ve o sadece ‘Aya Otonaşi’ yazacağını söyledi’. Başka yazacak bir şey aklına gelmedi. Tabi ki ben daha iyi bir şey bulamam. Demeye çalıştığım, farklı bir seçenek bulamıyoruz, o sebepten dolayı da başka bir şey yazamıyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aklına gelmeyen bir şey… yazamazsın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen öyle. Bu deney bize yönelik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin dediğinin tam isabet olduğunu hissettim. Haklı olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani diğer bi deyişle, Otonaşi bunu sınıf arkadaşlarının çoğu için değil, &amp;lt;u&amp;gt;farklı bir şey düşünebilecek biri için yapıyor sadece.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki&#039;nin neden az önce o kadar kederli olduğunu anladım. Yani, ilk görüşte ona âşık olmuştu. İtirafı yarı şaka olabilirdi, ama başka itiraf ettiği kimseyi tanımıyorum. O yüzden esasında az çok içtendi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi hislerine karşılık vermedi. Varlığı görmezden geliniyordu… Aynı Daiya’nın söylediği gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Haruaki, kafan beklediğimden iyi basıyormuş.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bir şey demene lüzum yoktu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaba iltifatımı mahcup bir gülümsemenin arkasına gizlemeye çalışırken, Haruaki buruk bir şekilde gülümseyerek tepki verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonra görüşürüz. Şimdi gitmezsem, üst sınıftakiler beni öldürür. Hayır, abartmıyorum!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ah, evet. Göreyim seni.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şöyle böyle olan beyzbol takımımız baya istekli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önümde duran boş kağıda baktım. ‘Aya Otonaşi’ yazmak üzereyim, ama bir türlü kendimi bunu yazmaya getiremiyorum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;ye baktım. Ona verilen kağıtlara bakarken ifadesi hiç değişmedi. Muhtemelen hepsinin üstünde ‘Aya Otonaşi’ yazılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&amp;lt;u&amp;gt;—Bir şey düşünmeyen biri &#039;bir şey&#039; yazamaz&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“——”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zaman ne yapmalıyım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her şeyden sonra, aklıma bir şey geliyor. Her nedense, alakasız ‘Maria’ ismi geldi aklıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben de bir hata olduğunun farkındayım. Her şey arasında ‘Maria’. Bu isim nereden geldiğine dair hiç bir fikrim yok. Üstelik bu isimle kağıdımı verirsem, bana ‘Benimle dalga mı geçiyorsun!’ gibi bir şeyler bağıracak.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama ya, şans eseri, bu aradığı cevapsa..?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ciddi bir oyalanmadan sonra, 10x10cm’lik kağıt parçasına yazmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Maria’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ayağa kalkıp Otonaşi&#039;ye doğru yürümeye başladım. Artık sıra yok. Görünen o ki son kalan kişi benim. Kağıdımı gergin bir şekilde uzattım. Otonaşi ses etmeden kabul etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonra üstünde yazılana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve ifadesi değişti. Bariz bir şekilde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öğretmenimize veya Daiya’ya karşı durduğunda hiç rahatsız olmayan Otonaşi&#039;nin gözleri apaçıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hahaha…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden kahkahalara boğuldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, demek ismimi hatırladın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söyler söylemez pişman oldum. Çünkü kahkaha atmayı kesince bana baş düşmanıymışım gibi sert sert baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen..! Benimle dalga mı geçiyorsun?!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ancak telaşlı bir şekilde öfkesini bastırabilmişti, çünkü düşük, boğazdan gelen bir sesle konuştu. ‘Dalga geçme’ kısmını beklemiştim, ama sesindeki ton oldukça şaşırtıcıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni bütün gücüyle yakamdan tuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aa! Ö-Özür dilerim! S-Seninle dalga geçmek gibi bir niyetim yoktu…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bana söylemeye çalıştığın şey böyle bir cevabı şaka olmadan yazabiliyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ehm, yani. Sen… haklı olabilirsin. Belki de şaka yapıyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu son darbe olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yakamı bir an bile bırakmadan, beni okul binasının arkasına sürükledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi beni okul binasının duvarına doğru itti ve dik dik baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Plan yapmakta iyi değilim. Bunun farkındayım. O yüzden &#039;Suçlu, teslim ol!&#039; seviyesinde saçma bir planla çıkageldim. Hayır, buna plan bile denilemez. Ama buna rağmen… Nasıl bu tuzağa düştün!? Hem de bu ikinci defa yapışım! İlk sefer tamamen görmezden gelmiştin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ellerini yakamdan çekmişti ama öfkeli bakışları o kadar baskılayıcıydı ki olduğum yerde kalmamda yeterdi.  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dudaklarını ısırırken bana dik dik bakmaya devam ediyordu, ve ardından iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hayır, böyle saçma bir yönteme en sonunda tepki aldığım için kontrolümü kaybettim. Ama bu &lt;br /&gt;
durumun iyiye doğru gittiği anlamına gelir, o yüzden mutlu olmalıyım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet, sanırım. Mutlu olmalısın! Hahaha.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi sahte gülüşüme tekrar dik dik baktı. En iyisi sessiz kalmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Anlamıyorum. Esasında inatçılığım yüzünden artık pes ettiğini düşünmüştüm ama... bu vurdumduymaz, sakin suratın da neyin nesi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Vurdumduymaz değilim, sadece ne hakkında konuştuğuna dair bir fikrim yok!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni 2,600 tekrar boyunca görmezden geldin. Bu sonsuz yinelenme ne kadar devam ederse etsin teslim olmayacağım. Ama ben bile yorgun hissediyorum. Senin de aynı şekilde hissetmen gerekir, öyleyse nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne… Ne dediğin hakkında zerre fikrim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan sonunda şaşkınlığımı anladı ve bana şüpheyle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Acaba sen kendinin farkında değil misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kendinin farkında mı? Nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Pekâlâ. Rol yapıyor olsan bile açıklamanın zararı yok. Hm, doğru. Bunu basitçe anlatmak &lt;br /&gt;
gerekirse—ben 2.601 defa ‘transfer’ oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yapabildiğim tek şey boş bir ifadeyle şaşırmak oldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer rol yapıyorsan gerçekten çok yeteneklisin. Ama gerçekten de ‘bilmiyorsan’, öyle boş bir &lt;br /&gt;
ifadeye sahip olman tabi doğal. Neyse. Sana bildiklerimi anlatacağım. Hım, evet—bugün Martın 2&#039;si, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugünü,  2 Mart’ı,  2.601 defa tekrarladığımı söylemek daha kolay olur, ama o da tam doğru değil. O &lt;br /&gt;
yüzden &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, ama o da tam uygun değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ben Martın 2sine, sabah 06:27’ye tam  2.601 defa geri gönderildim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.....”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“‘Geri gönderildim’ benim açımdan doğru bir tabir, ama evrensel olarak doğru değil. O yüzden burada &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, çünkü gerçekte olana daha yakın—”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi ağzımın açıldığını gördü ve kafasını kaşımaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ahh, off! Sen ne kadar aptalsın! Saat 06:27 civarında herhangi bir şeyi onaylamıyorsan onu ‘geçersiz’ sayıyorsun, değil mi!” Siniri tepesinde isyan ederek bana bağırdı. Hayır, hayır… Benim durumumda herhangi biri onun mantık çerçevesini anlayamaz, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Tam olarak anlamadım, ama aynı günü defalarca tekrarlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söylediğim anda &#039;o&#039; oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne? Nedir bu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Güçlü ve tuhaf bir hissin bana saldırdığı göğsümü bastırdım. Rahatsız hissediyorum… hayır, ‘rahatsız’ eksik kalır. Derin ve esrarengiz bir histi bu, sanki tüm şehrin aniden başka bir şehirle yer değiştirmesi ama bunu sadece senin fark etmen gibi.&lt;br /&gt;
	Anılarım dönmüş değildi. Yeni bir şey hatırlamıyordum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama nedense orada bir şey &#039;&#039;vardı&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gerçeği söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece gerçeği.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonunda anlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...B-Bir saniye.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
2 Mart’ı 2.601 defa yaşadı. Bu tek başına beni durdurmak için fazlaydı bile, ama Otonaşi&#039;nin belirttiği şey:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&amp;lt;u&amp;gt;Bunun sorumlusu ben miyim?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet,” Otonaşi anında cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Neden öyle bir şey yapayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sebeplerini ben nasıl anlayayım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu yapan ben değilim!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Kendinin bile farkında olmadan bunu nasıl söyleyebiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Neden ben?’ diye sormak üzereydim, ama göze çarpmam için bir sebep olduğunun farkına vardım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kağıt parçasının üstüne ben ‘Maria’ yazmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen şimdiye kadar olan tekrarlardan haberin olmadığı gibi, bu duruma sokulan kişilerden  ‘geçersiz’ ilan edilenlerin tekrarları hatırlamalarına imkan yok. Başka bir deyişle: benim dışımda, sadece bu durumun sorumlusu daha önce bahsettiğim ‘Maria’ ismini yazabilmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu defa bu ismi hatırladım. ‘Maria’ gibi bir ismin birden aklıma gelmesi benim gibi biri için olanaksız olduğunu kabul etmeliyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkili olduğunu bilmiyorum ama, sürekli insanların anılarında göze batacak şekilde davranmaya çalıştım. ‘Geçersiz’ ilan edilen tekrarları hatırlayan zanlının hata yapmasını bekliyordum. Gerçi, bu taktikten çokta beklentim yoktu…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“...Ne zaman benim hakkımda şüphelenmeye başladın? Yani, özellikle bana bu ismi -’Maria’ ismini- bana daha önceki bir tekrarda bahsetmiş olmalısın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aslında, oldukça zararsız görünüyordun, o yüzden özellikle senden şüphem yoktu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh, tabi herkese tek tek bu ismi söyleyerek denedim. Sonuçta, zamanım sınırsız.”&lt;br /&gt;
	Zamanı sınırsızdı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;nin geçirdiği zaman... O kadar uzun bir zaman ki, “sınırsız” kelimesi artık mecazi olmuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Zamanı hemen hemen sınırsız, o yüzden sınıftaki herkesin ismini yazması gibi gelişigüzel bir plan yaptı—birisinin ‘Maria’ yazması ümidiyle. Gerçekten başarma olasılığı olmasa bile. En iyi planları 2.601 okul transfer’inden uzun zaman önce tükenmişti, o yüzden bu, aklına yeni bir plan gelene kadar vakit geçirmek içindi. Akli dengesini yitirmemek için ümidi olmayan bir plan denemek hiç bir şey yapmamaktan daha iyiydi. Sonuçta, bu ‘Okul Transferlerinde’ geçirdiği süre sonsuza dek sürebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden Otonaşi bu aldatmacaya kandığım için bu kadar kızdı. Ne kadar denersen dene, bir rol yapma oyunundaki&amp;lt;ref name=&amp;quot;RPG&amp;quot;&amp;gt; https://tr.wikipedia.org/wiki/Rol_yapma_oyunu&amp;lt;/ref&amp;gt;düşmanı yenememen gibi. O yüzden çaresizce çalışır ve seviye atlarsın - ama esasında, kolaylıkla bulabileceğin bir eşya ile onu rahatça yenebilirsin. Sonunda amacına ulaşmış olursun, ama o kadar zamanı ve çabayı boşa harcadığın için kötü hissedersin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse, bu boş konuşmayı kısa keselim. Sonuçta, hiç bir şey çözülmedi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Durum sana çözülmüş gibi geliyor mu? Bu bitmek bilmeyen kabus, Reddeden Sınıf, sana bitmiş &lt;br /&gt;
gibi gözüküyor mu?&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf mı? Sürekli tekrarlayan kabusuna verdiği isim bu heralde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, beni rahatsız eden bir nokta var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ‘Maria’ yazdım diye bana zanlı gibi davranmanı anlıyorum ama dinle, başta sen niye Reddeden Sınıf’tan etkilenmiyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkilenmiyor değilim; hatta Reddeden Sınıf&#039;tan herhangi birisi kadar etkileniyorum. Teslim olup anılarımı saklamaya çalışmasam ‘Sınıf’ beni çoktan ele geçirirdi. Bu sonsuz tekrar içerisinde anlamsızca yaşardım. Teslim olmak kafanda dengede tuttuğun bir bardak suyu dökmek kadar kolay olurdu. Senin reddettiğin bu tek günü sonsuza dek yaşardık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer sen unutursan, bunların hepsi olur mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Düşün biraz. Bu tekrarı başka fark edebilecek biri var mı? Sonuçta, bunu yaratan sen bile tekrarların farkında değildin...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...haklı olabilir. Sonuçta, bu günü 2.601 defa tekrarladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hatırlama çabalarımı terk etmek benim için son derece daha kolay olurdu. Ama bu kesinlikle asla olmayacak.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...asla?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, asla. Teslim olmamın imkanı yok. Bu günü 2.000 defa, 20.000 defa, veya bir milyar defa tekrarlamak zorunda olsam bile umurumda değil.  Bu tekrarların üstünden gelip amacıma ulaşacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	2.000 defa... Günlük hayatımızda sık sık ‘2.000’ sayısına birim olarak karşı karşıya geliriz. Ama parça parça toplamamız gerekse… örneğin, bir senede 365 gün var, 1.825 gün beş yıla eşit… ve bu hâlâ 2.000 günden daha az bir değer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Reddeden Sınıf içerisinde 5 yıldan daha fazla vakit geçirmiş olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Bu Reddeden Sınıfı niye yarattığının da mı farkında değilsin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? ...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, anladım. Bu soruyu cevaplamamak için anlamamazlıktan geldiğini varsayarsak, bunda bir anlam olduğu kesin. Öyleyse rol yapma yeteneğin çok sağlam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“R-Rol yapmıyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki, o zaman sana şunu soracağım—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi hafifçe gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, sen— O’nunla tanıştın, değil mi?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
—Kim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Nedense, şu an kendime sorduğum soru o değil. Kiminle tanıştım? Bilmiyorum. Hatırlayamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, anlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ‘*’ ile tanışmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman? Nerede? Tabi ki öyle bir şeyi bilemezdim. Bunlar anılarımın bir parçası değildi. Ama buna rağmen, &amp;lt;u&amp;gt;onunla tanıştığımı hissedebiliyordum.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamaya çalışıyorum, ama bu bilgi engellenmişti, sanki yüksek hız ile bir duvar bu bilginin önüne örülmüş ve &amp;quot;Dikkat! Giriş izniniz yok. Sadece izinli kişiler girebilir...&amp;quot; diyerek  erişimimi engelliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, demek ki tanışmışsın,” diye kıkırdadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi artık emindi. Ben de artık emindim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben, Kazuki Hoşino, bu durumun oluşmasının sorumlusuydum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O&#039;nu sana vermiş olmalı. Tek bir &#039;&#039;dileğini&#039;&#039; gerçekleştiren  &#039;&#039;kutuyu&#039;&#039;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden bire kutu kelimesini kullanmaya başladı. Söylediklerine bakılırsa, Reddeden Sınıfı oluşturan araç bu kutuydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, evet, sana amacımı henüz söylemedim,” Otonaşi kıkırdayarak söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benim amacım—kutuyu elde etmek.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun ardından yüzündeki gülümseme iz bırakmadan kayboldu. Kutuya sahip olduğumdan emin olan Otonaşi bana dudağını büküp bir komut verdi:&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi kutuyu bana ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kutunun sahibi kesinlikle benim.&amp;lt;!--Kutuya kesinlikle benim yerine sahip kelimesi daha mı iyi gider? Guh..--&amp;gt; Başka bir seçenek yok, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama herhangi bir dileği yerine getiren bu kutuyu ona vermek gerçekten olur mu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, Otonaşi bu kutuyu elde etmek için 2,601 tekrara katlandı. Bu kadar büyük bir çabayı sarf edecek kadar önemli bir dileği var. Kendi dileğinin yerine gelmesini istiyor; kutumu çalıp benim dileğimi hafife alma adına bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Otonaşi anormal denilebilecek bir azimle hareket ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Evet, bu anormaldi. Aya Otonaşi anormal birisiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Nasıl yapacağımı bilmiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yalan söylemiyordum. Ama biraz da direnç göstermeye çalışıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Yani nasıl yapacağını çözünce bana verecek misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Şey…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl bırakacağını unutmak sıradan bir durum. Ama tamamen unutmadın; bir yerlerinde, &lt;br /&gt;
derinlerinde, bunu nasıl yapabileceğini hala hatırlıyorsun. Asla bisiklet sürmeyi unutamayacağın gibi: başkalarına nasıl sürüldüğünü öğretemeyebilirsin, ama içgüdüsel olarak nasıl yapacağını biliyorsun. Bunu kelimelere dökemediğin için afallıyorsun sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...kutuyu çıkarmadan Reddeden Sınıfı sonlandırmanın yolu yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk bir bakış attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana vermeyi planlamıyorsun. Söylemek istediğin bu mu?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bariz telaşımı anlayınca, Otonaşi sessiz bir iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakalım. Eğer kutuyla birlikte &#039;&#039;sahibini&#039;&#039; kırsak Reddeden Sınıf da sonlanır herhalde.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibiyle birlikte kırmak mı..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Sahip’, büyük ihtimalle kutuyu elinde tutan kişi demek oluyordu—diğer bir deyişle, ben. Benimle birlikte kırmak mı? Kısaca—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi duygularını bastırıp soğukkanlı bir şekilde şunu söyledi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf sen ölürsen sonlanır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu  ‘*****’ hazırlamak için yeterli bir sebep mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerekiyorsa bunu bana da yapmayı düşündüğünü mü söylemeye çalışıyorsun? O zaman, lütfen çabuk yap; katlanması daha kolay olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	3 Mart sabahı. Yağmurlu, göz gözü görmeyen bir kavşakta...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şemsiyemi bir kenara attım ve ‘*****’&#039;e baktım. Başka bir şey pek kayda geçmiyordu. Ne duvara &lt;br /&gt;
çarpan kamyonu, ne de orada öyle duran Otonaşi&#039;yi, ikisini de beynim kayda almıyordu. Kırmızı bir sıvı &lt;br /&gt;
sürekli akıyordu; o kadar çok vardı ki yağmur bile izini silmede yetersizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafasının yarısı eksik, bir ces**. Bey**’i her yere sıçramış... ***et. Ceset. Ceset. CESet. &lt;br /&gt;
CesetCesetCESET. cesET. CesetcesetCESET. Ceset. Ceset. Ceset!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin ‘Cesedi’.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—ah”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerimin önündekini sonunda fark edince kusmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi’ye baktım. O da bana ifadesiz bir şekilde bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Haruaki”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama merak etme, Haruaki!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biliyorsun, bunların hepsi zaten silinecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada olanlar ‘geçersiz’ ilan edilecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...He? Acaba…&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıfı dilememin sebebi bu olabilir mi..? Böyle bir durumu reddettiğim için mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references/&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 8946. Defa|8946. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 2602. Defa|2602. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505134</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 2601. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505134"/>
		<updated>2016-10-25T23:12:21Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Adım Aya Otonaşi.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Transfer öğrenci sadece bu sözleri mırıldadı, ve başka hiç bir şey demedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aman tanrım! Çok etkileyici!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu oldukça yüksek sesle söyleyen, &amp;lt;u&amp;gt;yanımda oturan&amp;lt;/u&amp;gt; arkadaşım Haruaki Usui. Ders hâlâ devam ediyor olmasına rağmen bunu yapıp kuvvetle arkama vurdu.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki?  Canımı acıttığını biliyorsun, ve etraftakiler de bize bakıyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki çoktan sınıfın arka tarafına, Aya Otonaşi’nin oturduğu yere doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakışlarımız kesişti! Şansa bak!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ona dönüp baktığında gözlerinizin buluşması doğal tabi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşi, buna KADER deniyor!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir dakika, ne? Kader mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse işte, kız çok tatlı! Kızın resmi çizilse dünya pazarında milyonlara satılır... sonra da ulusal hazinelerimiz listesine girer. Ah, artık benim için çok geç, kalbimi çoktan çaldı bile... Ona aşkımı ilan edeceğim..”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok hızlı!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zil çalmıştı. Kalkıp öğretmenimize selam verdikten sonra, Haruaki oturmaya kalkışmadan doğruca Otonaşi&#039;nin yanında bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aya Otonaşi! Sana ilk görüşte âşık oldum. Seni seviyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Oha, gerçekten de itiraf ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin cevabını duyamıyordum ama Haruaki’nin suratından hemen anlaşılıyordu. Ee, hayır… suratına bakmak bile gerekmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki geri geldi ve sıramın önünde durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Saçmalık… &#039;&#039;Ben&#039;&#039; mi reddedildim?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Gerçekten de başarabileceğini mi düşünüyordu...? Yüzündeki ciddi ifade birazcık korkunçtu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Belli değil miydi? Durduk yere ona ilan-ı aşk etmen onu sadece rahatsız eder!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm, anladım. O halde, tekrar itiraf ederim. Ama bir dahaki sefere, bu kadar ani bir şekilde yapmam! Hislerim elbet bir gün ona ulaşacaktır!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir yandan iyimser düşünce şekli neredeyse gıpta edilebilirdi, ama diğer yandan bundan kaçınmayı tercih ederdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğleniyor musunuz? Beni gerçekten güzel eğlendiriyorsunuz, ama kızlar sizi ciddi anlamda küçümsüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya bize bu sözlerle katıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hee?! Sadece Haruaki küçümsenmiyor muydu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok, seni de küçümsüyorlar. Kızlar senin de parmağın olduğunu düşünüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oho, benimle beraber yanıyorsun demek!  Büyük şeref bu! Öyle değil mi Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ş- Şeref hariç her şey…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onu bi kenara bırakalım şimdi, Daiyan, sen bile ona hamle yapmak isterdin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki Daiya’yı dürttü. Daiya’ya böyle bir şey korkusuzca yapabiliyor, muhtemelen çocukluk arkadaşları oldukları için. Ya da belki de sonuçları aldırmadan, atılgan bir şekilde davrandığındandır…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya iç çekip hemen cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hiç de bile.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İmkansız! Öyleyse kim seni etkileyebilir Daiyan?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi&#039;nin görünüşünden dolayı kalbimin daha hızlı çarpması mühim değil. Güzelliğini kabul etmek zorunda olabilirim, ama ona asılma arzum hiç yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki, hiç anlamıyorsun değil mi? Yani, tabi ki böyle düşünceleri senin gibi bir hayvanın anlaması imkansız. Sen sadece içgüdülerine göre hareket eden ve güzel gözüken herhangi bir kızı kabul edebilecek bir hayvansın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne!? Öncelikle, içgüdü ile görüntüye düşkün olmanın ne alakası var?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Güzel birinden hoşlanmak insanın doğasında vardır, çünkü güzel bir çocuk sahibi olmak soyunun devam etme ihtimallerini arttırır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Oooo..&#039;&#039; Haruaki&#039;yle ben aynı anda hayranlıkla uğuldadık. Daiya bu kadar basit bir şeyi bilmediğimiz için hayrete düşmüşe benziyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım Daiyan! Yani demeye çalıştığın, o kadar güzel ki sen bile ona hamle yapamıyosun! Kaçınılmaz yenilgi! Değil mi? Ulaşamadığı ciğere mındar diyen kedi gibisin aynı.Senin bu yaptığına mazeret denir. Çok sıkıcı. Bu çok sıkıcı Daiyan!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmamın ne kadarını dinledin? Bu ne lan? ...Yani, ifadenin ilk yarısı tam olarak yanlış &lt;br /&gt;
değil. Ama diğer yarısı— seni öldürürüm!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay, demek gerçekten de ona hamle yapamıyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zafer kazanmışçasına bir suratı vardı Haruaki’nin. Daiya sonunda Haruaki’yi yumrukladı. Oha, sanırım Daiya’nın bütün bastırılmış öfkesi vardı o yumruğun arkasında…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ona ‘hamle yapamam’ değil. O ‘bana hamle yapmaz.’”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar da ukala… Hey, Hoşi, bu adam sırf tipinden dolayı kendini çok kaptırmadı mı?&amp;quot; dedi Haruaki, hiç pişmanlık göstermeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana ulaşamaz diye bana hamle yapmıyor değil! Yani, bu da mümkün olabilir, ama onun durumunda bu geçerli bile değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oha, cesurca garip şeyler söylüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni ulaşılamaz olarak görmüyor, hayır, öyle bir sınıflandırma yapmakla bile uğraşmıyor. Baştan beri bizimle ilgilenmiyor. Bizi küçük bile görmüyor. Aynen bizim böcekleri böcek olarak algıladığımız gibi, o da insanları insan olarak algılıyor. Bu kadar. Benim yakışıklı suratımla Haruaki’nin çirkin suratı gibi insanlar arasındaki küçük farklar zerre umurunda değil. Aynen hamam böceğinin cinsiyetinin aklından geçmemesi gibi. Öyle bir kıza nasıl hamle yapabilirsin?&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki bile Otonaşi hakkındaki bu acımasız ifade karşısında sessiz kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Daiya.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki için ağızımı açtım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ilgini epey çekti sanki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya diyecek laf bulamıyor. Ah, bu çok nadir bir tepki. Ama haklı değil miyim? Fikri&#039;nin doğru olup olmadığı bir kenara, böyle bir analizde bulunmak için onu iyi bir miktar gözlemlemiş olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&#039;&#039;cık&#039;&#039;, hiç de ilgilenmiyorum.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Aa, kızardın!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hey Kazu. O yoldan ilerlemeye devam edersen sonu iyi olmaz. Sana aklının ucundan geçmeyecek bir pırasa kullanma yöntemi gösteriyim mi? Öyle kötü travma sonrası stres bozukluğun olur ki, her pırasa gördüğünde kurdeşen çıkarırsın!”&amp;lt;ref name=&amp;quot;kurdeşen&amp;quot;&amp;gt;Burada pırasayı fitil olarak kullanmakla alakalı bir kocakarı ilacına ince olmayan bir gönderme var. http://detail.chiebukuro.yahoo.co.jp/qa/question_detail/q1233508952&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya’nın epeyce kızgın olduğunu fark ettim, o yüzden konuyu sakarca gülerek değiştirmeye çalıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her neyse, Daiya kendisinin ve Otonaşi&#039;nin tamamen uyumsuz olduğunu anlamışa benziyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Böcekle eşit düzeyde kötü olan sezgilerine rağmen, sen bile yakında onun anormalliğini anlayacaksın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kötü bir bahane gibi geldi kulağıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama hiç de öyle değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, tamamen haklıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İlk ders bittikten hemen sonra Otonaşi birden elini kaldırdı. Öğretmenimiz, Hokuba, O&#039;nu fark etti, ama Otonaşi ona konuşma hakkı verip vermemesini umursamıyordu bile. Öğretmen izin vermeden ayağa kalkıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“1-6 Sınıfındaki herkese bir şey yaptıracağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi şaşkın tepkilerimizi aldırmadan konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beş dakikanızı alacak. O kadar zaman ayırabilirsiniz, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kimse cevap vermedi ama yine de tahtaya doğru ilerledi. Kayıtsız bir şekilde Hokuba&#039;yı dışarı yönlendirdi, ve sonra da kürsüdeki yerini aldı. Bu tamamen abes bir durum olmasına rağmen, O nasılsa bunu çok doğal bir şekilde yapıyordu. Sınıf arkadaşlarımın tepkisine bakılacak olursa, onlar da aynı şekilde düşünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf sessizlik içindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tahtada dururken, Otonaşi dümdüz ileri bakıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi benim için ‘belirli bir şey’ yazacaksınız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kürsüden indi ve ön sıradaki öğrencilere kağıt verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O öğrenciler kendileri için birer kağıt ayırıp kalanını arkaya uzattılar, bütün sınıfa dağıtılması gereken bir ilanı dağıtırmış gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonunda ben de bir adet aldım. Her yanı 10cm olan sıradan bir kağıt.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bitirdiğinizde lütfen bana geri verin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘belirli bir şey’ ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone herkesin aklında olan soruyu sorduktan sonra, Otonaşi basit bir cevap verdi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İsmim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözle birlikte, az önce sessiz olan sınıfta bir anda gürültü kopmaya başladı. Makuldur, ben de anlamamıştım. İsmi mi? Herkes onun ismini biliyor. Daha bu sabah kendini “Aya Otonaşi” diye tanıtmamış mıydı? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar saçma!” diye bağırdı biri. Bunu Otonaşi&#039;ye diyebilecek tek bir kişi var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya Oomine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımın hepsi durdu. Herkes Daiya’dan kötü bir düşman olacağını bilir.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“İsmin Aya Otonaşi. Neden bunu yazmamızı istiyorsun? İsmini ezberlememizi o kadar mı çok istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Daiya’nın saldırgan konuşmasına rağmen sakin kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben ‘Aya Otonaşi’ yazardım. Ama bunu sana söyledim. Artık bir şey yazmama gerek yok, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, umurumda değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan bu kadar basit bir kabulu beklemiyordu, ve diyecek bir şeyi de kalmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzıyla &#039;&#039;cık&#039;&#039;ladı, kağıdı gürültülü bir şekilde yırttı ve sınıfı terk etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu? Neden yazmaya başlamıyorsunuz?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Kimse yazmaya başlayamamıştı. Belli olmayabilir ama, herkes o ve onun davranışlarından şaşkına &lt;br /&gt;
dönmüştü. Daiya’ya karşı geldi. Daiya’nın sınıf arkadaşları olarak bunun ne kadar etkileyici olduğunu biliyorduk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Herkes bir süre donakaldı. Ama birisinin kalem sesi sessizliği bozunca sınıf boyunca karalama sesi yankılanmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eminim kimse Otonaşi&#039;nin niyetini anlamamıştı. Ama önemli değil. Yazabileceğimiz tek bir şey var, sonuçta.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Aya Otonaşi’ ismi var sadece.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye ilk kağıdı veren kişi Haruaki&#039;ydi. O ayağa kalkar kalkmaz sınıf arkadaşlarımızdan bir kaçı onu izledi. Otonaşi Haruaki’nin kağıdını kabul ettiğinde ifadesi pek değişmedi.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Muhtemelen… yanlış cevaptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O Mogi ile bir çift lafladıktan sonra yerine geçti, ve ona seslendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne yazdın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Sadece ‘Aya Otonaşi’ yazabilirsin, öyle değil mi? Neredeyse son harfi yazmayı unutuyordum ama,” Haruaki bunu söylerken nedense biraz kederli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...yani, aynen, tek seçenek o sanırım…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar tereddüt etme—yaz gitsin işte!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sence sırf ismini yazmamız için mi bu kadar uğraştı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Durum öyleyse, neden bu kadar uğraştığını anlayamıyorum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki hemen “Tabi ki anlamıyorsun,” diye yanıt vererek kuşkularımı doğruladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Ama… sen ‘Aya Otonaşi’ yazdın, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Evet… dinle, Daiyan hafife alınmayacak derecede zeki, değil mi? Ama diğer yandan kişiliği de hafife alınmayacak derece berbat, her türlü!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden konuyu değiştirdiğinden dolayı kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ve o sadece ‘Aya Otonaşi’ yazacağını söyledi’. Başka yazacak bir şey aklına gelmedi. Tabi ki ben daha iyi bir şey bulamam. Demeye çalıştığım, farklı bir seçenek bulamıyoruz, o sebepten dolayı da başka bir şey yazamıyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aklına gelmeyen bir şey… yazamazsın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen öyle. Bu deney bize yönelik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin dediğinin tam isabet olduğunu hissettim. Haklı olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani diğer bi deyişle, Otonaşi bunu sınıf arkadaşlarının çoğu için değil, &amp;lt;u&amp;gt;farklı bir şey düşünebilecek biri için yapıyor sadece.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki&#039;nin neden az önce o kadar kederli olduğunu anladım. Yani, ilk görüşte ona âşık olmuştu. İtirafı yarı şaka olabilirdi, ama başka itiraf ettiği kimseyi tanımıyorum. O yüzden esasında az çok içtendi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi hislerine karşılık vermedi. Varlığı görmezden geliniyordu… Aynı Daiya’nın söylediği gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Haruaki, kafan beklediğimden iyi basıyormuş.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bir şey demene lüzum yoktu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaba iltifatımı mahcup bir gülümsemenin arkasına gizlemeye çalışırken, Haruaki buruk bir şekilde gülümseyerek tepki verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonra görüşürüz. Şimdi gitmezsem, üst sınıftakiler beni öldürür. Hayır, abartmıyorum!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ah, evet. Göreyim seni.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şöyle böyle olan beyzbol takımımız baya istekli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önümde duran boş kağıda baktım. ‘Aya Otonaşi’ yazmak üzereyim, ama bir türlü kendimi bunu yazmaya getiremiyorum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;ye baktım. Ona verilen kağıtlara bakarken ifadesi hiç değişmedi. Muhtemelen hepsinin üstünde ‘Aya Otonaşi’ yazılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&amp;lt;u&amp;gt;—Bir şey düşünmeyen biri &#039;bir şey&#039; yazamaz&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“——”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zaman ne yapmalıyım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her şeyden sonra, aklıma bir şey geliyor. Her nedense, alakasız ‘Maria’ ismi geldi aklıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben de bir hata olduğunun farkındayım. Her şey arasında ‘Maria’. Bu isim nereden geldiğine dair hiç bir fikrim yok. Üstelik bu isimle kağıdımı verirsem, bana ‘Benimle dalga mı geçiyorsun!’ gibi bir şeyler bağıracak.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama ya, şans eseri, bu aradığı cevapsa..?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ciddi bir oyalanmadan sonra, 10x10cm’lik kağıt parçasına yazmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Maria’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ayağa kalkıp Otonaşi&#039;ye doğru yürümeye başladım. Artık sıra yok. Görünen o ki son kalan kişi benim. Kağıdımı gergin bir şekilde uzattım. Otonaşi ses etmeden kabul etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonra üstünde yazılana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve ifadesi değişti. Bariz bir şekilde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öğretmenimize veya Daiya’ya karşı durduğunda hiç rahatsız olmayan Otonaşi&#039;nin gözleri apaçıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hahaha…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden kahkahalara boğuldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, demek ismimi hatırladın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söyler söylemez pişman oldum. Çünkü kahkaha atmayı kesince bana baş düşmanıymışım gibi sert sert baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen..! Benimle dalga mı geçiyorsun?!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ancak telaşlı bir şekilde öfkesini bastırabilmişti, çünkü düşük, boğazdan gelen bir sesle konuştu. ‘Dalga geçme’ kısmını beklemiştim, ama sesindeki ton oldukça şaşırtıcıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni bütün gücüyle yakamdan tuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aa! Ö-Özür dilerim! S-Seninle dalga geçmek gibi bir niyetim yoktu…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bana söylemeye çalıştığın şey böyle bir cevabı şaka olmadan yazabiliyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ehm, yani. Sen… haklı olabilirsin. Belki de şaka yapıyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu son darbe olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yakamı bir an bile bırakmadan, beni okul binasının arkasına sürükledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi beni okul binasının duvarına doğru itti ve dik dik baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Plan yapmakta iyi değilim. Bunun farkındayım. O yüzden &#039;Suçlu, teslim ol!&#039; seviyesinde saçma bir planla çıkageldim. Hayır, buna plan bile denilemez. Ama buna rağmen… Nasıl bu tuzağa düştün!? Hem de bu ikinci defa yapışım! İlk sefer tamamen görmezden gelmiştin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ellerini yakamdan çekmişti ama öfkeli bakışları o kadar baskılayıcıydı ki olduğum yerde kalmamda yeterdi.  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dudaklarını ısırırken bana dik dik bakmaya devam ediyordu, ve ardından iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hayır, böyle saçma bir yönteme en sonunda tepki aldığım için kontrolümü kaybettim. Ama bu &lt;br /&gt;
durumun iyiye doğru gittiği anlamına gelir, o yüzden mutlu olmalıyım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet, sanırım. Mutlu olmalısın! Hahaha.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi sahte gülüşüme tekrar dik dik baktı. En iyisi sessiz kalmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Anlamıyorum. Esasında inatçılığım yüzünden artık pes ettiğini düşünmüştüm ama... bu vurdumduymaz, sakin suratın da neyin nesi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Vurdumduymaz değilim, sadece ne hakkında konuştuğuna dair bir fikrim yok!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni 2,600 tekrar boyunca görmezden geldin. Bu sonsuz yinelenme ne kadar devam ederse etsin teslim olmayacağım. Ama ben bile yorgun hissediyorum. Senin de aynı şekilde hissetmen gerekir, öyleyse nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne… Ne dediğin hakkında zerre fikrim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan sonunda şaşkınlığımı anladı ve bana şüpheyle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Acaba sen kendinin farkında değil misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kendinin farkında mı? Nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Pekâlâ. Rol yapıyor olsan bile açıklamanın zararı yok. Hm, doğru. Bunu basitçe anlatmak &lt;br /&gt;
gerekirse—ben 2.601 defa ‘transfer’ oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yapabildiğim tek şey boş bir ifadeyle şaşırmak oldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer rol yapıyorsan gerçekten çok yeteneklisin. Ama gerçekten de ‘bilmiyorsan’, öyle boş bir &lt;br /&gt;
ifadeye sahip olman tabi doğal. Neyse. Sana bildiklerimi anlatacağım. Hım, evet—bugün Martın 2&#039;si, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugünü,  2 Mart’ı,  2.601 defa tekrarladığımı söylemek daha kolay olur, ama o da tam doğru değil. O &lt;br /&gt;
yüzden &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, ama o da tam uygun değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ben Martın 2sine, sabah 06:27’ye tam  2.601 defa geri gönderildim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.....”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“‘Geri gönderildim’ benim açımdan doğru bir tabir, ama evrensel olarak doğru değil. O yüzden burada &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, çünkü gerçekte olana daha yakın—”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi ağzımın açıldığını gördü ve kafasını kaşımaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ahh, off! Sen ne kadar aptalsın! Saat 06:27 civarında herhangi bir şeyi onaylamıyorsan onu ‘geçersiz’ sayıyorsun, değil mi!” Siniri tepesinde isyan ederek bana bağırdı. Hayır, hayır… Benim durumumda herhangi biri onun mantık çerçevesini anlayamaz, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Tam olarak anlamadım, ama aynı günü defalarca tekrarlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söylediğim anda &#039;o&#039; oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne? Nedir bu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Güçlü ve tuhaf bir hissin bana saldırdığı göğsümü bastırdım. Rahatsız hissediyorum… hayır, ‘rahatsız’ eksik kalır. Derin ve esrarengiz bir histi bu, sanki tüm şehrin aniden başka bir şehirle yer değiştirmesi ama bunu sadece senin fark etmen gibi.&lt;br /&gt;
	Anılarım dönmüş değildi. Yeni bir şey hatırlamıyordum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama nedense orada bir şey &#039;&#039;vardı&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gerçeği söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece gerçeği.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonunda anlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...B-Bir saniye.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
2 Mart’ı 2.601 defa yaşadı. Bu tek başına beni durdurmak için fazlaydı bile, ama Otonaşi&#039;nin belirttiği şey:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&amp;lt;u&amp;gt;Bunun sorumlusu ben miyim?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet,” Otonaşi anında cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Neden öyle bir şey yapayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sebeplerini ben nasıl anlayayım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu yapan ben değilim!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Kendinin bile farkında olmadan bunu nasıl söyleyebiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Neden ben?’ diye sormak üzereydim, ama göze çarpmam için bir sebep olduğunun farkına vardım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kağıt parçasının üstüne ben ‘Maria’ yazmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen şimdiye kadar olan tekrarlardan haberin olmadığı gibi, bu duruma sokulan kişilerden  ‘geçersiz’ ilan edilenlerin tekrarları hatırlamalarına imkan yok. Başka bir deyişle: benim dışımda, sadece bu durumun sorumlusu daha önce bahsettiğim ‘Maria’ ismini yazabilmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu defa bu ismi hatırladım. ‘Maria’ gibi bir ismin birden aklıma gelmesi benim gibi biri için olanaksız olduğunu kabul etmeliyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkili olduğunu bilmiyorum ama, sürekli insanların anılarında göze batacak şekilde davranmaya çalıştım. ‘Geçersiz’ ilan edilen tekrarları hatırlayan zanlının hata yapmasını bekliyordum. Gerçi, bu taktikten çokta beklentim yoktu…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“...Ne zaman benim hakkımda şüphelenmeye başladın? Yani, özellikle bana bu ismi -’Maria’ ismini- bana daha önceki bir tekrarda bahsetmiş olmalısın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aslında, oldukça zararsız görünüyordun, o yüzden özellikle senden şüphem yoktu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh, tabi herkese tek tek bu ismi söyleyerek denedim. Sonuçta, zamanım sınırsız.”&lt;br /&gt;
	Zamanı sınırsızdı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;nin geçirdiği zaman... O kadar uzun bir zaman ki, “sınırsız” kelimesi artık mecazi olmuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Zamanı hemen hemen sınırsız, o yüzden sınıftaki herkesin ismini yazması gibi gelişigüzel bir plan yaptı—birisinin ‘Maria’ yazması ümidiyle. Gerçekten başarma olasılığı olmasa bile. En iyi planları 2.601 okul transfer’inden uzun zaman önce tükenmişti, o yüzden bu, aklına yeni bir plan gelene kadar vakit geçirmek içindi. Akli dengesini yitirmemek için ümidi olmayan bir plan denemek hiç bir şey yapmamaktan daha iyiydi. Sonuçta, bu ‘Okul Transferlerinde’ geçirdiği süre sonsuza dek sürebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden Otonaşi bu aldatmacaya kandığım için bu kadar kızdı. Ne kadar denersen dene, bir rol yapma oyunundaki&amp;lt;ref name=&amp;quot;RPG&amp;quot;&amp;gt; https://tr.wikipedia.org/wiki/Rol_yapma_oyunu&amp;lt;/ref&amp;gt;düşmanı yenememen gibi. O yüzden çaresizce çalışır ve seviye atlarsın - ama esasında, kolaylıkla bulabileceğin bir eşya ile onu kolaylıkla yenebilirsin. Sonunda amacına ulaşmış olursun, ama o kadar zamanı ve çabayı boşa harcadığın için kötü hissedersin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse, bu boş konuşmayı kısa keselim. Sonuçta, hiç bir şey çözülmedi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Durum sana çözülmüş gibi geliyor mu? Bu bitmek bilmeyen kabus, Reddeden Sınıf, sana bitmiş &lt;br /&gt;
gibi gözüküyor mu?&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf mı? Sürekli tekrarlayan kabusuna verdiği isim bu heralde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, beni rahatsız eden bir nokta var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ‘Maria’ yazdım diye bana zanlı gibi davranmanı anlıyorum ama dinle, başta sen niye Reddeden Sınıf’tan etkilenmiyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkilenmiyor değilim; hatta Reddeden Sınıf&#039;tan herhangi birisi kadar etkileniyorum. Teslim olup anılarımı saklamaya çalışmasam ‘Sınıf’ beni çoktan ele geçirirdi. Bu sonsuz tekrar içerisinde anlamsızca yaşardım. Teslim olmak kafanda dengede tuttuğun bir bardak suyu dökmek kadar kolay olurdu. Senin reddettiğin bu tek günü sonsuza dek yaşardık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer sen unutursan, bunların hepsi olur mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Düşün biraz. Bu tekrarı başka fark edebilecek biri var mı? Sonuçta, bunu yaratan sen bile tekrarların farkında değildin...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...haklı olabilir. Sonuçta, bu günü 2.601 defa tekrarladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hatırlama çabalarımı terk etmek benim için son derece daha kolay olurdu. Ama bu kesinlikle asla olmayacak.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...asla?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, asla. Teslim olmamın imkanı yok. Bu günü 2.000 defa, 20.000 defa, veya bir milyar defa tekrarlamak zorunda olsam bile umurumda değil.  Bu tekrarların üstünden gelip amacıma ulaşacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	2.000 defa... Günlük hayatımızda sık sık ‘2.000’ sayısına birim olarak karşı karşıya geliriz. Ama parça parça toplamamız gerekse… örneğin, bir senede 365 gün var, 1.825 gün beş yıla eşit… ve bu hâlâ 2.000 günden daha az bir değer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Reddeden Sınıf içerisinde 5 yıldan daha fazla vakit geçirmiş olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Bu Reddeden Sınıfı niye yarattığının da mı farkında değilsin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? ...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, anladım. Bu soruyu cevaplamamak için anlamamazlıktan geldiğini varsayarsak, bunda bir anlam olduğu kesin. Öyleyse rol yapma yeteneğin çok sağlam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“R-Rol yapmıyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki, o zaman sana şunu soracağım—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi hafifçe gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, sen— O’nunla tanıştın, değil mi?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
—Kim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Nedense, şu an kendime sorduğum soru o değil. Kiminle tanıştım? Bilmiyorum. Hatırlayamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, anlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ‘*’ ile tanışmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman? Nerede? Tabi ki öyle bir şeyi bilemezdim. Bunlar anılarımın bir parçası değildi. Ama buna rağmen, &amp;lt;u&amp;gt;onunla tanıştığımı hissedebiliyordum.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamaya çalışıyorum, ama bu bilgi engellenmişti, sanki yüksek hız ile bir duvar bu bilginin önüne örülmüş ve &amp;quot;Dikkat! Giriş izniniz yok. Sadece izinli kişiler girebilir...&amp;quot; diyerek  erişimimi engelliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, demek ki tanışmışsın,” diye kıkırdadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi artık emindi. Ben de artık emindim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben, Kazuki Hoşino, bu durumun oluşmasının sorumlusuydum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O&#039;nu sana vermiş olmalı. Tek bir &#039;&#039;dileğini&#039;&#039; gerçekleştiren  &#039;&#039;kutuyu&#039;&#039;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden bire kutu kelimesini kullanmaya başladı. Söylediklerine bakılırsa, Reddeden Sınıfı oluşturan araç bu kutuydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, evet, sana amacımı henüz söylemedim,” Otonaşi kıkırdayarak söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benim amacım—kutuyu elde etmek.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun ardından yüzündeki gülümseme iz bırakmadan kayboldu. Kutuya sahip olduğumdan emin olan Otonaşi bana dudağını büküp bir komut verdi:&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi kutuyu bana ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kutunun sahibi kesinlikle benim.&amp;lt;!--Kutuya kesinlikle benim yerine sahip kelimesi daha mı iyi gider? Guh..--&amp;gt; Başka bir seçenek yok, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama herhangi bir dileği yerine getiren bu kutuyu ona vermek gerçekten olur mu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, Otonaşi bu kutuyu elde etmek için 2,601 tekrara katlandı. Bu kadar büyük bir çabayı sarf edecek kadar önemli bir dileği var. Kendi dileğinin yerine gelmesini istiyor; kutumu çalıp benim dileğimi hafife alma adına bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Otonaşi anormal denilebilecek bir azimle hareket ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Evet, bu anormaldi. Aya Otonaşi anormal birisiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Nasıl yapacağımı bilmiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yalan söylemiyordum. Ama biraz da direnç göstermeye çalışıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Yani nasıl yapacağını çözünce bana verecek misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Şey…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl bırakacağını unutmak sıradan bir durum. Ama tamamen unutmadın; bir yerlerinde, &lt;br /&gt;
derinlerinde, bunu nasıl yapabileceğini hala hatırlıyorsun. Asla bisiklet sürmeyi unutamayacağın gibi: başkalarına nasıl sürüldüğünü öğretemeyebilirsin, ama içgüdüsel olarak nasıl yapacağını biliyorsun. Bunu kelimelere dökemediğin için afallıyorsun sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...kutuyu çıkarmadan Reddeden Sınıfı sonlandırmanın yolu yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk bir bakış attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana vermeyi planlamıyorsun. Söylemek istediğin bu mu?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bariz telaşımı anlayınca, Otonaşi sessiz bir iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakalım. Eğer kutuyla birlikte &#039;&#039;sahibini&#039;&#039; kırsak Reddeden Sınıf da sonlanır herhalde.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibiyle birlikte kırmak mı..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Sahip’, büyük ihtimalle kutuyu elinde tutan kişi demek oluyordu—diğer bir deyişle, ben. Benimle birlikte kırmak mı? Kısaca—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi duygularını bastırıp soğukkanlı bir şekilde şunu söyledi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf sen ölürsen sonlanır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu  ‘*****’ hazırlamak için yeterli bir sebep mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerekiyorsa bunu bana da yapmayı düşündüğünü mü söylemeye çalışıyorsun? O zaman, lütfen çabuk yap; katlanması daha kolay olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	3 Mart sabahı. Yağmurlu, göz gözü görmeyen bir kavşakta...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şemsiyemi bir kenara attım ve ‘*****’&#039;e baktım. Başka bir şey pek kayda geçmiyordu. Ne duvara &lt;br /&gt;
çarpan kamyonu, ne de orada öyle duran Otonaşi&#039;yi, ikisini de beynim kayda almıyordu. Kırmızı bir sıvı &lt;br /&gt;
sürekli akıyordu; o kadar çok vardı ki yağmur bile izini silmede yetersizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafasının yarısı eksik, bir ces**. Bey**’i her yere sıçramış... ***et. Ceset. Ceset. CESet. &lt;br /&gt;
CesetCesetCESET. cesET. CesetcesetCESET. Ceset. Ceset. Ceset!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin ‘Cesedi’.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—ah”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerimin önündekini sonunda fark edince kusmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi’ye baktım. O da bana ifadesiz bir şekilde bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Haruaki”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama merak etme, Haruaki!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biliyorsun, bunların hepsi zaten silinecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada olanlar ‘geçersiz’ ilan edilecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...He? Acaba…&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıfı dilememin sebebi bu olabilir mi..? Böyle bir durumu reddettiğim için mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references/&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 8946. Defa|8946. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 2602. Defa|2602. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505132</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 2601. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505132"/>
		<updated>2016-10-25T23:03:10Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Adım Aya Otonaşi.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Transfer öğrenci sadece bu sözleri mırıldadı, ve başka hiç bir şey demedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aman tanrım! Çok etkileyici!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu oldukça yüksek sesle söyleyen, &amp;lt;u&amp;gt;yanımda oturan&amp;lt;/u&amp;gt; arkadaşım Haruaki Usui. Ders hâlâ devam ediyor olmasına rağmen bunu yapıp kuvvetle arkama vurdu.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki?  Canımı acıttığını biliyorsun, ve etraftakiler de bize bakıyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki çoktan sınıfın arka tarafına, Aya Otonaşi’nin oturduğu yere doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakışlarımız kesişti! Şansa bak!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ona dönüp baktığında gözlerinizin buluşması doğal tabi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşi, buna KADER deniyor!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir dakika, ne? Kader mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse işte, kız çok tatlı! Kızın resmi çizilse dünya pazarında milyonlara satılır... sonra da ulusal hazinelerimiz listesine girer. Ah, artık benim için çok geç, kalbimi çoktan çaldı bile... Ona aşkımı ilan edeceğim..”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok hızlı!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zil çalmıştı. Kalkıp öğretmenimize selam verdikten sonra, Haruaki oturmaya kalkışmadan doğruca Otonaşi&#039;nin yanında bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aya Otonaşi! Sana ilk görüşte âşık oldum. Seni seviyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Oha, gerçekten de itiraf ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin cevabını duyamıyordum ama Haruaki’nin suratından hemen anlaşılıyordu. Ee, hayır… suratına bakmak bile gerekmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki geri geldi ve sıramın önünde durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Saçmalık… &#039;&#039;Ben&#039;&#039; mi reddedildim?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Gerçekten de başarabileceğini mi düşünüyordu...? Yüzündeki ciddi ifade birazcık korkunçtu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Belli değil miydi? Durduk yere ona ilan-ı aşk etmen onu sadece rahatsız eder!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm, anladım. O halde, tekrar itiraf ederim. Ama bir dahaki sefere, bu kadar ani bir şekilde yapmam! Hislerim elbet bir gün ona ulaşacaktır!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir yandan iyimser düşünce şekli neredeyse gıpta edilebilirdi, ama diğer yandan bundan kaçınmayı tercih ederdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğleniyor musunuz? Beni gerçekten güzel eğlendiriyorsunuz, ama kızlar sizi ciddi anlamda küçümsüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya bize bu sözlerle katıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hee?! Sadece Haruaki küçümsenmiyor muydu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok, seni de küçümsüyorlar. Kızlar senin de parmağın olduğunu düşünüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oho, benimle beraber yanıyorsun demek!  Büyük şeref bu! Öyle değil mi Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ş- Şeref hariç her şey…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onu bi kenara bırakalım şimdi, Daiyan, sen bile ona hamle yapmak isterdin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki Daiya’yı dürttü. Daiya’ya böyle bir şey korkusuzca yapabiliyor, muhtemelen çocukluk arkadaşları oldukları için. Ya da belki de sonuçları aldırmadan, atılgan bir şekilde davrandığındandır…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya iç çekip hemen cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hiç de bile.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İmkansız! Öyleyse kim seni etkileyebilir Daiyan?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi&#039;nin görünüşünden dolayı kalbimin daha hızlı çarpması mühim değil. Güzelliğini kabul etmek zorunda olabilirim, ama ona asılma arzum hiç yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki, hiç anlamıyorsun değil mi? Yani, tabi ki böyle düşünceleri senin gibi bir hayvanın anlaması imkansız. Sen sadece içgüdülerine göre hareket eden ve güzel gözüken herhangi bir kızı kabul edebilecek bir hayvansın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne!? Öncelikle, içgüdü ile görüntüye düşkün olmanın ne alakası var?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Güzel birinden hoşlanmak insanın doğasında vardır, çünkü güzel bir çocuk sahibi olmak soyunun devam etme ihtimallerini arttırır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Oooo..&#039;&#039; Haruaki&#039;yle ben aynı anda hayranlıkla uğuldadık. Daiya bu kadar basit bir şeyi bilmediğimiz için hayrete düşmüşe benziyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım Daiyan! Yani demeye çalıştığın, o kadar güzel ki sen bile ona hamle yapamıyosun! Kaçınılmaz yenilgi! Değil mi? Ulaşamadığı ciğere mındar diyen kedi gibisin aynı.Senin bu yaptığına mazeret denir. Çok sıkıcı. Bu çok sıkıcı Daiyan!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmamın ne kadarını dinledin? Bu ne lan? ...Yani, ifadenin ilk yarısı tam olarak yanlış &lt;br /&gt;
değil. Ama diğer yarısı— seni öldürürüm!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay, demek gerçekten de ona hamle yapamıyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zafer kazanmışçasına bir suratı vardı Haruaki’nin. Daiya sonunda Haruaki’yi yumrukladı. Oha, sanırım Daiya’nın bütün bastırılmış öfkesi vardı o yumruğun arkasında…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ona ‘hamle yapamam’ değil. O ‘bana hamle yapmaz.’”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar da ukala… Hey, Hoşi, bu adam sırf tipinden dolayı kendini çok kaptırmadı mı?&amp;quot; dedi Haruaki, hiç pişmanlık göstermeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana ulaşamaz diye bana hamle yapmıyor değil! Yani, bu da mümkün olabilir, ama onun durumunda bu geçerli bile değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oha, cesurca garip şeyler söylüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni ulaşılamaz olarak görmüyor, hayır, öyle bir sınıflandırma yapmakla bile uğraşmıyor. Baştan beri bizimle ilgilenmiyor. Bizi küçük bile görmüyor. Aynen bizim böcekleri böcek olarak algıladığımız gibi, o da insanları insan olarak algılıyor. Bu kadar. Benim yakışıklı suratımla Haruaki’nin çirkin suratı gibi insanlar arasındaki küçük farklar zerre umurunda değil. Aynen hamam böceğinin cinsiyetinin aklından geçmemesi gibi. Öyle bir kıza nasıl hamle yapabilirsin?&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki bile Otonaşi hakkındaki bu acımasız ifade karşısında sessiz kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Daiya.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki için ağızımı açtım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ilgini epey çekti sanki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya diyecek laf bulamıyor. Ah, bu çok nadir bir tepki. Ama haklı değil miyim? Fikri&#039;nin doğru olup olmadığı bir kenara, böyle bir analizde bulunmak için onu iyi bir miktar gözlemlemiş olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&#039;&#039;cık&#039;&#039;, hiç de ilgilenmiyorum.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Aa, kızardın!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hey Kazu. O yoldan ilerlemeye devam edersen sonu iyi olmaz. Sana aklının ucundan geçmeyecek bir pırasa kullanma yöntemi gösteriyim mi? Öyle kötü travma sonrası stres bozukluğun olur ki, her pırasa gördüğünde kurdeşen çıkarırsın!”&amp;lt;ref name=&amp;quot;kurdeşen&amp;quot;&amp;gt;Burada pırasayı fitil olarak kullanmakla alakalı bir kocakarı ilacına ince olmayan bir gönderme var. http://detail.chiebukuro.yahoo.co.jp/qa/question_detail/q1233508952&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya’nın epeyce kızgın olduğunu fark ettim, o yüzden konuyu sakarca gülerek değiştirmeye çalıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her neyse, Daiya kendisinin ve Otonaşi&#039;nin tamamen uyumsuz olduğunu anlamışa benziyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Böcekle eşit düzeyde kötü olan sezgilerine rağmen, sen bile yakında onun anormalliğini anlayacaksın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kötü bir bahane gibi geldi kulağıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama hiç de öyle değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, tamamen haklıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İlk ders bittikten hemen sonra Otonaşi birden elini kaldırdı. Öğretmenimiz, Hokuba, O&#039;nu fark etti, ama Otonaşi ona konuşma hakkı verip vermemesini umursamıyordu bile. Öğretmen izin vermeden ayağa kalkıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“1-6 Sınıfındaki herkese bir şey yaptıracağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi şaşkın tepkilerimizi aldırmadan konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beş dakikanızı alacak. O kadar zaman ayırabilirsiniz, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kimse cevap vermedi ama yine de tahtaya doğru ilerledi. Kayıtsız bir şekilde Hokuba&#039;yı dışarı yönlendirdi, ve sonra da kürsüdeki yerini aldı. Bu tamamen abes bir durum olmasına rağmen, O nasılsa bunu çok doğal bir şekilde yapıyordu. Sınıf arkadaşlarımın tepkisine bakılacak olursa, onlar da aynı şekilde düşünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf sessizlik içindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tahtada dururken, Otonaşi dümdüz ileri bakıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi benim için ‘belirli bir şey’ yazacaksınız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kürsüden indi ve ön sıradaki öğrencilere kağıt verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O öğrenciler kendileri için birer kağıt ayırıp kalanını arkaya uzattılar, bütün sınıfa dağıtılması gereken bir ilanı dağıtırmış gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonunda ben de bir adet aldım. Her yanı 10cm olan sıradan bir kağıt.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bitirdiğinizde lütfen bana geri verin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘belirli bir şey’ ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone herkesin aklında olan soruyu sorduktan sonra, Otonaşi basit bir cevap verdi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İsmim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözle birlikte, az önce sessiz olan sınıfta bir anda gürültü kopmaya başladı. Makuldur, ben de anlamamıştım. İsmi mi? Herkes onun ismini biliyor. Daha bu sabah kendini “Aya Otonaşi” diye tanıtmamış mıydı? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar saçma!” diye bağırdı biri. Bunu Otonaşi&#039;ye diyebilecek tek bir kişi var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya Oomine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımın hepsi durdu. Herkes Daiya’dan kötü bir düşman olacağını bilir.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“İsmin Aya Otonaşi. Neden bunu yazmamızı istiyorsun? İsmini ezberlememizi o kadar mı çok istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Daiya’nın saldırgan konuşmasına rağmen sakin kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben ‘Aya Otonaşi’ yazardım. Ama bunu sana söyledim. Artık bir şey yazmama gerek yok, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, umurumda değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan bu kadar basit bir kabulu beklemiyordu, ve diyecek bir şeyi de kalmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzıyla &#039;&#039;cık&#039;&#039;ladı, kağıdı gürültülü bir şekilde yırttı ve sınıfı terk etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu? Neden yazmaya başlamıyorsunuz?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Kimse yazmaya başlayamamıştı. Belli olmayabilir ama, herkes o ve onun davranışlarından şaşkına &lt;br /&gt;
dönmüştü. Daiya’ya karşı geldi. Daiya’nın sınıf arkadaşları olarak bunun ne kadar etkileyici olduğunu biliyorduk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Herkes bir süre donakaldı. Ama birisinin kalem sesi sessizliği bozunca sınıf boyunca karalama sesi yankılanmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eminim kimse Otonaşi&#039;nin niyetini anlamamıştı. Ama önemli değil. Yazabileceğimiz tek bir şey var, sonuçta.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Aya Otonaşi’ ismi var sadece.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye ilk kağıdı veren kişi Haruaki&#039;ydi. O ayağa kalkar kalkmaz sınıf arkadaşlarımızdan bir kaçı onu izledi. Otonaşi Haruaki’nin kağıdını kabul ettiğinde ifadesi pek değişmedi.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Muhtemelen… yanlış cevaptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O Mogi ile bir çift lafladıktan sonra yerine geçti, ve ona seslendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne yazdın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Sadece ‘Aya Otonaşi’ yazabilirsin, öyle değil mi? Neredeyse son harfi yazmayı unutuyordum ama,” Haruaki bunu söylerken nedense biraz kederli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...yani, aynen, tek seçenek o sanırım…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar tereddüt etme—yaz gitsin işte!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sence sırf ismini yazmamız için mi bu kadar uğraştı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Durum öyleyse, neden bu kadar uğraştığını anlayamıyorum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki hemen “Tabi ki anlamıyorsun,” diye yanıt vererek kuşkularımı doğruladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Ama… sen ‘Aya Otonaşi’ yazdın, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Evet… dinle, Daiyan hafife alınmayacak derecede zeki, değil mi? Ama diğer yandan kişiliği de hafife alınmayacak derece berbat, her türlü!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden konuyu değiştirdiğinden dolayı kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ve o sadece ‘Aya Otonaşi’ yazacağını söyledi’. Başka yazacak bir şey aklına gelmedi. Tabi ki ben daha iyi bir şey bulamam. Demeye çalıştığım, farklı bir seçenek bulamıyoruz, o sebepten dolayı da başka bir şey yazamıyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aklına gelmeyen bir şey… yazamazsın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen öyle. Bu deney bize yönelik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin dediğinin tam isabet olduğunu hissettim. Haklı olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani diğer bi deyişle, Otonaşi bunu sınıf arkadaşlarının çoğu için değil, &amp;lt;u&amp;gt;farklı bir şey düşünebilecek biri için yapıyor sadece.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki&#039;nin neden az önce o kadar kederli olduğunu anladım. Yani, ilk görüşte ona âşık olmuştu. İtirafı yarı şaka olabilirdi, ama başka itiraf ettiği kimseyi tanımıyorum. O yüzden esasında az çok içtendi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi hislerine karşılık vermedi. Varlığı görmezden geliniyordu… Aynı Daiya’nın söylediği gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Haruaki, kafan beklediğimden iyi basıyormuş.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bir şey demene lüzum yoktu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaba iltifatımı mahcup bir gülümsemenin arkasına gizlemeye çalışırken, Haruaki buruk bir şekilde gülümseyerek tepki verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonra görüşürüz. Şimdi gitmezsem, üst sınıftakiler beni öldürür. Hayır, abartmıyorum!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ah, evet. Göreyim seni.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şöyle böyle olan beyzbol takımımız baya istekli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önümde duran boş kağıda baktım. ‘Aya Otonaşi’ yazmak üzereyim, ama bir türlü kendimi bunu yazmaya getiremiyorum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;ye baktım. Ona verilen kağıtlara bakarken ifadesi hiç değişmedi. Muhtemelen hepsinin üstünde ‘Aya Otonaşi’ yazılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&amp;lt;u&amp;gt;—Bir şey düşünmeyen biri &#039;bir şey&#039; yazamaz&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“——”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zaman ne yapmalıyım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her şeyden sonra, aklıma bir şey geliyor. Her nedense, alakasız ‘Maria’ ismi geldi aklıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben de bir hata olduğunun farkındayım. Her şey arasında ‘Maria’. Bu isim nereden geldiğine dair hiç bir fikrim yok. Üstelik bu isimle kağıdımı verirsem, bana ‘Benimle dalga mı geçiyorsun!’ gibi bir şeyler bağıracak.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama ya, şans eseri, bu aradığı cevapsa..?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ciddi bir oyalanmadan sonra, 10x10cm’lik kağıt parçasına yazmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Maria’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ayağa kalkıp Otonaşi&#039;ye doğru yürümeye başladım. Artık sıra yok. Görünen o ki son kalan kişi benim. Kağıdımı gergin bir şekilde uzattım. Otonaşi ses etmeden kabul etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonra üstünde yazılana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve ifadesi değişti. Bariz bir şekilde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öğretmenimize veya Daiya’ya karşı durduğunda hiç rahatsız olmayan Otonaşi&#039;nin gözleri apaçıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hahaha…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden kahkahalara boğuldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, demek ismimi hatırladın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söyler söylemez pişman oldum. Çünkü kahkaha atmayı kesince bana baş düşmanıymışım gibi sert sert baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen..! Benimle dalga mı geçiyorsun?!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ancak telaşlı bir şekilde öfkesini bastırabilmişti, çünkü düşük, boğazdan gelen bir sesle konuştu. ‘Dalga geçme’ kısmını beklemiştim, ama sesindeki ton oldukça şaşırtıcıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni bütün gücüyle yakamdan tuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aa! Ö-Özür dilerim! S-Seninle dalga geçmek gibi bir niyetim yoktu…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bana söylemeye çalıştığın şey böyle bir cevabı şaka olmadan yazabiliyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ehm, yani. Sen… haklı olabilirsin. Belki de şaka yapıyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu son darbe olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yakamı bir an bile bırakmadan, beni okul binasının arkasına sürükledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi beni okul binasının duvarına doğru itti ve dik dik baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Plan yapmakta iyi değilim. Bunun farkındayım. O yüzden &#039;Suçlu, teslim ol!&#039; seviyesinde saçma bir planla çıkageldim. Hayır, buna plan bile denilemez. Ama buna rağmen… Nasıl bu tuzağa düştün!? Hem de bu ikinci defa yapışım! İlk sefer tamamen görmezden gelmiştin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ellerini yakamdan çekmişti ama öfkeli bakışları o kadar baskılayıcıydı ki olduğum yerde kalmamda yeterdi.  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dudaklarını ısırırken bana dik dik bakmaya devam ediyordu, ve ardından iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hayır, böyle saçma bir yönteme en sonunda tepki aldığım için kontrolümü kaybettim. Ama bu &lt;br /&gt;
durumun iyiye doğru gittiği anlamına gelir, o yüzden mutlu olmalıyım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet, sanırım. Mutlu olmalısın! Hahaha.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi sahte gülüşüme tekrar dik dik baktı. En iyisi sessiz kalmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Anlamıyorum. Esasında inatçılığım yüzünden artık pes ettiğini düşünmüştüm ama... bu vurdumduymaz, sakin suratın da neyin nesi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Vurdumduymaz değilim, sadece ne hakkında konuştuğuna dair bir fikrim yok!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni 2,600 tekrar boyunca görmezden geldin. Bu sonsuz yinelenme ne kadar devam ederse etsin teslim olmayacağım. Ama ben bile yorgun hissediyorum. Senin de aynı şekilde hissetmen gerekir, öyleyse nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne… Ne dediğin hakkında zerre fikrim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan sonunda şaşkınlığımı anladı ve bana şüpheyle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Acaba sen kendinin farkında değil misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kendinin farkında mı? Nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Pekâlâ. Rol yapıyor olsan bile açıklamanın zararı yok. Hm, doğru. Bunu basitçe anlatmak &lt;br /&gt;
gerekirse—ben 2.601 defa ‘transfer’ oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yapabildiğim tek şey boş bir ifadeyle şaşırmak oldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer rol yapıyorsan gerçekten çok yeteneklisin. Ama gerçekten de ‘bilmiyorsan’, öyle boş bir &lt;br /&gt;
ifadeye sahip olman tabi doğal. Neyse. Sana bildiklerimi anlatacağım. Hım, evet—bugün Martın 2&#039;si, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugünü,  2 Mart’ı,  2.601 defa tekrarladığımı söylemek daha kolay olur, ama o da tam doğru değil. O &lt;br /&gt;
yüzden &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, ama o da tam uygun değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ben Martın 2sine, sabah 06:27’ye tam  2.601 defa geri gönderildim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.....”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“‘Geri gönderildim’ benim açımdan doğru bir tabir, ama evrensel olarak doğru değil. O yüzden burada &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, çünkü gerçekte olana daha yakın—”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi ağzımın açıldığını gördü ve kafasını kaşımaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ahh, off! Sen ne kadar aptalsın! Saat 06:27 civarında herhangi bir şeyi onaylamıyorsan onu ‘geçersiz’ sayıyorsun, değil mi!” Siniri tepesinde isyan ederek bana bağırdı. Hayır, hayır… Benim durumumda herhangi biri onun mantık çerçevesini anlayamaz, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Tam olarak anlamadım, ama aynı günü defalarca tekrarlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söylediğim anda &#039;o&#039; oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne? Nedir bu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Güçlü ve tuhaf bir hissin bana saldırdığı göğsümü bastırdım. Rahatsız hissediyorum… hayır, ‘rahatsız’ eksik kalır. Derin ve esrarengiz bir histi bu, sanki tüm şehrin aniden başka bir şehirle yer değiştirmesi ama bunu sadece senin fark etmen gibi.&lt;br /&gt;
	Anılarım dönmüş değildi. Yeni bir şey hatırlamıyordum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama nedense orada bir şey &#039;&#039;vardı&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gerçeği söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece gerçeği.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonunda anlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...B-Bir saniye.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
2 Mart’ı 2.601 defa yaşadı. Bu tek başına beni durdurmak için fazlaydı bile, ama Otonaşi&#039;nin belirttiği şey:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&amp;lt;u&amp;gt;Bunun sorumlusu ben miyim?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet,” Otonaşi anında cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Neden öyle bir şey yapayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sebeplerini ben nasıl anlayayım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu yapan ben değilim!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Kendinin bile farkında olmadan bunu nasıl söyleyebiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Neden ben?’ diye sormak üzereydim, ama göze çarpmam için bir sebep olduğunun farkına vardım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kağıt parçasının üstüne ben ‘Maria’ yazmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen şimdiye kadar olan tekrarlardan haberin olmadığı gibi, bu duruma sokulan kişilerden  ‘geçersiz’ ilan edilenlerin tekrarları hatırlamalarına imkan yok. Başka bir deyişle: benim dışımda, sadece bu durumun sorumlusu daha önce bahsettiğim ‘Maria’ ismini yazabilmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu defa bu ismi hatırladım. ‘Maria’ gibi bir ismin birden aklıma gelmesi benim gibi biri için olanaksız olduğunu kabul etmeliyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkili olduğunu bilmiyorum ama, sürekli insanların hatıralarında göze batacak şekilde davranmaya çalıştım. ‘Geçersiz’ ilan edilen tekrarları hatırlayan zanlının hata yapmasını bekliyordum. Gerçi, bu taktikten çok beklentim yoktu…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“...Ne zaman benim hakkımda şüphelenmeye başladın? Yani, özellikle bana bu ismi -’Maria’ ismini- bana daha önceki bir tekrarda bahsetmiş olmalısın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aslında, oldukça zararsız görünüyordun, o yüzden özellikle senden şüphem yoktu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh, tabi herkese tek tek bu ismi söyleyerek denedim. Sonuçta, zamanım sınırsız.”&lt;br /&gt;
	Zamanı sınırsızdı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;nin geçirdiği zaman... O kadar uzun bir zaman ki, “sınırsız” kelimesi artık mecazi olmuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Zamanı hemen hemen sınırsız, o yüzden sınıftaki herkesin ismini yazması gibi gelişigüzel bir plan yaptı—birisinin ‘Maria’ yazması ümidiyle. Gerçekten başarma olasılığı olmasa bile. En iyi planları 2.601 okul transfer’inden uzun zaman önce tükenmişti, o yüzden bu, aklına yeni bir plan gelene kadar vakit geçirmek içindi. Akli dengesini yitirmemek için ümidi olmayan bir plan denemek hiç bir şey yapmamaktan daha iyiydi. Sonuçta, bu ‘Okul Transferlerinde’ geçirdiği süre sonsuza dek sürebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden Otonaşi bu aldatmacaya kandığım için bu kadar kızdı. Ne kadar denersen dene, bir rol yapma oyunundaki&amp;lt;ref name=&amp;quot;RPG&amp;quot;&amp;gt; https://tr.wikipedia.org/wiki/Rol_yapma_oyunu&amp;lt;/ref&amp;gt;düşmanı yenememen gibi. O yüzden çaresizce çalışır ve seviye atlarsın - ama esasında, kolaylıkla bulabileceğin bir eşya ile onu kolaylıkla yenebilirsin. Sonunda amacına ulaşmış olursun, ama o kadar zamanı ve çabayı boşa harcadığın için kötü hissedersin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse, bu boş konuşmayı kısa keselim. Sonuçta, hiç bir şey çözülmedi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Durum sana çözülmüş gibi geliyor mu? Bu bitmek bilmeyen kabus, Reddeden Sınıf, sana bitmiş &lt;br /&gt;
gibi gözüküyor mu?&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf mı? Sürekli tekrarlayan kabusuna verdiği isim bu heralde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, beni rahatsız eden bir nokta var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ‘Maria’ yazdım diye bana zanlı gibi davranmanı anlıyorum ama dinle, başta sen niye Reddeden Sınıf’tan etkilenmiyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkilenmiyor değilim; hatta Reddeden Sınıf&#039;tan herhangi birisi kadar etkileniyorum. Teslim olup anılarımı saklamaya çalışmasam ‘Sınıf’ beni çoktan ele geçirirdi. Bu sonsuz tekrar içerisinde anlamsızca yaşardım. Teslim olmak kafanda dengede tuttuğun bir bardak suyu dökmek kadar kolay olurdu. Senin reddettiğin bu tek günü sonsuza dek yaşardık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer sen unutursan, bunların hepsi olur mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Düşün biraz. Bu tekrarı başka fark edebilecek biri var mı? Sonuçta, bunu yaratan sen bile tekrarların farkında değildin...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...haklı olabilir. Sonuçta, bu günü 2.601 defa tekrarladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hatırlama çabalarımı terk etmek benim için son derece daha kolay olurdu. Ama bu kesinlikle asla olmayacak.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...asla?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, asla. Teslim olmamın imkanı yok. Bu günü 2.000 defa, 20.000 defa, veya bir milyar defa tekrarlamak zorunda olsam bile umurumda değil.  Bu tekrarların üstünden gelip amacıma ulaşacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	2.000 defa... Günlük hayatımızda sık sık ‘2.000’ sayısına birim olarak karşı karşıya geliriz. Ama parça parça toplamamız gerekse… örneğin, bir senede 365 gün var, 1.825 gün beş yıla eşit… ve bu hâlâ 2.000 günden daha az bir değer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Reddeden Sınıf içerisinde 5 yıldan daha fazla vakit geçirmiş olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Bu Reddeden Sınıfı niye yarattığının da mı farkında değilsin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? ...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, anladım. Bu soruyu cevaplamamak için anlamamazlıktan geldiğini varsayarsak, bunda bir anlam olduğu kesin. Öyleyse rol yapma yeteneğin çok sağlam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“R-Rol yapmıyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki, o zaman sana şunu soracağım—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi hafifçe gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, sen— O’nunla tanıştın, değil mi?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
—Kim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Nedense, şu an kendime sorduğum soru o değil. Kiminle tanıştım? Bilmiyorum. Hatırlayamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, anlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ‘*’ ile tanışmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman? Nerede? Tabi ki öyle bir şeyi bilemezdim. Bunlar anılarımın bir parçası değildi. Ama buna rağmen, &amp;lt;u&amp;gt;onunla tanıştığımı hissedebiliyordum.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamaya çalışıyorum, ama bu bilgi engellenmişti, sanki yüksek hız ile bir duvar bu bilginin önüne örülmüş ve &amp;quot;Dikkat! Giriş izniniz yok. Sadece izinli kişiler girebilir...&amp;quot; diyerek  erişimimi engelliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, demek ki tanışmışsın,” diye kıkırdadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi artık emindi. Ben de artık emindim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben, Kazuki Hoşino, bu durumun oluşmasının sorumlusuydum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O&#039;nu sana vermiş olmalı. Tek bir &#039;&#039;dileğini&#039;&#039; gerçekleştiren  &#039;&#039;kutuyu&#039;&#039;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden bire kutu kelimesini kullanmaya başladı. Söylediklerine bakılırsa, Reddeden Sınıfı oluşturan araç bu kutuydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, evet, sana amacımı henüz söylemedim,” Otonaşi kıkırdayarak söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benim amacım—kutuyu elde etmek.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun ardından yüzündeki gülümseme iz bırakmadan kayboldu. Kutuya sahip olduğumdan emin olan Otonaşi bana dudağını büküp bir komut verdi:&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi kutuyu bana ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kutunun sahibi kesinlikle benim.&amp;lt;!--Kutuya kesinlikle benim yerine sahip kelimesi daha mı iyi gider? Guh..--&amp;gt; Başka bir seçenek yok, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama herhangi bir dileği yerine getiren bu kutuyu ona vermek gerçekten olur mu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, Otonaşi bu kutuyu elde etmek için 2,601 tekrara katlandı. Bu kadar büyük bir çabayı sarf edecek kadar önemli bir dileği var. Kendi dileğinin yerine gelmesini istiyor; kutumu çalıp benim dileğimi hafife alma adına bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Otonaşi anormal denilebilecek bir azimle hareket ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Evet, bu anormaldi. Aya Otonaşi anormal birisiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Nasıl yapacağımı bilmiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yalan söylemiyordum. Ama biraz da direnç göstermeye çalışıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Yani nasıl yapacağını çözünce bana verecek misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Şey…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl bırakacağını unutmak sıradan bir durum. Ama tamamen unutmadın; bir yerlerinde, &lt;br /&gt;
derinlerinde, bunu nasıl yapabileceğini hala hatırlıyorsun. Asla bisiklet sürmeyi unutamayacağın gibi: başkalarına nasıl sürüldüğünü öğretemeyebilirsin, ama içgüdüsel olarak nasıl yapacağını biliyorsun. Bunu kelimelere dökemediğin için afallıyorsun sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...kutuyu çıkarmadan Reddeden Sınıfı sonlandırmanın yolu yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk bir bakış attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana vermeyi planlamıyorsun. Söylemek istediğin bu mu?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bariz telaşımı anlayınca, Otonaşi sessiz bir iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakalım. Eğer kutuyla birlikte &#039;&#039;sahibini&#039;&#039; kırsak Reddeden Sınıf da sonlanır herhalde.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibiyle birlikte kırmak mı..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Sahip’, büyük ihtimalle kutuyu elinde tutan kişi demek oluyordu—diğer bir deyişle, ben. Benimle birlikte kırmak mı? Kısaca—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi duygularını bastırıp soğukkanlı bir şekilde şunu söyledi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf sen ölürsen sonlanır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu  ‘*****’ hazırlamak için yeterli bir sebep mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerekiyorsa bunu bana da yapmayı düşündüğünü mü söylemeye çalışıyorsun? O zaman, lütfen çabuk yap; katlanması daha kolay olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	3 Mart sabahı. Yağmurlu, göz gözü görmeyen bir kavşakta...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şemsiyemi bir kenara attım ve ‘*****’&#039;e baktım. Başka bir şey pek kayda geçmiyordu. Ne duvara &lt;br /&gt;
çarpan kamyonu, ne de orada öyle duran Otonaşi&#039;yi, ikisini de beynim kayda almıyordu. Kırmızı bir sıvı &lt;br /&gt;
sürekli akıyordu; o kadar çok vardı ki yağmur bile izini silmede yetersizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafasının yarısı eksik, bir ces**. Bey**’i her yere sıçramış... ***et. Ceset. Ceset. CESet. &lt;br /&gt;
CesetCesetCESET. cesET. CesetcesetCESET. Ceset. Ceset. Ceset!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin ‘Cesedi’.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—ah”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerimin önündekini sonunda fark edince kusmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi’ye baktım. O da bana ifadesiz bir şekilde bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Haruaki”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama merak etme, Haruaki!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biliyorsun, bunların hepsi zaten silinecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada olanlar ‘geçersiz’ ilan edilecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...He? Acaba…&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıfı dilememin sebebi bu olabilir mi..? Böyle bir durumu reddettiğim için mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references/&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 8946. Defa|8946. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 2602. Defa|2602. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505131</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 2601. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505131"/>
		<updated>2016-10-25T22:54:21Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Adım Aya Otonaşi.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Transfer öğrenci sadece bu sözleri mırıldadı, ve başka hiç bir şey demedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aman tanrım! Çok etkileyici!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu oldukça yüksek sesle söyleyen, &amp;lt;u&amp;gt;yanımda oturan&amp;lt;/u&amp;gt; arkadaşım Haruaki Usui. Ders hâlâ devam ediyor olmasına rağmen bunu yapıp kuvvetle arkama vurdu.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki?  Canımı acıttığını biliyorsun, ve etraftakiler de bize bakıyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki çoktan sınıfın arka tarafına, Aya Otonaşi’nin oturduğu yere doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakışlarımız kesişti! Şansa bak!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ona dönüp baktığında gözlerinizin buluşması doğal tabi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşi, buna KADER deniyor!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir dakika, ne? Kader mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse işte, kız çok tatlı! Kızın resmi çizilse dünya pazarında milyonlara satılır... sonra da ulusal hazinelerimiz listesine girer. Ah, artık benim için çok geç, kalbimi çoktan çaldı bile... Ona aşkımı ilan edeceğim..”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok hızlı!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zil çalmıştı. Kalkıp öğretmenimize selam verdikten sonra, Haruaki oturmaya kalkışmadan doğruca Otonaşi&#039;nin yanında bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aya Otonaşi! Sana ilk görüşte âşık oldum. Seni seviyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Oha, gerçekten de itiraf ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin cevabını duyamıyordum ama Haruaki’nin suratından hemen anlaşılıyordu. Ee, hayır… suratına bakmak bile gerekmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki geri geldi ve sıramın önünde durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Saçmalık… &#039;&#039;Ben&#039;&#039; mi reddedildim?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Gerçekten de başarabileceğini mi düşünüyordu...? Yüzündeki ciddi ifade birazcık korkunçtu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Belli değil miydi? Durduk yere ona ilan-ı aşk etmen onu sadece rahatsız eder!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm, anladım. O halde, tekrar itiraf ederim. Ama bir dahaki sefere, bu kadar ani bir şekilde yapmam! Hislerim elbet bir gün ona ulaşacaktır!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir yandan iyimser düşünce şekli neredeyse gıpta edilebilirdi, ama diğer yandan bundan kaçınmayı tercih ederdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğleniyor musunuz? Beni gerçekten güzel eğlendiriyorsunuz, ama kızlar sizi ciddi anlamda küçümsüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya bize bu sözlerle katıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hee?! Sadece Haruaki küçümsenmiyor muydu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok, seni de küçümsüyorlar. Kızlar senin de parmağın olduğunu düşünüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oho, benimle beraber yanıyorsun demek!  Büyük şeref bu! Öyle değil mi Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ş- Şeref hariç her şey…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onu bi kenara bırakalım şimdi, Daiyan, sen bile ona hamle yapmak isterdin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki Daiya’yı dürttü. Daiya’ya böyle bir şey korkusuzca yapabiliyor, muhtemelen çocukluk arkadaşları oldukları için. Ya da belki de sonuçları aldırmadan, atılgan bir şekilde davrandığındandır…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya iç çekip hemen cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hiç de bile.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İmkansız! Öyleyse kim seni etkileyebilir Daiyan?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi&#039;nin görünüşünden dolayı kalbimin daha hızlı çarpması mühim değil. Güzelliğini kabul etmek zorunda olabilirim, ama ona asılma arzum hiç yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki, hiç anlamıyorsun değil mi? Yani, tabi ki böyle düşünceleri senin gibi bir hayvanın anlaması imkansız. Sen sadece içgüdülerine göre hareket eden ve güzel gözüken herhangi bir kızı kabul edebilecek bir hayvansın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne!? Öncelikle, içgüdü ile görüntüye düşkün olmanın ne alakası var?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Güzel birinden hoşlanmak insanın doğasında vardır, çünkü güzel bir çocuk sahibi olmak soyunun devam etme ihtimallerini arttırır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Oooo..&#039;&#039; Haruaki&#039;yle ben aynı anda hayranlıkla uğuldadık. Daiya bu kadar basit bir şeyi bilmediğimiz için hayrete düşmüşe benziyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım Daiyan! Yani demeye çalıştığın, o kadar güzel ki sen bile ona hamle yapamıyosun! Kaçınılmaz yenilgi! Değil mi? Ulaşamadığı ciğere mındar diyen kedi gibisin aynı.Senin bu yaptığına mazeret denir. Çok sıkıcı. Bu çok sıkıcı Daiyan!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmamın ne kadarını dinledin? Bu ne lan? ...Yani, ifadenin ilk yarısı tam olarak yanlış &lt;br /&gt;
değil. Ama diğer yarısı— seni öldürürüm!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay, demek gerçekten de ona hamle yapamıyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zafer kazanmışçasına bir suratı vardı Haruaki’nin. Daiya sonunda Haruaki’yi yumrukladı. Oha, sanırım Daiya’nın bütün bastırılmış öfkesi vardı o yumruğun arkasında…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ona ‘hamle yapamam’ değil. O ‘bana hamle yapmaz.’”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar da ukala… Hey, Hoşi, bu adam sırf tipinden dolayı kendini çok kaptırmadı mı?&amp;quot; dedi Haruaki, hiç pişmanlık göstermeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana ulaşamaz diye bana hamle yapmıyor değil! Yani, bu da mümkün olabilir, ama onun durumunda bu geçerli bile değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oha, cesurca garip şeyler söylüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni ulaşılamaz olarak görmüyor, hayır, öyle bir sınıflandırma yapmakla bile uğraşmıyor. Baştan beri bizimle ilgilenmiyor. Bizi küçük bile görmüyor. Aynen bizim böcekleri böcek olarak algıladığımız gibi, o da insanları insan olarak algılıyor. Bu kadar. Benim yakışıklı suratımla Haruaki’nin çirkin suratı gibi insanlar arasındaki küçük farklar zerre umurunda değil. Aynen hamam böceğinin cinsiyetinin aklından geçmemesi gibi. Öyle bir kıza nasıl hamle yapabilirsin?&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki bile Otonaşi hakkındaki bu acımasız ifade karşısında sessiz kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Daiya.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki için ağızımı açtım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ilgini epey çekti sanki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya diyecek laf bulamıyor. Ah, bu çok nadir bir tepki. Ama haklı değil miyim? Fikri&#039;nin doğru olup olmadığı bir kenara, böyle bir analizde bulunmak için onu iyi bir miktar gözlemlemiş olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&#039;&#039;cık&#039;&#039;, hiç de ilgilenmiyorum.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Aa, kızardın!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hey Kazu. O yoldan ilerlemeye devam edersen sonu iyi olmaz. Sana aklının ucundan geçmeyecek bir pırasa kullanma yöntemi gösteriyim mi? Öyle kötü travma sonrası stres bozukluğun olur ki, her pırasa gördüğünde kurdeşen çıkarırsın!”&amp;lt;ref name=&amp;quot;kurdeşen&amp;quot;&amp;gt;Burada pırasayı fitil olarak kullanmakla alakalı bir kocakarı ilacına ince olmayan bir gönderme var. http://detail.chiebukuro.yahoo.co.jp/qa/question_detail/q1233508952&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya’nın epeyce kızgın olduğunu fark ettim, o yüzden konuyu sakarca gülerek değiştirmeye çalıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her neyse, Daiya kendisinin ve Otonaşi&#039;nin tamamen uyumsuz olduğunu anlamışa benziyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Böcekle eşit düzeyde kötü olan sezgilerine rağmen, sen bile yakında onun anormalliğini anlayacaksın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kötü bir bahane gibi geldi kulağıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama hiç de öyle değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, tamamen haklıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İlk ders bittikten hemen sonra Otonaşi birden elini kaldırdı. Öğretmenimiz, Hokuba, O&#039;nu fark etti, ama Otonaşi ona konuşma hakkı verip vermemesini umursamıyordu bile. Öğretmen izin vermeden ayağa kalkıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“1-6 Sınıfındaki herkese bir şey yaptıracağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi şaşkın tepkilerimizi aldırmadan konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beş dakikanızı alacak. O kadar zaman ayırabilirsiniz, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kimse cevap vermedi ama yine de tahtaya doğru ilerledi. Kayıtsız bir şekilde Hokuba&#039;yı dışarı yönlendirdi, ve sonra da kürsüdeki yerini aldı. Bu tamamen abes bir durum olmasına rağmen, O nasılsa bunu çok doğal bir şekilde yapıyordu. Sınıf arkadaşlarımın tepkisine bakılacak olursa, onlar da aynı şekilde düşünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf sessizlik içindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tahtada dururken, Otonaşi dümdüz ileri bakıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi benim için ‘belirli bir şey’ yazacaksınız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kürsüden indi ve ön sıradaki öğrencilere kağıt verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O öğrenciler kendileri için birer kağıt ayırıp kalanını arkaya uzattılar, bütün sınıfa dağıtılması gereken bir ilanı dağıtırmış gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonunda ben de bir adet aldım. Her yanı 10cm olan sıradan bir kağıt.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bitirdiğinizde lütfen bana geri verin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘belirli bir şey’ ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone herkesin aklında olan soruyu sorduktan sonra, Otonaşi basit bir cevap verdi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İsmim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözle birlikte, az önce sessiz olan sınıfta bir anda gürültü kopmaya başladı. Makuldur, ben de anlamamıştım. İsmi mi? Herkes onun ismini biliyor. Daha bu sabah kendini “Aya Otonaşi” diye tanıtmamış mıydı? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar saçma!” diye bağırdı biri. Bunu Otonaşi&#039;ye diyebilecek tek bir kişi var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya Oomine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımın hepsi durdu. Herkes Daiya’dan kötü bir düşman olacağını bilir.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“İsmin Aya Otonaşi. Neden bunu yazmamızı istiyorsun? İsmini ezberlememizi o kadar mı çok istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Daiya’nın saldırgan konuşmasına rağmen sakin kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben ‘Aya Otonaşi’ yazardım. Ama bunu sana söyledim. Artık bir şey yazmama gerek yok, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, umurumda değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan bu kadar basit bir kabulu beklemiyordu, ve diyecek bir şeyi de kalmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzıyla &#039;&#039;cık&#039;&#039;ladı, kağıdı gürültülü bir şekilde yırttı ve sınıfı terk etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu? Neden yazmaya başlamıyorsunuz?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Kimse yazmaya başlayamamıştı. Belli olmayabilir ama, herkes o ve onun davranışlarından şaşkına &lt;br /&gt;
dönmüştü. Daiya’ya karşı geldi. Daiya’nın sınıf arkadaşları olarak bunun ne kadar etkileyici olduğunu biliyorduk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Herkes bir süre donakaldı. Ama birisinin kalem sesi sessizliği bozunca sınıf boyunca karalama sesi yankılanmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eminim kimse Otonaşi&#039;nin niyetini anlamamıştı. Ama önemli değil. Yazabileceğimiz tek bir şey var, sonuçta.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Aya Otonaşi’ ismi var sadece.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye ilk kağıdı veren kişi Haruaki&#039;ydi. O ayağa kalkar kalkmaz sınıf arkadaşlarımızdan bir kaçı onu izledi. Otonaşi Haruaki’nin kağıdını kabul ettiğinde ifadesi pek değişmedi.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Muhtemelen… yanlış cevaptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O Mogi ile bir çift lafladıktan sonra yerine geçti, ve ona seslendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne yazdın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Sadece ‘Aya Otonaşi’ yazabilirsin, öyle değil mi? Neredeyse son harfi yazmayı unutuyordum ama,” Haruaki bunu söylerken nedense biraz kederli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...yani, aynen, tek seçenek o sanırım…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar tereddüt etme—yaz gitsin işte!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sence sırf ismini yazmamız için mi bu kadar uğraştı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Durum öyleyse, neden bu kadar uğraştığını anlayamıyorum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki hemen “Tabi ki anlamıyorsun,” diye yanıt vererek kuşkularımı doğruladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Ama… sen ‘Aya Otonaşi’ yazdın, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Evet… dinle, Daiyan hafife alınmayacak derecede zeki, değil mi? Ama diğer yandan kişiliği de hafife alınmayacak derece berbat, her türlü!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden konuyu değiştirdiğinden dolayı kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ve o sadece ‘Aya Otonaşi’ yazacağını söyledi’. Başka yazacak bir şey aklına gelmedi. Tabi ki ben daha iyi bir şey bulamam. Demeye çalıştığım, farklı bir seçenek bulamıyoruz, o sebepten dolayı da başka bir şey yazamıyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aklına gelmeyen bir şey… yazamazsın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen öyle. Bu deney bize yönelik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin dediğinin tam isabet olduğunu hissettim. Haklı olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani diğer bi deyişle, Otonaşi bunu sınıf arkadaşlarının çoğu için değil, &amp;lt;u&amp;gt;farklı bir şey düşünebilecek biri için yapıyor sadece.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki&#039;nin neden az önce o kadar kederli olduğunu anladım. Yani, ilk görüşte ona âşık olmuştu. İtirafı yarı şaka olabilirdi, ama başka itiraf ettiği kimseyi tanımıyorum. O yüzden esasında az çok içtendi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi hislerine karşılık vermedi. Varlığı görmezden geliniyordu… Aynı Daiya’nın söylediği gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Haruaki, kafan beklediğimden iyi basıyormuş.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bir şey demene lüzum yoktu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaba iltifatımı mahcup bir gülümsemenin arkasına gizlemeye çalışırken, Haruaki buruk bir şekilde gülümseyerek tepki verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonra görüşürüz. Şimdi gitmezsem, üst sınıftakiler beni öldürür. Hayır, abartmıyorum!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ah, evet. Göreyim seni.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şöyle böyle olan beyzbol takımımız baya istekli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önümde duran boş kağıda baktım. ‘Aya Otonaşi’ yazmak üzereyim, ama bir türlü kendimi bunu yazmaya getiremiyorum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;ye baktım. Ona verilen kağıtlara bakarken ifadesi hiç değişmedi. Muhtemelen hepsinin üstünde ‘Aya Otonaşi’ yazılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&amp;lt;u&amp;gt;—Bir şey düşünmeyen biri &#039;bir şey&#039; yazamaz&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“——”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zaman ne yapmalıyım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her şeyden sonra, aklıma bir şey geliyor. Her nedense, alakasız ‘Maria’ ismi geldi aklıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben de bir hata olduğunun farkındayım. Her şey arasında ‘Maria’. Bu isim nereden geldiğine dair hiç bir fikrim yok. Üstelik bu isimle kağıdımı verirsem, bana ‘Benimle dalga mı geçiyorsun!’ gibi bir şeyler bağıracak.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama ya, şans eseri, bu aradığı cevapsa..?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ciddi bir oyalanmadan sonra, 10x10cm’lik kağıt parçasına yazmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Maria’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ayağa kalkıp Otonaşi&#039;ye doğru yürümeye başladım. Artık sıra yok. Görünen o ki son kalan kişi benim. Kağıdımı gergin bir şekilde uzattım. Otonaşi ses etmeden kabul etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonra üstünde yazılana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve ifadesi değişti. Bariz bir şekilde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öğretmenimize veya Daiya’ya karşı durduğunda hiç rahatsız olmayan Otonaşi&#039;nin gözleri apaçıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hahaha…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden kahkahalara boğuldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, demek ismimi hatırladın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söyler söylemez pişman oldum. Çünkü kahkaha atmayı kesince bana baş düşmanıymışım gibi sert sert baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen..! Benimle dalga mı geçiyorsun?!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ancak telaşlı bir şekilde öfkesini bastırabilmişti, çünkü düşük, boğazdan gelen bir sesle konuştu. ‘Dalga geçme’ kısmını beklemiştim, ama sesindeki ton oldukça şaşırtıcıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni bütün gücüyle yakamdan tuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aa! Ö-Özür dilerim! S-Seninle dalga geçmek gibi bir niyetim yoktu…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bana söylemeye çalıştığın şey böyle bir cevabı şaka olmadan yazabiliyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ehm, yani. Sen… haklı olabilirsin. Belki de şaka yapıyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu son darbe olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yakamı bir an bile bırakmadan, beni okul binasının arkasına sürükledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi beni okul binasının duvarına doğru itti ve dik dik baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Plan yapmakta iyi değilim. Bunun farkındayım. O yüzden &#039;Suçlu, teslim ol!&#039; seviyesinde saçma bir planla çıkageldim. Hayır, buna plan bile denilemez. Ama buna rağmen… Nasıl bu tuzağa düştün!? Hem de bu ikinci defa yapışım! İlk sefer tamamen görmezden gelmiştin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ellerini yakamdan çekmişti ama öfkeli bakışları o kadar baskılayıcıydı ki olduğum yerde kalmamda yeterdi.  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dudaklarını ısırırken bana dik dik bakmaya devam ediyordu, ve ardından iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hayır, böyle saçma bir yönteme en sonunda tepki aldığım için kontrolümü kaybettim. Ama bu &lt;br /&gt;
durumun iyiye doğru gittiği anlamına gelir, o yüzden mutlu olmalıyım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet, sanırım. Mutlu olmalısın! Hahaha.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi sahte gülüşüme tekrar dik dik baktı. En iyisi sessiz kalmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Anlamıyorum. Esasında inatçılığım yüzünden artık pes ettiğini düşünmüştüm ama... bu vurdumduymaz, sakin suratın da neyin nesi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Vurdumduymaz değilim, sadece ne hakkında konuştuğuna dair bir fikrim yok!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni 2,600 tekrar boyunca görmezden geldin. Bu sonsuz yinelenme ne kadar devam ederse etsin teslim olmayacağım. Ama ben bile yorgun hissediyorum. Senin de aynı şekilde hissetmen gerekir, öyleyse nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne… Ne dediğin hakkında zerre fikrim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan sonunda şaşkınlığımı anladı ve bana şüpheyle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Acaba sen kendinin farkında değil misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kendinin farkında mı? Nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Pekâlâ. Rol yapıyor olsan bile açıklamanın zararı yok. Hm, doğru. Bunu basitçe anlatmak &lt;br /&gt;
gerekirse—ben 2.601 defa ‘transfer’ oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yapabildiğim tek şey boş bir ifadeyle şaşırmak oldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer rol yapıyorsan gerçekten çok yeteneklisin. Ama gerçekten de ‘bilmiyorsan’, öyle boş bir &lt;br /&gt;
ifadeye sahip olman tabi doğal. Neyse. Sana bildiklerimi anlatacağım. Hım, evet—bugün Martın 2&#039;si, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugünü,  2 Mart’ı,  2.601 defa tekrarladığımı söylemek daha kolay olur, ama o da tam doğru değil. O &lt;br /&gt;
yüzden &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, ama o da tam uygun değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ben Martın 2sine, sabah 06:27’ye tam  2.601 defa geri gönderildim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.....”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“‘Geri gönderildim’ benim açımdan doğru bir tabir, ama evrensel olarak doğru değil. O yüzden burada &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, çünkü gerçekte olana daha yakın—”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi ağzımın açıldığını gördü ve kafasını kaşımaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ahh, off! Sen ne kadar aptalsın! Saat 06:27 civarında herhangi bir şeyi onaylamıyorsan onu ‘geçersiz’ sayıyorsun, değil mi!” Siniri tepesinde isyan ederek bana bağırdı. Hayır, hayır… Benim durumumda herhangi biri onun mantık çerçevesini anlayamaz, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Tam olarak anlamadım, ama aynı günü defalarca tekrarlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söylediğim anda &#039;o&#039; oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne? Nedir bu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Güçlü ve tuhaf bir hissin bana saldırdığı göğsümü bastırdım. Rahatsız hissediyorum… hayır, ‘rahatsız’ eksik kalır. Derin ve esrarengiz bir histi bu, sanki bütün memleketin aniden  başka bir memleketle yer değiştirmesi ama sadece senin fark etmen gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anılarım dönmüş değildi. Yeni bir şey hatırlamıyordum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama nedense orada bir şey &#039;&#039;vardı&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gerçeği söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece gerçeği.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonunda anlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...B-Bir saniye.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
2 Mart’ı 2.601 defa yaşadı. Bu tek başına beni durdurmak için fazlaydı bile, ama Otonaşi&#039;nin belirttiği şey:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&amp;lt;u&amp;gt;Bunun sorumlusu ben miyim?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet,” Otonaşi anında cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Neden öyle bir şey yapayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sebeplerini ben nasıl anlayayım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu yapan ben değilim!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Kendinin bile farkında olmadan bunu nasıl söyleyebiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Neden ben?’ diye sormak üzereydim, ama göze çarpmam için bir sebep olduğunun farkına vardım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kağıt parçasının üstüne ben ‘Maria’ yazmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen şimdiye kadar olan tekrarlardan haberin olmadığı gibi, bu duruma sokulan kişilerden  ‘geçersiz’ ilan edilenlerin tekrarları hatırlamalarına imkan yok. Başka bir deyişle: benim dışımda, sadece bu durumun sorumlusu daha önce bahsettiğim ‘Maria’ ismini yazabilmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu defa bu ismi hatırladım. ‘Maria’ gibi bir ismin birden aklıma gelmesi benim gibi biri için olanaksız olduğunu kabul etmeliyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkili olduğunu bilmiyorum ama, sürekli insanların hatıralarında göze batacak şekilde davranmaya çalıştım. ‘Geçersiz’ ilan edilen tekrarları hatırlayan zanlının hata yapmasını bekliyordum. Gerçi, bu taktikten çok beklentim yoktu…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“...Ne zaman benim hakkımda şüphelenmeye başladın? Yani, özellikle bana bu ismi -’Maria’ ismini- bana daha önceki bir tekrarda bahsetmiş olmalısın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aslında, oldukça zararsız görünüyordun, o yüzden özellikle senden şüphem yoktu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh, tabi herkese tek tek bu ismi söyleyerek denedim. Sonuçta, zamanım sınırsız.”&lt;br /&gt;
	Zamanı sınırsızdı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;nin geçirdiği zaman... O kadar uzun bir zaman ki, “sınırsız” kelimesi artık mecazi olmuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Zamanı hemen hemen sınırsız, o yüzden sınıftaki herkesin ismini yazması gibi gelişigüzel bir plan yaptı—birisinin ‘Maria’ yazması ümidiyle. Gerçekten başarma olasılığı olmasa bile. En iyi planları 2.601 okul transfer’inden uzun zaman önce tükenmişti, o yüzden bu, aklına yeni bir plan gelene kadar vakit geçirmek içindi. Akli dengesini yitirmemek için ümidi olmayan bir plan denemek hiç bir şey yapmamaktan daha iyiydi. Sonuçta, bu ‘Okul Transferlerinde’ geçirdiği süre sonsuza dek sürebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden Otonaşi bu aldatmacaya kandığım için bu kadar kızdı. Ne kadar denersen dene, bir rol yapma oyunundaki&amp;lt;ref name=&amp;quot;RPG&amp;quot;&amp;gt; https://tr.wikipedia.org/wiki/Rol_yapma_oyunu&amp;lt;/ref&amp;gt;düşmanı yenememen gibi. O yüzden çaresizce çalışır ve seviye atlarsın - ama esasında, kolaylıkla bulabileceğin bir eşya ile onu kolaylıkla yenebilirsin. Sonunda amacına ulaşmış olursun, ama o kadar zamanı ve çabayı boşa harcadığın için kötü hissedersin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse, bu boş konuşmayı kısa keselim. Sonuçta, hiç bir şey çözülmedi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Durum sana çözülmüş gibi geliyor mu? Bu bitmek bilmeyen kabus, Reddeden Sınıf, sana bitmiş &lt;br /&gt;
gibi gözüküyor mu?&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf mı? Sürekli tekrarlayan kabusuna verdiği isim bu heralde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, beni rahatsız eden bir nokta var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ‘Maria’ yazdım diye bana zanlı gibi davranmanı anlıyorum ama dinle, başta sen niye Reddeden Sınıf’tan etkilenmiyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkilenmiyor değilim; hatta Reddeden Sınıf&#039;tan herhangi birisi kadar etkileniyorum. Teslim olup anılarımı saklamaya çalışmasam ‘Sınıf’ beni çoktan ele geçirirdi. Bu sonsuz tekrar içerisinde anlamsızca yaşardım. Teslim olmak kafanda dengede tuttuğun bir bardak suyu dökmek kadar kolay olurdu. Senin reddettiğin bu tek günü sonsuza dek yaşardık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer sen unutursan, bunların hepsi olur mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Düşün biraz. Bu tekrarı başka fark edebilecek biri var mı? Sonuçta, bunu yaratan sen bile tekrarların farkında değildin...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...haklı olabilir. Sonuçta, bu günü 2.601 defa tekrarladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hatırlama çabalarımı terk etmek benim için son derece daha kolay olurdu. Ama bu kesinlikle asla olmayacak.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...asla?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, asla. Teslim olmamın imkanı yok. Bu günü 2.000 defa, 20.000 defa, veya bir milyar defa tekrarlamak zorunda olsam bile umurumda değil.  Bu tekrarların üstünden gelip amacıma ulaşacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	2.000 defa... Günlük hayatımızda sık sık ‘2.000’ sayısına birim olarak karşı karşıya geliriz. Ama parça parça toplamamız gerekse… örneğin, bir senede 365 gün var, 1.825 gün beş yıla eşit… ve bu hâlâ 2.000 günden daha az bir değer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Reddeden Sınıf içerisinde 5 yıldan daha fazla vakit geçirmiş olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Bu Reddeden Sınıfı niye yarattığının da mı farkında değilsin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? ...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, anladım. Bu soruyu cevaplamamak için anlamamazlıktan geldiğini varsayarsak, bunda bir anlam olduğu kesin. Öyleyse rol yapma yeteneğin çok sağlam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“R-Rol yapmıyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki, o zaman sana şunu soracağım—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi hafifçe gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, sen— O’nunla tanıştın, değil mi?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
—Kim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Nedense, şu an kendime sorduğum soru o değil. Kiminle tanıştım? Bilmiyorum. Hatırlayamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, anlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ‘*’ ile tanışmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman? Nerede? Tabi ki öyle bir şeyi bilemezdim. Bunlar anılarımın bir parçası değildi. Ama buna rağmen, &amp;lt;u&amp;gt;onunla tanıştığımı hissedebiliyordum.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamaya çalışıyorum, ama bu bilgi engellenmişti, sanki yüksek hız ile bir duvar bu bilginin önüne örülmüş ve &amp;quot;Dikkat! Giriş izniniz yok. Sadece izinli kişiler girebilir...&amp;quot; diyerek  erişimimi engelliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, demek ki tanışmışsın,” diye kıkırdadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi artık emindi. Ben de artık emindim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben, Kazuki Hoşino, bu durumun oluşmasının sorumlusuydum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O&#039;nu sana vermiş olmalı. Tek bir &#039;&#039;dileğini&#039;&#039; gerçekleştiren  &#039;&#039;kutuyu&#039;&#039;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden bire kutu kelimesini kullanmaya başladı. Söylediklerine bakılırsa, Reddeden Sınıfı oluşturan araç bu kutuydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, evet, sana amacımı henüz söylemedim,” Otonaşi kıkırdayarak söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benim amacım—kutuyu elde etmek.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun ardından yüzündeki gülümseme iz bırakmadan kayboldu. Kutuya sahip olduğumdan emin olan Otonaşi bana dudağını büküp bir komut verdi:&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi kutuyu bana ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kutunun sahibi kesinlikle benim.&amp;lt;!--Kutuya kesinlikle benim yerine sahip kelimesi daha mı iyi gider? Guh..--&amp;gt; Başka bir seçenek yok, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama herhangi bir dileği yerine getiren bu kutuyu ona vermek gerçekten olur mu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, Otonaşi bu kutuyu elde etmek için 2,601 tekrara katlandı. Bu kadar büyük bir çabayı sarf edecek kadar önemli bir dileği var. Kendi dileğinin yerine gelmesini istiyor; kutumu çalıp benim dileğimi hafife alma adına bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Otonaşi anormal denilebilecek bir azimle hareket ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Evet, bu anormaldi. Aya Otonaşi anormal birisiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Nasıl yapacağımı bilmiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yalan söylemiyordum. Ama biraz da direnç göstermeye çalışıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Yani nasıl yapacağını çözünce bana verecek misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Şey…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl bırakacağını unutmak sıradan bir durum. Ama tamamen unutmadın; bir yerlerinde, &lt;br /&gt;
derinlerinde, bunu nasıl yapabileceğini hala hatırlıyorsun. Asla bisiklet sürmeyi unutamayacağın gibi: başkalarına nasıl sürüldüğünü öğretemeyebilirsin, ama içgüdüsel olarak nasıl yapacağını biliyorsun. Bunu kelimelere dökemediğin için afallıyorsun sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...kutuyu çıkarmadan Reddeden Sınıfı sonlandırmanın yolu yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk bir bakış attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana vermeyi planlamıyorsun. Söylemek istediğin bu mu?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bariz telaşımı anlayınca, Otonaşi sessiz bir iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakalım. Eğer kutuyla birlikte &#039;&#039;sahibini&#039;&#039; kırsak Reddeden Sınıf da sonlanır herhalde.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibiyle birlikte kırmak mı..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Sahip’, büyük ihtimalle kutuyu elinde tutan kişi demek oluyordu—diğer bir deyişle, ben. Benimle birlikte kırmak mı? Kısaca—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi duygularını bastırıp soğukkanlı bir şekilde şunu söyledi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf sen ölürsen sonlanır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu  ‘*****’ hazırlamak için yeterli bir sebep mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerekiyorsa bunu bana da yapmayı düşündüğünü mü söylemeye çalışıyorsun? O zaman, lütfen çabuk yap; katlanması daha kolay olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	3 Mart sabahı. Yağmurlu, göz gözü görmeyen bir kavşakta...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şemsiyemi bir kenara attım ve ‘*****’&#039;e baktım. Başka bir şey pek kayda geçmiyordu. Ne duvara &lt;br /&gt;
çarpan kamyonu, ne de orada öyle duran Otonaşi&#039;yi, ikisini de beynim kayda almıyordu. Kırmızı bir sıvı &lt;br /&gt;
sürekli akıyordu; o kadar çok vardı ki yağmur bile izini silmede yetersizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafasının yarısı eksik, bir ces**. Bey**’i her yere sıçramış... ***et. Ceset. Ceset. CESet. &lt;br /&gt;
CesetCesetCESET. cesET. CesetcesetCESET. Ceset. Ceset. Ceset!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin ‘Cesedi’.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—ah”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerimin önündekini sonunda fark edince kusmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi’ye baktım. O da bana ifadesiz bir şekilde bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Haruaki”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama merak etme, Haruaki!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biliyorsun, bunların hepsi zaten silinecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada olanlar ‘geçersiz’ ilan edilecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...He? Acaba…&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıfı dilememin sebebi bu olabilir mi..? Böyle bir durumu reddettiğim için mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references/&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 8946. Defa|8946. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 2602. Defa|2602. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505130</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 2601. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505130"/>
		<updated>2016-10-25T22:38:18Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Adım Aya Otonaşi.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Transfer öğrenci sadece bu sözleri mırıldadı, ve başka hiç bir şey demedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aman tanrım! Çok etkileyici!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu oldukça yüksek sesle söyleyen, &amp;lt;u&amp;gt;yanımda oturan&amp;lt;/u&amp;gt; arkadaşım Haruaki Usui. Ders hâlâ devam ediyor olmasına rağmen bunu yapıp kuvvetle arkama vurdu.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki?  Canımı acıttığını biliyorsun, ve etraftakiler de bize bakıyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki çoktan sınıfın arka tarafına, Aya Otonaşi’nin oturduğu yere doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakışlarımız kesişti! Şansa bak!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ona dönüp baktığında gözlerinizin buluşması doğal tabi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşi, buna KADER deniyor!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir dakika, ne? Kader mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse işte, kız çok tatlı! Kızın resmi çizilse dünya pazarında milyonlara satılır... sonra da ulusal hazinelerimiz listesine girer. Ah, artık benim için çok geç, kalbimi çoktan çaldı bile... Ona aşkımı ilan edeceğim..”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok hızlı!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zil çalmıştı. Kalkıp öğretmenimize selam verdikten sonra, Haruaki oturmaya kalkışmadan doğruca Otonaşi&#039;nin yanında bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aya Otonaşi! Sana ilk görüşte âşık oldum. Seni seviyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Oha, gerçekten de itiraf ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin cevabını duyamıyordum ama Haruaki’nin suratından hemen anlaşılıyordu. Ee, hayır… suratına bakmak bile gerekmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki geri geldi ve sıramın önünde durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Saçmalık… &#039;&#039;Ben&#039;&#039; mi reddedildim?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Gerçekten de başarabileceğini mi düşünüyordu...? Yüzündeki ciddi ifade birazcık korkunçtu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Belli değil miydi? Durduk yere ona ilan-ı aşk etmen onu sadece rahatsız eder!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm, anladım. O halde, tekrar itiraf ederim. Ama bir dahaki sefere, bu kadar ani bir şekilde yapmam! Hislerim elbet bir gün ona ulaşacaktır!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir yandan iyimser düşünce şekli neredeyse gıpta edilebilirdi, ama diğer yandan bundan kaçınmayı tercih ederdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğleniyor musunuz? Beni gerçekten güzel eğlendiriyorsunuz, ama kızlar sizi ciddi anlamda küçümsüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya bize bu sözlerle katıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hee?! Sadece Haruaki küçümsenmiyor muydu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok, seni de küçümsüyorlar. Kızlar senin de parmağın olduğunu düşünüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oho, benimle beraber yanıyorsun demek!  Büyük şeref bu! Öyle değil mi Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ş- Şeref hariç her şey…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onu bi kenara bırakalım şimdi, Daiyan, sen bile ona hamle yapmak isterdin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki Daiya’yı dürttü. Daiya’ya böyle bir şey korkusuzca yapabiliyor, muhtemelen çocukluk arkadaşları oldukları için. Ya da belki de sonuçları aldırmadan, atılgan bir şekilde davrandığındandır…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya iç çekip hemen cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hiç de bile.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İmkansız! Öyleyse kim seni etkileyebilir Daiyan?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi&#039;nin görünüşünden dolayı kalbimin daha hızlı çarpması mühim değil. Güzelliğini kabul etmek zorunda olabilirim, ama ona asılma arzum hiç yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki, hiç anlamıyorsun değil mi? Yani, tabi ki böyle düşünceleri senin gibi bir hayvanın anlaması imkansız. Sen sadece içgüdülerine göre hareket eden ve güzel gözüken herhangi bir kızı kabul edebilecek bir hayvansın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne!? Öncelikle, içgüdü ile görüntüye düşkün olmanın ne alakası var?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Güzel birinden hoşlanmak insanın doğasında vardır, çünkü güzel bir çocuk sahibi olmak soyunun devam etme ihtimallerini arttırır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Oooo..&#039;&#039; Haruaki&#039;yle ben aynı anda hayranlıkla uğuldadık. Daiya bu kadar basit bir şeyi bilmediğimiz için hayrete düşmüşe benziyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım Daiyan! Yani demeye çalıştığın, o kadar güzel ki sen bile ona hamle yapamıyosun! Kaçınılmaz yenilgi! Değil mi? Ulaşamadığı ciğere mındar diyen kedi gibisin aynı.Senin bu yaptığına mazeret denir. Çok sıkıcı. Bu çok sıkıcı Daiyan!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmamın ne kadarını dinledin? Bu ne lan? ...Yani, ifadenin ilk yarısı tam olarak yanlış &lt;br /&gt;
değil. Ama diğer yarısı— seni öldürürüm!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay, demek gerçekten de ona hamle yapamıyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zafer kazanmışçasına bir suratı vardı Haruaki’nin. Daiya sonunda Haruaki’yi yumrukladı. Oha, sanırım Daiya’nın bütün bastırılmış öfkesi vardı o yumruğun arkasında…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ona ‘hamle yapamam’ değil. O ‘bana hamle yapmaz.’”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar da ukala… Hey, Hoşi, bu adam sırf tipinden dolayı kendini çok kaptırmadı mı?&amp;quot; dedi Haruaki, hiç pişmanlık göstermeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana ulaşamaz diye bana hamle yapmıyor değil! Yani, bu da mümkün olabilir, ama onun durumunda bu geçerli bile değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oha, cesurca garip şeyler söylüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni ulaşılamaz olarak görmüyor, hayır, öyle bir sınıflandırma yapmakla bile uğraşmıyor. Baştan beri bizimle ilgilenmiyor. Bizi küçük bile görmüyor. Aynen bizim böcekleri böcek olarak algıladığımız gibi, o da insanları insan olarak algılıyor. Bu kadar. Benim yakışıklı suratımla Haruaki’nin çirkin suratı gibi insanlar arasındaki küçük farklar zerre umurunda değil. Aynen hamam böceğinin cinsiyetinin aklından geçmemesi gibi. Öyle bir kıza nasıl hamle yapabilirsin?&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki bile Otonaşi hakkındaki bu acımasız ifade karşısında sessiz kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Daiya.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki için ağızımı açtım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ilgini epey çekti sanki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya diyecek laf bulamıyor. Ah, bu çok nadir bir tepki. Ama haklı değil miyim? Fikri&#039;nin doğru olup olmadığı bir kenara, böyle bir analizde bulunmak için onu iyi bir miktar gözlemlemiş olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&#039;&#039;cık&#039;&#039;, hiç de ilgilenmiyorum.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Aa, kızardın!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hey Kazu. O yoldan ilerlemeye devam edersen sonu iyi olmaz. Sana aklının ucundan geçmeyecek bir pırasa kullanma yöntemi gösteriyim mi? Öyle kötü travma sonrası stres bozukluğun olur ki, her pırasa gördüğünde kurdeşen çıkarırsın!”&amp;lt;ref name=&amp;quot;kurdeşen&amp;quot;&amp;gt;Burada pırasayı fitil olarak kullanmakla alakalı bir kocakarı ilacına ince olmayan bir gönderme var. http://detail.chiebukuro.yahoo.co.jp/qa/question_detail/q1233508952&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya’nın epeyce kızgın olduğunu fark ettim, o yüzden konuyu sakarca gülerek değiştirmeye çalıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her neyse, Daiya kendisinin ve Otonaşi&#039;nin tamamen uyumsuz olduğunu anlamışa benziyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Böcekle eşit düzeyde kötü olan sezgilerine rağmen, sen bile yakında onun anormalliğini anlayacaksın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kötü bir bahane gibi geldi kulağıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama hiç de öyle değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, tamamen haklıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İlk ders bittikten hemen sonra Otonaşi birden elini kaldırdı. Öğretmenimiz, Hokuba, O&#039;nu fark etti, ama Otonaşi ona konuşma hakkı verip vermemesini umursamıyordu bile. Öğretmen izin vermeden ayağa kalkıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“1-6 Sınıfındaki herkese bir şey yaptıracağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi şaşkın tepkilerimizi aldırmadan konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beş dakikanızı alacak. O kadar zaman ayırabilirsiniz, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kimse cevap vermedi ama yine de tahtaya doğru ilerledi. Kayıtsız bir şekilde Hokuba&#039;yı dışarı yönlendirdi, ve sonra da kürsüdeki yerini aldı. Bu tamamen abes bir durum olmasına rağmen, O nasılsa bunu çok doğal bir şekilde yapıyordu. Sınıf arkadaşlarımın tepkisine bakılacak olursa, onlar da aynı şekilde düşünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf sessizlik içindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tahtada dururken, Otonaşi dümdüz ileri bakıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi benim için ‘belirli bir şey’ yazacaksınız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kürsüden indi ve ön sıradaki öğrencilere kağıt verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O öğrenciler kendileri için birer kağıt ayırıp kalanını arkaya uzattılar, bütün sınıfa dağıtılması gereken bir ilanı dağıtırmış gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonunda ben de bir adet aldım. Her yanı 10cm olan sıradan bir kağıt.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bitirdiğinizde lütfen bana geri verin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘belirli bir şey’ ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone herkesin aklında olan soruyu sorduktan sonra, Otonaşi basit bir cevap verdi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İsmim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözle birlikte, az önce sessiz olan sınıfta bir anda gürültü kopmaya başladı. Makuldur, ben de anlamamıştım. İsmi mi? Herkes onun ismini biliyor. Daha bu sabah kendini “Aya Otonaşi” diye tanıtmamış mıydı? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar saçma!” diye bağırdı biri. Bunu Otonaşi&#039;ye diyebilecek tek bir kişi var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya Oomine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımın hepsi durdu. Herkes Daiya’dan kötü bir düşman olacağını bilir.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“İsmin Aya Otonaşi. Neden bunu yazmamızı istiyorsun? İsmini ezberlememizi o kadar mı çok istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Daiya’nın saldırgan konuşmasına rağmen sakin kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben ‘Aya Otonaşi’ yazardım. Ama bunu sana söyledim. Artık bir şey yazmama gerek yok, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, umurumda değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan bu kadar basit bir kabulu beklemiyordu, ve diyecek bir şeyi de kalmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzıyla &#039;&#039;cık&#039;&#039;ladı, kağıdı gürültülü bir şekilde yırttı ve sınıfı terk etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu? Neden yazmaya başlamıyorsunuz?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Kimse yazmaya başlayamamıştı. Belli olmayabilir ama, herkes o ve onun davranışlarından şaşkına &lt;br /&gt;
dönmüştü. Daiya’ya karşı geldi. Daiya’nın sınıf arkadaşları olarak bunun ne kadar etkileyici olduğunu biliyorduk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Herkes bir süre donakaldı. Ama birisinin kalem sesi sessizliği bozunca sınıf boyunca karalama sesi yankılanmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eminim kimse Otonaşi&#039;nin niyetini anlamamıştı. Ama önemli değil. Yazabileceğimiz tek bir şey var, sonuçta.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Aya Otonaşi’ ismi var sadece.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye ilk kağıdı veren kişi Haruaki&#039;ydi. O ayağa kalkar kalkmaz sınıf arkadaşlarımızdan bir kaçı onu izledi. Otonaşi Haruaki’nin kağıdını kabul ettiğinde ifadesi pek değişmedi.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Muhtemelen… yanlış cevaptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O Mogi ile bir çift lafladıktan sonra yerine geçti, ve ona seslendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne yazdın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Sadece ‘Aya Otonaşi’ yazabilirsin, öyle değil mi? Neredeyse son harfi yazmayı unutuyordum ama,” Haruaki bunu söylerken nedense biraz kederli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...yani, aynen, tek seçenek o sanırım…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar tereddüt etme—yaz gitsin işte!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sence sırf ismini yazmamız için mi bu kadar uğraştı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Durum öyleyse, neden bu kadar uğraştığını anlayamıyorum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki hemen “Tabi ki anlamıyorsun,” diye yanıt vererek kuşkularımı doğruladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Ama… sen ‘Aya Otonaşi’ yazdın, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Evet… dinle, Daiyan hafife alınmayacak derecede zeki, değil mi? Ama diğer yandan kişiliği de hafife alınmayacak derece berbat, her türlü!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden konuyu değiştirdiğinden dolayı kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ve o sadece ‘Aya Otonaşi’ yazacağını söyledi’. Başka yazacak bir şey aklına gelmedi. Tabi ki ben daha iyi bir şey bulamam. Demeye çalıştığım, farklı bir seçenek bulamıyoruz, o sebepten dolayı da başka bir şey yazamıyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aklına gelmeyen bir şey… yazamazsın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen öyle. Bu deney bize yönelik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin dediğinin tam isabet olduğunu hissettim. Haklı olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani diğer bi deyişle, Otonaşi bunu sınıf arkadaşlarının çoğu için değil, &amp;lt;u&amp;gt;farklı bir şey düşünebilecek biri için yapıyor sadece.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki&#039;nin neden az önce o kadar kederli olduğunu anladım. Yani, ilk görüşte ona âşık olmuştu. İtirafı yarı şaka olabilirdi, ama başka itiraf ettiği kimseyi tanımıyorum. O yüzden esasında az çok içtendi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi hislerine karşılık vermedi. Varlığı görmezden geliniyordu… Aynı Daiya’nın söylediği gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Haruaki, kafan beklediğimden iyi basıyormuş.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bir şey demene lüzum yoktu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaba iltifatımı mahcup bir gülümsemenin arkasına gizlemeye çalışırken, Haruaki buruk bir şekilde gülümseyerek tepki verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonra görüşürüz. Şimdi gitmezsem, üst sınıftakiler beni öldürür. Hayır, abartmıyorum!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ah, evet. Göreyim seni.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şöyle böyle olan beyzbol takımımız baya istekli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önümde duran boş kağıda baktım. ‘Aya Otonaşi’ yazmak üzereyim, ama bir türlü kendimi bunu yazmaya getiremiyorum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;ye baktım. Ona verilen kağıtlara bakarken ifadesi hiç değişmedi. Muhtemelen hepsinin üstünde ‘Aya Otonaşi’ yazılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&amp;lt;u&amp;gt;—Bir şey düşünmeyen biri &#039;bir şey&#039; yazamaz&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“——”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zaman ne yapmalıyım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her şeyden sonra, aklıma bir şey geliyor. Her nedense, alakasız ‘Maria’ ismi geldi aklıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben de bir hata olduğunun farkındayım. Her şey arasında ‘Maria’. Bu isim nereden geldiğine dair hiç bir fikrim yok. Üstelik bu isimle kağıdımı verirsem, bana ‘Benimle dalga mı geçiyorsun!’ gibi bir şeyler bağıracak.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama ya, şans eseri, bu aradığı cevapsa..?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ciddi bir oyalanmadan sonra, 10x10cm’lik kağıt parçasına yazmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Maria’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ayağa kalkıp Otonaşi&#039;ye doğru yürümeye başladım. Artık sıra yok. Görünen o ki son kalan kişi benim. Kağıdımı gergin bir şekilde uzattım. Otonaşi ses etmeden kabul etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonra üstünde yazılana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve ifadesi değişti. Bariz bir şekilde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öğretmenimize veya Daiya’ya karşı durduğunda hiç rahatsız olmayan Otonaşi&#039;nin gözleri apaçıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hahaha…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden kahkahalara boğuldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, demek ismimi hatırladın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söyler söylemez pişman oldum. Çünkü kahkaha atmayı kesince bana baş düşmanıymışım gibi sert sert baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen..! Benimle dalga mı geçiyorsun?!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ancak telaşlı bir şekilde öfkesini bastırabilmişti, çünkü düşük, boğazdan gelen bir sesle konuştu. ‘Dalga geçme’ kısmını beklemiştim, ama sesindeki ton oldukça şaşırtıcıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni bütün gücüyle yakamdan tuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aa! Ö-Özür dilerim! S-Seninle dalga geçmek gibi bir niyetim yoktu…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bana söylemeye çalıştığın şey böyle bir cevabı şaka olmadan yazabiliyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ehm, yani. Sen… haklı olabilirsin. Belki de şaka yapıyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu son darbe olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yakamı bir an bile bırakmadan, beni okul binasının arkasına sürükledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi beni okul binasının duvarına doğru itti ve dik dik baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Plan yapmakta iyi değilim. Bunun farkındayım. O yüzden &#039;Suçlu, teslim ol!&#039; seviyesinde saçma bir planla çıkageldim. Hayır, buna plan bile denilemez. Ama buna rağmen… Nasıl bu tuzağa düştün!? Hem de bu ikinci defa yapışım! İlk sefer tamamen görmezden gelmiştin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ellerini yakamdan çekmişti ama öfkeli bakışları o kadar baskılayıcıydı ki olduğum yerde kalmamda yeterdi.  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dudaklarını ısırırken bana dik dik bakmaya devam ediyordu, ve ardından iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hayır, böyle saçma bir yönteme en sonunda tepki aldığım için kontrolümü kaybettim. Ama bu &lt;br /&gt;
durumun iyiye doğru gittiği anlamına gelir, o yüzden mutlu olmalıyım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet, sanırım. Mutlu olmalısın! Hahaha.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi sahte gülüşüme tekrar dik dik baktı. En iyisi sessiz kalmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Anlamıyorum. Esasında inatçılığım yüzünden artık pes ettiğini düşünmüştüm ama... bu vurdumduymaz, sakin suratın da neyin nesi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Vurdumduymaz değilim, sadece ne hakkında konuştuğuna dair bir fikrim yok!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni 2,600 tekrar boyunca görmezden geldin. Bu sonsuz yinelenme ne kadar devam ederse etsin teslim olmayacağım. Ama ben bile yorgun hissediyorum. Senin de aynı şekilde hissetmen gerekir, öyleyse nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne… Ne dediğin hakkında zerre fikrim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan sonunda şaşkınlığımı anladı ve bana şüpheyle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Acaba sen kendinin farkında değil misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kendinin farkında mı? Nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Pekâlâ. Rol yapıyor olsan bile açıklamanın zararı yok. Hm, doğru. Bunu basitçe anlatmak &lt;br /&gt;
gerekirse—ben 2.601 defa ‘transfer’ oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yapabildiğim tek şey boş bir ifadeyle şaşırmak oldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer rol yapıyorsan gerçekten çok yeteneklisin. Ama gerçekten de ‘bilmiyorsan’, öyle boş bir &lt;br /&gt;
ifadeye sahip olman tabi doğal. Neyse. Sana bildiklerimi anlatacağım. Hım, evet—bugün Martın 2si, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugünü,  2 Mart’ı,  2.601 defa tekrarladığımı söylemek daha kolay olur, ama o da tam doğru değil. O &lt;br /&gt;
yüzden &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, ama o da tam uygun değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ben Martın 2sine, sabah 06:27’ye tam  2.601 defa geri gönderildim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.....”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“‘Geri gönderildim’ benim açımdan doğru bir tabir, ama evrensel olarak doğru değil. O yüzden burada &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, çünkü gerçekte olana daha yakın—”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi ağzımın açıldığını gördü ve kafasını kaşımaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ahh, off! Sen ne kadar aptalsın! Saat 06:27 civarında herhangi bir şeyi onaylamıyorsan onu ‘geçersiz’ sayıyorsun, değil mi!” Siniri tepesinde isyan ederek bana bağırdı. Hayır, hayır… Benim durumumda herhangi biri onun mantık çerçevesini anlayamaz, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Tam olarak anlamadım, ama aynı günü defalarca tekrarlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söylediğim anda &#039;o&#039; oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne? Nedir bu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Güçlü ve tuhaf bir hissin bana saldırdığı göğsümü bastırdım. Rahatsız hissediyorum… hayır, ‘rahatsız’ eksik kalır. Derin ve esrarengiz bir histi bu, sanki bütün memleketin aniden  başka bir memleketle yer değiştirmesi ama sadece senin fark etmen gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anılarım dönmüş değildi. Yeni bir şey hatırlamıyordum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama nedense orada bir şey &#039;&#039;vardı&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gerçeği söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece gerçeği.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonunda anlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...B-Bir saniye.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
2 Mart’ı 2.601 defa yaşadı. Bu tek başına beni durdurmak için fazlaydı bile, ama Otonaşi&#039;nin belirttiği şey:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&amp;lt;u&amp;gt;Bunun sorumlusu ben miyim?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet,” Otonaşi anında cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Neden öyle bir şey yapayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sebeplerini ben nasıl anlayayım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu yapan ben değilim!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Kendinin bile farkında olmadan bunu nasıl söyleyebiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Neden ben?’ diye sormak üzereydim, ama göze çarpmam için bir sebep olduğunun farkına vardım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kağıt parçasının üstüne ben ‘Maria’ yazmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen şimdiye kadar olan tekrarlardan haberin olmadığı gibi, bu duruma sokulan kişilerden  ‘geçersiz’ ilan edilenlerin tekrarları hatırlamalarına imkan yok. Başka bir deyişle: benim dışımda, sadece bu durumun sorumlusu daha önce bahsettiğim ‘Maria’ ismini yazabilmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu defa bu ismi hatırladım. ‘Maria’ gibi bir ismin birden aklıma gelmesi benim gibi biri için olanaksız olduğunu kabul etmeliyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkili olduğunu bilmiyorum ama, sürekli insanların hatıralarında göze batacak şekilde davranmaya çalıştım. ‘Geçersiz’ ilan edilen tekrarları hatırlayan zanlının hata yapmasını bekliyordum. Gerçi, bu taktikten çok beklentim yoktu…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“...Ne zaman benim hakkımda şüphelenmeye başladın? Yani, özellikle bana bu ismi -’Maria’ ismini- bana daha önceki bir tekrarda bahsetmiş olmalısın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aslında, oldukça zararsız görünüyordun, o yüzden özellikle senden şüphem yoktu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh, tabi herkese tek tek bu ismi söyleyerek denedim. Sonuçta, zamanım sınırsız.”&lt;br /&gt;
	Zamanı sınırsızdı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;nin geçirdiği zaman... O kadar uzun bir zaman ki, “sınırsız” kelimesi artık mecazi olmuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Zamanı hemen hemen sınırsız, o yüzden sınıftaki herkesin ismini yazması gibi gelişigüzel bir plan yaptı—birisinin ‘Maria’ yazması ümidiyle. Gerçekten başarma olasılığı olmasa bile. En iyi planları 2.601 okul transfer’inden uzun zaman önce tükenmişti, o yüzden bu, aklına yeni bir plan gelene kadar vakit geçirmek içindi. Akli dengesini yitirmemek için ümidi olmayan bir plan denemek hiç bir şey yapmamaktan daha iyiydi. Sonuçta, bu ‘Okul Transferlerinde’ geçirdiği süre sonsuza dek sürebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden Otonaşi bu aldatmacaya kandığım için bu kadar kızdı. Ne kadar denersen dene, bir rol yapma oyunundaki&amp;lt;ref name=&amp;quot;RPG&amp;quot;&amp;gt; https://tr.wikipedia.org/wiki/Rol_yapma_oyunu&amp;lt;/ref&amp;gt;düşmanı yenememen gibi. O yüzden çaresizce çalışır ve seviye atlarsın - ama esasında, kolaylıkla bulabileceğin bir eşya ile onu kolaylıkla yenebilirsin. Sonunda amacına ulaşmış olursun, ama o kadar zamanı ve çabayı boşa harcadığın için kötü hissedersin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse, bu boş konuşmayı kısa keselim. Sonuçta, hiç bir şey çözülmedi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Durum sana çözülmüş gibi geliyor mu? Bu bitmek bilmeyen kabus, Reddeden Sınıf, sana bitmiş &lt;br /&gt;
gibi gözüküyor mu?&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf mı? Sürekli tekrarlayan kabusuna verdiği isim bu heralde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, beni rahatsız eden bir nokta var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ‘Maria’ yazdım diye bana zanlı gibi davranmanı anlıyorum ama dinle, başta sen niye Reddeden Sınıf’tan etkilenmiyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkilenmiyor değilim; hatta Reddeden Sınıf&#039;tan herhangi birisi kadar etkileniyorum. Teslim olup anılarımı saklamaya çalışmasam ‘Sınıf’ beni çoktan ele geçirirdi. Bu sonsuz tekrar içerisinde anlamsızca yaşardım. Teslim olmak kafanda dengede tuttuğun bir bardak suyu dökmek kadar kolay olurdu. Senin reddettiğin bu tek günü sonsuza dek yaşardık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer sen unutursan, bunların hepsi olur mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Düşün biraz. Bu tekrarı başka fark edebilecek biri var mı? Sonuçta, bunu yaratan sen bile tekrarların farkında değildin...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...haklı olabilir. Sonuçta, bu günü 2.601 defa tekrarladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hatırlama çabalarımı terk etmek benim için son derece daha kolay olurdu. Ama bu kesinlikle asla olmayacak.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...asla?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, asla. Teslim olmamın imkanı yok. Bu günü 2.000 defa, 20.000 defa, veya bir milyar defa tekrarlamak zorunda olsam bile umurumda değil.  Bu tekrarların üstünden gelip amacıma ulaşacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	2.000 defa... Günlük hayatımızda sık sık ‘2.000’ sayısına birim olarak karşı karşıya geliriz. Ama parça parça toplamamız gerekse… örneğin, bir senede 365 gün var, 1.825 gün beş yıla eşit… ve bu hâlâ 2.000 günden daha az bir değer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Reddeden Sınıf içerisinde 5 yıldan daha fazla vakit geçirmiş olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Bu Reddeden Sınıfı niye yarattığının da mı farkında değilsin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? ...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, anladım. Bu soruyu cevaplamamak için anlamamazlıktan geldiğini varsayarsak, bunda bir anlam olduğu kesin. Öyleyse rol yapma yeteneğin çok sağlam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“R-Rol yapmıyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki, o zaman sana şunu soracağım—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi hafifçe gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, sen— O’nunla tanıştın, değil mi?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
—Kim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Nedense, şu an kendime sorduğum soru o değil. Kiminle tanıştım? Bilmiyorum. Hatırlayamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, anlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ‘*’ ile tanışmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman? Nerede? Tabi ki öyle bir şeyi bilemezdim. Bunlar anılarımın bir parçası değildi. Ama buna rağmen, &amp;lt;u&amp;gt;onunla tanıştığımı hissedebiliyordum.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamaya çalışıyorum, ama bu bilgi engellenmişti, sanki yüksek hız ile bir duvar bu bilginin önüne örülmüş ve &amp;quot;Dikkat! Giriş izniniz yok. Sadece izinli kişiler girebilir...&amp;quot; diyerek  erişimimi engelliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, demek ki tanışmışsın,” diye kıkırdadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi artık emindi. Ben de artık emindim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben, Kazuki Hoşino, bu durumun oluşmasının sorumlusuydum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O&#039;nu sana vermiş olmalı. Tek bir &#039;&#039;dileğini&#039;&#039; gerçekleştiren  &#039;&#039;kutuyu&#039;&#039;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden bire kutu kelimesini kullanmaya başladı. Söylediklerine bakılırsa, Reddeden Sınıfı oluşturan araç bu kutuydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, evet, sana amacımı henüz söylemedim,” Otonaşi kıkırdayarak söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benim amacım—kutuyu elde etmek.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun ardından yüzündeki gülümseme iz bırakmadan kayboldu. Kutuya sahip olduğumdan emin olan Otonaşi bana dudağını büküp bir komut verdi:&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi kutuyu bana ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kutunun sahibi kesinlikle benim.&amp;lt;!--Kutuya kesinlikle benim yerine sahip kelimesi daha mı iyi gider? Guh..--&amp;gt; Başka bir seçenek yok, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama herhangi bir dileği yerine getiren bu kutuyu ona vermek gerçekten olur mu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, Otonaşi bu kutuyu elde etmek için 2,601 tekrara katlandı. Bu kadar büyük bir çabayı sarf edecek kadar önemli bir dileği var. Kendi dileğinin yerine gelmesini istiyor; kutumu çalıp benim dileğimi hafife alma adına bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Otonaşi anormal denilebilecek bir azimle hareket ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Evet, bu anormaldi. Aya Otonaşi anormal birisiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Nasıl yapacağımı bilmiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yalan söylemiyordum. Ama biraz da direnç göstermeye çalışıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Yani nasıl yapacağını çözünce bana verecek misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Şey…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl bırakacağını unutmak sıradan bir durum. Ama tamamen unutmadın; bir yerlerinde, &lt;br /&gt;
derinlerinde, bunu nasıl yapabileceğini hala hatırlıyorsun. Asla bisiklet sürmeyi unutamayacağın gibi: başkalarına nasıl sürüldüğünü öğretemeyebilirsin, ama içgüdüsel olarak nasıl yapacağını biliyorsun. Bunu kelimelere dökemediğin için afallıyorsun sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...kutuyu çıkarmadan Reddeden Sınıfı sonlandırmanın yolu yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk bir bakış attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana vermeyi planlamıyorsun. Söylemek istediğin bu mu?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bariz telaşımı anlayınca, Otonaşi sessiz bir iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakalım. Eğer kutuyla birlikte &#039;&#039;sahibini&#039;&#039; kırsak Reddeden Sınıf da sonlanır herhalde.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibiyle birlikte kırmak mı..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Sahip’, büyük ihtimalle kutuyu elinde tutan kişi demek oluyordu—diğer bir deyişle, ben. Benimle birlikte kırmak mı? Kısaca—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi duygularını bastırıp soğukkanlı bir şekilde şunu söyledi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf sen ölürsen sonlanır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu  ‘*****’ hazırlamak için yeterli bir sebep mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerekiyorsa bunu bana da yapmayı düşündüğünü mü söylemeye çalışıyorsun? O zaman, lütfen çabuk yap; katlanması daha kolay olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	3 Mart sabahı. Yağmurlu, göz gözü görmeyen bir kavşakta...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şemsiyemi bir kenara attım ve ‘*****’&#039;e baktım. Başka bir şey pek kayda geçmiyordu. Ne duvara &lt;br /&gt;
çarpan kamyonu, ne de orada öyle duran Otonaşi&#039;yi, ikisini de beynim kayda almıyordu. Kırmızı bir sıvı &lt;br /&gt;
sürekli akıyordu; o kadar çok vardı ki yağmur bile izini silmede yetersizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafasının yarısı eksik, bir ces**. Bey**’i her yere sıçramış... ***et. Ceset. Ceset. CESet. &lt;br /&gt;
CesetCesetCESET. cesET. CesetcesetCESET. Ceset. Ceset. Ceset!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin ‘Cesedi’.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—ah”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerimin önündekini sonunda fark edince kusmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi’ye baktım. O da bana ifadesiz bir şekilde bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Haruaki”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama merak etme, Haruaki!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biliyorsun, bunların hepsi zaten silinecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada olanlar ‘geçersiz’ ilan edilecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...He? Acaba…&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıfı dilememin sebebi bu olabilir mi..? Böyle bir durumu reddettiğim için mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references/&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 8946. Defa|8946. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 2602. Defa|2602. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505129</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 2601. Defa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_2601._Defa&amp;diff=505129"/>
		<updated>2016-10-25T22:17:40Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;“Adım Aya Otonaşi.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Transfer öğrenci sadece bu sözleri mırıldadı, ve başka hiç bir şey demedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“Aman tanrım! Çok etkileyici!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu oldukça yüksek sesle söyleyen, &amp;lt;u&amp;gt;yanımda oturan&amp;lt;/u&amp;gt; arkadaşım Haruaki Usui. Ders hâlâ devam ediyor olmasına rağmen bunu yapıp kuvvetle arkama vurdu.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki?  Canımı acıttığını biliyorsun, ve etraftakiler de bize bakıyor. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki çoktan sınıfın arka tarafına, Aya Otonaşi’nin oturduğu yere doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakışlarımız kesişti! Şansa bak!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ona dönüp baktığında gözlerinizin buluşması doğal tabi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşi, buna KADER deniyor!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir dakika, ne? Kader mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse işte, kız çok tatlı! Kızın resmi çizilse dünya pazarında milyonlara satılır... sonra da ulusal hazinelerimiz listesine girer. Ah, artık benim için çok geç, kalbimi çoktan çaldı bile... Ona aşkımı ilan edeceğim..”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok hızlı!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zil çalmıştı. Kalkıp öğretmenimize selam verdikten sonra, Haruaki oturmaya kalkışmadan doğruca Otonaşi&#039;nin yanında bitti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aya Otonaşi! Sana ilk görüşte âşık oldum. Seni seviyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Oha, gerçekten de itiraf ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin cevabını duyamıyordum ama Haruaki’nin suratından hemen anlaşılıyordu. Ee, hayır… suratına bakmak bile gerekmiyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki geri geldi ve sıramın önünde durdu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Saçmalık… &#039;&#039;Ben&#039;&#039; mi reddedildim?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Gerçekten de başarabileceğini mi düşünüyordu...? Yüzündeki ciddi ifade birazcık korkunçtu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Belli değil miydi? Durduk yere ona ilan-ı aşk etmen onu sadece rahatsız eder!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm, anladım. O halde, tekrar itiraf ederim. Ama bir dahaki sefere, bu kadar ani bir şekilde yapmam! Hislerim elbet bir gün ona ulaşacaktır!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bir yandan iyimser düşünce şekli neredeyse gıpta edilebilirdi, ama diğer yandan bundan kaçınmayı tercih ederdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğleniyor musunuz? Beni gerçekten güzel eğlendiriyorsunuz, ama kızlar sizi ciddi anlamda küçümsüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya bize bu sözlerle katıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hee?! Sadece Haruaki küçümsenmiyor muydu?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yok, seni de küçümsüyorlar. Kızlar senin de parmağın olduğunu düşünüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oho, benimle beraber yanıyorsun demek!  Büyük şeref bu! Öyle değil mi Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ş- Şeref hariç her şey…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Onu bi kenara bırakalım şimdi, Daiyan, sen bile ona hamle yapmak isterdin, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki Daiya’yı dürttü. Daiya’ya böyle bir şey korkusuzca yapabiliyor, muhtemelen çocukluk arkadaşları oldukları için. Ya da belki de sonuçları aldırmadan, atılgan bir şekilde davrandığındandır…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya iç çekip hemen cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hiç de bile.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İmkansız! Öyleyse kim seni etkileyebilir Daiyan?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi&#039;nin görünüşünden dolayı kalbimin daha hızlı çarpması mühim değil. Güzelliğini kabul etmek zorunda olabilirim, ama ona asılma arzum hiç yok.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki, hiç anlamıyorsun değil mi? Yani, tabi ki böyle düşünceleri senin gibi bir hayvanın anlaması imkansız. Sen sadece içgüdülerine göre hareket eden ve güzel gözüken herhangi bir kızı kabul edebilecek bir hayvansın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne!? Öncelikle, içgüdü ile görüntüye düşkün olmanın ne alakası var?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Güzel birinden hoşlanmak insanın doğasında vardır, çünkü güzel bir çocuk sahibi olmak soyunun devam etme ihtimallerini arttırır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&#039;&#039;Oooo..&#039;&#039; Haruaki&#039;yle ben aynı anda hayranlıkla uğuldadık. Daiya bu kadar basit bir şeyi bilmediğimiz için hayrete düşmüşe benziyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım Daiyan! Yani demeye çalıştığın, o kadar güzel ki sen bile ona hamle yapamıyosun! Kaçınılmaz yenilgi! Değil mi? Ulaşamadığı ciğere mındar diyen kedi gibisin aynı.Senin bu yaptığına mazeret denir. Çok sıkıcı. Bu çok sıkıcı Daiyan!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmamın ne kadarını dinledin? Bu ne lan? ...Yani, ifadenin ilk yarısı tam olarak yanlış &lt;br /&gt;
değil. Ama diğer yarısı— seni öldürürüm!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vay, demek gerçekten de ona hamle yapamıyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Zafer kazanmışçasına bir suratı vardı Haruaki’nin. Daiya sonunda Haruaki’yi yumrukladı. Oha, sanırım Daiya’nın bütün bastırılmış öfkesi vardı o yumruğun arkasında…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ona ‘hamle yapamam’ değil. O ‘bana hamle yapmaz.’”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar da ukala… Hey, Hoşi, bu adam sırf tipinden dolayı kendini çok kaptırmadı mı?&amp;quot; dedi Haruaki, hiç pişmanlık göstermeden.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana ulaşamaz diye bana hamle yapmıyor değil! Yani, bu da mümkün olabilir, ama onun durumunda bu geçerli bile değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Oha, cesurca garip şeyler söylüyor.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni ulaşılamaz olarak görmüyor, hayır, öyle bir sınıflandırma yapmakla bile uğraşmıyor. Baştan beri bizimle ilgilenmiyor. Bizi küçük bile görmüyor. Aynen bizim böcekleri böcek olarak algıladığımız gibi, o da insanları insan olarak algılıyor. Bu kadar. Benim yakışıklı suratımla Haruaki’nin çirkin suratı gibi insanlar arasındaki küçük farklar zerre umurunda değil. Aynen hamam böceğinin cinsiyetinin aklından geçmemesi gibi. Öyle bir kıza nasıl hamle yapabilirsin?&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Haruaki bile Otonaşi hakkındaki bu acımasız ifade karşısında sessiz kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Daiya.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki için ağızımı açtım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi ilgini epey çekti sanki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya diyecek laf bulamıyor. Ah, bu çok nadir bir tepki. Ama haklı değil miyim? Fikri&#039;nin doğru olup olmadığı bir kenara, böyle bir analizde bulunmak için onu iyi bir miktar gözlemlemiş olmalı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&#039;&#039;cık&#039;&#039;, hiç de ilgilenmiyorum.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Aa, kızardın!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hey Kazu. O yoldan ilerlemeye devam edersen sonu iyi olmaz. Sana aklının ucundan geçmeyecek bir pırasa kullanma yöntemi gösteriyim mi? Öyle kötü travma sonrası stres bozukluğun olur ki, her pırasa gördüğünde kurdeşen çıkarırsın!”&amp;lt;ref name=&amp;quot;kurdeşen&amp;quot;&amp;gt;Burada pırasayı fitil olarak kullanmakla alakalı bir kocakarı ilacına ince olmayan bir gönderme var. http://detail.chiebukuro.yahoo.co.jp/qa/question_detail/q1233508952&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya’nın epeyce kızgın olduğunu fark ettim, o yüzden konuyu sakarca gülerek değiştirmeye çalıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her neyse, Daiya kendisinin ve Otonaşi&#039;nin tamamen uyumsuz olduğunu anlamışa benziyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Böcekle eşit düzeyde kötü olan sezgilerine rağmen, sen bile yakında onun anormalliğini anlayacaksın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kötü bir bahane gibi geldi kulağıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama hiç de öyle değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, tamamen haklıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İlk ders bittikten hemen sonra Otonaşi birden elini kaldırdı. Öğretmenimiz, Hokuba, O&#039;nu fark etti, ama Otonaşi ona konuşma hakkı verip vermemesini umursamıyordu bile. Öğretmen izin vermeden ayağa kalkıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“1-6 Sınıfındaki herkese bir şey yaptıracağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi şaşkın tepkilerimizi aldırmadan konuşmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beş dakikanızı alacak. O kadar zaman ayırabilirsiniz, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kimse cevap vermedi ama yine de tahtaya doğru ilerledi. Kayıtsız bir şekilde Hokuba&#039;yı dışarı yönlendirdi, ve sonra da kürsüdeki yerini aldı. Bu tamamen abes bir durum olmasına rağmen, O nasılsa bunu çok doğal bir şekilde yapıyordu. Sınıf arkadaşlarımın tepkisine bakılacak olursa, onlar da aynı şekilde düşünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf sessizlik içindeydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tahtada dururken, Otonaşi dümdüz ileri bakıp konuşmaya başladı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi benim için ‘belirli bir şey’ yazacaksınız.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kürsüden indi ve ön sıradaki öğrencilere kağıt verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O öğrenciler kendileri için birer kağıt ayırıp kalanını arkaya uzattılar, bütün sınıfa dağıtılması gereken bir ilanı dağıtırmış gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonunda ben de bir adet aldım. Her yanı 10cm olan sıradan bir kağıt.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bitirdiğinizde lütfen bana geri verin.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu ‘belirli bir şey’ ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kokone herkesin aklında olan soruyu sorduktan sonra, Otonaşi basit bir cevap verdi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İsmim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözle birlikte, az önce sessiz olan sınıfta bir anda gürültü kopmaya başladı. Makuldur, ben de anlamamıştım. İsmi mi? Herkes onun ismini biliyor. Daha bu sabah kendini “Aya Otonaşi” diye tanıtmamış mıydı? &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne kadar saçma!” diye bağırdı biri. Bunu Otonaşi&#039;ye diyebilecek tek bir kişi var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Daiya Oomine.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sınıf arkadaşlarımın hepsi durdu. Herkes Daiya’dan kötü bir düşman olacağını bilir.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“İsmin Aya Otonaşi. Neden bunu yazmamızı istiyorsun? İsmini ezberlememizi o kadar mı çok istiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Daiya’nın saldırgan konuşmasına rağmen sakin kaldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben ‘Aya Otonaşi’ yazardım. Ama bunu sana söyledim. Artık bir şey yazmama gerek yok, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, umurumda değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan bu kadar basit bir kabulu beklemiyordu, ve diyecek bir şeyi de kalmadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzıyla &#039;&#039;cık&#039;&#039;ladı, kağıdı gürültülü bir şekilde yırttı ve sınıfı terk etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu? Neden yazmaya başlamıyorsunuz?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Kimse yazmaya başlayamamıştı. Belli olmayabilir ama, herkes o ve onun davranışlarından şaşkına &lt;br /&gt;
dönmüştü. Daiya’ya karşı geldi. Daiya’nın sınıf arkadaşları olarak bunun ne kadar etkileyici olduğunu biliyorduk.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Herkes bir süre donakaldı. Ama birisinin kalem sesi sessizliği bozunca sınıf boyunca karalama sesi yankılanmaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Eminim kimse Otonaşi&#039;nin niyetini anlamamıştı. Ama önemli değil. Yazabileceğimiz tek bir şey var, sonuçta.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Aya Otonaşi’ ismi var sadece.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye ilk kağıdı veren kişi Haruaki&#039;ydi. O ayağa kalkar kalkmaz sınıf arkadaşlarımızdan bir kaçı onu izledi. Otonaşi Haruaki’nin kağıdını kabul ettiğinde ifadesi pek değişmedi.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Muhtemelen… yanlış cevaptı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haruaki.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O Mogi ile bir çift lafladıktan sonra yerine geçti, ve ona seslendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne oldu Hoşi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne yazdın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hm? Sadece ‘Aya Otonaşi’ yazabilirsin, öyle değil mi? Neredeyse son harfi yazmayı unutuyordum ama,” Haruaki bunu söylerken nedense biraz kederli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...yani, aynen, tek seçenek o sanırım…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu kadar tereddüt etme—yaz gitsin işte!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sence sırf ismini yazmamız için mi bu kadar uğraştı?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Durum öyleyse, neden bu kadar uğraştığını anlayamıyorum. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki hemen “Tabi ki anlamıyorsun,” diye yanıt vererek kuşkularımı doğruladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? Ama… sen ‘Aya Otonaşi’ yazdın, öyle değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Evet… dinle, Daiyan hafife alınmayacak derecede zeki, değil mi? Ama diğer yandan kişiliği de hafife alınmayacak derece berbat, her türlü!&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden konuyu değiştirdiğinden dolayı kafamı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ve o sadece ‘Aya Otonaşi’ yazacağını söyledi’. Başka yazacak bir şey aklına gelmedi. Tabi ki ben daha iyi bir şey bulamam. Demeye çalıştığım, farklı bir seçenek bulamıyoruz, o sebepten dolayı da başka bir şey yazamıyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aklına gelmeyen bir şey… yazamazsın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen öyle. Bu deney bize yönelik değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin dediğinin tam isabet olduğunu hissettim. Haklı olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani diğer bi deyişle, Otonaşi bunu sınıf arkadaşlarının çoğu için değil, &amp;lt;u&amp;gt;farklı bir şey düşünebilecek biri için yapıyor sadece.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki&#039;nin neden az önce o kadar kederli olduğunu anladım. Yani, ilk görüşte ona âşık olmuştu. İtirafı yarı şaka olabilirdi, ama başka itiraf ettiği kimseyi tanımıyorum. O yüzden esasında az çok içtendi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi hislerine karşılık vermedi. Varlığı görmezden geliniyordu… Aynı Daiya’nın söylediği gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Haruaki, kafan beklediğimden iyi basıyormuş.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle bir şey demene lüzum yoktu!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kaba iltifatımı mahcup bir gülümsemenin arkasına gizlemeye çalışırken, Haruaki buruk bir şekilde gülümseyerek tepki verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonra görüşürüz. Şimdi gitmezsem, üst sınıftakiler beni öldürür. Hayır, abartmıyorum!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ah, evet. Göreyim seni.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şöyle böyle olan beyzbol takımımız baya istekli gözüküyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önümde duran boş kağıda baktım. ‘Aya Otonaşi’ yazmak üzereyim, ama bir türlü kendimi bunu yazmaya getiremiyorum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;ye baktım. Ona verilen kağıtlara bakarken ifadesi hiç değişmedi. Muhtemelen hepsinin üstünde ‘Aya Otonaşi’ yazılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	&amp;lt;u&amp;gt;—Bir şey düşünmeyen biri &#039;bir şey&#039; yazamaz&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“——”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zaman ne yapmalıyım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her şeyden sonra, aklıma bir şey geliyor. Her nedense, alakasız ‘Maria’ ismi geldi aklıma.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben de bir hata olduğunun farkındayım. Her şey arasında ‘Maria’. Bu isim nereden geldiğine dair hiç bir fikrim yok. Üstelik bu isimle kağıdımı verirsem, bana ‘Benimle dalga mı geçiyorsun!’ gibi bir şeyler bağıracak.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama ya, şans eseri, bu aradığı cevapsa..?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ciddi bir oyalanmadan sonra, 10x10cm’lik kağıt parçasına yazmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Maria’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ayağı kalkıp Otonaşi&#039;ye doğru yürümeye başladım. Artık sıra yok. Görünen o ki son kalan kişi benim. Kağıdımı gergin bir şekilde uzattım. Otonaşi ses etmeden kabul etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sonra üstünde yazılana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve ifadesi değişti. Bariz bir şekilde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...He?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öğretmenimize veya Daiya’ya karşı durduğunda hiç rahatsız olmayan Otonaşi&#039;nin gözleri apaçıktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hahaha…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden kahkahalara boğuldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, demek ismimi hatırladın.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söyler söylemez pişman oldum. Çünkü kahkaha atmayı kesince bana baş düşmanıymışım gibi sert sert baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen..! Benimle dalga mı geçiyorsun?!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ancak telaşlı bir şekilde öfkesini bastırabilmişti, çünkü düşük, boğazdan gelen bir sesle konuştu. ‘Dalga geçme’ kısmını beklemiştim, ama sesindeki ton oldukça şaşırtıcıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Beni bütün gücüyle yakamdan tuttu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aa! Ö-Özür dilerim! S-Seninle dalga geçmek gibi bir niyetim yoktu…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani bana söylemeye çalıştığın şey böyle bir cevabı şaka olmadan yazabiliyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Ehm, yani. Sen… haklı olabilirsin. Belki de şaka yapıyordum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu son darbe olabilirdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yakamı bir an bile bırakmadan, beni okul binasının arkasına sürükledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi beni okul binasının duvarına doğru itti ve dik dik baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Plan yapmakta iyi değilim. Bunun farkındayım. O yüzden &#039;Suçlu, teslim ol!&#039; seviyesinde saçma bir planla çıkageldim. Hayır, buna plan bile denilemez. Ama buna rağmen… Nasıl bu tuzağa düştün!? Hem de bu ikinci defa yapışım! İlk sefer tamamen görmezden gelmiştin!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ellerini yakamdan çekmişti ama öfkeli bakışları o kadar baskılayıcıydı ki olduğum yerde kalmamda yeterdi.  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dudaklarını ısırırken bana dik dik bakmaya devam ediyordu, ve ardından iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hayır, böyle saçma bir yönteme en sonunda tepki aldığım için kontrolümü kaybettim. Ama bu &lt;br /&gt;
durumun iyiye doğru gittiği anlamına gelir, o yüzden mutlu olmalıyım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet, sanırım. Mutlu olmalısın! Hahaha.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi sahte gülüşüme tekrar dik dik baktı. En iyisi sessiz kalmalıydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Anlamıyorum. Esasında inatçılığım yüzünden artık pes ettiğini düşünmüştüm ama... bu vurdumduymaz, sakin suratın da neyin nesi!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Vurdumduymaz değilim, sadece ne hakkında konuştuğuna dair bir fikrim yok!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Beni 2,600 tekrar boyunca görmezden geldin. Bu sonsuz yinelenme ne kadar devam ederse etsin teslim olmayacağım. Ama ben bile yorgun hissediyorum. Senin de aynı şekilde hissetmen gerekir, öyleyse nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne… Ne dediğin hakkında zerre fikrim yok.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anlaşılan sonunda şaşkınlığımı anladı ve bana şüpheyle baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Acaba sen kendinin farkında değil misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Kendinin farkında mı? Nasıl yani?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Pekâlâ. Rol yapıyor olsan bile açıklamanın zararı yok. Hm, doğru. Bunu basitçe anlatmak &lt;br /&gt;
gerekirse—ben 2.601 defa ‘transfer’ oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yapabildiğim tek şey boş bir ifadeyle şaşırmak oldu. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer rol yapıyorsan gerçekten çok yeteneklisin. Ama gerçekten de ‘bilmiyorsan’, öyle boş bir &lt;br /&gt;
ifadeye sahip olman tabi doğal. Neyse. Sana bildiklerimi anlatacağım. Hım, evet—bugün Martın 2si, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafamı salladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bugünü,  2 Mart’ı,  2.601 defa tekrarladığımı söylemek daha kolay olur, ama o da tam doğru değil. O &lt;br /&gt;
yüzden &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, ama o da tam uygun değil.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haa…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ben Martın 2sine, sabah 06:27’ye tam  2.601 defa geri gönderildim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.....”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“‘Geri gönderildim’ benim açımdan doğru bir tabir, ama evrensel olarak doğru değil. O yüzden burada &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; tabirini kullanıyorum, çünkü gerçekte olana daha yakın—”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi ağzımın açıldığını gördü ve kafasını kaşımaya başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ahh, off! Sen ne kadar aptalsın! Saat 06:27 civarında herhangi bir şeyi onaylamıyorsan onu ‘geçersiz’ sayıyorsun, değil mi!” Siniri tepesinde isyan ederek bana bağırdı. Hayır, hayır… Benim durumumda herhangi biri onun mantık çerçevesini anlayamaz, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Tam olarak anlamadım, ama aynı günü defalarca tekrarlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu söylediğim anda &#039;o&#039; oldu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne? Nedir bu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Güçlü ve tuhaf bir hissin bana saldırdığı göğsümü bastırdım. Rahatsız hissediyorum… hayır, ‘rahatsız’ eksik kalır. Derin ve esrarengiz bir histi bu, sanki bütün memleketin aniden  başka bir memleketle yer değiştirmesi ama sadece senin fark etmen gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anılarım dönmüş değildi. Yeni bir şey hatırlamıyordum.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Ama nedense orada bir şey &#039;&#039;vardı&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi gerçeği söylüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sadece gerçeği.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sonunda anlıyor musun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...B-Bir saniye.”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
2 Mart’ı 2.601 defa yaşadı. Bu tek başına beni durdurmak için fazlaydı bile, ama Otonaşi&#039;nin belirttiği şey:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...&amp;lt;u&amp;gt;Bunun sorumlusu ben miyim?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet,” Otonaşi anında cevap verdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“N-Neden öyle bir şey yapayım ki?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sebeplerini ben nasıl anlayayım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bunu yapan ben değilim!”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Kendinin bile farkında olmadan bunu nasıl söyleyebiliyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Neden ben?’ diye sormak üzereydim, ama göze çarpmam için bir sebep olduğunun farkına vardım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kağıt parçasının üstüne ben ‘Maria’ yazmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aynen şimdiye kadar olan tekrarlardan haberin olmadığı gibi, bu duruma sokulan kişilerden  ‘geçersiz’ ilan edilenlerin tekrarları hatırlamalarına imkan yok. Başka bir deyişle: benim dışımda, sadece bu durumun sorumlusu daha önce bahsettiğim ‘Maria’ ismini yazabilmeli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu defa bu ismi hatırladım. ‘Maria’ gibi bir ismin birden aklıma gelmesi benim gibi biri için olanaksız olduğunu kabul etmeliyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkili olduğunu bilmiyorum ama, sürekli insanların hatıralarında göze batacak şekilde davranmaya çalıştım. ‘Geçersiz’ ilan edilen tekrarları hatırlayan zanlının hata yapmasını bekliyordum. Gerçi, bu taktikten çok beklentim yoktu…”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“...Ne zaman benim hakkımda şüphelenmeye başladın? Yani, özellikle bana bu ismi -’Maria’ ismini- bana daha önceki bir tekrarda bahsetmiş olmalısın, değil mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Aslında, oldukça zararsız görünüyordun, o yüzden özellikle senden şüphem yoktu.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O zaman..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh, tabi herkese tek tek bu ismi söyleyerek denedim. Sonuçta, zamanım sınırsız.”&lt;br /&gt;
	Zamanı sınırsızdı.&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
Otonaşi&#039;nin geçirdiği zaman... O kadar uzun bir zaman ki, “sınırsız” kelimesi artık mecazi olmuyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anladım. Zamanı hemen hemen sınırsız, o yüzden sınıftaki herkesin ismini yazması gibi gelişigüzel bir plan yaptı—birisinin ‘Maria’ yazması ümidiyle. Gerçekten başarma olasılığı olmasa bile. En iyi planları 2.601 okul transfer’inden uzun zaman önce tükenmişti, o yüzden bu, aklına yeni bir plan gelene kadar vakit geçirmek içindi. Akli dengesini yitirmemek için ümidi olmayan bir plan denemek hiç bir şey yapmamaktan daha iyiydi. Sonuçta, bu ‘Okul Transferlerinde’ geçirdiği süre sonsuza dek sürebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden Otonaşi bu aldatmacaya kandığım için bu kadar kızdı. Ne kadar denersen dene, bir rol yapma oyunundaki&amp;lt;ref name=&amp;quot;RPG&amp;quot;&amp;gt; https://tr.wikipedia.org/wiki/Rol_yapma_oyunu&amp;lt;/ref&amp;gt;düşmanı yenememen gibi. O yüzden çaresizce çalışır ve seviye atlarsın - ama esasında, kolaylıkla bulabileceğin bir eşya ile onu kolaylıkla yenebilirsin. Sonunda amacına ulaşmış olursun, ama o kadar zamanı ve çabayı boşa harcadığın için kötü hissedersin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neyse, bu boş konuşmayı kısa keselim. Sonuçta, hiç bir şey çözülmedi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle mi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki. Durum sana çözülmüş gibi geliyor mu? Bu bitmek bilmeyen kabus, Reddeden Sınıf, sana bitmiş &lt;br /&gt;
gibi gözüküyor mu?&amp;quot;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıf mı? Sürekli tekrarlayan kabusuna verdiği isim bu heralde.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, beni rahatsız eden bir nokta var.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yani, ‘Maria’ yazdım diye bana zanlı gibi davranmanı anlıyorum ama dinle, başta sen niye Reddeden Sınıf’tan etkilenmiyorsun?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Etkilenmiyor değilim; hatta Reddeden Sınıf&#039;tan herhangi birisi kadar etkileniyorum. Teslim olup anılarımı saklamaya çalışmasam ‘Sınıf’ beni çoktan ele geçirirdi. Bu sonsuz tekrar içerisinde anlamsızca yaşardım. Teslim olmak kafanda dengede tuttuğun bir bardak suyu dökmek kadar kolay olurdu. Senin reddettiğin bu tek günü sonsuza dek yaşardık.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Eğer sen unutursan, bunların hepsi olur mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Düşün biraz. Bu tekrarı başka fark edebilecek biri var mı? Sonuçta, bunu yaratan sen bile tekrarların farkında değildin...”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...haklı olabilir. Sonuçta, bu günü 2.601 defa tekrarladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hatırlama çabalarımı terk etmek benim için son derece daha kolay olurdu. Ama bu kesinlikle asla olmayacak.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...asla?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Evet, asla. Teslim olmamın imkanı yok. Bu günü 2.000 defa, 20.000 defa, veya bir milyar defa tekrarlamak zorunda olsam bile umurumda değil.  Bu tekrarların üstünden gelip amacıma ulaşacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	2.000 defa... Günlük hayatımızda sık sık ‘2.000’ sayısına birim olarak karşı karşıya geliriz. Ama parça parça toplamamız gerekse… örneğin, bir senede 365 gün var, 1.825 gün beş yıla eşit… ve bu hâlâ 2.000 günden daha az bir değer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi Reddeden Sınıf içerisinde 5 yıldan daha fazla vakit geçirmiş olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Bu Reddeden Sınıfı niye yarattığının da mı farkında değilsin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He? ...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, anladım. Bu soruyu cevaplamamak için anlamamazlıktan geldiğini varsayarsak, bunda bir anlam olduğu kesin. Öyleyse rol yapma yeteneğin çok sağlam.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“R-Rol yapmıyorum!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Peki, o zaman sana şunu soracağım—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi hafifçe gülümsedi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino, sen— O’nunla tanıştın, değil mi?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
—Kim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...Nedense, şu an kendime sorduğum soru o değil. Kiminle tanıştım? Bilmiyorum. Hatırlayamıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yine de, anlıyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ‘*’ ile tanışmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne zaman? Nerede? Tabi ki öyle bir şeyi bilemezdim. Bunlar anılarımın bir parçası değildi. Ama buna rağmen, &amp;lt;u&amp;gt;onunla tanıştığımı hissedebiliyordum.&amp;lt;/u&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hatırlamaya çalışıyorum, ama bu bilgi engellenmişti, sanki yüksek hız ile bir duvar bu bilginin önüne örülmüş ve &amp;quot;Dikkat! Giriş izniniz yok. Sadece izinli kişiler girebilir...&amp;quot; diyerek  erişimimi engelliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Haha, demek ki tanışmışsın,” diye kıkırdadı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi artık emindi. Ben de artık emindim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben, Kazuki Hoşino, bu durumun oluşmasının sorumlusuydum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O&#039;nu sana vermiş olmalı. Tek bir &#039;&#039;dileğini&#039;&#039; gerçekleştiren  &#039;&#039;kutuyu&#039;&#039;.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden bire kutu kelimesini kullanmaya başladı. Söylediklerine bakılırsa, Reddeden Sınıfı oluşturan araç bu kutuydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ah, evet, sana amacımı henüz söylemedim,” Otonaşi kıkırdayarak söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benim amacım—kutuyu elde etmek.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunun ardından yüzündeki gülümseme iz bırakmadan kayboldu. Kutuya sahip olduğumdan emin olan Otonaşi bana dudağını büküp bir komut verdi:&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Şimdi kutuyu bana ver.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kutunun sahibi kesinlikle benim.&amp;lt;!--Kutuya kesinlikle benim yerine sahip kelimesi daha mı iyi gider? Guh..--&amp;gt; Başka bir seçenek yok, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama herhangi bir dileği yerine getiren bu kutuyu ona vermek gerçekten olur mu?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yani, Otonaşi bu kutuyu elde etmek için 2,601 tekrara katlandı. Bu kadar büyük bir çabayı sarf edecek kadar önemli bir dileği var. Kendi dileğinin yerine gelmesini istiyor; kutumu çalıp benim dileğimi hafife alma adına bile.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Otonaşi anormal denilebilecek bir azimle hareket ediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Evet, bu anormaldi. Aya Otonaşi anormal birisiydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Nasıl yapacağımı bilmiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Yalan söylemiyordum. Ama biraz da direnç göstermeye çalışıyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım. Yani nasıl yapacağını çözünce bana verecek misin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Şey…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Nasıl bırakacağını unutmak sıradan bir durum. Ama tamamen unutmadın; bir yerlerinde, &lt;br /&gt;
derinlerinde, bunu nasıl yapabileceğini hala hatırlıyorsun. Asla bisiklet sürmeyi unutamayacağın gibi: başkalarına nasıl sürüldüğünü öğretemeyebilirsin, ama içgüdüsel olarak nasıl yapacağını biliyorsun. Bunu kelimelere dökemediğin için afallıyorsun sadece.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...kutuyu çıkarmadan Reddeden Sınıfı sonlandırmanın yolu yok mu?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi bana soğuk bir bakış attı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bana vermeyi planlamıyorsun. Söylemek istediğin bu mu?”&lt;br /&gt;
	&lt;br /&gt;
“Ö-Öyle değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bariz telaşımı anlayınca, Otonaşi sessiz bir iç çekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bakalım. Eğer kutuyla birlikte &#039;&#039;sahibini&#039;&#039; kırsak Reddeden Sınıf da sonlanır herhalde.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sahibiyle birlikte kırmak mı..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘Sahip’, büyük ihtimalle kutuyu elinde tutan kişi demek oluyordu—diğer bir deyişle, ben. Benimle birlikte kırmak mı? Kısaca—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi duygularını bastırıp soğukkanlı bir şekilde şunu söyledi:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Reddeden Sınıf sen ölürsen sonlanır.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;p style=&amp;quot;font-size:2em; text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;✵&amp;lt;/p&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu  ‘*****’ hazırlamak için yeterli bir sebep mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerekiyorsa bunu bana da yapmayı düşündüğünü mü söylemeye çalışıyorsun? O zaman, lütfen çabuk yap; katlanması daha kolay olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	3 Mart sabahı. Yağmurlu, göz gözü görmeyen bir kavşakta...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Şemsiyemi bir kenara attım ve ‘*****’&#039;e baktım. Başka bir şey pek kayda geçmiyordu. Ne duvara &lt;br /&gt;
çarpan kamyonu, ne de orada öyle duran Otonaşi&#039;yi, ikisini de beynim kayda almıyordu. Kırmızı bir sıvı &lt;br /&gt;
sürekli akıyordu; o kadar çok vardı ki yağmur bile izini silmede yetersizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kafasının yarısı eksik, bir ces**. Bey**’i her yere sıçramış... ***et. Ceset. Ceset. CESet. &lt;br /&gt;
CesetCesetCESET. cesET. CesetcesetCESET. Ceset. Ceset. Ceset!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haruaki’nin ‘Cesedi’.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—ah”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gözlerimin önündekini sonunda fark edince kusmaya başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aya Otonaşi’ye baktım. O da bana ifadesiz bir şekilde bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“......Haruaki”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama merak etme, Haruaki!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Biliyorsun, bunların hepsi zaten silinecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Burada olanlar ‘geçersiz’ ilan edilecekti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...He? Acaba…&lt;br /&gt;
	Reddeden Sınıfı dilememin sebebi bu olabilir mi..? Böyle bir durumu reddettiğim için mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;references/&amp;gt;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 8946. Defa|8946. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 2602. Defa|2602. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=504920</id>
		<title>Utsuro no Hako - Türkçe:1. Cilt 27754. Defa(2)</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://www.baka-tsuki.org/project/index.php?title=Utsuro_no_Hako_-_T%C3%BCrk%C3%A7e:1._Cilt_27754._Defa(2)&amp;diff=504920"/>
		<updated>2016-10-22T02:29:32Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Yorozuya Yon-chan: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt; Otonaşi ile olan ilişkimin tamamen bitmesi üzerine birden Kokone’den arama gelince yoruldum muhtemelen. ...Esasında sadece mazeret uyduruyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tamamen unutmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu kavşakta kesinlikle bir kaza olacak.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben güvendeyim. Kavşağa yaklaşınca içgüdüsel olarak hatırladım, orada bir defasında ölmekten yaşadığım muazzam şoku. O yüzden kendi emniyetimi sağlayabilmekte sıkıntı yaşamam.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu kabul edilebilir bir durum değil. Sonuçta, bu demek oluyor ki başka biri bu kaçınılmaz kazada ezilecek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Unutmuştum. Ve bu yüzden, o kişiyi kurtarmak için çok geç kalmıştım. Birinin ezileceğini bilmeme rağmen, durdurmadım. ‘Çünkü unutmuştum’ demek bir mazeret olarak sayılamazdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat biriyim. &amp;lt;u&amp;gt;Sanki o kişiyi kendim öldürmüştüm&amp;lt;/u&amp;gt;.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kasumi Mogi oradaydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sevdiğim kız oradaydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her zamanki gibi, kamyon aşırı bir hızla ona doğru ilerliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Durduğum yerden onu kurtaramıyorum. Ne kadar umarsızca onu kurtarmaya çalışsam da, bu kadar uzaklıktan kurtarabilmemin imkanı yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kanlar içinde kalacaktı. Sevdiğim kız kanlar içinde kalacaktı. Sevdiğim kız benim yüzümden kanlar içinde kalacaktı. Sevdiğim kız tekrar tekrar kanlar içerisinde kalıyor, ve bu tekrar tekrar benim yüzümdendi, çünkü tekrar tekrar gözardı ediyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“U-UAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAH!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kamyona doğru koştum. Mogi&#039;yi kurtarmak için mi koşmuştum? Hayır. Kesinlikle hayır. Suçluluk duygularıma katlanamıyordum ve bir şey yapmışım gibi hissetmek istiyordum. Bu sadece kendimi tatmin etmek içindi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Berbat. Ben ne kadar berbat biriyim öyle?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve ardından gördüm.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“He…?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kurtarılma şansı olmadığını düşündüğüm kız itilerek kurtulmuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ben yapmamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ona zamanında yetişmek için fazla uzaktaydım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyleyse, onu kurtarabilecek tek bir kişi vardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Anılarımı terk edip onu unutmuşum gibi davrandığım zaman bile savaşmaya devam eden kız.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini kurtarmaya zamanı kalmamasına rağmen.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama yine de, o—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Aya Otonaşi ortaya atıldı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ah, doğru. Hatırladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sahneye sayısız defa şahit olmuştum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunların hepsi zaten tekrarlanacak. Birini kurtardığı gerçeği bile. Geriye tek kalacak şey, ölürken çektiği azabın anısıydı. Ölümle karşılaşmanın korkusu. Bu tecrübeyi tekrar yaşayacağını bilmekten kaynaklanan keder.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama buna rağmen, Aya Otonaşi kamyonun önüne atıldı. Başka birini ezilmekten kurtarmak için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tekrar tekrar. Binlerce defa.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Nasıl unutmuş olabilirdim?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Şiddetli bir çarpma sesi vardı, ama kamyon duvarın içinden devasa bir gürültüyle kırarak geçti. Sesten hala kulaklarım çınlarken bir şekilde Otonaşi&#039;ye yaklaştım. Mogi yanında uzanıyordu, tamamen donuk bir vaziyette. Anlaşılan çok büyük bir şok yaşamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı ters yönde bükülmüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kan ter ile kaplıydı, ama öyle bir kararlılıkla konuşuyordu ki sanki hiç yaralanmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Geçen sefer, seni öldürdüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun için konuşmak ızdıraplı olmalıydı, ama sesi çok netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Her şeyin &#039;&#039;sahibi&#039;&#039; öldürünce biteceğini düşünmüştüm. Yapmak istemedim. Ama zamanında Reddeden Sınıf’tan kurtulmanın tek yolun o olduğunu inanıyordum. İnsanlığımdan vazgeçmeye hazırdım. Kabul etmek istemiyorum, ama o dönemde benim için bir mahsuru yoktu. Reddeden Sınıf’tan kurtulduğumda utancımın da sıfırlanıp yok olacağını düşünmüştüm.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;nin bu tekrarın başında niye her şeyi unutmuş numarası yaptığını sonunda anlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini affedememişti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kazada öldüğümde ölümüme kayıtsız kaldığı için.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O kadar pişmandı ki Reddeden Sınıf’tan kaçmaktan, ve o kadar peşinde olduğu kutudan vazgeçmek üzereydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	‘O zaman neden beni öldürdün?!!’&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu sözlere itiraz edemediği için çok pişmandı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ben ne kadar acımasızdım?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve o sözler doğru bile değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Geçen sefer, Mogi&#039;yi kurtarmak için ortaya atılmıştım ve kazada ölmüştüm. Bunun Otonaşi&#039;nin suçu olduğunu zannetmiştim, &lt;br /&gt;
Mogi&#039;nin ölümünün sebebini hep Otonaşi&#039;nin yüzünden olduğunu zannettiğim gibi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Önyargılı görüşlerim yüzümden, ‘Beni öldürdün’ gibi bir söz söyledim. Bu yanlış anlaşılmayı cinayet fikrini reddettiği an fark &lt;br /&gt;
etmeliydim. İşin aslı, beni sadece kurtaramamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, bu kaza hep meydana geliyordu. Biri kesinlikle eziliyordu. O sefer benim ölmem sadece tesadüftü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hımf, kendi aptallığıma sadece gülebiliyorum. Suçluluk sırf unutarak kaybolan bir şey değil ki. Bu da yetmezmiş gibi, Reddeden &lt;br /&gt;
Sınıf sonlanmadı ve ben çaptan epeyce düştüm. Buna katlanmak zorundayım. ‘İlahi adalet’ sözünün daha uygun olabileceği bir durum hayal &lt;br /&gt;
edemiyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunları söylerken, Otonaşi kan öksürmeye başladı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Otonaşi, canın yanıyorsa konuşma…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Konuşmak için bir daha ne zaman fırsatımız olacak? Bu kadar acıya alışmıştım çoktan. Bu hiçbir şey değil. Bu sadece anlık &lt;br /&gt;
bir acı, o yüzden yavaş yavaş seni içten çökerten bir hastalığa kapılmaktan çok daha iyi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Öyle bir duruma “çoktan alışmak” gibi bir şey söz konusu olamaz!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne anılarımı kaybettim, ne de Reddeden Sınıf’tan kurtulabildim. Haha… Muhtemelen bilincimin derinliklerinde bunu biliyordum… &lt;br /&gt;
Reddeden Sınıf’tan ayrılamayacağımı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...neden?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Çok basit. Azmim beni o kadar kolay serbest bırakmaz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi ileri geri sallanırken ayağa kalktı. Uzanık kalabilirdi, ama muhtemelen ona tepeden bakmama dayanamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Sol bacağı mahvolmuştu. Otonaşi şiddetle öksürdü ve ağzından kanlar fırladı. Ama buna rağmen duvardan destek alarak kalktı ve bana baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Muhtemelen Otonaşi ayağa kalktığından dolayı, Mogi ifadesizce donakalmış halinden kurtuldu ve hareket etmeye başladı. Ardından bana ürkek ürkek baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“İyi misin, Mogi?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“.......!!” ağzından geciken bir çığlık kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“S-Siz ne hakkında konuşuyordunuz… az önce..? Mmm, sırf az önce de değil, dünden beri.. siz ikiniz neyin nesisiniz?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...ne? Kime o gözlerle bakıyordun öyle? O korku dolu gözlerle kime bakıyordun sen?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...biliyordum. Bana doğru bakıyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Her nedense, onu yalnız bırakamadım. Düşünmeden, Mogi&#039;nin yanağına dokunmaya uzandım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“D-Dokunma bana!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Aah.. haklısın. Ben ne yapıyordum? Onu ürküten kişi ben olduğum halde, niye ona doğru uzanıyordum ki? Onu sakinleştireceğini mi &lt;br /&gt;
düşünmüştüm? Bir anlığına bile olsa, nasıl onu sakinleştirebileceğimi düşünmüş olabilirdim?.. Bunu yapabilmemin imkanı yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Sen… neyin nesisin..?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dişimi sıktım. Ona hiçbir şey anlatamazdım. O yüzden, onun bakışına dayanmaktan başka çarem yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bütün durumu şu an burada anlatmayı çok isterdim. Belki anlayabilirdi de.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama—öyle yapmamalıyım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne de olsa savaşmam lazımdı. Reddeden Sınıf’la savaşmam lazımdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve o savaş uğruna Reddeden Sınıf’ın ürettiği sahte günlük hayatı reddetmem gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O zamanda, Otonaşi&#039;nin elini tuttuğumda bu karara varmıştım. O yüzden reddediyordum. Mogi&#039;nin bana gösterdiği gülümsemeyi, &lt;br /&gt;
kızaran yüzünü, kucağında uyumama izin vermesi—hepsini reddettim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	 Mogi, ben sessiz kalmakta direnince olan biteni anlamaya çalışmaktan vazgeçti, ve ürkekçe ayağa kalktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Titreyen bacaklarla geriye doğru sendeledi, gözleriyle onun peşinden gitmememiz için yalvardı, ve kaçtı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Mogi kaçarken onu izledim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ve gözlerimin başka yere bakmadığına emin oldum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çünkü bunun arzu ettiğim sonuç olması gerekiyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Artık ne kadar kararlı olduğunu anlıyorum,” dedi Otonaşi, Mogi ile olan etkileşimimden sonra. Hala duvara yaslanıyordu. &lt;br /&gt;
“O yüzden, ben de karar verdim. Kutu elde etmeye çalışmaktan vazgeçeceğim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu beni rahatsız etmişti. Bu beni kesinlikle rahatsız etmişti. Otonaşi&#039;nin gücüne ihtiyacım vardı. Düşünmeden, onu durdurmak &lt;br /&gt;
için ağzımı açmıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Tam da bunu yapmak üzereyken…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“—Bu yüzden, sana yardımda bulunacağım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“...he?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bunu beklemiyordum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bana yardımda mı bulunmak? Aya Otonaşi bana yardımda mı bulunacaktı?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Neden gerizekalı gibi bana aval aval bakıyorsun? Az önce sana yardımda bulunacağımı söyledim. Sağır mısın?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu, güneşin batı’dan doğup doğuda batması kadar imkansızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Yolumu kaybettim. Eleştirilerin tam isabetti—seni öldürerek, ben insan-altı varlık oldum. Hayır, daha da kötüsü. Kendi &lt;br /&gt;
korkaklığını kabul etmek istemediği için amacından vazgeçip kaçan biriyim. Diğer bir deyişle, Reddeden Sınıf’a teslim oldum. Ve sadece bir &lt;br /&gt;
kutuya kaybeden birisinin yapabileceği bir şey olmadığına kendi kendimi inandırıp kaçmaya devam ettim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kendini aşağılamasına rağmen, gözlerinde hala bir ateş vardı. Esasında biraz rahatlamıştım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ama tereddüt etmek için hiçbir sebep yok. Kesinlikle utanılacak bir şey yaptım, ama yelkenleri suya indirmem için bir sebep &lt;br /&gt;
değil. Boş boş pişmanlıklardan hiçbir şey gelmez. Bundan dolayı artık kaçmayacağım. O yüzden—”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ağzını kapatmıştı, cümlesini bitirmeye isteksizdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama ona sert sert baktığım için, ağzını açtı ve şunu söyledi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“O yüzden lütfen—beni affet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Haa, anladım. Demek istediği buydu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip konuşma bana bir özür olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Onun yalvarışı tamamen anlamsızdı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Seni affedemem.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu açık sözlü kelimelerimi duyduktan sonra, Otonaşi bir anlığına şaşırmıştı, ama ciddi suratı hemen geri dönmüştü.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Anladım… öldürülmek kesinlikle affedemeyeceğin bir şey. Anlıyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Öyle değil.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşlarını çattı, kelimelerimin ne anlama geldiğini anlayamamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Demeye calıştığım şey… &amp;lt;u&amp;gt;zaten affedilecek ne var ki?&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru. Onu affetmek istemiyor değildim. Sadece onu affedemem. Çünkü affedilecek hiçbir şey yoktu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Hoşino, sen ne diyorsun? Ben…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Sen beni öldürdün mü?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...Evet.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Benimle dalga mı geçiyorsun?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Birden gülümsemeye başladım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“&amp;lt;u&amp;gt;Ben buradayım!&amp;lt;/u&amp;gt;”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Doğru ya. Bu açık ve netti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben tam buradayım, Otonaşi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ne kadar sorumluluk hissetse de, geri alınamayacak bir şey yapmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Neden bu kadar sorumluluk hissettiğini anlamıyordum zaten. Ne de olsa Reddeden Sınıf’ın yaratıcısı değildi. Otonaşi sadece &lt;br /&gt;
işin içine karışmıştı—&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—hayır, bu doğru değildi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sadece bir kurban değildi. Hepimizin kişiliğini çözen ve davranışlarımıza bağlı olarak nasıl hareketlerde &lt;br /&gt;
bulunacağımızı bilen bir hükümdardı. Belirli bir yerine taş atınca suyun nasıl dalgalanacağını bilen biriydi. En az Reddeden Sınıf’ın &lt;br /&gt;
yaratıcısına eş değer güce sahip bir hükümdardı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama bu güç yüzünden, olan bitenden kendini sorumlu tutuyordu. Çünkü düzgün davranırsa kötü şeylerin önleneceğini düşünüyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	O yüzden birisinin ölümüne mani olmadığı, ve olamadığı için, kendini katil gibi hissediyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Ama Otonaşi kendisi demişti. Reddeden Sınıf içerisinde ölümler sadece bir gösteriydi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Gerçekten benim umurumda değil. Ama ısrar ediyorsan, sihirli bir kelime kullanmaya ne dersin?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi kaşları çatık donakaldı. Birkaç saniyeden sonra tekrar hareket etmeye başladı ve aşağı baktı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıh…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Omuzları titredi. He? Ne? Bu ne demekti? Endişelendim ve ona gözümün ucuyla baktım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hıhı… Haha… HAHAHAHAHAHAHA!!”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	—Gülüyordu! Hatta kahkaha atıyordu!!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“H-hey! Neden gülüyorsun? Özür dilerim, ama anlayamıyorum!?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	İtirazlarıma rağmen, Otonaşi bir süre kahkaha atmaya devam etti.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Off… bu da neyin nesiydi böyle? ‘Havalı’ bir şey dediğimden emindim, ama anlaşılan işin sonunda sözlerim sadece gülünecek bir &lt;br /&gt;
şeydi…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi sonunda gülmemeye başlamıştı, her zamanki cesur ifadesi geri gelmişti ve dudağını bükerek benimle konuştu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ben 27,754 &#039;&#039;okul transferi&#039;&#039; yaşadım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“...bunu iyi biliyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Davranışlarına göre alacağın hareketlerin şimdiye kadar hepsini çözdüğümden emindim. Ama şu anki ifadeni hiç öngöremedim. Sonsuz can sıkıntısına alışık birisi için bunun ne kadar komik olduğunu hayal edebilir misin?” dedi, oldukça memnun gözükerek.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hala onun niyetini anlayamamıştım ve başımı yana eğdim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hoşino. Sen gerçekten çok komiksin. Daha önceden senin gibi biriyle asla tanışmamıştım. İlk bakışta hiçbir özel inancı olmayan &lt;br /&gt;
sıradan bir insana benziyorsun, ama esasında günlük hayatına senden daha bağımlı kimse yok. Tam bu sebepten dolayı bu sahte günlük hayatı &lt;br /&gt;
gerçeğinden benden bile daha iyi ayırt edebiliyorsun.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;den bile daha iyi mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu doğru değil. Hiç de ayırt edemiyorum. Ne de olsa, geri alınacağını bilmeme rağmen, kaza olduğunda kalbim sıkışıyor…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Tabi ki de. Onun özelliğinle hiçbir alakası yok. Örneğin, bir film izlediğinde veya kitap okuduğunda, karakterler talihsizlik &lt;br /&gt;
yaşadığında, sen de rahatsız oluyorsun, değil mi? Burada da aynı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Gerçekten öyle miydi acaba?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“—Hoşino.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ne?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Çok aniydi, ne için özür dilediğini anlayamamıştım. Ne olduğunu anlamadan, yüzündeki memnuniyetin izi kalmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Hakikaten, kendi güçsüzlüğümden utanıyorum. Özür dilerim.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ö-Önemli değil…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Benden üstün olduğu belli olan birinin benden samimi bir şekilde özür dilemesi beni rahatsız eder. Sanki beni eleştiriyormuş gibi &lt;br /&gt;
bocaladım. Gerçekten acınası biriyim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Bu sadece basit bir özürdü, ama bu senin için yeterli, değil mi? Sadece seni ve niyetini anlayıp, seni yönlendirmeye devam etmem &lt;br /&gt;
gerekiyor. Benden arzu ettiğin şey bu, değil mi?&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“E-Evet…”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Özür dilemek, he? Kesinlikle şart, ama sanki bunu senelerdir yapmıyormuşum gibi hissediyorum.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	...eminim gerçekten de yapmamıştı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Pekâlâ, vakit geldi.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Vakit?”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“27,754. &#039;&#039;okul transferin&#039;&#039; sonu için. Ve 27,755. başlangıcı.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	“Ha, anladım.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Bu garip fenomeni şaşırtıcı bir sakinlikle kabullendim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Etrafa baktığımda insanların kazadan dolayı biriktiğini gördüm. Aralarında bir çoğunun üstünde tanıdık üniformalar vardı. Kokone &lt;br /&gt;
de bulunuyordu kalabalıkta ve bizi izliyordu. Otonaşi ile herkesi görmezden gelip konuşuyordum. Yani, Mogi&#039;nin niye o kadar &lt;br /&gt;
korktuğunu anlayabiliyordum. Kanlar içersinde kalmış bir Otonaşi ile sıradan bir muhabbet etmem oldukça rahatsız edici olmalıydı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Otonaşi&#039;ye elimi uzattım.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Hiç tereddüt etmeden, bu eli tuttu; başka birinin reddettiği bu eli.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Kalbim aşırı bir güç tarafından sıkışmaya başladı, sanki mengene içinde eziliyordu. Gökyüzü kitap gibi kapanmaya başladı. Kapanmasına rağmen, dünyanın büründüğü renk—beyazdı. Beyaz. Beyaz. Zemin sarsılmaya başlamıştı, tadı nedense şekerli geliyordu—tadını ise dilimle değilde, derim ile alıyordum. Kötü bir his değildi, ama tiksindiriciydi. Sonunda, anladım ki bu olay 27,754. tekrarın sonunu işaretliyordu.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
	Dört bir yanımız yumuşak, tatlı, ve bembeyaz keder ile sarılı.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;noinclude&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| border=&amp;quot;1&amp;quot; cellpadding=&amp;quot;5&amp;quot; cellspacing=&amp;quot;0&amp;quot; style=&amp;quot;margin: 1em 1em 1em 0; background: #f9f9f9; border: 1px #aaaaaa solid; padding: 0.2em; border-collapse: collapse;&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| Geri Git - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 3087. Defa|3,087. Defa]]&lt;br /&gt;
| Geri Dön - [[Utsuro no Hako to Zero no Maria (Türkçe)|Ana Sayfa (Main Page)]]&lt;br /&gt;
| Devam Et - [[Utsuro_no_Hako - Türkçe:1. Cilt 0. Defa|0. Defa]]&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/noinclude&amp;gt;&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Yorozuya Yon-chan</name></author>
	</entry>
</feed>